Etiket: ithalatın

  • Kepçe üretimi yapan Türk firması, ihracat yaparak ithalatın önünü kesiyor

    Tamamen yerli tasarım ile üretimi Türkiye’de yapılan yük kepçeleri, dünyaya ihraç ediliyor.

    İstanbul’da faaliyet gösteren Kastamonulu firma, patent ve tasarımı tamamen kendisine ait olarak ürettiği dökme yük tahliyesinde kullanılan uzaktan kumandalı kepçelerden Japonya’ya, Çin ve Kore’ye ihracatta bulundu. Firma, üç haftada yurtdışına 19 adet kepçe satışı yaptı.

    Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik manipülasyonlarına rağmen Türkiye’de üretim yapan firmaların ürettiği ürünlerin dünya pazarına ihracatları kesintisiz devam ediyor. İstanbul ve Kocaeli’nde 1984 yılından beri faaliyetlerini sürdüren Kastamonulu firma olan Güven Kepçe Makine İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından üretilen yerli üretim uzaktan kumandalı kepçeler Japonya, Çin ve Kore’ye ihracat edildi.

    Firmanın Yönetim Kurulu Üyesi aynı zamanda 26. Dönem AK Parti Kastamonu Milletvekili Murat Demir, “Yılda 450 ekipman üretiyoruz. Ayda 20-30 konteynır gönderiyoruz. İhracatın yüzde 65’ini Çin tersanelerine yapıyoruz. Japonya, Amerika, Endonezya ve Avrupa ülkelerine de ihracatımız var. Firmamız en önemli yaptığı iş, sadece ihracat yapmak değil, ülkemize yapılan bu ürünlerin ithalatını yüzde 100’de engellemek. Türkiye’de dökme yük limanları, armatörler, vinç firmaları, yüksek rakamlara ithal ettikleri ürünleri son 5 yıldır bizden alıyorlar ve çok daha ucuz fiyata ve kaliteli olarak. Bu ürünler 2006 yılına kadar birçok firma Almanya, Hollanda ve Çin’den ithal ediliyordu. Büyük mücadele verdik, iç piyasaya kendimizi kabul ettirmemiz zor oldu ama başardık. İhracatta tanıtıma çok kaynak ayırdık özellikle uluslararası dünyanın en büyük fuarlarına katıldık. Güven ismini marka haline getirdik ve şuan dünyanın en önde gelen firmalarının ana tedarikçisi olduk. Dünya denizlerinde 10 bini aşkın ekipmanımız bulunmakta, aynı zamanda bir yedek parça birimi oluşturduk” dedi.

    “Bazı eksiklikleri tamamlamadan başarma şansınız yok”

    Sektördeki bazı eksiklikleri kaldırmadan başarılı olunamayacağını ifade eden Murat Demir, “Şunu çok iyi biliyoruz, Dünyada sektörde ürünü istediğiniz kadar iyi pazarlayın bazı eksiklikleri tamamlamadan başarma şansınız yok. Nedir bunlar; uygun fiyat politikası, kaliteli üretim, zamanında teslim, yedek parça temini, teknik servis, bunları sağladığınızda, o sektörde dev firmalarla yarışabiliyorsunuz. Hatta lider konuma geçebiliyorsunuz. Son 5 yıldır dünyada en fazla ekipman üreten firma olarak devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Üretimde çalışanların yüzde 90’ını Kastamonulular oluşturuyor

    Güven Kepçe firmasının bünyesinde çalışanların yüzde 90’ının Kastamonulu olduğunu ifade eden Demir, “Güven Kepçe, dünya denizcilik sektöründe ülkemiz en iyi şekilde temsil etmekte olup ülke ekonomisine önemli ihracat katkısı sunuyor. 100 kişinin çalıştığı firmada yüzde 90 civarında Kastamonulu hemşerilerimiz istihdam ediliyor. Güven Kepçe, aynı zamanda Cide Belediyesine 6 milyon lirayı aşkın bağış yaparak destek sağladı. Cideliler Firması ile 8 milyon liralık hizmet yatırımı yine Cide ilçesine yaptı. Cideliler firmasında da 40 kişi istihdam ediliyor” ifadelerini kullandı.

