Etiket: Japonlar’a

  • Japonlara Türk tavuğu

    BURSA (İHA) – HasTavuk, Japonya’ya 2 bin 500 ton kanatlı et ihracatı yapmayı hedefliyor.

    Ürettiği ürünlerin yüzde 30’unu ihraç eden HasTavuk, Doğu Asya’nın kanatlı et ihtiyacı için numune ürünlerini gönderdi. Türkiye’den Japonya’ya kanatlı etlerinin ihracatı ile ilgili sürecin 2011 yılında başlatıldığını ifade eden HasTavuk Dış Ticaret Müdürü Mustafa Yılmaz, “O günden bugüne gelene kadar Japonya, Türkiye’deki firmaların yeterlilikleri ve bakanlığımızın hayvan sağlığı ile ilgili teknik süreçlerinin takibini yapıyordu. 2017 yılının Ağustos ayı sonu itibariyle artık karşılıklı mutabakatlar imzalandı. Sağlık sertifikası konusunda da tüm çalışmalar tamamlandı. Artık Türkiye’den Japonya’ya kanatlı et ihracatının önünde hiçbir engel kalmadı. Biz de HasTavuk olarak anlaşmalarımızı ve bağlantılarımızı yaptık. Bu hafta itibariyle numuneleri ve ürünlerimizi Japonya’ya göndermeye başladık” dedi.

    “Japonya’nın ülkemiz için bir pazar olacağını düşünüyorum”

    HasTavuk olarak Japonya pazarında diğer firmalardan bir adım önde olduklarını belirten Yılmaz, “Hem yürütülen teknik sürecin içerisinde her adımı dikkatle takip etmemiz, hem de şirketimizin alt yapısının Japonların taleplerini karşılayabildiği için biz daha etkiliyiz. Japonya yıllık 1 milyon ton civarında kanatlı et temininin 500 bin tonunu işlenmiş ürün olarak Çin’den temin ediyor. Kalan kısımını ise dondurulmuş ürün olarak Brezilya’dan alıyor. Artık dünyada ithalatçı ülkeler özellikle gıda ithalatında politik ve siyasi şekillenmelere göre tedarikçilerinin alternatiflerini bulunduruyor. Japonya da sadece 2 ülkeye bağlı olarak kalmak istemiyor. 2013 yılında başlattığı bu stratejiyle ilk olarak Tayland’dan 100 bin ton ihracat gerçekleştirdi. Japonya’daki ithalatçı olan firmalar, sadece bir firma ile değil Türkiye’nin geneli ile ciddi anlamda ilgileniyorlar. Çok yakın bir zamanda 2018 yılında Türkiye’nin artık kanatlı ürünleri grubunda Japonya pazarının ülkemiz için bir pazar olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “Onların istediği standartlardaki ürün tedarikini yapmak için işletmelerin alt yapılarına yatırım yapmaları gerektirecektir”

    Japonya’nın ithal ettiği ürün gruplarının biraz farklı olduğuna işaret eden Yılmaz, “Onlar biraz daha işlenmiş ürünler istiyor. Ürünün tedarikindeki ambalajı ve bütün detayları bizim mevcut pazarımızdan farklı olacaktır. Şu anda Irak’a ve Körfez ülkelerine bütün piliç ihraç ediyoruz. Japonya, işleme şekilleri ve ambalajları daha farklı işlenmiş ürün talebinde bulunuyor. Bu istekler tabii ki bütün pilice göre biraz daha alt yapı isteyen işlerdir. Onların istediği standartlardaki ürün tedarikini yapmak için işletmelerin alt yapılarına yatırım yapmaları gerektirecektir” diye konuştu.

    HasTavuk olarak ürettikleri ürünlerin yüzde 30’unu ihraç ettiklerini belirten Yılmaz, “Türkiye’nin ihracatına da bu konuda yüzde 5 gibi katkıda biz yapmış oluyoruz. Japonya’da uzun yıllardır HasTavuk olarak fizibilite çalışmalarımız mevcut. Japonya’da ise bu yüzde 5’ten daha fazla pay alacağımıza inanıyorum. HasTavuk olarak ihracatımızın yarısını Japonya’ya göndermek istiyoruz. Japonya’dan gelecek olan taleplerin daha fazla olacağını düşündüğümüz için şu anda alt yapımızı ona göre şekillendiriyoruz” dedi.

  • Japonlara “Türk” Alternatifi

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, Japonya’nın Türkiye için önemli bir pazar olduğunu, Japon iş dünyasının da yatırım projeksiyonu açısından ülkemizi Çin’e bir alternatif olarak gördüğünü söyledi.

