Etiket: İslami

  • Belçikalı Belediye Başkanı Clerfayt: “İslam’ı karalamak istiyorlar”

    Belçika Diyanet Vakfı’nın geleneksel iftar yemeğine katılan Belçikalı Belediye Başkanı Bernard Clerfayt, yaptığı konuşmada İslam dinin barış ve hoşgörü dini olduğunu belirterek, “İslam’ı karalanmak istiyorlar” dedi.

    Belçika Diyanet Vakfı’nın Brüksel’deki merkezinde düzenlenen iftar yemeğine Türk kökenli Belediye Başkanı Emir Kır ile birlikte katılan ve kapıda vakıf müdürü Coşkun Beyazgül tarafından karşılanan Schaerbeek Belediye Başkanı Bernard Clerfayt, konuşmasında İslam diniyle ilgili güzel mesajlar verdi.

    Konuşmasının başında Türkçe “Hayırlı iftarlar” diyen Clerfayt, konuşmasının devamında “İnsan sevdiği arkadaşları tarafından davet edildiği zaman davete icabet eder. Ben de bu şekilde bu davete icabet ettim ve katıldım. Katılmaktan dolayı hiç çekingem yok. Sizinle ilgili bir takım söylentilerin olduğu malum. Ama ben bunlara kulak asmadım ve sizin çalışmalarınızın ne kadar kaliteli olduğunu biliyorum. Schaerbeek’te, Saint-Josse’da ve Belçika’nın her yerinde kaliteli işler yapıyorsunuz. Üstlendiğiniz rolün önemini biliyorum ve ben arkadaşlık duygusuyla buraya geldim.” ifadelerini kullandı.

    “Müslüman değilim ama Ramazan’ın önemini biliyorum”

    İftar yemeğine katılma sebebinin Ramazan ayının Müslümanlar açısından önemli olduğunu bilmesine bağlayan Başkan Clerfayt, “Ben Müslüman değilim ama bu ayın önemli olduğunu biliyorum. Bu ayda inananlar kendine çeki düzen veriyor ama bu ay özellikle hoşgörü ayıdır, paylaşma ayıdır ve daha iyisi olabilmeyi sağlayan bir aydır. Bu ay, herkese hoşgörülü olmanızı sağlıyor. Öncelikle kendi aile fertlerinize karşı, mahalledeki komşularınıza karşı, dindanşlarınıza karşı ve diğer dinden olanlara karşı da hoşgörülü olmanızı sağlıyor. Bu yüzden beni davet ettiniz ve bu ayın önemi bu şekilde amacına ulaşıyor” diye konuştu.

    “İslam’ı karalamak istiyorlar”

    Bu son dönemde çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Televizyonda izlediğim her korkunç saldırıya üzülüyorum. Bombalarla veya diğer saldırılarla suçsuz yere öldürülen masum insanları görüyoruz. Bu masum insanlar için üzülüyorum ama özellikle İslam’ın kötü imajla yansıtılmasına da üzülüyorum. Çünkü bu saldırılarla İslam’ı karalamak istiyorlar ama İslam bu değil. Üzülüyorum çünkü İslam’ın bu yansıtılan yüzünün İslam olmadığını çok iyi biliyorum. Gerçekte İslam’ın yüzü böyle değil. Müslüman olmayan ben, her gittiğim yerde bunu anlatıyorum ve İslam’ın öyle olmadığını ifade ediyorum. Benim tanıdığım İslam, barış dinidir, hoşgörü dinidir, paylaşma dinidir ve saygı dinidir. Sizin gibi güzel insanlarla birlikte iftar yapınca, kendime olan güvenim artıyor. Buradan giderken mutlu ayrılacağım çünkü sizinle İslam’ın güzel yüzünü gördüm.

  • Çavuşoğlu, Arap İslami Amerikan Zirvesi’nde aile fotoğrafına katıldı

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suudi Arabistan’da gerçekleştirilen Arap İslami Amerikan Zirvesi öncesinde aile fotoğrafına katıldı.

    Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirilen Arap İslami Amerikan Zirvesi başladı. Körfez Arap ülkeleri liderlerinin yanı sıra ABD Başkanı Donald Trump, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkiye’yi temsil eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katıldığı zirvede aile fotoğrafı çekildi.

