Etiket: Irak’ta

  • Emekli Albay Uğur: “Hem Kuzey Suriye’de, hem de Kuzey Irak’ta yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır”

    Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Türkiye’nin Amerika’nın emriyle asla hareket etmemesi gerektiğini söyleyerek, “Şu anda onu yapmıyoruz. Hem Kuzey Suriye’de, hem de Kuzey Irak’ta yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır. Mandacılar ile millicilerin savaşmasıdır” dedi.

    Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Mudanya’da ‘teröre karşı milli birlik’ konferansına katıldı. Konferans öncesinde Musul operasyonu ile alakalı açıklamalarda bulunan Uğur, “Musul operasyonunu Suriye’den ayırmamak lazım. Suriye’deki Fırat Kalkanı harekatında da biz Amerika ile karşı karşıya kaldık. Aslında Irak’ın kuzeyindeki hadiselerde de Amerika ile karşı karşıyayız. Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonu yaparak, “masada artık ben de varım” dedi. Musul hadisesinde Irak devleti bir açıklama yaptı. 2 senedir bizim Başika’da bulunan tugayımız oradaki insanları teröre karşı eğitiyordu. Ayrıca bizim Musul olarak olaya bakmamız gerekir. Telafer’de soydaşlarımız var. Ayrıca FETÖ ilişkili PKK da Kandil’de. Musul operasyonuna bizi dahil etmemelerinin çok büyük anlamı yok. Cumhurbaşkanı ve Başbakan “B ve C planlarımız var” dediler. Olası biçimde Musul’un içerisine Irak güçleri değil daha sonra peşmergeler, PYD’liler girerse oradaki Türkmen kardeşlerimiz Türkiye’den yardım isteyecek. Bu yardımda uluslararası anlaşmalar gereğince Türk ordusunun orada harekat yapmasına meşru zemin hazırlayacaktır. Ben şu anda Musul’a girip orada kalmanın bizim için bataklık olacağını düşünüyorum. Ama ileride Musul’da yapı değiştikten sonra nasıl bir yapı oluşturulacak, orada Kürt kökenli Kürdistan’ın hazırlıkları mı yapılacak, yoksa daha değişik bir şey mi yapılacak ? 1926 Ankara anlaşmasına göre “Irak’ın toprak bütünlüğü bizim için geçerlidir” diyoruz. Irak’ın toprak bütünlüğü geçerli olmayacaksa kuzeyinde defakto olarak PKK ve PYD’yi de içerisine alan bir Kürdistan oluşmasına asla izin vermeyiz. Bu Irak ve İran’ın da menfaatlerine aykırıdır. Onun için ben Musul operasyonundaki şu an içindeki gelişmeyi her şey oldu, bitti olarak bakmıyorum. Elbette bu IŞİD’in temizlenmesi adına yapılacaktır. Ama 63 ülke “ben koalisyonum orada varım” diyorsa, Türkiye hepsinden fazla Musul, Telafer ve Kandil’de söz sahibi olmadır. Ciddi bir şekilde takip edelim, hazırlıklarımızı yapalım. B ve C planlarımızı da saklı tutalım” diye konuştu.

    “Yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır”

    Türkiye’nin Başika’daki birliğini asla geri çekmemesi gerektiğini vurgulayan Uğur, “Amerika’nın emriyle asla hareket etmemeliyiz. Şu anda onu yapmıyoruz. Aslında yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır. Hem Kuzey Suriye’de, hem de Kuzey Irak’ta yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır. Mandacılar ile millicilerin savaşmasıdır. Dün akşam Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyet Irak’a gönderildi. Irak’taki Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle çeşitli görüşmeler yapacaklar. Bu bizim için doğru hareket tarzıdır. Suriye ile Irakla, İran’la yapılacak bölgesel ittifaklar bizim masalarda yapılacak anlaşmalarda söz sahibi olmamızı gerektirecektir. Mustafa Kemal Atatürk, mantığı ile bu işe bakmak lazım. Onun zamanındaki gibi bölgesel ittifaklarla hareket edilirse Türkiye büyük kazanımlar sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

  • TSK: “Kuzey Irak’ta bir cephanelik vurularak imha edildi”

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Kuzey Irak’ta bir cephaneliğin vurularak imha edildiğini açıkladı.

