Etiket: İslami

  • Türkiye’nin ilk İslami İlimler Enstitüsü hizmete açıldı

    Türkiye’nin İslami ilimler alanında lisansüstü eğitim verecek ilk enstitüsü, Pamukkale Üniversitesi’ne bağlı olarak İslami İlimler Enstitüsü adıyla Yatağan’da hizmete açıldı.

    Mart 2016’da yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulan İslami İlimler Enstitüsü’nün Pamukkale Üniversitesi tarafından düzenlenen açılış törenine Denizli Valisi Hasan Karahan Denizli Milletvekili Dr. Sema Ramazanoğlu, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Bağ, İl Müftüsü Mehmet Aşık, İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Oğuz, İl Emniyet Müdürü Mevlüt Demir, İl Jandarma Komutanı Metin Düz, Acıpayam Kaymakamı Ali Şanlıer, Serinhisar Belediye Başkanı Mehmet Kobaş, PAÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulhamit Birışık, MHP İl Başkanı Cafer Birtürk, PAÜ Genel Sekreteri Doç.Dr. Mehmet Ali Sarı ve çok sayıda davetli katıldı. Denizli’de bir İslami İlimler Enstitüsü kurulması fikrini ortaya atan ve bunun kuruluşuna önayak olan Prof. Dr. Cevat Akşit de açılışta hazır bulundu.

    Açılış konuşmalarının ardından Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulhamit Birışık tarafından yapılan duadan sonra protokol üyeleri kurdeleyi kesip Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Vali Hasan Karahan başta olmak üzere tüm protokol üyeleri enstitüyü gezdikten sonra enstitünün yanında yer alan Müftü Arif Akşit Eğitim ve Kültür Vakfı Kütüphanesine ziyarette bulundular. Kütüphanede yaklaşık 200 yıllık olan ve onarımı tamamlanan özel yapım bir Osmanlı sancağı ile kıymetli el yazmaları incelendi.

    Türkiye’nin ilk İslami İlimler Enstitüsü olan Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü, 2 bin 500 metrekare kapalı alanda bir idari kat ve yemekhane, 12 derslik, 25 araştırmacı kapasiteli 13 araştırmacı odası, bir kütüphane, 10 apart odadan müteşekkil misafirhane ve bir konferans salonu ile eğitim-öğretim hizmeti verecek. Beş katlı binada eğitim-öğretim ve araştırma hizmetinin yanında başka şehirlerden gelen öğretim üyelerine ve araştırmacılara iskan imkanı da bulunuyor. Bahar 2018 döneminde eğitim öğretim faaliyetine 14 öğrenci ile başlayan enstitü, 2018-2019 eğitim öğretim yılında açılışı yapılan yeni binasında hizmet verecek.

  • 24. İlahiyat ve İslami İlimler Fakülte Dekanları Toplantısı sonuç bildirgesi açıklandı

    Malatya’da gerçekleştirilen 24. İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar toplantısının sonuç bildirisi açıklandı. 8 maddelik bildiride tarihi süreçte kadın aleyhine oluşan birtakım olumsuzlukların dinin maksat ve hedefleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiği dile getirildi. Bildiride ayrıca ortaya çıkan yeni meseleler ve güncel konular hakkında görüş beyan edilmesine ve mevcut hükümlerin çağın idrakine ve hikmete uygun dille sunulmasına ihtiyaç bulunduğunun da açık olduğu ifade edildi.

    İnönü Üniversitesinin ev sahipliğinde 23-23 Mart tarihlerinde Malatya’da gerçekleşen 24. İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Toplantısının sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşen sonuç bildirgesi toplantısına Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, dekanlar ve din görevlileri katıldı.

    Sonuç bildirisi açıklanmadan önce kısa bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, iki günlük çalışmanın meyvesinin ortaya çıktığını belirterek, “Şöyle bakıyorum 8 madde, ama her maddenin çok kapsamlı olduğunu görüyorum. Çok kapsamlı bir sonuç bildirgesi ortaya çıktı. Bu sonuç bildirgesi hem fakültelerimiz hem Diyanet İşleri Başkanlığı açısından hem de Din Öğretimi Genel Müdürlüğü açısından imam hatip liseleri açısından son derece önemli” dedi.

