Etiket: itiraf

  • Teslim olan teröristlerden pişmanlık dolu sözler

    Mardin’in Nusaybin ilçesinde teslim olan 5 teröristin itirafları, bölücü terör örgütünün gerçek yüzünü ortaya koydu. Teröristler, pişmanlıklarını dile getirerek, “Yüce Türk milletinden özür diliyoruz” dedi.

    Güvenlik güçleri, Nusaybin’de teslim olan 5 teröristin itiraflarını paylaştı. Teslim olan bir terörist, “Yüce Türk milletinden özür diliyorum” diyerek pişmanlığını dile getirdi. Terör örgütünün dinlerini değiştirmek istediğini belirterek, örgütün ne olduğunu anladığını vurgulayan bir terörist, “Arkadaşlara sesleniyorum, asla bu yolu tercih etmeyin” diyerek gençlere seslendi. Bir başka terörist ise pişmanlığını dile getirerek, kimsenin böyle bir yanlışa düşmemesini istedi. Pişmanlığını dile getiren bir kadın terörist de, örgütten kaçmak istediğinde başına silah dayadıklarını belirterek, gençlerin anne babaların sözlerini dinlemesini istedi. Teslim olan bir başka terörist, “PKK’ya inanmayın, PKK sizi kullanır atar” diyerek gençleri uyardı.

  • 2 Çocuğu Vuran Şahıstan Kan Donduran İtiraf

    Elazığ’da 10 ve 13 yaşındaki iki kardeşi evinin önünde vuran şahsın, “Babalarından intikam almak için çocuklarını öldürmek için ateş ettim” şeklinde ifade verdiği öğrenildi.

    Olay, dün saat 10.30 sıralarında merkez Salıbaba Mahallesi Yüce Sokak’ta meydana gelmişti. Abdülkadir Karakaya (39) geçtiğimiz yıl ağustos ayında kendisini bıçakla yaralayan ve cezaevine giren Hüseyin Bakşi’nin çocukları 10 yaşındaki Yusuf ve 13 yaşındaki Tolga Bakşi’yi evlerinin önündeki sokakta 8 el ateş ederek, ağır yaralamıştı.

    10 YAŞINDAKİ YUSUF’UN YANINA GELİP KAFASINA SIKMIŞ

    Polis tarafından gözaltına alınan Karakaya, planlayarak ve kasten öldürmeye teşebbüs suçundan çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Karakaya’nın evin bulunduğu sokağa giderek pusuya yatıp bir süre çocukların çıkmasını beklediği, ardından da olayı gerçekleştirdiğinin üzerinde duruluyor.

    Olay anında Karakaya’nın 10 yaşındaki Yusuf’un yanına yaklaştığı kafasına tek el ateş ettiği, ardından da evin içerisine kaçmaya çalışan 13 yaşındaki Tolga’ya peş peşe ateş ederek, olayı gerçekleştirdiği tahmin ediliyor.

    KAN DONDURAN İFADE

    Elazığ E Tipi Cezaevine gönderilen Karakaya’nın nöbetçi mahkemede, “Babalarıyla husumetim vardı, onun için evinin önüne gittim. Çocuklar kapıya çıkınca önce küçük olanı daha sonra eve kaçmaya çalışanı vurdum. Çocukları öldürmek için ateş ettim” diye ifade verdiği öğrenildi.

    YUSUF’UN DURUMU KRİTİK

    Kafasından vurulan 10 yaşındaki Yusuf Bakşi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan ameliyatın ardından cihaza bağlanarak yaşatılmaya çalışılıyor.

    Fırat Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alınan 13 yaşındaki Tolga Bakşi’nin durumunun iyiye gittiği öğrenildi. Kolu, sırtı ve omzuna 4 kurşun isabet eden Tolga’nın yoğun bakım ünitesinde tutulduğu ancak hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.

  • Ünlü Tiyatro Oyuncusu Metin Akpınar’dan 50 Yıl Sonra Gelen İtiraf

    Ünlü tiyatro oyuncusu Metin Akpınar, 1964 yılında Kıbrıs’ta artan saldırılar üzerine Milli Türk Talebe Birliği’nde, silah eğitimi yaptırdıkları 115 genci mücahit olarak Kıbrıs’a gönderdiklerini söyledi.

