Etiket: İyileşiyor

  • Silikon mağduru hemşire iyileşiyor

    Adana’da kendisini doktor olarak tanıtan bayan kuaförüne dudak silikonu yaptırdıktan sonra dudaklarını kaybetme korkusu yaşayan hemşire Merve Keleş, sosyal paylaşım sitesinden ameliyat olduğunu ve iyileşmeye başladığını bildirdi.

    Çukurova Üniversitesi Balcalı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Göğüs Hastalıkları Polikliniği’nde hemşire olarak görev yapan 22 yaşındaki Merve Keleş’in hayatı bir anda alt üst olmuştu. Keleş, yaklaşık 1.5 ay önce arkadaşı aracılığıyla internette kendisini estetik uzmanı olarak tanıtan bayan kuaförü Soner G. ile tanışmış, doğuştan sol alt dudağında şekil bozukluğu olduğu için dudağını kalınlaştırmak isteyerek, Azerbaycan’da eğitim gördüğünü öne süren Soner G.’ye önce 500 TL’ye geçici dolgu yaptırmış, daha sonra dolgu bir haftada eriyince, bu kez bin liraya silikon dolgu yapılması konusunda anlaşmış, kliniği tadilatta olduğu için işlemi evde yapacağını söyleyen kuaför, 12 Nisan Çarşamba günü hemşire Merve Keleş’e operasyonu yapmıştı. Operasyondan hemen sonra Keleş’in dudakları şişmeye başlamış ve dudaklarını kaybetme ile karşı karşıya kalınca hastaneye başvurmuştu. Keleş o günden beri hastanede kalıp dudaklarını kaybetmemek için tedavi görüyor. Keleş, geçtiğimiz günlerde sosyal paylaşım sitesinden dudağının fotoğrafını çekip “ameliyattan küçük bir iz” diye paylaşım yaptı. Daha sonra da yine fotoğrafını çekip “İyileşiyorum eve gideceğim günü iple çekiyorum” mesajını paylaştı.

    Bayan kuaförü Soner G. bir süre önce hırsızlık suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezası aldığı için yakalanıp cezaevine gönderilmişti. ’Silikon’ vakasıyla alakalı da 4 kadın Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulununca Soner G. hakkında “unvan dolandırıcılığı ve yaralama” suçundan soruşturma başlatıldı. Yapılan soruşturma sonucunda Soner G.’nin bu suçlardan da tutuklu yargılanmasına karar verildi.

  • Küçük Melih İyileşiyor

    Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, halk arasında “balık hastalığı” olarak bilinen Lamellar İktiyozis hastası olan Melih Gökalp, İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) haberi üzerine yapılan yardımlarla gördüğü tedavi sayesinde iyileşmeye başladı.

    İHA’nın, Kızıltepe ilçesi İpek Mahallesi’nde ikamet eden ve halk arasında “balık hastalığı” olarak bilinen Lamellar İktiyozis hastası olan 8 yaşındaki Melih Gökalp’in dramını konu alan haberi ses getirdi. Haberin ardından Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden arayan hayırseverler, Melih’e yardım sözü vermişti. Yapılan yardımların ardında tedavisine başlanan Melih’in durumunun her geçen gün iyiye gittiği belirtildi.

    “ŞU AN YÜRÜYEBİLİYORUM”

    Krem kullanmadan önce vücudunun her yerinin çatladığını ve kanadığını belirten Melih, şuan durumunun iyi olduğunu söyledi. Küçük Melih, “Tedaviye başlamadan önce ayaklarımın altı çatlıyordu ve yürüyemiyordum, şuan yürüyebiliyorum. Bana ilaç ve eşya gönderen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    “ARKADAŞLARI ARTIK KORKMUYOR”

    Baba Yusuf Gökalp ise oğlunun yüzünün güzelleşmeye başladığını anlatarak, “Eskiden hiçbir ilaç kullanmıyorduk ve bu yüzden tedavisi yarım kalıyordu. Çocuğun vücudu çatlıyordu, yürüyemiyordu. Doktora bile gittiğimizde doktor bile çaresiz kalıyordu. Şimdi ilaçları düzgün kullandığımızda Melih’in durumu iyiye gitti. İlaçları bıraktığımız zaman eski haline geri gelecektir. Yüzde 100 bir tedavisi yok, ama yapılan tedavi ile Melih’i iyiye tutmaya çalışıyoruz. Melih şu an iyi, görüntüsünde bir değişiklik var. Artık arkadaşları ondan o kadar ürkmüyorlar. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Kendisi de zaten çok mutlu oldu. Eskiden elini açamıyordu, kalem tutamıyordu. Şu an ellerini çok rahat bir şekilde kullanabiliyor. Kalem tutup yazı yazabiliyor. Tabi bu tedaviden sonra psikolojik olarak da düzelmeye başladı. Kendinde görülen değişikliği net olarak görebiliyor. Bu da ona güzel bir şekilde yansıyor” diye konuştu.

