Etiket: Kadavradan

  • Türkiye’de böbrek nakillerinin sadece üçte biri kadavradan

    Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İlker Murat Arer, Batı ülkelerinde kadavra kaynaklı böbrek nakli oranı yaklaşık yüzde 80 iken, Türkiye’de yapılan böbrek nakillerinin sadece üçte birinin kadavra kaynaklı olduğunu bildirdi. Arer, bunun en büyük sebebi olarak; halkın organ bağışı hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasını ve ülkemizde organ bağışlarının henüz istenilen seviyeye ulaşamamasını gösterdi.

    Yrd. Doç. Dr. Arer, organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kutlanan 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde böbrek yetmezliğinin en başarılı tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu söyledi. Böbrek naklinin canlı veya kadavradan yapıldığını ifade eden Arer, “Gerek canlı vericiden gerekse kadavradan yapılan başarılı böbrek nakillerinde diyaliz tedavilerinde olduğu gibi böbrek fonksiyonlarından bazıları değil, tamamı yerine getirilir. Böbrek hastalarının belirli diyet kısıtlamaları olmaktadır. Ayrıca, karın diyalizi veya hemodiyaliz olsun belirli aralıklarla yapılması gerekmekte ve zaman zaman bunlara bağlı komplikasyonlar oluşabilmektedir. Peritonit denilen karın zarı iltihaplanması durumu uzun süre hastanede yatış gerektirebilir. Böbrek nakli tüm bu sorunları ortadan kaldıracak yegane tedavi şeklidir. Böbrek naklinden sonra hastalara herhangi bir diyet kısıtlaması uygulanmaz. İstediklerini yiyip içmede özgürdürler” dedi.

    Organ bağışında İzmir ilk sırada

    Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İlker Murat Arer, beyin ölümü gerçekleşen bireylerde organ bağışı için izin oranının sadece yüzde 23.7 olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “Diyaliz hastalarının yüzde 63.4’ü nakil istemiyor. Türkiye’de toplam organ bağışlayan kişi sayısı bazında ilk sırada İzmir yer alırken, Adana ise 7. sırada bulunuyor. Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre Türkiye’de yapılan böbrek nakillerinin yaklaşık 1/3’ü kadavra kaynaklı. Kadavra kaynaklı böbrek nakli oranı batı ülkelerinde ise yaklaşık yüzde 80. Bütün bunların nedeni ülkemizde organ bağışlarının henüz istenilen seviyeye ulaşamaması ve organ bağışı hakkında halkımızın yeterli bilgi seviyesinde olmamasıdır.”

    Diyalizden uzak sağlıklı günler

    Böbrek nakli sonrası birinci yıla gelindiğinde hastaların yüzde 80-95’inin sağlıklı ve diyalizden uzak yaşamını sürdürdüğüne dikkati çeken Arer, “Canlı böbrek nakli sonrası hastaların yarısı 25 yıla sağlıklı girerken, kadavra böbrek nakilli hastaların yarısı 10 yıla diyalizden uzak ve sağlıklı girer. Nakil olan hastaların yüzde 80’i eski işlerini sürdürmektedir. Nakil olan özellikle genç hastalar çalışabilmekte, evlenebilmekte ve çocuk (hem kadın hem de erkek hastalar) sahibi olabilmektedir. Hastanın yaşam ömrü uzamakta ve bu dönemde yaşam kalitesi artmaktadır” diye konuştu.

    Birçok ilkte Haberal imzası

    Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İlker Murat Arer, Türkiye’de her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında kutlanan Organ Bağışı Haftası’nın, Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın 3 Kasım 1975’te Türkiye’de ilk kez canlı donörden böbrek naklini gerçekleştirmesiyle hayat bulduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yine Prof. Dr. Mehmet Haberal hocamız organ nakliyle ilgili birçok ilklere imzasını atmış ve Türkiye’de organ naklinin temellerini oluşturmuştur. 10 Ekim 1978’de temin edilen organla Türkiye’de ilk kez kadavradan böbrek naklini gerçekleştirmiştir. Organ nakli için çok önem teşkil eden 2238 Sayılı Kanun ile Organ ve Doku Nakli Yasası 3 Haziran 1979’da hocamızın sayesinde çıkarılmıştır. Yine o yıl değerli hocamız 27 Temmuz’da Türkiye’de ilk yerli kadavradan böbrek naklini gerçekleştirmiştir. Belirttiğimiz gibi Türkiye’de organ nakliyle ilgili birçok ilklere imza atan kurucu rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın bizlere verdiği eğitim ve bilginin ışığında Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezimizde 8 Şubat 2010 tarihinden itibaren böbrek nakillerini başarıyla gerçekleştirmekteyiz.”

