Etiket: İstikrarın

  • Milletvekili Aydın: “İstikrarın güvencesi AK Parti ”

    AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, AK Parti’nin 16 yıldır istikrarın güvencesi olduğunu söyledi. Aydın, “Birlik, bereket ve bolluk için 24 Haziran’da da Milletimiz en doğru kararı verecektir” dedi.

    AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, seçim çalışmalarını Manavgat’ta sürdürdü. Aydın, Büyükşelale yanındaki mesire alanında piknik yapan vatandaşlarla sohbet etti. Aydın, daha sonra Akseki-Konya yolu üzerindeki pazarcıları ziyaret ederek 24 Haziran seçimlerinin ülkemizdeki güven ve istikrar ortamının devamı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Aydın, “ 24 Haziran’da Milletimizin desteği ile hep birlikte yeniden bir demokrasi şöleni yaşayacağız” dedi.

    “Güçlü bir atılımın eşiğindeyiz”

    AK Parti’nin 16 yıldan bu yana hep millet iradesine güvenen bir parti olduğunu hatırlatan Aydın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da her zaman milletin adamı oldu, millet iradesini öne çıkardı ve gücünü milletten aldı. Geleceğin güçlü ve büyük Türkiye’sini inşa etmek için de 24 Haziran’da milletimizin desteğini istiyoruz. Ülkemiz şimdi gelecek yıllar için daha güçlü bir atılımın eşiğinde bulunuyor. 24 Haziran seçimleri Türkiye’de güçlü bir ekonomi, güven ve istikrarın devamı açısından son derece önemli. Ekonomimiz ülke içinde ve dışında yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen 2017 yılında yüzde 7,4 büyüyerek G-20 ülkeleri içerisinde en çok büyüyen ülke oldu. Bunlar kendiliğinden olmuyor. AK Parti son 16 yıldır ülkemizdeki istikrarın güvencesi olmasaydı ekonomimiz krizlere, darbelere ve dış müdahalelere karşı bu kadar dirençli ve istikrarlı olmazdı” diye konuştu.

    24 Haziran seçimlerinin Güçlü Türkiye için son derece önemli olduğunun bir kez daha altını çizen Aydın, “Birlik, bereket, bolluk için, huzur ve refah için, güven ve istikrar için, icraat için Vakit Türkiye Vakti” dedi.

  • Sağlık Bakanı Demircan: ‘İstikrarın olmadığı yerde, kalkınma olmaz’

    Tokat’ta Şehit Uzman Çavuş Seyfettin Turan Aktaş’ın cenaze törenine katılan Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, iftarını Tokat Belediyesinin iftar çadırında açıp, şehit aileleriyle bir araya geldi. Bakan Demircan burada yaptığı konuşmada istikrarın önemine dikkat çekerek, “İstikrarın olmadığı yerde, birlik ve beraberliğin olmadığı yerde, kalkınma olmaz” dedi.

    Tokat Gaziosmanpaşa Stadyumu bahçesinde düzenlenen iftar yemeğine, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan ile birlikte, Tokat Valisi Dr. Ömer Toraman, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt, Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. İftar öncesinde yemek dağıtımı yapan ve masaları tek tek gezen Bakan Demircan’a vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