  • MS Hastaları Drama Terapi İle İyileşiyor

    Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Terzi, MS hastalarının drama terapi ile hem eğlendiğini hem de hastalığı öğrenerek iyileşme sürecine girdiğini ifade etti.

    Dünyada gün geçtikçe yaygınlaşan “sanat ve sağlık” buluşması drama terapi, bu kez MS hastalarını buluşturdu. Moral ve motivasyon kazanmak için drama terapi çalışmalarında bir araya gelen OMÜ Tıp Fakültesi’nde tedavi gören MS’liler, psikososyal, bedensel ve zihinsel bir bütünlük içinde kendilerini “iyi” hissetmeyi ve yaşama bağlanmayı deneyimliyor. Doç. Dr. Murat Terzi öncülüğünde düzenlenen ve Merck’in sosyal sorumluluk projeleri kapsamında desteklenen “Kronik Rahatsızlıklarda Dramanın Terapötik Etkisi” programı, Shege Atölyesi Dramaterapist Mana Uygur yönetiminde yapılıyor. 11 hafta boyunca 24-48 yaş aralığında 15 MS hastasının katıldığı drama terapi grup çalışması, hastalarda kendilerine dair farkındalık oluştururken, dramanın sağlık alanında terapötik kullanımı ile ilgili bilimsel verileri de ortaya koyuyor.

    Çalışmayı yürüten Doç. Dr. Terzi, MS’li hastalar için dünyada ilk kez gerçekleşecek böyle bir çalışmaya imza attıklarını belirterek, birkaç yıldır MS Hasta Okulu adı altında MS haftası etkinlikleri düzenleyerek hastalara tıbbi tedavinin yanı sıra psikolojik ve sosyal destek de verdiklerini, fakat drama terapi ile farklı bir pencere açtıklarını dile getirdi. Bugün özel bir otelde ilk basın toplantılarını gerçekleştiren Doç. Dr. Terzi ve Dramaterapist Uyar, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, MS hastaları Celal Kırımlı (65), İsmail Aksu (38) ve Sebiha Ay (37) drama terapi etkinliğine katıldıktan sonraki izlenimlerini paylaştılar.

    “MS HASTALARI OYUN OYNAYARAK HASTALIĞI ANLIYORLAR”

    MS hastalarının oyunlarla ve terapilerle hastalığı iyileştirme sürecine getirdiklerini vurgulayan OMÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Terzi, “Kısa adıyla MS dediğimiz (multipl skleroz) hastalık genellikle genç erişkin yaş grubunda 20-40 yaş arasında gördüğümüz bir hastalıktır. Bu hastalık kadınlarda biraz daha fazla görülebiliyor. Beyin ve omurilik hastalığıdır. Görme kaybı, dengesizlik, çift görme, kol bacak uyumsuzluğu gibi şikayetler olabiliyor. Hastalığın ilerleyen dönemlerde yürümedeki dengesizliğe bağlı olarak engellilikte bir artış, cinsel fonksiyon bozukluğu ve idrar kaçırma gibi bozukluklar görülebiliyor. Bu hastalığın tanısı koyulurken beyin ve boyun MR’ı, tetkikler uygulanıyor ve ondan sonra tedavi süreci başlatılıyor. Bağışıklık sistemine bağlı olan bu hastalıkta kullanılan bazı ilaçlar var. Bunun haricinde bu hastalıkta etkinliği arttırmak ve bilinirliği arttırmak için çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Bu kapsamda hasta okulları düzenliyoruz, toplantılar düzenliyoruz, sosyal alanlarda bir araya gelmelerini sağlıyoruz. Hastalara bu hastalık tanısı konulduktan sonra hastalar kendilerini suçlayabiliyorlar. Bizde böylece olumsuz bir durumla karşılaşabiliyoruz. Bu durum içerisinde onlara psikoterapi, yoga, plates gibi destekleyici tedaviler yapıyoruz. Türkiye’de ve dünyada ilk olduğunu bildiğimiz ‘drama terapi’ grubu oluşturduk. Yaklaşık 15 kişiden oluşan bir grupla drama terapi yapıyoruz. Her hafta hastalarımız birkaç saat bir araya geliyorlar. Burada Dramaterapist Mana Uygur ve diğer çalışmacı arkadaşlarla beraber oyun oynayarak hastalığı öğrenmeye çalışıyorlar. Bu oyun oynama süreci içerisinde hastalar çok güzel vakit geçiriyorlar. Bu sayede hem MS hastalığını daha iyi anlıyorlar hem de MS ile olan yolculuklarında daha mutlu ve başarılı olmaya çalışıyorlar. Bu tedavi süreci yaklaşık 12 hafta sürecek. Bu tedavi yöntemi bizim için destek tedavi niteliğindedir. Asıl kullanılan ilaç tedavisinin yanında kullanılan bir tedavi değil. Bizim amacımız hastaların yaşam kalitelerini biraz daha arttırabilmek ve onlara destek sağlamaktır. Şu anda 4. haftayı tamamladık. Bugün de ilk basın açıklamamızı gerçekleştirdik. Bu yönetim çok verimli olduğu hem bizler görüyoruz hem de hasta ve hasta yakınları bizzat söylüyorlar. Bu hastalık ve tedavi sürecinde daha neler yapabilirim? Nasıl tedavi olabilirim? Diye düşünceler bu tedavi yöntemi ile cevap buluyor. Amacımız bu tedavi sürecinde oluşan çalışmaları akademik olarak da yayınlamak. Bu tedavinin MS hastalarında olan olumlu etkisini diğer MS hastalarında da uygulanması açısından yapmış olduğumuz çalışmanın verimli ve katkılı olacağını düşünüyorum. Drama terapi ayrıca bütün kronik hastalıklarda kullanılabilir. Özellikle kanser ve diyabet hastalığı gibi kronik hastalarda kullanılır ve dünyada kullanılıyor. Ama MS gibi bir hastalıkta ilk defa kullanılan bir tedavi yöntemi olacak” dedi.