    Dekanların ve toplantıya katılan tüm kurumların katkısı ile güzel bir metinin ortaya çıktığını kaydeden Erbaş, “Bundan sonrası inşallah bu sonuç bildirgesinde ortaya çıkan maddeleri hayata geçirmek, uygulamak, toplumumuzla paylaşmak ve hayra dönüştürmek olacaktır. Bu açıdan hem Diyanet İşleri Başkanlığı olarak hem de fakültelerimiz ve imam hatip liseleri olarak bunu bir vazife adledeceğiz. Hayra dönüştürmek ve milletimizin, gençlerimizin, kadınlarımızın, çocuklarımızın gelecekte daha nitelikli din hizmeti yürütmesi ve din eğitiminden istifade edebilmeleri için istifade edeceğiz inşallah. Emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

    Erbaş’ın konuşmasının ardından toplantının sonuç bildirisi Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu tarafından okundu. 78 dekanın katılımı ile gerçekleşen toplantının sonuç bildirisini okuyan Hacımüftüoğlu, eğitim ve öğretim faaliyetleriyle ilgili birçok önemli konu da müzakere yaptıklarını belirterek, yüksek din öğretiminin niteliklerini daha da geliştirmek amacıyla İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Konseyinin kurulmasının kararlaştırıldığını ifade etti.

    21. asrın başından itibaren artarak devam eden siyasi, sosyal ve kültürel sorunların, Müslüman nüfusun ağırlıkta olduğu coğrafyalarda yoğunlaştığını dile getiren Hacımüftüoğlu, bu gelişmelerin ise bir rastlantı olmadığını, arka planında İslam dünyasını zayıflatmaya yönelik maksatlı ve planlı projelerin bulunduğunun açık olduğunu dile getirdi. Bu girişimlere karşı toplumu aydınlatan ve ortak medeniyet bilincini geliştiren bilimsel ve kültürel faaliyetlerin aktif olarak yürütülmesinin hayati önem arz ettiğini belirten Hacımüftüoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İslam alimleri dinin temel kaynaklarını hiyerarşik bir düzen içerisinde ele almış, bütüncül bir dini düşünce ve kavrayışın ortaya konulması için ilk zamanlardan itibaren çaba harcamışlardır. İslam’ın Hazreti Peygamber tarafından ortaya konulmuş örnekliğini yansıtan sünnet mirasını kategorik olarak reddetme çabalarını bilimsellikle izah etmek mümkün değildir. Buna karşılık Hazreti Peygamber’e nispetle nakledilen bütün rivayet malzemesini ortaya çıkış bağlamına, metin içi tutarlılığına, genel ilkelerle uyumuna, insan fıtratı ile ilişkisine ve nihayet dinin temel maksatlarıyla örtüşme düzeyine göre değerlendirmek gerekir. Bu sebeple genellemeci ve parçacı yaklaşımlardan kaçınarak bilimsel bir hassasiyet içerisinde konuyu ele almak inancımızın ve ahlakımızın gereğidir.”

    “Tekfirci, dışlayıcı, dayatmacı ve ötekileştirici yaklaşımdan uzak durulmalıdır”

    “İslam’ın iki ana kaynağı Kur’an ve Sünnet, insanların faydasına olan konularda getirdiği ayrıntılı hükümlerin yanı sıra, evrensellik ve süreklilik özelliğinin gereği olarak temel ilkeler koymuş ve içtihada açık geniş bir alan bırakmıştır. Bu alan, dinin ilke ve hedeflerine aykırı olmamak şartıyla -İslam bilginlerinin ilk asırlardan itibaren kabul edip uyguladıkları gibi- içtihat yoluyla düzenlenebilecektir. Dolayısıyla zaman ve mekanın şart ve ihtiyaçlarına göre farklı yaklaşımlar ortaya çıkabilecektir. Bunları ayrışma ve çatışma sebebi kılmak yerine İslam ümmetinin bir zenginliği kabul edip saygıyla karşılamak gerekir. Bu doğrultuda tekfirci, dışlayıcı, dayatmacı ve ötekileştirici yaklaşım ve üsluptan titizlikle uzak durulmalıdır.”

