Etiket: İşini

  • Kendi İşini Kurmak İsteyenlere Büyük Destek

    Bursa’nın Mustafakemalpaşa Belediyesi, kendi iş yerini açmak isteyen girişimcileri destekliyor.

    Yeni yılla birlikte iş kurma hayallerini gerçekleştirmek isteyen 30 girişimci, Mustafakemalpaşa Belediyesi’nin KOSGEB ile imzaladığı protokol çerçevesinde yürütülen Uygulamalı Girişimcilik Destek Programı’na katılarak sertifikalarını aldı.

    Belediye Meclis Toplantı Salonu’nda düzenlenen iki haftalık eğitimde girişimci adaylarına iş fikri geliştirme, iş planı hazırlama ve temel işletmecilik bilgileri verildi. KOSGEB uzmanı Tufan Ata Türkyılmaz tarafında verilen uygulamalı eğitimlere katılarak kursiyerlere destek veren Belediye Başkanı Sadi Kurtulan, girişimci adaylarının 50 bin TL hibe, 100 bin TL 30 ay geri ödemesiz ve faizsiz kredi desteğinden yararlanabileceğini söyledi.

    Üretimin arttırılarak istihdam oluşturulmasına önem verdiklerini dile getiren Başkan Kurtulan, “İş kurmak ve farklı fikirlerle yeni projelere imza atmak isteyen girişimciler görmek istiyoruz. Bu konuda girişimcilere her türlü desteği vermeye hazırız. KOSGEB ile güzel bir işbirliği gerçekleştirdik. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan kursiyerlerin yakın bir zamanda iş yerlerini açacaklarına inanıyorum” dedi.

  • Uludağ: “İşini İyi Yapanlar Ayakta Kaldı”

    1 Ocak 2016 itibariyle zorunlu trafik sigortası primlerine getirilen aşırı yüksek zamlarla tepkiler dinmiyor. 2010-2011-2012 yıllarında 100 TL ye Zorunlu trafik sigortası kesilirken bugün aynı araç 750 TL ile bin TL arasında bir meblağ çıkarıldığına dikkat çeken İlkbahar Hasar Yönetimi ve Danışmanlık Hizmetleri Genel Müdürü Salih Uludağ, bu durumun tek nedeni sigorta şirketlerinin yanlış hesaplamaları ve taraflı bilanço düzenleme olduğunu söyledi.

    Sigorta şirketleri bedeni hasarların tasfiyesi konusunda hakem heyeti veya hasar tasfiyesi şirketleri ile çalışıp bu durumu ortadan kaldırmak için hiçbir girişimde bulunmamış ve muallakta bırakmaya gayret gösterdiklerine dikkat çeken Uludağ, “Son yollarda ülkemizde terörden daha fazla ölüm verdiğimiz daha fazla yaralanmanın meydana geldiği trafik kazaları olmuştur. Sadece 2014 yılında ülkemizde trafik kazasından 3 bin 524 kişi hayatını kaybetmiş, aylık ortalama 294 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kazalar sonucunda arkada ağlayan eş, anasız babasız çocuklar bırakmakta sigorta şirketleri ise üçüncü şahısların zararını karşılamakta bu vefatlardan ve yaralanmalardan doğan tazminatları yarım yamalak ödemek durumunda kalmaktadır. Ödenen bu tazminatlar bir yandan muallakta kalıp diğer yandan mahkemeleri fazlasıyla meşgul etmektedir. Sürüncemede kalan yargıda devam eden bu hasar tasfiyesi işlemleri reel bir zemine oturmadığı için tarafların tamamını sıkıntıya sokmuştur” dedi.

