Etiket: islam

  • İslam Kültür Merkezi Fatih Camiinin emektar imamı Mehmet Ören hayatını kaybetti

    Almanya’nın Duısburg şehrinde oturan ve İslam Kültür Merkezi Fatih Camiinin emektar imamı Kütahyalı Mehmet Ören, (75) geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.

    Wuppertal Kütahyalılar Dernek Başkanı İsmail Taşçıoğlu, yaptığı açıklamada, “Duisburg bugün yerini kimsenin dolduramayacağı bir çınarı kaybetmistir. Duisburg şehrinde yıllarca gurbetçilere hocalık yapan, bir çok gençlerin İslamiyeti öğrenmesine öncelik yapan Mehmet Ören Hoca 1970 yılından beri Duisburg’ta yaşamaktaydı. Duisburg’ta ilk Cami kuruluşunda çok büyük emek vermiş, Almanya’daki gençlerimizin İslamiyeti öğrenmesi için büyük gayretler sarf etmiştir. Almanya’da evlenen sayısız gencin dini nikahını o kıymıştır. Onun Ölümü Duisburg ve çevresinde yaşayan 100 bin Müslüman kardeşimizi yasa boğmuştur. Alman vatandaşlarınında büyük saygı duyduğu Hocamızın ani vefatı bizleri derinden üzmüştür. Rabbim Mekanını Cennet Eylesin Hocamızı Kuruluşunda büyük emeği olan Duisburg Fatih Camiinde Carşamba günü öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazından sonra Türkiye’ye uğurlayacağız. Perşembe günü Emet Kayı köyünde ebediyete uğurlanacak” dedi.(EFE)

  • Alman Federal Milletvekili Cemile Giousouf: “İslam yasası dışlamak olur”

    Almanya’da son zamanlarda Hıristiyan Demokrat Birlik Partisinden bazı politikacıların İslam diniyle ilgili özel bir yasa hazırlanması talebine, Hıristiyan Demokratik Parti Federal Milletvekili ve Meclis Parti Grubu Uyum Politikaları Sorumlusu Cemile Giousouf’dan anlamlı cevap geldi. Giousouf, “Sırf Müslümanlara yönelik bir yasa ile onlara dışlayıcı tavırlar ‘ayrı bir grupsunuz’ demek olur. Böyle bir yasa olacaksa bütün dinleri kapsamalıdır” dedi.

    Almanya’da Hıristiyan Demokrat Birlik Partisinden bazı politikacıların İslam diniyle ilgili özel bir yasa hazırlanması talebi tartışılıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Hıristiyan Demokratik Parti Federal Milletvekili ve Meclis Parti Grubu Uyum Politikaları Sorumlusu Cemile Giousouf, Almanya’da anayasada din ve devlet arasındaki ilişkilerin belirlendiğini, devletin tüm dini cemaatleri aynı kriterler bağlamında değerlendirmekte olduğundan sadece Müslümanlar için geçerli olacak bir yasanın anayasaya aykırı olacağını açıkladı. Giousouf, “Eğer camilerin dışarıdan finansal destek almalarını engelleyeceksek, o zaman kardinaller ve hahamlar için de aynı şartlar geçerli olmalı. Öte yandan, bence İslam yasası tartışmaları yanlış sinyal. Son dönemde Almanya’da yaşayan Türklerin anavatanlarıyla duygusal bağları sık sık dile getirildi. Sırf Müslümanlara yönelik bir yasa ile onlara dışlayıcı tavırlar ‘ayrı bir grupsunuz’ demek olur. Aşırı dinci eğilimlerle ilgili birtakım sorunların varlığını kabullenmeliyiz. Bu sorunlarla hukuk devletimizin imkanları çerçevesinde mücadele ediyoruz. Bugün Almanya’daki 2 bin 500 camiden 90’ını Anayasayı Koruma Teşkilatı gözetim altında tutuyor. Suça karışan imamlar yasalar doğrultusunda cezalandırılıyor, gerekirse sınır dışı ediliyor ve bu camiler kapatılıyor. Yalnızca İslam için bir yasaya ihtiyacımız yok” dedi.

  • ’5’inci İslam İktisadı Atölyesi’ Sakarya’da gerçekleştirildi

    7 farklı ülkeden akademisyenlerin katıldığı ’5’inci İslam İktisadı Atölyesi’ Sakarya’da gerçekleştirildi. Etkinlikte bu yıl ’İslam İktisadı Perspektifinden Faiz’ konusu konuşuldu.

    İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), İlmi Etüdler Derneği (İLEM), Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneğinin (İGİAD) organizasyonu ve Sakarya Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSEFAM) ev sahipliğinde düzenlenen 5’inci İslam İktisadi Atölyesi, bu yıl 1-2 Nisan tarihlerinde Sakarya’da düzenlendi. Geniş katılımlı açılış paneli ile 31 Mart tarihinde İslam Araştırmaları Merkezinde (İSAM) başlayan etkinlik Sakarya’da devam etti. Sakarya’da iki gün boyunca önemli tartışmaların yapıldığı toplam 6 oturum ve bir özel sunum ile gerçekleşti. 7 farklı ülkeden akademisyenlerin katıldığı, alanındaki en küresel organizasyonlardan olan ’İslam İktisadı Atölyesinin bu yıl ’İslam İktisadı Perspektifinden Faiz’ başlığı altında gerçekleştirildi. Norveç’ten Tunus’a, Suudi Arabistan’dan Endonezya’ya, Pakistan’dan Malezya’ya kadar geniş bir coğrafyadan katılan akademisyenlere Türkiye’den de konunun uzmanları ve akademisyenler eşlik etti.

    Panelin öncesinde İslam İktisadı Atölyesi Düzenleme Heyeti ve İKAM Başkanı Lütfi Sunar ile İSEFAM Müdürü Süleyman Kaya, açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panelde İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve açılış panelinin oturum başkanı Necmettin Kızılkaya, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Ahmet Tabakoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, Malezya INCEIF Üniversitesi’nden Mabid Ali Al-Jarhi ve İGİAD Başkanı Ayhan Karahan konuşmacı olarak yer aldı. Panelin sonunda konuşmacılara plaketleri takdim edildi.

    Faizin sorunları enine boyuna konuşuldu

    İSEFAM’ın ev sahipliğinde Sakarya Üniversitesinde gerçekleşen atölye oturumlarının ilkinde, faiz konusu hem finansal hem de sosyal adalet ve hayırseverlik açısından ele alındı. İkinci oturumda ise faizin tarihsel sürecine ışık tutan klasik dönem faiz anlayışları değerlendirildi. Atölyenin üçüncü oturumunda İslami bankaların borç finansman kanalıyla para aktarımları tartışıldı ve faizsiz finansman yapılandırmaları konuşuldu. Dördüncü oturum ise faizin dini açıdan ele alınmasına ve katılımcılar tarafından tartışılmasına imkan sundu. Bu oturumda faizli bir bankanın faizsiz bir bankaya dönüştürülmesi süreci İslam hukuku açısından ele alınırken, ayrıca Türkiye’deki diyanet personelinin faiz hassasiyeti üzerine bir araştırma da katılımcılarla paylaşıldı. Atölyenin ikinci gününde gerçekleşen beşinci oturumda ise yatırımcıların faizli borçlanmalarına alternatif çözümler değerlendirilerek,kitle fonlaması üzerinde duruldu ve faizsiz ekonomik sistemde devletin rolü irdelendi. Son oturum ise faizin refah dağılımına olan olumsuz etkileri ve faizsiz finans yöntemlerinde kullanılan murabahanın faizle olan ilişkileri hakkındaki sunumlarla gerçekleşti.

    İki gün süren atölyenin sonunda yapılan değerlendirme oturumunda; din, finans, sosyal adalet, hukuk ve daha birçok açıdan ele alınan faizin oluşturmuş olduğu sorunlara dair 17 maddelik bir bildirge yayınlandı. Akademisyenlerin, STK ve sektör temsilcilerinin de arasında bulunduğu atölye katılımcıları tarafından yapılan tartışmalar neticesinde ortaya çıkan bildirge Necmettin Kızılkaya, Süleyman Kaya, Hichem Hamza, ToseefAzid, Hakan Sarıbaş, Mabid Ali al-Jarhi tarafından değerlendirildi. Yayımlanan 17 maddelik bildirge İslam İktisadı Araştırma Merkezi’nin internet sitesinden bilgi alınabileceği açıklandı.