    “DRAMA TERAPİ TEDAVİ YÖNTEMİ DEĞİL, DESTEKLEYİCİ TEDAVİDİR”

    Drama terapinin bir destek tedavisi olduğunun altını çizen Dramaterapist Mana Uygur, “MS gibi tüm kronik rahatsızlıklarda bu tarz sistemler kişinin ruh sağlığına doğrudan pozitif yönde katkı yapıyor. Fakat biz bu pozitif yönde katkıyı bir destekleyici ve motivasyonu yükseltici bir sistem olarak düşünmeliyiz. Hastalığın direk tedavisi değil ama hastalığın tedavisini iyi anlamda destekleyen bir sistem olarak düşünmeliyiz. Drama terapiyi bir oyun terapisi şeklinde düşünebiliriz. Oyun oynayıp, dış dünyada deneyimlenemeyen şeyleri bizim yaptığımız küçük ve güvenliği bir ortamda deneme şansı buluyoruz. Bu tedavinin amacına ulaşması için katılan hastaların terapilere düzenli gelmesi çok önemli. Drama terapide kişi, kendi ruh sağlığını tamamlanmış ve farkındalığı yüksek bir hale getirebildiği için var olan hastalığında olumlu değişiklikler olmasın için kullanabilir. Drama terapi, hastalara kendisiyle kurması gereken fakat kopmuş bağlantıyı ona hatırlatmasıdır” şeklinde konuştu.

    Drama terapi dersi alan MS hastaları da, etkinliklere katıldıktan sonra hem hayatlarında hem de hastalıklarında daha iyi ilerlemeler kaydettiklerini belirterek, drama terapinin kendileri için çok yararlı olduğunu söylediler.

  • Doç. Dr. Karabıçak: “Balık Yağıyla Desteklenen Hastalar Daha Çabuk İyileşiyor”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhan Karabıçak, “Bilimsel çalışmalar büyük ameliyat geçirecek hastalarda hem ameliyat öncesi hem de sonrasında balık yağı ile desteklenmeleri durumunda, hastaların daha çabuk iyileştikleri, enfeksiyon oranının daha az olduğu, daha erken taburcu oldukları gösterilmiştir” dedi.

    OMÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Dilek ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhan Karabıçak Samsun Anemon Otel’de düzenlenen toplantıda kritik hastalarda ve ameliyat olmuş hastalarda damar içi balık yağı tedavisinin etkilerini anlattılar.

    DİLEK: “YOĞUN BAKIM HASTALARINDA HASTANEDE KALIŞ SÜRESİ KISALMAKTA”

    Yoğun bakım hastalarında eğer hasta ağızdan gıda alamıyorsa bu hastaları TPN denilen damar yolu ile beslediklerini söyleyen Doç. Dr. Ahmet Dilek, “Bu beslenmede hastanın gereksinimi olan şeker, protein ve yağlardan oluşan özel karışımlar kullanıyoruz. Bu karışımın içine omega 3 dediğimiz, vücutta üretilemeyen ve kesinlikli dışarıdan almamız gereken balık yağını eklediğimizde, yoğun bakım hastalarında hastanede kalış süresi kısalmakta, enfeksiyon oranı azalmaktadır. Biz balık yağını bu özelliğinden dolayı TPN tedavisi yaptığımız bütün hastalarda kullanmaktayız” şeklinde konuştu.

