Etiket: İşine

  • ’Ellerinin hamuru’ ile hamur işine gerdiler

    Diyarbakır’da, SODES kapsamında aldıkları kadayıfçılık kursunu tamamlayan 7 kadın, tatlı imalat dükkanı açtı. ’Ellerinin hamuru’ ile hamur işine giren kadınların tek isteği, piyasadaki erkek egemenliğine son vermek.

    Türkiye’nin farklı illerinde çalışıp, emekli olduktan sonra memleketlerine dönen 7 kadın, 9 ay önce SODES kapsamında açılan kadayıfçılık kursuna katıldı. Kursta bir birleri ile iyi anlaşıp işi öğrenen 7 kadın, kentte erkeklerin egemenliğinde bulunan kadayıf imalatı işine girmeye karar verdi. Raife Belma Gökdemir isimli girişimci, 7 arkadaşını da yanına alarak kadayıf imalatı dükkanı açtı. Yaklaşık 2 ay önce kendi imkanları ile imalat dükkanını açan kadınların ortak hedefi, kadınların çalıştığı imalathaneden bir marka oluşturarak Türkiye pazarına açılmak.

    “Hedefimiz markalaşmak”

    Bursa’da tekstil işinde çalışıp emekli olduktan sonra memleketi Diyarbakır’a gelen Raife Belma Gökdemir, evde oturmaktansa kursa yazılmaya karar verdi. Kadayıfçılık kursuna başvuran Gökdemir, burada işi öğrendikten sonra Dila Hanım kadayıf imalathanesini açtı. Evde boş durmaktansa bu işe giriştiğini belirten Gökdemir, “Yaklaşık 9 ay önce kursa kadayıfçılık kursuna yazıldık. İşi öğrendikten sonra kadın arkadaşlarımızla böyle bir imalathane yeri açma fikri oluştu. Bütün malzemelerimizi kendimiz aldık. Projemizi hazırladık bu arada ve KOSGEB’e başvurduk, sonuçlanmasını bekliyoruz. KOSGEB’den olumlu bir dönüş olmasa da biz işimizi yapmaya devam edeceğiz. Kadayıfı zevk alarak yapıyoruz. Hedefimiz marka haline gelmek. Neden kadın yapamasın, kadınların eline de gayet yakışıyor yapmak. Bunu iyi yaptığımızı düşünüyorum. Geri dönüşler de çok güzel. Sattığımız müşterilerin geri dönüşü de güzel, memnun kalıyorlar. Hedefimiz ürünümüzü markalaştırıp bütün Türkiye’ye satabilmek” dedi.

    “Kadınlara istihdamımız daima açık olacak”

    İzmir’in Bornova İlçe Belediyesi’nde çalışıp emekli olduktan sonra Diyarbakır’a gelerek kadayıfçılığa başlayan Emine Aykan ise, ezelden beri kadayıf ustalarını erkek olarak tanıdıklarını, ezberi bozmak için bu işe giriştiklerini söyledi. Aykan, şu ifadeleri kullandı:

    “Eğer erkekler bu işi yapıyorsa kadınlar da yapabilir. Bunu düşünerek kadayıfçılık kursuna yazıldık. Orada burada beraber çalıştığımız arkadaşlarımızla da tanıştık ve birlikte bu imalathaneyi açtık. Biz bu işin üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Hedefimiz kadın kadayıfçıları markasını oluşturmak. Kadın ustaların da isimlerinin çok yakın zamanda Türkiye çapında anılmasını istiyoruz. Müşteriler önce garipsiyorlar, kadınlar mı yapacak kadayıfı diye. Ustalarımızın da kadın olduğunu görünce mutlu oluyorlar. Başlangıç olduğu için günde 15-16 tepsi kadayıf üretebiliyoruz. Hedefimiz günde 200-300 tepsiye ulaşmak. Kadınlara istihdamımız daima açık olacak. Biz işimizi büyüttükçe alacağımız çalışanlar ve ustalar hep kadın olacak.”

  • Ebru Şallı’dan ayrılan Sinan Akçıl turizm işine soyundu

    Model ve spor eğitmeni Ebru Şallı ile ilişkilerini noktalayan besteci ve şarkıcı Sinan Akçıl, Marmaris’te beach club işletmeciliğine soyundu.