    TSK’dan yapılan açıklamada, bir grup vatandaşın ihbarı üzerine Şırnak Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı 48’inci Hd.Tug.K.lığı sorumluluk sahasında, hududun Irak tarafında metruk Kesta köyü batısında BTÖ unsurları üzerine 17 Eylül 2016 saat 00.10 sularında ateş destek vasıtaları ile ateş açıldığı ve ilk tespitlere göre en az 3 bölücü terör örgütü mensubunun hazırlık içinde bulundukları alanda etkisiz hale getirildikleri kaydedildi.

    19 Eylül 2016 sabah saatlerinde yine aynı bölgede tespit edilen (Kesta köyü batısı) bir cephaneliğin Andaç bölgesindeki 155 mm K/M obüsler ve 105 mm çekili obüsler ile yapılan atışlar sonucunda infilak ettiği ve bu olay sonucunda havadan İHA ile yapılan ilk tespitlere göre 4 terörist ölü, bir terörist yaralı olacak şekilde 5 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi.

    İnfilak eden cephanelikte gün boyu yangınların patlamalar sebebiyle sürdüğü ifade edildi.

  • (Özel Haber) FETÖ, Türk iş adamlarını Kuzey Irak’ta da tuzağa düşürmüş

    FETÖ/PDY, Türkiye sınırlarını aşarak, yurt dışında da Türk işadamlarına tuzak kurmuş. Kuzey Irak’ın Erbil kentindeki FETÖ yapılanması, ‘ortak olalım, güzel projeler var’ diyerek ağlarına düşürdükleri işadamlarının 15-20 milyon dolar kaybetmesine neden olmuş. Ölüm tehdidi aldıkları için korkan çok sayıda işadamı, sessiz kalmayı tercih etmiş.

    Ankara’da faaliyet gösteren Metin Mert İnşaat İth. İhr. San. Tic. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Metin, Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) yurt dışında Türk işadamlarına kurdukları tuzakları, işadamlarının milyon dolarlık kayıplarını ve oradaki yapılanmayı, kendi yaşadıklarından yola çıkarak İHA’ya anlattı.

    10 yıl boyunca Azerbaycan’da çeşitli projelere imza atan ve son olarak bir askeri tesis projesini tamamlayan İşadamı Mehmet Ali Metin, 2013 yılında Duhok’ta bir inşaat işi alarak Kuzey Irak’a geçti. Kuzey Iraklı ortaklarıyla buradaki işi bitiren İşadamı Metin, 2015 yılında Erbil’de bir otel işletmecisi olan Adıyamanlı M.S. isimli kişinin, 25 katlı bir bina inşaatı teklifinde bulunması üzerine, söz konusu kişiyle ortak olarak bina inşaatına başladı. İş sırasında harcadığı yaklaşık 250 bin dolar parayı alamayınca inşaatı yarım bırakan Metin, ölüm de dahil aldığı türlü tehditlerin yanı sıra iş yaptığı kişilerin FETÖ/PDY’nin Kuzey Irak’taki uzantıları olduğunu ve kendisi gibi çok sayıda Türk işadamını tuzağa düşürdüklerini öğrendi. Pasaportu gasp edildiği için illegal yollardan girdiği Türkiye’de mücadelesine devam eden Metin, hükümete seslenerek, FETÖ/PDY’nin Erbil’deki faaliyetlerinin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da aynen devam ettiğini belirtti ve ‘canavar’ diye nitelediği FETÖ’nün Kuzey Irak’taki dalının da kesilmesini istedi.

    “Türk işadamlarını ‘güzel proje var diyerek’ tuzağa düşürüyorlar”

