Etiket: “İsrail’in

  • İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırıda bir Filistinli şehit oldu

    İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırısında bir Filistinlinin şehit olduğu bildirildi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyinde düzenlediği hava saldırısında 30 yaşındaki Ali Algandour isimli Filistinli gencin şehit olduğu ve 6 kişinin yaralandığı belirtildi. Öte yandan İsrail ordusuna ait savaş uçakları Gazze Şeridi’ndeki farklı bölgelere saldırılar düzenlemeye devam ediyor. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nden İsrail’in sınır kentlerine birkaç saat önce 8 füze atıldığını iddia etti.

  • (Özel) El Halil’de İsrail’in baskısına direnen Filistinli kadın: Ebu Heykel

    El Halil’de, 60 yaşındaki Ebu Heykel adındaki kadın, şehrin yüzde 60’ını elinde bulunduran İsrail işgal kuvvetlerine karşı direniş örneği gösterdi.

    Ebu Heykel adındaki Filistinli kadın, Filistinlilere karşı her türlü keyfi uygulama ve güç kullanarak onları şehri terk etmeye ve El Halil’i Yahudileştirmeye çalışan İsrail işgal kuvvetlerine gösterdiği dirençle örnek oldu.

    Etrafı İsrail işgal kuvvetlerinin kontrol noktalarıyla sarılı Tel Armeyde mevkiinde yaşayan Hanna Ebu Heykel’in komşularının hemen her gün İsrail askerlerini saldırılarına uğradığı belirtildi. Ebu Heykel ve komşuları bu saldırılardan korunmak için evlerinin etrafına ve pencerelerine tel örgüler çekmek zorunda bırakıldı.

    İsrail işgal kuvvetlerinin, Filistinlilerin evlerine girmelerini engellemeye yönelik tedbirler almaya çalıştığı belirtildi. Bu maksatla burada yaşayan insanlara, kontrol noktalarından geçişlerini takip etmek için rakamlar verildiği belirtildi. Misafirlerin bu noktalardan geçişlerine izin verilmeyerek bozuk dağ yollarını kullanmaları sağlandı.

    Bir bidon benzin almak için bile İsrail işgal kuvvetlerinin izninin gerektiği belirtildi. Filistinlileri evlerine ihtiyaç maddeleri almak için işkenceli bir süreç yaşatılıyor.

    Ebu Heykel, bölgedeki bir Yahudi yerleşim derneğinin liderinin evini terk etmesi karşılığında kendisine 20 milyon dolar ve bir yabancı ülke vatandaşlığı teklif ettiğini söyledi. Ebu Heykel, Yahudi yerleşimciyi evinden kovduğunu ve ısrar etmesi halinde kendisini öldüreceğini söyledi.

    Ebu Heykel, evini vermeyi reddetmesinden sonra Yahudi yerleşimcilerin evine saldırılarının arttığını söyledi. Ebu Heykel, bir Yahudi yerleşimcinin İsrail işgal güçlerinin kontrolündeki bir evi yakarak olaydan akrabalarını sorumlu tuttuklarını söyledi.

    Ebu Heykel, bu trajedinin durdurulması için uluslararası kuruluşlara seslendi. Ebu Heykel, İsrail işgal kuvvetlerinin saldırılarının durdurulmasını, evlerine rahatça girmelerinin sağlanmasını istedi. Ebu Heykel, rahatsızlığının artması üzerine çağırdığı ambulansın evine gelmesinin bile İsrail işgal kuvvetleri tarafından engellendiğini belirterek hür dünyadan bir an önce bu işkencenin durdurulmasını istedi.

    Filistinli genç bir kadın olan Beşair Ebu Heykel ise, Yahudi yerleşimcilerin ve İsrail işgal kuvvetlerinin, bahçelerinde kardeşleri ile oynamasına bile izin vermediklerini söyledi. Beşair, bütün baskılara rağmen etrafı Yahudi yerleşimciler tarafından çevrili bir yerde yaşamaktan gurur duyduğunu söyledi. Beşair, kendilerinin burada kalmaya devam etmelerinin El Halil’de İsrail işgal kuvvetlerine karşı direniş olarak kabul edildiğini söyledi.

    Yahudi yerleşim karşıtı gençlik teşkilatından aktivist Ahmet Amr da, Tel Armida’nın işgal altındaki Batı Şeria’nın en sıcak bölgelerden biri olduğunu, İsrail işgal kuvvetlerinin burayı 1982’de kurulan Yahudi yerleşim mahalline katmak istediklerini söyledi.

