Etiket: Irak

  • Yılın ilk 9 ayında 970 terörist öldürüldü

    Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından, 81 ilin TEM Şube Müdürlüğü’nün katılımıyla ‘2012 Yılı Terörle Mücadele Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı’ yapıldı.

     

    Toplantının yapılış amacı, ‘Merkez ve taşra birimlerinin bilgi ve tecrübelerini paylaşabilmeleri ve daha başarılı operasyonlar için kendi aralarında koordinasyon sağlayabilmeleri’ olarak açıklandı. Toplantıda, terör olaylarının önlenmesi ve etkisizleştirilmesi için yapılan operasyonel çalışmalara ara verilmeden devam edileceği kararı alındı. Ayrıca, terör örgütlerine katılımı önlemek için bilgilendirme ve önleme faaliyetlerinin sürdürüleceği belirtilirken, yapılan toplantının faydalı olduğu ve devam ettirilmesi gerektiği kararlaştırıldı. 2012 yılında meydana gelen terör olayları ve gerçekleştirilen operasyonların genel olarak değerlendirmesinin yapıldığı toplantı ile terör olaylarının engellenmesi için önümüzdeki döneme ait uygulama stratejisinin belirlenmesi amaçlandı.

     

    10 AYDA ŞEHİT SAYISI 123

    Milli Savunma Bakanlığı ‘nın verilerine göre, şehit sayısı 2009’da 56, 2010‘da 88, 2011‘de 99 ve 1 Ocak-31 Ekim 2012 tarihleri arasında 123.

     

    İçişleri Bakanlığı ‘nın verilerine göre ise 2002-2011 yılları arasında ülke genelinde meydana gelen terör olaylarında 81 polis, 734 asker olmak üzere, toplam 815 güvenlik mensubu şehit oldu. Toplam 5 bin 94 asker ve polis de yaralandı. Son 8 ayda terör örgütü 85 vatandaşı kaçırdı, 75’ini serbest bıraktı.

     

    Bakanlığın, 2012 yılındaki terör operasyonlarıyla ilgili raporu ise şöyle:

    “Yılın ilk 9 ayında Türkiye kırsalı ve Kuzey Irak‘ta düzenlenen operasyonlarda 970 terörist öldürüldü, 174’ü teslim oldu. Örgüt üyesi, milis, sempatizan ile örgüte yardım yataklık eden 6 bin 300 kişi PKK /KCK soruşturmalarında gözaltına alındı. Operasyonlarda, toplam 300 kilo RDX (C-4, A-4 plastik patlayıcı) ile 2 ton 900 kilogram el yapımı patlayıcı ele geçirildi.

     

     

    Kara ve hava harekatlarıyla PKK’daki 5 bin 500 – 6 bin dolayında olan eleman sayısı 4 – 4 bin 500’e geriledi.” Şu anda Türkiye kırsalında bin 500 – bin 600 dolayında silahlı teröristin bulunduğu bildirildi. Bordo Bereliler, Jandarma Özel Harekat, Polis Özel Harekat ve komando birliklerince icra edilen operasyonlarda 400 adet Kaleşnikof, M-16 ve Kanas gibi uzun namlulu silah ele geçti, 800 adet el bombası yakalandı. Savunma tipi el bombaların Rusya ve Almanyamenşeli olduğu bildirildi.

  • Eşiyle ilgili ilginç çıkış

    Başbakan Erdoğan, NTV-Star yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Derin devletin hala temizlenmediğini açıklayan Başbakan, yardımcısı Arınç’la farklı düşündüğünü de söyledi

     

    Başbakan Erdoğan, Ergenekon davasıyla ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine şunları söyledi: “Ben Sayın Kılıçdaroğlu kadar cesur değilim, Anayasa’nın ilgili maddesini göz göre göre çiğneyemem. Yargıya müdahale yetkim yok. Silivri Cezaevi en uygun şartlarda yapılmıştır. Silivri bir açık hava hapishanesi değildir. Konuyla ilgili yargı ne karar verirse ona saygı duyarız. Benim Silahlı Kuvvetler mensupları için tutuksuz yargılanma isteğimi söylemişimdir. Ama bunun ötesine geçmem. (…) Biz tutuklu vekillerin tahliyesi yönünde bir söz vermedik. CHP Genel Başkanı verilmemiş bir sözü verilmiş gibi yaparak bizi zan altında bırakıyor. Bu insanlar seçildiklerinde tutuklu muydu, değil miydi? Siz dışarda hiç mi aday bulamadınız da bunları aday gösterdiniz? Bu CHP ve MHP’nin mantığını ters çalıştığını gösterir. Eğer bunu kullanırsanız yarın başkaları da bu yoldan girer. Devletteki derin yapı tamamen temizlendi iddiasında olmadık. O kadar büyük iddiada bulunamam. Derin yapının sıfırlandığı bir ülke yoktur. Her ülkede bu tür yapılanmalar vardır. Önemli olan bu tür yapılanmaların darbelere neden olup olmadığıdır. Biz bu yapıların zararını en aza indirdik.”