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı ve K.F.C. Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, Egeli iş adamları tarafından Japonya’da katıldıkları Uluslararası Foodex Gıda ve İçecek Fuarını değerlendirdi. Japon halkının Türkleri tanıdığını ve çok sevdiğini anlatan Celep, Ege Kuru Meyve ve Mamülleri İhracatçı Birliği Sektör Kurulu, 7 tarım birliği ve K.F.C. olarak bu ülkeye ciddi ve kapsamlı olarak baktıklarını ve değerlendirdiklerini söyledi. Japonya, Tayvan, Güney Kore, Singapur ve Çin’in yer aldığı bu bölgenin Ege Bölgesi gibi alt yapısı ve getirileri üst düzey olan bir coğrafya olduğuna dikkat çeken Celep, “Şu anda Çin Japonya’nın en büyük gıda tedarikçilerinden biri konumunda. Ancak Japonlar bu durumdan pek de memnun değil. Alternatif tedarikçi arıyorlar. Bu alternatif tedarikçilerin arasında ilk sıralarda gözlemlenen ülke Türkiye. Tabii burada bizim tüm okuyucularımızı ve sektörümüzü bilinçlendirmemiz lazım. Malum Japon halkı sisteme adapte olan, okumayı seven ve her şeyi okuyarak sorgulayan bir yapıya sahip. Hayatları hep planlı ve programlı ve bu plan program içerisinde hep hedeflerine ulaşıyorlar. Zaten bu da ekonomik pozisyonlarını ve çalışkanlıklarını gösteriyor” dedi.

    “SAĞLIKLI ÜRÜN AÇISINDAN JAPONYA ÇOK ÖNEMLİ BİR PAZAR”

    Dünyada sağlıklı yaşamın bir trend haline dönüştüğünü belirten Celep, beslenme ve yaşam biçiminin bireylerin sağlığını tamamlayan unsurlar olduğunu söyledi.

    Sağlık üstüne yapılanmanın hem biçimsel hem de reel beslenme şekli konularının ana gündem maddelerini oluşturduğunu ifade eden Celep, sözlerine şöyle devam etti: “Sağlıklı beslenmek ve bunu spor aktiviteleriyle desteklemek dünyanın önemli trendleri arasında yer alıyor. Japonlar bu işi çok iyi başarıyor. Örneğin Japon nüfusunun çok azında obezite gözlemledim. İnsanlar okuyarak ve sistemi sorgulayarak hayatlarını sürdürüyor. Günümüzde insanlar sağlıklı yaşamak için sağlıklı ürün tüketme mecburiyeti hissediyor. Bu manada Japonya oldukça önemli bir pazar. Aslına sadece Japonya değil Amerika, Tayland, Singapur ve daha birçok ülkede insanların bilinç düzeyi arttı. Bir zamanlar obezite oranı oldukça yüksek olan ülkelerdeki insanlar artık sofralarına tuz koymaz oldu. Dünyada artık sağlıklı yaşam ciddi bir moda. Çünkü insan sağlığı, sağlıklı beslenmek, besin üretmek ve gelecek nesilleri yetiştirmek ve bu nesilleri daha değişik gezegenlere taşıyabilmek gelecek yüzyılların hedef projeleridir. Biz, ürünlerimizi sunduğumuz ülkenin halkının kültürel damak tadı ve beslenme tarzını gözlemlediğimiz için onların kültürüne ve yerel yerleşimlerine uygun ürünleri üretip ve ürünü her adımında onlara uygun şekilde sunuyoruz.”

    “KURU MEYVE İNSAN SAĞLIĞI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR BESİN”

    Tüm tarım ürünlerindeki rekabetçiliğin daha farklı alana taşınması gerektiğinin altını çizen Celep, şunları söyledi: “Kuru meyve insan sağlığı için oldukça önemli bir besin. Fakat geçmiş yıllardaki yapılanmanın artık yeni dünyada iyileştirilme zorunluluğu söz konusu. Bugün dünya genelinde insanlar daha organik, doğal, katkısız ürün tüketmeyi tercih ediyor. Artık tüketicinin algılaması çok farklılaştı. Bu yüzden üretici de kendinde bazı farklılıklar yaratmak zorunda. Bu da yeni dünyanın olmazsa olmazlarından biri.”

  • “Türk İş Adamları Japonlar’a Göre Daha Cesaretli”

    JETRO Türkiye Kafkaslar ve Orta Asya Başkanı Yasuyuki Murahashı, girişimcilikte Türk iş adamlarının Japon iş adamlarına göre daha cesaretli olduklarını söyledi.