    Erbil’de FETO’cular nedeniyle yaşadığı sıkıntıları anlatan Metin, oradaki inşaata başlarken yaklaşık 250 bin dolar para harcadığını, daha sonra kendisine ‘ortağız’ diyen otel işletmecisi M.S.’nin kenara çekildiğini ifade ederek, “Bu arada, M.S.’ye ait otelde dikkatimi çekiyor, her Cuma günü namazdan sonra toplanıyorlar, sordum, dediler ki, ‘Bunlar Fethullahçı’. Tabi o zaman FETÖ’yü bilmiyoruz, Türkiye’de paralel yapı söylemleri var ama. Bunlar oradaki Türk işadamları, hastane, otel sahipleri, Bağdat’tan, Basra’dan geliyorlar. Otelin lobisi işadamlarının kulisi gibi çalışıyor. Daha önce de benim gibi bazı işadamları geliyormuş, TUSKON (Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu) aracılığıyla ‘Burada güzel projeler var. İşadamı gönderin, ihale olmadan başlatabiliriz’ diyorlarmış. Adamlar geliyormuş, işe başlayıp paralar harcıyorlarmış, daha sonra tehdit ve şantajlar başlıyormuş. Ödeme yapılmıyor, adam korkup kaçıp gidiyor. Adının da basına yansımasını istemediği için oraya harcadığı 400-500 bin dolar da orada kalıyor. Biz de aynı duruma düştük” dedi.

    “Bunlar paralelci, insanları tuzaklarına düşürüyorlar”

    Erbil’de iki oteli olan M.S.’nin kendisine ‘ben yokum’ diyerek ortadan kaybolduğunu dile getiren Metin, ”Tehditler, şantajlar başladı inşaatı bitirmem için. Bu arada pasaportum gasp edildi. Benim oturma iznim dolduğu için bir aracı şirkete pasaportumu vererek, oturma izni almasını istemiştim. Bu M.S. ile paralel yapıya destek veren oradaki Kürt gruplardan bazı kişiler gidip pasaportumu almışlar. Polisle korkutmaya çalıştılar, bir-iki sefer asayiş geldi, beni arabaya bindirdiler, ‘ ya bu işi bitireceksin ya da seni zindana atarız’ diye tehdit ettiler. ‘Ödeme yapın, bu kadar para harcamışım’, yok. Tabi ‘paralelci’ dediğimiz arkadaşımız da kayıp, yok piyasada. Daha sonra o otelde çalışan müdür bana, ‘Keşke önceden bilgim olsaydı, ben seni uyarırdım. Bunlar paralelci, insanları tuzaklarına düşürüyorlar. Kaç işadamı geldi işe başladı, sonra polis korkusundan gitti. Otelci de sonra gidip diğer taraftan parasını alıyor’ dedi” şeklinde konuştu.

    “15-20 milyon dolar parayı oraya batırıp giden insanlar var”

    Kendisi gibi tuzağa düşürülen çok sayıda işadamı olduğunu, ancak korktukları ve isimlerinin basına yansımaması için konuşmadıklarını belirten Metin, “İnanır mısınız, en az 15-20 milyon dolar parayı oraya batırıp giden insanlar var. TUSKON aslında kendisine zarar veriyor, çünkü bu insanlar TUSKON aracılığıyla Erbil’e gidip iş yapan insanlar. En az harcayan benim, 1-2 milyon dolar harcayan insanlar var. İş belli bir aşamaya geldikten sonra işadamı ödeme bekliyor ama ödeme yok, ortak da para vermiyor” diye konuştu.

    “Erbil’i illegal yollardan terk etmek zorunda kaldım”

    Pasaportu gasp edildikten sonra Erbil’deki Türk Konsolosluğu’na başvurarak, dilekçeyle yardım istediğini ifade eden Metin, “Bu arada tehditler, şantajlar devam ediyor. Ofise gidemiyoruz. Konsolosluktan bir destek alamadım. Bana, ‘mahkemeye şikayet et’ dediler, ettim ama geçici olarak bir çıkış belgesi istedim, onu da pasaportumun gasp edildiğine dair mahkemeye başvurduğum için vermediler. Mahkeme sonucunu beklemem gerektiğini söylediler. Bunun üzerine Ankara’daki avukatımı aradım ve durumun çok ciddi olduğunu, can güvenliğimin tehlikede olduğunu ve bu ülkeden çıkmam gerektiğini anlatarak, Dışişleri Bakanlığı ile görüşmesini istedim. Ancak, oradan da bir sonuç alamadığım ve can güvenliğim tehlikede olduğu için dağları aşarak illegal yollardan Türkiye’ye geçtim” ifadelerini kullandı.

