Etiket: İşaret

  • İçi de dışı gibi kırmızı elmaya coğrafi işaret çalışmaları

    Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Demirci, Posof ilçesinde yetişen içi de dışı gibi kırmızı olan elmaya coğrafi işaret belgesi almak için bilimsel çalışmaların devam ettiğini belirtti.

    Posof yöresinde 26 çeşit elma yetiştirildiğini belirten çiftçiler, içi ve dışı kırmızı olan elmaların şeker hastalığı başta olmak üzere diş eti hastalığı, öksürük, bronşit ve karaciğere iyi geldiğini söylüyor. Normal elma gibi yetişen ve olgunlaşan elmalar, iyice olgunlaştıktan sonra hem içi hem de dışı kırmızı bir renge bürünerek toplanmaya hazır hale geliyor.

    ATSO Başkanı Çetin Demirci, Posof ilçesinin içi dışı kırmızı elmanın geçtiğimiz yıl başlayan coğrafi işaret sürecinin devam ettiğini söyledi. Elmanın en önemli özelliğinin diğer elmaların kabuğunda olan antosiyanin bu elmanın etinde de var olması olduğunu söyleyen Demirci, “Bu elma, şeker hastalığının yanı sıra, diş eti hastalıkları, öksürük ve bronşit için iyi geliyor. İçi kırmızı elma çeşidinin üretimi geliştirmek ve dış pazara sunmak için coğrafi işaret tescili almak üzere geçen yıl çalışmalara başladık. Çalışmalar bu yıl da devam ediyor ve yaklaşık 3 ay sonra sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Sonuçlar doğrultusunda, bunun bir ticari ürün olarak Ardahanlıların değil, Ardahanlıların dışında yaşayan herkesin de bundan yararlanmasını sağlayacak süreci başlatmaya çalışıyoruz. Ticari bir ürün olarak Ardahan’ı hem tanıtan hem de sağlık açısından da tüketilecek bir ürün olduğunu bütün dünyanın bilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

    İçi kırmızı elmanın gen merkezi Posof

    Emekli öğretmen Adnan Bozyiğit ise, içi dışı kırmızı elmayı Türkiye ve dünyaya tanıtmak için uğraştıklarını söyledi. Bozyiğit, “Ben de bunun için çaba sarf ediyorum. Posof’a ilk yerleşenler bu içi kırmızı elma ile karşılaşmışlar ve bu elmayı Posof içerisinde çeşitli yerlere taşımışlar. Ağaçların yaşlarına baktığımızda, bazı ağaçlar 150 yaşında, bazısı 60 yaşında, bazısı da yeni yaptığımız 6-7 yıllık veya 10 yıllık elma ağaçları. Yalnız gen olarak Posof ilçe merkezine ait, Posof’ta coğrafi bölge olarak burada yetişmiş, burada üretilmiş” dedi.

    Şifa kaynağı

    Bozyiğit, içi kırmızı elmanın şifa kaynağı olduğunu söyleyerek, “Şifası çok; sindirimi kolaylaştırıyor, gelişmekte olan çocuklara ve karaciğer hastaları gibi birçok hastalığa şifa kaynağı olan bu elmanın şu anda analizleri yapılıyor ve ileri de tıbben bunların açıklamaları da yapılacak. Yalnız bu ağaçları koruma altına alarak çoğaltılması sağlanmalıdır” ifadelerine yer verdi.

  • Yeşim Tekstil çalışanlarına işaret dili eğitimi

    Yıldırım Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (YIL-MEK) ve Halk Eğitim Merkezi tarafından Yeşim Tekstil çalışanlarına işaret dili eğitimi verildi.

