Etiket: İsyanı

  • Hayvansever Öğretmenin Ambulans İsyanı

    Adana’da, otomobilin çarpmasıyla ağır yaralanan bir kediye hayvan ambulansı getirtebilmek için dersini bırakıp 5 saat mücadele veren öğretmen Ömer Cengiz, ambulans gelmeyince sorumlulara tepki gösterdi.

    Seyhan ilçesindeki Güney Kuşak Bulvarındaki Kocavezir İş Merkezi yakınlarında bir kediye otomobil çarptı. Otomobilin sürücüsü kaçarken kazayı gören öğretmen Ömer Cengiz ağır yaralı kedinin yanına koşup Alo 153 Hattını aradı. İddiaya göre belediye yetkilileri “Biz oraya gelemeyiz. Siz kediyi birkaç kilometre uzaklıktaki İnönü Parkına getirin” şeklinde yanıt verdi.

    Yaralı kediyi dürüm kağıdına sararak taksiye binen genç öğretmen, bir süre beklemeye başladı. Gelen kimse olmayınca öğretmen bu defa 112 Acil Servisi aradı ancak “Biz hayvanlara bakmıyoruz” yanıtını aldı. Uzun süre gelen olmayınca tekrar 153’ü arayan Cengiz, “Bu sefer ekibe ulaşamadıkları yanıtını aldım. Hayvan barınağını 10 kere aradım. O ‘benim işim değil’ diyor, ambulans ‘benim işim değil’ diyor. Hayvan hakları böyleymiş” şeklinde konuştu.

    Ömer Cengiz son çare olarak polisi aradı. Parka gelen polis ile kedinin öldüğünü fark eden Cengiz, sorumlulara kızdı. Ölen kediyi kucağına alıp parktan uzaklaşan Cengiz, yaşatamadığı kedi için derse bile girmediğini belirterek bu süreçteki sorumlulara isyan etti.

  • Köylülerin Otoyol İsyanı

    İstanbul-İzmir Otoyolu Projesi kapsamında, Bursa’nın 14 köyünden geçen otoyol için acele kamulaştırma kararı çıktı. Tarlalarından otoyol geçen Harmanlı, Seyran ve Canbaz Köyü halkı, acele kamulaştırma istemediklerini Orhangazi ve Gebze’deki gibi haklarını istediklerini söyledi.

    Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi kapsamında yolun geçeceği bölgelerdeki araziler için acele kamulaştırma kararının Resmi Gazete’de yayımlandı. Daha önce toplulaştırmayla ilgili kararı Danıştay’a taşıyan ve bu davayı kazanan köylüler şimdi kamulaştırmada arazilerinin değerinde satın alınmasını istiyor.

    Çıkan karar doğrultusunda Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Bursa’daki Harmanlı, Seyran ve Canbaz Köy gibi otoyolun geçtiği arazilerde acele kamulaştırma yapılacak. Ancak arsalarından yol geçen köy sakinleri zarar edecekleri gerekçesiyle acele kamulaştırmaya karşı ayaklandı. Köylerinden yol geçmesine karşı olmadıklarını bunun Türkiye için önemli bir çalışma olduğunu ifade eden Harmanlı Köyü Muhtarı Erdem Çolak, “Acele kamulaştırma değil, normal kamulaştırma istiyoruz. Acele kamulaştırma arsa sahiplerinin zarar etmesine yol açıyor. Çünkü devlet kendi yöntemiyle arsanıza değer biçiyor ve siz o parayı almak zorundasınız. İtiraz hakkınız olmuyor. Normal kamulaştırma yapılırsa, bir komisyon kurulur ve herkesin aldığı ortak karar gereği herkes hakkını alır. “Acele kamulaştırma yöntemiyle bu işlem yapılırsa değeri verilmedi” diye itiraz hakkımız olmaz ve devlete arsayı vermek zorunda kalırız” dedi.

    Acele kamulaştırma istemeyen ve tarlasından otoban gecen Harmanlı Köyü sakinlerinden Recep Yurdagül ise, “Bana bu arazi dedemden kalma, yıllardır biz buradan ekmek kazanıyoruz. Şimdi bize hakkımız neyse onu versinler” diye konuştu.

  • Esnafın Yol İsyanı

    Kayseri’de, sık sık meydana gelen trafik kazaları, hem esnafların hem de vatandaşların hayatını tehdit ediyor.

    Kayseri’nin Melikgazi ilçesine bağlı Esenyurt Mahallesi Yavuz Caddesi’nde 29 Kasım’da aşırı sürat nedeniyle meydana gelen trafik kazası, bir iş yerinin güvenlik kamerasına takıldı. Hızlı gelen otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonrasında, park halindeki başka bir araca çarparak durabildiği kazanın görüntüsü, büyük bir facianın eşiğinden dönüldüğünü ortaya çıkardı.

