Etiket: Kadınlarda

  • Romatizma en fazla kadınlarda görülüyor

    Romatizma en fazla kadınlarda görülüyor

    Romatoloji alanında gerçekleştirdiği tanı ve tedavi yöntemleri ile bölgede referans hastane olma özelliği ile öne çıkan Medical Park Gaziantep Hastanesi, hastaları, hekimleri ve çalışanları 12 Ekim Dünya Artrit Günü’nde bir araya gelerek Artrit Hastalığına dikkat çekti.

    Medical Park Gaziantep Hastanesi, Romatoloji Uzmanları Prof. Dr. Ahmet Mesut Onat ve Doç. Dr. Bünyamin Kısacık Artrit hakkında hastalara ve hastane çalışanlarına bilgi verdiler. Romatoloji Kliniği’nin yanı sıra, hastane genelini kapsayan etkinlik, hastane çalışanları ve hastalar tarafından oldukça ilgi gördü.

    Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bünyamin Kısacık, artrit’in en fazla 20 ile 40’lı yaşlarda ve sıklıkla kadınlarda görüldüğünü söyledi.

    Kısacık, Artrit rahatsızlığında eklemlerdeki ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı ile öne çıktığını belirterek artrit hastalığın her eklemde görülmesine karşın sıklıkla diz ve el bileğinde görüldüğünü kaydetti.

    Hastalar tutulan eklemin hareketinde büyük zorluk yaşadığını belirten Kısacık, “Ayrıca sabahları daha fazla olmak üzere eklem hareketleri kısıtlı olur. Rahatsızlığın önemli bir diğer özelliği de hastaların sabahları daha şiddetli uyanması ve hareketle yakınmalarının gerilemesidir. Bazen tek bir eklemde artrit olurken bazen de tüm el ayak eklemlerinde artrit görülebilir. Artrit genç yaşlı hemen herkeste görülebilir. Ancak sıklıkla 20-40 yaş arasındaki kişilerde biraz daha fazla olarak özellikle kadınlarda sıklıkla görülür” dedi.

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bünyamin Kısacık Artrit iltihaplı romatizmal hastalıkların bulgusu olduğunun altını çizerek, Romatizmal hastalıkların neredeyse tamamında artrit görülebildiğini sözlerine ekledi.

    Doç. Dr. Kısacık ’’Her romatizmal hastalıkta kendine özgü eklem tutulumu olur. Ancak artrit sadece romatizmal hastalıklarda olmaz. Birçok infeksiyon, kanser ilişkili durumlar ve hatta tedavilerde kullanılan ilaçlar dahi artrite neden olabilir. Artrit tanısı genellikle kolaydır. Romatoloji uzman hekimleri, hastaların tüm eklemlerini değerlendirir ve muayene sırasında tanıyı koyar. Ancak çok nadir olarak muayenede saptanamayan artritler için ultrason ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır‘’ ifadelerini kullandı.

    Artrit tedavisi Nasıl Olur?

    Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bünyamin Kısacık, Artrit rahatsızlığının muayene ile tespit edilmesinin ardından altta yatan hastalığın adının konulmasının tedavinin en önemli aşaması olduğunu vurgulayarak tedavinin tamamının saptanan hastalığa göre yapılması gerektiğinin önemine değindi.

    Kısacık, ‘’Bazı durumlarda mevcut bulgular artrit tanısını koymada yetersiz kalabilir. Bu durumlarda hastanın yakınmalarını giderici ilaçlar kullanıp tanı için yeterli bulgu oluşması beklenebilir. İltihap giderici ilaçlardan biyolojik tedavilere kadar birçok ilaç tedavide kullanılabilir. Sonuç olarak; artrit önemli ve bir an önce tanısının konması gereken bir bulgudur. Artritli kişilerin ailelerinde bu bulgunun çıkma ihtimali daha çok olduğu için aynı aile fertlerindeki yakınmalar için uyanık olmak gerekir ’’ açıklamasında bulundu.

