Etiket: İzmirin

  • CHP İzmir’in Başkanı Belli Oldu

    İzmir CHP’nin gergin il kongresinde, oyların büyük çoğunluğunu alan Alaattin Yüksel başkan seçildi.

    İzmir CHP’de, haftalardır süren yarışın galibi belli oldu. Kavga ve gerginliğin tavan yaptığı kongre, Kültürpark’taki Celal Atik Spor Salonu’nda gerçekleşti. Oy verme işlemi ise gece saat 04.45 sıralarına kadar sürdü. Seçimler, parti tüzüğünde olduğu gibi çarşaf listeyle yapılırken, kongrede Nevzat Kavalar ve Alaattin Yüksel yarıştı. Yapılan sayımlarda ise 281 oy alan Alaattin Yüksel, CHP İzmir’in yeni başkanı oldu. Seçimlerde Kavalar ise 269 oyda aldı. Büyük çekişmeye sahne olan kongrede 28 oy geçersiz çıktı, 48 delege ise oy kullanmadı.

    NE DEDİLER?

    Çıkan sonuç sonrası konuşan Alaattin Yüksel, yarışın kaybedeni olmadığını ifade ederek, “Nevzat Başkan kazansaydı da birlikte çalışacaktık, şu an da birlikte çalışacağız. Zaten kendisi ilçe başkanımız. Çalışmaya da yönetim kurulundan başlayacağız” dedi.

    Nevzat Kavalar ise, “Yarışın kaybedeni kazananı yok. Parti hepimizin. Herkes partinin ileriye gitmesi için çalışacak. Tebrik ediyorum” şeklinde konuşurken, ’İlçe başkanlığından istifa edecek misiniz’ sorusuna ise “Hayır, istifa etmeyi düşünmüyorum” yanıtını verdi.

  • İzmir’in Kredi Notu Türkiye’nin Üzerinde

    Kredi Kayıt Bürosu’nun bireylere ve reel sektöre yönelik tasarladığı finansal hizmet platformu Findeks’in İzmir özelindeki verileri açıklandı. Türk halkının 1.425 olan kredi notu ortalamasına karşılık, İzmir’in 1.432 kredi notu ile Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu belirtildi.

    Finans sektörü ile reel sektörün risklerini etkin yönetmek için gereksinim duyacakları ürün ve hizmetleri sunan Kredi Kayıt Bürosu’nun finansal hizmet platformu Findeks’in İzmir iline özel verileri açıklandı. Kredi Kayıt Bürosu Genel Müdürü Kasım Akdeniz ve Kredi Kayıt Bürosu Stratejik Planlama ve Kurumsal İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Koray Kaya’nın İzmir’de düzenlenen basın buluşmasında yaptığı açıklamada İzmir’in kredi notu, çek ve senet verilerinin yanı sıra finans sektörü ve reel sektördeki risklerin yönetimi için sunulan hizmetleri paylaşıldı. Kredi ve kredi kartı borcunu ödeme performansı, borç büyüklüğü gibi yaklaşık 40 kriterin baz alındığı kredi notunun en yüksek değerinin 1.900 olduğu belirtilirken, İzmir’in kredi notu ortalaması 1.432 olarak çıktı. İzmir’in kredi notunun, 1.425 olan Türkiye ortalamasından yüksek olduğu dikkat çekti.

    “REEL SEKTÖRDE TAHSİLAT RİSKİNİ YÖNETME GÜCÜNÜ ARTIRACAĞIZ”

