Etiket: Kadınlarda

  • Kadınlarda Menopoz Sonrası Kalp Krizi Riski Yüksek

    Kardiyolog Prof. Dr. Mete Alpaslan, geçmişte erkek hastalığı olarak bilinen kalp ve damar hastalıklarının, artık kadınlarda da yaygın olarak görüldüğünü belirterek, “Menopoz öncesinde, vücuttaki östrojen hormonunun kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi kadın için bir ayrıcalık olsa da menopoz ile birlikte östrojenin ortadan kalkması ile risk, erkeklerle eşit seviyeye geliyor. Kadınlarda sigara kullanımı ve stres de önemli bir kalp krizi faktörü” dedi.

    Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mete Alpaslan, kadınlarda kalp hastalıkları ve kalp krizi hakkında bilgi verdi. Östrojen hormonunun, menopoza girmemiş kadınları kalp damar hastalıklarına karşı kısmen koruyucu özellikte olduğunu anlatan Alpaslan, “Bu yüzden kalp krizi geçirme riski erkeklere göre kadınlarda daha düşüktür. Ancak bu risk, kadınlar menopoza girdikten 10 yıl sonra erkekler ile aynı düzeye gelir ve özellikle 70 yaş üzeri kadınlar için çok yüksektir. Doğurganlık çağındaki kadınların kalp krizi geçirme riskleri ise oldukça azdır. Ancak ender de olsa görülen bu durum, özellikle bu yaş grubu için tehlikelidir. Çünkü tipik kalp krizi belirtisi olan yaygın göğüs ağrısı dışında; nefes darlığı, çene, omuz veya kol ağrısı, bulantı, kusma, terleme, baş dönmesi, halsizlik gibi soğuk algınlığı ve gripte de görülen belirtilere daha sık rastlanır. Bu şikayetler ortaya çıktığında, hasta mutlaka kalp krizi açısından da değerlendirilmelidir” dedi.

    “SİGARA İÇEN KADINLAR 14 YIL AZ YAŞIYOR”

    Kadınlardaki kalp hastalıklarının ve kalp krizlerinin artışındaki en önemli nedenlerin mesleki yaşamdaki etkinliklerinin artması ve stresli iş ortamları ile sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Alpaslan, “Sigara erkeklere göre kadınları daha çok etkiler ve östrojen hormonu üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir. Kadınları kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu özelliği bulunan östrojenin yıkıma uğraması, kardiyak sorunlara da zemin hazırlamaktadır. Yapılan araştırmalarda sigara içmeyen kadınların sigara içenlere göre ortalama 14 yıl fazla yaşadığı belirlenmiştir. Ayrıca sigarayla birlikte doğum kontrol hapı kullanımının da kalp hastalıkları riskini artırdığı bilinmektedir” diye konuştu.

    Alpaslan, kadınlarda kalp ve damar hastalıkları risklerini azaltmak için ise şu önerilerde bulundu:

    “Yağ tüketimi en aza indirilmeli. Kızartma türü yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmalı. Şeker ve tuz tüketimi azaltılmalı. Taze sebze, meyve, balık ve lifli gıdalar tercih edilmeli. Ceviz ve fındık gibi antidoksan özelliği yüksek olan, omega 3 içeren besinler tüketilmeli. Sigara ve alkolden uzak durulmalı. Spor yapılmalı, spor yapamayanların ise günde 1-2 saat yürüyüşü ihmal etmemeli önemlidir.”

  • Dar Burunlu Ayakkabılar, Kadınlarda Parmak Sorununa Neden Oluyor

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr.Burak Önvural, kadınları Halluks Valgus konusunda uyardı.

