Etiket: İthalatı

  • Kimya sektörünün ithalatı 43 milyar, ihracatı 14 milyar dolar

    BTSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Kimya Sektör Kurulu Başkanı İlker Duran, 2016 yılında 14 milyar dolar ihracat, 43 milyar dolar ithalat yapılan kimya sektöründe 300 bin kişinin çalıştığını söyledi.

    Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, ‘Kimya Sektöründe İnovasyon, Ar-Ge ve Üniversite-Sanayi İş Birliği Konferansı’ tertipledi. Konferansa Fakülte Dekanı Prof. Dr. Veysel Turan Yılmaz, BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran, Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Haluk Türkdemir ve Doç. Dr. Ali Kara konuşmacı olarak katıldı. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapılan konferansı Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, akademisyenler ve öğrenciler de ilgiyle takip etti. Oturum başkanlığını üstlenen Dekan Prof. Dr. Veysel Turan Yılmaz, kimya sektörünün ülke sanayisi içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Sektörde yapılan Ar-Ge çalışmaları, inovasyon ve üniversite-sanayi işbirliği konusunu masaya yatırdıklarını belirten Dekan Yılmaz, farklı uygulama alanları bulunan kimya sektörünün gelişmesi için çalışmalar yürütmeye devam edeceklerini aktardı.

    BTSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Kimya Sektör Kurulu Başkanı İlker Duran, üniversite-sanayi iş birliğiyle yakalanacak başarının Ar-Ge ve inovasyon konusunda önemli faydalar sağlayacağını söyledi. Yıllardan beri üniversite-sanayici iş birliği konusunun dile getirildiğine işaret eden İlker Duran, “Bugüne kadar değişik metotlar denendi. Aslında bu işin temelinde sanayinin ve üniversitenin iyi bir iletişim sağlamasından geçiyor. Bu iletişim içerisinde iki tarafında kendilerini iyi anlatması gerekiyor. Kimya sektörünün sanayiye ve ekonomiye bakan bir yönü var. Bu alanı iyi değerlendirmemiz lazım” diye konuştu.

    Kimya sektörünün ithalata dayalı bir sektör olduğunun altını çizen İlker Duran, kullanılan ham maddenin yüzde 70’inin ithal ürünler olduğunu vurguladı. Kimyanın sermaye ve teknoloji yoğun bir sektör olduğunu söyleyen Duran, “Türkiye’deki kimya sektöründe istihdama baktığımız zaman yaklaşık 300 bin kişinin çalıştığını görüyoruz. 23 bin civarında da işletmemiz bu sektörde faaliyet gösteriyor. Sektörün son 4 yılda ağırlıklı kapasite kullanım oranı yüzde 75’ler civarında seyrediyor. İstihdamda Türkiye genelinde yüzde 9’a karşılık gelen bir sektörümüz var. Aynı zamanda 2016 yılında 14 milyar dolar ihracat, 43 milyar dolar ithalat yapılan bir sektörden bahsediyoruz. Cari açık maalesef önemli bir boyuta geldi. Bursa özeline baktığımızda 2016 yılında 400 milyon dolar ihracat gerçekleştirmişiz. Sektörümüzün tablosu budur. Biz BTSO olarak 4 yıldan beri ciddi çalışmalar içerisindeyiz. Bu çalışmalar sonucunda inşallah Bursa için koyulan 75 milyar dolar ihracat hedefini yakalayacağız. Sektörümüzün özellikle Bursa özelinde küçük bir paya sahip. BTSO olarak sektörün daha da güçlenmesi ve hareketlendirilmesi için üniversite-sanayici buluşmalarını organize etmeye devam ediyoruz. Bundan sonraki dönemde de sektörel anlamda ve üniversitenin desteklenmesi anlamında çalışmalarımızı aralıksız devam ettireceğiz” dedi.

    Konferansta konuşan Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Haluk Türkdemir de Türkiye imalat sanayiinin dünya sıralamasında gerilerde kaldığına vurgu yaptı. Türkdemir, sıralamada üstlere çıkabilmek için akademisyen, sanayici ve girişimci gençlere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

  • Doğan: “Et ithalatı yapılması ülke üreticisi için bir intihar olur”

    Samsun ve İlçeleri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Erdal Doğan, “Avrupa ve Amerika’daki et fiyatlarıyla ülkemizdeki et fiyatlarını mukayese ederek dışarıdan et ithalatı yapılması ülke üreticisi için bir intihar olur” dedi.