    Kursu bitiren 15 kursiyer sertifikalarını aldı. Yeşim Tekstil’de düzenlenen sertifika törenine Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali’nin yanı sıra Yeşim Tekstil CEO’su Şenol Şankaya, Yıldırım Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürü Ali Celal Elmas,eğitmenler ve kursiyerler katıldı.Hakkı Edebali, göreve geldikleri ilk günden itibaren engellilerin hayatlarını kolaylaştıracak projeler geliştirdiklerini vurgulayarak, “Asıl engelin insanların zihin dünyasında ördüğü duvarlardan ibaret olduğunu bilerek bu duvarları yıkıyoruz. Engelliler bizim öncelikli hizmet gruplarımız arasında yer alıyor. Bu kardeşlerimizin sosyal hayatın içerisinde daha fazla yer alabilmesi için, onların rutin ihtiyaçlarını karşılayacak çalışmalar yürütüyoruz. ‘Engelsiz Mutfak’ ve ‘Müzik Akademisi’ gibi projelerle engelli kardeşlerimizin ne kadar yaşama sevinci ile dolu olduklarını görüyoruz” diye konuştu.

    İşitme engellilerin meselelerini anlatacak birçok insan olduğunu, ancak anlayacak insanların bulunmadığını belirten Başkan Edebali, “Türkiye de toplam 3,5 milyon işitme engelli vatandaşımız var. Bunların ana dili işaret dilidir. İletişimde ciddi problemler yaşıyorlar. İşiten fertlerle anlaşma problemleri var. İşitenlerin işaret dili öğrenmesi gerekiyor. Aynı toplumun içinde beraber yaşıyoruz. Bu dil sadece onların dili olarak kalmamalı. Ortak bir dil olarak kalmalı” ifadelerini kullandı.

    İletişim olmadan hayatta hiçbir şeyin başarılamayacağını dile getiren Şenol Şankaya, “Fabrikamızda 15 çalışanımıza işaret dili eğitimi verildi. İşitme engelli çalışanlarımızı daha iyi anlamaları ve aralarında oluşan iletişim meselesini ortadan kaldırmak maksadıyla çalışanlara yönelik kurs talebimiz oldu. Yıldırım Belediyesi tarafından da bu talebimiz anında karşılandı. Bu işi daha da derinleştireceğimize, yaygınlaştıracağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.

  • Kastamonu’da Çekme Helva’ya coğrafi işaret alındı

    Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz, Kastamonu’nun meşhur çekme helvasına coğrafi işaret alındığını açıkladı.

    Valilik Makamında Coğrafi İşaretler Toplantısında konuşan Vali Yaşar Karadeniz, “Coğrafi İşaretler ile ilgili olarak ilimiz genelinde bir çalışma başlatıldı. Bu çalışmalar sonucunda son 2 yılda 5 tane ürünümüze Coğrafi İşaret alındı. Taşköprü Sarımsağı’na 2010 yılında, Taşköprü Kuyu Kebabı’na 2016 yılında Coğrafi İşaretleri alınmıştı. Şuan itibariyle Coğrafi İşaretli ürün sayımız 7 oldu. Bugün itibariyle Kastamonu Çekme Helvası’na da Coğrafi İşareti tescillenmiş oldu. Böylelikle 2018 yılı 3 tane ürünün birden Coğrafi İşaret aldığı bir yıl oldu. Yılsonuna kadar bu sayıya 1-2 tane daha eklemeye çalışıyoruz. Şuanda alınandan daha fazlasını almaya çalışıyoruz. Bunlarda elimizi çabuk tutmak oldukça önemli. Çünkü her ne kadar ilimizin kendine özgü ürünleri çok denilse de, Anadolu’nun her tarafında aynı isimdeki ürünler benzer ya da farklı üretim metodu ile üretilmektedir. Birisinin Coğrafi İşaret almasında, diğerinden bir adım öne geçmesi ona avantaj sağlıyor” dedi.