    Finans sektörüne kredi riskini etkin yönetmesi için sunulan hizmetlerin yanı sıra, ülke genelinde bireylerin risk yönetim bilincini geliştirmek, kredibilite yönetimini sağlamak ve finansal okuryazarlığı artırmak vizyonuyla 20 yıldır faaliyet gösterdiklerini vurgulayan Kasım Akdeniz, “Kredi Kayıt Bürosu olarak, yarattığımız inovatif ürünler, hizmetler ile finans ve reel sektöre değer yaratmaya devam ediyor, Türkiye’nin büyüyen değeri ve dünyanın örnek alınan lider kredi bürosu olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Sunduğumuz hizmetler bankacılık sektörü tarafından da yoğun olarak kullanılıyor, bu sayede kredi hacimleri büyük ölçüde artırılmasına rağmen gecikmiş alacak tutarları makul seviyelerde tutulabildi. Aynı katma değeri reel sektör için de yaratmayı hedefliyoruz. Reel sektör açısından önemli bir unsur olan tahsilat riskini yönetmek, vadeli mal satan kişiler ile ilgili doğru bilgiye sahip olmaktan geçiyor. Bunu sağlamak için sunduğumuz çek ve risk raporları ile reel sektörün tahsilat riski yönetim becerisini ve gücünü artırmayı hedefliyoruz. Bu, tahsil edilemeyen alacak miktarını azaltırken ticaretin hacmini de artıracak” dedi.

    Kredi notunun hayatımızın tüm alanlarında karşılaşacağımız önemli bir referans noktası olduğunu vurgulayan Koray Kaya ise, “Kredi notu geçmiş kredi davranışları ve ödeme performanslarımız üzerinden hesaplanıyor. Her geçen gün hayatımızın tüm alanlarında karşılaşacağımız bu not, bankalar tarafında kredi faiz oranlarını daha uygun hale getirebilirken, ev ve araç kiralamalarında özel bir fırsata dönüşebiliyor. 1 ile 1900 üzerinden derecelendirilen sistemde son verilere göre Türkiye’nin kredi notu ortalaması 1.425 iken İzmir’in kredi notu ortalaması 1.432 ile ülke ortalamasının üzerinde” diye konuştu.

    “KARŞILIKSIZ ÇEK ALMA RİSKİNİ YÜZDE 80 AZALTMAK MÜMKÜN”

    Çekle yapılan alışverişlere yepyeni bir soluk kazandırarak ticari ilişkilerde güven sağlayan Findeks Karekodlu Çek, 15 Haziran itibarı ile birçok bankada uygulamaya geçti. Bu sistem ile reel sektörün karşılıksız çek mağduru olmasının önüne geçilebileceğinin altını çizen Kaya, çekin bir ödeme aracı olduğu kadar aynı zamanda bir borçlanma aracı da olduğunu, özellikle KOBİ’lerin çek ile yaptıkları vadeli mal alımları ile kendilerine sermaye oluşturduklarını, bu nedenle çek sisteminin ülke ekonomisi için son derece önemli olduğunu vurguladı.

    Çekin doğruluğu ve keşidecinin geçmiş çek ödeme alışkanlığının saniyeler içinde görülebileceğini belirten Kaya, “Keşidecinin geçmişine ayna tutan bu yapı ile karşılıksız çek riski yüzde 80 azaltılabiliyor. Bunun için çeki alan kişinin, çek yaprakları üzerinde yer alan karekodu, akıllı telefonuna indireceği Findeks Mobil Uygulaması’na üye girişi yaparak okutması yeterli oluyor. Böylece çek bilgileri ile keşidecinin kimliğine ilişkin bilgiler o an ekrana yansıyor. Hemen ardından alınabilen Karekodlu Çek Raporu sayesinde, keşidecinin daha önce düzenlediği çeklerden ödenen, arkası yazılan ve sonradan ödenen çeklerin adetsel ve hacimsel oranları yüzde olarak görülebiliyor. Aynı zamanda çek üzerindeki bilgilerde herhangi bir silinti, kazıntı, tahrifat veya bir başka kimyasal sahtecilik durumu tespit edilerek henüz zarar oluşmadan önlem alınmış olunuyor” dedi. Karekodlu çek uygulamasının hem keşidecinin hem de alacaklının haklarını güvence altına aldığını söyleyen Kasım Akdeniz ise “Ekonomide neredeyse 1,5 milyon çek keşidecisi var ve bunlardan 317 binin üzerinde kişinin halen ödenmemiş en az bir çeki bulunuyor. Bunların da 238 bininin elinde daha önceden aldığı ve halen keşide edilmemiş boş çek yaprağı bulunduğunu göz önünde bulundurarak bugün ticari hayatta en önemli husus bu kişilerle iş yapmamaktır” diye konuştu.