    Amr, Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilerin evlerine giden yolları kestiklerini, arabalarının evlerine giriş çıkışlarını engellediklerini, Filistinlilerin bu toprakları terk etmeleri için her türlü askeri faaliyetleri arttırdıklarını söyledi.

    El Halil’in eski şehir kısmında Filistinlilere ait bin 829 dükkan kapandı. Bin 154 dükkan da dolaylı olarak kapandı. 400 Yahudi yerleşimciye korumak için bölgede bulunan 121 kontrol noktasında bin 500 İsrail askerinin bulunduğu hatırlatıldı.

  • İsrail’in Gazze sınırına düzenlediği saldırıda 3 Filistinli öldü

    İsrail askerlerinin Gazze’nin güneyinde Filistin direnişine ait gözetleme noktalarını tanklarla vurması sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybettiği öğrenildi.

    İsrail güçleri, Gazze’nin güneyinde Filistin direnişe ait 2 gözetleme noktasını tanklarla vurduğu bildirildi. Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Han Yonuis ve Rafah kentlerine düzenlenen saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti. Bakanlık açıklamada, Şaban Ebu Hater ile Muhammed Ebu Farahana’ın Han Yunus kentinde, Mahmud Keşta’nın ise Refah kentinde İsrail ordusuna ait tanklardan açılan ateşle hayatını kaybettiğini bildirdi.

    İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, İsrail ordusuna ait tankların, Gazze’den İsrail askerlerine açılan ateşe karşılık Gazze’de Hamas’a ait noktaları hedef aldığını belirtti.

    Filistinliler 17 haftadır Gazze-İsrail sınırında, geri dönüş haklarını almak için, Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü gösterileri düzenliyor. 30 Mart’tan bu yana devam eden gösterilerde 130’dan fazla kişi hayatını kaybetti. Öte yandan, Filistinlilere geri dönme hakkını tanımayan İsrail hükümeti geçtiğimiz günlerde kabul ettiği bir yasa ile kendisini tüm dünyadaki Yahudilerin temsilcisi ilan ederek, Yahudi dinine mensup herkesin İsrail’e geri dönebileceğini duyurmuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İsrail’in Kudüs’ü gasp etmesine izin vermeyeceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kudüs’ün İsrail tarafından gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Uzun zamandır işgal altındaki Filistin topraklarının özgür Filistin Devletinin sınırları içinde huzura ve güvene kavuşacağı günlere kadar kardeşlerimizin mücadelesini destekleyeceğiz. Yanlarında kim olursa olsun İsrail yönetiminin uyguladığı teröre, döktüğü kana, yaptığı haksızlıklara karşı mücadele eden Filistinlilerle dayanışma içinde olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Her Ramazan ayında olduğu gibi bu Ramazan’da da ilk iftarını şehit aileleri ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizlerin bu iftar sofrası etrafında buluşmamıza vesile olanlara teşekkür ediyorum” diyerek tüm şehitlere rahmet diledi.

    “Bu uğurda mücadele etmesi, yaralanması ve ölmesi karşısında ancak saygı duyulabilir”

    “Şehitlik ve gazilik bizim inancımızda ve kültürümüzde çok önemli kavramlar. Bir insanın kendi canını millet, ezan, bayrak, vatan gibi ulvi değerler için feda etmeyi göze almasını, bu uğurda mücadele etmesi, yaralanması ve ölmesi karşısında ancak saygı duyulabilir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kur’an-ı Kerim’deki “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz, siz anlamazsınız” ifadesini hatırlatarak, “Şuanda şehitlerimiz bizi izliyor, dinliyor. Siz şehit yakınlarını Rabbim inşallah cennetinde onlarla haşrücem eylesin. Ben şunu hatırlatmak isterim, sakın üzülmeyin, çünkü şehit yakını olmak üzülmeyi değil, tam aksine Hazreti Ebubekir Sıddık’ın dediği gibi ‘beni bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha şehadete kavuştur, tekrar dirilt, tekrar bana şehadet lütfeyle.’ Şimdi bizde olaylara böyle bakacağız. Çünkü onlar sıradan bir ölü değil, onların durumu çok daha farklı. Bizim milletimiz tarih boyunca şehitlerinin ve gazilerinin açtığı yollarda ilerleyerek coğrafyalar fethetmiş, devletler kurmuş, en zor dönemlerinde bile ayakta kalmayı başarmıştır” diye konuştu.

