Etiket: İthalatı

  • Bakan Pekcan: “İhracatın ithalatı karşılama oranında son 62 yılın zirvesindeyiz”

    Bakan Pekcan: “İhracatın ithalatı karşılama oranında son 62 yılın zirvesindeyiz”

    Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Dış ticaret açığımızı yüzde 45 oranında düşürerek 54 milyar dolardan 29 milyar dolar seviyelerine geldik. İhracatın ithalatı karşılama oranı, bu sene yüzde 85,8 seviyelerine çıktı. 1957 senesinden itibaren son 62 senede görülen en yüksek orandır. İhracatın ithalatı karşılama oranında son 62 yılın zirvesindeyiz” dedi.

    Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) Ticari Diplomasi Ödül Töreni’ne katıldı. Bakan Pekcan törende yaptığı konuşmada, küresel ekonomi ve küresel ticaretin çok zor bir dönemden geçtiğini ve dünyada yaşanan olayların küresel ekonomiyi etkilediğini söyledi. Bu süreçte alışık oldukları uluslararası kurumlar ve kuralların yeniden sorgulanır hale geldiğine dikkat çeken Bakan Pekcan, “Özellikle küresel ticareti düzenleyen Dünya Ticaret Örgütü’nün ve burada yürütülen ticaret müzakerelerinin geleceğini tartışılır olduğu bir dönem içerisindeyiz. Böyle bir ortamda ticaret diplomasisi ve özel sektör tarafından yürütülen uluslararası ilişkilerin rolü daha kritik hale gelmiş bulunmaktadır. Farklı ülkelerdeki muhataplarımıza ticaretin getirdiği olanakları sağlanan çıkar ve faydaları diplomasi yoluyla yeniden hatırlatmamız gerekiyor” dedi.

    “Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisinden aldığı pay 2000 yılında yüzde 43,2 iken, 2018 yılında bu oran yüzde 59,2’ye yükseldi”

    Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisinden aldığı payın 2000 yılında yüzde 43,2 iken, 2018 yılında bu oranın yüzde 59,2’ye yükseldiğini dile getiren Pekcan, “Aynı şekilde küresel mal ticaretinde, gelişmekte olan ülkelerin 2000 yılında aldığı pay yüzde 34,7 iken 2018 yılında bu oran 48,3’e yükselmiş. Ticaret savaşları da böyle başlıyor. Her ne kadar ABD-Çin ekonomisi arasında bir ticaret savaşıymış gibi görülmekle beraber genel çerçeveden bakıldığında bu ticaret savaşı tüm küresel ekonomiyi etkilemektedir” ifadelerini kullandı.

    “2017 yılında ihracatımızın 893 milyon doları ticari korumacılık önlemlerine tabiyken, 2018 yılında 7,7 milyar dolar 2019 yılında ise 10,8 milyar dolara ulaştı”

    Bakan Pekcan sözlerine şöyle devam etti: “2016-2017 Ekim aylarında dünyada korumacılık önlemlerine tabi küresel ticaret hacmi 79 milyar dolarken, 2018-2019 Ekim aylarına baktığımızda bu tutar 10 kat artarak 747 milyar dolara yükseldi. Türkiye’ye baktığımızda 2017 yılında ihracatımızın 893 milyon doları ticari korumacılık önlemlerine tabiyken, 2018 yılında 7,7 milyar dolar 2019 yılında ise 10,8 milyar dolara ulaştı. Biz bu şartlar altında ticaretimizi büyütmeye, ihracatımızı artırmaya çalışıyoruz. Önümüze çekilmeye çalışılan bariyerleri ticari diplomasinin imkanları ile aşmaya çalışıyoruz”.

    “İhracatını en çok artıran ülkeler sıralamasında 7’nci sıradayız”

    Bu sene zorlu koşullara rağmen ihracat rakamlarını 2,04 artırarak 180 milyar doları geçtiklerini vurgulayarak, “Dünyada en çok ihracat yapan 50 ülkenin ihracatları, 2019 Ekim ayı itibarıyla ilk 9 aylık verilere baktığımızda yüzde 2,7 azalmış durumdadır. Japonya’nın yüzde 4,5, Almanya’nın yüzde 5,5, İngiltere’nin yüzde 6,5, Güney Kore’nin yüzde 9,8 oranında ihracatları azalmıştır. Türkiye’nin 2019 ilk 9 ayında ihracatı yüzde 2,6 artmıştır. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, 2019 ilk 9 ay verilerine göre, en çok ihracatını artıran ülkeler sıralamasında 7’nci sıradayız. Katkılarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. 2020’de daha fazla efor sarf etmenizi bekliyoruz.