    İŞİNİ İYİ YAPAN ŞİRKETLERE AYAKTA KALDI

    2005 yılından beri devam eden ve bu süreçte mağdur olan tarafın işlemlerini hızlı seri bir şekilde hasarın tasfiyesini sağlamak maksadıyla hasar tasfiyesi firmaları kurulduğunu ifade eden Uludağ, “Bunlardan bazıları zamana ve konjonktüre ayak uyduramayarak silinip gitmiş, 3-5 firma ayakta kalmıştır. Bu firmalardan güvenilen seri bir şekilde dosya sonuçlandıranları ise bugüne kadar ayakta kalmıştır. Sistemin buna müsaade etmesi bu tarz firmaların ortaya çıkmasına sebep olmuş ise de Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu tarafından bu konuda bir çalışma yapılmamıştır. Bizim uygulamalarımızda taraflardan trafik kazasında mağdur olanın tarafında olmamız mağduriyetine sebep olan kazanın ve vücut fonksiyonlarını ne kadar kaybettiğine dair belgeler almamız neticesinde mağdurun haklarının tamamını trafik kazasında mağdur olan kişinin hesabına aktarılmasını sağlayıncaya kadar devam etmektedir” şeklinde konuştu.

    BEDENSEL ÖZÜRE TAZMİNAT

    Ehliyeti olmayan, alkollü araç kullanan kişilerin üçüncü şahıslara vereceği zarardan müştereken sorumlu olduklarını dile getiren Uludağ, “2008 yılında başlayan ve bugüne kadar devam eden bedeni hasarların tasfiyesi konusunda sigorta şirketleri sınıfta kalmış ve bu konuda uygulanan PMF tablosu CSO tablosu ve TRH 2010 tablosuna göre hesaplamalar yapılmaktadır. Sigorta şirketleri meydana gelen bedeni hasarlarda ödemenin yarısını veya daha azını ödeyerek mağduru hukuk mahkemelerine sevk etmekte ve hukuk mağdurun lehine karar vermektedir” diye konuştu.

  • Siirt’te İşini Kurmak İsteyenlere 150 Bin Liraya Kadar Destek

    Siirt’te kendi işini kurmak isteyen gençlere yönelik, 17 Aralık 2015 tarihinden itibaren başlayan 50 bin lira hibe 100 bin lira geri ödemeli faizsiz kredi desteğine rağbet arttı.

    Pervari Belediyesi ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Siirt Müdürlüğü arasında uygulamalı girişimcilik eğitimi protokolü imzalandı. Pervari Belediye Başkanı Tayyar Özcan ve KOSGEB Siirt Müdürü Ömer Erkılıç’ın katılımıyla Belediye Başkanlığı’nda imzalanan protokol ile 60 kişiye girişimcilik eğitim verilecek. Pervari Belediye Başkanı Tayyar Özcan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 1 Kasım seçimlerinden önce kendi işini kurmak isteyen gençlere vaat ettiği 50 bin lira hibe desteğinden ilçe halkının faydalanabilmeleri için KOSGEB ile protokol imzaladıklarını kaydetti.

    KOSGEB Siirt Müdür Ömer Erkılıç ise, eğitimin iki sınıf halinde 60 kişiye yönelik olacağını, eğitim sonucunda devlet desteği ile yeni işletmelerin kurulabileceklerini, kurulacak işletmelerin ilçedeki istihdam sorununa katkı sağlayacağını umut ettiğini belirtti. Erkılıç, eğitim sonunda işletme kuranlara KOSGEB’den 50 bin lira hibe ve 100 bin lira geri ödemeli sabit yatırım desteği verileceğini aktardı.

  • Doç. Dr. Öztürk: “Her Doktor Ya Da Uzman Mesleki Etik Kapsamında Kendi İşini Yapmalı”

    Diyetisyen Doç. Dr. Barış Öztürk, “Her doktor ya da uzman mesleki etik kapsamında kendi işini yapmalı” dedi.

