Etiket: İsterse

  • DSP Genel Başkanı Aksakal: “Yaşam standartlarını güvence altına alabiliyorsanız isterse adınız kral olsun”

    Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, “Eğer demokrasiye inanıyorsanız, parlamenter sistemin ve batılının, ileri çağdaş medeniyetler seviyesinde ülkelerindeki insanların yaşam standartlarını güvence altına alabiliyorsanız, isterse adınız kral olsun. Bu hiç bozmaz” dedi.

    DSP Manisa İl Başkanlığı, olağan kongresini gerçekleştirdi. Öğretmenevi’nde düzenlenen kongreye katılan DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, 27 Kasım tarihinde olağan seçimli büyük kurultaylarını yapacaklarını ifade etti.

    DSP’nin Cumhuriyet rejimi ile bir sorunu olmadığını belirten Aksakal, “Parlamenter sistem ile de bir sorunu yok. Fakat Türkiye Cumhuriyetini son 15 yıldır yöntem zihniyet işbaşına gelmeden başlayan evvelden bir arayış içerisindeydi. Bu zaman zaman geçmişte eski veya yeni Osmanlıcılık isimleri taktılar. Bu politikalarının sahibi olan teorisyeni olan eski Başbakan Sayın Davutoğlu’dur. Yaşadığımız 15 Temmuz sürecinin öncesinde Sayın Davutoğlu’nun politikalarının iflas ettiğini özellikle güneyimizde yaşanan hadiselerin, Suriye ve Irak politikalarının Türkiye’yi tamamen çıkmaza soktuğunu gördükten sonra, bir FETÖ terör örgütünün yapılanmasının çıkmasından sonra bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak adına ya da toplumun dikkatlerinden uzaklaştırmak adına yeni baştan başkanlık sistemi yada Lozan gibi konuları gündeme getirmeye çalışıyorlar. Başkanlık dendiği zaman ne anlaşılıyor bunu bilmiyorum. Ama başımızdaki Cumhurbaşkanının görevi ve adı zaten başkan. cumhur, halk demek, başkan da başkan demek. Bunda bir sıkıntımız yok. Şimdi adı başkan olduğu zaman veya kendilerini değimiyle ‘Reis’ dendiği zaman asgari ücret 4 bin TL olacak mı? Ben buna bakarım. Liselerdeki çocuklarımız üniversitelere sınavsız mı girecek. Yoksa çiftçinin mazotu 1 TL’ye mi inecek. Eğer bunlar olmayacaksa adın Cumhurbaşkanı veya başkan olsa ne yazar. Eğer demokrasiye inanıyorsanız, parlamenter sistemin ve batılının, ileri çağdaş medeniyetler seviyesindeki ülkelerdeki insanların yaşam standartlarını güvence altına alabiliyorsanız isterse adınız kral olsun. Bu bizi hiç bozmaz. İngiltere’de, Danimarka’da kral var. Ama demokrasi var. İnsan hakları var. Gelişmişlik, çağdaşlık var. Dolayısıyla bu tip terimlerin arkasına takılıp bunların peşine düşüp bu tür gündemlere alet olmayız. Biz önümüze bakarız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 93’üncü yılını kutladığımız bu günlerde ilelebet payidar kalacaktır. DSP’de bunun güvencesidir”’ dedi.

    Konuşmaların ardından kongreye geçildi. Seçimde partinin 59 delegesi oy kullandı. Tek liste ile gerçekleştirilen seçimde partinin 3 yıldır başkanlık görevini yürüten Mesut Öztürk, güven tazeledi.

  • Myp Lideri Yılmaz: “Cumhurbaşkanı İsterse İsrail İle İşbirliğine Katkı Yaparım”

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan isterse İsrail ile işbirliğine katkı yaparım. 24 yıldır İsrail de halen faaliyeti olan tek Türk olarak bu işbirliğine her türlü katkıyı yaparım Zira milletimizin Türk İsrail işbirliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğu bir dönemden geçiyoruz” dedi.

