Etiket: Kadem

  • KADEM ’Yaşamın İçinde Kadın ’17 Fotoğraf Yarışması’ ödül töreni

    Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Antalya İl Temsilciliği’nin bu yıl ilkini düzenlediği “Yaşamın İçinde Kadın ’17 Fotoğraf Yarışması” sonuçlandı. Bin 500 eserin yer aldığı yarışmada ‘Zor Şartlar’ adlı eseriyle Alev Özcan’ın çekmiş olduğu fotoğraf birinci oldu.

    KADEM Antalya Temsilciliği’nin düzenlediği “Yaşamın İçinde Kadın” temalı fotoğraf yarışmasına fotoğrafçılar; Türkiye’de farklı alanlarda ve farklı sosyal kültürel ortamlardaki dezavantajlı kadınları kendi objektiflerinden yansıttılar. Yurdun dört yanından fotoğrafçıların katıldığı yarışmada jüri üyeleri kazanan eserleri belirledi. Dereceye giren eserler için ise bir otelde ödül töreni düzenlendi.

    Ak Parti Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal ile AK Parti Antalya Kadın Kolları Başkanı Tülay Özçay’ın da katıldığı ödül töreninde konuşan KADEM Antalya İl Temsilcisi Zeynep Ayşe Taş, 1500 eserin titizlikle değerlendirildiğini ve dereceye girenlerin belirlendiğini söyledi. Gelecek yıl hedeflerinin 3 bin eser olduğunu aktaran Taş, yarışmaya giren tüm katılımcılara teşekkür ettiğini söyledi.

    AK Parti Antalya Milletvekili Enç ise, KADEM’in Antalya’nın yüzünü ağartacak projelere imza attığını söyledi. Yarışmada yer alan eserlerin profesyonel fotoğraflar olduğuna dikkat çeken Enç, projeye destek veren kuruluşlara teşekkür ettiğini söyledi.

    Konuşmaların ardından ise ödül törenine geçildi. Yarışmanın birinciliğini, “Zor Şartlar” adlı eseriyle Alev Özcan elde ederken, “Köfteci” adlı fotoğrafıyla Yılmaz Dinçer ikinci, “İş Dönüşü” fotoğrafıyla Sema Mermertaş üçüncü oldu. Mansiyon ödüllerini ise Belma Arslan, Fatma Bayko ve Mehmet Aslan kazandı. Yarışmaya katılan 39 fotoğraf ise sergilenmeye layık görüldü. Yarışmanın birincisine 3 bin, ikinciye 2 bin, üçüncüye bin, mansiyona layık görülen eserlere ise500 TL ödül verildi.

    Törenin ardından eserlerin yer aldığı serginin açılışı gerçekleştirildi.

  • KADEM, FETÖ ana davasını takip etti

    Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz hain darbe girişimine ilişkin darbe ana davasını takip etti.

    15 Temmuz hain darbe girişimine ilişkin Yurtta Sulh Konseyinin İstanbul yapılanmasına ilişkin ikinci dava Silivri’de devam ediyor. KADEM üyeleri de davayı takip etmek için Silivri’ye geldi.

    Dava öncesi bir açıklama yapan KADEM Genel Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz, “Kadın ve Demokrasi Derneği olarak 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin cesurca karşısında duran 249 şehidimiz, 2 bin 193 gazimizi ve ailelerinin adalet mücadelesini desteklemek için Silivri’deyiz. 15 Temmuz gecesi TSK içerisindeki FETÖ mensubu bir grup asker tarafından Genelkurmay Başkanlığı Karargahında darbe girişimi gerçekleştirildi. Bu girişim ellerinde bayraklarla tankları durdurmak için sokaklara çıkarak demokrasimize sahip çıkan aziz milletimizin ve kararlığıyla halkımıza cesaret veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan sayesinde bastırıldı. Kaynağı ne olursa olsun darbe ve terör insanlık suçudur. Bu suça iştirak eden herkesin yargılanması gerekir. 15 Temmuz gecesi vatana ihanet edenler şimdi mahkemelerde ihanetlerinin hesabını veriyorlar. Özgürlüğünü, bayrağını, vatanını, geleceğini korumak uğruna canını vermekten çekinmeyen şehit ve gazilerimiz için onların emaneti olan kıymetli aileleri için darbe ana davasını takip etmek ve desteğimizi göstermek amacıyla bu gün Silivri Adliyesindeyiz” dedi.