    Demir, son üç hafta içerisinde Çin, Japonya ve Kore’ye ihracatta bulunduklarını ifade ederek, şunları kaydetti: “2018’nin 38.-39. ve 40. hafta ihracatlarında 4×9 metreküp mekanik dört halatlı kepçe, 68 bin tonluk Japon Ultramax kuru yük gemisine, 2×12 metreküp uzaktan kumandalı kepçe, 4×12 metreküp uzaktan kumandalı kepçe, 58 bin tonluk Çin Supramax kuru yük gemisine, 1×10 metreküp uzaktan kumandalı kepçe, 4×8 metreküp uzaktan kumandalı kepçe, 45 bin tonluk Çin Handymax kuru yük gemisine, 1×13,5 metreküp uzaktan kumandalı kepçe, 55 bin tonluk Kore Supramax kuru yük gemisine, 2×12 metreküp mekanik tek telli kepçe, 1×0,6 metreküp hidrolik eskavatör polip kepçe ihracatı gerçekleştirdik”.

  • Balıkesir Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat: “İthalatın üreticiye faydası olmaz”

    Balıkesir Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat düzenlediği basın toplantısında ithalatın çiftçiye bir fayda sağlamayacağını söyledi.

    Balıkesir Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat düzenlediği basın toplantısında, hububatın hasat edildiği bir zamanda sıfır gümrükle yurt dışından ithalata izin vermenin ne ülkeye ne de üreticiye faydası olmayacağını ifade ederek, “Tam hasat zamanına girdik, hasat zamanı bir baktık ki 2-3 gün öncesi Bakanlar Kurulu kararnamesi yayınlandı. Gümrük vergileri aşağıya çekilmiş ve bazı kalemlerde de sıfır gümrükle Türkiye’ye canlı hayvan karkas et ve buğday hububat ithalatına müsaade eden bir kararname yayınlandı. Bu kararnameye göre birilerinin iktidar yanlısı birtakım siyasetçilerin bunun yanlış olduğunu söyleyebilmeli. Tam hasat zamanında böyle bir kararnamenin yayınlanması çiftçiye büyük bir darbe vuracağı çok açık. Seçimden önce sayın Başbakanımız çıktı bize çocuğa ninni söyler gibi bize bir takım ninniler söyledi. Ne denildi bu ninnilerde mazota yüzde 50 destek var, tohuma, gübreye destek vereceğiz dedi bu güne kadar bir şey görmedik. Tam bu sözlerle uykuya dalmıştık ki birde baktık bir tokat bir şamar bizi bağırtmaya başladılar. Hububatın tam hasat edildiği bir zamanda sıfır gümrükle yurt dışından ithalata izin vermenin ne ülkeye nede üreticiye faydası olmaz” dedi.

    Alınan bu kararın piyasada etkisini gösterdiğini belirten Başkan Sözat, “93-95 kuruş arasında seyreden hububat buğday alım fiyatı hemen 83 kuruşa düştü. Bugün haber aldık çoğu fabrika ekmeklik buğdayı yemlik fiyatına 75 kuruşa almaya başlamış. Yazık günah değil mi arkadaşlar. Bu çiftçinin emeğini böyle bir lüzumsuz yanlış bir politika ile ithalat iznini serbest bırakarak çiftçimizi mağdur etmenin sadece çiftçimize olan zararını değil ülkemize olan zararını da düşünmeliyiz. Bunun hem sosyal hemde ekonomik boyutu var. Bu fiyat bizi tatmin etmiyor bu fiyat bizim için zararına olan bir fiyattır. Bugün 1 kilo buğdayın maliyeti ne kadar hassas hesap yaparsanız yapın 110 veya 170 kuruş arasında gider gelir. Bu gün 1 kilo buğdayın maliyetini 1 liranın altına indirme imkanı yok. Böyle olunca biz 83-85 kuruşa 70 kuruşa buğday satarak bir daha buğday ekme arzumuz iştahımız olur mu?” şeklinde konuştu.