    En son Kastamonu Çekme Helvası’nın da Coğrafi İşaret alması ile birlikte Taşköprü Sarımsağı, Taşköprü Kuyu Kebabı, Pınarbaşı Kara Çorba, Tosya Pirinci, Tosya Bıçkısı ve Daday Etli Ekmeği’nin de aralarında bulunduğu Coğrafi İşaretli ürün sayısı 7’ye yükseldi. Devrekani Hindi Banduması, Devrekani Cırık Tatlısı, Doğanyurt Kestane Balı, Siyez Bulguru, Tirit, Kastamonu Simidi, Kastamonu Pastırması, İnebolu Ekmeği, Fındık Şekeri, İnebolu Kızılcık Tarhanası, Siyez Unu, Taş Baskı ve Göce Çorbası olmak üzere 13 ürün için de Coğrafi İşaret çalışmaları halen devam ediyor.

  • Erdoğan, “Bu bir işaret fişeği” dedi, Ahlat’a “Cumhurbaşkanlığı köşkü” müjdesini verdi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sultan Alparslan’ın Malazgirt Seferi için otağ kurduğu ve aynı zamanda bu yıl Malazgirt Zaferi’nin 947. yıl dönümü etkinliklerine de ev sahipliği yapan Bitlis’in Ahlat ilçesine Cumhurbaşkanlığı Köşkü kurulacağının müjdesini verdi.

    Malazgirt Zaferi’nin 947. yıl dönümü etkinliklerine katılmak üzere Bitlis’in Ahlat ilçesine gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilçede bulunan dünyanın en büyük Türk İslam Mezarlığı olan tarihi Selçuklu Mezarlığı’nı ziyaret etti. Ziyaret sırasında MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Malazgirt Zaferi ile ilgili bir konuşmasında “Ahlat’a bir Cumhurbaşkanlığı Köşkü yakışır.” önerisi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili Bitlis Valisi İsmail Ustaoğlu ve Ahlat Belediye Başkanı Mümtaz Çoban’la da ayaküstü bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonucunda Ahlat ilçesinde 1071 metrekare oturma olan, 10 dönüm üzerine bir “Cumhurbaşkanlığı köşkü” kurulması kararı alındı. Alınan karar doğrultusunda kısa süre içerisinde çalışmalara başlanarak, köşkün Ahlat ilçesine kazandırılması hedefleniyor.

    “Bu bir işaret fişeği”

    Öte yandan, Ahlat ilçesindeki programının ardından Malazgirt ilçesine geçen Erdoğan, buradaki konuşmasında Ahlat ilçesinde kurulması planlanan Cumhurbaşkanlığı Köşkü ile ilgili müjdeyi verdi.

    “Bu bir işaret fişeği” deyip Ahlat’a “Cumhurbaşkanlığı Köşkü” müjdesini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

    “Bugün sabah Ahlat’taydık, tarihimizde çok önemli bir yeri olan bu güzel ilçemizde Selçuklu Meydan Kabristanını ziyaret edip, Kur’an-ı Kerim Tilavetine ve duaya iştirak ettik. Ardından Çarho Mesire Etkinlik alanını arkadaşlarımıza bıraktık ve buraya alana geldik. Sağolsun sayın Bahçeli bir ziyaretinde 26 Ağustos’u konuşurken Ahlat’ı şöyle değerlendirirken güzel bir hatırlatmada bulundu. Dediler ki; ’Ahlat’a bir Cumhurbaşkanlığı Köşkü yakışır.’ Çünkü Sultan Alparslan otağı oraya kurdu. Biz de varisleri olarak oraya böyle bir inşallah otağı kuralım. Bu gün vali ve belediye başkanımızla da görüştük. Onlar 1071 metrekare bir yer düşünmüşler, dedik ki olmaz. 1071 metrekare oturma alanı olur, bir de bunun çevre düzenlemesini yapacağız, en azından 5 dönüm. Belediye başkanımız da coştu ’Tamam biz bunu 10 dönüm yaparız’ dedi. Şimdi orada inşallah böyle bir otağı merkezini yapacağız. Selçuklu mimarisi ile inşallah çok kısa zamanda onu da bitirip, geldiğimizde hem oraya uğrayacak, ondan sonrada Malazgirt’e geleceğiz. Bu bir işaret fişeğidir, inşallah sonu da hayır olur.”

