Etiket: Kafein

  • Yüksek miktarda kafein ölümüne neden oldu

    Amerika birleşik Devletlerinde 16 yaşında bir genç, yüksek miktarda kafein içtiği için hayatın kaybetti.

    ABD’nin Güney Karolina eyaletinde Davis Cripe adlı bir genç, yaklaşık 2 saat içinde 3 kez kafeinli içecek içtiği için hayatını kaybetti. Asitli içecek, kahve ve enerji içeceğini 2 saat içinde art arda içen 16 yaşındaki gencin hiçbir sağlık sorunu olmamasına rağmen aşırı kafeinden dolayı kalbi durdu. Gencin babası, oğlunun ölümünden dolayı çok üzgün olduğunu ifade ederek “Çocuklarınıza enerji içeceklerinin tehlikeli olduğunu anlatın” sözleriyle aileleri uyardı.

    Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı tarafından yapılan açıklamaya göre günlük kafein limiti 400 miligramı aşmamalı. Öte yandan, uzmanlar ve bilim insanları günde dört bardaktan fazla kahve içmenin sağlıklı insanlar için bile tehlikeli olabileceğini belirtiyor.

  • Emziren anneler kafein içeren besinlere dikkat

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, emziren anneleri kafein içeren besinler konusunda uyardı.

    Anneliğin her bayan için kuşkusuz ki tarifi mümkün olmayan harika bir duygu olduğunu dile getiren Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Ancak doğum sonrası annelerde ve bebeklerde görülen gaz şikayetleri sıkıntılara yol açabilmektedir. Özellikle bebeklerde doğumdan iki hafta sonra başlayan ve dördüncü aya kadar devam eden gaz sancıları “infantil kolik “ olarak adlandırılır” dedi.

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, gaz problemi yaşanmaması için alınabilecek bazı önlemleri şöyle sıraladı;

    “Emziren anneler kuru fasulye ,karnabahar, lahana, soğan, portakal, limon, greyfurt gibi gaz yapan besinleri tüketmekten kaçınmalıdır.

    Çay, kahve, çikolata gibi kafein içeren besinler gaz yapıcı özelliğe sahiptir. Bunun yanı sıra bebekte uykusuzluğa ve huzursuzluğa neden olabilir.

    Süt, yoğurt, peynir gibi inek sütünden elde edilen besinler gaz problemi yapabilir. Emziren anneler bu besinleri deneyerek beslenme programına eklemelidir.

    Gaz problemi çok fazla oluyorsa çiğ olarak sebze ya da meyve tüketilmemelidir. Pişmiş meyve kompostoları ve haşlanmış sebzeler tercih edilmelidir.

    Papatya, rezene, meyan kökü, güvercin otu, oğulotu, nane gibi bitkilerin çayları ve baharatlardan kimyon gaz problemi için çözüm yolu olabilir.

    Emziren anneler emzirme sırasında göğüs değiştirmeden önce bebeğin gazını çıkarmalıdır.

    Gaz yapmaması için, kuru baklagiller önce haşlanıp suyu dökülmeli ve sonra pişirilmelidir.

    Mutlaka taze sıkılmış meyve suları tüketilmelidir.Gazlı içecekler ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır.

    Doktora danışmadan asla ilaç kullanılmamalıdır.”

  • “Aşırı alkol ve kafein tüketimi Osteoporoz riskini arttırıyor”

    Aşırı alkol ve kafein tüketiminin Osteoporoz riskini artırdığı belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Medicalpark Trabzon Yıldızlı Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yard. Doç. Dr. Özgür Özdemir, Osteoporoz’un daha çok kadınların maruz kaldığı bir hastalık olarak bilinse de erkekleri de etkileyen önemli bir sağlık problemi olduğunu söyledi.