    Bir çok kadının ortak sorunu olan halluks valgus deformitesiyle ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Dr.Burak Önvural, “Ayağın baş parmağına Latince’de ‘halluks’ denir. ‘Valgus’ terimi ise baş parmağın ucunun diğer parmaklara yani dışa doğru dönmesini ifade eder. Halluks valgus daha çok ayak başparmağının tarak kemiği ile eklem yaptığı yerde ağrılı bir şişlik ve kızarıklık olarak(bunyon) şikayetlere sebep olsa da ilerlemiş halluks valgus deformitelerinde baş parmağın şekli o kadar bozulur ki ikinci parmağın altına girerek yanındaki parmaklarda da şekil bozukluklarına yol açar. Eklemlerde kireçlenme oluşur ve zamanla eklem yüzü uyumunu kaybeder. Burada esas problem uzun süre uygunsuz pozisyonda(dar burunlu ayakkabı içinde) duran baş parmak ekleminin iç kılıfında gevşeme oluşması ve zamanla bunun kalıcı hale gelmesidir. Daha sonra pozisyonu değişen parmağa yapışan kaslar bu durumu daha da arttıracak şekilde bozukluğun ilerlemesine sebep olurlar” dedi.

    Halluks valgusun bilinen en sık sebebinin dar burunlu ayakkabı giymek olduğunu söyleyen Dr.Burak Önvural, “Daha çok 30-40’lı yaşlardan itibaren ve sıklıkla kadınlarda görülür. Ülkemizde dar burunlu ayakkabı giyen erkek sayısı da çok olduğundan erkeklerde de sıkça görülebilmektedir. Ancak bu sonradan oluşan halluks valguslar için geçerlidir. Bir de deformitenin ergenlik döneminden itibaren geliştiği, ağırlıklı olarak yine kadınları tutan juvenil halluks valgus dediğimiz bir tür vardır. Burada problem hastanın eklemlerinin fazla hareketli olmasıdır. Bu iki tür arasında ayrımı iyi yapmak tedaviyi doğru bir şekilde planlamak için önemlidir” diye konuştu.

    NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Dr.Burak Önvural, Halluks Valgus’un tedavisi konusunda ise şunları kaydetti; “Tedavi ağırlıklı olarak bunyonun ve parmaktaki şekil bozukluğunun yarattığı şikayete göre şekil alır. Şikayeti yeni başlayan bazı hastalara parmak arası gece ateli vermek yeterli iken şikayeti daha ciddi olan hastalarda bunyonun çıkartılması, şekil bozukluğuna sebep olan kasların kesilmesi ve hatta daha ileri vakalarda baş parmak kemiğinin kesilerek yeniden şekillendirilmesi yoluna gidilebilmektedir. Halluks valgus cerrahisi için tanımlanmış onlarca farklı ameliyat vardır. Her hekim kendi tecrübesine ve deformitenin boyutuna göre uygun olan yöntemi seçer. Deformite ilerlemeden parmak arası ateli kullanımı, ayak şekline göre uygun ayakkabı seçimi gibi önlemler alınması hastalara olası ciddi ameliyatlar öncesi bir şans vermek açısından önemlidir.”

  • Kadınlarda Vajinismusa Dikkat

    Psikiyatrist Psikoterapist Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, kadınlarda vajinismusa dikkat çekti.

    Üney, “Vajinismus; kadının vajina kaslarını istemsiz kasması nedeniyle cinsel birleşmeyi sağlayamamasıdır. Ülkemizde batılı ülkelere göre çok daha sıktır. Çoğunlukla ilk cinsel birleşme sırasında ortaya çıkar. Bazen kadınların kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından muayenesi sırasında da fark edilebilir. Ne yazık ki 10 kadından birinde bu sorunu görmekteyiz. Belirtileri ilk cinsel birleşme sırasında bedende kasılma, bacakları kapama, eşini itme, korku, girişin olmayacağına dair düşünceler sonucu cinsel birleşme olamamasıdır” dedi.

