Etiket: Kabusa

  • En mutlu günleri kazayla kabusa döndü

    Şanlıurfa’da düğün konvoyunda meydana gelen trafik kazasında, aralarında gelin ve damadın da bulunduğu 7 kişi yaralandı.

    Edinilen bilgiye göre kaza, öğleden sonra Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesine bağlı Konuklu Mahallesi Akçakale çevreyolu kavşağında meydana geldi. Sancaktar Mahallesi’nden aldıkları gelini İncirli Mahallesi’ne götüren konvoyda trafik kazası meydana geldi. Gelinin içerisinde bulunduğu 01 BKL 63 plakalı otomobil ile konvoya katılmak için farklı yönden gelen 38 BR 091 plakalı otomobilin çarpışması sonucu aralarında gelin Derya Ö. ile damat Halil H.’nin de bulunduğu 7 kişi yaralandı. Kazada yaralanan gelin Derya Ö., damat Halil H. ile her iki otomobilde bulunan Elif Ş., Zeynep Sude A., Ahmet P., Rabia Elvan A. ve ismi öğrenilemeyen bir kişi, olay yerine çağrılan ambulanslarla Balıklıgöl, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma ile Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerine kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kazayı gören gelin ve damadın yakınları olay yerinde fenalık geçirdi. Kazada otomobillerinden birinin yakıt deposu ile tekerleği yerinden koparak refüje fırlarken, poşetteki kına ise yola döküldü.

    Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Eksik dişler hayatı kabusa çeviriyor

    Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, birçok kişinin eksik dişlerle yaşamını idare etmeye çalışsa da eksik dişlerin birçok olumsuzluğu beraberinde getirdiğini söyledi.

    Dent Suadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, “İçten ve güzel bir gülümsemeye sahip olmak istiyorsanız ağız ve diş sağlığınıza özen göstermelisiniz” dedi.

    Yüz estetiğinin önemli bir parçası olan ön dişlerin kaybının psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasının yanı sıra konuşma bozukluklarına aynı zamanda mide sorunlarına ve kilo alımına da sebebiyet verebildiğini anlatan Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, “İmplant, eksik olan dişlerin tamamlanması için uygun maddelerden imal edilmiş yapay diş köklerinin çene kemiğine monte edilmesi işlemidir. Tek dişin eksik olduğu durumlarda komşu dişlere zarar vermeden uygulanabildiği gibi, çoklu diş eksikliğinin görüldüğü durumlarda da başvurulan bir yöntemdir. Ayrıca tam dişsizlik söz konusu olduğunda da, her an ağızdan çıkmaya meyilli hareketleri protezlerin sabitlenmesi için de kullanılır” dedi.

    Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, diş implantının sağladığı avantajlar konusunda ise şunları söyledi; “Kemik değişimi sürekli devam ettiğinden, hareketli protez kullanan kişilerin protezleri uyumluluğunu yitirmektedir. İmplant sayesinde protezler sabitlenerek kullanım kolaylığı sağlanır, diş etinde oluşabilecek hasarlar önlenir. Sağlıklı, estetik açısından da hoş bir görüntüye sahip olmakla beraber uzun süre kullanabileceğiniz dişlere sahip olursunuz. İmplant uygulamalarında titanyum ve zirkonyum kullanıldığı için diğer diş tedavilerine kıyasla implantların ömrü hayli uzundur”

    Arslan, implant konusunda sık rastlanan yanlış bir bilginin bulunduğunu da dile getirerek, “İmplantın herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Özel titanyumdan ve zirkonyumdan hazırlandığı için çene kemiği ile biyolojik uyum sağlamakta; haliyle vücudun kabul etmemesi gibi bir durum söz konusu değildir” dedi.

    Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan son olarak , 18 yaşını doldurmamış, kemik gelişimi devam eden, aşırı sigara içen kişilerde implant uygulaması yapılmadan önce muhakkak doktor ile detaylı olarak görüşülmesi, uygun şartların oluşturulması halinde implant uygulaması yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.

