Etiket: İtiraflar

  • Gülen Vakfı eski müdüründen dikkat çeken itiraflar:

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) elebaşı Fetullah Gülen’in doğduğu köyde eskiden faaliyet gösteren Gülen Vakfının eski Müdürü Ümit Akdemir, örgütle ilgili dikkat çeken itiraflarda bulundu. Akdemir, “Fetullah Gülen’in doğduğu köyü seçilmiş talebeleri Kabe’den daha kutsal görüyordu. Gülen’in evini Kabe gibi tavaf ederlerdi. Korucuk Köyü, İstanbul ve Pensilvanya hücre yapılanmasının 3 yeri. 17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’ye inananlar yaklaşık 700 bin kişiden 200 bin kişiye düştü” dedi.

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kapatılan Gülen Vakfının eski Müdürü Ümit Akdemir, FETÖ’nün hainliklerini anlattı. Cemaatin tabanına yönelik konferanslar ve sunumlar yapıp 17-25 Aralık sürecinde itirazları ve farklı çıkışları nedeniyle tüm görevlerinden alınan Akdemir, “FETÖ ile alakalı Pensilvanya otağına girerek gizli toplantılarını ele geçiriyorum. Çoğu gizli toplantıları ele geçirdiğim gibi söylediklerim hepsi aynen çıktı. Fetullah Gülen’in toplu bir şekilde darbe değerlendirmesi var. Bu darbe değerlendirmesi önceden de bazı konuşmalarında söylemişti. İşte sinyal aleminizi bozdular, araya girerek telsizleri karıştırıp birbirlerinizle irtibatınızı sağladılar. Şimdi buradaki toplu değerlendirmesi şuydu. Bize sızan bilgiler darbe girişimi milimi milimine yani yazdığımız konuştuğumuz askerle proje tamamen uygulanamadı. Askerlerin manevi durumunu belirterek bu işe çıkarken Allah rızası için değil, darbeden sonra ne olurum benim makamım ne bunu düşündükleri için Allah bunlara fırsat vermedi. Bunlar darbe toplantıları yaparken bu darbeci askerler aralarındaki konuşmaları sızdı bizlere. Bu konuşmalardan da nasıl toplandıklarını da yazınca darbeci askerler anladılar ki bizim toplantı yaptığımızdan haberdarlar” diye konuştu.

    “Gülen’in evini Kabe gibi tavaf ederlerdi”

