Etiket: Jinekolojik

  • Bisiklet Kullanmak Jinekolojik Kanser Riskini Azaltıyor

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, düzenli olarak bisiklet kullanmanın jinekolojik kanser riskini azalttığını ve insanları birçok hastalıktan koruduğunu söyledi.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Kanser Haftası nedeniyle açıklamalarda bulundu. Tüm dünyada artış gösteren meme kanseri, yumurtalık kanseri ve rahim ağzı kanserinin Türkiye’yi de etkisi altına almaya devam ettiğini belirten Çoksüer, “Dünyada 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen ikinci kanser türü rahim ağzı (serviks) kanserleridir. Meme ve akciğer kanserlerinden sonra da kanser ölümlerinde 3. sırayı alır. Dünya çapında 2 dakikada bir, 1 kadın serviks kanserinden ölmektedir. Korunmak için egzersiz önemlidir” dedi.

    “EGZERSİZ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR”

    Egzersizin, bağışıklık sisteminin var olan kanser hücreleriyle daha etkili mücadele etmesini sağladığını anlatan Çoksüer, “Bisiklet kullanmak kanser oluşma riskini azaltıyor, tümörlerin küçülmesinde etkili ve kanserin tekrarlama riskini azaltıyor. Bisiklet kullandığımızda hızla adrenalin üretilmesini sağlıyor. Adrenalin de doğal öldürücü bağışıklık hücrelerinin hızla tümörlere ulaşmasına yardımcı oluyor. Onun için sağlıklı bir yaşam için bisiklet kullanımı kanser oluşumunu önlemek için önemlidir. Egzersiz, bağışıklık sisteminin var olan kanser hücreleriyle daha etkili mücadele etmesini sağlıyor. Bu bulgu egzersizin hem kanseri önlemede hem de tedavisinde önemli etkisi olduğunu vurgulamıştır” diye konuştu.

    “HAFTADA 3 GÜN EZGERSİZ YAPMAK RİSKİ AZALTIYOR”

    Gençlik dönemlerinde haftada ortalama 1,33 saat egzersiz yapan kadınların kanserden ölüm riskleri yüzde 16 azaldığının ortaya çıktığına dikkat çeken eden Çoksüer, şunları kaydetti:

    “Son yapılan araştırmalar ve Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, kanser riskini azaltmak için haftanın 3 veya 5 günü orta veya ağır seviyede en az 30 dakika egzersiz öneriyor. Sağlık Bakanlığımız tarafından ‘Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’ kapsamında fiziksel hareketin arttırılmasına yönelik çalışmalar toplum sağlığını korumak için çok değerli çalışmalardır. Ayrıca jinekolojik kanserleri azaltmak için Sağlık Bakanlığımız, bünyesinde Kanser Tarama Erken Teşhis ve Eğitim Merkezlerini (KETEM) aktifleştirerek erken teşhis konularak kanserden ölüm riskini azaltmada çok önemli katkı sağlamıştır ve bu sayede son yıllarda toplumda kanser görülme oranını önemli derecede azaltmıştır.”

    “DÜZENLİ OLARAK BİSİKLET KULLANIN”

    Sigara ile birlikte alkol alımının kanser riskini arttırdığını da vurgulayan Çoksüer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kanserden korunmak için sigara içmeyin. Kanserden ölümlerin yüzde 30’undan, sigaranın sorumlu olduğunu unutmayın. Alkol kullanmayın ya da en kötü miktarını sınırlayın. Özellikle sigara ile beraber alkol almak kanser riskini oldukça artırmaktadır. Hayatınızda düzenli olarak bisiklet kullanmayı ihmal etmeyin. Bisiklet kullanmak bizi kanser gibi birçok hastalık korur. Bisikleti daha fazla kullanan toplumlarda hava kirliliği ve araçların doğaya verdiği zarar azalır. Bu sayede, çevre kirliliğini azaltıp daha sağlıklı bir dünyaya kavuşabiliriz. Her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Kanser Haftası kanser mücadelesinde halkımızda farkındalık oluşması, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları içermesi açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kadın kanserleri farkındalığı için bisiklet kullanmak ‘1-7 Nisan Kanser Haftası’ toplumda kanserden ölümleri azaltmak için farkındalık çalışmalarına destek vermek toplum sağlığı için çok değerlidir.”