    Dış ticaret açığımızı yüzde 45 oranında düşürerek 54 milyar dolardan 29 milyar dolar seviyelerine geldik. İhracatın ithalatı karşılama oranı, bu sene yüzde 85,8 seviyelerine çıktı. 1957 senesinden itibaren son 62 senede görülen en yüksek orandır. İhracatın ithalatı karşılama oranında son 62 yılın zirvesindeyiz. Allah daha iyilerini görmeyi kısmet etsin” açıklamalarında bulundu.

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da, değerlerin ve hedeflerin çerçevesinde hareket ettikleri sürece rekabetin kendilerine kazanç getireceğini söyleyerek, “Ölçülemeyen başarıdan veya başarısızlıktan söz edemeyiz. Başarısızlığı da hem eleştirmek hem de analiz ederek kendimizi düzeltmek amacıyla kullanarak, sonrasında onun ödülünü konuşuruz. Bu ödül bazen bir tebessümdür bazen de bir teşekkürdür” dedi.

  • Veteriner hekimlerden canlı hayvan et ithalatı uyarısı

    Bursa Veteriner Hekimler Odası (BVHO) Başkanı Hüseyin Bolten, artan et ihtiyacının karşılanması için yapıldığı söylenen et ve canlı hayvan ithalatının birçok sorunu beraberinde getirdiğini söyledi. Başkan Bolten, çözümün ithalattan değil, yerli hayvancılığın desteklenmesinden geçtiğini söyledi.

    Hüseyin Bolten yaptığı yazılı açıklamada, son yıllarda canlı hayvan ve et ithalatının gündemden düşmediğine dikkat çekerek, Türkiye’nin bir an önce yerli hayvancılığı destekleyecek projeleri yaşama geçirmesi gerektiğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin son iki yılda 1 milyon 790 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini açıkladığını hatırlatan Bolten, “Türkiye canlı hayvan ithalatında ilk sıralarda yer alıyor ve son yıllarda ithalat giderek arttı. İthalat, çözüm olmadığı gibi, yerli hayvancılığa zarar veriyor. Et ihtiyacımızı yerli hayvan varlığını arttırarak karşılamalıyız. Bunun için yetiştiricilerin desteklenmesi, maliyetlerinin azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması gerektiğini özellikle vurguluyoruz. Zarar eden yetiştiriciler, sektörden çekiliyor ve bu durum Türkiye’yi daha çok dışa bağımlı hale getiriyor” dedi.

    “Denetimler yetersiz”

    Yapılan ithalatların denetimsiz olmasının da ayrı bir handikap olduğunu söyleyen Hüseyin Bolten, ithal edilen canlı hayvanlarda ve etlerde veteriner hekimlerin denetiminin olmamasının hastalık yönünden riskli hayvan ve etlerin ülkeye girmesine neden olabileceğine dikkat çekti. Bolten, Bakan Pakdemirli’nin de ithal edilen hayvanların 700’e yakınının hastalıklı çıktığını söylemesine vurgu yaparak bu konuda kaygılarını haklı çıkardığını söyledi. Hayvan sağlığının korunması ve toplumun güvenli hayvansal gıdaya ulaşmasında birinci derecede veteriner hekimlerin sorumlu olduğuna dikkat çeken Bolten, şunları kaydetti:

    “Özel şirketler aracılığı ile yapılan canlı hayvan ve et ithalatında veteriner hekim denetimlerinin yeterli olmadığını düşünüyoruz. Şirketler, maliyetlerini düşürmek için veteriner hekim istihdamından kaçınıyor. Bu nedenle ithalat, toplum sağlığı açısından riskler taşıyor. Veteriner hekimler olarak, hayvancılık politikaları hakkındaki görüşlerimizi ortaya koymak ve toplumu aydınlatmak bizim görevimiz. Bu sorunları görmezden gelemeyiz.”

