Etiket: İstemiş

  • Kayıp polis göreve çıkmadan eşinden helallik istemiş

    Trabzon’un Maçka ilçesinde 10 gün önce polis aracının dereye devrilmesi sonucu akıntıya kapılarak kaybolan polis memuru Mehmet Ayan’ın göreve çıkmadan eşi Hacer Ayan’dan helallik istediği öğrenildi.

    Trabzon’un Maçka ilçesindeki Çatak mevkiinde 10 gün önce görevi sırasında içerisinde bulundukları aracın dereye uçması sonucu dere sularında kaybolan polis memuru Mehmet Ayan’ı arama çalışmaları sürüyor. AFAD, UMKE, Sahil Güvenlik ve çeşitli kurumlardan 450 kişilik arama kurtarma ekibi, kazanın olduğu alandan sahile kadar olan 25 km’lik bir alanda havadan ve karadan çalışmalarına devam ederken, Ayan’ın göreve çıkmadan eşinden helallik istediği öğrenildi. Mehmet Ayan’ın akrabası Hasan Aslan, bir umutla Ayan’ın bulunmasını beklediklerini belirterek Mehmet Ayan’ın normalde masa başı görev yaptığını ancak kaybolduğu gece ısrarla göreve çıkmak istediğini öğrendiklerini söyledi.

    “Bir umut bekliyoruz”

    Aslan, “Çalışmalar devam ediyor ama henüz bir netice alınamadı. Allah razı olsun tüm Türkiye burada ancak halen bulunamadı. Bir umut bekliyoruz. Kaza yapıp derede kaybolduğu gece eşiyle bir görüşmesi olmuş. Eşine ‘hakkını helal et, fazla yaşayamam’ demiş. Bunu göreve gideceği gece söylemiş. Normalde göreve çıkmıyordu. O gece ısrar ederek arkadaşlarına göreve gitmek istediğini söylemiş. Acımız büyük bekliyoruz. Cenabı Allah’tan bir umut bekliyoruz. Yapılmayan bir şey kalmadı. Bütün ekipler çalışıyor ama mesafe uzun. Çok engebeli yerler var. Kayaların altına fileler kuruldu, sahil taranıyor. Helikopterde havadan çalışmalarını sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan, 22 Mart tarihinde saat 01.45 sıralarında meydana gelen olayda, Trabzon Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli 3 polis memuru görevlerini ifa ederken, polis otosu kontrolden çıkması sonucu Çatak Köprüsü üzerinden dereye uçmuştu. Kazada Trabzon nüfusuna kayıtlı 27 yaşındaki Yusuf Çavdar şehit olurken, İzzet Kazaz hafif yaralı olarak kurtuldu. Polis memuru Mehmet Ayan ise derede kayboldu.

  • Sıkışan PKK’lı teröristler yardım istemiş

    Bir süredir Muğla Seydikemer bölgesinde oldukları belirlenen ve güvenlik güçleri tarafından yakalanması için takip edilen teröristlerin yakalanacağını anlayınca yardım istedikleri öğrenildi. Bölgede bulunan 4 PKK’lı terörist kendilerine yardıma gelen diğer teröristlerle birlikte yakalandı.

    Edinilen bilgiye göre; jandarma ve polis ekiplerinin peşlerinde olduğunu fark eden PKK Terör örgütü üyesi 4 terörist yakalanacaklarını anlayınca örgütten yardım istedi. Bunun üzerine sıkıştırılan teröristleri kurtarması için bölgeye araçlı 3 terörist gönderildi. Polis ve jandarma ekipleri sabaha karşı bölgeye 2 araç ile 3 teröristin daha giriş yaptığını belirleyince özel operasyon düzenlendi. Ormanlık alanda gizlendikleri yerden sıkışmış durumdaki 4 teröristi alan 7 kişiden oluşan PKK’lı teröristleri takibe alan polis ve jandarma ekipleri Muğla-Antalya il sınırına yakın Kumluova-Karadere Kavşağın’nda teröristleri taşıyan 2 otomobili durdurup araçtaki teröristleri gözaltına aldı. Oldukça başarılı geçen operasyonda teröristler canlı bomba olma ihtimaline karşı üzerileri tamamen soyulup kelepçelenerek jandarma karakoluna götürüldü.