    Samsun ve İlçeleri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Bafra Şubesinde et ithalatıyla ilgili açıklama yapan Doğan, “Bakanlığımız canlı hayvan ve karkas etten sonra kemiksiz lop et ithalatının gerekli anlaşmalarını yapmakta, bu anlaşma köy üreticisini çok zor duruma düşüreceği gibi ülke üretimini bitirme eşiğine getirmiş olur. Üretici açışından çok sıkıntı doğuracağından bakanlığımız bunu göz önüne bulunması gerekiyor. İthal ete meyil edipte ülkesinde ki et üreticilerini bitirme noktasındaki bir proje gibi görüyoruz. Tüketici bakımından bakarsak ne olduğu belli olmayan, hangi şartlarda kesilen etleri ülkemizde yedirmeye başlarız. Ülkemizde 1 milyon 350 bin ton et tüketiliyor. Bunun 1 milyon tonunu kendi üreticimiz karşılıyor. Geri kalan 350 bin ton açığımız var. Bu açığın ülkede üretim arttırılarak kapatılması gerekir. Bunu ithalatla çözmeye çalıştığınız an ülkede ki üretici zarar edere ve üretimi bırakır. Bugün 350 bin ton açığımız varken bir dönem bakarız açığımız 500-600 bin tona çıkmış. Birde bakarız ki üretim yapamaz duruma gelmişiz ve ette de ithalatçı konuma düşmüşüzdür. Bu bakış açısıyla yapılan üretimle Avrupa ve Amerika ile beraber rekabet etme şansımız yok. Avrupa ve Amerika’daki et fiyatlarıyla ülkemizdeki et fiyatlarını mukayese ederek dışarıdan et ithalatı yapılması ülke üreticisi için bir intihar olur” ifadelerini kullandı.

  • Kırmızı et ithalatı GTO’da masaya yatırıldı

    Kırmızı et sektör temsilcileri Gaziantep Ticaret Odasında (GTO) bir araya gelerek “Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğin” sektöre etkilerini tartıştı. GTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadık Koçak et fiyatlarının artışın ithalatta değil, ulusal üretimle çözüme kavuşacağını belirtti.

    GTO tarafından düzenlenen sektörel istişare toplantılarında bu kez Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının kırmızı et ithaline ilişkin yayınladığı tebliğin sektöre etkileri tartışıldı. GTO 9 Nolu Canlı Hayvan-Hayvansal Ürünler Ve Yem Üreticileri Meslek Komitesi öncülüğünde düzenlenen toplantıya başkanlık eden GTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadık Koçak et fiyatlarındaki artışın ithalatla değil üretimle çözüme kavuşacağını belirterek, “Son yayınlanan tebliğde karkas etin yanı sıra lop et olarak adlandırılan kemiksiz et ithalatına ilişkin düzenlemeler de yer aldı. Bu düzenleme ile et fiyatlarının düşürülmesi ve böylece enflasyonun da aşağı çekilmesi hedefleniyor. Ancak bunun çözümü ithalat değildir. Bunun çözümü ulusal üretimi artırmaktır. Et fiyatlarının kalıcı olarak düşmesini sağlayacak çözüm, ülkedeki et üretimini artırmaktır. Devletin et ithal edip marketlerde satması, üretici ile devletin rekabete başlaması demektir. Dolayısıyla da üreticinin yok olması demektir. Yapılması gereken şey; özel sektöre vergiden muaf canlı hayvan ithali için izin verilmesi, hayvan sayısının, kalitesinin ve ırkının artırılmasıdır. Sektörün ithalatla değil hayvan varlığını ve kalitesini artıracak yöntemlerle desteklenmesi gerek” dedi.

    Devletten tüccar olmaz

    GTO Meclis Üyesi Mahmut Yıldırım ise artan talebin karşılanması için ithalat yapılması gerekiyorsa bunun devlet denetiminde tüccarlar tarafından yapılması gerektiğini belirtti. Yıldırım, “Et tüketimi ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre değişir. Gelişmekte olan ülkelerde artar. Bizde de kırmızı ete olan talep artıyor ancak talebi karşılayacak oranda kesim yapılmıyor. Et ithalatı bunun için çözüm değil. Et ithali kapansın, canlı hayvan ithal edilsin. Tek çözüm damızlık hayvan girişi” dedi.