    Akdeniz sözlerine şu şekilde devam etti: “Güvenli ticari hayatın yolu vadeli mal sattığınız kişileri tanımaktan geçiyor. Her ay ortalama 20 bin kişinin çeki karşılıksız çıkıyor ve bundan birçok kişi zarar görüyor. Bu 20 bin kişinin geçmiş çek ödemelerine bakıldığında yaklaşık yüzde 80’inin geçmişte de çeklerinin karşılıksız çıktığı görülüyor. Bu kişilerin çekleri kabul edilmeden önce çek raporlarına bakılması halinde olumsuz ödeme geçmişinin görülmesi ve olası zararların önlenmesi mümkün. Karekodlu çek, bu bilgiye güvenli ve hızlı ulaşımı sağlayarak ticarette güvenin simgesi olacak.”

  • İzmir’in “AB Markajı” Brüksel’de SES Getirdi

    Brüksel temaslarının ilk günü Avrupa Bölgeler Komitesinin Genişleme Günü toplantısına katılan İzmir heyeti, ikinci gün çoğu Avrupa Parlamentosunda olmak üzere 6 görüşme birden yaptı.

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu başkanlığındaki İzmir heyeti, Brüksel temaslarının ikinci günü önemli görüşmelerde bulundu. Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Mutlu ve Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk ile Ege Sanayici ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Güçlü’den oluşan heyetin ilk durağı, TÜSİAD Brüksel Temsilciliği oldu.

    İzmirli belediye başkanı ve iş dünyası temsilcilerine Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği ile ilgili son gelişmeleri aktaran TÜSİAD AB Temsilcisi Dr. Bahadır Kaleağası, “Biz, AB’ye uyum sağlamaya çalışırken, AB’de kendini değiştirmeye çalışıyor. Bugünkü mevzuatının rekabet çağına ayak uyduramayan bölümlerinden kurtulmak istiyor. Bizim öncelikle bu mevzuat değişikliklerini iyi takip etmemiz gerekiyor” diye konuştu. Kaleağası konuşmasında, İzmir’den övgüyle bahsederken, “Türkiye’nin marka değerinde en önemli avantaj ülkenin batısı, yani İzmir ve Ege’dir. Bu süreçte İzmir daha da öne çıkmalı. İzmir ve İzmirliliği simgeleyen ne varsa, Türkiye’nin AB ilişkilerinde ona çok ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

    FIRSATLAR VE RİSKLER

    Cumhuriyet Halk Partisi Brüksel Temsilcisi Kader Sevinç’i de ziyaret eden İzmir Heyeti, Türkiye’nin AB ilişkilerinde son dönemde ortaya çıkan fırsatlar ve riskler konusunda küçük bir brifing aldı. Sevinç, AB sürecinin iyi yönetilmesi halinde Türkiye’nin her alanda kazanacağını söyledi.

    “TÜRKİYE’NİN EN DİNAMİK GRUBU”

    AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilciliği Kabine Başkanı ve AB Türkiye Delegasyonu eski Başkanı Stefano Manservisi, Başkan Aziz Kocaoğlu ve beraberindeki heyeti Avrupa Parlamento binasında ağırladı. Manservisi, İzmir’i ve İzmirlileri “Türkiye’nin en dinamik grubu” olarak tanımladı.

