Etiket: İslami

  • HKU’da ’İslami Muhasebe ve Finans’ konferansı

    Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde (HKÜ) Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in katılımıyla ’İslami Muhasebe ve Finans’ konferansı düzenlendi.

    HKÜ’de düzenlenen İslami Muhasebe ve Finans konferansına Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Milletvekili Ahmet Uzer, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Ziraat Katılım Genel Müdürü Osman Arslan, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Ali Gür, HKÜ Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Haluk Kalyoncu, HKÜ Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, önemli protokol üyeleri, Türkiye’nin ve dünyanın etkili muhasebe ve finansman akademisyenleri, muhasebe ve denetim şirketleri, bürokratlar, muhasebeciler ve öğrenciler katıldı.

    Konferansta, İslam Muhasebesi, İslami Denetim, iş etiği ve finansal raporlama konuları, konuşmalar, paralel oturumlar, çalıştaylar düzenlendi. Konferansın genel teması ’Dünya Genelinde İslam Muhasebe Standartlarını Teşvik Etmek’ olarak belirtildi.

    “İslami finansal hizmetler sektörü her geçen gün kararlı adımlarla büyümektedir”

    Ziraat Katılım Genel Müdürü Osman Arslan’ın konuşmasının ardından HKÜ Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz açılış konuşmasını yaptı. Yılmaz, “Batı ekonomilerinde 2007 yılından itibaren konut piyasasında başlayan ve finansal piyasalarda likidite krizine dönüşerek dalga dalga bütün dünyaya yayılan küresel finansal kriz, faize dayalı geleneksel ekonomik sistemin ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne sermiştir. Kapitalizmin küresel anlamda etkili olmaya başladığı XX. Yüzyılın başında yaşanan 1929 Dünya Ekonomik krizinden bu yana faiz tabanlı finansal sistemin sorunlarının çözülmesi ve alternatiflerinin bulunması için hükümetler, sektör paydaşları ve bilim camiası tarafından büyük bir çaba sarf edilmiş ancak geleneksel ekonomik aklın kısır döngüsü içindeki bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Saygıdeğer katılımcılar; günümüzde küresel finansal sistem yeniden şekillenmekte ve çok hızlı bir şekilde faizden bağımsız ekonomik modeller ulusal ve uluslararası düzenleyiciler tarafından hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Son yıllarda alternatifler arasında küresel yatırımcıların en çok ilgi gösterdiği enstrüman ise İslami Finansal varlıklar olmuştur. İslami bankacılık ve sigortacılığın toplam finansal sistem içindeki payı hızla yükselmekte, İstanbul ve Dubai gibi finans merkezlerinin görünümleri güçlenmekte, İslami finansal hizmetler sektörü her geçen gün kararlı adımlarla büyümektedir. Piyasa beklentileri 2020 yılına kadar küresel İslami bankacılık varlıklarının 3,4 trilyon doları aşacağı, küresel İslami reasürans pazarının ise 20 milyar dolara çıkacağı yönündedir” dedi.

    “Türkiye gibi büyük ekonomiye sahip ülkelerde reel ekonominin hareketliliği kritik önem taşımaktadır”

