Etiket: Kadınlarda

  • Kadınlarda Yaş Arttıkça Meme Kanseri Görülme Oranı Da Artıyor

    Dilovası Belediyesi halkı bilgilendirme konferansları devam ediyor.

    Dilovası Belediyesi Kültür Merkezinde düzenlenen konferansta “Meme Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişmeler” adlı düzenlenen seminerde Prof. Dr.Serdar Turhal, dünya her yıl 8 milyon insanın kanserden hayatını kaybettiğini belirterek, Türkiye’de kadınlarda meme ve troid, erkeklerde ise mesane kanserinin çok yaygın olduğunu söyledi. Meme kanserinin akciğer kanserinden sonra ikinci sırada olduğuna ifade eden Turhal, burada en büyük riskin yaş olduğunu kaydetti.

    Prof. Dr. Serdar Turhal “Tüm kadınlar meme kanseri riski taşıyor. Ülkemizde her 8 kadından biri yaşadığı ömür boyunca meme kanserine yakalanacak. Meme kanserine yakalananların sayısı ne yazık ki her geçen yıl artmaya devam ediyor. Kadınlar 75 yaşına kadar risk altında. Meme kanserinin belirtileri arasında memenin sertleşmesi, memenin içeri doğru çekilmesi, memede ciltte yara ve kızarıklık, akıntı gelmesi, elle muayenede kitle hissedilmesi sıralanabilir.”Prof. Dr. Turhal, kanserden korunmak için alkolden ve obeziteden kaçınılması, düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini anlatarak, erken teşhisin önemli olduğunu vurguladı.

  • Kadınlarda Saç Dökülmesine Dikkat

    Saç ekim koordinatörü Engin Sönmez, erkeklerde sık olarak görülen saç dökülmesinin çoğu kişi tarafından normal karşılanabilse de kadınlardaki saç dökülmesinin ruhsal sonuçlarının daha şiddetli olduğunu belirtti.

    Hairestetik Turkey Saç ekim merkezi Koordinatörü Engin Sönmez, “Saç ekimi operasyonu deyince sadece erkekler akla gelse de kadınlarda da bazı durumlarda bu operasyon başarıyla uygulanabilmektedir. Yapısal olarak erkeklerin vücudunda daha fazla miktarda bulunan androjenler, saç dökülmesini hızlandırırlar. Kadınlarda daha fazla miktarda bulunan östrojen ve benzeri hormanlar ise saç dökülmesini azaltıcı etkiye sahiplerdir. Bu sebepten, erkeklerde çok sık karşılaşılan bir problem olan kellik sorunu, kadınlarda nadir görülmekle beraber ortaya çıkmışsa da sıklıkla altta yatan bir hastalığa bağlıdır” dedi.

    Saç ekim koordinatörü Engin Sönmez, saç dökülmesi sorunu olan kadınlara da saç ekimi operasyonunun tavsiye ederek şöyle konuştu:

    “Doğruyu söylemek gerekirse erkeklerin saç ekimi operasyonundan daha çok yarar gördüğü açıktır, ancak kadınlar için de başarılı operasyonlar gerçekleştirilebilmektedir. Kadınlardaki saç dökülmesi tipi erkeklerden farklı olduğu için onlara uygulanan operasyonun şekli de bir miktar farklılık göstermektedir. Bunun yanında kadınların saç ektirme operasyonundan fayda görmesinin önünde birkaç engel vardır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi kadınlardaki saç dökülmesinin genellikle altta yatan bir sebebi vardır. Eğer bu sebep ortadan kalkarsa saç dökülmesi genellikle durur ve saçlar yeniden gürleşmeye başlar. Altta yatan bir hastalık nedeniyle dökülmüş saçları tedavi etmek amacıyla yapılan saç ekimi de tatmin edici sonuçlar vermez. Ciddi miktarda saç dökülmesi olan ve diğer metotlardan fayda görmemiş kadınlarda, saç ekimi operasyonu deneyimli ve doğru ellerde eski doğal haline çok yakın sonuçlar vermekte, başarıyla uygulanmaktadır. Saçınız dökülmüş, seyrelmiş ya da ön bölgedeki saç çizginiz gerilemiş olabilir. Bu görünüm sizi rahatsız ediyor, saç ektirmek istiyorsunuz. Ama saçlarınızın uzunluğundan da vazgeçmek istemiyorsunuz. Yoğun iş temposunda çalışıyorsunuz ya da kısa saçla gezmek istemiyorsunuz. Merak etmeyin Saç Ekimi Hairestetik Turkey Saç ekim Merkezi sayesinde saçınızı kestirmeden saç ekimi yaptırabilirsiniz. Nasıl mı ?Özellik ile bayanların terci olan saçları kazımadan micro motor tekniği ile tecrübeli ekibimiz ile birlikte saçları kesmeden istenilen maksimum greftler çıkartılır (tıraşsız) bu işlem operasyon süreci için biraz zaman ve tecrübe gerekmekte çünkü saçlar tıraş edilmeden greftler döner bölgeden çıkartılmaktadır. İyileşme süresi ise 3 güne iyileşmektedir.”