    “Alimler arasında esasa ilişkin bir görüş ayrılığı yoktur”

    “Yüce Kitabımız, itikat, ibadet, ahlak ve muamelata dair temel hükümleri açıklamıştır. Bu hususta alimler arasında esasa ilişkin bir görüş ayrılığı yoktur. Ancak zamanın ve sosyal hayatın değişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni meseleler ve güncel konular hakkında görüş beyan edilmesine ve mevcut hükümlerin çağın idrakine ve hikmete uygun dille sunulmasına ihtiyaç bulunduğu da açıktır. Bunun ilmi ölçüler içerisinde, bilimsel ortamlarda istişare edilip nihai çözüme varıldıktan sonra tam bir sorumluluk çerçevesinde yapılması gerektiği izahtan varestedir. Ayrıca görüş beyanında takip edilen üslubun ’bu bizim görüşümüzdür, en doğrusunu ise Allah bilir’ ölçüsünü aşarak nihai ve mutlak doğruluk iddiası taşımasının İslam ilim geleneğiyle uyuşmayacağı ve kardeşliği zedeleyeceği bilinmelidir.”

    “İslam kadına hak ettiği konumu ve saygınlığı kazandırmıştır”

    “İslam, cinsiyetler arasında çatışmayı değil; adalet, merhamet, sevgi, uyum ve tamamlayıcılığı esas almıştır. Buna göre kadın ve erkek arasında mutlak üstünlük iddiası her iki tarafın yaratılış özellikleri ile bağdaşmamaktadır. Üstünlük cinsiyette değil, sahip olunan değerlerde aranmalıdır. İslam, bu konudaki adaletsizliği ortadan kaldırmak için gerekli düzenlemeleri yapmış, kadına hak ettiği konumu ve saygınlığı kazandırmıştır. Tarihi süreçte kadın aleyhine oluşan birtakım olumsuzluklar dinin maksat ve hedefleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli, İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerinde bu konudaki çalışmalara ağırlık verilmelidir.”

    “İslam düşüncesi tutarsız yeni yorumlara muhatap olmuştur”

    “Son iki asırda İslam toplumları, kutsalı hayatın merkezinden çıkaran modernizmin ve sekülerizmin meydan okumaları ile karşı karşıya kalmıştır. İslam düşüncesi bir yandan bu meydan okumalara cevap vermeye çalışırken diğer taraftan da kendi içinde, tutarsız yeni yorumlara muhatap olmuştur. Bunun sonucu olarak Müslümanlar kendi gündemlerini oluşturmak yerine modernitenin dayattığı gündemlerle meşgul olmuşlardır. Bu çerçevede İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü dayanışma içerisinde olmalı ve koordineli çalışmalar yapmalıdır. Bu bağlamda, akademisyenlerin Diyanet İşleri Başkanlığı hizmetlerine katkıda bulunmaları ve vaaz, irşat, cami dersleri, manevi danışmanlık ve rehberlik faaliyetleri gibi çalışma alanlarına fiilen destek sunmaları önem arz etmektedir. Aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı da İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerinde yapılan bilimsel faaliyetlere imkan ölçüsünde gerekli desteği sağlamalıdır. Özellikle İslamofobi, din istismarı, şiddet, etnik-mezhebi taassup gibi problem alanlarında adı geçen kurumların güçlü bir işbirliği içerisinde olmaları kaçınılmazdır.”

