Etiket: kabadayı

  • (Özel haber) Üsküdar Belediyesinden eski kabadayı Çakır Ahmet’e seyyar araba

    Üsküdar’ın sembol isimlerinden biri haline gelen eski kabadayı Çakır Ahmet’e yaptığı tatlıları satmasında kolaylık sağlamak için Üsküdar Belediyesi seyyar araba hediye etti. Kabadayılık günlerinde attığı naraları şimdilerde tatlılarını satmak için atan Çakır Ahmet, “Başladığım zaman utanıyordum, koskoca Çakır Ahmet tatlı mı yapacak diye ama insan ekmeğini helal, doğru yoldan kazandığı zaman tatlı da yapar, satar da” dedi.

    Eski kabadayı Çakır Ahmet’in yaptığı tatlıları daha rahat bir şekilde satabilmesi için Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen tarafından Çakır Ahmet’e seyyar araba hediye edildi. 60 yıllık Üsküdarlı olan Çakır Ahmet, kabadayılığı bıraktıktan sonra ekmeğini kendi elleriyle yaptığı tatlıları satarak kazanmaya başladı. Eski kabadayının tatlılarını sırtında taşıdığı sepetlerde sattığını duyan Başkan Türkmen, Çakır Ahmet’e kolaylık sağlamak amacıyla seyyar bir satış arabası hediye etti. Çakır Ahmet de sırtında taşıdığı tatlılarını hediye edilen arabaya yerleştirdi. Ahmet, seyyar araba ile ilk satışına başlamadan önce belediye binası önünde Başkan Türkmen’e hazırladığı tatlılardan ikram etti. Çakır Ahmet, araba için Üsküdar Belediye Başkanı’na teşekkür ederken, Başkan Türkmen eski kabadayının yaptığı meşhur tatlılardan afiyetle yedi. Hediye edilen arabayla ilk satış gününe başlayan Çakır Ahmet, eski kabadayılık günlerinde attığı naralarını bu kez Üsküdar sokaklarında kendi elleriyle hazırladığı tatlıları satmak için attı. Üsküdar esnafının ve vatandaşların yakından tanıdığı eski kabadayı, yeni arabasıyla tatlı satışına başladığındaysa müşterisi eksik olmadı.

    “Ev yapımı sayın abiler” diyerek müşterilerine seslenen Ahmet’e Çakır denmesi gözlerinin mavi rengi olmasından kaynaklanıyor. 60 yıllık Üsküdarlı olan Çakır Ahmet’e kabadayı lakabının verilmesi ise çok eskilere dayanıyor. Gençlik yıllarında bir kıza aşık olduğunu ve onu çok kıskandığı için çevresindeki birçok kişiyle kavga ettiğini belirten eski kabadayı, bu sebeple kendisine kabadayı denmeye başlandığını söyledi. Etrafındakileri koruyup kollamasıyla adı mahallesinde yayılan Çakır Ahmet, muhitindeki gençleri de kötü alışkanlıklardan uzak tutan bir abiye dönüşünce Üsküdar’da herkes ona kabadayı Çakır Ahmet demeye başladı.

    “Çakır Ahmet Üsküdar’ımızın adeta bir sembolü oldu”

    Çakır Ahmet’in Üsküdar için önemli bir değer olduğuna dikkat çeken Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Üsküdar’ın eskimeyen kabadayılarından Çakır Ahmet, Üsküdar’ımızın adeta bir sembolü oldu. Yıllardır evde kendi elleriyle eşiyle birlikte yaptığı tatlıları Üsküdar’da kahvelerde, derneklerde, yollarda esnaflara kendince belirlediği fiyattan ikram ediyor. Bilek gücüyle bu işler zorlaştığı için Üsküdarlı vatandaşlarımız da böyle bir ihtiyacın ortaya çıktığını söyleyince Çakır Ahmet bizim çok sevdiğimiz bir dostumuz, ona çok güzel, şirin bir araba hediye etmiş olduk. Biz Çakır Ahmet’i çok seviyoruz” dedi.