    6 yılda 230 böbrek nakli

    Organ Nakli Merkezi’nde bugüne kadar toplam 230 hastaya böbrek nakli gerçekleştirdiklerinin altını çizen Arer, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Hastanemizde nakil için ayrı bir yataklı servis mevcuttur. Nakil sonrasında hastalarımızın takip edildiği bu ünitede 6 oda ve 12 yatak bulunmaktadır. Bu başarılı nakillerimizde başta kurucu rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal olmak üzere değerli hocamız Yrd. Doç. Dr. Turgut Noyan, Anabilim Dalı Başkanımız Prof. Dr. Gökhan Moray ve Prof. Dr. Sedat Yıldırım hocalarımızın katkıları ve emekleri çok fazladır. Bize düşen görev ise toplumumuzda organ bağışı ile ilgili yeterli farkındalığı oluşturabilmek ve kadavradan yapılacak nakilleri artırabilmektir. Bu da toplumu bilinçlendirmek ve Organ Bağışı Haftası gibi etkinliklerle toplumun dikkatini bu yöne çekebilmekle mümkün olabileceğini düşünüyorum. Herkesin Organ Bağışı Haftası’nı kutlar, bağışçı sayılarımızın artmasını dilerim.”

  • Kadavradan Organ Bağışı Neşter Bekliyor

    Samsun Organ ve Doku Nakli koordinasyon Merkezi sorumluluğu altındaki 7 ilde bulunan hastane ve sağlık merkezlerinin Organ ve Doku Nakli Koordinatörleri Ordu’da toplandı.

    Ordu Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Ordu Sağlık Müdürü Dr. İsmet Kolomuç, Samsun Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Köksal, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Murat Küçükoğlu, Samsun, Ordu, Trabzon, Rize, Giresun, Amasya, Tokat, Sinop illeri Organ ve Doku Nakli Koordinatörleri katıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Ordu Sağlık Müdürü Dr. İsmet Kolomuç, Türkiye’de organ ve doku nakli bekleyen hasta sayısının oldukça yüksek olduğunu belirtti. En çok organ nakli bekleyenlerin böbrek hastası olduğunu vurgulayan Kolomuç, “Bu hastalarımız diyalize girmeye başladıktan sonra uzun yıllar haftada birkaç gün makineye bağlanmakta ve konforu düşük bir hayat yaşamaktadır. Uygun böbrek bulunamadığı takdirde kaçınılmaz son ölümü beklemektedir” dedi.

    Dr. Kolomuç, organ bağışının arttırılması konusunda çalışma yaptıklarını da belirterek, Ordu ilinin organ bağışçısı sayısında Türkiye genelinde 16. sırada olduğunu da sözlerine ekledi.

    28 BİN KİŞİ ORGAN BEKLİYOR

    Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, halen Türkiye genelinde 28 bin 124 kişinin organ beklediğine dikkat çekti. Bunun 22 bin 347’sinin böbrek, 646’sının kalp, 2 bin 247’sinin karaciğer, 279’unun pankreas, 49’unun akciğer, 2’sinin ince bağırsak beklediğini vurgulayan Dr. Kazak, yılda yaklaşık Bin 500-2 bin kişinin organ nakli olamadığı için vefat ettiğini de belirtti.

    KADAVRADA ORGAN BAĞIŞI DÜŞÜK

    Özellikle beyin ölümü gerçekleşen kadavradan organ nakli konusunda aileleri ikna etmenin oldukça zorlu bir süreç olduğunu ifade eden Kazak, “Beyin ölümü gerçekleşerek vefat eden kişi sağlığında organlarını bağışlasa bile, vefatı halinde ailesinden bir kişi organ bağışına hayır derse o organ alınamıyor. Örneğin biz Samsun bölgesinde beyin ölümü gerçekleşen kişinin bazen 7 bazen 9 çocuğu var. Bu çocukların hepsini ikna etmek zorundasınız. Bir kişi hayır derse o organ alınamıyor. Bunda aile arasındaki anlaşmazlıklar, donör görünüşünün ve vücut bütünlüğünün bozulacağı endişesi, dini, kültürel ve sosyal nedenler, ölümü kabullenmeme gibi sebepler başta geliyor” diye konuştu.

    “HER ŞEYİMİZ VAR. TEK EKSİĞİMİZ ORGAN”

    Organ bekleyen hastalar içerisinde böbrek hastalarının diyaliz ile yaşam desteği alırken, akciğer, kalp ve karaciğer hastalarının tek şansının organ nakli olduğunu da kaydeden Dr. Kazak, “Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi olarak her şeye sahibiz. Ambulans uçağımız, helikopterimiz, tam donanımlı ambulansımız, yetişmiş ve deneyimli doktor ve elemanlarımız hepsi var. Tek eksiğimiz organ. Yapılan araştırmalara göre, organ bekleyen hastaların yüzde 87’si hastalık başına gelmeden önce organ bağışlamayı düşünmediğini belirtmiştir. O sebeple bir gün içimizden biri organ nakline ihtiyaç duyabilir” açıklamasında bulundu.

    Toplantıda 19 Mayıs Üniversitesi Anestezi Ana Bilim dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Dilek, ‘Beyin Ölümü’, Ordu Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Nefroloji Ana Bilim dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Karataş, ‘Organ Naklinin Önemi’, Ordu İl Müftülüğünden Aile ve İrşad Sorumlusu vaiz Burhan Al, ‘Organ Naklinin Dini Yönü’ hakkında katılımcılara bilgiler verdiler.