    Meydana gelen kazada, direksiyon hakimiyetini kaybeden otomobilin park halindeki aracına çarptığını söyleyen Muammer Budak, “Yavuz Caddesi’nde bu şekilde bir çok kaza oluyor. İş yerimizin güvenlik kamerasına da takılan kazada, aşırı süratli gelen otomobil direksiyon hakimiyetini kaybederek benim park halindeki aracıma çarparak durabildi. Otomobil, benim aracıma çarpmasa, yayalara çarpacaktı veya kaldırıma çıkarak diğer aracıma çarpacaktı” diye konuştu.

    Muammer Budak, sürekli kazanın meydana geldiği yolda yetkililerin bir önlem alması gerektiğini belirterek, “Bu kaza çok şükür ki ucuz atlatıldı. Ancak Yavuz Caddesi’nde gerekli önlemler alınmazsa daha büyük kazalar meydana gelebilir. Yetkililerden bu konuda acı bir olay yaşanmadan bir çalışma yapılmasını istiyoruz” ifadesinde bulundu.

  • Dursun Özbek’ten İbrahimovic İsyanı

    Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, basın mensuplarının İbrahimovic sorusuna, “Allah aşkına şu İbrahimovic’i gündemden düşürün” diye tepki verdi.

    Galatasaray Kulübü ile Dumankaya İnşaat arasındaki forma sponsorluğunun imza töreni TT Arena’da yapıldı. İmza töreninde basın mensuplarının Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dumankaya’ya yönelttiği, “Bu anlaşma ile yıldız futbolcu ya da İbrahimovic transferine sponsor olacak mısınız” sorusuna Başkan Özbek sözü alarak, “Allah aşkına şu İbrahimovic’i gündemden düşürün artık. Gündemimizde olmadığını söyledik. Bunu sürekli pişirmeyi doğru bulmuyorum. Sormayın artık. Bizim takımımız 5 yıldızlı ama 4 yıldızı hak etmiş bir takım. Eskişehirspor maçında da bunu gördünüz” dedi.

  • Sağlıkçılardan Promosyon İsyanı

    Dokuz Eylül Üniversitesi çalışanları için görüşülen maaş promosyonu ihale süreci, yetkili sendika Türk Sağlık-Sen Üniversite Şubesi ve çalışanların itirazlarına rağmen kurum yetkililerinin onayıyla sonuçlandı. Bunun bir dayatma olduğunu belirten sendika başkanı Yasemin Zengin, gerekirse ihaleyi iptal ettirmek için başvuracaklarını açıkladı. Hastane çalışanları, süreci yuhalayarak protesto etti.

    Dokuz Eylül kurumunca üniversitede görev yapan kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinin hangi banka aracılığı ile ödeneceğine dair maaş promosyon ihalesi, yetkili sendika Türk Sağlık-Sen İzmir Üniversite Şubesinin itirazına rağmen kurum yetkililerinin onayıyla tamamlandı. İhale şartlarını kabul etmeyen sendika, hastane bahçesinde durumu protesto etti. Zarfların açılacağı 2 Ekim gününe kadar yönetimin süreci Eğitim-Sen ile yürüttüğünü belirten Zengin, “Sürecin sonuna dahil olmamıza rağmen hak ettiğiniz promosyon ücretini alabilmeniz için her mücadeleyi verdik. Fakat ne yazık ki kurum yetkililerini ikna edemedik. Şimdi mücadelemiz ve talebimiz sizle beraber hak ettiğiniz ücreti alana kadar gerekirse ihaleyi iptal ettirmek ve yeni bir şartname ile yeni bir ihaleye çıkmak. Süreçte ve mücadelemizde sizlerin desteği bizler için önemli. Kurumda yanlış giden bir takım şeylere hep beraber dur demenin zamanıdır. Ya hep beraber kazanacağız, ya da hiç mücadele vermeden pes ederek kaybedeceğiz. İnanıyorum ki bizle beraber bu mücadelede hak ettiğinizi alana kadar arkamızda olacak ve bizleri destekleyeceksiniz” diye konuştu.

    “USULDE HATA YAPILDI”

    Süreç ile ilgili usulde hata olduğunu belirten Zengin, Eğitim-Sen’in yetkili olduğu düşünülerek 2 Ekim teklif zarflarının açılacağı güne kadar olan tüm süreçte yer almadıklarını ve 1 Ekim günü farklı bir sendikanın üyelerine çektiği mesajla durumun kendilerince fark edildiğini dile getirdi.