    Marmaris tatilinde stres atıp moral depolayan şarkıcı Sinan Akçıl, iş yaşamına ilişkin radikal bir karar aldı. Yakışıklı şarkıcı, tatilini geçirdiği İçmeler Mahallesi’ndeki 5 yıldızlı ’Sentido Orka Lotus Beach’ adlı otelin sahibi ünlü iş adamı Turgut Torunluoğulları’yla birlikte ‘beach club’ işletmeye karar verdi. Tarafların anlaşmasına göre, önümüzdeki sezon Marmaris körfezinin turkuaz rengi sularının kıyısındaki otelin sahilinde ‘beach club’ oluşturulacak. Mekanın konseptini ve işleyiş tarzını Akçıl belirleyecek. Dolayısıyla 2017 yazında Sinan Akçıl, 7 yıl önce yollarını ayırdığı, bu yaz başında Bodrum’da ‘beach club’ işletmeye başlayan eski dostu Hande Yener’le, müzik dünyasından sonra iş dünyasında da meslektaş olacak. Geçmişte haklarında çıkan aşk dedikodularını yalanlayan Akçıl, yeni mesleğinde en az Yener kadar başarılı olmaya çalışacak.

  • 79 yaşındaki kadın çaycılık yaparak biriktirdiği 70 bin lirayı çaldırınca eski işine geri döndü

    Konya’nın Ereğli ilçesinde yaşayan 79 yaşındaki bir kadın çaycılık yaparak biriktirdiği 70 bin lirasını çaldırınca eski işine geri döndü.

    Beş çocuk annesi olan ve geçtiğimiz yıl çalıştığı çay ocağında çantasında taşıdığı 70 bin lirasını çaldırınca beş parasız kalan Hürü Ceviz, yaşının ilerlemesine rağmen tekrar eski işine döndü. Bölgedeki esnafların “Çaycı Hala” diyerek isim koyduğu Hürü Ceviz, “Biriktirdiğim parayı 17 yıl çantamda taşıdım. Kimse elini sürmedi. Geçen yıl biri geldi, ona çayını verdim çorbasını verdim, çay ocağından çıkınca çantamı alıp gitmiş. Yazıklar olsun çalan kişiye. Bu yaşıma rağmen çalışmaya devam ediyorum. Herkes benimle gurur duyuyor, gücümün yettiği kadar tekrar biriktireceğim ama artık biriktirdiğim paramı bankaya yatıracağım. Bu parayı da yaşlılığımda yiyeceğim” dedi.

    İnsanları sevdiğini ve istediklerinde paralı parasız çayını eksik etmediğini anlatan Ceviz, “Beni seven herkesten Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.

    Bölgede bulunan esnaflar ise Hürü Ceviz’den çok memnun olduklarını ve kendisini takdirle karşıladıklarını söylediler. “Yıllardır biriktirilen parayı çalmak vicdansızlıktır” diyen esnaflar “Çalan kişiyi kınıyoruz. İnşallah çaycı halanın bu parayı yeniden biriktireceğine inanıyoruz” dediler.

  • Zonguldak’ta 4 Bin Madenci İşine Geri Dönecek

    Zonguldak Ticaret Sanayi Odası Başkanı Metin Demir, 2014 yılının Eylül ayında çıkan torba yasada maliyetlerin artması sebebiyle işten ayrılan 4 bine yakın madencinin yapılan yeni düzenlemeyle işine geri döneceğini ifade etti.

    Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir, gazetecilerle bir restoranda bir araya geldi. 2014 yılının Eylül ayında çıkan torba yasanın özel maden şirketlerine ek maliyet getirdiğini hatırlatan Metin Demir, bu sebepten dolayı şirketlerin durma noktasına geldiğini hatırlattı.

    Yapılan yeni yasal düzenleme ile özel maden şirketlerine ton başına 45-58 lira arasında destek verileceğini belirten Metin Demir, 4 bin işçinin maden ocaklarındaki işlerine geri döneceğini ifade etti. Yaklaşık 6 aylık toparlanma süreci sonrasında maden ocaklarındaki kömürün yeniden üretilerek yer üstüne çıkartılacağını söyleyen Demir, şu ifadelere yer verdi:

    “Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan yeni bir kararname var. TBMM’de bazı ziyaretler gerçekleştirdik. Açıkçası biz 2014 yılı Eylül ayında yayınlanan bu torba yasa ile birlikte kamuoyunda bilindiği adıyla Soma torba yasası ile birlikte gelen ek maliyetlerin Zonguldak’taki özel madencilik şirketlerini durma noktasına getirdiğini ve bu sorunun aşılması gereği ile ilgili hem raporlarımızı, bilgi notlarımızı bütün ilgililerle paylaşmış ve bunun toparlanması ile ilgili ciddi bir gayretin içerisinde olmuştuk. 18 aylık süreçte bazı gecikmeler aksamalar da karşımıza çıktı. 2015 Şubat ayında bu oluşan ek maliyetlerin karşılanması ile ilgili bir kanun çıktı. Ama bu kanunun uygulamasını düzenleyen bakanlar kurulu kararındaki bazı eksiklikler nedeniyle 7 Haziran seçimleri sonrasına kalmıştı. Devamında bu hükümetin kurulamaması meselesi ciddi zaman kaybına yol açtı. Geçici hükumet döneminde bakanımızla istişare ettik. Ama sonrasında önümüze bir yetkisizlik çıktı. Devamında 1 Kasım seçimlerini ve yeni bakanımızın göreve gelme sürecini bekledik. Devlette devamlılık esas ama kadrolar değişince bilgilerin, raporları yine tazelemek gerekti. Müsteşarlık düzeyinde yeni atanan kadrolara konuyu arz etmemiz gerekiyordu. O çalışmaları tekrar elden geldiğince hızlı bir şekilde yürüttük.”

    “KÖMÜR YASASI TÜRKİYE İÇİN ELZEM”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak döneminde de devam eden Kömür Yasası hazırlığının devam ettiğini belirten Demir, “Nihayetinde geçtiğimiz hafta yayımlanan bir kararname var. En baştan beri bu yapılan yasal düzenlemelerle ilgili getirilen ek maliyetlerin bir şekilde hükümet tarafından karşılanması gereğini ortaya koyup sürekli bu konuyu ortaya koymuştuk. Kömür yasası, kömür üretimi konusunda iddia olan birçok ülkede örneklerini görüyoruz. Maden kanunundan işçi sağlığı ve işçi güvenliğini sağlayan mevzuatlardan, tamamen bağımsız, kömür yasasının uygulandığı iyi örnekler var önümüzde. Geçici hükumet zamanında başlatılan bu kömür yasası hazırlığını Enerji Bakanımız Berat Albayrak’ın döneminde de devam ettiğini ve üzerinde şu anda yoğun bir şekilde çalışıldığını biliyoruz. Bu kömür yasası Türkiye açısından elzemdi. Biz madencilik ve kömür üretimi sektöründeki arkadaşlar 20 yıldır söyleyip dururuz. Nihayetinde bu çalışma olgunlaştı ve bir aşamaya geldi. Üzerindeki çalışmalar tamamlanıp ve bu yıl içerisinde çıkmasını ve yönetmeliklerin uygulama aşaması da tasarlandıktan sonra da bu yıl içerisinde bu kömür kanununda beklentilerimizin karşılanacağını umuyoruz. Yerli kömürden üretilecek elektriğe devlet desteğinin ve devlet önceliğinin tanınmasıyla ilgili bir çalışma var” diye konuştu.

    TERMİK SANTRALLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

    Termik santrallerinin özelleştirilmesinin ardından santralleri alan şirketlerin ciddi sorunları olduğuna dikkat çeken Metin Demir, yerli kömürden elektriğe destek mekanizmasının geliştirilmesinin gündemlerinde olacağını ifade etti. Demir, “Türkiye’de artık elektrik alıcısı ve satıcısı bir serbest piyasa ortamında buluşuyor. Devlet bu işlerden özelleştirme yoluyla çekilmeye başladığından beri serbest piyasada alıcılar ve satıcılar buluşuyor. Bu sistem serbest piyasa mekanizması üzerinden yürüyor. Biz iki ay önceye kadar bakanımızla bir toplantı gerçekleştirilmişti. Toplantıda ilk bu konu gündeme geldi. Biliyorsunuz yakın zamanda birçok termik elektrik santrali özelleştirilmesi oldu. Bunların birçoğu kömür santralleriydi. Devlet bunları bir şekilde devretti. Ama bu santralleri alan şirketlerin yüzde 80’i ciddi sıkıntı içerisindeler. Kömür santrallerini devletten alan arkadaşlarımızın ciddi sorunları var. Aldığı kredileri geri ödemede zorlukları var. İnşallah bu kömür yasası, yerli kömürden elektriğe destek mekanizmasının geliştirilmesi önümüzdeki birkaç ay bizim takip edeceğimiz gündem olacak. Biz TSO olarak hem TTK Genel Müdürlüğü ile hem yöre milletvekilleri hem de bakanlık nezdinde girişimlerimizi sürdüreceğiz. İnşallah oradan da hayırlı bir netice alacağımızı umut ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “TOPARLANMA SÜRECİNİN ALTI AY ALACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ”