    “Başladığım zaman utanıyordum koskoca Çakır Ahmet tatlı mı yapacak diye”

    Kabadayı olarak anılma hikayesini anlatan Çakır Ahmet, “Gerçek bir sevda yaşadım, sevdiğim kızı çok seviyor, çok kıskanıyordum. Onun için günde 3-5 sefer kavga etmekten adım kabadayıya çıktı, lakap koydular bana Çakır Ahmet diye. 16 yaşındaydım bu lakabı aldım. Eşim bana kuru ekmek getir, helal ekmek getir, her akşam tomar tomar para getirme dedi. Şimdi sırf tatlı yapıyorum. Bu işlere başladığım zaman utanıyordum koskoca Çakır Ahmet tatlı mı yapacak diye ama insan ekmeğini helal, doğru yoldan kazandığı zaman tatlı da yapar, satar da. Üsküdar Belediyesinden aradılar beni senin için böyle bir projemiz var dediler. İşte bu arabayı hediye ettiler, Allah razı olsun, şimdi arabada satıyorum. Tatlılarım için evde özel tencerelerim var, eşimin de yardımıyla tatlılarımı hazırlıyorum. Bana bugün Bostancı’nın göbeğinde havuzlu villa verseler, üzerine de 2 trilyon para verseler burada yaşayacaksın deseler namerdim istersem. Bodrum katta oturayım zararı yok ama ben Üsküdar’da oturayım” diye konuştu.

    “Buralarda elinde o ağır sepetiyle çok fazla dolaşamıyordu”

    Çakır Ahmet’in tatlılarını sepet yerine artık arabada satmaya başlayacak olmasının onun için çok iyi olacağını belirten Emirhan Dede, “ Eskilerin kabadayısı, iyi biridir, herkes iyi bilir. Tatlı satıyor, arabası değişmiş sanırım çok da iyi olmuş. Buralarda elinde o ağır sepetiyle çok fazla dolaşamıyordu. Soğuk günlerde zorluk çekmemesi için ağırlık taşımak yerine şimdi sadece itecek. Şimdi daha kolaylaşacak, inşallah işleri de daha iyi olur. Ben genelde Çakır Ahmet’ten supangle ile sütlaç yiyorum, çok güzel yapıyor, ellerine sağlık” şeklinde konuştu.

    “Çok iyi bir insan, zaten eskilerin insanı, çok seviyoruz”

    Çakır Ahmet’in tatlılarını beğenerek yediğini belirten Mısra Babüz, “Birçok çeşit tatlısı oluyor, hepsinden olmasa da bir pudingini sürekli alıyoruz. Sepetle satışla başlamıştı, çok da iyi satıyordu. Çok iyi bir insan, zaten eskilerin insanı, çok seviyoruz” diye konuştu.

  • AK Partili Şahin’den Kılıçdaroğlu’na Kabadayı Göndermesi

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘Cezaevine girmeye hazırlanın’ açıklamalarına ilişkin, “Kılıçdaroğlu siz gerçekten suç işlediğinize mi inanıyorsunuz. Cezaevine girmeye hazır olun demek bu demektir. Demek ki siz suçlu olduğunuzu kabul ediyorsunuz. Şimdi kabadayılığı başladı. Gizli oylamada oylarını göreceğiz, bakalım ne çıkacak” dedi.

    1 Kasım seçimlerinde yüzde 73 ile en fazla oy veren ikinci mahalle olan Kapullu Mahallesinde halka buluşan Mehmet Ali Şahin, Hakkari’nin 98 yıl sonra ikinci kez düşman işgalinden kurtulduğunu söyledi.

    “HAKKARİ 98 YIL SONRA İKİNCİ KEZ İŞGALDEN KURTULDU”