    “Süt yerlerde sürünüyor”

    “Son 10 sene içinde çiftçinin ürettiği ürünleri yurt dışından ithal edilmiş olması bizi üzüyor. Sadece yağ ithalatına son 10 yıl içinde 35-40 milyar dolar harcamışız. Buğdaya ise 18-20 milyar dolar harcanmış. Neden yabancı ülkenin çiftçisine veriyorsun bu parayı. Benim çiftçime ver buğdaya, yağa boğsun. Pamuk yanlış politikalar yüzünden ekilemez hale gelmiştir. Yaptığımız hesapla maliyetin üzerinde bir fiyat belirlendi o sene pamuk fazlamız oldu. Mısırda aynı şekilde oldu, Türkiye’nin ihtiyacı olan yemlik mısırımızı fiyat düşüklüğü nedeniyle ekmiyordu ama iyi bir fiyatla mısır üretimi fazlalık verdi. Bunlar denemiş uygulamalar dururken yanlış politikalar uygulanıyor anlamış değilim. Karkas etin gümrük vergilerindeki düşüşünden dolayı 29 lira olan karkas et dana fiyatı 26-27 liraya düştü. Hemen kiloda 1 lira kaybımız var. Bir yandan tarım ülkesiyiz diyoruz üretimimizi engelleyecek bir takım yanlış kararlarla darbe yiyiyoruz. Bir yandan hayvancılığımızı ileri safhaya götürelim diyoruz gayret sarf ediyoruz, yine bu yanlış uygulanan tarım politikalarından dolayı et geriye gidiyor. Sütü zaten konuşmuyorum 4 seneden beri yerlerde sürünüyor. Sütte kazanamayan çiftçimizin en azından ette ve tarlada kazanması lazım”

    Tarım işi yapan insanın tarımdan ayrıldıktan sonra bir daha tarıma dönmesinin çok zor olduğuna vurgu yapan Başkan Sözat “Tarım öyle bir alandır ki tarımdan çıkan insanın bir daha tarıma dönmesi mümkün değildir. Tarımda çalışan insan artık çıkar ben bu işi yapmıyorum derse bir daha tarlaya dönmez. Bu nedenle tarımda çalışan insanları koruyup kollamak ve gereğini yapmak lazım. Çaresini de söyleyeyim. Toprak Mahsulleri Ofisi diye bir kuruluş var. Ne güne duruyor? Gerçek maliyet esasına dayalı bir fiyat tespiti yapsın devreye girsin tüccarın eline bırakmasın. Duyduklarımız var, dış ülkelerden Rusya’dan bağlantı kurup gemiyle buğday getirtmek için sözleşmesini yapmış sanayici var. Alım yapmıyor durdurmuş. İstediği fiyattan verirsen alıyor, depolar boş. Depolarını bizim ürettiğimiz ürünlerle doldurmuyor. Dış ülkelerden gelecek sıfır gümrüklü buğdaylarla, indirilmiş gümrüklü ürünlerle doldurmak için maalesef bizim hasat zamanında pazarımıza ve fiyatlarımıza büyük bir darbe vurdu. Çiftçinin yüzü güler mi bu yıl derken çiftçi yine tokatı yedi, arkasından da yumruklar gelecek diye korkuyoruz. Oyumrukları kim vuracak bu yanlış politikalardan dolayı bankalar vurucak. Borçlar ödenmeyince icralar başlayacak. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli hemen Toprak Mahsülleri Ofisini devreye sokmalı çiftçinin yüzünü güldürecek iyi bir fiyatla devreye sokmalı. Desteklemeler artmalı çiftçinin mağduriyeti giderilmeli diye düşünüyorum. Biz Katar değiliz 80 milyonluk ülkeyiz o yüzden yurt dışına gidecek olan 1 kuruşluk dövizi bile hesap etmek durumundayız”.

  • Üretici tarım ürünlerinde ithalatın önünü açan vergi indirimlerine tepkili

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, tarım ürünlerinde gümrük vergisi oranlarının düşürülmesine ilişkin, “İthalata değil, gümrük vergilerinin hasat dönemindeyken düşürülmesine karşıyız” dedi.