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, yazılı bir açıklama yaptı. İsrail Türkiye ilişkileriyle ilgili yaptığı açıklamada Yılmaz, “ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan isterse İsrail ile işbirliğine katkı yaparım. 24 yıldır İsrail de halen faaliyeti olan tek Türk olarak bu işbirliğine her türlü katkıyı yaparım Zira milletimizin Türk İsrail işbirliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğu bir dönemden geçiyoruz. Sayın cumhurbaşkanımızın son günlerde İsrail Türkiye ilişkilerinde düşüncelerinin olumlu yönde değişmiş olmasından büyük bir memnuniyet duymaktayım. Zira İsrail Türkiye ilişkileri bölge barışı ve huzuru adına vazgeçilemez değere sahip stratejik derinliktedir. Türkiye ve İsrail bölgenin ve buna bağlı dünyanın yeni şekillenmesinde misyon üstlenecek iki ülkedir. Bizim bizden başka dostumuz olmadığı gerçeği de ilerleyen günlerde çok daha net ortaya çıkacaktır. Ben yıllardır bu politikaların değişmesi gerektiği ve iki ülkenin doğrudan ortak menfaatlerine odaklanmaları gerektiğini dile getirdim. Sonun da bu anlayışa gelinmiş olması sevindiricidir” dedi.

    “Türkiye , Azerbaycan ve İsrail gazını dünya pazarlarına taşıyarak büyük bir ekonomik kazanım elde edebilecek durumdadır” diyen Yılmaz, “ Bu projenin hayata geçmesinin önünde herhangi bir engel yoktur. Ekonomik bağ ile beraber stratejik işbirliğinin de güçlendirilmesi bölgenin huzuru adına vazgeçilmez bir konudur.. Türkiye, Amerika’nın da içinde olacağı İsrail ve Azerbaycan hattı ile Rusya ,İran ve Suriye ekseninden gelen tehditlere karşı bir cephe açmak zorundadır. Bu cephe yalnızca bizim için değil bu birliğin içinde yer alacak Amerika, İsrail ve Azerbaycan için de hayati değere sahiptir” ifadesini kullandı.

    Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sayın Cumhurbaşkanı doğrudan birinci ağızdan İsrail de 24 yıldır aralıksız faaliyeti olan birisi olarak İsrail Filistin meselesini benim gözümden ve dilimden dinlemek için gerekirse kendisine en doğru ve sağlıklı bilgiyi verebilir. Bu konu da başka ağızlarda lobi arayışlarına girmeye gerek yoktur. İsrail konusu benim konumdur. Türkiye için en doğru olan bilgiyi isteyen siyasi ile de memleketimizin menfaatleri doğrultusunda paylaşmaya hazırım.”

  • Başbakan Davutoğlu: “İsterse Kandil’e Gidip Çayını İçsin Bu Senarist”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırrı Süreyya Önder’in “kaçak çay” sözlerine atıfta bulunarak, “Gitsinler çaylarını kimle içeceklerse içsin, isterse Kandil’e gidip çayını içsin bu senarist” ifadelerini kullandı.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırbistan ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    “SUR’U, CİZRE’Yİ HENDEKLERLE ZİNDAN YERİNE ÇEVİRENLERDEN HESAP SORSUNLAR”