    HKÜ Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Haluk Kalyoncu ise “Üniversite olarak, tüm öğrencilerimize her zaman teorinin yanında pratiği de öğretmenin ve bilgiyi hayatın içerisinde uygulayabilmelerini eğitim anlayışımızın en temel özelliği olarak görüyoruz. Bu anlamda gerçekleştirdiğimiz 2.ve 3. sınıftan itibaren her bölümde zorunlu stajlar, kuluçka merkezleri oluşumu, proje yarışmaları, ulusal ve uluslararası projelere katılım desteği, teknik geziler, saha çalışmaları, kariyer günleri, yabancı dil eğitimi, Erasmus anlaşmaları ve birçok sosyal, kültürel ve bilimsel etkinlik düzenlemekteyiz. Bugün yine önemli bir konuda farkındalık oluşturmak amacı ile Rektörlüğümüz ve Ziraat Katılım tarafından tertip edilmiş olan 2 günlük çalışma programıyla birlikte kapanışını gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Türkiye gibi büyük ekonomiye sahip ülkelerde reel ekonominin hareketliliği kritik önem taşımaktadır. Eski dönemlerde aşırı yüksek faiz oranlarına karşı mücadele edemeyen reel sektör, ihtiyaç hissedilen yatırımları da gerçekleştirmekte kabiliyet gösterememekteydi. İslami muhasebe sisteminde faizden para kazanılması yasak olması ve katılım bankacılığın yatırımcıyı doğrudan bir paydaş olarak destekleyen bir model olarak tanımlandığı için bu yeni yaygınlaşmaya gebe bankacılık sistemini irdelemeye ve çalışmaya değer görmekteyiz. Bu vesile ile dün üniversitemizde başlayan ve devam eden oturumlarda; İslami muhasebe sisteminin nasıl çalıştığına, uygulanabilir olduğu ve olmadığı durumlara, katılım bankaları mevduat bankaları ile rekabet etmeli mi veya rekabet edebilir mi? Kar payının faizden farkı nedir? Murabaha sistemini mevduat bankalarının da uygulamaya başlamış olması gibi soruların ve konuya eleştirel yaklaşımlarında hocalarımız tarafından ele alındığı nadir sayıda düzenlenen çalışmalardan bir tanesini gerçekleştirdiğimize inanıyoruz” dedi.

    İslami Muhasebe ve Finans konferansı plaket takdimi ile sona erdi.

  • Muş’ta “İslami Bir Neslin İnşasına Doğru” Paneli

    Muş’ta faaliyet gösteren Has-Der, Özgür-Der, İlim Yayma Cemiyeti ve Ensar Vakfı ile İHH şubeleri işbirliğiyle “İslami Bir Neslin İnşasına Doğru” adlı bir panel düzenledi.

    Muş Öğretmenevi’nde düzenlenen panele Haksöz Dergisi yazarları Şefik Sevim ve Zehra Türkmen katıldı. Programın açılışını İlyas Sayım’ın Kur’an-ı Kerim okuması ve ardından mealini vermesi ile başladı. Ardından paneli gerçekleştiren kuruluşlar adına Muş İlim Yayma Cemiyeti 2. Başkanı Cahit Karaalp bir konuşma yaparak, panele geçildi.

    Modern hayatın en temelde dünyevileşme olduğunu ve dünyevileşmenin de birçok gayr-ı ahlakiliğin nedenini oluşturduğunu belirten Şefik Sevim, modern hayatın popülizmi teşvik ettiğini söyledi. Dünyevileşmenin temel karakteristiğinin öte dünya fikrine kayıtsız kalma olduğunu ifade eden Sevim, “Modern hayat popülizmi teşvik eder, o da esas itibariyle dünya hayatının bir tür ‘süslü’ gösterimdir. Süslü gösterim, akletme ameliyesinden soyutlanmış, heva-heves ürünüdür. Televole kültürü, putu bol spor anlayışı, star yaratma(!) hafifliği hep popüler kültüre dayanmaktadır. Müslümanların hayatlarından takva ve azimet kavramlarının kalkması, onun yerine dünyevileşme istikametinde, mefsedete götürücü bir maslahatın yerleşmeye başlaması, bozulmanın yol haritası olmuştur. Bu bozulmanın en can yakıcı alanı da aile olmuştur” dedi.

    Zehra Çomaklı ise, Suriye’de Esed zulmüne karşı 6 yıldır direnen Suriye’deki direnişi selamlayarak bir konuşma yapmasının ardından panel soru-cevap bölümünün ardından son buldu.

  • Evin Bahçesinde İslami Dönemin En Eski Mezarlarından Biri Bulundu

    İslam döneminin en önemli mühürleri Şanlıurfa’nın Beykapısı Mahallesin’deki bir evin bahçesinde bulundu. Yaklaşık bin 210 yıllık mezarın sahabe yakınlarına ait olduğu tahmin ediliyor.

    Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı Mimar Uğur Beyazgül ve Prof. Dr. Kasım Şulul’un birlikte yürüttüğü çalışmada, bin 210 yıllık olduğu tahmin edilen mezar taşının üzerinde “Korunmuş Ruha şehrinde hicri 190 yılının Cemaziyelahir ayında Allah ona Kur’an okuyan ve rahmet duasında bulunana rahmet etsin” Arapça yazısının bulunduğu belirtildi.

    Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı Mimar Uğur Beyazgül ve Prof. Dr. Kasım Şulul, konuyu Kültür Bakanlığına bildirdiklerini ve Şanlıurfa Müzesinin konuyla ilgili çalışmalar başlattığını ifade etti.

    Konunun bilim adamları tarafından daha detaylı incelenerek ulusal ve uluslararası bir nitelik kazanması bekleniyor. Mezar taşı ve kitabenin bulunduğu yerde Peygamber Efendimizin (S.A.V.) vahiy katiplerinden Hanzala El-Katib’in de burada defnedildiği tahmin ediliyor.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Prof. Dr. Kasım Şulul, “Korunmuş Ruha şehrinde hicri 190 yılının Cemaziyelahir ayında Allah ona (Kur’an) okuyan ve rahmet duasında bulunana rahmet etsin” yazdığını ifade ederek, “Kitabeye konu olan zatın erkek olduğu ve hicretin 190. yılının Cemaziyelahir ayında vefat ettiği bildirilmektedir ki miladi karşılığı Nisan 806’dır. Danıştığımız hattalar Mustafa Kaçar, Mehmet Memiş, Ömer Sabuncu ve diğerleri kitabenin özelliklerini inceledikten sonra şu sonucu tarafımıza iletmişlerdir. Kitabenin konusu olan zatın vefat tarihi ile kitabenin yazılış tarihi farklıdır. Kitabesi yazılan kişi Cemaziyelahir 190 yani Nisan 806’da vefat etmiş, kabri 11. veya 12. yüzyılda restore edilirken bu kitabe yazılmıştır. Kitabe celi sülüs, yazı Rumi tezyin. Bu tarz yazılar da miladi 11. ve 12. yüzyıla tarihleniyor. Şöyle ki Kur’an-ı Kerim’e ilk hareke konulması Ebü’l-Esved Ed-Düeli tarafından, harflerin noktalanması işi Ed-Düeli’nin talebesi Nasr B. Asım ya da Yahya B. Ya‘mer tarafından, hemze ve teşdid gibi diğer noktalamalar Halil B. Ahmed tarafından yapılmıştır. Sülüs yazının en erken örnekleri İbn Bevvab tarafından yazılmıştı. Abbasilerin ilk dönemlerinde sülüs yazı çeşidi gelişmiş değildi ve noktalama böyle değildi. En erken Mushaf sayfalarında Kufi yazı çeşidine rastlamaktayız. Kitabedeki celi sülüs harf karakterleri ve Rumi tezyin Selçuklu dönemini çağrıştırmaktadır. Rumi motif Selçuklu dönemi ile Osmanlı’nın ilk döneminde var. Yazının 11 ya da 12. yüzyıl Selçuklu dönemine ait olması kuvvetle muhtemeldir” ifadelerini kullandı.

  • Prof.dr. Bulut: “Türkiye’nin İslami Finansın Merkezi Olabilmesi Yolunda Önemli Bir Adım Atıldı”

    Türkiye’nin ikinci Kamu Katılım bankası olan Vakıf Katılım Bankası’nın açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Bulut, “Türkiye’nin İslami finansın merkezi olması yolunda önemli bir adım atılmış oldu” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı Türkiye’nin ikinci Kamu Katılım bankası olan Vakıf Katılım Bankası’nın açılış töreninde İslami finans alanının önemine değinen İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, “Bu sevindirici gelişme Türkiye’nin şu anda yüzde 5 olan payının giderek artacağını gösteriyor. Vakıf Katılım; tarihimiz, kültürümüz, geleneğimiz ve sektör açısından son derece önemli. Vakıf Katılım bugün vakıflar bankasının desteğiyle yüzde 56 civarında bir fonla kuruldu. Cumhurbaşkanımızın da konuşmalarında ifade ettiği gibi bütün Vakıf Bank aslında Vakıf Katılım olmalıdır. Dolayısıyla bugünkü hadise çok önemlidir. Tarihimizde, medeniyetimizde, geleneğimizde var olan faizsiz bankacılık, katılım ekonomisi, paylaşım ekonomisi kültürünün bugün Vakıf Katılım ile hayata geçmiş olmasının bu açıdan da ayrıca önemi var” diye konuştu.