  • Kadınlarda rahim problemlerine dikkat

    Kadınlarda rahim problemlerine dikkat

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Bülent Berker, kadınlarda rahim problemlerine dikkat çekti.

    Prof. Dr. Berker, “Normalde sadece rahim iç yüzeyinde olması gereken endometrium dokusunun rahim dışında bulunmasına endometriosis adı verilir. Yerleşme yerine göre, rahim duvarı içinde görülürse adenomyosis, yumurtalıklarda içi erimiş kanla dolu kistler şeklinde ortaya çıkarsa endometrioma (çikolata kisti) ismi verilmektedir. Endometriosis hastalığında rahim dışında bulunan endometrium hücreleri, her ay hormonların etkisi ile gelişir ve tıpkı rahim içindekiler gibi bir miktar kanamayla dökülür. Rahim içindeki kanama vajina yoluyla dışarı atılırken, rahim dışındaki hücrelerdeki kanama etraf dokulara zarar verir.Aslında vücudun herhangi bir organında veya bölgesinde yerleşip ona göre bulgular verebilir. Bunların çoğunda kadında adet ile birlikte ortaya çıkan kanamalar söz konusudur” dedi.

    Temel olarak kadın üreme organları tutulmakta ve etkilenmekte olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bülent Berker, “Endometriosiste hastalar en sık ağrılı adet görmekten (dismenore) yakınırlar.Endometriozisli hastaların başvuru nedenlerinden en önemlisi kısırlıktır.

    Tüpler veya etrafına yerleşen endometrium dokusunun yol açtığı yapışıklıklar ve sertleşmeler tüplerin hareketlerini azaltmakta buna bağlı kısırlığa yol açmaktadır. Yumurtalıklarda yerleşen ve yapışıklıklara yol açan endometriosis dokusunun yumurta hücresinin olgunlaşmasını bozabileceğini ve bu yolla kısırlığa yol açabileceği düşünülmektedir” diye konuştu

    Prof. Dr. Bülent Berker, genellikle laparoskopi hem en önemli tanı, hem de en önemli tedavi yöntemi olduğunu anlatarak, “Laparoskopi ile üreme organlarına zarar vermeden, aynı zamanda(tek işlemle) tanı konulup, tedavi yapılır.

    Tedavinin amacı yumurtalık hormonlarının rahim içi mukozasına yaptığı düzenli etkiyi önlemek ya da cerrahi olarak endometriozis odaklarını çıkartmaktır.İlaç tedavisinde amaç yumurtlamayı baskılamak, adetleri uzun süre durdurmak ve endometriosis odaklarının gerilemesini hatta yok olmasını sağlamaktır.

    Tedavi her zaman hastanın isteklerine göre planlanır. Bunun yanında ağrıya yönelik analjezik tedavisi uygulanabilir.Cerrahi tedavide ise amaç hasta dokuların kısmen ya da tamamen çıkartılmasıdır.

    Uygulanacak tedavinin seçiminde bulgu ve belirtilerin derecesi, lezyonların büyüklüğü, lokalizasyonu, hastanın yaşı, çocuk isteği gibi kriterler göz önüne alınır. Cerrahi tedavinin en önemli şekli endoskopik yöntemdir.

    Laparoskopi aracılığı ile dışarıdan görülemeyen birçok endometriozis odağı tanınır ve aynı anda tedavisi de yapılmış olur.” Şeklinde konuştu.

  • Kış depresyonu kadınlarda daha fazla görülüyor

    Psikolog Kerime Begüm Çayır Özkaya, kış depresyonunun kadınlarda daha fazla görüldüğünü belirterek, depresyonu atlamak için kış boyunca gündüz saatleri süresince olabildiğince doğal güneş ışığından fazla yararlanılması gerektiğini söyledi.

    Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli psikolog Özkaya, kış depresyonu hakkında bilgi vererek, “Depresyon insanın yaşam isteğinin azaldığı, hüzünlü, karamsar hissettiği, geleceğe dair bir belirsizlik düşüncelerinin olduğu, yaşanmışlıklar ile ilgili pişmanlık ve suçluluk hissettiği; rutin hayatında, uykuda, iştah da ve cinsel hayatta bozulmalarının görüldüğü bir duygu durum bozukluğudur” dedi.

    Depresyonun sık karşılaşılabilen fakat tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Özkaya, “Mevsimsel depresyonda bir depresyon türdür. Kış aylarını yaşadığımız şu günlerde sıcaklık değişiklikleri, mevsimsel farklılıklar her alanda olduğu gibi, ruhsal sağlığımızı da etkilemektedir. Mevsimsel değişikliklerle eş zamanlı olarak duygu durum da değişiklikler olur. Her yıl aynı zamanda başlar ve biter. Çoğunlukla kış depresyonu sonbaharın sonu ya da kış aylarının ilk başlarında başlar ve bahar veya yazın güneşli günlerine kadar devam eder. Yaş konusunda bir kriter olmamasıyla birlikte 20’li ve 30’lu yaşlar arası sıklık göstermektedir. Hem kadınlarda hem erkeklerde mevsimsel depresyon yaşanıyor, kadınlarda görülme olasılığı biraz daha yüksektir. Mevsimsel depresyon güneşin azlığının hormonları olumsuz yönde etkilemesi üzerine yaşanır. Mutluluk hormonu adı verilen serotonin azalıyor ve melatonin adı verilen hormon artıyor ve bizde kış depresyonun ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu.

    Kış depresyonunun belirtilerini anlatan Özkaya, şunları kaydetti:

    “Enerjisi yoksunluğu, sabahları güç uyanma, isteksizlik, genel keyifsizlik, gün içinde aşırı uykulu olma, konsantrasyon güçlüğü, performans düşüklüğü gibi depresyona özgü durumlar yaşanıyor. Sıklıkla karbonhidratlı besinler tercih edildiği için kilo alınıyor. Atlatmak için öncelikle mevsimsel depresyon kabul edilmesi gerekiyor. Kış boyunca gündüz saatleri süresince olabildiğince doğal güneş ışığından fazla yararlanılması gerekiyor. Ev ve iş ortamında doğal güneş ışığı veren ampulleri tercih edilmelidir. Sabah uyanmaları daha erkene almak, canlı renkli kıyafetler tercih edilmeli, genelde sonbahar mevsiminde daha koyu renkli kıyafetler tercih ediyoruz bu da olumsuz yönde bir enerji veriyor. Düzenli yemek yemek, sıvı gıdalar bol bol tüketilmelidir. D vitamini açısından balık haftada en az iki kere tüketilmelidir. Dışarı çıkıp, yürüyüş yapmaya özen göstermek gerekir. İş hayatı dışında hobiler, sosyal aktivitelere katılmak, tiyatroya gitmek, sinemaya gitmek ve ayrıca bol bol kitap okumak gerekiyor. Haftada 3-4 gün egzersiz yapmaya dikkat edilmelidir. Böylelikle hem kendinizi daha dinç hissedecek hem de gece daha rahat uykuya dalacaksınız. Yapmak isteyip de devamlı ertelediğiniz sosyal aktiviteler için kış mevsiminin iyi bir fırsat olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Gerektiğinde ise profesyonel destek almanızda fayda vardır”.

  • Kadınlarda kasık fıtığı problemine dikkat

    Genel Cerrahi Uzmanı Doktor Hamdi Koçer, kadınlarda kasık fıtığı problemine dikkat çekti.