    Burada ilk sorguları tamamlanan PKKlı 7 teröristin daha sonra Muğla’ya götürüldüğü öğrenildi. Terösitlerin sorgusuna Muğla’da devam edileceği öğrenildi.

  • F16 pilotları yazılı emir istemiş

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’te konakladığı otele saldıran 3 helikopterin düşürülmesi için Korgeneral Yılmaz Özkaya’nın Dalaman’da bulunan 2 adet F16 pilotuna emir verdiği ancak pilotların yazılı emir isteyerek kalkış yapmadıkları ortaya çıktı.

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilgili 43’ü tutuklu 47 sanığın yargılanmasına Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Otel saldırısında Skorsky helikopterin ikinci pilotu olan eski Yarbay Davut Uçum, esasa ilişkin savunmasına ikinci gün de devam etti. Davut Uçum, “İfadelerde ve tutanaklarda her şey var. Korgeneral Yılmaz Özkaya, Dalaman Askeri Havaalanı’nda bulunan 2 F16 pilotuna saat 04.30’da havadaki helikopterlerin düşürülmesi için emir veriyor. Ancak F16 pilotları Özkaya’dan yazılı emir istiyor. Bunun üzerine Korgeneral Yılmaz Özkaya uçak hangarına giderek pilotlara tekrar havadaki helikopteri düşürün diye ikinci bir emir vermiş. Pilotlar tekrar yazılı emir istemiş. Yılmaz Özkaya bu defa Eskişehir 1’inci Birleşik Hava Harekat Merkezi (BHHM) ile temasa geçmiş. Eskişehir 1’inci B.H.H.M’den gelen emirle 2 adet F16 savaş uçağı saat 05.30’da havalanmış. F16 savaş uçaklarının tek hedefi içinde bulunduğumuz helikopterleri düşürmekti” dedi.

    “İzinli generalin Dalaman’da ne işi var?”

    “İzinde olan Korgeneral Yılmaz Özkaya’nın o gece Dalaman’da ne işi olduğunu anlamak mümkün değil” diyen Uçum, savunmasına şu şekilde devam etti: “Cumhurbaşkanı o gece alınsaydı belki o generaller uçakla Cumhurbaşkanını başka bir yere götüreceklerdi. Plan bozulunca bizi öldürmeye çalıştılar. Bazı generaller rüzgara göre yön değiştirmiş.”

    Helikoptere ateş eden kişinin Şükrü Seymen olmadığını söyleyen Davut Uçum, ifadesini şu sözlerle tamamladı: “O gece helikopterin sağ tarafında oturuyordum. Oteller bölgesinde yüzlerce mermi helikoptere isabet etti. Tim ve polisler 100 metre aşağımızdaydı. Gece görüş gözlüğüyle her şeyi gördüm. Yağmur gibi mermi yağıyordu. Ben ilk ifademde ‘Şükrü Seymen ateş etti’ dedim. Ama şimdi anlıyorum ki Şükrü Seymen ateş etmemiş. Balistik raporun yeniden yapılmasını istiyorum. Bu balistik inceleme Avrupa’da yapılsın ve tüm masraflarını ben çekeceğim. Eğer Şükrü Seymen’in helikoptere ateş ettiği ispatlanır ise darbeyi, suikastı ve FETÖ’cülüğü kabul edeceğim. Ben askeri mahkemede yargılansaydım, bugün tutuklu olmazdım. Bu salonda sadece 3-4 kişi olurdu.”

  • FETÖ maaş kartını aldığı öğretmeni zorla evlendirmek istemiş

    Adana’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan öğretmenlerden 14’ü daha adliyeye sevk edildi. Şüpheliler arasından itirafçı olan bir kadın öğretmenin, kendisinin bekar olması nedeniyle cemaatçi birisiyle evlendirilmek istendiğini, bunu kabul etmediğini, en son işten ayrılırken kalan parasını istediğinde Zaman gazetesi aboneliği ve kurban bağışı yapıldığını öğrendiğini söyledi.

    Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından FETÖ/PDY’nin öğretmenlerine yönelik 31 Ocak günü Adana, İstanbul, İzmir, Konya, Nevşehir, Kayseri, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eş zamanlı olarak şafak vakti operasyon düzelendi.