  • Kaplıcalar, Kadınlarda Doğurganlığı Artırıyor

    Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, kaplıcaların, kadınlarda doğurganlığı arttırdığını söyledi.

    Romatizma, kalp ve dolaşım sistemi, böbrek ve idrar yolları, karaciğer, safrakesesi, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, kireçlenme ve cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenen kaplıcaların, önemli bir özelliği daha ortaya çıktı.

    İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Hakan Çoksüer, günümüzde kaplıca tesislerinin birçok rahatsızlıkta tedavi yöntemi olarak kullanıldığını söyledi. Doç. Dr. Çoksüer, arınma ve temizlenmeyle birlikte bünyenin güçlenmesi, dolayısıyla kişilerin hastalıklarının kötüleştirici etkilerini üzerlerinden atmaları nedeniyle kaplıca son dönemde detox olarak da tanımlandığını dile getirdi. Doç. Dr. Çoksüer, “Alternatif tıbbın sunduğu olanakları kullanarak kişilerin hastalıklarında olumlu sonuçların elde edilmesinde kullanılan kaplıca suları kadınların çeşitli hastalıklarında da tedavi amaçlı önerilmektedir. Kadın genital organların hastalıkları, over yetmezliği, fonksiyonel sterilite (kısırlık), ameliyat sonrası adhezyon profilaksisi, dismenore gibi hastalıklarda faydalıdır. Kısırlık tedavisi her ne kadar hastane ortamında olması gerekse de bazı hastalara kısırlık tedavisi için kaplıca kürleri önerilmektedir. Psikolojik olarak kişinin rahatlamasıyla beraber şifalı sularda etkisini göstermektedir. Kadın hastalıklarında yardımcı tedavi olarak kullanılan kaplıca kürleri günümüzde çok yaygındır” dedi.

    “KAPLICALAR PSİKOLOJİK DESTEK SAĞLAYARAK STRESİ AZALTIR”

    Kaplıcaların, özellikle kadınların adet düzensizliklerinde, yumurtalık iltihaplarında ve bazı kısırlık tedavilerinde kullanıldığına değinen Doç. Dr. Çoksüer, şu ifadeleri kullandı:

    “Doktorunun tavsiyesini alarak uygulanmaya başlanan kaplıca kürleri birçok hastanın rahatsızlığından kurtulmasını sağlamaktadır. Kadınlarda oluşan bu tip rahatsızlıklarda hastanın psikolojik olarak da rahatlamasını sağlar. Kısırlık ile psikolojik stres bir biriyle ilişkilidir. Stres kadınlarda doğurganlık ihtimalini azaltır. Kaplıcalar psikolojik destek sağlayarak stresi azaltır. Buda kadınlarda üreme fonksiyonlarını düzenleyerek gebelik şansını arttırabilir. Kaplıcalar, birçok kadın hastalıklarında tedavi yöntemi olarak kullanılan alternatif tıptır. Adet düzensizliği kadınlarda sıkça görülen rahatsızlıktır. Kaplıcadaki sıcak sular kanın akışını hızlandırdığından adet düzensizliğinde kaplıca tedavisi doğal tedavi yöntemlerinden biridir. Buna bağlı olarak kadınlarda doğurganlık yeteneği de artabilir. Sıcak ve şifalı suyun etkisi vücutta oluşan değişimleri dengelemektedir. Biyolojik olarak kadınlarda her ay düzenli adet görülmesi gerektiğinden kaplıcalarla adet düzensizliği tedavisi olunması daha kolay ve sağlıklıdır. Kaplıca tedavisi alan kadınlara, yeterli sıvı desteği sağlanmalıdır. Etkin bir kaplıca tedavisi, konu ile ilgili uzman doktorun yönlendirmesi ve yetkili doktorun gözetiminde yapılmalıdır. Kaplıca kür tedavisi yetkili olan doktor tarafından düzenlenmeli ve takip edilmelidir.”

  • Kadınlarda Saç Kaybı Hastalık Habercisi

    Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. İlhan Serdaroğlu, saç dökülmesinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirtti.

    Op. Dr. İlhan Serdaroğlu, “Kadınlarda saç dökülmesinde genetik tipten sonra en sık görülen 2. sebep ‘Telogen Effluvium’dur. Bu klinik durumda saçlar büyüme döngüsünden çıkar ve hızla dökülmeye başlar. Günlük saç kayıp miktarı 150-700 tel olabilir ve bu durum genetik tip saç dökülmesi ile karışabilir” dedi.