    “Her Cuma namazdan sonra otelde ‘hizmet’, ‘himmet’ toplantıları yapılıyor”

    Haziran 2015’in sonlarında Türkiye’ye döndükten sonra Dışişleri Bakanlığı’na dilekçe yazarak, uğradığı haksızlığın giderilmesini, bu kişilerin cezalandırılmalarını, başka vatandaşların da bu tür sorunlar yaşamamaları için caydırıcı önlemler alınmasını ve uğradığı haksızlıkların giderilmesini istediğini söyleyen Metin, FETÖ’nün Erbil’deki oteldeki faaliyetlerine ilişkin ise şunları anlattı:

    “Her Cuma günü Cuma namazından sonra 70-80 kişilik bir grup otele gelir, yemek yerler, toplantı odasına geçerler, orada saatlerce süren görüşmeler olur. Ne konuştuklarını bilmiyorum, çünkü kapalı kapılar ardında toplantı yapıyorlar. Basra’da özellikle çok güçlüler ve Basra’dan gelip bu otelde toplantılar yapıyorlar.”

    “Cuma toplantılarına darbe girişiminden sonra bile devam ediyorlar”

    Erbil’deki söz konusu otelde düzenlenen FETÖ toplantılarının 15 Temmuz darbe girişiminin ardından da hala devam ettiğini ve rutin olarak her Cuma günü gerçekleştirildiğini kaydeden Metin, şunları söyledi:

    “Acı olan şudur, hala Irak ile yeni bir sektörde iş yaptığım için oradaki arkadaşlarla görüşüyorum ve öğrendim ki, hala otel devam ediyor, hala o dam orada, hala yine her Cuma günü öğleden sonra yok ‘hizmettir’, yok ‘himmettir’ toplantılar devam ediyor. Darbe girişiminden sonra da bu Fethullahçı, paralel yapı elemanı olan oradaki işadamları hala normal hayatlarına devam ediyorlar. Toplantıları da çalışmaları da devam ediyor.”

    Türkiye’nin ilişkilerinin en iyi olduğu ülkenin şu anda Kuzey Irak olduğunu vurgulayan Metin, Türk Hükümeti’nin oradaki paralel yapıyı da bitirmesi çağrısında bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Başka ülkelerde gördük, okulları kapatıldı, çoğu insan gözaltına alındı, Türkiye’ye teslim edildi ama Kuzey Irak’ta FETÖ yapılanması darbeden sonra bile aynen devam ediyor. Benim Dışişleri Bakanlığı’na verdiğim bir dilekçe var. Orada olayları, isimleri anlattım. Diğer işadamlarının da bu tuzağa düşmemeleri için bunu dikkat alsınlar. Hala orada bir yapılanma var ve devam ediyor. Bizim istihbarat güçlerimiz orada, MİT orada, yasal binası da var. Bunların takip edilmesi, kimler oldukları, ne amaçla burada her Cuma günü toplandıkları araştırılabilir. Bu toplantıya katılanların hepsi Türk ve her konuşmalarında hizmet ve himmetten bahsediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin Barzani ile ilişkilerimiz de çok iyi, hükümetimiz için çok zor bir şey değil. Bir ricayla bile oradaki bütün yapılanmayı ortadan kaldırabilirler. Kuzey Irak’taki yapılanmayı da çökerttiğimiz zaman ağacın bir dalını kopartmış oluruz. Şu anki canavarı belli bir noktada etkisiz hale getirdik ama ilerleyen tarihlerde ne olacağını bilemiyoruz.”

  • İş Dünyası Kuzey Irak’ta

    Ekonomi Bakanlığı himayesinde, Türkiye İhracatçılar Meclisi koordinatörlüğünde ve Akdeniz İhracatçı Birlikleri işbirliği ile oluşturulan Erbil Ticaret Heyeti, Kuzey Iraklı iş adamlarıyla bir araya geldi.

    Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile ihracatı artırmaya yönelik düzenlenen program kapsamında Erbil’e giden Türk iş adamları, Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri Başkan Vekili Tarık Ciğer başkanlığında ilk olarak Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Jalil Al-Kayat ile bir araya geldi. Erbil Ticaret Müşaviri Mustafa Yılmaz’ın da eşlik ettiği heyetin görüş ve önerilerini dinleyen Al-Kayat, kendi sorun ve dileklerini dile getirdi. Heyet daha sonra düzenlenen iş formuna katıldı. Burada konuşan Ciğer, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin Türkiye ve ihracatçıları için önemini belirterek, taraflar arasındaki mevcut ilişkileri artırmak ve bu ilişkileri geliştirmek istediklerini söyledi.