    Terör örgütlerine karşı din eğitiminin önemi

    “İslam, barış ve rahmet dinidir. Ne yazık ki bu evrensel değerlere itibar etmek istemeyen küresel emperyalist güçler, demokrasi, insan hakları, diyalog, barış ve huzur gibi kavramların da içini boşaltmak suretiyle sinsi planlarla ülkemizi bölmeye ve zayıflatmaya çalışarak içeride ve dışarıda, bölücü terör örgütlerinin hedefi haline getirmişlerdir. Bu maksatla ülkemizde ve sınırlarımızı çevreleyen bölgelerde kan döken, masum insanların canına kıyan FETÖ, PKK/PYD ve DEAŞ gibi terör örgütleri ve bunların uzantılarını maşa olarak kullandıkları ibretle müşahede edilmektedir. Yetişen nesilleri bu örgütlerin tuzağına düşmekten kurtarmak için sahih kaynaklara dayalı, hurafelerden arınmış, şahıslar yerine değerleri üstün tutan, şeffaf ve denetlenebilir bir din eğitimi verilmesinin önemi bir kez daha anlaşılmıştır.”

    Hacımüftüoğlu, son olarak Zeytin Dalı Harekatıyla elde edilen başarıda emeği geçen tüm güvenlik güçlerini ve yetkilileri şükranla yad ettiklerini belirterek, “Bu uğurda canlarını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize de sağlık ve şifa diliyoruz” diye konuştu.

  • NEÜ’de “Müslüman olmayanlara İslam’ı ve Türkiye’yi nasıl anlatabiliriz?” konferansı

    Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kemal Argon, “Müslüman olmayanlara İslam’ı ve Türkiye’yi nasıl anlatabiliriz?” konulu konferans verdi.

    Belde-i Muhayyere Topluluğunun, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Erol Güngör Konferans Salonunda düzenlediği programa öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Öğrencilerine verdiği tavsiyeleri salondakilerle paylaşarak söze başlayan Yrd. Doç. Dr. Kemal Argon, “Ülkenizi ve halkınızı temsil edebilmek için kendinizi entelektüel ve kültürel anlamda hazırlamak zorundasınız. Bu yabancı dili de bilmenizi içeriyor. Belli bir siyasi veya dini ideolojiyi benimsemeniz ve günümüz Türklerinin karşı karşıya olduğu ülke ve toplumları yüzeysel bir şekilde tanımanız yeterli değil. Doğu ve Batı ile her kültürün sahip olduğu, her ülke ve kültürde bulunan iyi ve kötü ile temas kurabilmek için size gereken entelektüel birikimi kazandıracak modern bir üniversite eğitimi almak için elinizden geleni yapmanız gerekiyor” dedi.

    İslam’ı ve Türkiye’yi anlatmakta temsilin çok önemli olduğunu ifade eden Argon, “Temsil problemlerine karşı şunları yapabiliriz; İslami ülkeler ve İslam hakkında daha geniş ve derin bilgilere sahip olmalıyız. Sadece bir ideolojiye bağlı kalmamalıyız. Bu anlamda yabancı dil öğrenmek çok önemli bir husus. Bu Amerikanlaşma demek değil. Sadece daha geniş bir dünyaya ulaşmak için yabancı diller önemli. Diğer bir nokta eleştirel düşünceyi geliştirmek. Bir ideolojinin yorumları doğru mu değil mi, günümüze uyumlu mu değil mi? Bu konuları değerlendirmek için eleştirel düşünceyi geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü modern dünyada birden fazla ideolojiyle karşılaşmaktayız. Eleştirel düşünceyi sadece İslami hareketler için değerlendirmiyorum. Bazen Amerikan feminist ideolojileriyle de karşılaşabiliriz ve bu durumda da eleştirel düşünce çok önemli bir alet durumuna gelecek” şeklinde görüş belirtti. Yrd. Doç. Dr. Argon, akademik olarak İslam’ın temsilinin nasıl olabileceği konusunda da görüşlerini ifade etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İslami terör ifadesini hangi hakla söylüyorsunuz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “1 milyona yakın Arakanlı topraklarından soykırım yoluyla Bangladeş’e geçmenin gayretinde. Biz hiçbir zaman ‘Rohingyalı Müslümanlara Budistler öldürdü’ lafını kullanmadık. Biz Budistleri şirin gösteren kişilere sesleniyorum. İslami terör ifadesini hangi hakla söylüyorsunuz. Müslüman kimseye zarar vermez” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19-25 Eylül tarihlerinde (BM) 72. Genel Kurulu’na katılmak üzere geldiği New York’taki, Marriot Marquise Hotel’de