    Cebinden çıkarttığı takvim yaprağında Hakkari’nin 1918 yılında İngiliz işgalinden kurtarıldığını gösteren Şahin, “98 yıl önce 1918 yılında İngilizler tarafından işgal edilmiş. Ama ecdadımız püskürtmüş ve düşmandan Hakkari’yi kurtarmış. Bugünkü gazetelerde yer alan bir fotoğraf ve haberler var. Türkiye’nin bazı bölgelerinde olduğu gibi, Hakkari istila ile karşı karşıya kaldı. Hakkari, Şırnak, Mardin, Cizre’miz bir terör örgütü marifeti ile öz yönetim kuruyoruz diye hendeklere ve çukurlara muhatap oldu. 98 yıl önce Hakkari düşman işgalinden kurtulmuştu, dün nüfusu Hakkari’den daha büyük olan Yüksekova ilçende çekilmiş olan bir fotoğraf var gazetelerde. 8 terörist ellerinde beyaz bayrakla teslim oluyor. Bu Hakkari’nin ikinci kurtuluşudur. Kahraman askerlerimize ve polislerimize şükran duygularımızı ifade ediyoruz. Şehit olan polis ve askerimize rahmetler diliyoruz. 98 yıl önce Hakkari bugün kurtulmuştu ve 98 yıl sonra yine birileri bizim ülkemizden topraklarımızdan Hakkari’yi koparmaya yeltendi. Siz zannediyor musunuz bu terör örgütleri, o militanların kendi inisiyatifi ile oluyor. 98 yıl önce orayı işgal edenler kendileri askerleriyle gelmedi şimdi, bu terör örgütünü kullandı. Kendi askerleri olarak. Bu çocukların önemli bir bölü o bölgenin insani. Düşman o insanları kendi askerleri haline getirerek, işgali onlar kanlıyla yapmaya çalıştı. Türkiye Cumhuriyeti devleti böylesine ihanet karşısında sesiz ve eli kolu bağlı kalabilir miydi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti güvenlik güçleriyle birlikte terörün kökünü kazımak için birkaç aydır çok kapsamlı bir mücadele içinde” dedi.

    “BİZE İNSAN HAKLARI KARNESİ VERMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ”

    Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğunu da anlatan Şahin, “ Avrupa Birliği hangi raporu yazarsa yazsın. İnsan haklarına aykırı işlemler oluyormuş Türkiye’de ve aleyhimize raporla yazıyor. Bizim terörle yaptığımız şu mücadeleyi ve üstlendiğimiz sorumluluğu Avrupa ülkelerinden hangisi yaşıyor. Paris’te de bir canlı bomba eylemi gerçekleşti insanlar öldü. Fransa hükümeti Avrupa Konseyine bir yazı yazarak ‘Terörle mücadele için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini askıya alıyoruz’ dedi. Şimdi Avrupa Birliği bize Avrupa İnsan Haklarına Sözleşmesi’ne uygun davranmamakla suçluyor. AB’nin Almanya’dan sonra en büyük ülkesi olan Fransa’da bir bomba patladığı için Avrupa İnsan Hakları sözleşmesini askıya alıyor, biz 30 yıldır bu mücadeleyi yapıyoruz. Sonra bize insan hakları karnesi vermeye çalışıyorsunuz. Bizim onda birimizi terörle mücadele yaşamış olsalar acaba neler yaparlardı. Biz bütün bunlara rağmen demokrasimizi daha da güçlendirmenin gayreti içindeyiz” ifadesinde bulundu.

    “İNŞALLAH SÖZLERİNDE DURURLAR”

    Türkiye’de terör örgütü PKK’nın siyasi parti uzantısı olarak bilinen HDP’nin Meclis’te olduğunu da kaydeden Şahin, şunları söyledi:

    “PKK’yı desteklediklerini o terör örgütünün siyasi temsilcisi olduklarını alsa gizlemiyorlar. Vatandaş bunların dokunulmazlıkları kaldırılmayacak diye bize soruyor. Evet kaldırılmalı. Bakanlığa, Başbakanlığa gelmiş ne kadar dokunulmazlık dosyası varsa hepsini 15 gün içinde yargıya gönderelim diye bir anayasa değişikliği hazırladık. AK Partili 316 milletvekili olarak imzaladık Perşembe günü komisyonda görüşülecek ve sonra genel kurula inecek. Şimdi Kılıçdaroğlu diyor ki, anayasaya aykırı ama destekleyeceğim diyor. Teşekkür ederiz. MHP’de destekleyeceğini söyledi ancak bir risk var. Dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili olduğu gibi anayasaya değişikliği oylaması da gizli yapılıyor. Kimin nereye oy verdiğini bilemiyorsunuz. İnşallah sözlerinde dururlar.”