    “Milli politikamız olmalı”

    GTO 9.Grup Meslek Komite Başkanı Tamer Abuşoğlu da toplantıda yaptığı konuşmasında hayvancılıkta bir milli politikamız olması gerektiğinin altını çizdi. Abuşoğlu, “Her bakan değiştiğinde politika değişmemeli. Sektör olarak önümüzü görmemiz lazım. Milli bir politikamız olmalı” dedi. Market raflarına girecek etin üzerine ithal et damgası vurulmalı diyen Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ömer İrfan Çetiner ete bir standart getirilmesi gerektiğini belirtti. Çetiner, “Sektör 2011 yılında ithalattan dolayı çok kötü bir tecrübe yaşadı. Aynı tecrübeyi yaşamak istemiyoruz. İthalat çözüm değil. Biz çok çalışıp az kazanalım, yeter ki üretime devam edelim. Türkiye’de et fiyatlarının düşürülmesi için bizim üretimimizi artırmamız gerekiyor” şeklinde konuştu. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı İbrahim Yılmaz da coğrafyamızın küçükbaş hayvancılığa uygun olduğunu belirterek, “Küçükbaş hayvancılığı ön plana çıkarmamız gerekiyor, üretimin desteklenerek kısa vadede artırılması gerek. Sütle ilgili yemle ilgili sorunu çözemezsek et sorunu çözülemez, ithal et kısa süreli bir çözümdür” ifadelerini kullandı. Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Haydar Demirel ise devletin et ithalatı ile ilgili planlama yapmasını gerektiğini vurgulayarak, “Devletin bu konuda acilen planlama yapması gerekiyor. Ne kadar yem ihtiyacımız, ne kadar et ihtiyacımız, kaç tane hayvan ihtiyacımız var, bunlar planlanmalı” diye konuştu.

    Çok sayıda sektör temsilcisinin katıldığı toplantıda dile getirilen sorunlar ve çözüm önerileri bir rapor hazırlanarak yetkililere iletilecek.

  • 9 bin ton saman ithalatı başladı, ilk ürünler İzmir’e geldi

    İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, geçtiğimiz ay başında artan saman fiyatları ve üyelerinin saman bulamaması dolayısıyla Bulgaristan’dan saman ithalatı yapma kararı aldıklarını açıklamasının ardından, ilk ürünler İzmir Alsancak Limanından kente geldi.

    İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, saman fiyatları ve üyelerinin saman bulamaması dolayısıyla Bulgaristan’dan 9 bin ton saman anlaşması yapıldığını duyurmuştu. Geçtiğimiz ay yapılan bu açıklamanın ardından ilk parti samanlar İzmir’e geldi. Samanlar, İzmir Alsancak Limanından kente giriş yaptı.

    İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ahmet Kocaağa, üyelerinin mağdur olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, üyelerine kaliteli ve ihtiyaçlarını karşılayacak miktardaki samanı piyasanın altında fiyatlarla getirmenin boyunlarının borcu olduğunu söyledi.

    “Üyelerimiz parasıyla bile saman bulamıyorlardı”

    Kocaağa, “Zaten girdi maliyetleri yüksek. Maliyetleri aşağıya çekmek için her türlü çözümün içinde yer alacağız. Saman fiyatlarının ikiye katlanması nedeniyle, saman ithal etmeye karar verdik. Bu çerçevede Bulgaristan ile yaptığımız görüşmeler sonucu, birlik üyelerimize daha ucuz yem temin etme kapsamında 9 bin ton saman anlaşmayı yapmıştık. Bu samanlar 3-4 parti halinde İzmir Alsancak Limanına getirilerek, çiftçilerimize dağıtımını yapacağız. İlk partisi 1 Ekim 2017 tarihinde İzmir Alsancak Limanına indi. Üretici parasıyla saman bulamıyordu. Saman ithalatı tabi ki bizim de istediğimiz bir şey değil; ama üyelerimiz parasıyla bile saman bulamıyorlardı. Tüccarların eline bakmaktan bıktılar. Biz de önce kendi üyelerimizin, sonra İzmir içi üreticilerinin, en son da Ege Bölgesinde saman talebi olanların taleplerini elimizden geldiğince karşılamaya çalışacağız. İkinci parti samanımız da önümüzdeki günlerde İzmir’de olacak” dedi.

