Etiket: İşaret

  • Cumhuriyeti işaret diliyle kutladılar

    Bucalı kursiyerler, cumhuriyetin 95. kuruluş yıl dönüme özel ve anlamlı bir mesaj yayınladı. Buca Belediyesinin işaret dili kursiyerleri eğitimlerinin ilk haftasında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözünü işaret diliyle anlatıp 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

    Buca Belediyesinin Buca Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle hayata geçirdiği, ailesi ve çevresindeki işitme engelli bireylerle daha iyi iletişim kurmak isteyen vatandaşların ve öğretmen adaylarının yoğun ilgi gösterdiği İşaret dili kursu gurur veren çalışmalarıyla dikkatleri çekiyor. Buca Belediyesi Çamlıkule Spor, Kültür ve Sanat Merkezinde açılan ve yaklaşık 2,5 ay sürecek işaret dili eğitimlerine başlayan kursiyerler, kendilerine özgürce yaşam ve eğitim şansı veren Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarını sunmak için ve kurduğu cumhuriyete bağlılıklarını anlatmak için anlamlı bir çalışmayla ortaya koydu.

    Eğitimlerinin ilk haftasında harfleri öğrendikten sonra harekete geçip sıkı çalışmaya girişen kursiyerler, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na özel çalışma hazırladı. 17 Bucalı kursiyer, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözünü işaret diliyle aktardı, cumhuriyetin 95. yılını kutladı.

  • Dünyada nadir bulunan Delice tuzuna “coğrafi işaret” çalışmaları

    Kırıkkale’nin Delice ilçesinden çıkarılan, Türkiye’de ve dünyada nadir bulunan doğal kaynak tuzuna “coğrafi işaret” alınabilmesi için çalışma başlatıldı.

    Kırıkkale Üniversitesi Merkez Laboratuvarında yapılan toplantıya Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Ahmet Şerbetçioğlu, Ahiler Kalkınma Ajansı Kırıkkale Koordinatörü Abdullah Özbaş, Laboratuvar Müdürü Prof. Dr. Siyami Karahan, Müdür Yardımcısı Prof. Mustafa Tombul ve Uzman Kimyager Ogün Bozkaya katıldı.

    Delice’de doğal kaynak suyunun damıtılması ile elde edilen tuzun; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünleri belirtmek için kullanılan “coğrafi işaret” alabilmesi için çalışma başlatıldı. Ayırt edici özelliği ile ön plana çıkan ve bulunduğu bölge ile özdeşleşen doğal ürünler, tarım, maden ve el sanatları ile sanayi ürünlerine verilen coğrafi işareti alabilmek için yapılması gereken analizler ve teknik incelemeler masaya yatırıldı.

    Doğal Delice tuzunun daha önce farklı laboratuvarlarda yapılan analiz raporları üzerinde yapılan görüşmelerin sonucunda eldeki örneklerin akreditife olmuş Kırıkkale Üniversitesi Merkez Laboratuvarında analiz edilerek nihai raporların alınması kararı alındı.

    Kırıkkale’nin kendine has Keskin tava ve kılıçlar soğanından sonra 3. coğrafi işaretli ürünü olarak Delice doğal tuzunu tescil ettirmek için uzun süredir çalışmalar yaptıklarını belirten Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Ahmet Şerbetçioğlu, “Ürünlere pazarlama gücü katmak ve gerçek üreticileri korumak adına bu çalışmaların yapılması gerekiyor. Kırsal kalkınmaya da aracılık eden bu tür uygulamaların ülke ekonomisine de katkı sağlayacak. Bir kalite sembolü haline gelen coğrafi işaretin ürünleri tüketicinin gözünde diğer ürünlerden ayırt edici özelliği bulunuyor” dedi.

  • Adres Patent’ten ‘Coğrafi İşaret’ vurgusu

    Adres Patent Genel Müdürü Cumhur Abdullah Akbulut, yaptığı açıklamada “Coğrafi işaret herhangi bir ürünün kendini koruma altına aldığı kadar doğrudan üreticinin dolaylı olarak da tüketicinin korunmasına yönelik bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yolla belirli ürünün üretiminde tüketici aleyhine olabilecek olumsuz uygulamalar ve taklit ürünler de kontrol altına alınacaktır” dedi.