    “ŞİMDİ KABADAYILIĞI BAŞLADI, GİZLİ OYLAMADA OYLARINI GÖRECEĞİZ”

    Kılıçdaroğlu’nun Salı günü grup toplantısında yaptığı konuşmasında ‘Arkadaşlar Cezaevine girmeye hazır olun’ sözlerine de değinen Şahin, “Sayın Kılıçdaroğlu siz gerçekten suç işlediğinize mi inanıyorsunuz? Yani işlemiş olduğunuz suçun bir ceza ile neticeleneceğine mi inanıyorsunuz? Cezaevine girmeye hazır olun demek bu demektir. Demek ki siz suçlu olduğunuzu kabul ediyorsunuz. 39 tane dosyası var ve bunların önemli bir bölümü Cumhurbaşkanına hakarettir. Ceza kanunu Cumhuriyet kurulduğundan beri vardır ve Cumhurbaşkanına hakaret ceza kanundan o günden beri vardır. Şimdi cezası ne kadar hesap etmiş onlar. 12 aydan başlıyor 408 aya kadar gidiyor. O kadar dosyası var. Şimdi kabadayılığı başladı. Gizli oylamada oylarını göreceğiz, bakalım ne çıkacak. Dileriz ki 367 oyla parlamentodan geçsin, Cumhurbaşkanımız imzalasın ve bu dosyaların hepsini hemen yargıya gönderelim. HDP’li milletvekilleri de yargıya hesaplarını versin, vereceklerde” diye konuştu.

  • Ünlü Kabadayı Son Yolculuğuna Uğurlandı

    İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden bir dönemin ünlü kabadayısı 72 yaşındaki Fevzi Öz, son yolculuğuna uğurlandı.

    Solunum yolu enfeksiyonu sebebiyle tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybeden bir dönemin ünlü kabadayısı Fevzi Öz için cenaze töreni düzenlendi. Fatih Camii’nde düzenlenen törene, Fevzi Öz’ün ailesi ve yakınlarının yanı sıra eski CHP milletvekili Mehmet Sevigen de katıldı. Fevzi Öz’ün oğlu Ramazan Öz ve AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık taziyeleri kabul etti. Öz’ün tabutuna sarılarak ağlayan yakınları ve eşi Gevher Öz güçlükle sakinleştirildi.

    İkindi namazına müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Öz’ün cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedildi.

  • Kabadayılara ders olacak karar

    Kabadayılara ders olacak karar

    Oğlunun başını kılıçla kesmeye çalışan mahalle kabadayısını tek kurşunla öldüren babaya ceza vermeyen mahkeme kararında “Sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi kabadayılıktan uzak yaşayanların sinmesine neden olur” denildi.

     

    Ankara 8. Ağır Ceza Mahkeme-si, Mamak’ta meydana gelen bir olayda, bacaklarından iki kılıç darbesi alarak yere düşen oğlunun başını kesmeye hazırlanırken gördüğü Yusuf E. (25) adlı kişiyi pompalı tüfekle tek el ateş ederek öldüren babaya, “heyecan, korku ve telaşa kapılarak meşru savunmada sınırı aştığı” gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi. Gerekçeli kararda, “Ellerinde kılıç, mahallede ‘belalı’ olarak tanınan insanların saldırısında oğlu gözlerinin önünde yaralanmış, yere düşmüştür. Bu durumda bir babanın başka bir refleks göstermesini beklemek hayal alemindekilerin tarzı olabilir” denildi. Kararda, maktul yakınlarının kararın ardından heyete, “Artık bu iş kan davasına dönmüştür. Ben de aynı şekilde adam öldürüp karşınıza geleceğim. O zaman bana da aynı kararı vermek zorundasınız” dediği belirtildi.

     