    Sağlık, beslenme, teknoloji, güvenlik, eğitim gibi toplumsal gereksinimlerin her toplumda bu hizmetleri sunacak meslekleri gerektirdiğini belirten Doç. Dr. Barış Öztürk, “Mesleğimiz toplumsal gereksinimlerden doğmuştur ve gereksinimler ölçüsünde her geçen gün yeni meslekler ortaya çıkmaktadır. Sağlık, beslenme, teknoloji, güvenlik, eğitim gibi toplumsal gereksinimler her toplumda bu hizmetleri sunacak meslekleri gerektirmektedir. Meslek icra eden kişinin sadece kendi doyumu için değil, aynı zamanda toplumun yararı için yaptığı bir uğraştır. Bir hekim mesleğini sadece hizmetinin karşılığında aldığı para için değil, insanlara sağlıklarını kazandırmak için de yapar. Örneğin bir öğretmen okuma yazma öğretmenin ve insan yetiştirmenin mutluluğunu hayat boyu hisseder” diye konuştu.

    Günümüzde sağlıklı yaşam kavramının ve sağlığa bakış açısının hastalıkların tedavisi odaklı değil, hastalıkların önlenmesi odaklı olarak gelişimini sürdürdüğünü anlatan Diyetisyen Doç. Dr. Barış Öztürk, “İnsanlar artık uzun bir yaşam sürmenin yanında kaliteli yaşamak için mücadele etmekte, sağlıklı olmanın yanında güzel bir görünüme sahip olmak için her yolu denemektedirler. Bu ihtiyaçlara paralel olarak sağlık mesleklerinin sayısı her geçen gün artış göstermekte ve yeni çıkan sağlık meslekleri için yeni yasalar geliştirilerek mesleki tanımlamalar yapılmaktadır. İnsan tedavisinde ekip çalışmasının önemi tüm dünyada vurgulanmaya devam etmekte hekimlik mesleğinde uzmanlık dalları hatta yan dal uzmanlıklarının sayısı her geçen gün artmakta ve tıbbi uygulamalardaki karar ve yetki mekanizması tek merkezli olmaktan çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelere paralel olarak ülkemizde de sağlık meslekleri arasındaki çalışma disiplini hekim merkezli olmaktan çıkarak tüm sağlık profesyonellerinin etkin olduğu ve söz sahibi olduğu, yetki karmaşasından arınarak maksimum fayda elde etmeye yönelik bir yapıya dönüşmektedir. Teknikerlik düzeyindeki sağlık mesleklerinde de aynı şekilde sağlık teknikeri kavramı ortadan kalkarak yerini anestezi teknikeri, diyaliz teknikeri, patoloji teknikeri, ağız ve diş sağlığı teknikeri gibi çok sayıdaki yeni mesleklere bırakmakta ve branşlaşma her geçen gün artış göstermektedir” dedi.