    Kasık bölgesindeki fıtıklar kadınlarda da görüldüğünü ancak erkeklerde görüldüğü kadar sık olmadığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doktor Hamdi Koçer, “Karın duvarında kasık bölgesindeki bir açıklıktan iç organların dışarıya doğru çıkması ile oluşur. Kasık fıtıkları her on erkeğe karşı sadece 1 kadında rastlanır. Kasık bölgesindeki fıtıklar kadınlarda da görülür ancak erkeklerde görüldüğü kadar sık değildir. Karın duvarında kasık bölgesindeki bir açıklıktan iç organların dışarıya doğru çıkması ile oluşur. Kasık fıtıkları her on erkeğe karşı sadece 1 kadında rastlanır” dedi.

    “Kadının kasığı üstünde şişlik veya bir kitle oluşması hemen hemen görünen en önemli semptomdur” diyen Genel Cerrahi Uzmanı Doktor Hamdi Koçer, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu şişlik üst bacak ile kasık arasındaki kasık kıvrımının hemen üzerinde ortaya çıkar. Özellikle ıkınmak, öksürmek veya karın içi basıncını arttıran sportif eylemler fıtığın ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Kadın sırt üstü yattığı zaman şişlik kaybolur.

    Kadınlarda kasık bölgesinde görülen fıtıklar genel olarak daha küçüktür ve kolay fark edilmeyebilir. Hastanın tek yakınması o bölgede ağrı ve hassasiyet olabilir. O nedenle kadınlarda kasık fıtıklarının muayenesinde dikkatli olmak ve emin olmak için radyolojik yardımcı yöntemleri daha sık kullanmak gerekir.”

    Kasık fıtığı ile beraber görülen bu bölgedeki ağrı, hassasiyet veya basınç hissi kasık fıtıklarında şişliğe eşlik eden diğer semptomlar olduğunu anlatan Genel Cerrahi Uzmanı Doktor Hamdi Koçer, “Bunların hepsi olması gerekmez ancak hastada bu tür yakınmalar da varsa fıtığın daha ciddi olduğu anlamına gelir: Fıtığın geçtiği yırtık veya kanal zorlanmakta ve fıtık büyümekte olabilir. Veya fıtık bölgesinden geçen iç organlar genellikle barsaklar karına geri dönemeyecek olabilir. Bu yakınmaların ciddiye alınması gerekir.

    Eğer fıtık bölgesinde ciddi ağrı ve hassasiyet ile birlikte fıtık artık karın içine dönmüyorsa, fıtık boğulması veya barsak düğümlenmesi gelişmiş olabilir. Bu durumlar çok acildir ve derhal ameliyat gerektirebilir. Kadınlarda görülen kasık fıtıkları anatomik özelliklerinden dolayı, erkeklere göre daha fazla boğulma riski taşır.

    Bu tür kasık ağrıları ve hassasiyetler eğer belirgin bir fıtık şişmesi yoksa başka nedenlerden de kaynaklanıyor olabilir. Hastanın dikkatli muayenesi, ultrasonografi ile değerlendirilmesi özellikle ağrılı fıtıklarda önemlidir. Ağrının fıtık dışı nedenlerden de kaynaklanabileceği unutulmamalıdır. Çünkü kasık çevresi kemik-eklem-bağlardan kaynaklanan kronik ağrıların çok sık görüldüğü bir bölgedir” diye konuştu.

    Kasık fıtığının sırt üstü yatıldığında kolayca karın içine dönüp kaybolduğunu ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Doktor Hamdi Koçer, “Daha önceleri kaybolan fıtık, artık kaybolmuyorsa boğulmuş fıtık ortaya çıkmıştır. Karın duvarındaki delikten dışarı çıkan barsaklar, yırtık içinde sıkışmış ve artık geri dönemiyor anlamına gelir. Boğulan barsaklarda dolaşım bozukluğu yani gangren olursa, çok acil ameliyat gerekir.