    Doğu Karadeniz Bölgesini ziyaret programı kapsamında Japon Dış Ticaret Teşkilatı (JETRO) Trabzon’da çeşitli temaslarda bulundu. JETRO Türkiye’nin Kafkaslar ve Orta Asya Başkanı Yasuyuki Murahashı, İş Geliştirme Direktörü Makoto Nakamura ve Dış Ticaret Uzmanı Nesrin İşcan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret ederek işbirliği konularında görüşmede bulundu.

    Yasuyuki Murahashi, Japonlar’ın iş ortamına girerken daha temkinli olduklarını ifade ederek Türkler’in daha cesaretli olduklarını söyledi. Murahashi, “İnsanlar çok samimi ve güzel bir ortam var burada. Herkes birbirine yardımcı Herkesin birbirine yakın olmasının bu bölgenin karakteristik özelliği olarak düşünüyorum. Biz Japonlar olarak iş ortamına girerken biraz daha çekiniyoruz. Biraz daha temkinli yaklaşıyoruz. Türk iş adamları yada Türkler daha cesaretli bu konularda. Daha risk almaya cesaretli. Japon ve Türk iş adamlarının birbirine benzer tarafları da var farklı yönleri de var. Japon ve Türk iş adamlarının farklı özellikleri var. Japonlar Türk işadamları ile bu bölgede iş yapmalarından oldukça memnun kalacağız. Bunun için burada yatırım ortamını inceliyoruz” dedi.

    Japon yatırımcılar ve iş adamlarının JETRO Türkiye, Kafkaslar ve Onta Asya hakkında bilgi aktardıklarını kaydeden Murahashi, “Türkiye hakkında ve Doğu Karadeniz Bölgesindeki yatarım imkânlarını iş adamlarımız ile paylaşacağız. Özellikle Orta Asya ve Kafkaslarda Doğu Karadenizli iş adamları ile işbirliği yapmak avantajlarını var. Hem Türkler hem Japonların karşılıklı kazanacağı modeller var. Kazan kazan modeli. Bölgede hem Türk firmaları hem de japon firmaları bölgeyi ziyaret edebilirler. Karşılıklı olarak kazançta elde edebilirler” şeklinde konuştu.

    JAPONLARLA İŞBİRLİĞİNE VARIZ

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı M.Suat Hacısalihoğlu ise Türkiye’nin çevresinde özellikle Avrasya ülkelerinde uluslararası ticari sistemin oturmamasından dolayı Batılı iş adamlarının bu bölgelerle ticarete daha ihtiyatlı yaklaştığını dile getirdi. Buna karşın Türk iş adamlarının bu bölge ile yakın ilişkileri bulunmasından ötürü daha kolay iş yapma şansı yakaladığını kaydeden Hacısalihoğlu, “Avrasya pazarında Türk girişimcisi risklere rağmen orada ticaret yapabiliyor. O bölgelerde yatırımlar gerçekleştiriyor. O bölgelerde ticaret hukuk sistemleri tam anlamıyla oturmadığı için batılı iş adamları bu bölgelerde ticaret yapmaya istekli olmuyor. Türk iş adamları ile ya da Türk firmaları ile Avrasya pazarına girmek istiyorlar. Biz o bölgenin anahtarı olduk. Japon iş adamları ile bölgede yatarım yapmayı çok arzu ediyoruz Her türlü desteği vermeye hazırız. Japon yatırımcıları bölgemizde görmek istiyoruz” diye konuştu.

  • Isırgan Otunu Japonlar’a Tanıttılar

    Giresun Valiliği’nin destekleri ile başlatılan ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından yürütülen Karadeniz’de yoğun bir şekilde bulunan ısırgan otu, Japon iş adamlarına “Isırgan Dünyası” projesi ile tanıtıldı.

    Toplantı ile ilgili bilgi veren Giresun Valisi Hasan Karahan, ısırgan otunun Karadeniz’e ek bir gelir olacağını söyledi. Karahan, “Giresun ‘ısırgancı’ diye tanınan bir şehrimiz. Bu zaman kadar ekonomik boyutta bir çalışma yapılmamıştı. Biz bu konuda çalışan değerli hocalarımızla bunun ekonomik olarak nasıl pazarlanacağını değerlendirmek üzere çalışmalarımız sürüyor” dedi.

    “Isırgan ile dünya ölçeğinde bir firma olan Muji Firması’nın da ilgilendiğini duyduk ve onları ilimize davet ettik” diyen Karahan ”Giresun için yeni bir iş sahası ve gelir kapısı olacağını düşünüyoruz. Doğal olarak ilimizde yetişen ısırganın ekonomik olarak değerlendirilmesini sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    Toplantının Başkanlığı’nı Giresun Valisi Hasan Karahan yaparken, toplantıya DOKA Proje Koordinatörü Hakan Adanır ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da katıldı. Toplantıda çeşitli firmalardan temsilciler ve ısırgan üreticileri sunum yaptı.