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, Bakanlar Kurulunun tarım ürünlerinde gümrük vergisi oranlarının düşürülmesine ilişkin kararını değerlendirdi. Konunun Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci tarafından Mayıs ayından bu yana gündeme getirildiğini beliren Doğru, Bakan Zeybekci’nin gıda enflasyonundan dolayı yıllık enflasyon oranlarının yükselme seyrine girdiğini, bunun için bilhassa et, ekmek ve yumurta gibi bazı gıda fiyatlarına müdahale edileceğini, bunun da ithalat yoluyla yapılacağını ifade ettiğini hatırlattı. Üreticiler olarak “ithalat hiç olmasın, ithalata tamamen karşıyız” gibi bir yaklaşım içerisinde olmadıklarının altını çizen Doğru, “Bu ülkenin ihtiyacı varsa, arzın olmadığı dönemlerde tabii ki ithalatın olması gibi doğal bir şey yoktur. Mesela arpa üretimimiz yıldan yıla düşüyor. Arpa açığını tabii ki ithalatla karşılayacağız. Mısır bir zamanlar 2 milyon ton üretiliyordu, bugün 6 milyon tonun üzerinde üretiliyor ama hala yetmiyorsa bu açığı ithalatla karşılayacağız. Ama tam Haziran ayının sonunda ülkemizde arpa ve buğday hasat edilirken, mısır hasadına da Adana’da yaklaşık 25-30 gün sonra başlanacak, tam hasat dönemindeyken bu fonların düşürülmesi açıkçası çiftçimizin piyasalardaki beklentilerini oldukça aşağı çekmiş ve moralleri bozmuştur” diye konuştu.

    “Çiftçiyi olumsuz etkileyecek”

    Alınan kararın hasat döneminde olan çiftçiyi olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Mutlu Doğru, şöyle devam etti:

    “Gümrük vergilerinin düşürülerek tarım ürünleri ithalatının önünün açılması lafı bile tarım piyasaları kırılgan bir piyasa olduğu için piyasayı aşağı yönde etkiliyor. Buğday, arpa ve mısır ithalatı ile yem fiyatlarının düşürülmesi gibi bir beklenti varsa buradan şunu söylemek istiyorum ben; biliyorsunuz KDV yemde ve gübrede sıfırlandı. Ama bu KDV düşüşü yem ve gübre fiyatlarına yansımadı. Yani piyasada bazı dengelerle bu şekilde oynandığı zaman maalesef olan hep üreticiye oluyor, çiftçiye oluyor.”

    “Alınan kararla tavan fiyat belirlenmiş oldu”

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, gümrük vergisi oranının mısırda yüzde 25, buğdayda yüzde 45, arpada yüzde 35’e çekildiğine işaret ederek, “Bu oran yüzde 130’du, yani uygulayabileceğimiz gümrük vergisinin en üst sınırıydı. Ve yerli üreticiyi korumak için dışarıdan bu ürünleri getirmek yasak gibi bir hal alıyordu yüzde 130 oranıyla. Yeni gümrük vergi oranları o kadar hassas hesaplanmış ki TMO’nun kendi satış fiyatları olarak belirlediği fiyatların altına düşmeyecek şekilde ayarlanmış. Yani bir üst tavan fiyat belirlendi ve bu tavan fiyatın üzerine, bu emtiaların fiyatlarının çıkmasına, bu indirilen gümrük vergisi oranlarıyla mani olundu. Ton fiyatı olarak söylüyorum; ‘mısır için 850 liranın üzerine çıkmasına, buğdayın 950 liranın üzerine çıkmasına, arpanın 800-850 liranın üzerine çıkmasına müsaade etmem şeklinde alınan bir karardır bu” ifadelerini kullandı.

    “Tavan fiyat olacaksa girdilerde de olsun”

    Sürekli artan üretim maliyetlerine de dikkat çeken Doğru, “Dünyanın en pahalı mazotunu, gübresini kullanan çiftçimizin bu işte hiçbir günahı yok. Eğer bir müdahale ile çiftçinin ürettiği ürünlere tavan fiyat belirliyorsak, o zaman çiftçinin girdilerine de bir tavan fiyat belirleyelim. Yani çiftçinin mazotunun, gübresinin, zirai ilaçlarının, tohumunun ve hatta tarla kirasının bile bir tavan fiyatı olsun, rakiplerimizin maliyet fiyatları ve desteklemeleri ile aynı düzeye gelelim, o zaman gümrük vergilerinin sıfırlanmasını bile gündeme getirebiliriz” şeklinde konuştu.