    Mut Zeytinyağı, Meli İnciri, Korkuteli Karyağdı Armudu, Urfa Zerdesi, Tunceli Şorbik Çorbası, Sinop Nokulu, Beypazarı Kurusu gibi yöresel ürünler yerinde istihdam, güçlü yerel ekonomiyi destekleyen yöresel fuarda Türkiye’de ‘Coğrafi İşaret Tescili’ alan ürünler ön plana çıkacak.

    Adres Patent de fuarda

    Türkiye’nin 81 iline ait yöresel lezzetlerin haritasını hazırlayarak bir ilke imza atan Adres Patent de fuara güçlü bir ekiple katılacağını duyurdu. Şirket, coğrafi işaret belgesi almak isteyen tüm üreticilere destek verecek. Adres Patent Genel Müdürü Cumhur Abdullah Akbulut, “Sınai mülkiyet haklarını öğrenmek, yerel ürünlerini dünya ile buluşturmak ve ürünlerine değer katmak isteyen üreticileri mutlaka standımıza bekliyoruz” dedi.

    Neden coğrafi işaret almalıyız?

    Akbulut, ‘Neden coğrafi işaret almalıyız?’ konusuna şu sözlerle açıklık getirdi: “Geleneksel bilgi ve kültürel değerlerimizin korunması açısından büyük öneme sahip olan coğrafi işaretler, üreticiye de pazarlama konusunda büyük avantajlar sağlamaktadır. Tüketicilerin coğrafi işaret amblemi olan ürünleri daha çok tercih etmesi bu ürünlerin satış değerini artırır. Coğrafi işaret alan ürün, diğerlerinden ayırmak için ambalajının üstüne “coğrafi işaret amblemi” konulması zorunludur. Amblemin amacı, ürünün coğrafi işaret/geleneksel ürün olduğu konusunda tüketiciyi bilgilendirmek ve denetleme faaliyetlerini kolaylaştırmaktır.

    Tescilli coğrafi işaret ile birlikte amblemin kullanımı zorunludur. Coğrafi işaret, ‘Antep Baklavası’, ‘Malatya Kayısısı’, ‘Aydın İnciri’ gibi ürünlerimizin adları olup, bu adlar ürün üzerinde kullanıldığında, beraberinde amblemin kullanılması zorunludur. Coğrafi işaret amblemi sayesinde ürün, benzerlerinden kolayca ayrılır, daha rahat ve yüksek değerle pazara sunulur. Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; özellikle kadın tüketiciler ve eğitim seviyesi yüksek tüketiciler coğrafi işaret tescilli ürünleri daha çok tercih ediyor. Coğrafi işret tescili, ürünün gerçek üreticisini korurken hem yerel hem de ülke ekonomisine büyük katkı sağlar.”

    “Coğrafi işaretle sizde ürünlerinize yüzde 30 değer katın”

    Akbulut, bir ürünün yöresel ürün kategorisine girdiğinde piyasa değerinin yaklaşık yüzde 20 üstünde bir rakamla alıcı bulabildiğine dikkat çekerek, “Coğrafi işaretli (Cİ) ürünlerin ekonomik değerini ifade etmekte dünya örnekleri yol gösterici olacaktır. Örneğin, sadece coğrafi işarete konu ürünlerde Fransa ekonomisi sadece 2012’de 19 milyar euro gelir elde etmiştir.

    Fransa’da coğrafi işaretli peynir, diğer peynirlere göre yüzde 30 oranında daha yüksek fiyata alıcı bulmaktadır. İtalya’da da benzer bir durum söz konusudur. Toscano yağları tescil edildikten sonra yüzde 20 oranında daha yüksek fiyatla satılmıştır.

    İhraç edilen Fransız şaraplarının yüzde 85’i coğrafi işaret taşımaktadır. AB genelinde yine 2012 verilerine göre, coğrafi işaretli ürünlerin toplam satış tutarı 57,5 milyar euroya ulaşmıştır” diye konuştu.