    Başkan Hüseyin Bolten açıklamasında, veteriner hekimlerin bir diğer görevinin de yetiştiricilerin bilgilendirilmesi olduğunu söyledi. Yerli hayvancılığı destekleyecek devlet politikaları ile birlikte, bilinçli hayvan yetiştiriciliğinin de önemli olduğunu ifade eden Bolten, Bursa Veteriner Hekimler Odası olarak, hayvan yetiştiricilerinin bilgilendirilmesine destek vermeye hazır olduklarını sözlerine ekledi.

  • Demirci, “Türkiye, taşkömürü ithalatı için yılda 4-5 milyar dolar harcıyor”

    Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, TTK’nın en az sayıdaki işçiyle en düşük üretimini yaptığını vurgularken, Türkiye’nin taşkömürü ithalatı için yılda 4-5 milyar dolar harcadığını ifade etti.

    Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, Yönetim Kurulu adına bir açıklama yaparak Cumhuriyetimizin ilanının 95. Yılını ve Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Demirci, Cumhuriyetin ilan edilmesinden günümüze gelen süreci de aktararak şöyle dedi:

    “Büyük Önderimiz Mustafa Kemal ve arkadaşlarının emperyalist devletlerin Anadolu’yu işgaline karşı Kurtuluş Savaşı ile başlattıkları bağımsızlık mücadelesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılmasıyla milletimizle bütünleşmiş ve güçlenmiştir. TBMM’nin 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyeti kabul etmesiyle ülkemizin ve milletimizin bağımsızlığı tüm dünyaya ilan edilmiştir. Türk milletinin karakterinin bağımsızlık gücüne inanan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Türkiye’nin çağdaş medeniyete ulaşma ve bir dünya devleti olma hedefini tüm dünyaya ilan etmişlerdir. Bulunduğu coğrafyada bir yıldız gibi parlayan ve sadece bu bölgede değil tüm dünyada mazlum milletlerin örnek aldığı bir ülke olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlığı” hedef gösteren Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda hızla ilerlemiştir. Bu sürecin ilk adımı Zonguldak Kömür Havzası’nda atılmış, maden işçilerine ve bölgeye sahip çıkan Atatürk ve arkadaşları Sanayi Devrimi için kömür üretimini artırmayı planlamışlardır. Hızla büyüyen Zonguldak, 14 Mayıs 1924 tarihinde Cumhuriyetin ilk ili olmuştur. Maden ocakları, ÇATES, Kardemir, Ateş Tuğla, Erdemir, Bartın Çimento ve Çaycuma SEKA ile sanayi şehri olan Zonguldak, ülkemiz ekonomisine büyük güç katmıştır. Ülkemizin bağımsızlığını hazmedemeyen emperyalist devletler öncelikle Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ülke ekonomisini hedef aldılar. Bugün Türkiye ekonomisi cari açık ve dış borç sorunları ile boğuşurken Zonguldak göç vermeye devam ediyor. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) en az sayıdaki işçiyle en düşük üretimini yapıyor. Bölgedeki Kardemir, Erdemir ve enerji santralleri ithal kömür kullanıyor. Türkiye, taşkömürü ithalatı için yılda 4-5 milyar dolar harcıyor. Türkiye en kısa sürede “Tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlık şarttır” diyen, “Yurtta barış dünyada barış” anlayışını savunan Büyük Öndemiz Atatürk’ün gösterdiği hedeflere yönelmek mecburiyetindedir. Cumhuriyetimize ve onun temel kurumlarına sahip çıkarak geleceğimizin daha aydınlık olacağına inanıyor, tüm halkımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz”.

  • Bakan Dönmez: “500 milyon dolardan fazla doğalgaz ithalatı önlendi”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Ülkemizdeki yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimini artırma yönündeki çabalarımız sonucu yapılan hesaplamalara göre bu yılın ilk 8 ayında 500 milyon dolardan fazla doğalgaz ithalatının önüne geçerek, cari açığın kapanmasına da katkı sağladık” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının milli enerji ve maden politikası kapsamında yapılan yatırımlar meyvesini vermeye devam ediyor. Elektrik üretiminde doğalgazın payı düşerken, yenilenebilir kaynaklarla üretim artıyor. Türkiye, Ağustos’ta elektrik üretiminin yarıdan fazlasını yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretti. Yerli kaynakların enerji portföyündeki payı arttıkça, ithal kaynakların elektrik üretimindeki payı da hızla düşmeye başladı. Geçen yıl Ağustos’ta doğalgazdan elektrik üretimi yüzde 35 iken, bu yılın aynı ayında söz konusu rakam yüzde 20 azalarak yüzde 28’e kadar geriledi. Son yıllarda yapılan YEKA ihaleleri ve yerli kömürün elektrik üretimindeki payının artmasıyla yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi yüzde 51’e yükseldi.