    “Türk Amerikan ve Amerikalı Müslüman Toplumuyla Buluşma” programına katıldı. Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, “Yaşadığınız topluma entegre olmak için ne kadar çalışırsanız çalışın bazı kişilerin sizi Amerikalı kimliğiyle göreceklerini buna göre davranacaklarını asla unutmayın. Farklıları bir kenara bırakarak birlikte hareket etmeniz önemlidir. Bir olmak, kardeş olmak demektir hep birlikte hedeflere ulaşmak demektir. Türk Amerikalıların tamamını aynı şemsiye altına toplayan komitenin milli davalarımızda toplu hareket edeceğine katkı sağlayacağına inanıyorum. Barış ve dayanışma yürüyüşünü 23 Nisan’da gerçekleştirdi. Binlerce Amerikalı bayramımızı hep birlikte coşkuyla kutladı. Bu güzel birlikteliğin önümüzde yıllarda artacağını umuyorum” dedi.

    “Ülkemiz yıpratılmaya çalışılıyor”

    “Amerika’nın çok yerinde terör örgütüne bağlı olan okullar şirketler faaliyet gösteriyor” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Yılda elde ettikleri gelir 700 milyon dolar ve kara para da aklıyor. ABD’ye 85 koli belge teslim ettik. FETÖ’nün elebaşının teslim edilmesi, örgüt faaliyetlerinin iptal edilmesi konusunda girişimlerimiz oldu. Bunlara karşılık alamadık. Ülkemiz yıpratılmaya çalışılıyor. FETÖ ve diğer terör örgütlerinin gerçek yüzünü göreceğine inanıyorum. FETÖ’nün yaptığı haksızlıkları akıttığını kanı hesabını soracağız. PKK ve bağlantılı örgütlerin saldırılarına cinayetlerini buradaki dostlarına anlatmanızı bekliyoruz. Yalan yanlış iftira yayan kanallar değil sizin gibi dürüst temiz insanlar bildirmelidir. Terör örgütü adına ABD’de faaliyet gösteren kurum ve kişilerin gerçek yüzlerini buradaki namuslu insanlara gösterdiğimiz sürece başarılı olacağız. Terör örgütü itibarı olan hiç kimseyi aranızda barındırmayacağınızı umuyorum. ABD ve dünyanın başka yerlerinde bazı çevreler tarihin gerçeklerini Ermeni soykırımı yaftasını millette yapıştırmak için çaba içindedir. ABD bu konuda verdiği destekten ötürü teşekkür ediyorum. Bu mücadeleye daha fazla destek bekliyoruz. İslam düşmanlığına karşı hep birlikte güçlü duruş sergilemeliyiz.”

    “Arakanlılar katlediliyor”

    Mynmar’da Müslümalara yönelik saldırılara değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Mynmar’da katliam var. Arakanlılar katlediliyor. 1 milyona yakın Arakanlı topraklarından soykırım yoluyla Bangladeş’e geçmenin gayretinde. Biz hiçbir zaman ‘Rohingyalı Müslümanlara Budistler öldürdü’ lafını kullanmadık. Biz Budistleri şirin gösteren kişilere sesleniyorum. İslami terör ifadesini hangi hakla söylüyorsunuz. Müslüman kimseye zarar vermez. Bir insan bir insanı öldürmüşse tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Terörü itikadi meselesi haline getiren kimseler dinimizi teröre yakıştırma hakkına sahip değildir. Kimse DEAŞ’a Müslümanlığa ithaf etmesin DEAŞ bir terör örgütüdür. Fırat Kalkanı operasyonunda 3 bini aşkın DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Bizim arzumuz Rakka operasyonunda Amerika YPG ile işbirliği halinde değil de TSK ve ÖSO ile işbirliğinde olsaydı DEAŞ’i temizlemiştik.