    İftar alanında vatandaşlara hitaben bir konuşma da gerçekleştiren Sağlık Bakanı Demircan burada yaptığı konuşmada istikrarın önemine dikkat çekerek, “İstikrarın olmadığı yerde, birlik ve beraberliğin olmadığı yerde, kalkınma olmaz” dedi. Bakan Demircan, “Bu coğrafya zor bir coğrafya. Bu coğrafyada ayakta kalmak, başı dik bağımsız bir şekilde yaşamak büyük bir emek ve gayret, yeri geldiğinde de şehit olmak istiyor. Bu coğrafya zor bir coğrafya. Bu coğrafyaya dönüp baktığımız zaman şunu açık ve net görüyoruz ki; burada zayıf devlet yaşamaz. Onun için Türkiye’de yaşayan bizler güçlü bir devleti hissetmek, devletimizi güçlü bir hale getirmek zorundayız. Güçlenmenin yolu da birlik ve beraberliği bozmamak, birlik ve beraberliği güçlendirmek ve o birlik ve beraberlik içerisinde, doğru sistemle gerekli çalışmaları yapmak, gerekli gayreti göstermekten geçiyor. Türkiye’nin güçlü olması için Türkiye’de istikrara ihtiyaç vardır. İstikrarın olmadığı yerde, birlik ve beraberliğin olmadığı yerde, kalkınma olmaz. Ama maalesef Türkiye 60 yılını sürekli istikrarsızlıklarla, darbelerle, krizlerle, siyasi krizler, siyasi sıkıntılarla geçirdi. İstikrar bir ülkenin kalkınması için önemli. Şimdi 24 Haziran’da, 16 Nisan 2017’de verdiğimiz kararı uygulayacağız. Ne kararı verdik 16 Nisan 2017’de? Dedik ki artık bu parlamenter sistemin sıkıntılarını terk edelim. Türkiye’yi demokrasinin daha ileri aşaması olan Cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetelim ki; istikrar kalıcı olsun, istikrar verimli olsun, Türkiye daha güçlü bir şekilde kalkınsın” şeklinde konuştu.

    Oruçların açılması sonrasında Bakan Demircan ve beraberindekiler, Tokat Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü organizasyonu ve Tokat Valisi Dr. Ömer Toraman’ın ev sahipliğinde şehit aileleriyle birlikte düzenlenen buluşmaya katıldı. Şehit ailelerine hitaben yaptığı konuşmada Türk Milleti’nin her türlü saldırıya karşı üzerine düşen görevi yerine getirdiğini vurgulayan Sağlık Bakanı Demircan, “Bizi bu topraklardan tekrar çıkarmak için ellerinden geleni yaptılar. En son 40 yıldır bir terör belası ile milletimizi taciz ediyorlar ve ülkeyi bölmeye çalışıyorlar. Ama bu aziz millet bu saldırıyı üzerine düşen görevi yerine getirerek engelledi ve engelleyecek. Şimdiler de ise dışarıdan bir terör kuşağı ile kuşatmaya çalışıyorlar. Türkiye buna da imkan vermedi, vermeyecek. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Harekatı bunun en güzel örneği ve göstergesidir” ifadelerini kullandı.

    Etkinlik sonrasında Bakan Demircan, kılınan teravih namazının ardından kentten ayrıldı.

  • AB eski Bakanı Bağış: “Riyakarlık küresel istikrarın önündeki en büyük engel”

    St. Petersburg’ün Küresel Dostları toplantısının ikinci gününde “Küresel İstikrarın Engelleri” adlı panelde konuşan AB eski Bakanı Egemen Bağış “Riyakarlık küresel istikrarın önündeki en büyük engeldir” dedi.

    Kırgızistan Devlet eski Başkanı Askar Akayev, Ispanya Dışişleri eski Bakanı Miguel Moratinos, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Örgütler Genel Müdürü Büyükelçi Aleksadr Pankin, İsviçre Eric Sturdza Bankası Genel Müdürü Bruno Desgardins, Rusya Sendikalar Birliği Başkanı Mikhail Shmakov ve İspanya eski Moskova Büyükelçisi Juan Antonio March ile aynı panelde konuşan Bağış küresel istikrarın ancak samimiyetle sağlanabileceğini savundu.