    Operasyonda 20 öğretmen gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğretmenler sağlık kontrolünün ardından sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Zanlılardan 6’sı sorgulandıktan sonra adliyeye sevk edildi. 15 öğretmen ise bugün sorgularının ardından adliyeye sevk edildi. 20 öğretmenden 15’inin Bylock kullandığı belirlendi.

    Sorguya alınan kadın öğretmenlerden biri etkin pişmanlık yasasından faydalanmak için itirafçı olacağını bildirdi.

    Maaş kartını dershane muhasebecisi almış

    Öğretmenin, kendisinin okulu bıraktıktan sonra cemaate bağlı bir dershanede çalışmaya başladığını, aylık 800 liraya anlaştığını, maaş hesabına ait hesap kartının dershanenin muhasebecisinde olduğunu, maaşlarına 1000 lira ve üzeri yattığı ancak parayı muhasebecinin çektiği ve kendilerine hiçbir zaman bu paranın verilmediğini, aylık ortalama 200-300 lira ödendiği paranın geri kalanını sorduklarında ’diğer aylarda ödeşiriz” denildiğini anlattığı öğrenildi.

    Cemaatçi biriyle evlendirilmek istenmiş

    Kendisinin bekar olması nedeniyle cemaatçi birisiyle evlendirilmek istendiğini, bunu kabul etmediğini en son işten ayrılırken kalan parasını istediğinde kendisinin bilgisi dışında Zaman gazetesi aboneliği ve kurban bağışı yapıldığı, bu durumdan dolayı da borçlu çıkarıldığını ifade eden öğretmenin, dershanede öğretmenlik yaptığı sürece kendilerine sürekli Zaman gazetesi abonesi bulmalarını, aylık üç tane bulamayanın maaşlarından kesileceği veya bağış toplamaları yönünde baskı olduğunu, Bylock programını da dershaneye getirtilen tanımadıkları birisi tarafından zorla yükletildiğini bu cemaatin kirli yüzünü görünce de cemaatten ayrıldığını söylediği öğrenildi.

    Bylock’u ilk kez duymuşlar

    Öğretmenin ifadesinde cep telefonunda Bylock olduğunu kabul ederek, “Dershanede öğretmenlik yaparken bir öğretmen arkadaş geldi. ’Birazdan bir öğretmen arkadaş gelecek cep telefonlarınıza bir program yükleyecek bundan sonra bunun üzerinden görüşmeler yapılacak’ dedi. Daha sonra o öğretmen geldi isminin daha sonra Bylock olduğunu öğrendiğim programı kurdu” dediği öğrenildi.

    Öğretmenin ayrıca program kurulduktan sonra sürekli görüşmeler yapıldığını söyleyerek, “Program kurulduktan sonra abiler buradan himmet almamızı, gazete ve dergilere abonelik yapmamızı, kurban bağışı almamızı istedi. Her hafta bizden bunların raporunu istediler. Himmet, abonelik ve kurban için bize baskı yaptılar. Biz de bu programdan abilere rapor verdik” dediği belirtildi.

    Diğer öğretmenler ise cep telefonlarından Bylock çıkmasına rağmen programı ilk kez duyduklarını söyleyerek, kendi telefonlarından çıkan Bylock programlarını kimin yüklediğini, telefona nasıl geldiğini bilmediklerini söyledikleri öğrenildi.

  • Bombalı aracı, Tır şoförü sıkıştırıp durdurmak istemiş

    Elazığ İl Emniyet Müdürlüğüne bomba yüklü araçla yapılan saldırıda o anda orada geçmekte olan ve daha büyük bir faciayı önleyen Tır şoförü yaşadıklarını anlattı.

    Elazığ’da PKK’lı teröristler tarafından 18 Ağustos’da İl Emniyet Müdürlüğüne bomba yüklü araçla saldırı düzenlenmiş, 3 polis şehit olmuş, aralarında sivillerin de bulunduğu 217 kişi yaralanmıştı. Patlama sırasında bombalı aracın arkasında kalan 34 yaşındaki Abdulbasit Özdemir idaresindeki Tır, bit çok sivilin hayatını kaybetmesini önlemiş, kendisi ise ağır yaralanmıştı.