    “Osteoporoz, vücudumuzdaki kemiklerin mineral (kalsiyum) içeriğinin azalması sonucu sertliklerinin azalıp, kemiklerin zayıflaması ve süngerimsi hal alması ile kolayca kırılabilir duruma gelmesi olarak tanımlanır” diyen Özdemir “Osteoporoz, tüm iskeletimizi etkileyen sistematik bir hastalıktır. Osteoporoz ortalama yaşam süresinin uzaması ile günümüz de en sık görülen hastalıklardan biri haline geldi. Osteoporoz, daha çok kadınların maruz kaldığı bir hastalık olarak bilinse de erkekleri de etkileyen önemli bir sağlık problemidir. Kemikler, yapım ve yıkım faaliyetleri ile sürekli kendini yenileyen dokulardır. Yaş ilerledikçe kemik yıkımı kemik yapımından daha fazla olur ve kemik kütlesi azalır. Kadınlarda östrojen hormonu kemik yıkımını önlemektedir. Menopoz ile birlikte bu hormon azaldığından kemik yıkımı artar ve böylece menopoz sonrası kemik kitlesi azalır” dedi.

    “Güneş ışınlarına yeteri kadar maruz kalamama kemik kitlesinde azalmaya neden olur”

    Yeterli kalsiyum alamama ve güneş ışınlarına yeteri kadar maruz kalamamanın kemik kitlesinde azalmaya neden olacağını kaydeden Özdemir, “Çocuk ve genç erişkinlerde ise yeterli kalsiyum alamama ve güneş ışınlarına yeteri kadar maruz kalamama kemik kitlesinde azalmaya neden olur. Ayrıca yaşla birlikte kemik kalitesi de bozulur. Yaş ilerledikçe kemik kalitesinin bozulması ne olursa olsun kırık riskini artırmaktadır. Aşırı alkol ve kafein tüketimi kortikosteroidli ilaç kullanımı, tiroid tedavisi için uzun süreli ilaç kullanımı osteoporoz riskini artırmaktadır. Erken menapoz ya da cerrahi olarak gelişen erken yaşta menapoz da Osteoporoz açısından hastanın yakın incelenmesi gerekmektedir. Osteoporoz kemiklerin kolay kırılabilir hale gelmesine yol açar. Özellikle kalça ve omurların kolaylıkla kırılmasına neden olur. Ayrıca boyun kısalmasına kamburlaşmaya, sırt ağrılarına neden olur. Kadınların menopoz yaşı olarak kabul edilen 45-50 yaşlarında mutlaka 1 kez kemik yoğunluğu ölçümü yaptırması gereklidir. Risk faktörleri değerlendirildikten sonra bu ölçümlerin ne sıklıkta tekrarlanacağına karar verilir.

    Genellikle tercih 1 yıldan yana olsa da 2 yılda bir tekrarlamakta oldukça yaygındır. Aslında ilk yıl ve daha sonraki yıllarda elde edilen sonuçlar kaç yılda bir tekrarlanması gerektiğini ortaya koyar” diye konuştu.

    Osteoporoz tedavisinde amacın “Kırıkların önlenmesi, kemik mineral yoğunluğunun korunması ve hatta artırılması, kırığa ve duruş bozukluğuna bağlı şikayetlerle mücadele ve günlük aktivitelerin maksimuma çıkarılarak düzenli spor yaparak yaşam kalitesinin arttırılması olmalıdır” vurgusu yapan Özdemir “Osteoporoz tedavisinde geçmiş yıllarda ilk olarak hormon tedavisi düşünülse de artık bunun yerine bifosfonatlar, SERM’ler, kalsitonin, parat hormon tercih edilmektedir. Tedavide mutlaka kemiğin yapı taşı olan kalsiyumun ve kalsiyumun emilimini arttırmak için D vitamininin yer alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

  • Emziren anneler kafein içeren besinlere dikkat

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, emziren anneleri kafein içeren besinlerden uzak durmaları konusunda uyardı.

