Etiket: İstemi

  • Suikast timine 6’şar kez ağırlaştırılmış müebbet istemi

    Muğla’nın Marmaris ilçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast girişiminde bulunan darbeciler ile ilgili Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 211 sayfalık iddianamenin 60 sayfası FETÖ’nün tanımına ayrıldı.

    Muğla Cumhuriyet Başsavcısı Necip Topuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast girişiminde bulunan darbeciler ile ilgili dava hakkında yaptığı açıklamada, 44’ü tutuklu toplam 47 şüphelinin yargılanacağı duruşmanın Muğla’da yapılacağını belirtti. Başsavcı Topuz, “İddianameyi 15 Kasım’da hazırladık. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi bugün kabul etti. Duruşma Muğla’da yapılacak. Ayrıntıları zaten Cumhuriyet Başsavcılığının internet sitesinde verdik. Toplam 47 sanık var. Bunlardan 3’ü firarda. 44 sanık tutuklu. Firari sanıklardan birisi zaten FETÖ elebaşısı. Duruşma tarihi henüz net değil. Mahkemeden bize bu konuda bir bilgi gelmedi. Geldiğinde kamuoyu ile paylaşacağız. Sanıklarla ilgili Cumhurbaşkanına suikast, Anayasayı ihlal yani darbe girişimi, Meclisi ortadan kaldırmaya teşebbüs, hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs. İki şehidimiz var, bunlarla ilgili kamu görevlisini öldürme suçlarından 6 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istiyoruz. Bunların dışında sanıkların Marmaris’te gerçekleştirdikleri birçok eylem var. Polislerle çatıştılar, adam öldürmeye teşebbüs, kamu malına zarar verme gibi çok sayıda suç var. Bunların hepsini iddianamede yazdık” dedi.

    44’ü tutuklu toplam 47 sanığın duruşması Muğla Ticaret ve Sanayi Odası salonunda yapılacak. Salonun duruşma tarihinin belirlenmesinin ardından duruşmaya hazır hale getirilmesi bekleniyor.

    (BT-İK-CC-Y)

  • Ethem Sarısülük davasında sanığa 10 ay hapis istemi

    Ankara’da Gezi eylemleri sırasında Ethem Sarısülük’ün öldürülmesi ile ilgili polis memuru Ahmet Şahbaz’ın yargılanmasına Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanık Şahbaz hakkında meşru müdafaa sınırını aştığı için 10 ay hapis cezası istedi.

    Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nde sabah saatlerinde başlayan davanın bugünkü duruşmasına Ethem Sarısülük’ün annesi, kardeşleri ve taraf avukatları katıldı. Tutuksuz yargılanan sanık polis memuru Ahmet Şahbaz ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Şahbaz, savunmasında tabancayı parkta yere düşürüldüğünde grubun üzerine atlama ihtimali üzerine kılıfından çıkardığını belirterek, “Benim parkın içinden yürüyüp çıktığımı söylüyorlar. Böyle bir şey söz konusu değil. Ben tekme atılmak suretiyle dışarı sürülmüştüm. Silahı çektiğim andan bahsediyorlar. Ben parkın içinde düşürüldüğümde o gösterici hamle yapmak istedi, ben tekme atmak suretiyle kendimden uzaklaştırdım. Onu kendimden uzaklaştırdığım anda Ethem’in de içinde bulunduğu grubu fark ettim. Öncesinde gruptan haberim yoktu. Silahı da çekme amacım parkta yere düşürüldüğümde parkın içindeki grubun üzerime atlama ihtimalini düşünüp çıkarttım ben silahımı kılıfından. Mermiyi zaten sürmemiştim. Mermiyi ilk o kaskıma taş çarptığında sürdüm” dedi.