    Akdemir, FETÖ elebaşının doğduğu eski adıyla Korucuk köyünü kutsal bildiğini, bunun için de talebelerine de kutsal belirttiğini ifade ederek, “Ben Gülen Eğitim Araştırma Vakfının Müdürü olarak görev yaptım. Orada görev yaparken FETÖ yapılanmasının hücreleri orada bütünleşirdi. Yani oraya gelen FETÖ’nün yanına gitmeden önce bir kamp yapar hatta oradan topraklar alır FETÖ’nün yanına giderlerdi. FETÖ’nün burayı kutsamasının sebebi doğduğu yerdir. Aynı zamanda Amerika’ya gidene kadar devamlı sık sık aralıklarla gelmiş orada kalmış orada toplantılar yapmış bundan dolayı burayı kutsuyorlardı. Hatta örgüt elemanları geldiği zaman burası dünyanın başkenti olacak diye sözlerde bulunuyorlardı. Bu çok önemli bir şeydi. Fetullah Gülen’in de o köydeki mal varlığının devlet tarafından el koyulmasını benim şahsi malıma da el konuldu diyerek bir propaganda yapıyor. Halbuki orası şahsi malı değil köylülerden alınmış yine köylülerden kandırılarak alınmıştır. Demiş ki biz burayı Kur’an Kursu yapacağız. Ama bu yerleri yine kendi lehlerine kullanmaya başlayınca verenler itirazlarda bulunmaya başlamış ama bir sonuç elde edememişlerdir. Ama orada diyor ki benim ata, baba ve dede falan malı değil orada köylülerin kendi mahvettiği bir yerden bahsediyor. Önemli olan orada Bediüzzaman Hazretlerinin kaldığı söyleniyor. O doğrudur. Said Nursi Hazretleri, sürgüne görülürken Van, Erzurum üzerinden Trabzon’a oradan da Isparta’ya götürülürken bu köyde bir handa kalıyor. Orada da bir tartışma konusu var. Kaldığı odanın üzerinde bir oda yaptırmış bu odayı kendi odası yapmış. Talebeler ya da başkaları geldiği zaman derlerdi ki bana Bediüzzaman Said Nursi’nin odası nerede, ben de alt tarafta olduğunu söylerdim. Sonra derlerdi ki neden üstte hoca efendi oda yaptırmış. Kendisini zaten Bediüzzaman’ın üstünde görürdü. O yüzden üste bir oda yaptırmıştır. Korucuk köyünde benim bu meseleleri görmem nasıl odu? 2008’de Cumhurbaşkanımız aleyhinde propagandalar başladığında ben zannediyordum ki FETÖ yapılanmasındaki bir gurup Cumhurbaşkanımıza alerji besliyor olabilir. Ama ben Korucuk’a geldiğimde burada hücre yapılarının bir araya gelmesi bir noktada buluşması bizde fotoğrafı bütünleştirme imkanı oldu. Fotoğrafı bütünleştirdiğimizde örgütün tamamen devleti ele geçirme hazırlıkları içerisinde olduğunu gördüm. Bunların hazırlık içerisinde olduğunu görünce biz ilk başta içeride yanlı olacağını sıklıkla anlatmaya başladık. Hatta Korucuk’ta sunum yapardım ben, FETÖ yapılanmasını anlatırdım. Sonra da siyasete girmesini eleştirirdim. Bu eleştirmemden dolayı ben oradaki görevimden alındım. Erzurum Bölge Halkla İlişkiler Müdürlüğüne tayin edildim.

    Ziyaretçilerle alakalı Fetullah Gülen’in doğduğu köyü Fetullah Gülen’in tamamen seçilmiş talebelerden oluşan 800 kişiye yakın kişi ziyaret etti. Yani Türkiye’ye herhangi bir ülkeden gelen talebesi kesinlikle Fehulalh Gülen’in köyüne uğramadan gitmezdi. Tabi geldiklerinde Kabe gibi tavaf etmelerinde iki noktası vardı. Birisi, Gülen’in doğduğu ev adeta tavaf edilirdi, kutsanır da el ayak sürülürdü bir de aşağıda bir yurt var Fetullah Gülen orada kalmış. Küçük oda olmasına rağmen insan sayısı çok olduğu zaman tavaf eder gibi böyle herkes sıra ile içerisinde dolaşır çıkardı. Aynı zamanda köyünden topraklar alarak götürürlerdi. Yani din dışı bir kutsama vardı. Tabi yüzde yüzü böyle yapıyor demek doğru değildir. Bu ne oluyor diye eleştirenler de oluyor. Fetullah Gülen diye böyle yapmanız doğru değildir diye. Bütün birimler geliyordu. Tabi burada mahrem hizmetleri dediğimiz yerde birimler tanışmadı. İsim de söylemezlerdi. Askerler de gizli bir şekilde sivil olarak gelirlerdi. Diğer mahrem hizmetleri de gelirdi. Polisler de gelirdi. Ama ben öyle bir tecrübe kazanmıştım ki kimin asker kimin polis kimin mahrem hizmetinde kimin üst düzeyde hizmet ettiğini anlardım” diye konuştu.