    15 Temmuz hain darbe girişimine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk milleti 15 Temmuz’da tarih sayfalarında kaldığı sanılan dirayetini, cesaretini, imanını bugün de en güçlü şekilde muhafaza ettiğini göstermiştir. Rabbim o gece ülkesi ve milleti için kıyama duran, bu uğurda hayatını kaybeden, yaralanan herkesten razı olsun” şeklinde konuştu.

    Şehit yakınlığı ve gaziliğin en büyük şereflerden olduğunu belirten Erdoğan, “Şehitlerimizin geride bıraktıkları emanetlerinin ve gazilerin hiçbir konuda mağdur olmamaları için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Ancak şehit yakınlarımıza ve gazilerimize bu sıfatın yüklediği çok önemli bir sorumluluk olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Sizlerin bu sıfatın vakarına uygun hareket etmesi hem şehitlerimize olan minnetimiz hem de gazilik sıfatına olan saygımız sebebiyle çok önemlidir. Unutmayınız, şehit yakını ve gaziler olarak sizler bu ülkenin en ulvi değerlerinin sembollerini temsil ediyorsunuz. Bu sıfatla yapacağınız her hata, sergileyeceğimiz her olumsuz davranış temsilcisi olduğunuz değerlere zarar verecektir. Şehitlerimizin aziz ruhlarını muazzep etmeye, gazilik onurunu zedelemeye hiç birimizin hakkı yoktur” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin çevresinde 29 vatandaşın şehit olduğunu, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarında 126 Mehmetçiğin şehit olduğunu, terörle mücadelede hala zaman zaman şehitler verildiğini kaydeden Erdoğan, “Afrin’de 4 bin 456 teröristi etkisiz hale getirdik. Kuzey Irak’ta 403 teröristi, yurt içinde son dönemde 345 teröristi etkisiz hale getirdik” dedi.

    “Dünya gözünü yumsa da biz İsrail’in zulmüne rıza göstermeyeceğiz”

    Özgürlüğün, vatanın, bu uğurda mücadele etmenin kıymetini en iyi Türk milletinin bildiğini, şehitlerin ve gazilerin çokluğunun bu mücadelenin ne derece çetin ve kararlı yürüdüğünün ifadesi olduğunu söyleyen Erdoğan, Filistin’de yaşanan gelişmelere değindi. Erdoğan, “Bugün hemen yanı başımızdaki Filistin’de tek suçları binlerce yıldır üzerinde yaşadıkları topraklardaki haklarını savunmak olan masum insanlara yönelik büyük bir insanlık suçu ile karşı karşıyayız. İşte gördüğünüz gibi şurada 65 şehit ve 3 bini aşkın yaralı var. İsrail’in hak, hukuk, adalet, insanlık tanımayan saldırıları sebebiyle yarım asrı aşkın süredir huzur yüzü görmeyen Filistinliler bir kez daha zulme maruz kaldılar. Amerika’nın büyükelçiliğini BM ve diğer uluslararası kurumların kararlarını hiçe sayarcasına Kudüs’e taşıma kararı İsrail yönetimini adeta azdırmıştır. İsrail askerleri topraklarını savunmak dışında hiçbir amaçları olmayan, asla silaha, şiddete, zorbalığa başvurmayan masum Filistinlileri özellikle hedef göstererek çocuk, engelli, yaşlı, kadın demeden katlediyor. Dünyanın bir başka yerinde yaşansa tüm uluslararası kurumların, tüm devletlerin ayağa kalkacağı bu saldırı İsrail tarafından Filistinlilere uygulandığında maalesef büyük bir aymazlıkla karşılanmıştır. Türkiye’nin girişimleri, İslam coğrafyasındaki halkların yürek yakan isyanları ve kimi vicdanlı batılıların itirazları dışında bu trajediye sadece seyirci kalınmıştır. Biz daha 1 asır önce tıpkı şu salonda bulunan ülkemizin dört bir köşesindeki vilayetlerden vatandaşlar gibi canımızdan bir parça olan Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Tüm dünya gözünü yumsa da biz İsrail’in zulmüne rıza göstermeyeceğiz. Filistinli kardeşlerimizin sadece kalbimizde değil, tüm imkanlarımızla yanlarında olmayı sürdüreceğiz. Kudüs’ün İsrail tarafından gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Uzun zamandır işgal altındaki Filistin topraklarının özgür Filistin Devletinin sınırları içinde huzura ve güvene kavuşacağı günlere kadar kardeşlerimizin mücadelesini destekleyeceğiz. Yanlarında kim olursa olsun İsrail yönetiminin uyguladığı teröre, döktüğü kana, yaptığı haksızlıklara karşı mücadele eden Filistinlilerle dayanışma içinde olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    Son olaylar başlamadan önce İsrail yönetimini sağduyulu davranması konusunda ikaz ettiklerini belirten Erdoğan, “Buna rağmen katliam başlayınca hemen tüm uluslararası ve insani mekanizmaları harekete geçirdik. BM Genel Kurulunun bu konuyu özel olarak ele alması için girişimlere başladık. Bunun yanında BM Güvenlik Konseyi üyelerini de daha etkili şekilde harekete geçirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    “BM bütün bu olaylar karşısında bitmiştir, tükenmiştir, çökmüştür”