    “Cari açığın kapanmasına da katkı sağladık”

    Bu yıl Ocak ayında sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi yüzde 28 iken, Ağustos ayında bu rakam yüzde 35’e yükseldi. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisine yapılan yoğun yatırımlarla Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminde Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülkeyi geride bıraktı.

    Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretime yönelik çalışmaların sonuçlarının alınmaya başlandığını belirterek, “Ülkemizdeki yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimini artırma yönündeki çabalarımız sonucu yapılan hesaplamalara göre bu yılın ilk 8 ayında 500 milyon dolardan fazla doğalgaz ithalatının önüne geçerek cari açığın kapanmasına da katkı sağladık” dedi.

    Kurulu güç santral sayısı ikiye katlandı

    Ekonomik saldırılara rağmen büyümeye devam eden Türk ekonomisinin enerjisi yeni kurulan santrallerle hiç kesintiye uğramadı. 2017 Ağustos’ta 3 bin 229 olan santral sayısı iki kattan fazla artarak, bu yılın Ağustos ayında 6 bin 984’e ulaştı. Bu santrallerin büyük çoğunluğunu özel sektör eliyle yapılan yatırımlar oluşturdu. Diğer yandan enerjide dışa bağımlılığı bitirmek için yerli kömüre verilen teşvik ve uygulamalarla yerli kömürün elektrik üretimindeki payı da düzenli bir şekilde artmaya devam ediyor. 2017 Ağustos’ta yüzde 15 olan yerli kömürden elektrik üretimi, 2018 Ağustos’ta yüzde 17’ye ulaştı.

  • İSİB Başkanı Şanal: “İklimlendirme sektörünün ithalatı yüzde 0.7 oranında gerilemiş durumda”

    İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) Başkanı Mehmet Şanal, iklimlendirme sektörünün ithalatının yüzde 0.7 oranında gerilediğini belirterek, “Bu da sektörümüz için gayet olumlu bir gelişme. Isıtma sistemi elemanlarında ithalatımız yüzde 48.4 lük bir gerileme yaşamıştır” dedi.

    İSİB sektör buluşma toplantısı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm merkezinde bulunan Spice Otel’de gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Şanal, Türkiye’nin genel ihracatına bakıldığında 2017 yılında yüzde 30 bir büyüme kaydedildiğini 11.5’lik bir artış kaydedildiğini söyledi. Toplantıda bugüne kadar hep ihracat raporlarından bahsedilirken artık sektörün doğru yönde yol haritası çizilebilmesi için ithalat raporlarını da paylaşacaklarını belirten Şanal, bu konuda detaylı çalışmaların devam ettiğini, tamamlandıktan sonra açıklanacağını söyledi.

    Şanal, “2017 yılında ihracat oranı yüzde 17.7 artarken iklimlendirme sektörünün ithalatı yüzde 0.7 oranında gerilemiş durumda. Bu da sektörümüz için gayet olumlu bir gelişme. Isıtma sistemi elemanlarında ithalatımız yüzde 48.4’lük bir gerileme yaşamıştır. Bu son derece güzel bir veri. Isıtma sektöründe faaliyet gösteren firmalarla istişare ederek diğer sektörlere de taşımamız gerekiyor” dedi.

    Ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine ihracat yapıldığını belirten Şanal, bunlarda Almanya, İngiltere, Romanya, Fransa gibi ülkelere ihracatın ilk sıralarda olduğunu, bu durumun muhafaza edildiğini ve hatta ihracat oranlarının artış gösterdiğini belirtti. İhracatta sadece İran’da bir düşme olduğunun altını çizen Şanal, düşme sebebinin de özel durumdan kaynaklı olduğunu ifade etti.

    Türkiye’de iklimlendirme sektörüne ait 13 bin 207 firmanın ihracat yaptığının altını çizen Şanal, şu anki üye sayılarının da bin 30’a ulaştığını söyledi. Şanal, 10 ile 25 milyon dolar ihracat yapan firmaların toplam ihracatın yüzde 16’lık kısmını oluşturduğunu söyledi.

    Sektör temsilcilerinin katıldığı toplantı pazar günü sona erecek.