    “Üç noktada hücre yapılanması olurdu”

    Akdemir, örgütün Türkiye’de üç noktada hücre yapılanmasının olduğunu belirterek, “Korucuk köyü, Mustafa Özcan’ın yanı bir de Fetullah Gülen’nin bulundu yer. Tabi üç noktada hücre yapılanmasının bir araya gelme ihtimali oluyordu. Birisi benim yanım Korucuk köyü birisi İstanbul biri de Pensilvanya’daki noktadır. Diğer alanlarda FETÖ yapılanmasında bu fotoğrafı görmek mümkün değildi. Tabandan gelen insanların bunu çözmesi kolay değildi. Tabi 17-25 Aralıktan sonra onlarında anlamaması elde değildi. Ama tabi ki anlayanlar anladı” dedi.

    “17-25 Aralıktan sonra FETÖ’ye inananlar yaklaşık 700 bin kişiden 200 bin kişiye düştü”

    Akdemir, 17-25 Aralıktan sonra FETÖ’ye inananların yaklaşık 700 bin kişiden 200 bin kişiye düştüğünü ifade ederek, şöyle konuştu:

    “Yaklaşık 700 bin kişiden 200 bin kişiye düştü FETÖ yapılanması. Buradaki 700 bin kişinin önemli kriteri 300 bin kişinin Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrıları ile 17-25’ten sonra hemen ayrıldılar. Ondan sonra bizim propagandamız Hüseyin Gülerce’nin ayrılması bir kopukluk sağladı. Ondan sonra Fuat Uğur’un yazıları meselenin etkilerini göstererek yazıldığı için çok etkiledi ve ayrılmalarına neden oldu. Onun sayısı da 100 binleri geçti. Yani Fuat Uğur’un yazdığı yazılar çok önemliydi. Çünkü paralelin kodlarına göre yazılıyordu. Stratejisine göre yazılıyordu bunu paralel yapının FETÖ’nün tabanı anlıyordu. Anlayınca değerlendirmeye alıyorlardı. O yüzden Fuat Uğur’un bizimle birlikte yazdığı yazılara terörist başı Fetullah Gülen yasak getirdi. Bu sözlü olarak videosunda var. Diyor ki bu yazılar için iki kişi görevlendirmişim takip etsinler diğer arkadaşlar takip etmesinler midesi bulanır diye yasak getirdi. Bunu 4 Nisan 2016 videosunda ya da arkasından ilan etmişti zaten.”

  • FETÖ’nün sözde bölge imam yardımcısı eski biyoloji öğretmeninden itiraflar

    ERZURUM (İHA) – Erzurum’da düzenlenen operasyonda yakalanan FETÖ’nün sözde Doğu Anadolu ve Karadeniz imam yardımcısı eski biyoloji öğretmeni Celal Aydıner, terör örgütü hakkında itiraflarda bulunarak, “Örgütün güvendiği polisler Fetullah Gülen’e korumalık yapmak üzere Pensilvanya’ya gönderilirdi” dedi.

    Ömer Fil adına düzenlenen sahte kimlikle Erzurum’daki Gaybubet evinde saklanırken geçtiğimiz mayıs ayında düzenlenen operasyonla yakalanan ve ardından tutuklanan emniyetin sözde Doğu Anadolu, Doğu Karedeniz İmam Yardımcısı ‘Cemil’, ‘Cüneyt’ kod adlı Celal Aydıner, pişmanlık duyduğunu belirterek soruşturmayı yürüten savcılığa FETÖ terör örgütü hakkında itiraflarda bulundu.