    Geniş güvenlik önemleri altında gerçekleştirilen zirvede bölgesel güvenlik tehdidi ele alınacak. Zirve kapsamında Trump’ın “İslam’ın barışçıl vizyonu için umutları” hakkında bir konuşma yapması bekleniyor.

  • İslami eserler dijitalleşecek, tarihi eserler 3 boyutlu basılabilecek

    Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Berlin Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Kültürlerarası Diyalog Merkezi Direktörü Güven Günaltay, İslami eserlerin dijitalleşeceğini, tarihi eserlerin 3 boyutlu basılabileceğini söyledi.

    Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) International Berlin Kültürler Arası Diyalog Merkezi’nin Alman Dış işleri Bakanlığı Fonu’yla Alman Akademik Değişim Servisi (DAAD)’nin desteği ile hazırladığı “İslami Eserleri ve Kültürüne Dijital Erişim Oluşturma” projesi hayata geçirildi.

    Staatliche Museen zu Berlin (SMB) Müzesi für Islamische Kunst, Ürdün Hashemite Krallığı Turizm ve Eski Eserler Dairesi ve İstanbul’daki Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi işbirliğinde gerçekleşecek olan proje kapsamında müze uzmanları, akademisyenler ve üniversiteler bir araya geliyor. Kültürel mirası korumak ve belgelemek adına 3D scan ve print, Augmented Reality, Virtual Reality, Game ve Animation gibi en yeni dijital teknolojilerin kullanılacağı proje Almanya, Ürdün ve Türkiye arasında gerçekleştirilecek olup ders teklifleri geliştirme, bölgesel ve uluslararası öğretim ve proje ağları oluşturma ve bu çalışmaları akademik eğitime katma amacı taşıyor. 3 ülkede gerçekleştirilecek eğitimlere Almanya ve Türkiye’den 7 üniversite, 3 müze katılıyor.

    “VR gözlüklerle 3 farklı müzenin içindeki eserlerin içinde dolaşabilecek, evinizde eserlerin aynısını bir düğme ile 3 boyutlu olarak basabileceksiniz”

    BAU Uluslararası Berlin Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Kültürlerarası Diyalog Merkezi Direktörü Güven Günaltay projenin detayları hakkında, “Bizim çocukluğumuzda izlediğimiz üç boyutlu hologramlar ile eserlerin artık üç boyutlu basılması şuan mümkün ve her gün de ilerliyor. Çocuklarımız artık sürekli bilgisayar başındalar. Bizim de yaptığımız bütün bu eserleri bilgisayar ortamlarına katmak. Eserleri yeni teknolojilerle fotoğraflayıp 3 boyutlu olarak tarayıp basabiliyoruz. Şuanda 7 üniversiteden ve 3 farklı ülkeden 3 müzenin eserlerinin üzerinde çalışıyoruz. Bu eserler daha sonra farklı platformlara eklenecek. Çin’de oturan birisi Almanya’daki müzeyi gezebilecek. Ya da üç farklı müzeden eserler internet ortamında bir araya getirilecek ve siz VR gözlükler takıp o eserlerin arasında dolaşabilecekseniz. Bu sene aralarında öğrencilerin de bulunduğu 40 uzman bütün bunların yollarını ve yöntemlerini araştıracak. Ayrıca ileride evinizde otururken eserlerin aynısını bir düğme ile basabileceksiniz. Teknoloji o boyutlara gelecek” dedi.

    “İlgiyi arttırıp turizmi desteleyecek, kültürel yakınlaşmalar olacak”

    Turizm açısından da olumlu etkilerin olacağını vurgulayan Güven Günaltay, “Pek çok insan zaten bir ülkeye gittiğinde pek de müze ziyaretinde bulunmuyor. İlgilenenler zaten müzeye geliyor. Ama diğer taraftan başka ülkelere gidemeyen ve gezme imkanı olmayan birçok insan var. Bu eserler bu insanlara açılmış olacak. Öteki taraftan da turizme daha fazla katkısı olacak. Çünkü daha fazla ilgi uyanacak. Bugün en büyük sorunumuz farklı kültürlerden olanların birbirini dışlaması ve önyargılı yaklaşması. Dolayısıyla eserlerin tanıtılması ile birlikte kültürel alışveriş insanları birbirine yakınlaştırarak diğer ülkelere gitmeyi daha da çok destekleyecek. Zaten bizim İslam kültüründen başlamamız sebebi de İslam’ın çok kültürlülüğünü ortaya çıkarmak. İslam’ın aslında açıklığını ve diğer kültürlerle etkileşimini anlatmak. Kültürler birbirlerine destek vererek ve birbirlerinden etkilenerek gelişmiştir. Dolaysıyla günümüzde yaşadığımız ayrımcılık ve önyargıların ortadan kalkması için eğitime önem vermemiz lazım” şeklinde konuştu.