    Yaşam savaşını kazandı

    Fırat Üniversitesi Hastanesi yoğun bakım ünitesi bir haftadır tedavi gören Özdemir, yaşam savaşını kazandı. Yoğun bakımdan çıkan Özdemir, devam eden tedavisi için Yanık ünitesine alındı.

    Kendisini iyi hisseden 2 çocuk babası Özdemir, o gün yaşananları anlattı.

    Hatay’dan yüklediği yaklaşık 50 tonluk demiri Bingöl’e götürdüğünü dile getiren Özdemir, normal zamanlarda başka güzergah kullandığını fakat o gün Allah’ın takdiri ile şehir merkezine girdiğini söyledi.

    Elazığ’da TIR şoförlüğü ile geçimini sağladığını belirten Abdulbasit Özdemir, “O gün Hatay’dan geliyordum. Demir yüklemiştim. Herkesin belli yerleri var. Bazıları merkeze boşalttı. Benim yerim de Bingöl’dü. Ben de sabah erkenden Bingöl’e gidecektim. Sabah erkenden şehir merkezinden geçtim. Yani o da Allah’ın takdiri” dedi.

    Yol vermemek için sıkıştırdım

    Normalde başka yerden gitmesi gerekirken oradan geçtiğini ifade eden Özdemir, “Alt geçidin oraya geldiğimizde hafiften arabayı yavaşlattık ki ışığın yeşil yanmasını beklemek istemiyorum. Çünkü saat 09.30 sıralarıydı. O bölge çok aşırı derecede yoğun oluyor. Beklemekte sıkıntı oluyordu. Yeşilin yanmasıyla karşıdan bir minibüsün çok sert geldiğini gördüm. Gelmesiyle yaya yoluna girdi. Yaya yolundan yukarıya çıktı, tekrar döndü ve bizim istikametimize, Elazığ’a doğru döndü. Selektör ederek tekrar yola girmeye çalıştı. Birden öyle olunca şoka girdik hepimiz. Tabii ben de bu ne yapıyor dedim.Önündeki taksi yol verdi o yola düştü. Ben de ona yol vermemek için sıkıştırmak istedim. Bomba yüklü olduğunu bilmiyorum sadece onun o yaptığı, hareketi niçin öyle yapmaya çalıştığını anlamaya çalıştım. Benim önüme girip kırmaya çalışıyor. Ne yapmaya çalışıyor anlamıyordum bir türlü. Ben de sıkıştırmaya karar verdim. Dedim ne olursa olsun sıkıştıracağım, durduracağım dedim. Oradaki yer ile kendi arama sıkıştırmamla birlikte gerisini hiç hatırlamıyorum, sonra bombayı patlatmış. Zaten 7 gün sonra uyandığımda bombanın patladığını söylediler. Ben bombanın patladığını hatırlamıyorum” diye konuştu.

    “50 tonluk demir, set görevi gördü”

    Elazığ’ın büyük bir faciayı atlattığını dile getiren Özdemir, “”Eğer o gün benim araba orada olmasaydı belki katliam olacaktı. Çünkü, 17 metrelik arabanın onu engellediğini düşünüyorum. Aracımın iki kapağının kırıldığını farkettim başka hiçbir şey yok. Taşıdığım demir de yaklaşık 50 ton ağırlıktaydı. Ondan dolayıda set görevi gördü” şeklinde konuştu.

    “Allah ağabeyimi, zalimin oyununu bozmak için gönderdi”

    Patlama esnasında ağabeyinin orada olmasının takdiri ilahi olduğunu anlatan Adem Özdemir ise “Ağabeyim iyi ki de oradaymış. Gerçekten büyük bir facia atlatıldı. Sonradan farkına vardık bunun. O zaman olayın bilincinde değildik. Allah onu oraya belki de büyük bir faciayı önlemek için getirdi. Allah’a şükürler olsun ki daha büyük bir facia olamadı. Allah onu oraya ecel için değil, orada zalimin oyununu bozmak için gönderdiğini o günden beri söylüyorum. Şükürler olsun ki büyük bir facia olmadı” diye ifade etti.