    Şehit ve gazi ailelerinin yanında olduklarını belirten Yılmaz, “KADEM olarak 15 Temmuz darbe ana davasını takipçisi olacağımızı ve bir daha böyle hain girişimlerin yaşanmaması için var gücümüzle demokrasimize sahip çıkacağımızı ilan ediyoruz. 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi canlarımız pahasına sokakları, meydanları doldurup millet olarak tek yürek olarak demokrasimize sahip çıktığımız gibi bugün de burada aynı kararlılıkla şehit ailelerimizin yanında duruyoruz” ifadelerini kullandı.

  • KADEM Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar: “Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu?”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, derneğin Tekirdağ şubesinin açılışında yaptığı konuşmada “Bir ülkenin yönetim modeli değişikliği gibi teknik bir konusunda, ne zaman dünyada başka bir ülke bu kadar ilgilenir olmuş. Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu” dedi.

    Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde bir iş merkezinde düzenlenen açılışa, Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın yanı sıra, KADEM Genel Başkanı Sare Aydın Yılmaz, Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan, AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Mustafa Yel, Metin Akgün, Ayşe Doğan ile davetliler katıldı.

    Sümeyye Erdoğan Bayraktar, konuşmasında KADEM’in kadınları güçlendirmek adına faaliyet yürüttüğünü belirterek, “Kadınları güçlendirmek adına ortak bir meselemiz var, fakat bu arada yerel farklılıkları da dikkate alarak ve farklılıklarımızı dikkate alarak ortak bir dil geliştirmenin çabasındayız. Henüz çok genç bir dernek olmamıza rağmen çok büyük başarılara imza attık elhamdülillah. Her şeyden önce kadın söyleminin demokratikleşmesine öncülük ettik. Şimdiye kadar tek bir bakış açısına hapsolmuş kadın meselesini çoğulcu bir yaklaşımla ele alma gayretindeyiz. Sosyal hayatın her alanında var olması gereken kadın, özel şartları dikkate alınarak adaletli bir iş bölümüne kavuşmalıdır. Biz KADEM olarak, kadın meselesine her şeyden önce bir insanlık meselesi olarak görüyor, kadın ve erkeğin yaradılıştan gelen özellikleri de dikkate alınarak adil bir sosyal düzende konumlanması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu”

    Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Türkiye’nin yönetim sistemi açısından bir dönüm noktasında olduğunu anlatarak, “Tabi ki, KADEM olarak ülkemizin hassasiyetini ilgilendiren konularda ayrı bir hassasiyetimiz var bir sivil toplum kuruluşu olarak. Türkiye olarak çok boyutlu bir mücadele içindeyiz. 15 Temmuz’un yaralarını henüz sarmadan yeni terör dalgalarıyla sarsıldık. Demokrasimiz bir daha tehditlere uğramasın diye bir anayasa değişikliği teklifi geldi, neredeyse tüm Batı ayağa kalktı. Pardon, bir ülkenin yönetim modeli değişikliği gibi teknik bir konusunda, ne zaman dünyada başka bir ülke bu kadar ilgilenir olmuş. Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu. Bakanımıza Hollanda’da, Avrupa’nın göbeğinde ve başka siyasetçilerimize, tüm hukuki, ahlaki, insani, evrensel ilkeler çiğnenerek ne kadar çirkin bir muamele yapıldığını gördük. Bunun yanında aynı ülkelerde, teröristlere her türlü kapının açık olduğunu da gördük. ‘Erdoğan’ı öldürün’ yazılı ve Cumhurbaşkanımızın şakağına silah dayanmış bir görselin olduğu koca bir pankartın önünde teröristlerin miting yapmasına hiç ses çıkartmadı Avrupa, Avrupa siyasetçileri ve aydınları. Bunların tamamen tevafuki, rastgele hareketler olduğunu sanmak, tüm uluslararası kriterlerden, dünyadaki gelişmelerden, siyasi dengelerden bihaber olmak demektir. Bütün bunlar, tam tersine çok bilinçli, çok sistematik bir Türkiye düşmanlığının tezahürleridir. Ve bu düşmanlığın sebebi de çok basit, bu anayasa değişikliğinin ülkemizin bağımsızlaşmasına vesile olacağını çok iyi biliyor batı dünyası. Bundan önce de biz ne zaman bağımsızlaşma, güçlenme yolunda önemli bir adım atacak olsak, o zaman batının bizimle daha çok ‘ilgilendiğini’ gördük, iç işlerimize müdahale etmeye çalıştıklarını gördük. Bu olayda onlardan biri ama bu olayda iyice maskelerini düşürdüklerini gördük” diye konuştu.