    “İslam İktisadı finanstan ibaret değil”

    İslam İktisadı Atölyesi Düzenleme Heyeti ve İKAM Başkanı Lütfi Sunar ’İslam İktisadı Atölyesi’ dünyada tıkanan ana akım iktisadın karşısında yeni perspektifler, yeni çözümler ürettiğini dile getirdi. Sunar, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu yıl İslam İktisadı Atölyesinin 5’incisini düzenliyoruz. 5 senedir İstanbul’da değişik üniversiteler ile birlikte İKAM olarak organize ettiğimiz bir program. Bu program ayrıca İGİAD ve İLEM tarafından destekleniyor. Bu yıl Sakarya Üniversitesi ile birlikte faiz konusunu ele alan bir çalıştay düzenliyoruz. Bu çalıştayda, temelde aslında günümüz iktisadi problemlerinde yer aldığını düşündüğümüz pek çok sosyal, siyasal ve iktisadi soruna yol açan faiz konusunu değişik boyutlarıyla ele alacağız. İslam iktisadının belki de en özgün boyutu olan faizsiz bir ekonomik sistemin nasıl kurulabileceğine dair ortaya çıkan sorunlara çözüm arayacağız. Dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları ve Türkiye’den de çok sayıda akademisyen programa katkı verecekler. Biz hem Türkiye için hem de dünya için İslam iktisadının daha dil, yaşanılabilir bir dünyanın oluşumuna katkı sağlayacağını ümit ediyoruz. İslam iktisadı zaman zaman finans ile ilişkili şekilde ele alınabiliyor ancak İslam iktisadı finanstan ibaret değil”.

  • Diyanet İşleri Başkanı Görmez: “İslam başka dünyalarda bir korku unsuru haline getiriliyor”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Tekirdağ’da görev yapan din görevlileriyle bir araya geldiği toplantıda, “Rahmet dini İslam başka dünyalarda bir korku unsuru haline getiriliyor. İslamofobi, beldeleri, şehirleri, yönetimleri, kalpleri işgal ediyor. Din emniyeti ortadan kalktığı zaman medeniyetin bekası mümkün değildir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Tekirdağ’da görev yapan din görevlileriyle bir araya geldi. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez din görevlileriyle bir araya geldiği toplantıda, çeşitli açıklamalarda bulundu. Görmez, “Hayatlarını, şehrin manevi hayatına adamış değerli din gönüllüsü kardeşlerim, bütün illerde yaptığımız bu buluşmanın, bu toplantılarımızın en önemli sebebi, ortak tefekkür ve muhasebe toplantısı olmasıdır. Kendimizden, ilimizden, ülkemizden başlamadan önce insanlığın içinden geçtiği süreçleri dikkate almak durumundayız. Bizim dinimiz sadece belirli bir kavme, millete gelmiş bir din değildir. Bizim dinimiz evrenseldir. Bütün insanlığı, kainatı dikkate alarak hizmetlerimizi planlamak zorundayız. Bu açıdan baktığımızda her birimizin bu muhasebeleri yapmak mecburiyeti var. İnsanlığı, kainatı, coğrafyamızı, İslam alemini, ülkemizi, şehrimizi dikkate aldığımızda her din gönüllüsü kardeşimiz muhasebe yaparak kendini gözden geçirmek zorundadır” dedi.

    “Din emniyeti tehdit altında”

    Zaman zaman bir araya gelerek ortak muhasebe ve değerlendirme yapmanın zorunluluk arz ettiğini de dile getiren Görmez, “Son elli yıla baktığımızda en zor süreçlerden geçiyoruz. İslam dünyasında sadece can emniyeti değil, din emniyeti de tehdit altında. Sadece zorluklardan geçmiyoruz, kolaylıkları da kaybediyoruz. İslam kolaylık dinidir. Yeryüzündeki bütün kolaylıkların kaynağı İslam’dır. Biz onu kaybettiğimiz zaman zorlukların da üstesinden gelmeyi kaybederiz. Kolaylıkları kaybetmek üzereyiz. Sadece cehaletin coğrafyamızı kuşatması değil, ilim ve hikmeti tamamen kaybetme tehlikesiyle de karşı karşıyayız. Din emniyeti olmazsa can emniyeti de olmaz, nesil emniyeti de olmaz, mal emniyeti de olmaz, akıl emniyeti de olmaz. Coğrafyamızda sadece kan dökülmüyor. Aynı zamanda din emniyeti tehlike ve tehdit altında bunun farkında olmalıyız. Bir taraftan dinin genleriyle oynanıyor, şiddetle ve vahşetle özdeşleştiriliyor. Yeryüzüne merhameti, imanı, emanı getiren din, sadece şiddetle, savaşla, hukuksuzlukla, adaletsizlikle özdeşleştirilmiş vaziyettedir” diye konuştu.