    “EKONOMİDE İDEAL FAİZ ORANI SIFIR FAİZDİR”

    Faiz sisteminin tamamen ortadan kalkması gerektiğine değinen Prof. Dr. Bulut, “Aslında ideal faiz oranı sıfır faizdir. Dolayısıyla güçlü ekonomide faiz ne kadar sıfıra yakın olursa ekonomi o kadar güçlüdür. Faiz sıfıra yaklaştıkça yatırım ve üretim artar, ülke büyür. Ülke büyüdükçe, zenginleştikçe insanlar zenginleşir. Bu zaten bizim medeniyetimizin özü. Kapitalizmin acımasızlığına, sömürü düzenine en önemli alternatif yine bizim mensubu olduğumuz coğrafyada, kültür ve medeniyetimizde mümkün olacaktır. Daha insanca, daha hakça, daha güzel ve huzur dolu günlere ulaşacağız” dedi.

    “NİTELİKLİ İNSAN AÇIĞINI ÜNİVERSİTELER KAPATACAK”

    Katılım bankacılığı alanının gelişebilmesi için eğitimin önemine de değinen Prof. Dr. Bulut, açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Bu konuda aslında her şeyin ikamesi mümkün ama nitelikli insan ikamesi çok zor. Türkiye’de bu sektörde yetişmiş insan gücü açığını kapatmak üzere son yıllarda üniversitelerimizde İslam ekonomisi, faizsiz finans, katılım bankacılığı alanlarına yönelik lisansüstü programlar açılıyor. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi olarak biz de bu konuda hem master hem doktora düzeyinde programlar açtık. Şuanda 150’ye yakın doktora öğrencimiz var. Bu programın hem Türkçesini hem de İslam ekonomisi ve Hukuku adı altında master ve doktora düzeyinde Arapçasını açtık. Şimdi İngilizcesini açıyoruz. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi olarak bu konudaki nitelikli beyinleri yetiştirmek zorundayız. Çünkü eğer altyapısı güçlü nitelikli, iyi yetişmiş, İslam ekonomisini, İslami finansı iyi bilen beyinler olmazsa bu sektörün gelişmesi mümkün olmaz. Dolayısıyla biz hem kurduğumuz uluslararası finans enstitüsü ve lisansüstü programlarımızla hem de bu anlamda çıkardığımız dergiler, organize ettiğimiz uluslararası konferanslarla bu anlamdaki bilinçlenmeyi gerçekleştirmeye çalışıyoruz.”

  • Filistin İslami Hareketi Türkiye Sözcüsü Mehmet Ekici:

    Filistin İslami Hareketi Türkiye Sözcüsü Mehmet Ekici, Filistinlilerin söylemek istedikleri şeyleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her zaman dile getirdiğini belirterek, “Bütün Filistinli kardeşlerimiz büyük bir umutla Cumhurbaşkanımıza bakıyorlar” dedi.

    Filistin İslami Hareketi Türkiye Sözcüsü Mehmet Ekici, beraberinde Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Akif Olgun ve Malatya Şube Başkanı Mehmet Sağdıç ile birlikte Anadolu Aslanları İşadamları Derneği Malatya Şubesi’ni ziyaret etti.