    Gazeteci-Yazar Fehmi Çalmuk’un yapımcılığını ve metin yazarlığını üstlendiği, Milli Türk Talebe Birliği’nin kuruluşunun 100. yılı nedeniyle TRT Belgesel’de bugün ikinci bölümü yayınlanacak olan “Büyük Doğu’nun Atlıları” Belgeseli ime ilgili konuşan ünlü tiyatro oyuncusu Metin Akpınar’dan Türkiye’nin yakın dönemine ilişkin ilginç açıklamalar geldi.

    “KIBRIS’A MÜCAHİT YETİŞTİRDİK”

    1960 darbesi sonrası 1962-1965 yılları arasında Milli Türk Talebe Birliği’nde Tiyatro Müdürlüğü yapan Metin Akpınar, Milli Türk Talebe Birliği için, “Mübalağa etmiyorum. Bir iki saatte sokağa 50 bin kişi çıkarırdı. Bu çok önemli bir etkinlik. Bugün 50 bin kişiyi toplayamazsınız” diye konuştu.

    Metin Akpınar, 1964 yılında Kıbrıs’ta artan saldırılar üzerine dernek merkezinde yetiştirdikleri silah eğitimi yaptırdıkları 115 genci “mücahit olarak Kıbrıs’a” gönderdiklerini söyledi. Akpınar, “Evet, bunu söyleyip söylememe noktasında tereddüt ediyorum. Biz Milli Türk Talebe Birliği’nde, Kıbrıs’a 115 tane mücahit yetiştirdik ve bizim aşağıdaki spor salonumuzda kara kuşak karateci yardımıyla, Ercan Çitlioğlu kulakları çınlasın; hocamın da katkılarıyla orada bu arkadaşlar ciddi çalışma yapıldı. Bu arkadaşlar yakın dövüş ve beden eğitimlerini bizde yaptılar. Silah eğitimlerini başka yerde yaptılar. MTTB’nin böylede ciddi bir katkısı vardır. Bunu da övünerek söylüyorum” dedi.

    “SOKAK HAKTIR ANCAK VANDALLIK YOK”

    Akpınar, dış güçlerin etkisiyle 70’li yıllarda 73’lerde Türkiye’de sağ/sol çatışmasının çıkarıldığını binlerce kişinin öldürüldüğünü belirterek,“Ölenlerin hesabını kimse vermedi” dedi. Akpınar açıklamasına şöyle devam etti:

    “Şimdi efendim, demokrasi sabit bir hedef değildir. Vardıkça uzaklaşan, vardıkça iyiye güzele doğru evrilen bir yönetim şeklidir. Demokrasiye ulaşılamıyorsa, bir ülkede siyasi otorite halkın taleplerini karşılayamıyorsa, halkın gerisinde kalıyorsa sokak haktır. O zaman öğrenci sokağa çıkar. Yalnız şunu özellikle belirtmek istiyorum. Sonradan bunu Vandal tanımlamasıyla; cam çerçeve kırmak, lale çiçeklerini kopartmak falan gibi bir şey yoktur. Orada örgütlü bir topluluk, örgütlü bir popülasyon bağırır sokakta. Ve sesini siyasi otoriteye duyurur. İnsan zayıf mahlûk. Şuradan bağırsan iki yüz metreye sesimizi ulaştıramayız. Ama örgüt ve toplu olursa ve sokağa çıkarsa; siyasi otorite bunu duymazdan gelemez. Mutlaka duyar ve talebi de karşılamaya çalışır. Bu yüzden delikanlıların, talebe cemiyetlerinin talebe popülâsyonunun siyasi görüşüne göre, ideolojisine göre, inanç sistemine göre, etnik kimliğe göre, siyasi otoriteyi etkilemek anlamında sokak hareketlerini yapması demokratik bir haktır. Biz bunu çok kullandık. Ama sonra bu dış güçler dış güçler lafı vardır ya… İşte bu dış güçler Türkiye’de sağ sol kavgası çıkardılar. Ve 70’li yıllarda 73’lerde falan kurulan militanlarla sol tandanslı çocuklarla dövüştürdüler. 5 bin kişi öldü. O canlara yazık oldu. Bunun hesabını da kimse vermedi bunu da söyleyeyim. O yüzden Türkiye’yi bölmek isteyen güçler vardı hala var. Bu zaman zaman sağ sol, zaman zaman Türk-Kürt zaman zaman Alevi -Sünni bağlamında bölerek yönetmek uygulamasını maalesef yapıyor. Burada da önemli olan hala bitmeyen bir enerji kavgası. Ya da enerjiye ulaşım yollarını elinde bulunduran bir ülke bu bağlamda coğrafik olarak, siyasal ve ekonomik olarak çok önde bir ülke. Bizim üzerimizde çok fena oynuyorlar. Çok hazır olmak ve çok zinde olmak lazım.”