    Müslümanları terörist ilan etme kampanyasının önüne geçemezsek, tehlike altına girecektir. ABD’de haklarımızı daha ileriyi taşıyabileceğimizi düşünüyorum. Buradaki en büyük darbeyi terör örgütleri vuruyor. DEAŞ, PKK, Boko Haram eylem ve yayınlarına karşı İslami sizler temsil ediyorsunuz. Dünyanın her yerinde faklı inanç gruplarına mensup kişiler tarafından terör eylemi oluyor. Fail Müslümansa İslami terör ilan ediliyor. Aksi halde ise gündemden düşürülüyor. Bugüne kadar Hristiyan terörü, Yahudi terörü, Budist terörü ya da ataeist terörü diye bir şey duydunuz mu? Sadece eylemci Müslümansa inancıyla sıfatlandırılır, değilse edilmez.

    Suriye Irak Libya Yemen Filistin gibi yerlerde çatışmalar Somali’de insani dramla yüzleşirken, Mynmar’daki olay yüreğimizi dağladı. Tüm Kızılay ekibimiz Meksika’da ayrım yok. Bir felaket nerde varsa biz oradayız. Dünyadaki en gelişmiş ülkelere yardım konusunda Amerika’dan sonra Türkiye 2. sıradadır. Milli gelire oranla değerlendirdiğimizde Türkiye 1. sıradadır. Arakanlı kardeşlerimize 2012 yılından beri ulaşan yardım 70 milyon doları geçiyor. Kamplardaki Arakanlara elimizden gelen yardımı yaptık yapıyoruz. Arakan Müslümanların durumu tüm insanlığın özellikle Müslümanların imtihanıdır. Acil önlem alınmazsa Bosna’da Ruhan’da benzer felaketi yaşamız an meselesidir. Türkiye olarak bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Arakanlıların hakların korumak hem inancımızın hem kültürümüzün gereğidir. Asıl üzüntü veren ise İslam dünyasının duyarsızlığıdır. Aramızdaki mezhepçilik fitnesini ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bizim tek bir dinimiz var o da İslamdır. Yaşadığımız krizler İslam dünyasının yeni bir uyanışa ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Kendimize yeni bir gelecek inşa etmeliyiz.”

  • İran İslami Şura Meclisi Başkanı Laricani, Güney Kore Başbakanı ile görüştü

    İran İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani, Güney Kore Başbakanı Lee Nak-yeon ile görüştü.

    Güney Kore’de düzenlenen Avrasya Parlamento Başkanları Toplantısı’na katılmak üzere Seul’da bulunan İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani, Güney Kore Başbakanı Lee Nak-yeon ile bir araya geldi. Larijani, görüşmede Tahran ve Seul arasında imzalanan anlaşmaların yürürlüğe girmesi için gerekli yetkilerin kullanılacağını belirtti. Larijani ayrıca, İran ve Güney Kore arasında ekonomik alanda yapılan birçok anlaşmanın ikili ilişkileri canlandıracağını kaydetti.

    Tahran ve Seul arasında büyüyen ilişkilerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Larijani, İran ve bazı Avrupa ülkeleri arasındaki iş birliği yollarındaki bankacılık ve ticaret engellerini kaldırmanın önemli olduğunu kaydetti. Larijani, Tahran ve Seul arasındaki bankacılık ilişkilerinin kolaylaştırılmasının önemini vurguladı.

    Güney Kore Başbakanı Nak-yeon da, ülkesinin İran ile olan ilişkilerini derinleştirmeye ve farklı alanlarda ikili iş birliğini teşvik etmeye hazır olduğunu ifade etti. İran’ın zengin kültürel mirasa dayalı bir turizme sahip olduğunu belirten Nak-yeon, ülkesinin turizm alanında ikili iş birliğini memnuniyetle karşıladığını ve iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin yolunu açmaya gayret ettiğini söyledi.