    Ziyarette Şube Başkanı Mesut Karataş ve yönetim kurulu üyeleri ile görüşen Ekici, Filistin’deki son durum ile ilgili bilgiler verdi. 1. Dünya Savaşı sonrası Filistin topraklarının İngilizlerin eli ile Yahudilere verildiğini belirten Mehmet Ekici, bugünkü İsrail Devletinin kurulduğunu söyledi. Daha sonraları nüfusun yoğun olduğu Gazze’nin hisar altında bırakılarak 1 milyon 800 bin Filistinlinin asıl kendi topraklarına girmelerinin önüne geçildiğini belirten Ekici, “Aslında bölgede oynanan film bu. Yani konu Gazze meselesinden çok burada yaşayan Filistinlilerin işgal altındaki topraklarına girememeleri” ifadelerine yer verdi.

    “FİLİSTİNLİLER BÜYÜK BİR SAVAŞ VERİYOR”

    İsrail devletinin yüzde Filistin’in yüzde 2’lik toprağı olan Gazze’yi ön plana çıkarttığını ve geri kalan Filistin topraklarını ise bir nevi unutturmaya çalıştıklarını kaydeden Ekici, “Başta Kudüs olmak üzere şuanda işgal altında yaşayan Filistinliler büyük bir asimilasyona karşı var güçleri ile büyük bir savaş veriyorlar” diye konuştu.

    “ASLINDA İŞGAL TAMAMLANMIŞ”

    Mescid-i Aksa’nın oldu bittiye getirilmek istendiğini belirten Ekici, “Her şeyden önce her türlü restorasyon engelleniyor. Son olaylarda Mescid-i Aksa çok büyük zararlar gördü. Kale içerisine giren kapıların iki tanesi tamamıyla kapatılmış durumda. Diğerlerinde sadece ikisinden Filistinlilerin geçişine izin veriliyor. Geri kalanları Yahudiler kullanıyor. Filistinliler sabah namazında sonra saat 07.30 ile 11.30 arası oraya giremiyor. Bu saatlerde Mescid-i Aksa tamamen Yahudilere tahsis ediliyor. Aslında bir şekilde işgal tamamlanmış veya tamamlanmak üzere” diyerek bu nedenle Mescid-i Aksa’nın her zaman zinde tutulması gerektiğini ifade etti.

    “ORASI BM STATÜSÜNDE”

    İsrail askerlerinin bölgede birkaç ayda bir 2-3 Filistinliyi öldürdüğünü, baskınlar yaparak içeri girdiklerini belirten Ekici, “Filistinli kardeşlerimiz buna alışmış ama belki biz zaman zaman karşılaştığımızda acılar duyabiliriz” dedi. Mescid-i Aksa’nın her şeyden önce Birleşmiş Milletler statüsünde Ürdün’e teslim edildiğini hatırlatan Ekici, “Çünkü orası İsrail’in değil” diyerek İsrail’in her zaman suç işlediğini söyledi.

    “CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A UMUTLA BAKILIYOR”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da Filistinlilerin her zaman teşekkür borçlu olduğunu ifade eden Ekici, “Cumhurbaşkanımız geldiğinden beri, bütün Filistinli kardeşlerimiz büyük bir umutla Cumhurbaşkanımıza bakıyorlar. Çünkü onların söylemek istedikleri her şeyi Cumhurbaşkanımız haykırarak dile getiriyor” diye konuştu.

    GÜÇ VE MADDİ DESTEĞE İHTİYAÇ VAR

    Filistin davasının her şeyden öte güce ve maddi desteğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan Ekici, 3 hukuk bürosu kurduklarını ve bu bürolar sayesinde zarar gören Filistinlilerin yanında olarak hukuki olarak haklarını aradıklarını söyledi.

    “FİLİSTİN KANAYAN YARAMIZ”

    ASKON Malatya Şube Başkanı Mesut Karataş ise ziyaretlerinden dolayı Ekici ve beraberindekilere teşekkür ederek “Filistin her zaman kanayan yaramız olmuştur” ifadeleri kullandı. ASKON olarak tüm mazlumların sesi olmak için uğraştıklarını belirten Karataş, ASKON’un ‘asil duruş’ sloganı ile Dünyadaki tüm mazlumların yanında olmaya çalıştıklarını söyledi. Karataş’ta, Filistin’e gönderilen yardımlardan ziyade bu davanın güce ihtiyaç duyduğunu söyledi.