    Davutoğlu HDP ile yapacağı görüşmenin iptaline ilişkin bir soru üzerine, “Ben seçim sonrasında hiçbir ayrım yapmadan herkesle görüşeceğimizi ifade ettim. Buna sadık kalarak randevu talebinde bulundum. Ama randevu talebinden sonra hadi öncekileri diyebiliriz siyasi polemiktir ya da alışkanlıklarıdır. Maalesef eskiden beri terörü mazur görüyorlardı. Randevu talebinden sonra aynı tutumu sürdürmeleri, hakaretamiz bir şekilde birkaç gün sonra kendilerini ziyaret edecek misafire saygısızlık ifade eden açıklamalardan sonra onları muhatap almam, şahsi olarak da, bulunduğum makam olarak da doğru değil. Ben muhatabımda iki hususiyete önem veririm. Her şeyde anlaşmazlığa düşebiliriz. Niyette samimiyet, üslupta ve yöntemde de ciddiyet önemli. Bu randevuyu talep eden ülkeni başbakanı ve 49.5 destekle aslında böyle bir diyaloğu da o desteğe dayanarak yapmış bir başbakan. Benim hayatımda kimseye nezaketsizlik yaptığım görülmemiştir. Bana karşı nezaketsizliği de içime sindireceğimi birisi zannediyorsa, buna da izin vermem. Şahsen tevazu gösterimi ama destek aldığım millet adına tevazu göstermem. Anayasayı konuşmak için gideceğim, sanki böyle bir gündem yokmuş gibi benden hesap soracaklarını ima edecek şekilde efendim ‘Sur’da, Cizre’de şunları soracağız’. Bana hesap soracaklarına Sur’u, Cizre’yi hendeklerle, barikatlarla zindan yerine çevirenlerden hesap sorsunlar. Hesap soramıyorlarsa sussunlar. Hem teröre destek verecekler, hem kendileri ile anayasa konuşmaya gelecek olan başbakana şart koşacaklar” diye konuştu.

    “ANAYASAYI TARTIŞIRIM AMA TÜRKİYE’NİN BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜNÜ KİMSE İLE TARTIŞMAM”

    Başbakan Davutoğlu dün DTK’nın yaptığı açıklamaları da hatırlatarak, “Dün benim randevu talebini reddetmem sonrasında DTK diye hangi yasal zemine oturduğu belli olmayan bir yapının açıklamalarını da gördünüz. Hani Türkiyelileşmekten bahsediliyordu. Hani Türkiye toplumunun parçası olacaklardı. 7 Haziran’da bu samimiyetsiz beyanlara inanan ve bu partiye oy veren vatandaşlarıma sesleniyorum. Hesap sorun bunlardan. ‘Siz Türkiye’yi bölmeye dayanan bir proje için alet mi ettiniz bizim oylarımızı’ diyerek hesap sorması lazım vatandaşların. Samimiyetle inanıyorum aslında PKK’ya taviz vermeyecek bir çok insan ve aydın HDP’ye o dönemde oy verdi. Anayasayı herkesle tartışırım ama Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü kimseyle tartışmam. Hendeği ve barikatı savunanlarla tartışmam. Her şeyi konuşurum ama o hendek ve barikatları kaldırmak için canın ortaya koyan Mehmetçiğin kanını kimseyle tartışmam. Bu niyet meselesi. Niyetleri sahih değil. Ne konuşacağız o zaman” şeklinde konuştu.

    “İSTERSE KANDİL’E GİDİP ÇAYINI İÇSİN BU SENARİST”

    Demirtaş’ı ve Sırrı Süreyya Önder’i sert bir dille eleştiren Davutoğlu, “Niyet sahih olmadığında dahi bir müzakere yürütürsünüz. Ama karşınızdakinde ciddiyet ararsınız. Biz bir film senaryosu çeviriyor değiliz, Türkiye ateş çemberi ortasında, yüzlerce askeri, polisimizi şehit vermişiz. Yok çay içecekmişiz de, kaçak çaymış da. Gitsinler çaylarını kimle içeceklerse içsin, isterse Kandil’e gidip çayını içsin bu senarist. Türkiye ateş çemberi içinde olacak, beyefendi kaça çaydan bahsedecek, ben de o masaya oturacağım öyle m?. TBBM’ye gelen herkes bu milleti temsil etmenin ciddiyetini taşıyacak. Gece ürettiği esprilerle bizimle istihza edeceğini düşünenler önce ciddiyet testinde geçecekler. Ya samimi ve ciddi olurlar tüm kapılarımız açık olur. Ya da samimiyetten uzak dururlar, ciddiyeti unuturlar, o zaman da onlara hadlerini bildiririz. Siyaset nezaket ve samimiyet meselesidir. Bütün bunları iki gün içinde dinlendikten sonra onların kapısına gideceğimi düşünüyorlarsa ya beni ya bu milleti tanımıyorlar. Önce söylediklerinden vazgeçecekler. Yemin ettikleri. Evet doğru görmüyoruz ama hepimiz anayasal düzen içinde çalışıyoruz. Ben az önce söyledim anayasayı değiştireceğiz. Ben 12 Eylül anayasası ile yaşamaktan zillet duyuyorum. Ama o değişene kadar o anayasal düzen içinde nerede olduğumuzun farkında olmamız lazım. HDP bir siyasi parti midir? Siyasi parti ise, siyasi parti gibi davranacak. Terör örgütünü sözcüsü ise ve Türkiye’yi bir şekilde bir takım oyunların içine düşürecek piyon ise o zaman ona göre muamele görür” ifadelerini kullandı.