    “TİCARETİMİZİ DENGELİ VE İSTİKRARLI BİR ÇİZGİYE TAŞIMAK İSTİYORUZ”

    Türkiye’den gelen tüm işadamlarının ticari ilişkileri en üst seviyeye taşıma niyetinde olduğunu vurgulayan Ciğer, “Kuzey Irak ile Türkiye yüksek ticaret rakamları potansiyeli yaşamaktadır. Geçen yıl ülkemizin en fazla ihracat gerçekleştirdiği üçüncü ülke, başkanı bulunduğum Akdeniz İhracatçı Birlikleri’nin ise en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülke Irak’tır. 10 milyar doların üzerinde bir ticaret hacminden bahsediyoruz ve bu 10 yıl gibi kısa bir sürede elde edilmiş bir başarıdır. Bizim amacımız bu ticaret hacmini dengeli ve istikrarlı bir çizgiye taşımaktır. Zaman zaman yaşanan sorunlarla yıpranmamaktır. Biz Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile ilişkilerimizin kazan-kazan prensibi çerçevesinde daha da artmasını, gelişmesini temenni ediyoruz” dedi.

    En kaliteli ürünlerle, navlun maliyetleri avantajını da kullanarak bu bölgenin vazgeçilmez ve güvenilir tedarikçisi olmak istediklerini vurgulayan Ciğer, “Bizler bölgenin ticari gücünü ayakta tutarak dostluk ve ortaklıkların temennisi olmalıyız. Bugün işbirliğinin yanı sıra güçlü ticaret bağlantıları ile kültürel bağlarımızı kuvvetlendirme fırsatına da sahibiz ve bu fırsatı değerlendirmek ortak sorumluluğumuzdur. İnanıyorum ki, bugün burada gerçekleştirilecek iş görüşmeleri, geleceğe yönelik kurulacak olan çok verimli iş bağlantılarının ve ülkeler arasındaki mevcut dostluğun ve kardeşliğin gelişmesine vesile olacaktır” diye konuştu.

    VİZE SIKINTISI

    Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Jalil Al-Kayat ise Türk heyetinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi vatandaşlarına yönelik başlattığı vize uygulamasından duyulan sıkıntıyı ifade etti. Al-Kayat, bu uygulamanın iki ülke arasındaki mevcut ticaret ilişkilerini çok olumsuz etkileyebileceğine değinerek, Türk hükümetinden bu uygulamaya en azından işadamlarına yönelik bir çözüm getirilmesini istedi. Al-Kayat, yıllar içinde tesis edilen bu köklü ticari ilişkilerin böyle bir uygulamaya kurban edilmemesi gerektiğini savunarak, Türk ürünlerinin yerini yavaş yavaş İran ürünlerinin almaya başladığının, bunun geri dönülmesi zor pazar kayıplarına neden olabileceğini belirtti.

  • Erdoğan: “Bmgk, Suriye’de, Irak’ta Olanlara Müdahale Etmede Bir Aczin İçerisindedir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gana Parlamentosu’da yaptığı konuşmada, BM Güvenlik Konseyi’nin ne Suriye’de ne Irak’ta ne Orta Afrika’da olanlara müdahale etmede bir aczin içerisinde olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batı Afrika ziyaretinin ikinci ayağı olan Gana’da temaslarına devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akra’daki temasları kapsamında Gana Parlamentosu’na hitap etti. Konuşmasına Türk halkının sevgi ve iyi dileklerini Gana halkına ileterek başlayan Erdoğan, “1957 yılında Sahra Altı Afrika’da bağımsızlığını kazanan ilk Afrika ülkesi olması hasebiyle Gana’nın kıta tarihinde müstesna bir yeri vardır. Gana’daki bağımsızlık mücadelesi diğer Afrika ülkelerine bir örnek teşkil etmiştir. Bu süreçte oynadığı tarihi rolle ortaya çıkan Gana’nın ilk Cumhurbaşkanı Kwame Nkrumah, kendilerini huzurunuzda saygıyla anıyorum. Özellikle önderliğinde bağımsızlığını kazanan Gana halkı aradan geçen yarım asrı aşkın zamanda uluslararası toplumda saygın bir yer edinmiştir” dedi.