    Göstericilerin kaldırım taşlarını ikiye bölüp attıklarını ileri süren Şahbaz, “TÜBİTAK’tan gelen raporda ’atılan taşların polise ulaşana kadar hızı kamera kayıt hızını aşmış’ diye ifade geçiyor. Saldırının şiddeti gayet ortada. Kaldırım taşlarını ikiye bölmüşler atıyorlar. Aradaki mesafe 4 metre. 40 kişi olmasın, 10 kişi olsun veya 5 kişi olsun istersen. 5 kişi, bir insanı 4 metre mesafeden taşlamak suretiyle yaralamak mümkün. Eylemci grup döndü gidiyordu deniliyor. Eğer dönüp gidiyorlarsa bu taşları bana kim attı efendim. Eş zamanlı taşlar atılıyordu bana. Benim amacım uyarı atışı yapmaktı, bunu gördüler ama taşlamaya devam ettiler. Ben bir ağaç kütüğü değilim, kaldırım taşları bana atıldığında bana işlemesin. Ben orada Allah’tan yere düşmedim” diye konuştu.

    Cumhuriyet Savcısı Halil Çığlı, “Şimdiye kadar vicdanımın hayır dediği hiçbir mütalaaya imza atmadım. Nasıl bir savcı mütalaa veriyor bilinsin istedim’’ diyerek mütalaasını okumaya başladı. Savcı mütalaasında, Ankara Adli Tıp raporu, vurulma anına ilişkin görüntüler, polisin geri çekilmede yaşadığı zorluk, maktulün 5 kez taş atarkenki görüntüsü, olay esnasında sanığın vücudunun çeşitli yerlerindeki yaralanma raporlarının incelendiğini belirtti. Mütalaada göstericilerin taş, demir ve bilyeleri atarak sanık Ahmet Şahbaz’a saldırdığı anlatıldı. Sanık Şahbaz’ın meşru müdafaada bulunduğu ve bu sınırı aştığı için 10 ay hapis cezasının istendiği mütalaada, “Sanık Ahmet Şahbaz’ın hızlı geri çekilemediği, elindeki kalkanın düştüğü, üzerine gelen göstericiyi uzaklaştırdığı, göstericiler tarafından taşlandığı sırada sanık tabancayı havaya doğru doğrulttuğu sırada göstericilerin ellerinde atmak için büyük taşlar bulunduğu, bu sırada sanığa 10’dan fazla taş isabet ettiği, Ethem Sarısülük’ün attığı taşın da sanığın kaskına isabet ettiği, polis direnişle karşılaştığında silah kullanma yetkisinin de olduğu, geri çekilmekte olan sanığın meşru savunma şartları içerisinde olduğu, Ahmet Şahbaz’ın tek başına kaldığı, 40 kişilik grubun içerisinde meşru savunma hakları çerçevesinde ateş ettiği, doğrudan ve kastın bulunmadığı, hedef almaksızın ateş ettiği, silahın namlusunu önce yere, ardından havaya doğrultması göstericilere karşı ateş etmediği, ne olursa olsun, ölürse ölsün düşüncesiyle ateş etmesinin söz konusu olmadığı, sanığın öldürme kastıyla hareket etmediği, meşru savunma hakları çerçevesinde geri geri çekildiği sırada gerçekleştiği, sanığın ilk atışlarını havaya doğru yapması, 3’üncü atışı sıçrarken bu sırada taşların isabet etmesi, yaralanması, sanığın göstericiler arasında kalması çerçevesinde bilinçli taksirin de söz konusu olmadığı göz önünde bulundurularak meşru müdafaa sınırını aşmak suretiyle taksirle ölüme neden olması suçundan cezalandırılmasını talep ve mütalaa ederim” dedi.

    Mütalaanın ardından mahkeme heyeti duruşmayı 19 Aralık 2016 tarihine erteledi.