    BIÇAKÇI: “BALIK YAĞI İLE DESTEK TEDAVİSİ UYGULANMALIDIR”

    Balık yağında yüksek miktarda omega 3 bulunduğunu belirten Doç. Dr. İlhan Karabıçak, “Omega 3 bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve zararlı sitokin miktarını azaltmaktadır. Bilimsel çalışmalar büyük ameliyat geçirecek hastalarda hem ameliyat öncesi hem de sonrasında balık yağı ile desteklenmeleri durumunda, hastaların daha çabuk iyileştikleri, enfeksiyon oranının daha az olduğu, daha erken taburcu oldukları gösterilmiştir. Genel cerrahi uzmanları büyük ameliyat olacak hastalar ve ameliyat sonrası uzun süre ağızdan gıda alamayacak hastalarda damardan beslenme sıvılarının içinde omega 3 içeren balık yağı ile destek tedavisini uygulamalıdırlar. Hamsi, ringa, somon, tonbalığı ve uskumru gibi balıklarda omega 3 içeri fazladır. Sağlıklı bireylerde de balık yağı tedavisinin bağışıklık sistemini güçlendirdiği gösterilmiştir” diye konuştu.

  • Sur’da Psikolojisi Bozulan Papağan İyileşiyor

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bir süre çatışmaların yaşandığı bölgede kalan ve “bomm” diye ses çıkarmaya başladığı gerekçesiyle tedavi altına alınan papağan iyileşiyor. Sahibi, papağana Türk Halk Müziği dinleterek, bomba ve silah seslerini unutturmaya çalışıyor.

    Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Sur ilçesindeki çatışma ve patlamalardan, ilçede yaşayan hayvanlar da zarar görmüştü. Diyarbakır Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği’nin girişimiyle Sur’dan 100 kedi ve 20 köpek İstanbul’a götürülerek tedavi altına alınmıştı. Kentte kalan bazı hayvanların ise psikolojilerinin bozulduğu belirtilmişti. Bunlardan biri olan ve bakımını Alaaddin Kılıç’ın üstlendiği “Heval” isimli papağan ise, Sur’da 10 gün mahsur kaldıktan sonra, ilçedeki yasağı 11 Aralık’ta 17 saat ara verilmesiyle kurtarılmıştı. Tüylerini yolan ve daha önce söylediği “Merhaba” ve “Rojbaş” gibi ifadeleri artık kullanmayıp, sadece “bomm” diyen papağan, götürüldüğü veterinerde tedavi altına alınmıştı. Anti depresan ilaçları ile sakinleştirici şurup verilen ve silah ile patlama seslerini unutması için Türk Halk Müziği dinletilen papağanın iyileşmeye başladığı belirtildi.

    “ŞUAN HAFİF BİR TİTREME VAR”

    Papağanın bakımıyla ilgilenen Alaaddin Kılıç, gıda sektörüyle uğraştıkları için hayvanlarla pek uğraşamadıklarını ancak sokak hayvanlarının gördüğü şiddet ve acımasız avcılara tepki olarak 2 yıl önce papağanı aldığını söyledi. Kılıç, “Türkçe biliyordu ancak Kürtçe ve Zazaca öğrensin diye Sur ilçesine bir petshopçuya bıraktım. 1 yıl orada kaldı. Bu süre zarfında hendekler ve çatışma süreçleri başladı. Ara koridor açıldığında almaya gittik. O zaman alabildik. Orda kalan güvercinler telef olmuştu. Onu getirdiğimizde perişan durumdaydı. Tüylerini çekiyordu. Kanama başlamıştı. Arkadaşlara danıştık ve veterinere götürdük. Anti depresan ilaçları ile sakinleştirici şurup verdi. Bomm sesleri, kedi ve köpek sesleri çıkarıyordu. Tedaviden sonra şuan hafif bir titreme var” dedi.

    “İSMİNE ALIŞMAYA BAŞLADI”

    Papağanın şuan kendini toparlamaya çalıştığını aktaran Kılıç, “Birçok şeyi unuttu. İsmine tekrar alışmaya başladı. ‘Heval’ diye seslenince bakıyor. 15 gün daha bir ilaç tedavisi var. Umarım eski haline döner. Sur’dan geldiği zaman bizden kaçıyordu. Ses geldiği zaman ‘bomm’ sesi çıkarıyordu. O bizim dikkatimizi çekmişti. Sonra tüylerini çekmeye başladı. Öyle bir süreç yaşadı. Kafesi kırılmıştı. Tekrar bir kafes aldıktan sonra ilaç tedavisi gördükten sonra yeni yeni toparlanıyor. Artık tüylerini çekmiyor” diye konuştu.