    “Daha iyi bir sisteme ihtiyacımız var”

    16 Nisan’da halkoyuna sunulacak olan anayasa değişikliği hakkında görüşlerini paylaşan Sümeyye Erdoğan Bayraktar, “Bu anayasa değişikliği, Avrupa’nın bu tepkisi de gösteriyor ki siyasi bir mesele olmanın çok ötesinde. Bu anayasa değişikliği teklifi herhangi bir partiyi ya da siyasi görüşü savunmuyor. Bu teklif halkı koruma altına alıyor. 1961 Anayasasıyla yürütmeyi çift başlı yapmalarının tek sebebi, siyaset iç çekişmelerden dolayı iş üretemesin. Böyle de oldu, çok istisnai, güçlü birkaç lider dışında, hiçbir hükumet Türkiye’de iş üretemedi, istikrar getiremedi. Tersine krizlerle boğuştuk, haklarımız gasp edildi ve bunlar şimdiki sistem sayesinde oldu. Demek ki şimdiki kadar güçlü bir lider olmadığında da, halkın tercihlerinin bürokrasiye ezdirilmemesi için daha iyi bir sisteme ihtiyacımız var. Ben halkımızın, özellikle de kadınlarımızın, gerçekçiliği, yeniliğe açık oluşları ve vatanseverlikleriyle tarihe geçecek bu dönemecimizde halkın iradesinden ve demokrasiden yana duruşlarını güçlü şekilde göstereceklerine inanıyorum” dedi.

    Kadın ve Demokrasi Derneği Genel Başkanı Sare Aydın Yılmaz da KADEM’in çalışmaları hakkında bilgiler aktardı. Yılmaz, Türkiye’nin çok önemli bir dönemden geçtiğini ifade ederek, “Türkiye bugün önemli bir kavşağa gelmiş durumda, siyasetteki vesayete, toplumdaki düşmanlığa, ekonomide gerilemeye, hukukta adaletsizliğe ve uluslararası kamuoyunda itibarsızlığa neden olan, darbelerden, muhtıralardan çok çekmiş bir millet evladı ve bir kadın olarak söylemeliyim ki, Türkiye’nin yapısal sorunlarının çözümü artık sadece bir tercih meselesi olmaktan çok uzaktır. Huzur ve güven dolu yarınlar için, demokratik toplumların bir gereği olan sivil anayasayı gönülden destekliyoruz” diye konuştu.

    Daha sonra, protokol üyeleri hep birlikte KADEM Tekirdağ Şubesinin açılış kurdelesini keserek açılışı gerçekleştirdi.

  • Turizmci Kadem Mete’den turizm öğrencilerine öğütler

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından her hafta sektör ile ilgili bilgilendirme seminerinin bu haftaki konuğu AK Parti Muğla İl Başkanı turizmci Kadem Mete oldu. Siyasetçi kimliğini bir kenara bırakan Mete, 1986 yılında Erciyes Üniversitesi iktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Turizm İşletmecilik ve Otelcilik Yüksekokulunu kazandığın açıkladı. Son sınıfta kayıt dondurarak İngiltere’de bir buçuk yıl süreyle dil eğitimi aldığını açıklayan Mete, 1993 yılında Marmaris’e bir bavulla geldiğini söyledi.