    Kurumun maaş promosyon ihale çağrısına sadece yedi bankanın müracaat ettiğini söyleyen Zengin, açıklamasına şöyle devam etti: “İlk açılan tekliflerde banka sayısı 10 bankanın altında olduğu için elenen banka olmadı ve yedi banka ile 2. tur olan 9 Ekim tarihinde ihale açık artırma ile başladı. Şeffaflık ilkesi gözetilerek çalışanların kafasında oluşacak soru işaretlerini giderebilmek ve takip edebilmek açısından hem sendikamız hem de diğer sendikalardan gelen talep üzerine ihale canlı olarak tüm çalışanların izleyeceği şekilde yapıldı. Yedi bankadan beş bankanın hiç rekabete girmeden, ilk turda teklif dahi vermeden çekilmesi, rekabet ortamı oluşturmadı. Asıl olan ve sorgulanması gereken 9 Eylül gibi köklü bir kurumun maaş promosyon ihalesine bankaların neden ilgi duymadığı ve neden rekabete girmediği, tarafımızca kurum yetkililerine soruldu. İhale şartnamesinin ağır oluşu mu? Yoksa ihaleye girecek bankalar için mevcut bir bankanın ihaleyi kaybetme ihtimalinde dahi yerleşik düzeni bozmayarak orada kalıcı olmasının dezavantajı mı bankaların ihaleye asılmamasına etken oldu? Yoksa 6 bin 965 personelin yıllık 322.589.556,63 TL’lik ciddi oranda maaş ve döner sermayeden kaynaklanan nakit akışının olduğu bir ihaleye bankanın asılmamasının nasıl bir açıklaması olabilir? Dokuz Eylül gibi köklü bir kurumun ihalesinde ekonomik kriz bahane eden bankaların, farklı girdikleri kurumlarda ödedikleri tutarın ne kadar olduğu çalışanların da takibindedir, bizlerin de.”

    “GEREKLİ İTİRAZLAR YAPILDI”

    Son iki tura iki bankanın kaldığını anlatan Zengin, “9 Ekim 2015 tarihinde beş bankanın rekabet ortamına girmeden ihaleden çekilmesi ile son iki tura kalan İş Bankası ve TEB arasında açık artırma ile turlar halinde devam eden ihale 1.511 TL’de İş Bankası’nın çekilmesi üzerine 1.521 TL ile TEB’de kalmıştır” dedi.

    Teklifin düşük gelmesi üzerine ihale komisyonu tarafından TEB’e bir hafta süre verilerek fiyatı artırması ve teklifi revize etmesi aksi takdirde ihalenin iptal olacağının söylendiğini anlatan Zengin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir haftalık süre bitiminde 16 Ekim’de banka nihai teklifini Rektörlük makamına sunmuş ve Rektörlük makamı 20 Ekim’de sendikamızı görüşmeye çağırmıştır. 20 Ekim’de yapılan görüşmenin canlı yapılması talebimiz olumlu karşılanmadı. Görüşmede ihaleden 9 Ekim’de çekilen İş Bankası’nın yeniden fiyatı 1.525’e çektiği TEB Bankası’nın da 1.525 fiyat verdiği bu hali ile ihaleyi İş Bankası’na vermek istediklerini söylediler. Biz sendika olarak verilen teklifin düşük olduğunu, bunu çalışanların hak etmediğini protokolü bu hali ile imzalamayacağımızı, imzalarsak şerh düşeceğimizi belirttik. Bunun üzerine kurum yetkilileri, ’ihale iptal olursa ve daha düşük teklif gelirse sendikayı sorumlu tutarız’ ifadesini kullandı. TEB’in 1.525 TL fiyat üstüne verdikleri avantajları ilettik. Kurum yetkilileri ısrarımız üzerine İş Bankasını arayarak EFT’yi ücretsiz talep ettiğimizi iletti. İş Bankasından geri dönüş sadece üç EFT’ye kadar ücret alınmayacağı oldu. Bunun etik olmadığını yerleşik bir bankanın EFT ücretinde dahi pazarlık yaptığını, bu nedenle banka değişikliğine sıcak baktığımızı, gerekirse ihalenin iptal edilerek 1.525 TL üzerinden yeniden ihaleye çıkılmasını, promosyon alan kurumları incelediğimizde 4 yıllık süre ile yapılan anlaşmalarda çalışanın eline geçen paranın daha fazla olduğunu ve dört yıllık bankalardan teklif alınmasını istedik. Ancak tüm önerilerimiz ret edildi. Bunun üzerine Rektör Sayın Mehmet Füzün’den randevu talebinde bulunduk. Ne yazık ki talebimize cevap beklerken Dokuz Eylül kurumunca aranarak imzaya gelmemiz talep edilmiş, imzamız olmadığı takdirde de kurum yetkilileri tarafından protokol imzalanarak duyuru yapılacağı söylenmiştir.”

    “GEREKİRSE İHALEYİ İPTAL ETTİRECEĞİZ”

    Sürecin sonuna dahil olmalarına rağmen sendika olarak çalışanın hak ettiği promosyon ücretini alabilmesi için her türlü mücadeleyi verdiklerinin altını çizen Zengin, şunları söyledi: “Fakat ne yazık ki kurum yetkililerini ikna edemedik. Şimdi mücadelemiz ve talebimiz sizle beraber hak ettiğiniz ücreti alana kadar gerekirse ihaleyi iptal ettirmek ve yeni bir şartname ile yeni bir ihaleye çıkmak. Süreçte ve mücadelemizde sizlerin desteği bizler için önemli. Kurumda yanlış giden bir takım şeylere hep beraber dur demenin zamanıdır. Ya hep beraber kazanacağız, ya da hiç mücadele vermeden pes ederek kaybedeceğiz. İnanıyorum ki bizle beraber bu mücadelede hak ettiğinizi alana kadar arkamızda olacak ve bizi destekleyeceksiniz” diye konuştu.