    (YC-FM-CC-Y)

  • FETÖ’den 84 şüpheli hakkında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemi

    Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aralarında örgütün elebaşı Fetullah Gülen’in de bulunduğu 84 şüpheli hakkında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle açılan davanın iddianamesi tamamlandı.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY’ye finans desteği sağladığı iddia edilen şüphelilere yönelik sürdürülen soruşturmada sona gelindi. Hazırlanan 200 sayfalık iddianamede örgütün elebaşı Fetullah Gülen’in de aralarında bulunduğu iş adamları, resmi kurumlarda çalışanları, iş adamları ve dernek yöneticilerine yönelik dava açıldı. Firar eden 14 şüpheli, 69’u tutuklu ve 1’i adli kontrolle salıverilen 84 şüpheli hakkında hazırlanılan iddianame Zonguldak Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    “Terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet”, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Dini inanç ve duygularının istismarı suretiyle dolandırıcılık”, “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçlarından ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istenilen şüpheliler hakkındaki iddianamede Fetullah Gülen’in vaazlarına da dikkat çekildi. Örgütün asıl amacının devletin bütün anayasal kurumlarını, mülki ve idari yapısını, güvenlik birimlerini ele geçirmek, uluslararası düzeyde büyük bir güç haline gelmek olduğu da iddianamedeki detaylar da dikkat çekti.

    Elebaşı Gülen’in “Firavunlar çağını yaşıyoruz. Böyle bir dönemde tam özünüzü bulacağınız kıvama ereceğiniz ana kadar, dünyayı sırtınıza alıp taşıyabileceğiniz güce ulaşacağınız ana kadar. O kuvveti temsil edecek şeyler elinizde olacağına kadar, Türkiye’deki devlet yapısına göre bütün anayasal mertebelerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır. Her adım 20 günü doldurmadan yumurtayı kırma gibi bir şeydir. Civcivleri fırtınaya doluya terk etmek gibi bir şeydir” şeklindeki sözleri de delil olarak iddianamedeki yerini aldı.

    “Kendine özgü ceza ve ödül sistemi bulunan profesyonel bir örgütlenme”

    Örgütün en önemli hedefinin yasal ve yasa dışı dinleme, izleme, raporlarla elde ettiği bilgileri tehdit-şantaj olarak kullanmak olduğu iddianamede, örgütün kendine özgü ceza ve ödül sistemi bulunan profesyonel bir örgütlenme olduğuna dikkat çekildi. Gizliliğin esas alındığı, faaliyet alanları ve sorumlulukların da önceden tespit edildiği FETÖ’ye ilişkin şu tespitlere yer verildi:

    “Örgütün en önemli hedefinin yasal veya yasa dışı dinleme, izleme, raporlarla elde ettiği bilgileri, tehdit-şantaj olarak kullanmak ve Türkiye’de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük, etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmaktadır. Örgütün ideolojisinin Türkiye’de devletin bütün anayasal kurumları, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve yetkili bir güç haline gelmek olduğu anlaşılmıştır. Yapı/teşekkülün; belirlenen amaçlar etrafında insan sayısı olarak üçten fazla kişinin bir araya geldiği, hiyer-arşik görev dağılımının yapıldığı, gizliliğin esas alındığı, iş bölümünün, faaliyet alanlarının, sorumluluklarının önceden tespit edildiği, eleman ve finansal kaynak temini ile üyelerinin eğitiminin ne şekilde yapılacağı gibi hususların açıkça ortaya konulduğu, kod isim ve yemin uygulaması olan, kendine özgü ceza ve ödül sistemi bulunan profesyonel bir örgütlenme olduğu anlaşılmıştır.”

    “Gazete ve dergilere abone bulmak suretiyle örgütün propagandasını yapmak”

    Haklarında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istenen sanıkların, terör örgütü üyeleriyle birlikte hareket edip onlara destek verdikleri, gazete ve dergilere abone bulmak suretiyle örgütün propagandasının yapıldığına dikkat çekilerek şöyle denildi:

    “Sanıkların, fikir ve eylem birliği içinde darbeye teşebbüs eden terör örgütü üyeleriyle birlikte hareket edip onlara destek verdikleri… Hükumetin seçimleri kaybetmesi amacıyla diğer partilerde müşahitlik görevleri aldıkları ve bu şekilde seçimlerde görev yaptıkları anlaşılmıştır. Bu şekilde anayasal düzeni değiştirmeye ve hükumeti yıkmaya teşebbüs ettikleri kanaatinevarılmıştır. Şüphelilerin ortakları oldukları veya çalıştıkları özel eğitim kurumları ya da kendi şirketleri aracılığıyla, ayrıca düzenledikleri sohbet toplantıları ile terör örgütüne sempatizan ve üye kazandırdıkları anlaşılmıştır. Toplantılarda örgüte finansman sağlamak için himmet, kurban parası, öğrenci bursu gibi faaliyetlerle nakdi yardımlar topladıkları, ayrıca örgüte ait gazete ve dergilere abone bularak örgütün propagandasını yaptıkları ve geniş kitlelere yayılmasını sağlayarak örgüte yeni katılımları artırdıkları anlaşılmıştır.”