  • Vakfıkebir Tereyağı’na coğrafi işaret

    Trabzon’un ekmeği ile meşhur ilçesi Vakfıkebir, bugünlerde ekmeğinin ardından tereyağı için de coğrafi işaret almaya hazırlanıyor. Böylece bulunduğu bölge ile özdeşleşen Vakfıkebir tereyağında yapılan sahteciliğin en aza indirilmesi sağlanacak.

    Karadeniz Bölgesi’nin en ünlü yöresel lezzetlerinden olan Vakfıkebir Tereyağı’nda yapılan taklit ve ’tağşişi’ ortadan kaldırmak için alınacak olan coğrafi işaretle birlikte bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlanmış olacak.

    Vakfıkebir tereyağının isim yapmasının en önemli özelliğinin tadı, aroması ve rengi olduğunu belirten Kebir Süt Ürünleri Üretim Müdürü ve Gıda Mühendisi Nihat Özderya “Bu özelliklerinden dolayı taklide açık bir üründür. Ülke içinde ve ülke dışında Vakfıkebir tereyağının taklit ve tağşiş edildiğini görebilmekteyiz. Bu da bölge ekonomisine çok ciddi şekilde zarar vermektedir. Coğrafi işaret konusunda Vakfıkebir Belediyemiz ilgili kurumlara başvurusunu yapmıştır ve süreç hala devam etmektedir. Coğrafi işaret almamızla birlikte Vakfıkebir tereyağının bölgeye daha has bir noktada üretilecek ve emin ellerde Türkiye ve dünya piyasasına arzı sağlanmış olacaktır. Taklit ve tağşişlerinin önüne geçilmiş olacaktır. Yapacağımız çalışmalarla Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında ’Vakfıkebir’ ismi ile satılan tereyağlarının neden olduğu durumu da son vermek için girişimlerde bulunacağız” dedi.

    “Trabzon Vakfıkebir Tereyağı Osmanlı Mutfağında da vardı”

    Tereyağının eskiden beri üretilen yöresel bir ürün olduğunu, günümüzde de teknoloji ile beraber endüstriyel olarak üretildiğini belirten Nihat Özderya, “Sofralarımızın ve yemeklerinizin vazgeçilmez tadları arasında yer alan bir besin kaynağıdır. Ayrıca dünya ekonomisi içinde büyük yeri olan bir üründür. Sanayinin gelişmesi ile birlikte makineleşmeye geçiş yaşanmıştır. Geleneksel olarak tereyağ süt kaynağının ahşap yayıklarda ve dübeklerde yoğrulduktan sonra yıkanmasıyla ve tuzlanarak çömlek kaplarda muhafaza edilmesiyle bilinen bir üründür. Trabzon Vakfıkebir tereyağının tarihi kaynaklarda Osmanlı Mutfağı’nda yer aldığını görmekteyiz. Günümüz koşullarında sütün pastorizasyonuyla birlikte soğuk zincirin muhafazasıyla birlikte soğuk ürünlerinde raflarda yer aldığını görmekteyiz. Üretim teknolojisine baktığımızda süt çiftliklerden ve köylerden toplanıp işletmemize geliyor. Sütün filtrelerden süzülüp pastorizasyonu yapıldıktan sonra süt kaymağı olgunlaştırılıyor ve sütün yayıklarda yapılmasıyla üretimi gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

    “Çocuklarımıza da tereyağ yeme alışkanlığı kazandıralım”

    Tereyağının sağlık açısından çok önemli olduğunu dile getiren Özderya, “Tereyağı barındırdığı vitaminlerle insan bünyesine çok büyük katkı sağlamaktadır. Özelikle A ve K vitaminleri içermektedir. Kalp damar sağlığı açısında da faydalı olan bir üründür, besindir. Kahvaltılarımızda taze tereyağ tüketmekten çekinmeyelim. Çocuklarımıza da tereyağ alışkanlığı kazandırarak ülke ekonomisine katkı sağlayabiliriz” diye konuştu.