    Boğulmuş fıtığı olan kadınlarda eğer tedavide gecikme olursa, bulantı-kusma, şiddetli karın ağrısı, ve daha sonra gaz ve dışkı çıkamayacak şekilde kabızlık gelişir. Hastanın kan değerleri ve genel durumu hızla bozulur. O nedenle dikkatli olmak hatta fıtık bu noktaya gelmeden önce uygun koşullarda ameliyat ile onarılması daha sağlıklıdır.” Şeklinde konuştu.

  • “Kireçlenme olarak bilinen ‘Osteoartritde’ en sık kadınlarda görülüyor”

    Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen halk arasında kireçlenme olarak bilinen ’Osteoartrit’in hastalığının daha çok eklemlerde ve ellerde oluştuğunu söyleyen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, hastalığın tanı ve tedavisi hakkında bilgiler verdi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, halk arasında kireçlenme olarak bilinen ve en sık karşılaşılan eklem hastalığı ‘Osteoartrit’in ellerde de oluştuğunu, eklemlerde kıkırdak kaybı ve kemik değişiklikleri ile dejeneratif bir hastalık olarak karşımıza çıktığını ve sıklıkla yaşlılarda görüldüğünü dile getirdi.

    El Osteoartrit’inde başlıca şikayetin ağrı olduğunu, tutulan eklemi kullandıkça ağrının arttığını, eklemi dinlendirdikçe azaldığını, ileri safhalarda ise eklem kullanılmasa bile ağrıların şiddetlendiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Çeto, hastaların uzun süren hareketsizlik sonrası tutukluk hissettiğini ve harekete başlamakta zorlandığını belirtti.

    “Kadınlarda sık olarak Nodal Generalize Osteoartrit görülüyor”

    Yrd. Doç. Dr. Çeto, el eklemlerini tutan bu Osteoartrit’te bulunan nodüllerin erken yaşta ortaya çıktığını belirterek şöyle devam etti:

    “Nodal Generalize Osteoartrit’te çok sayıda eklem tutulması görülür. Hastalarda el ile birlikte daha sonra diz veya kalça Osteoartrit’i de sıkça görülmektedir. Hastalar ağrılarını ilk olarak elde hissederler. Parmaklarda, bir ya da birkaç eklemde ağrı, şişlik ve tutukluk hissi görülür. Osteoartrit’te nodüller oluşmasına rağmen el fonksiyonları olumsuz etkilenmez.”

    Konuşmasına Erozif Osteoartrit’in görülme sıklığıyla devam eden Yrd. Doç. Dr. Çeto, 40-50 yaş arasındaki kadınlarda sık görüldüğünü kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Çeto, “Erozif Osteoartrit aynı anda birçok eklemi etkiler, genellikle her iki elde simetrik tutulum olur. Bu nedenle elleri tutan romatizmal bir hastalık olan Romatoid Artrit ile sıklıkla karışır. Ağrılı süreç yıllarca sürebilir fakat en sonunda hastanın şikayetleri geriler. Hastalığın ileri evrelerinde her ne kadar eklemler ağrısız olsa da fonksiyon kaybı görülür” şeklinde konuştu.

    “Kadınlarda, erkeklere göre daha sık görülüyor”

    El Osteoartrit’inde en önemli risk faktörünün yaş olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Çeto, 60-70 yaş arasındaki kadınların yüzde 75’inde görüntüleme yöntemi ile DİF eklemlerinde Osteoartrit’in saptandığını, genetik geçişin önemli rol oynadığı kadınlarda, erkeklere göre daha sık görüldüğünü ve daha çok eklemleri tuttuğunu vurguladı. Yrd. Doç. Dr. Çeto, “Özellikle Heberden nodullerinin kalıtsal geçiş özelliği çok belirgindir. Obezitenin bazı eklemlerde sadece yüklenme gibi mekanik nedenlerle değil, metabolik nedenlerle de Osteoartrit’e neden olduğu saptanmıştır. Obezitenin el Osteoartrit’i için risk faktörü olması çok dikkat çekicidir” diye konuştu.