    “Eserler milimetrik olarak dijital ortamlara aktarılıyor ve 3 boyutlu basılması sağlanıyor”

    Eserlerin dijitalleşme aşamalarını aktaran Berlin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Samuel Jerichow, “Tarama işlemlerin tamamı müzelerin kendi mekânlarında yapılacak. Genelde bir objenin taraması bir gün sürüyor. Obje farklı açılardan taranıyor. Daha sonra elde edilen data inceleniyor ve herhangi bir yanlışlık ve eksiklik yoksa o gün içinde eserin taranması bitiyor. Eseri ayrıca üniversiteye getirmeleri gerekmiyor. Normalde incelemeler yapılırken eserlerin ellenmesi ve hareket ettirilmesi gerekiyor. Üç boyutlu sistemde eserin çevresinde dönerek bütün veriler elde ediliyor. Fakat tek dezavantajı hareketli bir sistem olduğu için bazen bir takım verilerle ilgili ya da tarama sorunları ortaya çıkabiliyor. Bu sorunlar daha sonra bilgisayar ortamında giderilebiliyor. Sonuçta elde edilen veri hiçbir yanlışlık içermiyor. Tamamen milimetrik olarak eseri birebir dijital ortama aktarıyor. Ve aynı şekilde eserin birebir 3 boyutlu basılması sağlanıyor” diye konuştu.

    “Eserler dijital ortamda geleceğe saklanmış olacak”

    Hayata geçirilen bu proje ile artık eserlerin geleceğe saklanabileceğini aktaran Samuel Jerichow, “Dijital teknolojiler sürekli değişiyor. Şuanda kullandığımız teknoloji en son teknoloji ve burada elde ettiğimiz data her zaman kullanılabilecek data. Tabi ki on sene sonra dijital teknolojiler daha da gelişmiş olacak. O zaman geldiğinde şuanda elde edindiğimiz verileri kullanamıyorsak tabi ki eserin tekrar taranması gerekiyor. Ama ne olursa olsun elimizdeki datalar ile eserler yok olsa bile dijital ortamda geleceğe saklanması sağlıyor” ifadelerini kullandı.

    “Kültürel mirasları koruyoruz”

    BAU Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Güven Çatak son olarak amaçlarının aslında kültürel mirasları korumak olduğuna da değinerek, “Hem miraslarımızı koruyoruz hem de yeni jenerasyona bu kültürümüzü aktarıyoruz. Eserler ilk olarak dijitalleşiyor. Dijitalleştikten sonra çok farklı ortamlarda farklı şekillerde paylaşılabilir. Bir sanal gerçeklik deneyimi olabilir, bir oyunun parçası olabilir ya da oyunlaştırılarak farklı ortamlarda yer alabilir. Biz de İstanbul ayağı yani Bahçeşehir Oyun Laboratuvarı olarak dijitalleştirilen eserlerin oyunlaştırma ve sanal gerçeklik tarafı ile ilgileniyoruz. Gerçekten güzel bir başlangıç oldu. Çünkü kültürel miras gün geçtikçe kayboluyor. Onları korumak ve yeni jenerasyona ulaştırmak ve dahası kültürleri birbirine tanıtarak önyargıları kırmak anlamında bu tip projelerin başlaması çok önemli” diyerek sözlerini tamamladı.

  • AK Partili Külünk: “Almanya Alman İslamı üretecek Türkleri devşirme peşinde”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Almanya’da yaşayan Türklere yönelik baskı, tehditler ile din görevlilerinin evlerine yapılan baskınlar hakkında, “Almanya Alman İslamı üretecek Türkleri devşirme peşinde” dedi.