    “Marmaris’e 1993 yılında Kırmızı bavulla geldim”

    Turizmci Kadem Mete, “1993 yılında Marmaris’e geldim. Burada bir otelde göreve başladım. Çalışmaya başladıktan 20 gün sonra otelin müdürüm oldu. 2005 yılında da oteli kiraladım. Halen o otelin işletmeciliğini yapıyorum. Kırmızı bir bavulla geldim Marmaris’e. Kitaplarda turizm nedir diye yazar. Bana göre turizm, yeme içme, barınma, tatildir. Turizm fedakârlık yapılacak ilk kalemdir. Turizmci, bütün bu riskleri göze alan, buna göre yatırım yapan, 24 saat çalışan, herkes tatil yaparken kendisi çalışan, emek ve zaman harcayan kişiye turizmci denir” dedi.

    “İlk işim komilik oldu”

    Mimar ve mühendisin turizmcilik yapabileceğini, ama turizmcinin mimar ve mühendislik yapamayacağını belirten Mete, “Üniversiteye giren her turizm öğrencisi kendisini otel müdürü olarak hayal eder. Okul biter, eğer hiçbir yerde çalışmadıysanız, elinizde sadece bir diploma ile bu mesleği yapamayacağınızı görürsünüz. Türkiye’de Turizm Otelcilik bölümü mezunu olan birçok kişi bu mesleği yapmıyor. Ben Üniversite birinci sınıftan itibaren çalışmaya başladım. İlk işim komilik oldu. Birinci günümde bulaşıkçı işten ayrıldı, ben bulaşıkçılık yaptım. İşletme bulaşıkçı buldu, ben tekrar komilik yaptım. Ardından kısa sürede şef garsonluğa kadar yükseldim” dedi.

    “Turizm 1983’de hızlı bir şekilde büyüdü”

    Türkiye’de turizmin 60’lı yıllarda çadır turizmi ile başladığını açıklayan Mete, “Rahmetli Özal 1983 yılında turizmde teşvikler ile turizm bir anda hızlı bir şekilde büyüdü. Bu büyümenin dezavantajlarını yaşıyoruz. Tesisler yaptık işletecek insan yoktu, ardı ardına okullar açıldı. Daha ucuz işgüncüne yöneldi herkes. Bir yerde Turizm Fakültesi varsa, orada mutlaka uygulama oteli yapılmak zorunda. Birinci sınıfta olan arkadaşlarıma büyük tesislerde en küçük kademelerde çalışmalarını öneriyorum. Gerekirse Belboyluk yapın. Ben mümkün olduğu mertebe okul mezunu arkadaşlarla çalışmak istiyorum. Öğrencilik yıllarında çalışmış olmanın avantajlarını yaşamadım” dedi.

    “Türklere pahalı otel eleştirisi”

    En çok karşılaşılan eleştirilerden birisinin ‘Yabancılara düşük fiyat, Türklere pahalı satıyorsunuz’ eleştirisi olduğunu söyleyen Kadem Mete, “Perakende ile toptan satış arasındaki fark bu. Türkiye’de tatil geleneği bavulunu toplayıp otelin kapısına dayanmak oluyor. Yabancılar ise Tur operatörü ile tatil satın alıyor ve toptan fiyat uygulanıyor. Aslında kapıdan İngiliz de gelse, Alman da gelse Türkler ile aynı fiyatı alacak. Ama Türkiye’de kapıdan satış sistemi yavaş yavaş yerini tur operatörleri kanalıyla tatil satın almaya doğru yöneldi” dedi.