    “Coğrafi işaret tescilli ürün 385’e yükseldi”

    Adres Patent’ in yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de coğrafi işaret tescili alabilecek yöresel ürün sayısının 2 bin 500’e ulaştığını belirten Akbulut, “Yüksek coğrafi işaret potansiyeline karşın Türkiye’de henüz sadece 385 ürün için coğrafi işaret tescili alındı. Göreceli olarak az olan bu rakam, Türkiye’de coğrafi işaret kavramının henüz tam olarak bilinmediğini ve öneminin yeterince anlaşılmadığının da en büyük göstergesi durumunda. Başvuru aşamasındaki 403 ürünün değerlendirmesi ise devam ediyor. Coğrafi işaretli ürün yarışında 33 ürünle başkent Ankara ilk sırada. 22 ürünle Şanlıurfa 2’nci, 21 ürünle Gaziantep 3’üncü, 14 ürünle İzmir 4’üncü, 12 ürünle Kahramanmaraş 5’inci, 10 ürünle Mersin ise 6’ncı sırada” ifadelerini kullandı.

    “Coğrafi işaret tüketiciyi koruyor”

    Coğrafi işaretin herhangi bir ürünün kendini koruma altına aldığı kadar doğrudan üreticinin dolaylı olarak da tüketicinin korunmasına yönelik bir uygulama olduğuna vurgu yapan Akbulut, ”Bu yolla belirli ürünün üretiminde tüketici aleyhine olabilecek olumsuz uygulamalar ve taklit ürünler de kontrol altına alınacaktır. Tüketiciyi koruma konusunda denetimin önemli, ürünü sadece tescil ettirmek yetmiyor. Ürünü tescil ettiren belediyelerin veya ticaret-sanayi odalarının, o ürünü denetlemeleri gerekiyor. Bir coğrafi işaretin tescil ettirenlere ekonomik fayda sağlayabilmesi için, denetim mekanizması şart” dedi.

    “STK’lara önemli görevler düşüyor”

    Akbulut, bu noktada STK’lara görev düştüğünü dile getirerek, şöyle konuştu: “Dünyadaki gelişmelere paralel olarak ülkemizde de coğrafi işaretli yöresel ürünlere ilgi büyük oranda artmıştır. Artan ilgi ile birlikte hem tüketiciyi hem de coğrafi işaretli ürünlerin korunması daha da büyük önem kazandı.

    Coğrafi işaretli ürünlerin denetim yetkisi

    Coğrafi işaret tescil başvurusunda bulunan, ürünün üretimi, işlenmesi veya ilgili diğer işlemleri hakkında yeterliğe sahip, yasal kuruluş biçimine bakılmaksızın herhangi bir dernek, birlik veya benzeri örgütten oluşan tarafsız bir denetim merci oluşturmakla yükümlüdür. Denetim hükümlerine uygun olarak denetim biçimini ayrıntılı olarak açıklayan ve örnek denetim tutanağını da içeren bilgi ve belgelerin başvuru formunda bulunması gerekmektedir. Denetim aşamasında Sivil Toplum Kuruluşlarına büyük rol düşmektedir. Dolayısıyla coğrafi işaretli ürünlerin kontrolünde, fiziki şartların oluşturulması noktasında STK’lar elini taşın altına koymalı.”

    Coğrafi işaret nedir?

    Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren ad veya işaretlere “coğrafi işaret” (Cİ) denir. Coğrafi işaret tescili ile ürünlerin standartları, geleneksel özellikleri ve üretim metotları koruma altına alınır. Coğrafi işaretler, tek bir üreticiyi değil, belirli şartlar altında üretim yapan kişi ya da firmaların tümünü korur.

  • Samsun kamu hastanelerinde işaret dili dönemi

    Samsun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hastanelerde görev alan sağlık çalışanı ve hasta karşılama görevlilerinin işaret dili öğrenmesi için eğitimler başlatıldı.

    Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokole dayanılarak başlatılan ve iki yıllık bir zaman zarfında tamamlanması hedeflenen çalışmayla hastanelerde görev yapan personellerin yüzde 70’inin işaret dili öğrenmesi hedefleniyor.

    İlk etapta Samsun Eğitim Araştırma ve Gazi Devlet Hastanelerinde başlatılan uygulama hakkında bilgi veren Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Ali Oruç, amaçlarının işitme engelli hastaların sağlık kuruluşlarına başvuru yaptıklarında kendilerini, hastalıklarını daha rahat anlatması ve daha iyi hissetmesi olduğunu, bu amaçla öncelikle hastayla ilk temasta bulunan sağlık personeli ve hasta karşılama-danışma yönlendirme personellerinin eğitimlerine başladıklarını söyledi.

    Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesislerinde işaret dili eğitimi almış ve resmi görevlendirilmiş 1495 personel bulunduğunu, Samsun’da ise bu sayının 67 olduğunu belirten Sağlık Müdürü Oruç, eğitim gruplarının her iki ayda bir yenileceğini, eğitimler tamamlandığında hedeflerinin toplam çalışan personel sayısının yüzde 70’inin eğitim alması olduğunu ifade etti.

  • Bingöl’de Horoz Kuru Fasulyesinin Coğrafi İşaret Başvurusu İçin Hasadı Yapıldı

    Bingöl’de 70 yıldır ekimi yapılan ve lezzeti ülke çapına yayılan Yedisu Horoz Kuru Fasulyesinin coğrafi işaretinin alınması için hasadı yapıldı. Kilosu şuan 15 TL’ye sattıklarını belirten çiftçiler, coğrafi işaretin alınmasıyla fasulyenin markalaşacağını ve değerleneceğini aktardı.

    Bingöl ile Yedisu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, 2018 Mayıs ayında Yedisu Horoz Kuru Fasulyesi için coğrafi işaret alma çalışmaları başlatıldı. Çalışma kapsamda Yedisu ilçesi Kabaoluk Mahallesi ve Gelinpertek Köyünde 500’er metrekarelik alanlarda yapılan ekimin ardından, kuru fasulyenin coğrafi işaret alması için hasat yapıldı. Yedisu Horoz Kuru Fasulyesinin fiziksel, morfolojik, teknolojik özellikleri ve besin değerlerinin belirlenmesi amacıyla gerekli çalışmaların tamamlanmasıyla coğrafi işaret başvurusunun yapılacağı bildirildi.

    İlçe Tarım ve Orman Müdür Vekili Esra Aksu Yurdakul, “Yıllık ortalama 35 ton ürün elde ediyoruz ve 15 TL’ye satışı yapılıyor. Tabi ki bu fiyat yörede üretim yapan çiftçimiz emeğinin karşılığı değil. Biz de bu kapsamda Yedisu Horoz Kuru Fasulyesinin coğrafi işaret alması için bir çalışma başlattık. Bu amaçla ilçede iki lokasyonda 500 metrekarelik iki alanda kuru fasulye denemeleri kurduk ve hasat işlemini gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Hasat ile birlikte ürünlerimiz kimyasal analiz için ilimizdeki laboratuvarımıza göndereceğiz” dedi.

    Coğrafi işaretin alınmasıyla ülke ekonomisine katkı sunacaklarını vurgulayan Yurdakul, “Coğrafi işaret almak ile amacımız, nasıl ülkede Diyarbakır karpuzu, İspir Fasulyesi tanınıyorsa yöremize özgü olan bu fasulyemizi de ülke genelinde tanıtımını sağlamak. Hem yöremizde geçimini tarımla sağlayan çiftçilerimize hem de ülke ekonomisine katkı sağlamak istiyoruz” diyerek bilgi verdi.

    Hasada katılanlardan Esra Vural, “Yedisu’da aileler geçimini tarım ve hayvancılık ile yapıyor. Bitkisel üretim olarak genellikle kuru fasulye üretimi yapılıyor. Çünkü toprağı ve iklimi çok uygun. Kuru fasulye şuan 15-16 liradan satılıyor, il müdürlüğünün vermiş olduğu destekle ile bu coğrafi işaret alınırsa fiyatlar 40 lirayı bulur. Coğrafi işaret alınırsa buradaki çiftçiler, ailelerimiz emeklerinin karşılığını alacaktır” şeklinde konuştu.

    Elazığ’dan memleketi Bingöl’deki tarlasında fasulye ektiğini aktaran Ramazan Alcuma ise, “Kuru fasulyemizin daha iyi olması için sürekli ekip, yatırım yapıyorum . Fasulyemiz ülke genelinde isim yapmış bir üründür. Yetkililerden fasulyenin daha değerli olması için çalışmalara ağırlık vermelerini talep ediyoruz. Zahmeti çok ama teknolojik destek verilirse hasadı daha kolay olur. Tarım İl Müdürlüğü yaptığı çalışmada sonuç alırsa, inşallah emeğimizin karşılığını alırız” ifadelerini kullandı.