    “İslamofobi, beldeleri, şehirleri, yönetimleri işgal ediyor”

    İslamiyet’in başka bölgelerde korku haline getirilmek istendiğini de sözlerine ekleyen Görmez, “Rahmet dini İslam başka dünyalarda bir korku unsuru haline getiriliyor. İslamofobi, beldeleri, şehirleri, yönetimleri, kalpleri işgal ediyor. Din emniyeti ortadan kalktığı zaman medeniyetin bekası mümkün değildir. Kimlikleri oluşturan unsurlar vardır. Dil, tarih, kültür. Ancak dinini kaybeden vatanını, medeniyetini, kültürünü, dilini de kaybediyor” ifadelerini kullandı.

    “İslam beldelerinden ateşler yükseliyor”

    İslam’ın yoğun olarak yaşandığı bölgelerde ateşlerin yükseldiğini de belirten Görmez, “İslam coğrafyasından, İslam beldelerinden ateşler yükseliyor. Ümmetin ocağına ateşler düştü. Bütün insanlığın umut bağladığı bir ülkede hizmet ettiğimizin farkında olmalıyız. Büyük bir medeniyetin sahibi olduğumuzu unutmamalıyız. Bütün bu dünyayı dikkate alarak hizmetlerimizi yeniden planlamalıyız. Hep birlikte kendimizi ilim bakımından, bilgi bakımından gözden geçirmeliyiz. Mihrabın abidi, minberin alimi olmak zorundayız. İlmimizi amele dönüştürmeliyiz. ‘Fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınırız’ diye dua ediyoruz. Fayda vermeyen ilim hayata yansımayan ilimdir. Gönül dünyamıza, kalbimize sahip çıkacağız” dedi.

  • Özışık: “Türkiye düşerse İslam ümmeti düşer”

    Bursa’nın ilçesinde konuşan gazeteci Süleyman Özışık, 16 Nisan anayasa referandumunda Türkiye’nin kendi geleceğini oylayacağını söyledi.

    Gemlik Belediyesi’nin tertiplediği toplantıda konuşan Süleyman Özışık, “evet”, “hayır” propagandalarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sevgisi ve nefreti üzerine kurulmaması gerektiğini ifade ederek, “Türkiye geleceğini oylayacak. Şunu net bilmemiz gerekiyor. Türkiye düşerse sırada Suudi Arabistan var. Sonra da İslam ümmeti var” dedi.

    Özışık, “15 Temmuz, tarihe kazıdığımız bir destandır. Sizler 15 Temmuz’da bu ülkenin teröristlerin eline geçmesini engellediniz. Türkiye’yi Irak, Mısır, Suriye gibi karıştırmayı, bölüp parçalamayı hedefliyorlardı. Bunun ilk adımını atmak istediler. Eğer 15 Temmuz hain darbe girişimi başarılı olsaydı, sınırda 25 bin YPG militanı bekliyordu. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da Kürdistan hayalleri vardı. Ermenistan’a toprak verilecekti. 50 bin İngiliz de Kıbrıs’ı işgal edecekti. İnanın bana, eğer o hain darbe girişimi başarılı olsaydı, bugün Suriye bile bizden çok daha iyi durumda olacaktı. Algı operasyonlarına teslim olmayın. 16 Nisan sonrasında da arkadaşlık, komşuluk yapacağız. Oluşturulmak istenen gerilimlere prim vermeyin” diye konuştu.

    Referandumda evet oylarının çıkması halinde, vesayet rejimi ve iki başlılığın ortadan kalkacağını savunan Süleyman Özışık, “Artık mecliste çiğ köfte partileri, Güneş Olayı gibi milletvekillerinin parayla satın alınması, Fırıldak Kubilay olayları, şantaj, para pazarlıkları, başörtüsü krizleri, 367 oy garabeti, 411 el kaosa kalktı manşetleri, anayasa kitapçığı fırlatma gibi hadiseler yaşanmayacak. Yeni mecliste milletvekili sayısı 600 olması halinde 401 milletvekilinin oyuyla cumhurbaşkanı yüce divana gönderilebilecek. Evet çıkması halinde gensoru da ortadan kalkacak. 1923 yılından bu yana 264 kez gensoru verilmiş. Sadece ikisinde yüce divan yolu milletvekillerine açılmış. Evet, çıkması halinde artık bankaların içi boşaltılmayacak. Coğrafyadaki katliamların bile önüne geçilecek. Darbe girişimleri olmayacak” diye konuştu.