    Torba Yasa ile birlikte 4 bine yakın işçinin işini kaybettiğini hatırlatan Metin Demir, yaklaşık 6 aylık toparlanma sürecinin ardından sektörün ivme kazacağını aktardı. Demir, sözlerini şöyle tamamladı:

    “18 aylık sıkıntılı süreçte 4 bine yakın işçi arkadaşımız işini kaybetmişti. Onlarca ocak kapanma noktasına gelmişti. Hepimiz rölantiye almış vaziyette işleri yavaşlatmış vaziyetteydik. Bu çıkan kararname ile yavaş yavaş toparlanmaya başlayacağız. Bu toparlanma sürecinin altı ay alacağını öngörüyoruz. Özel sektör madenciliği altı ay içerisinde ivme kazanacak. Süreçte diğer mekanizmaların da devreye girmesiyle eskiye döneceğiz umudundayız. Özel sektör madenciliğinin merkez ekonomisi üzerindeki etkilerini yeterince önemsemediğini düşünüyorduk. Bu 18 aylık süreçte de bunu açık bir şekilde görmüş olduk. Özel sektör madenciliği sekteye uğradığında merkezin ne kadar bocaladığını, ekonomik kayıtların ne kadar olduğunu herkes hissetmiş oldu. Sokağa da keskin bir şekilde yansımış oldu.”

  • Teknolojiye Yenik Düşen Hataylı Semerci, Hediyelik Minyatür Semer İşine Döndü

    Hatay’ın Antakya ilçesinde asırlardır semercilik işi yapan yüzlerce semerciden sadece üç meslek mensubu kaldı. Semercilik mesleğinin son temsilcilerinden biri olan Halil İbrahim Sümer, ise babasının dedesinden kalma meslekte para olmadığı için artık geçimini hediyelik minyatür semer yaparak kazanmaya çalışıyor.

    Semerci ustası Halil İbrahim Sümer, Antakya’nın tarihi uzun çarşısındaki dükkanında semer yapmaya devam ediyor. Halil usta bir dönem binek hayvanlar için yaptığı semerleri bugün Antakya’yı ziyaret eden turistler için hediyelik eşya olarak yapıyor.

    Son semercilerden olan Sümer, Semere eski talep kalmadığını ve bundan dolayı satış yapamadığını semerciliğin teknolojiye yenildiğini ifade etti. Sümer, “Semercilik bitince biz de artık farklı yönlere kaymak durumunda kaldık, hediyelik ağaç işleri yapıyoruz. Bizde baba mesleğimizi devam ettirmek isterdik ama gücümüz kalmadı. Şuan mesleği yapan usta sayısı üç. Gün geçtikçe meslek ve ustalar yok oluyor. Kendi evlatlarımız dahi bu mesleği yapmak istemiyor gelecekte ne olur bilmem ama bizi bitiren şey teknoloji oldu. Çünkü köylerde artık insanlar at ve eşek yerine çeşitli makineler kullanıyorlar” dedi.

    Geçmişte günde 4 tane semer yaparken şimdi ise 2 ayda o rakamı yakalayamadıklarını belirten Sümer, “Önceden bizim dükkanımızda 3 kişi semer yapardı ve yetişemezdik şimdi ise ben tek başıma çalışıyorum çünkü talep yok” diye konuştu.

    Bir semerin ağaç, selüloz, telis ve deri olmak üzere dört ana malzemeden oluşuyor. Semer de daha çok çınar ağacı kullanılıyor. Bu ağaç rahat şekil alması ve sağlam olmasından dolayı tercih ediliyor. Deri olarak ise tosun derisi kullanılıyor.

    Antakya’da semerciliğin son temsilcilerinin emeklerinden olan hediyelik semerlerin fiyatı ise 50 TL’den başlıyor.