  • Ydü Hastanesi’nde Jinekolojik Kanser Ameliyatları Açık Ve Laparoskopik Yöntemlerle Yapılmaya Başlandı

    Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilen laparoskopik jinekolojik, onkoloji cerrahisi operasyonları Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde jinekolojik endoskopik cerrah Doç. Dr. Mert Göl başkanlığında gerçekleştirilmeye başlandı.

    Jinekolojik Onkoloji yan dal uzmanlığı dışında, Avrupa Jinekolojik Endoskopi Derneği tarafından Jinekolojik Endoskopik Cerrah diplomasını alan ilk Türk hekim de olan Doç. Dr. Mert Göl başkanlığında, ileri düzey laparoskopik operasyonlar ve laparoskopik jinekolojik kanser cerrahisi, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı uzmanları tarafından yapılmaya başlandı. Geçtiğimiz günlerde Doç. Dr. Mert Göl ve Yrd. Doç. Dr. Barış Kaya tarafından yapılan rahim kanseri ameliyatının başarı ile gerçekleştirildiği, hastanın durumunun iyi olduğu ve tedavi sürecinin devam ettiği belirtildi.

    kadın genital kanserlerinin ve kanser öncüsü lezyonların önlenmesi, tanısı ve tedavisi ile ilgili uzmanlık dalı olup, rahim, rahim ağzı, yumurtalık, tüp, vajen ve vulva kanserlerinin cerrahi tedavisini içeren jinekolojik onkolojide laparoskopik cerrahinin avantajları, ameliyat sonrası enfeksiyon riski gibi istenmeyen durum oranının, açık cerrahiye göre çok daha az olması, ameliyat sonrası çok daha az ağrı hissedilmesi, çabuk ve konforlu iyileşme, hastanede kalış süresinin kısa olması, hastanın günlük hayatına erken dönebilmesi, iyileşme sonrası yara izinin açık cerrahiye göre çok daha az olması şeklinde sıralanıyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Operasyonları, Medikal Onkoloji ve Radyasyon Onkolojisi ile Birlikte Planlanıyor.

  • Jinekolojik Kanserler Genç-yaşlı Ayırmıyor

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sezin Saygı Özyurt, belirti vermeden gelişebilen jinekolojik kanser türlerinin çok genç yaşlarda da görülebileceğini söyledi

    Tarsus Kadınlar Derneği, üyelerini Medical Park Tarsus Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sezin Saygı Özyurt’la bir araya getirdi. Derneğin etkinliğinde kadınlara jinekolojik kanserleri anlatan ve sorularını yanıtlayan Op. Dr. Özyurt, jinekolojik kanserlerin genç yaşlarda da gelişebileceğini vurgulayarak, düzenli kontrolün önemine dikkat çekti.

    “TESTLERLE YAKALANABİLİR”

    Jinekolojik kanser türlerini “Rahim kanseri, rahim ağzı kanseri, yumurtalık kanseri, vulva kanseri ve vajina kanseri” olarak sıralayan Op. Dr. Sezin Saygı Özyurt, erken teşhis için “Smear testi, rahim ultrasonu, HPV testi, mamografi ve meme USG” işlemlerinin yapıldığını kaydetti. Op. Dr. Özyurt, “Jinekolojik kanserler, çok genç yaşlarda da görülebilir. Ayrıca ailesinde kanser vakası olmayan kişilerde de ortaya çıkabilir. Bu nedenle ‘Gencim’ ya da ‘Ailemde kanser yok’ diyerek, düzenli kontrol ihmal edilmemeli” dedi.

    RAHİM AĞZI KANSERİ EN ÜSTTE

    Op. Dr. Sezin Saygı Özyurt, diğer yandan bazı belirtilerin jinekolojik kanser habercisi olabileceğini de anımsattı. Op. Dr. Özyurt, “Kötü kokulu vajinal akıntı, adet dışı düzensiz kanama, ilişki sonrası kanama, karında şişkinlik, dış genital bölgede şüpheli kitle gibi durumlarda hemen kadın hastalıkları ve doğum uzmanına gitmek gerekir” diye konuştu.