    “Kaçaklar Gaybubet evlerinde saklanıyor”

    Kendisinin de FETÖ’nün Gaybubet evinde saklandığını itiraf eden Celal Aydıner, “Erzurum, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane, Bayburt illerindeki polislerden sorumlu imam yardımcısıydım. İki çocuk babası biyoloji öğretmeniyim. 2009 yılında örgüt içinde ‘Cüneyt’, ‘Hakan’ kod ismini aldım. Ben polis memurları ile sohbet programı düzenleyerek rapor tutuyordum. Ben 6 polis memurundan sorumluydum. Bu toplantıları zaman zaman benim evimde yapıyordum. Derslerde Fetullah Gülen’in risale, dini içerikli kitaplarıyla sohbet ediyorduk. Polis memurlarından gönüllülük esasına dayalı para topluyorduk. Örgüt içerisinde kod adı kullanmak tedbir gereği başvurulan bir yöntemdir. Ben de ‘Cüneyt’ , ‘Cemil’ kod isimlerini alarak buradaki görevimi sürdürdüm. Kaçaklar Gaybubet evlerinde saklanıyor” dedi.

    “Polisten ayda 30-40 bin TL himmet parası toplanıyordu”

    Celal Aydıner, polislerin tayin işlerine de el attıklarını belirterek, “Zaman zaman Ankara’ya giderek Abdulhamit olarak bildiğimiz Türkiye Polis Yapılanması personel sorumlusu olarak görevlendirilen kişi ile görüşmeler yaparak, Erzurum ilinde polis yapılanmasında öğretmen konumunda görev yapan kişilerin sorunlarını, tayin işlemleri, derslere katılan polislerin okudukları kitap sayfalarının yüzdesi, yine polis memurları ile yüz yüze yapılan görüşmelerde sayısal ortalaması, bu yapıdan kopan polislerin neden bu yapıdan koptukları ve yeniden bu yapının içine kazandırılması ile ilgili çalışmalar yapıyorduk. Erzurum başta olmak üzere diğer çevre illerde görev yapan üst rütbeli ve polis memurlarından ortalama 30-40 bin TL civarında ‘himmet’ adı altında para toplanıyordu. Bu toplanan paraları Abdulhamit isimli şahsa teslim ediliyorduk. Örgüt içinde ‘A kategorisinde’ yer alanlar yapıya tamamen bağlı sorumluluk verebilecek kişileri, uzun yıllar yapı içerisinde yer almış kişileri ifade ediyor. Örneğin genel müdür veya müdür olabiliyor. ‘B kategorisinde’ olanlar öğretmen olarak, yükselebilecekleri görev müdür yardımcılığıdır. ‘C kategorisinde’ ise sadece öğretmenlik yapanlar. Emniyet yapılanması ile ilgili mesleki gündemleri örneğin önemli adli ve istihbarı operasyon çalışmaları ile ilgili bilgiler alarak temsilciye iletirler. Temsilciden gelen önemli konuları ise müdür konumundaki kişilere, müdürler ise görüştükleri polis memurlarına bilgileri aktararak bu bilgilere dayalı operasyon çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Öğretmen olarak görevli şahıslar ders olarak adlandırılan haftalık veya iki hafta da bir olacak şekilde toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda önemli görülen tedbir kavramı ile ilgili cep telefonları toplantının yapıldığı eve getirilmez, getirildiği halde toplantının yapıldığı odaya alınmaz. Telefonların alınmama sebebi ise teknolojik imkanlar göz önünde bulundurulduğunda konuşlan konuların dışarıya çıkmaması anlamında engellenmesi mantığı ile hareket ediyorduk. Toplantılarda Fetullah Gülen’e ait kitap ve sohbetlerin işlenmesi olurdu. Bunun dışında ülke gündemi ile ilgili konularda olurdu. Toplantılara katılmayan polis memurları ile ilgili rapor tutulur, bu doğrultuda ziyaretler gerçekleştirilirdi. Aylık olarak polis memurlarından para topluyorduk. Bunun belirli bir oranı yoktur. Ancak ortalama aldığı maaşın yüzde 5’i oranında toplanıyordu. Toplanan paralar ise merkeze ulaştırılıyordu” ifadelerini kaydetti.