  • Tuba Korkmaz olayında ağırlaştırılmış müebbet istemi

    Eskişehir’de, dizi oyuncusu Şeyma Korkmaz ’ın ablası olan Tuba Korkmaz’ı bıçakla yaralayan eski sevgilinin ağrılaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

    Eskişehir’in Vişnelik Mahallesi Park Sokak’ta, 17 Haziran Cuma sabahı işe gitmek üzere servis bekleyen Tuba Korkmaz, iki ay önce ayrıldığı eski erkek arkadaşı Fatih S. tarafından saldırıya uğramıştı. Dört kez bıçaklanan Tuba Korkmaz’ı, doktor olan bir mahalle sakini görerek ilk müdahaleyi yapmış, genç kadın Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’ne (ESOGÜ) kaldırılmıştı. Olayın ardından adliyeye sevk edilen Fatih S.’ye, Tuba Korkmaz’ın ablası dizi oyuncusu Şeyma Korkmaz ile babası tepki göstermişti.

    Olayla ilgili Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması yapıldı. Duruşmaya Tuba Korkmaz, tutuklu sanık Fatih S. ile avukatlar ve yakınları katıldı. Sanık Fatih S’in ‘tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan yargılandığı davanın ikinci duruşmasında tanıklar dinlendi. Tanıkların dinlenmesinin ardından savcı mütalaa verdi. Tuba Korkmaz’ı ağır yaralayan Fatih S.’in ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını isteyen savcı, olayın teşebbüs aşamasında kalmasından dolayı 13 yıldan 20 yıla kadar cezalandırılmasını talep etti.

    Mahkeme heyeti avukatların mütalaaya karşı yazılı savunma yapmaları için duruşmayı 21 Ekim 2016 tarihine erteledi.

    Duruşma sonrasında konuşan Tuba Korkmaz, “Adalete güveniyorum. İnşallah hak yerini bulacak” dedi. Korkmaz’ın avukatı Meltem Banko ise, davada haklı olduklarını ifade ederek, “Her davada olduğu gibi haksız tahrik indirimlerinden faydalanmak üzere ortaya asılsız iftiralarda atıldı. Sayın mahkeme bunların bir kurgu olduğunu anlayacaktır. Kararında esasa bunları yansıtmayacaktır. Biz bu noktada emsal bir dava olmasını talep ediyoruz. Kısa yargılamada emsal olacağının en büyük göstergelerinin biri. Mahkeme çok uzatmadan inşallah haftaya kararını verecek” diye konuştu.

    Tuba Korkmaz’ın bir diğer avukat Merve Türkmen Kaplan ise, Tuba Korkmaz davasının kendileri için bir simge olduğunu belirterek, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Vahşice, tasarlayarak bir kişinin canına kast edilmiştir. Bu davadaki haksız tahrik ve yasada ki bazı açıklıklar kullanılmak suretiyle bir takım indirimleri uygulatmaya çalışılmaktadır. Türk adaletine güveniyoruz. Türkiye’de kadın olayları bir insanlık suçudur. Kadınlara şiddete yönelik bir takım köklü değişiklikler yapılmalı. Hakimlerin takdir yetkisi kısıtlı tutulmalıdır. Bu tür suçlarda hiçbir şekilde indirime gidilmemesi gerekiyor. Şu süreçte çok fazla konuşmak istemiyoruz. Sayın savcı mütalaasını verdi.”

    Konuşmaların ardından Tuba Korkmaz ve avukatlar adliyeden ayrıldı.