    Rusya’nın Harvard’ı olarak bilinen St. Petersburg Sosyal Bilimler Üniversitesinde gerçekleştirilen toplantıda, Egemen Bağış, “Geçmişte NATO ve Varşova Paktı vardı. Varşova paktı üyesi olan birçok ülke bugün AB ve NATO üyesi olurken, soğuk savaş döneminde NATO’nun en zor cephesini savunan Türkiye’nin AB üyeliği 1959’dan bu yana engelleniyor. Cumhurbaşkanı Akayev’in savunduğu Şangay işbirliği Örgütü üyeliğini halkımız Türkiye’de tartışmaya başladı. Ortadoğu yıllardır sıkıntılı. Bugün Ortadoğu’da iki yeni ülke görüyoruz. Birisi Suriye’deki üsleri ile Rusya, diğeri de Irak’taki üsleri ile ABD. Kendi şehirlerini bombalatıp, halkını katleden eli kanlı Esed diktatörü yüzünden üç milyondan fazla Suriyeli ülkemize sığınmışken, küresel güçler Şam’daki zalimi hala görmemezlikten geliyor. Dün de bu sahnede vurguladığım gibi herkes güvenli olmadıkça kimse güvenli değildir. Kaddafi döneminde günlük petrol satışı 500 milyon Avro olan Libya halkı bugün büyük bir fakirlik ve istikrarsızlık yaşıyor. AB, ABD ve Rusya dahil tüm dünya PKK’nın bir terör örgütü olduğunu ilan ederken, PKK’nın kardeş kuruluşu YPG ile işbirliği yapma ve silahlandırma konusunda çekimser davranmıyor. Bütün bu riyakarlık örnekleri ile mücadele etmesi gereken Birleşmiş Milletler ise güvenlik konseyinin 5 daimi üyesinin güdümünde. Avrupa’nın ekonomik lokomotifi Almanya, 1.5 milyar nüfuslu Hindistan ve tek bir Müslüman ülkenin temsil edilmediği bu konseyin adil olduğunu kimse iddia edemez. Bu riyakarlıklar son bulamadan küresel istikrarı sağlamak çok zor” dedi.

    Bağış, Birleşmiş Milletlerin acilen reform edilmesi gerektiğini savundu.

  • Bakan Özlü: “Mevcut sistemde siyasi istikrarın sağlanması zor”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Bir sistem var Türkiye’de ve bizim hedefimiz 16 Nisan’da bunu yenilemektir. Mevcut sistemde siyasi istikrarın sağlanması zor ve insanların önünü görebileceği bir siyasi yapıya ihtiyaç var” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İzmir temasları kapsamında Aliağa ilçesine geldi. Aliağa Ticaret Odası’nı ziyaret eden Bakan Özlü, ardından Aliağa Ticaret Odası (ALTO) Toplantı Salonu’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Bakan Özlü, Aliağa’nın İzmir ve Türkiye için önemine değinerek, iş dünyası, sanayici ve esnafı dinlemenin doğru karar alıp doğru işler yapmak için gerekli olduğunu vurguladı Bakan Özlü, “Sizler sahada olan insanlarsınız. Sahanın sıkıntılarını, aksayan taraflarını ve bunların muhtemel çözüm önerilerini biz sizlerden alacağız. Sizlerden aldığımız verilerle formülasyon geliştirerek çözümler üreteceğiz. Yılın son çeyreğinden itibaren ekonomiyi canlandırmak için bir çok tedbiri hayata geçirdik. Sizler finansman sıkıntısı var dediniz, biz de KOSGEB aracılığıyla sıfır faizli kredi uygulamasını başlattık. Bu kredilerde bize zaman zaman bankaların yavaş çalıştığı gibi şikayetler geliyor. Bunların hepsinin tedbirini aldık. 462 bin 167 KOBİ bu krediden istifade edecek, kimsenin şüphesi olmasın. Bu güne kadar 100 bine yakın KOBİ bu krediden istifade etti. Kredileri onaylandı, 30 bini parasını aldı, diğerleri de alacak. İlk defa 11 milyar lira değerinde bir krediyi 460 bin KOBİ’ye veriyoruz. Bankalar da KOSGEB de bu konuda yeni. KOSGEB’in bu güne kadar verdiği kredilerin toplamı 3.5 milyar liradır. Son iki ayda ise 11 milyar lira kredi veriyoruz. Bunu KOBİ ile buluşturmak biraz zaman alıyor ama herkes müsterih olsun. Şartları sağlayan herkes bu krediden istifade edecek. 10 Nisan tarihine kadar kredi kullanacak olan KOBİ’lerin hepsinin işlemlerini tamamlamayı hedefliyoruz. Sizler piyasada durgunluk var dediniz, bizler hemen konutta, mobilyada ve beyaz eşyada vergi indirimi getirdik. Bunun neticesinde Şubat ayında beyaz eşya satışları % 30 artış gösterdi. İş dünyamızla aramızdaki uyum ve işbirliğini sürdürme noktasında tam bir kararlılık içerisindeyiz” dedi.