    “KİMLER ADINA KONUŞUYORLARSA, GİTSİNLER ONLARLA MASAYA OTURSUNLAR”

    2011 seçimleri sonrasında da benzer bir dönem yaşandığını hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;

    “2011 seçimleri sonrasında da bunları yaşadık. Ülke yeni bir anayasa hazırlığındayken ne yaptı bu PKK, Silvan saldırısı ile terörü başlattı. HDP sessiz kaldı. Yine özerklik tartışması başlattılar. Her seçim sonrasında millet yeni bir ufka yönelirken bunlar terörü ve Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü tartışmaya açıyorlar. Baktılar ki bunların dışarıdaki akıl hocaları Türkiye istikrar döneminde ve bu dönemde demokratik bir anayasa yönelecek, bu zemini yok etmek için tekrar harekete geçtiler. Kimler adına konuşuyorlarsa gitsinler onlarla masaya otursunlar. Benimle masaya oturacaklarsa önce anayasal düzen içinde işlev gören ciddi ve samimi bir siyasi parti olduklarını ispat etsinler. Bu ciddiyeti gösterene kadar bizden muhatap bulamazlar”

  • Selçuk Özdağ İsterse, Tapuyu Verecek

    Manisa’nın Kula ilçesindeki hayırsever işadamı İbrahim Köseoğlu, yıllardır yapılmak istenen ancak bir türlü yapılamayan Kula Devlet Hastanesinin yeni hizmet binası için İzmir-Ankara D-300 Karayolu üzerindeki 25 dönümlük arazisini bağışlayacağını açıkladı. Köseoğlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’ın istemesi halinde tapuyu teslim edeceğini ve söz verildiği gibi hastanenin bir yıl içinde tamamlanmasını istedi.

    İşadamı İbrahim Köseoğlu yaptığı açıklamada, “Kula’da ihtiyaç olduğunu hissettiğim ve yıllardır yapılmak istenirken arsa bulunamayan, arsa bulunsa da pürüzler çıkmasından dolayı yapılamayan Kula Devlet Hastanesinin yapılması için, asfalta sıfır olan 25 dönüm arsamı Sağlık Bakanlığına bağışlamaya hazırım.” dedi.

    SÖZ VERDİĞİ GİBİ 1 YIL İÇERİSİNDE YENİ DEVLET HASTANESİNİ YAPSIN

    Köseoğlu, “Yıllardır Milletvekilleri Kula’ya gelerek ’Kula Devlet Hastanesini yapacağız’ şeklindeki açıklamalarda bulundular ve hala daha bu hastanenin yapılamaması beni çok üzdü. Bir dönem Kavacık rampasında yer bulundu, bakanlıktan onay alınamadı. Daha sonra TEKEL binalarının arkasında dere kenarında bir bölgenin Kula Belediye Başkanlığınca tapularının hazırlanarak bakanlığa sunulduğunu öğrendim. Fakat buradaki istimlak edilmek istenen arsaların sahipleriyle de mahkemelik olunduğu ortaya çıktı. 1 Kasım 2015 seçimleri öncesi Kula’ya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, ’Kula Belediyesi tapuları versin Hastaneyi bir yılda bitireyim’ demişti. Kula’da yapılacak olan hastane için hemen 25 dönümlük İzmir-Ankara D-300 karayolunda asfalta sıfır tapulu arazimi sayın Genel Başkan Yardımcım Özdağ isterse vermeye hazırım. Sayın Özdağ’a tapuyu teslim edeyim söz verdiği gibi 1 yıl içerisinde yeni devlet hastanesini yapsın.” diye konuştu.