    “68 KUŞAĞI TERÖRÜN İÇİNE DÜŞTÜK”

    “Ben 68 kuşağıyım. Övünerek söylüyorum” diyen Akpınar, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

    “Bu dünyada da olan bir gelişme. 68 kuşağı esasla bizim ağabeylerimiz. Ben lisedeyken, üniversitelerde bu hareketler başlamıştı zaten. 68 kulağı önce öğrencinin üniversite yönetiminde söz sahibi olması talebiyle başladı. Sonradan şu üniversiteyi bir toparlayalım talebine dönüştü. Ondan sonra ülkenin bütün üniversitelerini toparlayalım talebine evirildi. Sonra da hadi şu memleketi bir kurtaralım hareketi oldu. Bütün dünyada da aynı kıpırtılar olduğu içinde bir dünya hareketi oldu adeta. Yani tam Marksist, Lenilist ve kolektivist bir yönetim değil, ama daha sol tandanslı daha halkçı bölüşüm üretmek ve birazda akıllıca bir olaydı. Yani Karl Marx’ın önerdiği işçilerin devriminde, ‘işçiler zincirlerinizi kırınız, üretim araçlarını ele geçiriniz, sermayeyi yok ediniz, üretim araçlarını devlete veriniz, devlet halkça üretsin, halkça dağıtsın artık’ bir ütopyaydı. Ama dünyada da böyle bir hareket vardı. Sıcak kanlı kanı hızlı dolaşan delikanlıların öncülüğünde oldu. Şimdi evrilme ve devrim arasında ciddi bir fark vardır. Eğer çıtayı yukarı koyarsanız aşamazsınız üstünden. Altından geçmek zorunda kalırsınız ve o zaman terör olur. Biz 68 kuşağı bunun içine düştük ve bize dayatılan mesela benim düşünce olarak karşı çıktığım milliyetçilik akımıyla sosyalizm karışır oldu. Türkiye halkları diye savunduğumuzu bilirim. Olur mu öyle şeyler? Milliyetçi sosyalizm. Bunlar olmayacak şeylerdi. Ama bize dikte edildi. Bunlar bize medyatik bombardımanla anlatıldı. O yüzden de bu ülke zaman zaman kendi iradesiyle zaman zaman da dış güçlerin iradesiyle yönetilmiştir. Bugün de bu durum çok değişti diyemem. Ve bundan da mutazarrırım. Ben 41 doğumluyum. Bugün 74 yaşındayım. 2.5 ihtilal dahil Mustafa Kemal’den sonra tüm başbakanlar, bütün kurulan hükümetler hepsi dahil bugün içinde bulunduğumuz durum kadar kötü olmadık.”

  • Cinayeti İtiraf Eden Zanlı Tutuklandı

    Edirne’de, halasına laf atan kişiyi karıştırınca, yanlışlıkla başkasını vuran 19 yaşındaki B.Ç., mahkemede ‘ben vurdum’ diyerek, cinayeti işlediğini kabul etti. B.Ç. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Olay, geçtiğimiz gün Umurbey Mahallesi Tekke Sokak’ta meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre, halasına laf atan kişiyi karıştırınca, yanlışlıkla evli ve 3 çocuk babası Ferdi Karabıyıklıdan’ı vurduğunu itiraf eden B.Ç., emniyetteki sorgularında olayda birlikte oldukları kardeşi E.Ç.’nin ‘suçsuz’ olduğunu, Karabıyıklıdan’ı kendisinin vurduğunu söyledi. B.Ç. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, kardeşi E.Ç. ise çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı.