    İş dünyası ile hükümet arasındaki uyumlu çalışmaya da vurgu yapan Bakan Özlü, “2002’den sonra elde edilen başarının sırrı, iş dünyası ile aramızdaki uyumdan kaynaklanmakta. Hükümet yatırımı, ticareti artırmak için gerekli adımları atıyor, esnafımız da bu fırsatları hakkıyla değerlendiriyor. Bundan sonra da böyle olacak. Bizim temel görevimiz işimizi ve aşımızı büyütmek, üretmek olacak. Ancak üretime teknoloji katacağız. Her bir ekonomi yazarı diyor ki ‘bizler katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz’. Bu ürünlerin temelinde teknoloji var. ABD ihraç ettiği her bir cep telefonda kg. başına 750 dolar kazanç sağlıyor. Bizim ihraç ürünlerinin katma değeri kg. başına 1.5 dolar. Yükte hafif pahada ağır ürünler yaparsak katma değeri yüksek ürünler yapmış olacağız. İşin özü budur” dedi.

    “İzmir İçin Özel Çalışmalar Yapıyoruz “

    İzmir için yakın gelecekteki plan ve projelere de değinen Özlü, “İzmir için özel çalışmalar yapıyoruz. İzmir’i Türkiye’nin teknoloji üssü yapmak istiyoruz. İnşallah bunları sizlerle de yakın zamanda paylaşacağız. Teknoloji üretmeyen bir Türkiye’nin geleceği olamaz. Bizim petrol kuyumuz yok, doğal gaz yataklarımız, altın madenlerimiz yok. Sattığımız belli aldığımız belli. İthalatımız ile ihracatımız arasında 60 küsur milyar dolar fark var. Bu farkı kapatmanın tek yolu teknoloji üretmektir. Bunun için de İzmir büyük bir potansiyel taşıyor. İklimi, insan yapısı ve dünyaya açıklığını değerlendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “Mevcut sistemde siyasi istikrar sağlanmaz”

    16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği halk oylamasına da değinen Bakan Özlü, “Yenilenmeden büyüme olmaz, gelişme olmaz. Bir sistem var Türkiye’de ve bizim hedefimiz 16 Nisan’da bunu yenilemektir. Mevcut sistemde siyasi istikrarın sağlanması zor ve insanların önünü görebileceği bir siyasi yapıya ihtiyaç var. Siyasi istikrarın ekonomik istikrara dönebileceği bir sistemin 16 Nisan’dan sonra hayata geçeceğini ifade etmek istiyorum. İstikrarı kişiler değil, sistemin bizatihi kendisi sağlamalı. Sistem kriz üretmemeli. Sistem ülkenin kalkınmasının ve üretmesinin önünde bir engel olmamalı” dedi.

    İzmir Valisi Erol Ayyıldız ise İzmir’in Türkiye’nin en güzel ve önemli illerinden biri olduğuna değinerek, “Bu ana kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak yatırımlarla birlikte İzmir’in en güzel ilçelerinden biri olan Aliağa, ekonomi ve ticaret merkezi olarak çok daha iyi yerlere gelecek inşallah” dedi.

    AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan da, “Türkiye sınırları içinde 50 milyon ton yük kapasiteli başka liman yok. Bir tek Aliağa var. Tek başına 3500 mw enerji üreten bir ilçedeyiz. Çeşitli bakanlar görmüşsünüzdür ama, ben de sayın bakanımızla birlikte çok sıkı çalışma içindeyim. Burada Aliağa’nın sorunlarının çözümü için anahtar noktasında sayın bakanımız duruyor” şeklinde konuştu.

    ALTO Başkanı Adnan Saka da, Aliağa’nın çok özel bir yer olduğunu dile getirerek, bölgedeki yatırımlara ve sıkıntılarına belirtti.

    Programın ardından Bakan Özlü, İzmir Caddesi’ndeki esnafı ziyaret etti. Sorunlarını dinleyen Özlü, Merkez Camii’nde kılınan bir cenaze namazına da katılarak ziyaretini sonlandırdı.

  • Koç: “Yeni anayasa istikrarın devamını sağlayacak”

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Lüleburgaz İlçe Başkanı Tanzer Koç, anayasa değişiminin ülkenin geleceği ve istikrarı için vazgeçilmez bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Yeni anayasa istikrarın devamını sağlayacak” dedi.