    Filistin’de yaşanan olaylar başladıktan sonra yaptığı telefon diplomasisini anlatan ve birçok liderle görüştüğünü açıklayan Erdoğan, bu telefon diplomasisini bu gece ve yarın da sürdüreceğini belirtti. İslam İşbirliği Teşkilatının Cuma günü İstanbul’da olağanüstü zirvesini toplayacaklarını kaydeden Erdoğan, daha sonra da Yenikapı Meydanı’nda dev bir mitingi gerçekleştireceklerini, tüm dünyaya sesleneceklerini söyledi. Erdoğan, “Pazar günü de Diyarbakır’da bir miting düzenliyoruz. Çeşitli şehirlerimizde bu katliamı kınamaya yönelik mitingler zaten başladı, devam edecek. Ayrıca Filistinlilerle dayanışma ve şühedaya saygı maksadıyla ülke genelinde 3 gün yas ilan ettik. Yaralıların tahliyesi için Genelkurmay Başkanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız ve AFAD Başkanlığımız yoğun çaba gösteriyor. İsrail’in engellemelerine rağmen bu çabalarımızdan vazgeçmiyoruz. Amerika ve İsrail’deki büyükelçilerimizi istişare için Ankara’ya çağırdık. İsrail’in Ankara Büyükelçisine de ülkesine gitmesini tavsiye ettik ve gitti. Ramazan ayı boyunca Filistinli mülteciler için tüm İslam ülkelerini kapsayan büyük bir yardım kampanyası yürütülecek. Filistin meselesi sadece bir toplumun topraklarını ve izzetini koruma mücadelesi değildir. Bu mesele aynı zamanda tüm insanlık ve onları temsil eden uluslararası kurumlar için bir imtihandır. Maalesef şuana kadar bu imtihan çok kötü geçmiştir. İsrail’in hukuk tanımaz, hak ve adalet bilmez, şımarık, küstah, insanlık dışı uygulamalarına karşı sessiz kalınması çok tehlikeli bir kapının açılması anlamına gelecektir. Bilindiği gibi 1. ve 2. Dünya savaşlarının ağır tahribatı insanlığı uluslararası kurumlar etrafında birleşerek huzuru ve güvenliği kurallara dayalı bir düzeyde aramaya yöneltmişti. İsrail’in korsanlıkları bu düzenin kökten sarsılmasına ve artık son hadiselerle birlikte açıkça yıkılmaya başlamasına yol açmıştır. Daha önce Avrupa’nın göbeğindeki Bosna’da, Afrika’nı pek çok yerinde, Somali’de, yakın zamanda Irak ve Suriye’de kötü imtihanlar veren uluslararası sistem, Filistin’deki tavrı ile adeta intihar etmektedir. İşte BM bütün bu olaylar karşısında bitmiştir, tükenmiştir, çökmüştür. Zira BM adalet tesisi için vardır. Şuanda ben BM Genel Sekreterine hukukumuz ileri derece olmasına rağmen ulaşamıyoruz. Şayet İsrail zorbalığına daha fazla sessiz kalınırsa dünya hızla haydutluğun hakim olduğu bir kaosa doğru sürüklenecektir. Güçlü olanın istediğini aldığı, mazlum olanın ise hep kaybettiği böyle bir düzen insanlığın sonu demektir. Biz bu kötü gidişe itiraz ediyoruz. Bedeli ne olursa olsun sonuna kadar hakkın, hakikatin, mazlumun yanında yer alacağız. Bizim için bu tavır konjonktürel değil ilkeseldir. Aynı tavrı Suriye, Irak, Somali, Bosna, Kırım, Karabağ konusunda da gösteriyoruz. Bugüne kadar mazlumun kimliğine hiç bakmadık. Dünyanın 17. Büyük ekonomisi olmamıza rağmen insani yardımlarda milli gelire oranla dünyada birinci sırada yer almamızın sebebi budur. Canlarını ve namuslarını kurtarmak için ülkemize sığınan 3,5 milyon Suriyeliye yıllardır ev sahipliği yapmamızın sebebi bu yaklaşımdır. İstikrarsızlığın ve açlığın pençesinde kıvranın Somali’de yaklaşık 1 milyar dolarlık destekle tüm dünyaya örnek olacak bir kalkınma modelini hayata geçirmemizin sebebi işte bu insani davranıştır. Filistinli kardeşlerimizin de aynı sebeple yanındayız. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek aynı sebeple uluslararası sistemi adalete davet ediyoruz. Ecdadımız böyle yapmıştı, biz de aynı yolda ilerliyoruz. Kendimizden başlayarak tüm kardeşlerimizin, insanlığın mutluluğu ve refahını sağlayana kadar bu yoldan dönmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Yalan yanlış birçok kuru vaatlerde bulunanları herhalde görüyorsunuz”