    Sağlık mesleklerindeki branşlaşmanın sağlık hizmetlerinin kalitesini arttırdığını ve tıbbi hataları azalttığını söyleyen Doç. Dr. Öztürk, “Sağlıklı yaşamın önemli bir bileşeni olan beslenme ve diyetetik konusunun popülaritesi son günlerde giderek artmakta ve bu popülarite ticari kaygıları da beraberinde getirmektedir. Ülkemizde beslenme ve diyetetik konusunda kimin yetkili olduğu, beslenme danışmanlığı ve tıbbi beslenme tedavisini kimin uygulayacağına açıklık getiren bir yasa ve yönetmelik olmasına rağmen konunun çekiciliğine kapılan başka meslek mensupları da bu konuda konuşmayı kendilerine hak görmekte ve hatta çeşitli basın organlarında ’bu diyetisyenin işi değil’ gibi söylemlerde bulunmaktadırlar. Bu meslek grupları arasında kardiyolog, aile hekimleri, kalp-damar cerrahları, biyokimya uzmanları, endokrinologlar, kimyagerler, beden eğitim öğretmenleri, hemşireler, fizik mühendisleri ve hatta lise mezunları, estetisyenler saymakla bitmez. Amacım hiçbir meslek grubunu karalamak ya da eleştirmek değil. Altını çizmek istediğim husus, nasıl ki bir diyetisyenin kalp hastalığında ilaç tedavisi vermesi, bu konuda yazı yazması, basına demeç vermesi yanlışsa, kardiyoloğun da beslenme konuşması yanlıştır. Tıp hekimlerinin meslekleri ile ilgili olduğu için zaman zaman bazı genel beslenme bilgisi vermeleri normal karşılanabilir fakat beslenme konusunda spesifik bilgiler vermek kesinlikle diyetisyenliğin alanına girmektedir. Aksi takdirde topluma sunulan yanlış bilgiler toplum tarafından denenmekte ve gereğinden fazla yağ tüketimi, protein tüketimi, karbonhidrat tüketiminin neden olduğu insülin direnci, metabolik sendrom ile kalp damar hastalıklarının, diyabetin, obezitenin yayılmasına sebep olmaktadır. Diyetisyenliğin mesleki eğitimi her meslekte olduğu gibi spesifik konuları içermekte ve bu konuda eğitim almayan kişilerin bu konuda konuşmaları halk sağlığı açısından kısa ve uzun vadede sakıncalar doğurmaktadır. Diyetisyenlik mesleki eğitimi temel biyolojik ve tıp eğitiminin yanında Nutrisyonel biyokimya, beslenme antropometrisi, besin kimyası, beslenme epidemiyolojisi, besin mikrobiyolojisi, tıbbi beslenme tedavisi, çocuk hastalıklarında beslenme, halk sağlığı gibi başlıca dersleri ve bu derslerle ilgili laboratuvar, klinik, saha ve hastane uygulamalarını kapsamaktadır. Tıp fakültesi müfredatlarında beslenme konusunda tek bir ders bile bulunmamaktadır. Diğer mesleklerin eğitiminde ise bu veya benzeri derslerin okutulmadığı bilinmektedir. Buna rağmen neden bu konuda bazı meslek mensuplarının konuşmakta ve hatta tedavi vermekte, profesyonel hizmet sunmakta ısrar ettiği tartışmalı bir konudur. Aslında tartışmalı demek bile yanlış. Yukarıda bahsettiğim konu sadece diyetisyenlik mesleği için de geçerli değildir. Diğer meslek grupları da bu olumsuzlukları yaşamakta ve mücadeleyi sürdürmektedir. Ben de bir diyetisyen ve diyetisyen yetiştiren bir öğretim üyesi olarak kendi mesleğimde yaşadığım sıkıntıları dile getirmek istedim. Sonuç olarak ’herkes kendi işini yapmalı’ mesajı ile tüm topluma ulaşmasını diliyorum” ifadelerini kaydetti.

  • Haliliye Belediyesi’nden Kendi İşini Kurmak İsteyenlere Müjde

    Haliliye Belediyesi, kendi işini kurmak isteyen vatandaşlara yönelik KOSGEB uygulamalı “girişimcilik’ kursu açtı.

    Haliliye Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından, kendi işini kurmak isteyen vatandaşlara yönelik KOSGEB ile anlaşma yaparak yeni girişimci desteği kapsamında girişimcilik kursu açıldı. 90 kişiye yönelik verilmesi planlanan kursta, kursiyerler 70 saat girişimcilik eğitimine alınacak. Kursu başarıyla tamamlayan kursiyerler, KOSGEB tarafından verilecek sertifikayla yapacakları iş planlarının kabulü halinde ise 50 bin lira hibe, 100 bin lirada faizsiz kredi desteğinden yararlanabilecek. Eğitim faaliyetlerini Haliliye Belediyesi’nin üstlendiği girişimcilik kursunda, kursiyerlerden herhangi bir ücret talep edilmeyecek. Başvuru için son tarihin 20 Ocak 2016 olduğu kursa kayıt yaptırmak isteyenler, Haliliye Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne bizzat müracaat edebilir veya ’444 22 63’ numaralı telefondan bilgi alabilir.