    “OSMANLI YÖNETİMİNDE ASLA BİR SÖMÜRGE ANLAYIŞI YOKTUR”

    Türkiye’nin binlerce yıllık bir devlet geleneğine sahip bir milletin 20.yüzyılda kurulmuş son devletinin adı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Cumhurbaşkanlığı forsumuzda yer alan 16 yıldızın her biri son 2 bin 200 yılda kurduğumuz önemli devletleri temsil ediyor. Bir önceki devletimiz Osmanlı, 3 kıtaya yayılan 600 yıllık bir egemenliğin ardından Birinci Dünya Savaşını takip eden yıllarda yıkılmaya yüz tutmuştur. Dönemin tüm büyük güçlerinin saldırısına maruz kalan milletimiz elinde kalan son topraklar olan Anadolu ve Trakya’da verdiği destansı bir kurtuluş mücadelesi sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmayı başardı. Bu başarı sömürge rejimleri altında yaşayan yüzlerce milyon insan için, tüm mazlum milletler için ilham ve ümit kaynağı olmuştur. Kurtuluş mücadelemizin dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Afrika’da da derin izler bıraktığını gayet iyi biliyorum. Osmanlı yönetiminde asla bir sömürge anlayışı yoktur. Tam tersine Osmanlı her yerde olduğu gibi Afrika’da da halkların geçmişlerine, inançlarına, dillerine, geleneklerine saygı duyan, hoşgörü ve adaletin esas olduğu bir yönetim anlayışı sergilemiştir. Geçmişte Osmanlı yönetimi altında bulunan ve bugün bağımsızlığını elde etmiş hiçbir yerde sömürgeye veya kültürel hegemonyaya dair hiçbir iz bulmazsınız. Bu doğrultuda siyasi, askeri, ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda ilişkilerimizi çeşitlendirmeyi ve derinleştirmeyi merkezi alan bir politika izliyoruz” açıklamasını yaptı.

    “BM’NİN YENİDEN REFORM EDİLMEK SURETİYLE ELDEN GEÇİRİLMESİ LAZIM”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Ocak 2008 ‘de Afrika Birliği’nin stratejik ortağı olduğunu hatırlatarak, Afrika açılımı adı ile sürdürülen çalışmanın uzun soluklu ve karşılıklı yararı esas alan anlayışa dayandığını belirtti. Erdoğan, Türkiye’nin TİKA aracılığıyla bölgeye katkı sağladığını sivil toplum kuruluşlarının yerel makamlarla işbirliği halinde eğitim, sağlık ve sulama alanlarında kıta ülkelerine dikkate değer katkıda bulunduğunu dile getirdi.

    Terör konusuna da değinene Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörizmle mücadele için ilgili tüm ülkelerde uluslararası kurumların bu konuda ilkeli ve tutarlı davranması şarttır. Dünyada yaşanan sorunların çözüm merci olması gereken BM, özellikle de Güvenlik Konseyi mevcut yapısı ve işleyişi ile maalesef az sayıdaki ülkenin çıkarlarına hizmet eden bir kurum haline gelmiştir. Şu anda BM Güvenlik Konseyi ne Suriye’de ne Irak’ta ne Orta Afrika’da maalesef bu olanlara müdahale etmede bir aczin içerisindedir. Şunu unutmayalım dünya 5’ten büyüktür. Tüm dünyayı bu 5 ülkenin vereceği karara teslim etmek adalet değildir. Öyleyse bu adımı beraber atmamız lazım. Şuanda Donörler Toplantıları yapılıyor. Türkiye, dünyada gelişmemiş ülkelere veya az gelişmiş ülkelere yardım eden ülkeler içerisinde ilk 3’ün içerisinde. Milli gelire oranla baktığımız zaman Türkiye birinci sırada. Dünyadaki bu zengin ülkeler nerede? Niye bunlar fakir fukara, garip gureba, az gelişmiş ülkelere ellerini uzatmıyorlar, niye desteklerini vermiyorlar. BM’nin bu konuda yeniden reform edilmek suretiyle elden geçirilmesi lazım. İşte Suriye’de yarım milyona yakın masumun katledilmesi, ki bir devlet terörü var Suriye’de, 12 milyon mağdurun evinden, yurdundan edilmesi karşısında sergilenen bencil tavırlar insanlık vicdanında derin yaralar açıyor” açıklamasını yaptı.