    “Bölgemizde ve dünyada neler yaşanırsa yaşasın biz ülkemizle ilgili hedefe kararlılıkla yürümeyi sürdürüyoruz” açıklamasında bulunan Erdoğan, milli iradenin üzerinde hiçbir güç tanımadıklarını kaydetti. Erdoğan, “Ülkemizin yeni bir döneme adım atacağı 24 Haziran seçimlerinde milletimizin yine en doğru kararı vereceğinden hiç şüphemiz yoktur. Sizlerden ülkemizin demokrasiden ekonomiye her alandaki umutlarını ifade eden 2023 hedeflerine sahip çıkmanızı rica ediyorum. Eski Türkiye’nin hastalıklarını horlatmak için uğrayanlara asla izin vermeyeceğinize inanıyorum. Türkiye’yi yeniden istikrarsızlığa, çekişmenin, kısır kavgaların tuzağına çekmek isteyenlere itibar etmeyeceğinizi biliyorum. Yalan yanlış birçok kuru vaatlerde bulunanları herhalde görüyorsunuz. Böyle kuru vaatlerle bu iş olmuyor. Biz yaptıklarımızla konuşuyoruz” dedi.

  • PAÜ Senatosu İsrail’in yaptığı katliamı kınadı

    Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Senatosu olağanüstü gündemle toplanıp ABD’nin, İsrail’deki Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararının ardından terör devleti İsrail’in, Filistin’de yaptığı insanlık dışı saldırıyı ve yapılan katliamı kınadı.

    PAÜ Senatosu oy birliği ile aldığı kınama kararını yaptığı yazılı basın açıklaması ile duyurdu. Açıklamada, ABD yönetimi uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler (BM) kararlarını, tarihi ve sosyal gerçekleri görmezden gelip Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı almak suretiyle Ortadoğu’da istikrarsızlık ve kaosu derinleştirip, bunu fırsat bilen terör devleti İsrail’in insanlık suçu işleyerek yeni bir katliam yaptığı hatırlatıldı. Bu meşum kararın Nekbe-Felaket gününün 70. yıldönümüne denk getirilmesi ise, olayın ne kadar büyük bir provokasyon olduğunun göstergesi olduğunun vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “21. yüzyılın ilk çeyreğinde, Filistin’de yürütülen katliamın faillerini ve ortaklarını lanetliyoruz. Masum ve mazlum Filistin halkının haklarının Siyonist devlet ve destekçileri tarafından on yıllardır sürekli olarak ihlal edilmesi, en temel özgürlüklerinden mahrum bırakılması ve son olarak bu katliama cürret edilmesi karşısında insanlığın, gür bir sesle ve topyekün biçimde, dur dememesi kabul edilebilir bir tutum değildir. Tarih bugünleri kara bir leke olarak yazacaktır. Filistin halkı meşru müdafaa hakkına sahiptir. İşgalci konumundaki İsrail ve hamisi ABD Ortadoğu’da mazlum insanlara karşı şiddet kullanmak suretiyle devlet terörü işlemişlerdir. Birleşmiş Milletler ve Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesini göreve davet ediyor, eğer uluslararası hukuk varsa ve insanlık bir nebze vicdan sahibiyse, bu kurumların Trump ve Netanyahu aleyhine derhal soruşturma açarak gereğini yapmalarını bekliyoruz.

    Bizler, masum ve mazlum Filistin halkına başsağlığı dilerken sadece vatanlarını ve namuslarını savunurken şehit düşen kardeşlerimizin değil aynı zamanda hukukun da katledildiğini tüm dünyanın er geç anlayacağını düşünüyoruz. Vicdan sahibi herkesi ABD ve İsrail aleyhine tavır almaya, haksızlıklarını haykırmaya ve Filistin halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz. Zira “her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”