    Anneliğin her bayan için kuşkusuz ki tarifi mümkün olmayan harika bir duygu olduğunu anlatan Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Ancak doğum sonrası annelerde ve bebeklerde görülen gaz şikayetleri sıkıntılara yol açabilmektedir. Özellikle bebeklerde doğumdan iki hafta sonra başlayan ve dördüncü aya kadar devam eden gaz sancıları “infantil kolik ” olarak adlandırılır” dedi.

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, gaz problemi yaşanmaması için alınabilecek bazı önlemlerden bazılarını şöyle sıraladı:

    “Emziren anneler kuru fasulye, karnabahar, lahana, soğan, portakal, limon, greyfurt gibi gaz yapan besinleri tüketmekten kaçınmalıdır.

    Çay, kahve, çikolata gibi kafein içeren besinler gaz yapıcı özelliğe sahiptir. Bunun yanı sıra bebekte uykusuzluğa ve huzursuzluğa neden olabilir.

    Süt, yoğurt, peynir gibi inek sütünden elde edilen besinler gaz problemi yapabilir. Emziren anneler bu besinleri deneyerek beslenme programına eklemelidir. Gaz problemi çok fazla oluyorsa çiğ olarak sebze ya da meyve tüketilmemelidir. Pişmiş meyve kompostoları ve haşlanmış sebzeler tercih edilmelidir. Papatya, rezene, meyan kökü, güvercin otu, oğulotu, nane gibi bitkilerin çayları ve baharatlardan kimyon gaz problemi için çözüm yolu olabilir.”

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, emziren annelerin emzirme sırasında göğüs değiştirmeden önce bebeğin gazını çıkarması gerektiğini belirterek, “Gaz yapmaması için, kuru baklagiller önce haşlanıp suyu dökülmeli ve sonra pişirilmelidir. Mutlaka taze sıkılmış meyve suları tüketilmelidir. Gazlı içecekler ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır. Doktora danışmadan asla ilaç kullanılmamalıdır” dedi.

  • Fazla Kafein Kullanan Baba Adayı Düşük Riskini Arttırıyor

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, baba adaylarının, anne gebe kalmadan önce çok fazla kafein tüketmesinin düşük riskini arttırdığını söyledi.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, kafein tüketiminin gebeliğe olan etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çoksüer, Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Ohio Üniversitesi tarafından 501 çift üzerinde yapılan araştırmanın, kafein kullanımının düşük yapma riskini önemli bir ölçüde arttırdığını ortaya koyduğuna dikkat çekti. Çalışmada, anne ve baba adaylarının gebelik öncesinde günde en az 2 kafeinli içecek içmeleri durumunda anne adayının düşük yapma riskinin arttığının belirlendiğine işaret eden Çoksüer, İnfertilite alanının saygın dergilerinden biri olan “Fertility and Sterility” dergisinde yayınlanan çalışmaya göre de gebe kalmadan önceki 1,5 ay her gün en az 2 fincan kahve içen anne adaylarının düşük yapma riskinin yüksek olduğunun belirtildiğini kaydetti.

    MULTİVİTAMİN HAPLARI DÜŞÜK RİSKİNİ AZALTIYOR

    Yapılan çalışmada günlük vitamin takviyesi alımının anne adayının düşük yapma riskini azalttığına dikkat çeken Çoksüer, “Kadınlarda hamilelik öncesi haftalarda her gün düzenli olarak alınan multivitamin hapları düşük riskini yüzde 55 oranında azaltıyor. Yumurtanın döllenmesi sonrası multivitamin haplarına devam edilmesi halinde risk oranındaki gerileme yüzde 79’u buluyor. Sonuç olarak düşük riskini en aza indirmek için hem anne adayının hem de baba adayının kahve tüketimini sınırlandırmak ve vitamin takviyesi alması gerekiyor. Kahveyi seven anne ve baba adaylarının her gün içmek yerine birkaç günde bir 1 fincan içmeleri bu işin kararı gibi gözüküyor” dedi.