    İzmir heyetinin bir sonraki görüşmesi, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri ile oldu. Avrupa Parlamentosu Türkiye Dostluk Grubu üyelerinin yer aldığı görüşmede daha çok mülteci sorunu masaya yatırıldı. Türkiye’nin yıllardır yaşadığı bu sorunu Avrupa’nın çok geç fark ettiğini söyleyen Piri, bu konuda Türkiye’ye hibe desteği sağlanması gerektiğini anlattı.

    AB sürecinde Türkiye ile daha yoğun diyalogdan yana olduklarını kaydeden Kati Piri, “İzmirliler olarak siz bunu çok daha iyi anlıyorsunuz. Brüksel’de olmanız ve çabalarınız çok anlamlı. Avrupa’daki dinamiklerin sizi görmesi ve dinlemesi çok önemli” diye konuştu.

    “PARAYLA MÜLTECİLERİ AYNI KEFEYE KOYMAYIN”

    Türkiye Dostluk Grubu üyelerinin de mülteci sorununa karşı Türkiye’ye 3 milyar Euro’luk hibe desteği ve vize kolaylığı konularını gündeme getirmesi üzerine söz alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu şunları söyledi; “Mülteciler insan. Parayla, vizeyle aynı kefeye konulmalarını doğru bulmuyoruz. ‘Siz 2 milyon mültecinin eğitim ve adaptasyonunu sağlayın; biz de size şu kadar para verelim’ söylemi, İzmir olarak bize ters geliyor. Sosyal demokrat bir belediye başkanı ve 12 yıldır Türkiye’den muhalefetin sahip olduğu en büyük kamu görevini yürüten biri olarak farklı düşünüyorum. Türkiye zengin bir ülke. Bu işin mali faturasını 3-5 yılda telafi eder, altından kalkar. Bizim asıl AB’nin temel hak ve özgürlük normlarına ihtiyacımız var. Vize-para-mülteci üçlüsünde son karar elbette hükümete ait.”

    GÖÇ KRİZİ VE AVRUPA

    Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu önderliğindeki İzmir heyeti daha sonra, Türkiye’nin AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Selim Yenel ile görüştü. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusunda “iyimser” bir tablo çizen Yenel, “Yıllardır çok inişli çıkışlı olan bu ilişkide şimdi yeniden çıkışı yaşadığımızı söyleyebilirim. Olumlu yönde gelişmelere gebe olduğumuzu düşünüyoruz. Göç krizi AB’de baş gösterince panik yaşamaya başladılar. Bizim 4 yıldır yaşadıklarımızın onda birini bile karşılayamadılar” diye konuştu.

    “İZMİR’İN BRÜKSEL TEMASLARI AB İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

    İzmir heyetinin Brüksel’deki son görüşmesi, AB Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jean-Luc Vanraes ve Fransa Rhone-Alpes Bölgesel Konseyi Başkan Yardımcısı Bernard Soulage ile gerçekleşti. Başkan Kocaoğlu, Soulage ve Vanraes’e Paris’te yaşanan katliam nedeniyle taziyelerini iletti.

    AB Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jean-Luc Vanraes, İzmir’in bölgeler arası işbirliği konusunda ara bulucu olabileceğini belirterek, bu çerçevede ticaret ve sanayi odaları ile siyasileri bir araya getirebileceklerini söyledi. Soulage ise “Seçilmiş kişilerle muhatap olmak bizim için çok önemli. İzmir gibi bir kentin Brüksel temasları, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ndeki kararlılığını göstermesi açısından kayda değer bir adım. İzmir’in Avrupa’daki diğer önemli kentlerle de temasa geçmesi, Türkiye’nin sadece İstanbul’dan oluşmadığını gösterecektir” dedi.

  • İzmirin İlk Ve Tek Deniz Canlıları Merkezi

    İzmir’in ilk ve tek deniz canlıları merkezi olma özelliği olan Deniz Canlıları Koleksiyon Merkezi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından kuruldu. Sergide olmayan türler ile birlikte toplamda 600 farklı türün yer aldığı merkez; deniz kaplumbağası, beyaz köpekbalığı, mersin balığı gibi doğadaki sayıları oldukça azalmış ve nesilleri tehdit altında olan türleri bünyesinde bulunduruyor.