  • İşçilerin mangalda balık keyfi kâbusa döndü

    Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde gece mangalda balık pişirmek için ateş yakan taşeron işçileri itfaiyeyi alarma geçirdi,

    Edinilen bilgiye göre, Karşıyaka Mahallesinde bulunan maden sahasında hafriyat çalışması yapan özel taşeron şirkette çalışan iki işçi gündüz balıkçıdan aldıkları balıkları mangalda pişirmek amacıyla gece şantiye yakınında bulunan ve kullanılmayan ahırın duvar dibinde ateş yaktılar. Gece yanan ateşi gören vatandaşlar itfaiyeye yangın ihbarında bulundu. İhbar üzerine kısa sürede olay yerine intikal eden itfaiye ekipleri yakılan ateşin başında mangalda balık pişiren iki kişiyi görünce şaşkınlıklarını gizleyemediler. Karşılarında itfaiye ekiplerini gören ve ne yapaklarını şaşıran işçiler mangal ateşini su dökerek söndürdüler. Çağrı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri ise yangın tehlikesi olmadığını görünce olay yerinden ayrıldılar. Mangalda balık pişirme girişimi yarım kalan işçiler ızgaradaki balıkları alarak yakındaki şantiyenin yolunu tuttular.(MA-EFE)

  • (Özel Haber) PKK’nın en mutlu günlerini kabusa çevirdiği aile fertleri ve tanıklar, dehşet anlarını anlattı

    Van’da PKK’lı teröristler tarafından bomba yüklü araçla yapılan saldırıda yakındaki bir salonda düğünleri olan öğretmen Erhan Günay’ın ailesi ve yakınları, o geceye dair dehşet anlarını anlattı.

    İHA’ya konuşan aile ve olayın tanıkları adadıkları kurbanı kestiklerini belirterek, o geceye dair dehşet anlarını anlattı.

    “Kimseye bir şey olmadı diye kurban kestik”

    İpekyolu ilçesinde ikamet eden ve kurban kesen anne Yüksel Günay, “Böyle vahim bir olayda kimseye bir şey olmadı diye kurban kestik. Bu olayda yaralandık ama kimseye çok şükür bir şey olmadı. Çoluk çocuğumuzun sadakasına Allah rızası için bu kurbanı kestik. Böylesi bir olayda kurtulduğumuza inanamıyoruz verilmiş sadakamız varmış” dedi.

    “Yaşananlar korkunçtu, kızımın dili tutuldu”

    Damadın komşusu olan ve yaşanan dehşete tanıklık eden Semra Çelik ise, “Yaşananlar gerçekten de korkunçtu. Bir an hepimizin öleceğini zannettik. Bizler bir şey anlayamadık çok kötüydü. Çok zor şeyler yaşadık. Bir anda benim kızım bir yandan ablamın kızı sabaha kadar hastanede kaldık. Çocuklarımızın psikolojileri alt üst oldu. Kızımın dili tutuldu çok zor şeyler yaşadık. Allah bir daha kimseye göstermesin” diye konuştu.

    “Bu dehşeti anlatacak cümle bulamıyoruz”

    İsminin verilmesini istemeyen damadın halası ise Gaziantep’ten geldiklerini belirterek, “Ben ve çocuklarım göçük altında kaldık. Düğün salonu adeta üstümüze çöktü. Koşturduk kurşunların arasında kendimizi kurtarmaya çalıştık. Zaten şoktaydık. 3-4 gündür hala da kendimize gelemedik. Ben Gaziantep’te oturuyorum ama buraya yeğenimin düğünü için geldim ama felaketi yaşadık. Bizler bunları hak etmedik. Hepimiz Müslümanız ve kardeşiz. Yani bu dehşeti anlatacak cümle bulamıyoruz. Ben başımdan darbe almama rağmen doktora gidecek düşünceyi bile kendimde bulamadım. Bizler hala neden bunları yaşadığımızı ve bizden ne istediklerini bilemiyoruz. Biz sadece düğünümüzü yapıyorduk. Kimseyle bir alıp veremediğimiz de yok. Verilmiş sadakamız var ki kurtulabildik” dedi.