    Emekli turizmi

    Yeni pazarlara doğru, turizmi çeşitlendirmek için projesinin bulunduğunu belirten Mete, “Proje henüz uygulama geçmedi. İnşallah seneye geçecek. Bu proje ‘Emekli turizmi’ 12 Temmuz’da Başbakanımıza bir dosya verdik. Turizmin mevcut sorunları ve çözüm önerileri diye. 13 Temmuz’da Turizm Bakanımız ile 14 Temmuz’da da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız o dönem Süleyman Soylu idi. Ona da verdik dosyayı. 15 Temmuz’da malum olayı yaşadık. 2015 yılında 36 milyon 400 bin turist gelmiş Türkiye’ye. Yaklaşık 10 günlük bir konaklama periyodu var. 400 milyon geceleme var. Türkiye’de 12 milyon emekli var. Bunların hedef olarak 6 milyonunu baz aldık. 6 milyon insan Bin 200 lira emekli maaşı alıyorsa, günlük 40 liraya düşer. Günlük 40 liradan başlayan tam pansiyon usulü emeklilerimize hizmet verelim. Türkiye’nin kışında mücadele edeceğinize, bu parayı otellere versinler istedik. Kışın en soğuk olduğu dönemde bile Muğla’da Antalya’da kışı geçirsinler istedim. İster bir ay, ister altı ay kalsın. Eğer üç ay kalırsa 6 milyon kişi 540 milyon geceleme yapma imkânı var. Turizmin en yoğun yaşandığı dönemden daha fazla. Otelci para kazanmaz belki ama otelin kapanıp 6 ay sonra tekrar açma masrafı var. Otelci bu masraftan kurtuluyor. Otelci 40 lira alsa bile en az 10 lira kar eder. Devlet nerede kar eder. 6 ay turistik tesiste çalışan personel geri kalan 6 ay için İş Kurumu’na başvurarak devletten işsizlik maaşı alıyor. Yaklaşık 900 lira. 700 küsur lira da SGK primi ödeniyor. Devlet bunları ödemeyecek ve kişi başı kazancı Bin 700 liradır. İşte turizmin 12 aya çıkarılmasının yolu budur. Burada bitmedi. Bu defa Avrupa’daki emeklilere yöneleceğiz. Tur operatörleri buna yanaşmıyor. Çünkü daha pahalı yerlere yönlendiriyorlar vatandaşlarını. Bu konuda dünyanın en fazla noktasına uçuş yapan Türk Hava Yolları’nı turizm için kullanmalıyız. Avrupa’nın birçok kentinden turizm noktalarına direk uçuşlar yapmasını sağlamamız gerekir” dedi.

    Seminerin sonunda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Akça ve Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ozan Bahar Kadem Mete’ye günün anısına plaket verdi.

  • KADEM ve AFAD’dan Suriyeli mülteciler için proje

    Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arasında Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yönelik ekonomik ve sosyal uyum projesi kapsamında protokol imzalandı.

    KADEM ve AFAD arasında Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yönelik ekonomik ve sosyal uyum projesi kapsamında protokol imzalandı. İmza törenine Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı KADEM Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar ve Yönetim Kurulu üyeleri, AFAD Başkanı M. Halis Bilden ve KADEM Genel Başkanı Sare Aydın Yılmaz katıldı.

    KADEM, Kadınlar Göç Yolunda Projesi’ni bir yıllık çalışma sonrası nihayetlendirdi. Kadın mültecilerin yaşadıkları problemleri ve ihtiyaçlarını ortaya koymak üzere yola çıkan projede, mültecilerin yasal hakları ve düzenlemeleri hakkında farkındalık oluşturuldu. Mülteciler ve mülteci entegrasyonu konusunda Avrupa ve Türkiye’de yapılan iyi uygulamalar araştırıldı. Kamuoyunda mültecilere yönelik yanlış algıyı kırmak ve kadın mültecilerin farklılaşan gerçekliklerini yansıtabilmek amacıyla ‘Ayrılık’ isimli bir belgesel film ile projenin kapanışı yapıldı.