    “Örgütün güvendiği polisler Fetullah Gülen’e korumalık yapmak üzere Pensilvanya’ya gönderilirdi”

    “Örgütün güvendiği polisler Fetullah Gülen’e korumalık yapmak üzere Pensilvanya’ya gönderildi” diyen Celal Aydıner, şöyle devam etti:

    “Örgüt içerisindeki polislerden rütbeli olmayanlardan ve çok güvenilir, uzun süre yapı içerisinde güven veren polis memurları Fetullah Gülen’e korumalık yapmak üzere Pensilvanya’ya gönderilirdi. Bu kişilerin korumalık yapmak üzere gönderildiklerinde ne kadar süre kaldıklarını bilmiyorum. Bu personel seçimini yani örgüt Türkiye yapısındaki yöneticilerden biri yapıyordu. Polis Okullarında yapı içerisinde bulunan öğrenci bekar polis adaylarının kendisinin belirlediği kriter ölçüsünde yine yapı içerisinde bulunan bayanlarla tanıştırılarak evlenmelerine vesile olunuyor. Burada önemli olan nokta evlenecek olan kişinin kriterleri kendisinin belirlemesidir. Bu doğrultuda kişiler CV’leri evlenmek isteyen öğrenciye gösterilir ve seçmiş olduğu kişi ile tanıştırılır ve bu tanışma işlemi öğretmenin evinde veya uygun görülecek yerde gerçekleşir. Çok sayıda bekar öğrencisi olan bölge temsilciliklerinde bu evlendirme işleminde ayrı bir konum olarak evlendirme görevlisi bulunmaktadır. Eğer bekar öğrenci sayısı çok değilse bu işlem öğretmen-müdür tarafından takip ettirilir. Örgüt içerisinde haberleşmeyi sağlamak adına 2014 yılında ByLock programı kullanmaya başladım. Özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra, emniyet yapılanmasında yer alan kişilerin kullanılması talimatı geldi. 15 Temmuz gecesi kullandığım ByLock programına ‘Darbe oluyor, askere direnmeyin’ mesajı geldi.’ 17-25 Aralık sürecinde yönetici konumundaki Ziyaeddin Eren, polis yapılanmasında bulunan sorumlulara bakanlık nezdinde açılan adli ve idari soruşturmalara maruz kalan birçok personele dava açmaları talimatını verirdi. Bu şekilde emniyet yapılanmasında yer alan öğrenci olarak adlandırılan kişilere bu karar iletilerek, yargılanma ve tutuklama sürecinde avukatlık ücreti konusunda da yardımcı olunuyordu. Örgüt yapılanması içerisinde Gaybubet, 15 Temmuz sonrası yapılacak operasyonlarda örgüt üyelerinin ortada görülmeme durumuna verilen kod isimdir. Herkes bu durumu kendi şartına göre ayarlar. Kimi memleketine gider, kimi ev tutar, kimi yurt dışına çıkar. Gaybubet kavramında bir manevi motivasyon vardır. Bu da bu evlerde geçirilen sürenin sevap olarak kişinin hanesine döneceği gibi bir inanış söz konusudur. Bu nedenle yaşanılan dönemde aranması olan kişilerin Gaybubet evlerinde saklanmaları talimatı verilirdi.”

    15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimiyle FETÖ’nün gerçek yüzünü gördüğünü ifadesinde belirten Celal Aydıner, “Darbe girişiminde hiçbir görev almadım. Etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyorum. Darbe girişimini lanetliyorum” dedi.

    “7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemi ile hakim karşısına çıkacak”

    ‘FETÖ üyesi’ olmak suçundan tutuklanarak cezaevine konan Celal Aydıner, Ağır Ceza Mahkemesinde ’silahlı terör örgütüne üye olmak’, TBMM’yi ortadan kaldırma, görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme’ ’Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmaya ve ya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme’, ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ ve ’kanuna muhalefet etme’ suçlarından müebbet, 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemi ile hakim karşısına çıkacak.