  • Üç kişiyi öldüren sanığa üç kez müebbet hapis istemi

    Zonguldak’ta geçen Mart ayında meydana gelen olayda, dini nikahlı eşi Safiye Geyik’i, arkadaşı Burak Demirtürk’ü ve arkadaşının annesi Hilmiye Demirtürk’ü silahla öldüren Hasan K., hakim karşısına çıktı.

    Zonguldak Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Hasan K.’nin yanı sıra müşteki sıfatıyla Burak Demirtürk’ün kız kardeşi ve taraf avukatları katıldı. “Taammüden Tasarlayarak Adam Öldürme” suçlarından üç kez müebbet hapis cezası talep edilen, “Ruhsatsız Silah Bulundurma”, “Silahla Tehdit” suçlarıyla cezalandırılması talep edilen tutuklu sanık Hasan K., mahkemeye yazılı savunma verdi. Hasan K., Burak ile dini nikahlı eşi olduğunu söylediği Safiye Geyik arasında ilişki olduğundan şüphelendiğini söyledi.

    Olay günü hayatını kaybeden Safiye Geyik ile dini nikah kıydıklarını ve resmi nikah için de belediyeye başvurduklarını ifade eden tutuklu sanık Hasan K., şöyle dedi:

    “Burak benim çocukluk arkadaşımdır. Safiye ise benim dini nikahlı eşimdir. Hatta dini nikahımız kıyıldığında maktule Hilmiye de şahitlik yapmıştı. Evlenmek için belediyeye başvurumuz da vardı. Ancak Safiye eşinden yeni boşandığı için evlenemiyorduk. Burak benim Safiye’yi çok sevdiğimi biliyordu. Safiye ile her ailede olduğu gibi ufak tefek anlaşmazlıklarımız oluyordu. Ancak ben ona değer veriyordum. Onunla evlenmek istiyordum. Burak da bunu biliyordu. Ancak Burak’ın daha sonra internet üzerinden bana oyunlar oynadığından şüphelendim. Sık sık kendi evlerinde kalmam için ısrar ediyorlardı. Ancak ne zaman onlarda kalsam uykum geliyordu. Uyandığımda ise Burak ve annesi Hilmiye başımda bekliyordu. Telefonumu da Burak’ın elinde görüyordum. Zaman zaman Burak’ın evinde alkol alıyorduk. Burak benim fotoğraf ve videolarımı çekiyordu. Safiye’ye gönderiyormuş. Safiye ise benim ne yaptığımı her zaman biliyordu.”

    Safiye Geyik ile evlenmek için otomobil kiralayarak Bursa’ya gittiğini söyleyen Hasan K., olay gününü şöyle anlattı:

    “Son olarak Safiye’yi almaya gittiğimde Burak’ın da haberi vardı. Safiye Bursa’da evlenmek istiyordu, ben ise Zonguldak’ta evlenmek istiyordum. Zonguldak’a geldiğimizde bekar evi soğuktu. Burak’ın evine gitmiştik. O gün Safiye de bana Burak’ın kendisine gizli mesajlar attığını söyledi. Ben de bekar evinde bulunan silahımı alarak Safiye ile Burak ve annesinin oturduğu eve geldim. Burak’a Safiye’ye gizli mesajlar atıp atmadığını sordum. O da öyle bir şeyin olmadığını söyledi. Daha sonra tartışma çıktı. Silahımı çıkartıp havaya tutmuştum. Elimden silahı almaya çalışıyorlardı. Silah patladı.”

    Duruşma, ileri bir tarihe ertelendi.

    Olay

    Geçen Mart ayında meydana gelen olayda iddialara göre Hasan K., dini nikahlı olduğu iddia edilen Safiye Geyik, arkadaşı Burak Demirtürk ve Burak Demirtürk’ün annesi Hilmiye Demirtürk’ü Çınartepe Mahallesi’ndeki bir evde ateş ederek öldürmüş, olaydan bir gün sonra polise teslim olmuş ve tutuklanıp cezaevine gönderilmişti.