    Deniz canlılarının tanıtımı anlamında ülkemizdeki eksikliği gidermek üzere İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından kurulan Deniz Canlıları Koleksiyon Merkezi, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay’ın katılımıyla açıldı. Sergide olmayan türler ile birlikte toplamda 600 farklı türün yer aldığı merkez; deniz kaplumbağası, beyaz köpekbalığı, mersin balığı gibi doğadaki sayıları oldukça azalmış ve nesilleri tehdit altında olan türleri bünyesinde bulunduruyor. İzmir’in ilk ve tek deniz canlıları merkezi olma özelliği olan Deniz Canlıları Koleksiyon Merkezi’nin açılış törenine Rektör Prof. Dr. Galip Akhan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İbrahim Kocabaş, Prof. Dr. Turan Gökçe, Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah Diler, Dekan Yardımcısı, Prof. Dr. Ahmet Adem Tekinay, Genel Sekreter Gülten Gültekin, akademisyenler, idari personel ile öğrenciler katıldı. Açılışta konuşan İKÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Abdullah Diler, merkezde emeği geçen herkese teşekkür etti.

    “İZMİR, KÖRFEZDEN DAHA FAZLA YARARLANMALI”

    Rektör Prof. Dr. Galip Akhan ise İzmir’in ihtiyacı olan bu merkezi kente kazandırmaktan gurur duyduklarını ifade etti. Körfeze sahip bir İzmir olarak denizden yeterince faydalanılmadığını söyleyen Rektör Akhan, “Hem deniz ürünleri açısından, deniz sporları açısından körfezden yeterince faydalanmıyoruz. Körfez denilince akla ilk gelen kokuydu. Son zamanlarda kokuyu hissetmemiz sevindirici bir gelişme. Denizimiz rahatlıyor. Umuyoruz ki artık denizimizde müzede yer alan yok olmaya yüz tutmuş canlıları göreceğiz. Su Ürünleri Fakültemizin bu noktada öncü olacağını düşünüyorum. Umut ediyorum ki İzmir bundan sonra denizinden daha çok istifade edecek, deniz canlılarına sahip çıkacak, deniz sporlarıyla tanışacak ve ulaşımdan da daha fazla yararlanacaktır” dedi.

    “İZMİR’E ÖRNEK OLSUN”

    YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, İzmir’in eski çağlardan bu yana anlatan eserlerde yeryüzünün en güzel yeri şeklinde tasvir edildiğini aktararak İzmir’in yaşanılması gereken büyülü bir şehir olduğunu söyledi. Günay, “Denizlerimizden yeterince faydalanamıyoruz. İstanbul ve Antalya’da hayranlıkla gezilen devasa boyutta deniz akvaryumları var. Bu merkezin İzmir’e örnek olması gerek. Umarım bu bir başlangıç olur. Daha büyük boyutlara doğru gider” diye konuştu.

    DENİZ CANLILARI KOLEKSİYON MERKEZİ HAKKINDA

    20 kişilik seminer salonu, laboratuvar ve 225 metrekarelik sergi alanından oluşan müzede, Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz’den temin edilen balık, ve diğer omurgasız canlılara ait örnekler sergileniyor. Merkezde, köpekbalıkları, vatozlar, yılanbalıkları gibi nadir ve ilgi çekici balık türlerinin yanı sıra, ahtopot, yengeç, deniz kabukları, mercanlar, süngerler gibi omurgasız türler de yer alıyor. 175 adet kemikli balık türü, 40 adet eklem bacaklı türü, 83 tür yumuşakça, 20 adet sünger ve derisidikenli canlı türü olmak üzere 356 farklı canlı türü sergileniyor. Sergide bulunan kurutularak tahnit edilen obje sayısı ise 130 adet.