    Vajinismusun en önemli nedeninin eksik ve yanlış cinsel bilgiler olduğunu kaydeden Psikiyatrist Psikoterapist Yard.Doç.Dr.Rıdvan Üney, “Birçok kadın kendi cinsel organını tanımamaktadır. Cinsel bilgileri daha çok arkadaşlarından ya da yakınlarından almıştır. Çoğunlukla cinsellik konuşma imkânın çok az ya da imkânsız olduğu durumlarda toplum içinde konuşulan yanlış cinsel bilgiler sanki gerçekmiş gibi algılanmakta, bunların değişimi ise çok zor olmaktadır. İlk gece korkusu neredeyse bir deyim haline gelmiştir. Cinselliğin yaşandığı ilk gecede çok fazla kanama olacağı, çok acı çekileceği, kadının oturmakta zorlanacağı, ilk cinsel birleşme de kilitlenme olacağı gibi gerçeği yansıtmayan ve abartılı konuşmalar kadınları endişelendirir. Bu endişeler de doğal olarak cinselliğe yansır. Bunlarla birlikte kadınların cinsellikten zevk almasının, cinsel isteğinin olmasının ayıp sayılması da durumu etkilemektedir. Yine kızlık zarı ve onunla ilgili abartılı konuşmalar da vajinismus oluşmasını kolaylaştırmaktadır. Cinsel tedavilerde ilk olarak yanlış ve abartılı düşünceler, cinselliğin işleyişi ve cinsel organlar hakkında bilgi verilir.

    Normal bir cinsel yaşamı olan ve daha önce vajinismus sorunu olmayanlarda da kürtaj, düşük, doğum, sıkıntı yaratan kadın doğum muayeneleri, cinsel taciz ve tecavüzler sonrasında da vajinismus oluşabilir.

    Vajinismus toplumun her kesiminde görülebilmektedir. Tabii ki bizim gibi cinselliğin çok ayıp sayıldığı toplumlarda daha sıktır. Kadınlarda vajinismus sorunu; kendilerinde değersizlik, yetersizlik duygularının doğmasına hatta bazen depresyonun dahi gelişmesine neden olabilmektedir.

    Vajinismus sorunu olanlar bazen hamile kalabilmektedirler. Bu da başka sorunlara yol açmaktadır. Vajinismuslular, gebelik süresince kadın doğum muayenesi olmakta zorlanırlar ve normal doğum güçlük çekerler. Bu nedenle olası bir hamilelikten önce veya hamilelik gelişmişse mutlaka tedavi edilmelidir.

    Vajinismus tedavisinden önce çiftler çoğunlukla aile önerisiyle, kayganlaştırıcı kullanmakta ya da ilişki öncesi alkol almaları sağlanmaktadır. Bu yöntemler bazen tek bir birleşmeyi sağlayabilir. Ancak cinselliğin yaşam boyu süreceği düşünülürse sağlıklı yöntemler değildir.

    Birçok kadın vajinismus sorunu için kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına başvurmaktadırlar, ne yazık ki büyük bir kısmına senin kızlık zarın kalın denilerek operasyon yapılır. Oysa buradaki sorun kızlık zarı değil, kadının kendi kaygılarıdır. Doğal olarak tedavi de en önemli yol kaygıların ortadan kaldırılmasıdır. Vajinismus sorunu çiftin sorunudur, doğal olarak tedaviye erkek ve kadın beraber katılmalıdır. Tedavide sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür. Terapide mahremiyet çok önemlidir. Bu konuda çifti bilgilendirmek gerekir. Tedavide hem cinsellik hakkında detaylı bilgi verilir hem de yavaş yavaş bu sorunun üzerine gitmeleri sağlanarak problem çözülür. Çiftte eğer bir psikolojik sorun yoksa terapilerde ilaç kullanılmaz. Şu bilinmelidir ki; vajinismus tedavileri 6-12 seans süren tedavilerdir. Bir günde ya da bir seansta sorunu halletmek neredeyse imkânsızdır. Dolayısıyla bu tip medyadaki bilgiler kafa karıştırmaktadır. Mutlaka bu konuda deneyimli psikoterapistlere gidilmelidir.” Diye konuştu.