    AK Parti Lüleburgaz İlçe Başkanı Tanzer Koç, TBMM’de görüşülmeye devam edilen anayasa değişikliği teklifi hakkında açıklamalarda bulundu. İhtiyaç olan siyasi cesaret ve milli iradenin mevcut olduğunu ifade eden Koç, “Bugün itibariyle demokratik ve özgürlükçü bir anayasa yapılmasının bütün koşulları vardır. İktidara geldiğimiz günden beri halkımız, hükümetimiz den, geçmişte kendilerine yapılan haksızlıklara son vermek için bizlerden öncelikle adalet beklemekte, kendilerine, değerlerine ve oylarına saygı gösterilmesini, kendilerinin hor görülmemesini, halkın iradesinin her alanda hakim kılınmasını, bunun için de siyasi iktidarın önünü açacak, başarılı olmasını ve istikrarın devamlılığını sağlayacak yeni bir anayasa ihtiyacını dile getirmektedirler. Halkımızın taleplerine ve ülkemizin içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal koşullara baktığımızda bu koşullar mevcut anayasanın yenilenmesini zorunlu kılmaktadır. Bugün itibariyle demokratik ve özgürlükçü bir anayasa yapılmasının bütün koşulları vardır. Bunun için ihtiyacımız olan siyasi cesaret ve milli irade de hamdolsun mevcuttur’ ifadelerini kullandı.

    “Milletimizin 1921 Anayasası hariç bugüne kadar kendi özgür iradesiyle bir anayasa yapamamış”

    Anayasaları örnek gösteren Koç, “1961 ve 1982 anayasaları askeri vesayetle oluşturulmuş, milletin bünyesine uymayan ve iradesini hiçe sayan, milleti sıkıntılara boğmuş, aynı zamanda siyasi iktidarın başarılı olmasını engelleyen birçok engellerle doludur. Kaldı ki milletimizin 1921 Anayasası hariç bugüne kadar kendi özgür iradesiyle bir anayasa yapamamış olması dahi, yeni bir anayasa yapılması için tek başına yeterlidir. 1982 Anayasası, yürürlüğe girdiği tarihten bugüne, sağcısıyla solcusuyla toplumun hemen tüm kesimlerince eleştirilmiş ve bu anayasanın köklü değişiklere tabi tutulması ya da yenilenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bugün hükümetimiz halkımızdan gelen bu haklı talebi görmezden gelmemiş ve bu talebin gereğini yaparak üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Burada hükümetimize; siyasi partiler, meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve halkımız destek sağlayarak, yeni, demokratik ve sivil bir anayasa yapımına yönelik geniş bir toplum desteğinin oluşmasını sağlamışlardır. Tüm bu kesimlere hükümetimiz adına ayrıca teşekkürlerimi arz ediyorum” diye konuştu.

    “Bazı CHP ve HDP yöneticilerinin halkın iradesini hiçe sayarak takındıkları olumsuz tavrı da görmezden gelemeyiz”

    Halkın yeni anayasaya evet diyeceğini aktaran Koç, “Tabii sağlanan bu toplum desteğine rağmen bazı CHP ve HDP yöneticilerinin halkın iradesini hiçe sayarak takındıkları olumsuz tavrı da görmezden gelemeyiz. Bu konuda takdiri aziz milletimize bırakıyorum. Unutmayalım ki anayasalar istikrar belgeleridir. Bundan dolayı bu anayasa değişimi; ülkemizin geleceği ve istikrarı için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bugün hayata geçirmeye çalıştığımız Anayasa değişikliği, demokratik meşruiyeti olan, toplum desteği sağlamış, aziz milletimizin değerleriyle, arzularıyla ve istekleriyle örtüşen bir yapıya sahiptir. Bu anayasa değişimi mecliste müzakere edildikten sonra mevcut anayasanın mağduru ve sözün gerçek sahibi halkımıza götürülerek nihayete erdirilecektir. İnanıyorum ki ülkemizin geleceği ve istikrarı için milletimiz bu değişime evet diyecektir” dedi.