    Almanya’da yaşayan Türklere yönelik baskı ve tehditler ile camiler, din görevlileri ve sivil toplum kuruluşlarının baskı altına alınması hakkında AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, İstanbul Gümüşsuyu’ndaki Almanya Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması düzenledi. Türk-Alman dostluğuna zarar verecek bir adımın daha atıldığını ifade eden AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Alman Federal savcılığının talimatıyla Almanya’da, Türkiye Cumhuriyetinin memuru olarak görev yapan Avrupa’daki vatandaşlarımızın dini hizmetlerine katkı sağlamak, onların dini hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla görev yapan 4 imamımızın evlerinde sabah saatlerinde baskın düzenlenerek arama yapıldı. Bu bir skandaldır. Bu eyaletlerde imamlara yönelik bu soruşturmaların gerekçesi bizim devlet memurlarımız ajan olarak suçlanmaktadır. Bu açık bir iftiradır. Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir memuru imamlık göreviyle Avrupa’da görev yapan hiçbir devlet görevlimizin böyle bir iftirayla soruşturma açılması ve bu tip uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

    “Almanya tarihte terörizm ve terör ismiyle anılacaktır”

    “Almanya Türk-Alman dostluğuna zarar verecek bir skandala da imza atmış bulunuyor” diyen Külünk, “Türkiye-Almanya 2 dost ve tarihsel, stratejik müttefikliği olan iki ülkedir. Bugün Almanya, Almanya’daki milyonlarca Türkü yok sayarak Türkiye ile dostluklarına zarar verecek her türlü adımı atmaktadır. Bir tarafta tüm terör örgütlerinin neredeyse yuvalandığı adrestir. Şansölye Angela Merkel, Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyareti esnasında ısrarla İslam ve terör kavramlarını yan yana getirmek istedi. Ancak bugün İslam ile terör kavramlarının yan yana gelmesi mümkün değil ama Almanya ile terörizmin yan yana gelmesi mümkündür. Bugün FETÖ’yü, PKK’yı koruyan illegal terör örgütü sol örgütlerin koruyan ve Almanya’da ev sahipliği yapan Almanya bugün maalesef terörizm ve terör ile ismi anılacaktır. Dolayısıyla bunu da biz Almanya’ya yakıştıramıyoruz. Yetmediği gibi 15 Temmuz sonrası kaçan bütün teröristlere buyur gel diyen, PKK’nın herhangi bir faaliyetine dur demeyen Almanya, resmi sıfatlı devlet memurlarına yönelik ajanlık iftirasıyla başlattığı bu soruşturmayı kabul etmemiz mümkün değildir. Bunun mesajı da Türkleri yıldırmak istiyorlardır” ifadelerini kullandı.

    “Almanya Alman İslamı üretecek Türkleri devşirme peşinde”

    Almanya’nın Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) üzerinden tüm Almanya’daki Türkiye kökenli vatandaşların buluştuğu STK’lara ayağınızı denk alın denildiğini söyleyen Külünk, “Almanya Türkiye ile bağınızı koparın mesajı vermek istiyor. DİTİB’e yapılan operasyonun asıl gerekçesi Türkiye’den Avrupa’ya giden imamların engellenmesini istiyorlar ve Türkiye’den imam gelmemesini istiyorlar. Devamında da Türkçe öğretmen gelmemesini istiyorlar ve Türkçe derslerini ortadan kaldırmak istiyorlar. Bunun için her türlü gayreti sarf ediyorlar. Öbür taraftan Hz. Ali’siz Alevilik çizgisinde bir din üretmek için özel çaba sarf ederken çocukların din dersinden yararlanmasını engelleyebilmek için her türlü yanlış adımı atan Almanya, aslında tarihsel olarak 2 dost ülkenin dostluğuna yakışmayacak bütün davranışları ortaya koyuyor. DİTİB’in Türkiye ile bağlantısını kopartmak istemelerindeki amaç Alman İslamı peşindeler. Yani 15 Temmuzdaki aklın FETÖ üzerinden bir İslamsız İslam üretmesi bunu İslam dünyasına dayatması gibi Almanya’da bir Alman İslamı üreterek, bunun üzerinden Türkleri devşirmek, devşirdiği Türkler üzerinden Türkiye’ye yönelik ajanlık çalışmalarını kolay hale getirmek istiyor. Bunu açık bir şekilde maalesef Almanya’da görüyoruz. Onun için DİTİB’e yönelik bu operasyon karşısında STK’lar demokratik haklarını kullanıp bir araya gelerek yüksek sesle ’Almanya’ya Türkiye’ye yönelik bu operasyonlarınızda yanlış yapıyorsunuz’ mesajını da verecektir” şeklinde konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yusuf İslam’ı kabul etti

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yusuf İslam’ı kabul etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki kabul basına kapalı gerçekleşti.