    Patlamanın düğünün son anlarına denk geldiğini de sözlerine ekleyen damadın halası, “Bizler son turu oynuyorduk. Artık düğünü bitirecektik. O sırada o patlama oldu. Bizler fotoğraf çekip bitirecektik yeğenimle mutlu fotoğraflarımız olacaktı ona izin vermediler. Kimsenin buna hakkı yoktur” şeklinde konuştu.

    “O an sadece annem geldi aklıma”

    Dehşet anlarında kuzenine sarılarak ayakta durmaya çalışan 11 yaşındaki Ecrin ise, “Annemi aradım kuzenim vardı yanımda o sırada korku içerisinde kuzenime sarıldım. Ondan sonra annemi masanın altından çıkardılar beni de alıp o camların ve çatışmanın arasında çıkardılar. Yüzüm çizildi. Bana başka bir şey olmadı o anda annem için çok korktum. O anda annemden başka kimse aklıma gelmedi. Bir an deprem oldu sandım ama deprem değildi. Daha sonra dışarı çıktık” diye konuştu.

    Düğünün yeni görüntüleri ortaya çıktı

    Öte yandan düğüne dair yeni görüntülere de ulaşıldı. Görüntülerde damat, gelin ve akrabaları halay çeliyor. Görüntüde olan küçük çocuklar da halaya eşlik etmeye çalışıyor Bir anda yaşanan patlama sonrası kayıt yapan cep telefonu ise yere düşerek kayıt bitiyor. Başka bir görüntüde ise düğüne katılanlar davul zurna eşliğinde halay çekiyor

    Neler yaşanmıştı?

    Van’da PKK’lı teröristler 17 Ağustos gecesi bomba yüklü araçla 2 Nisan Polis Merkezi ve Polisevi’ne saldırı düzenlemiş, saldırıda 2 polis şehit olurken 2 vatandaş da hayatını kaybetmişti. 73 vatandaş ise çeşitli yerlerinde yaralanırken, çevrede bulunan yüzlerce iş yeri ve polisevinde ciddi anlamda hasar oluşmuştu.

  • Bahar alerjisi kabusa dönmesin

    Alerjinin alerjen denilen normalde zararsız olan maddelere karşı bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı duyarlılık reaksiyonları olduğunu belirten Doç. Dr. Arzu Ertürk, başlıca alerjenlerin ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, hayvan tüy ve epitelleri, besinler ve böcek zehirleri olduğunu söyledi.

    Astım ve bahar alerjisi hakkında bilgi veren Koru Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doktor Ertürk, alerjik hastalıklarda genellikle üst ya da alt solunum yolları, göz, deri ve sindirim sisteminin etkilendiğini ifade etti. Ertürk, “Alerji, genetik eğilimi olan kişilerde çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Alerjisi olmayan sağlıklı bir birey polenlerle karşılaştığında herhangi bir sorun yaşamazken, alerjik yapıdaki kişilerde hapşırık, burun akıntısı, nezle, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır” dedi.

    Alerjik kişilerin bahar günlerini polenlerin kabusa çevirdiğini söyleyen Ertürk, alerjik bireylerin polen alerjilerinin de farklılık gösterdiğini belirtti. Doç. Dr. Arzu Ertürk, “Ağaç polenleri daha çok Şubat-Mayıs, ot polenleri Mayıs-Haziran aylarında, yabani ot polenleri ise yaz ortasından sonbahara dek yakınmalara neden olur. Küçük polenler, rüzgarla taşındıklarından bitkiden kilometrelerce uzaktaki kişide bile alerjiye neden olabilir. Sabah saatlerinde havadaki polen miktarı daha fazladır. Yağmurlu günlerde havada uçuşan polen miktarı azaldığından polen alerjisi olan kişiler rahat eder. Tam tersine sıcak ve rüzgarlı günlerde polen yayılımı artar” diye konuştu.