  • Aksaray’daki Cinayette Kan Donduran İtiraflar

    Aksaray’da birer gün arayla boğazları ve cinsel organları kesilerek öldürülen 2 kişinin katil zanlısı yapılan çalışmalar sonucu yakalanırken, olayla ilgili korkunç detaylar ortaya çıktı. Emniyetteki sorgusunda, sırada 4 kişinin daha olduğunu söylediği öğrenilen cinayet zanlısı, maktulleri karısıyla ilişki dedikoduları nedeniyle öldürdüğünü söyledi.

    POLİS ZANLIYI KONUMLARINDAN TESPİT ETTİ

    Cinayetlerin ardından geniş çaplı araştırma ve soruşturma başlatan Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bazı delillere ulaştıktan sonra öldürülen Kadir Çekiç ve İmdat Tayfur Doğan’ın çalıştığı fabrika üzerinde yoğunlaştı. Fabrikada çalışan yüzlerce işçinin isim ve telefon listesini incelemeye alan polis, tüm numaraların geçmiş konum bilgilerini tek tek inceledi. Cesetlerin bulunduğu tarih ve öncesi tarih üzerinde duran polis ekipleri, belirlenen tarihlerde cesetlerin atıldığı konumda hangi telefon numaralarının bulunduğunu araştırdı. Yapılan incelemeler sonrasında Savaş Demirtaş isimli şahsın belirlenen tarihlerde cesetlerin bulunduğu konumlarda bulunduğu belirlenirken, şahıs üzerinde teknik ve fiziksel takibini yoğunlaştırdı. Yeterli delil ve bulgulara ulaşan polis yaptığı operasyonla şahsı yakaladı.

    POLİS GÖZALTIYLA SIRADAKİ CİNAYETİ ENGELLEDİ

    Yapılan çalışmalar kapsamında her türlü delili ve şüpheliyi değerlendiren polis, ikinci gün aynı fabrikada çalışan Uğur D’yi (26) ifadesini almak üzere gözaltına aldı. Yakalanan katil zanlısı ise sorgusunda sıradaki kişinin Uğur D. olduğunu ve yakalanmasaydı ölüm sırasının onda olduğunu söyledi. Polis ekipleri, ifade için aldığı Uğur D’nin de öldürülmesini engellemiş oldu.

    KARISIYLA İLİŞKİLERİ OLDUĞU İDDİASIYLA ÖLDÜRMÜŞ

    Yakalanan katil zanlısı Savaş Demirtaş (26), emniyette girdiği ilk sorgulamasında öldürdüğü kişiler ve karısının arasında iş yerinde birçok dedikodu duyduğunu söylediği öğrenildi. Kadir Çekiç ve İmdat Tayfur Doğan’ı karısıyla ilişki dedikoduları olduğu için öldürdüğünü söylediği öğrenilen Demirtaş, bu dedikoduları kendine yediremediğini belirterek cinayeti işlediğini söylediği öğrenildi.

    SIRADA KARISIYLA BERABER 4 KİŞİ DAHA VARDI

    Emniyetteki sorgusunda cinayeti işlediğini itiraf ettiği öğrenilen Savaş Demirtaş’ın ölüm listesinde 4 kişi daha olduğunu söylediği iddia edildi. Bunlardan birinin Uğur D. olduğunu söylediği öğrenilen Demirtaş, ismi öğrenilemeyen diğer 2 kişi ile birlikte son olarak da karısını öldürdükten sonra polise teslim olacağını söylediği öğrenildi.

    KATİL ZANLISI AKSARAY ADLİYESİ’NE SEVK EDİLDİ

    Aynı fabrikada çalıştığı iki arkadaşını boğazını ve cinsel organını keserek öldüren katil zanlısı Savaş Demirtaş, saat 23.00 sıralarında emniyetteki sorgusunun ardından Aksaray Adliyesi’ne sevk edildi. Adliyeye gelen şüpheli gazetecilerin sorularına cevap vermedi.