    “Ette yüzde 40’a düşürülen vergi oranları yerli besiciliği bitirir”

    Ette yapılan gümrük vergisi indiriminde de bir gariplik olduğunu belirten Doğru, şunları söyledi:

    “Karkas et ithalatında yüzde 100 olan gümrük vergisi, şu anda yüzde 40’a düştü. Bu oranlarla Avrupa’dan Türkiye’ye 19-20 lira aralığında karkas et ithal etmek mümkün. Halbuki erkek dana karkas et fiyatı şu anda piyasada 27 lira civarında. Şimdi bu karar yerli besiciyi iflasa sürükler, erkek danalarını besiciye satan ve zaten düşük süt fiyatlarıyla can çekişen süt çiftliklerini de beraberinde iflas ettirir. Yani hayvancılığa vurulmuş bir darbe olur. Ama burada da şöyle bir soru işareti var aslında. Ekonomi Bakanlığı ithalat yetkisi verecek, ithalat belgesi verecek. Acaba bu yetkiyi özel sektöre kullandıracak mı? Yoksa bu sadece piyasa spekülatörlerine gözdağı için alınmış bir karar mı? Bunu da merak ediyoruz.”

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, piyasa spekülatörlerinin alınan bu kararları çiftçinin malını alırken fiyatları daha da düşürmek için kullanacağını dile getirerek, “Biz açıkçası üretici olarak heyecanla desteklediğimiz milli tarım projesinin açıklandığı bir dönemde çiftçimize, milli üretime daha fazla destek olmak yerine ithalat yolunun açılmasına üzülüyoruz” dedi.

  • 7 milyon dolarlık yatırımla ithalatın önüne geçecekler

    Türkiye’nin yerli üretim hedefi doğrultusunda büyük oranda ithal edilen sanayi ve otomotiv sektörlerinde kullanılan transmisyon zincirini üretmek için Bağyurdu Organize Sanayi Bölgesi’nde (BAYOSB) fabrika kuracak olan Saygılı Rulman, 7 milyon dolarlık yatırım yapacak.

    Genellikle ithal edilen sanayi ve otomotiv sektörlerinde kullanılan transmisyon zincirini üretmek için BAYOSB’da fabrika kuracak olan Saygılı Rulman, 7 milyon dolarlık yatırım yapacak. Sanayiciler için yatırım yapmanın zor olduğu bir dönemde Türkiye’nin geleceğine olan güvenleri ile yeni tesis kurma kararı aldıklarını dile getiren Saygılı Rulman Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Saygılı, yeni fabrikanın temellerini düzenlenen törenle çalışanları ile birlikte attıklarını söyledi.

    “Türkiye yıllık 100 milyon dolar ithalat yapıyor”

    Son 20 yıldır yurt içi ve yurt dışında rulman sektöründe yaptıkları yatırımlarla birçok ilke imza attıklarının altını çizen Bilal Saygılı, “Türkiye’nin yüzde 90 oranında ithal ettiği birçok alanda kullanılan transmisyon zinciri üretimi için 5 bin metrekare alanda 3 bin 250 metrekare alana fabrika kuruyoruz. Türkiye transmisyon zincirinde yıllık yaklaşık 100 milyon dolar ithalat yapıyor. Fabrikamızı önümüzdeki yıl Temmuz ayında üretime almayı planlıyoruz. Tesisimizde ilk etapta 70 kişiye istihdam sağlayacağız. Yatırım tutarı 7 milyon dolar olacak. Biz bu fabrikamızla ülkemizdeki transmisyon zinciri ihtiyacının yüzde 10’unu karşılamayı planlıyoruz” dedi.

    “BAYOSB yatırıma çok uygun”

    İzmir’de yatırım için en uygun gördükleri BAYOSB’de fabrika kurduklarını anlatan Bilal Saygılı, İzmir İstanbul Otoyolu, Lojistik köy avantajı başta olmak üzere her yönden sanayiciye önemli destekler sunan bölgede rahat bir çalışma imkanı bulacaklarına inandıklarını söyledi. BAYOSB’nin altyapısının güçlü, yeni jenerasyon bir bölge olduğuna dikkat çeken Bilal Saygılı, BAYOSB yönetimine de verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ettiğini vurguladı.