    Mevsimsel alerjinin genellikle üst solunum yollarında başlayıp zamanla alt solunum yollarını da tutarak astım ataklarına sebep olduğunun altını çizen Ertürk, saman nezlesinin de “mevsimsel alerjik rinit” olarak bilinen hastalığın halk arasındaki adı olduğunu ve çoğunlukla ilk belirtilerin çocuklukta ve gençlikte ortaya çıktığını anlattı. Ertürk, “Burunda ve genizde akıntı ve kaşıntı, hapşuruk, gözlerde sulanma, yaşarma,kızarıklık, göz altlarında morarma gibi yakınmalara neden olur. Alerjik riniti olan kişilerin büyük bir kısmı hayatlarının bir döneminde astım atağı geçirebilirler. 1-2 haftayı geçen şikayetleri olan hastalar, mutlaka bir hekime başvurmalıdır. Tedavide alerji önleyici ilaçlardan yararlanılır. Hastanın hangi polene karşı alerjisinin olduğunun saptanması için kan testleri ve deri testlerinden yararlanılır” şeklinde konuştu.

    Astımlı hastaların bahar aylarında kötüleşip atağa girebileceğini belirten Doç. Dr. Arzu Ertürk, “Mart ayındaki grip salgını, viral enfeksiyonlar semptomları artırabileceği gibi, hastaların alerjik oldukları polenlerin yayıldığı haftalar/aylar boyunca şikayetler artabilir. Bu dönemde hastanın ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekir. Diğer alerjenlere göre polenlerden kaçınmak daha zordur. Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarı çıkmamak, pencereleri kapalı tutmak en önemli korunma yöntemleridir. İdeal olan kişinin alerjisinin olduğu bitkinin yetiştiği bölgeden başka bir yere taşınması gibi görünse de bir polene alerjisi olan kişi, yeni bir bölgeye taşındığında zaman içinde maruz kaldığı yeni polenlere karşı alerji geliştirebilmektedir” dedi.

    Korunma yöntemlerinin genel olarak uygulanması gerektiği uyarısında bulunan Ertürk, polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde sabah saatlerinde açık alanlara çıkmamaya özen gösterilmesi gerektiğini ve çimen polenine alerjisi olanların da bahçe çimlerini biçmemesi veya biçilirken ortamda bulunmaması gerektiği uyarısında bulundu. Giysiler ve çamaşırların polen mevsiminde açık havada kurutulmaması gerektiğini belirten Dr. Ertürk, mümkünse kurutma makinesi kullanılmasını önerdi. Otomobil alınacağı veya değiştirileceği zaman, polen yakalayıcı hava filtreleri olan modellerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Ertürk, otomobillerdeki polen filtresinin bakımının ise düzenli olarak yaptırılması gerektiğini ifade etti. Akşamları eve gelince de kıyafetlerin değiştirilmesi, duş alınması gerektiğini bildiren Arzu Ertürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yatak odasından tüm toz toplayıcı eşyalar uzaklaştırılmalıdır. Halı, kitap, dekoratif eşyalar, kumaş aksesuarlar kaldırılmalıdır. Tüm yatak çarşaf, nevresim ve yastık kılıfları haftada bir en az 60 derece ısıda yıkanmalıdır. Anti alerjik yastık nevresim takımları kullanılmalıdır. Ağır perdeler hafif ve yıkanabilir olanlarla değiştirilmelidir. Evcil hayvan varsa yatak odasına girmesine izin verilmemelidir. Evin ortamı nemli olmamalıdır. Ev ve araba klima filtrelerinin düzenli temizlenmesi sağlanmalıdır.”