    Op. Dr. İlhan Serdaroğlu, kadınlarda saç dökülmesinin sebeplerine değinerek şöyle konuştu:

    “Stres, anemi, lupus gibi sistemik bağ doku hastalıkları, kullanılan bazı ilaçlar, hormonal ve mevsimsel değişiklikler, beslenme problemleri, ağır diyetler, blumia, protein/kalori eksikliği, demir, kalsiyum, çinko ve esansiyel amino asit eksikliği, malabsorbsion (barsak ve sindirim problemleri), A vitamini fazlalığı, genel anestezi, duygusal durum bozuklukları saçlarda telojen effluvium denilen duruma sebep olabilirler. İlaç kesildiğinde, stres yok olduğunda ya da beslenme problemi düzeldiğinde dökülme durur ve saçlar yeniden çıkar. Hamilelikte saçların yaklaşık yüzde 95 kadarı anajen faza geçer ve saçlar gürleşir, sayısı artar. Doğumdan 3 ay sonrasında kadınların yaklaşık 1/3 ya da yarısı kadarında telojen effluviuma bağlı saçlarda dökülme görülebilir. Bu durum geçicidir ve saçlar tekrar normale döner. Kronik telojen effluvium, teşhisi zor koyulan bir klinik durumdur ve saç dökülmesi en az 6 ay devam eder. Kadınları genellikle 30-60 yaşları arasında sıkıntıya sokabilen bu durum, aniden ve belli bir sebep olmadan günde 150-700 tel saç dökülmesine neden olabiliyor. Telojen effluvium %90 kendiliğinden 6 ay ile 6-7 yıl arasında bir sürede geçer. Tam kellik oluşturmaz fakat şakak bölgesinde kişiden kişiye değişen oranlarda geçici bir incelmeye sebep olur. Telojen effluvium görülen kişilerde yaşam boyunca bu durum %40 oranında tekrarlayabilir ve saçlar yine dökülebilir.”

  • Migren Kadınlarda Erkeklere Göre 2 Kat Daha Sık Görülüyor

    Migrenin kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla görüldüğü belirtildi.

    Medical Park Karadeniz Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Leyla Çavdar Yılmaz, baş ağrısı toplumda en sık rastlanılan şikayetlerin başında geldiğini söyledi. Bu baş ağrılarının en çok bilinen tipinin ise migren olduğunu ifade eden Yılmaz “Halbuki en sık görülen tipi gerilim tipi baş ağrısıdır. Migren kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık görülür” dedi.

    Migren tipi baş ağrısının özelliğinin genelde tek taraflı zonklayıcı tarzda olduğuna işaret eden Dr. Yılmaz, “Migren tipi baş ağrısının özellikleri, genelde tek taraflı zonklayıcı tarzda, şiddetli, şiddeti hareketle artan, kişinin günlük yaşantısını aksatan ve 4-72 saat süren bir baş ağrısıdır. Baş ağrısına bulantı ve veya kusma eşlik eder ve ağrılı dönemde ışık ve ses hassasiyeti vardır. Tabi migren mutlaka tek taraflı olmak zorunda değil iki taraflı olabilir. Hastanın doktora mutlaka başvurmasını gerektiren kırmızı bayrak bulguları vardır. Bunlar yeni başlayan şiddeti giderek artan başağrısı ise, hayatta yaşadığı en kötü baş ağrısı ise, 50 yaşından yukarı veya çocukluk çağında ise, öksürükle artan, yatınca artan baş ağrısı ise ve ağrısına ateş, kusma, nöbet eşlik ediyorsa mutlaka hemen doktora başvurmalıdırlar” ifadelerini kullandı.

    AĞRI KESİCİLER BAŞ AĞRISINA NEDEN OLABİLİYOR

    Hastaların zaman zaman doktora gitmek yerine komşularının önerdiği ağrı kesicilere yöneldiğini bunun da çok yanlış olduğunu hatırlatan Dr. Yılmaz, “Hastalar bazen bilinçsiz, komşunun önerdiği ağrı kesicileri sık kullanma eğiliminde olurlar. Bu çok yanlıştır çünkü eğer bir hasta haftada iki günden fazla baş ağrısı nedeniyle ağrı kesici kullanıyorsa ilaç aşırı kullanan baş ağrılı hasta oluyor. Bu ilaçlar ağrının daha da kötüye gitmesine sebep oluyor ve artık her gün ağrı çeken hasta haline geliyorlar. Migren hastalarında yine tetikleyici migren atağını ortaya çıkaran faktörler vardır. Bunlar açlık, uyku düzensizliği, stres, yorgunluk ve adet dönemidir. Yine doğum kontrol ilaçları migren atağını tetikler bu hastalarda başka doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması önerilir. Eğer migren hastası sigarada kullanıyorsa bu hastalarda inme riskini artırdığı kabul edilen doğum kontrol ilaçları önerilmiyor” dedi.

    MİGREN TEDAVİSİ

    Tedavinin ikiye ayrıldığını kaydeden Dr. Yılmaz, “ Migren baş ağrısında tedavi ikiye ayrılır. Birincisi ağrı sırasında atak tedavisi, ikincisi ağrının gelmesini engellemeye yönelik proflaksi tedavisi. Atak tedavisinde ağrı kesiciler ve triptan grubu ilaçlar profilaksi tedavisinde ise çeşitli antidepresanlar, antikonvulzan, kalp ritmini düzenleyici ilaçlar kullanıyoruz. Yine son yıllarda kronik migren tedavisinde botilinum toksin uygulaması da yapılmaktadır” diye konuştu.