    Op. Dr. Özyurt, jinekolojik kanser türleri arasında en çok rahim ağzı kanserine rastlandığını da vurguladı.

  • Jinekolojik Kanserlere Dikkat

    Jinekolog Op. Dr. Rami Asker, günümüzde kadınlarda görülen jinekolojik kanserlerde artış yaşandığını belirterek, “Dolayısıyla jinekolojik kanserlere yol açan risk faktörlerini iyi tanımak lazım. Çünkü bunun bu kanserlerden korunmada hayati önemi vardır” dedi.

    Jinekolojik kanserler için sigaranın bir risk faktörü olduğunu kaydeden Dr. Asker, “Ayrıca cinsel yolla bulaşan hastalıklar, erken yaşta cinsel ilişki, kocası çok partnerli kadınlar ve düşük sosyoekonomik düzey hepsi birer risk faktörleridir” diye konuştu.

    Kadınlarda en sık rastlanan jinekolojik kanserin halk arasında rahim ağzı kanseri bilinen serviks olduğunu belirten Jinekolog Op. Dr. Rami Asker, şöyle konuştu:

    “Serviks kanseri tüm dünyada meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen kanserdir. Serviks kanseri için kabul gören tarama testi pap smear testidir ve bu testin sayesinde serviks kanseri çok erken safhalarda yakalanıp tedavi edilebilir. Jinekolojik kanserlerde 2. sırada endometrium kanseri yer almakta ve bu kanser halk arasında rahim kanseri olarak bilinir. Endometrium kanseri diğer jinekolojik kanserlerin aksine sosyoekonomik düzeyi yüksek olan toplumlarda artış göstermektedir ancak ölüm oranı düşük çünkü ileri toplumlarda bu hastalık erken yakalanıp tedavi edilebiliyor. Endometrium kanseri için risk faktörleri arasında şişmanlık, şeker hastalığı, geç yaşta menapoza girmek, kısırlık, progesteron olmaksızın tek başına östrojen hormonu kullanımı bulunmaktadır. Over kanseri olarak adlandırılan yumurtalık kanseri ise en çok korkulan jinekolojik kanserdir. Bu kanserde ölüm oranı oldukça yüksek, çünkü sinsi ilerler ve genellikle geç safhalarda teşhis edilir. Bu kanser daha çok 40 yaşından büyüklerde rastlandığı halde daha genç yaşlarda da görülebilir. Over kanserine yol açan belirgin bir sebep saptanmamıştır fakat yaş, irsiyet faktörü, yüksek hayvansal yağ içeren beslenme, çevresel ve genetik faktörler risk faktörleri olarak bilinir. Bu kanserlerin belirtilerini tanımak oldukça önemli çünkü belirtilerini bilen hasta jinekoloğa direk yönelir bununda erken teşhiste önemi büyüktür. Serviks kanserinde cinsel ilişki sonrası lekelenme şeklinde vajinal kanama, adet kanamasının karakterinde değişiklikler, kahverengi vajinal akıntı belirtileridir. Enometrium kanseri erken belirti veren bir kanser, menopoz öncesi veya menopoz döneminde anormal vajinal kanamalarla belirti verir. Over kanseri ise genellikle sinsi seyreder ve pek erken belirti vermez. Karın şişkinliği, anormal vajinal kanama en sık görülen geç belirtiler. Özellikle serviks kanserinden korunmada şu bilgiye dikkat etmek lazım. Kadınlar yaşamı boyunca HPV enfeksiyonu geçirme riski yüzde 80 civarında ve virüs rahim ağzı kanserinden yüzde 99.7 oranında sorumlu, HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Yapılan çalışmalarda 9-45 yaşları arasında yapılan HPV aşısının serviks kanserinden korumada yüzde 70 oranında etkili olabileceği görülmüş, dolayısıyla her yıl binlerce kadının ölümüne yol açan serviks kanserine karşı aşı ve pap smear testiyle düzenli takipler yapılmalı. Üreme çağında doğum kontrol hapları kullanan kadınlarda rahim ve yumurtalık kanserleri görülme riskinde belirgin azalma saptanmıştır. Sonuç olarak her kadın yılda en az bir kere jinekolojik muayeneden geçmesi şarttır.”