  • Alima Yeni Malatyaspor Teknik Direktörü Buz’dan İtiraf

    Alima Yeni Malatyaspor Teknik Direktörü İrfan Buz, PTT 1. Lig’in 21. haftasında oynadıkları ve 86. dakikada Hüseyin Kar’ın attığı ilginç golle kazandıkları Karabükspor karşılaşmasını o gün kaybetmeleri halinde görevi bırakmayı düşündüğünü söyledi.

    İHA muhabirine önemli açıklamalarda bulunan genç teknik adam, kötü başladıkları ikinci yarıda art arda aldıkları yenilgiler sonrası Karabük maçının dönüm niteliği taşıyan bir hal aldığını kaydederek, “Eğer Karabükspor maçını kaybetseydik görevi bırakacaktım” dedi.

    “KÖTÜ DÖNEMLERDE DE SORUMLULUK ALMAK ÖNEMLİDİR”

    O günkü sözünün arkasında olduğunu söyleyen Buz, “Eğer Karabükspor’a yenilseydik ben görevi bırakacaktım. Ben samimi konuşuyorum, bunun arkasındayım. Nedenini de söyleyeyim; biz buraya başarılı olmak için gelmişizdir. Eğer bazı şeyler yürümüyorsa takımın selametini de düşünmeniz gerekiyor. Sorumluluğu seven bir teknik adamım ben. Biz bazı şeylerin arkasına sığınarak değil de hedefe ancak böyle gidebilirsin.Bunu yönetimim kabul eder miydi, etmez miydi onu bilmiyorum ama biz bunu yapardık. Güç sergilemeniz gerekiyor. Bir başarı elde etmek istiyorsanız bazı şeyleri toplamanız gerekiyor. Bunu da futbolcu kardeşlerimiz de hissediyor. Şöyle bir durum vardı. Bir tarafta futbol takımı vardır. Hedefleri ya futbol takımının üzerinde atarsınız, teknik adam kenara çekilir ve ‘ben her şeyi söyledim ama bir şey yapmadılar’ der işin içinde sıyrılırsın. Bunu diyebilirsiniz çok basittir. Ama biz bir yerde yenildiğimiz zaman, her zaman kendimi tenkit ediyorum. ‘Burada ne yaptık, yanlış yaptık mı’ diye. Hep kendimi sorgulamışımdır. Ben bunu her zaman yapmışımdır. Öncelikle takımının önünde gelen her zaman teknik patrondur, ondan sonra futbol takımıdır. O yüzden sorumluluk almak da önemli diye düşünüyorum. Yalnız güzel dönemlerde sorumluluk almak değil, kötü dönemlerde de sorumluluk almak önemlidir. Ben sizlere ne dedim, ‘Ya benimle ya bensiz bu takımı kesinlikle düşürmeyeceğiz. Benim mücadelem oydu. Benim istediğim kesinlikle Alima Yeni Malatyaspor kaç seneden sonra çıkmış, buralara gelmiş düşmesi olmaz diye idi. İnancım da vardı” diye konuştu.

    “DUA EDENLERİMİZ ÇOKTU HER HALDE”

    Hüseyin Kar’ın ilginç golünü de değerlendiren Buz, “Hep o golü konuşuyoruz ama o penaltıyı konuşan yok. Penaltı pozisyonu da vardı. Gerçekten kazandıktan sonra bir çıkış yakalayacağımızı düşünüyorduk. Sağ olsun futbolcu kardeşlerim de elinden gelen her şeyi yaptı. Cenabı Allah da bize yardım etti, nasip etti. Dua edenlerimiz çoktu herhalde. Tabi annemin babamın duasının da arkamda olduğunu düşünüyorum. Rızkınızı Cenabı Allah’tan başka kimse kesemez. Demek ki her şeyin bu yolda gideceği varmış” şeklinde konuştu.