  • Aydın’ın Temmuz ayı ihracatı arttı, ithalatı azaldı

    Aydın’ın 2017 yılı Temmuz ayı ihracatı 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 31,8 artarken, ithalatı ise yüzde 13,7 oranında azaldı.

    AYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yunus Şahin, yaptığı açıklamada; “Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ülkemizin ihracatı 2017 yılı Temmuz ayında, 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 28,3 artarak 12 milyar 641 milyon dolar, ithalat yüzde 46,2 artarak 21 milyar 484 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin Temmuz ayında dış ticaret açığı yüzde 82,5 artarak 8 milyar 843 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2016 Temmuz ayında yüzde 67 iken, 2017 Temmuz ayında yüzde 58,8’e düştü. Ülkemizin son 12 aylık performansını 2016 yılı ile kıyasladığımızda ihracat yaklaşık yüzde 6,05 artarak 151 milyar 157 milyon dolar, ithalat yaklaşık yüzde 7,78 artarak 214 milyar 72 milyon dolar olmuştur. Temmuz ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,7’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 2,9, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 34,7, orta düşük teknoloji ürünlerin payı yüzde 29,7 ve düşük teknolojili ürünlerin payı ise yüzde 32,7 olmuştur. Aynı dönemde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 83,8’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin 2017 Temmuz ayında imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 13,9, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 38,3, orta düşük teknolojili ürünlerin payı yüzde 37,1 ve düşük teknolojili ürünlerin payı ise yüzde 10,7’dir” dedi.

    Aydın’ın Temmuz ayı ihracat ve ithalat rakamları hakkında bilgi veren şahin, “İlimizde 2017 yılı Temmuz ayı ihracatı, 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 31,8 artarak 54 milyon 593 bin 963 dolar, ithalat yüzde 13,7 azalarak 19 milyon 502 bin 112 dolar olarak gerçekleşti. İlimizde son 12 aylık dönemde ise ihracatımız 646 milyon 92 bin 972 dolar, 2016 yılı 12 aylık dönemi incelediğimizde ise bu rakam 617 milyon 678 bin 628 dolar olmuştur. Bu rakamlara göre son 12 aylık ihracat yaklaşık yüzde 4,6 artmıştır. İthalat rakamlarına bakıldığında ise 2016 yılında ithalatımız 271 milyon 681 bin 923 dolar, son 12 aylık ithalatımız ise 242 milyon 496 bin 918 dolar olarak gerçekleşmiştir. Buradan da ithalatımızın yaklaşık yüzde 10,74 azaldığı görülmektedir. Temmuz ayında ilimizden gerçekleşen ihracatın yüzde 0,14’ünü yüksek teknolojili ürünler, yüzde 49,55’ini orta yüksek teknoloji ürünler, yüzde 7,02’sini orta düşük teknolojili ürünler ve yüzde 43,28’ini düşük teknolojili ürünler oluşturmuştur. Aynı dönemde gerçekleşen ithalatın yüzde 3’ünü yüksek teknolojili ürünler, yüzde 52,90’ını orta yüksek teknolojili ürünler, yüzde 18,40’ını orta düşük teknolojili ürünler ve yüzde 25,70’ini düşük teknolojili ürünler oluşturmuştur” diye konuştu.

    Şahin, 2017 yılı Temmuz ayında en fazla ihracat yapılan ülke ve sektörlerle ilgili olarak ise şu bilgileri verdi: “İlk sırada İtalya 4 milyon 870 bin 219 dolar, ikinci sırada İspanya 3 milyon 401 bin 970 dolar, üçüncü sırada Almanya 3 milyon 348 bin 835 dolar, dördüncü sırada ABD 3 milyon 313 bin 928 dolar ve beşinci sırada Çin 2 milyon 983 bin 114 dolar ile yer almaktadır. İlimiz 2 farklı serbest bölge olmak üzere, 96 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirmekteyiz. Sektörel olarak Temmuz ayına baktığımızda ise ilk sırada Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat 18 milyon 942 bin 552 dolar, ikinci sırada taşocakçılığı ve diğer madencilik 11 milyon 297 bin 379 dolar, üçüncü sırada gıda ürünleri ve içecek 6 milyon 197 bin 793 dolar, dördüncü sırada motorlu kara taşıtı ve römorklar 6 milyon 5 bin 198 dolar ve beşinci sırada ise tekstil ürünleri 2 milyon 525 bin 67 dolar ile yer almaktadır”