    Taraflar barıştı derken…
    Olay, 26 Haziran 2012’de Mamak’ta, evli ve 3 çocuklu esnaf H.T.’nin oğlu Furkan ile Yusuf E.’nin çevresinden Halil isimli küçük bir çocuğun kavga etmesiyle başladı. Çocuk kavgasında taraflar barıştı derken, Yusuf E.’ye haber verilmesiyle olay daha da büyüdü.
    Çocukların kavga ettiği yere gelen Yusuf E., kılıcını H.T.nin büyük oğlu F.T.’nin suratına doğru salladı. Donakalan baba H.T., oğluna “kaç oğlum kaç” diye bağırdı. Baba ve oğlunun tüm yalvarmalarına karşın Yusuf E., yakaladığı F.T.’nin önce bir bacağını sonra da diğer bacağını kılıç darbesiyle kesti. Yerde acıyla beraber diğer kılıç darbelerinden korunmak isteyen çocuğunu hareketsiz halde yatarken gören baba H.T., can havliyle evinden aldığı pompalı tüfeğine bir adet fişek taktı ve nişan almaksızın ateş etti. 1.90 metre boyunda, 95 kilo ağırlığında 25 yaşında olan Yusuf E., kalbine isabet eden saçma tanelerine bağlı iç organ harabiyetinden hayatını kaybederken, baba H.T. ise tutuklandı.

     

     

    Ketamini fark etti
    Baba H.T. hakkında, “kasten öldürmek” suçundan dava açıldı. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın tüm duruşmalarında olağanüstü güvenlik önlemi alındı. Baba H.T.’nin avukatı Şenol Özel, Adli Tıp Kurumu raporunda, maktulün vücudunda olay sırasında hayvan ameliyatlarında kullanılan, alan kişiyi kalkıp dans etmeye kadar cesaretlendirebilecek Ketamin etken maddesinin bulunduğunu ortaya çıkardı.

     

     

    ‘Amacım kurtarmaktı’
    Sanık baba, savunmasında, oğlunun maktul ve arkadaşlarınca kılıç ve palalar ile iki bacağından da yaralanıp yere düşürüldüğünü, maktulü elinde pala ile oğluna son hamleyi yapacağı esnadaav tüfeği ile tek el ateş etmek suretiyle öldürdüğünü, amacının maktulü öldürmek değil sadeceoğlunun canını kurtarmak olduğunu söyledi.

     

     

    Korku ve telaş
    Mahkeme, sanığa, maktul Yusuf E’yi, “Heyecan, korku ve telaştan ileri gelen meşru savunmada sınırı aşmak suretiyle öldürdüğü anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nın 27/2 maddesi uyarınca hakkında ceza verilmesine yer olmadığına” karar verdi.
    Mahkeme Başkanı Bahattin Özbaş, üyeler Ayşe Serpil Aykut ve Nihat Varol, sokak kabadayılarına ders olacak nitelikte bir karar yazdı. Gerekçeli kararda, şöyle denildi:

     

     

    ‘Silahşör değil’
    “Sanık bir silahşör değildir. Ellerinde kılıç, mahallede ‘belalı’ olarak tanınan insanların saldırısında oğlu gözlerinin önünde yaralanmış, yere düşmüştür. Bu durumda bir babanın başka bir refleks göstermesini beklemek hayal aleminde yaşayan, gerçeklerden uzak insanların düşünce tarzı olabilir.
    Yani sıradan her babanın, hatta aynı duruma maruz kalması halinde maktulün babasının, kardeşinin, bir yargı mensubunun, bir polisin, büfecinin, tamircinin, simitçinin, doktorun, her insanın, hatta yavrusuna vaki zararı hisseden her canlının göstereceği refleksi göstermiştir. Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, toplumda kabadayılıktan uzak yaşayan çoğunluğun sinmesine, bunun tersi yaşantısı olan ve hayattan beklentisi farklı olanların ise güçlenmesine, güç birliği yapan ve kamu otoritesi yerine kendini yasama, yürütme, yargı yerine koyanların, topluma hiç değer vermeyenlerin otoritesine sebep olacaktır.”

     

     

     

    Mahkemedeki sözler teyit
    Mahkeme gerekçeli kararında maktul yakınlarının sözlerine de atıfta bulunarak şunları kaydetti: “Nitekim, hüküm açıklandıktan sonra katılan, ‘Artık bu iş kan davasına dönmüştür. Ben de aynı şekilde adam öldürüp karşınıza geleceğim. O zaman bana da aynı kararı vermek zorundasınız’ demiştir. Bu sözler gerekçemizi teyit etmektedir. Katılan bunu yaptığı takdirde meşru savunma yapmış olmaz, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olur. Maktulün yakınlarının karardan sonrakan davası güderek asayişi bozacakları düşüncesi ile sanığa ceza verilmesi gerektiğini düşünmek de aklın icabına terstir.