    KADEM ve AFAD ortaklığı ile hayata geçecek yeni proje ise mülteci kadınların hem psikolojik rehabilitasyonlarını hem de ekonomik, kültürel entegrasyonlarını sağlayacak. İstanbul ve Ankara’da Ekonomik ve Sosyal Uyum Profil Tarama Çalışması ile İstanbul ve Ankara illerinde yaşayan 5 bin Suriyeli sığınmacının ekonomik ve sosyal uyum çalışmalarında kullanılmak üzere eğitim, sosyal hizmetler vs. olmak üzere profil çalışmalarının yapılması ve AFAD ve KADEM tarafından ilerleyen dönemlerde yapılacak çalışmalarda kullanılmak üzere bir veri tabanının ve analiz raporunun hazırlanması hedefleniyor. Proje kapsamında sosyolog, ekonomist, psikolog, şehir plancısı ve göç uzmanları gibi uzmanlardan oluşan bir grup, profil tanımlama formu ile Suriyeli sığınmacıların yaşadıkları şehre uyum sağlayabilmelerine yönelik yapılacak faaliyetlerde kullanılabilecek özelliklerin tespit edilmesi için gerekli soruları oluşturacak. Profil çalışması başlamadan önce saha çalışması sonuçlarının anlık izlenebilmesi, toplanan verinin işlenebilir ve kullanılabilir hale getirilmesini sağlayacak bir online veri tabanı oluşturulacak. Proje kapsamında profil tanımlama formunun hazırlanmasının ardından İstanbul ve Ankara’da 5 bin Suriyeli ile yüz yüze görüşme ile profil tanımlama saha çalışması gerçekleştirilecek. Saha çalışmasının tamamlanmasının ardından da uzman ekip, kamu politikaları açısından yerel düzeyde proje geliştirme çalışmaları için girdi sağlayacak analizler ve raporlar hazırlayacak. Projede araştırma ve raporlama çalışmaları için İstanbul Ticaret Üniversitesi ile çalışılması planlanıyor.

    İstanbul Toplumsal Destek Merkezi

    İstanbul Toplumsal Destek Merkezi ile İstanbul’da Suriyeli sığınmacı kadınlara yönelik ekonomik, sosyal ve psikolojik konularda destek sağlayacak bir merkezin kurulması, Suriyeli kadınlar ve ailelerinin uyum süreçlerinin kolaylaştırılması ve Türkiye’de uygulanabilecek bir uygulama modelinin pilot projesinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında sunulacak hizmetler için psikolog, hukuk müşaviri, el işi usta öğreticisi, servis görevlisi gibi merkezin etkin hizmet sunumu için gerekli personel istihdamı gerçekleştirilecek. Bu faaliyet kapsamında başta Fatih olmak üzere civar ilçelerde yaşayan Suriyeli sığınmacılara ulaşılması için Arapça el ilanları bastırılacak, belediye ve AFAD yardımlarının sunumu esnasında Suriyeli kadınlara dağıtımı yapılacak. Ayrıca yine belediye ve AFAD ağından yararlanılarak kadınlara ulaşılması planlanıyor. Görevlendirilecek 2 psikolog ile psikolojik destek, psikodrama ve grup terapileri gerçekleştirilecek kadınların mental problemlerinin çözümüne katkı sağlanacak.

    Meslek eğitim programları

    Kadınların içinde bulunduğu sosyal ve kültürel koşullar dikkate alınarak, ekonomik gelir elde edebilecekleri meslek eğitim programları gerçekleştirilecek. Bu kapsamda öncelikle el işi kursları açılacak, bu kurslarda üretilen ürünler kermes, satış gibi programlarla birlikte ekonomik değere dönüştürülecek. Bu merkezde kadınların ürettiği ürünler markalaştırılarak kadınlara sürdürülebilir bir ekonomik kazanç sağlayacak. Merkezde ayrıca Türkçe ve Arapça dil kursları, İstanbul ve Türk kültürüne ve Suriye kültürüne ilişkin tanıtım etkinlikleri ve geziler, kolay Türk yemekleri kursları vs. gibi Suriyeli kadın sığınmacıların ülkemizi ve Türk katılımcıların da Suriye kültürünü daha yakından tanınmasına ilişkin etkinlikler düzenlenecek. Projede ilk etapta Fatih Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çalışılması planlanıyor.