    Başbakan, Hozat’daki fişlemeler konusunda ise şu açıklamalarda bulundu: “Devletin bazı kurumlarında ’derin devlet’ten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben dahil bu dinlemeler bitmemiştir. Derin devlet denen olay boş durmuyor. Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu. Önemli olan bunu kimin koyduğunu bulmak. Deniz Baykal’la ilgili kaseti de kimin yaptığı bulunamadı.”

    Lafım sağa sola çekilmesin

    Başbakan kuvvetler ayrılığı tartışmalarının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

    Bu gerçeği 75 milyonun benden dinlemesini istiyorum. Türkiye’de kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan partinin lideriyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin. Yargı öle zamanlar oldu ki yasamanında alnına müdahale etti, yürütmenin alanına da müdahale etti. 411 olayı yaşadık. Tarihi bir olaydır. Anayasa mahkemesi yargı buna müdahale etti. Yargı hukuka uygun mudur değil midir diye bakar. Kendisinin yasama organın yerine koyamaz. Glataport’un satışını biz yapıyoruz ama bunu yargı engelliyor. Eksik olanı söyler ben o eksiği gidermek sureti ile yine yaparım. Erkler arası yetki ihlaline karşıyız. Biz kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan ülkeyiz. Çünkü bunun bedelini ağır ödedik. Bu engellemelerde kaybeden millet oluyor.”

    Sadece yargı ile alakalı değil

    Erdoğan, “Yargı hükümetin beklentilerine uygun mu hareket etemeli? Başbakan bunu mu söylüyor?” sorusunu şöyle yanıtladı:

    “Yargının yürütmenin yasalara aykırı aldığı bir karar varsa bunları denetleme hakkı vardır. Buna söyleyecek herhangi bir şeyimiz yok. Benim bakanım bir müdürü tayin edecek. Ama siz bunu durduruyorsunuz. 11-12 kez bir şube müdürünü ataymazsa, bu kişi orada 14 yıl aynı yerde kalabiliyorsa burada ne ararsınız? Demek ki, bunların içeride dayıları var, bir şeyler var ki, onları orada tutuyor. Veyahut orada bir hukuk oluşturuyor ve birileri koruyor. Böyle asla idare güç kazanamaz. Bir mekanizmayı başarılı bir şekilde yürütecekseniz, işletecekseniz, burada verimliliği esas almak zorundasınız. Bu sadece yargı için değil. Konya’daki konuşmaya bürokratik oligarşiden geldim. Bu sadece yargı ile alakalı değil. Kent hastaneleri projemiz var. Bunu 5 yıldır hayata geçiremiyorum.

    Eşimden önce öleyim

     

    Başbakan Erdoğan, ”Sizin yemek yönteminiz nedir? Bir tadımcınız var mı?” sorusu üzerine de Osmanlı dönemindeki çeşnici başını hatırlatarak, kendisinin yemekhanesiyle ilgilenenlere çeşnici başı denildiğini ancak bir alakası olmadığını söyledi. ”Eski bir Genelkurmay Başkanı, zehirleneceği ihbarını alması üzerine yemeğini aylarca evinden getirmiş. Size ya da Sayın Abdullah Gül’e buna yönelik bir şey var mı?” sorusuna karşılık Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu konuda hassasiyetleri olduğunu anlattı. Erdoğan, ”Eşi mi kontrol eder acaba yemekleri? Sizde kim kontrol eder? Önce kime tattırıyorsunuz, Emine Hanım’a mı?” sorusuna cevaben de ”O kadar da değil. Eşim zehirlenecekse ben zehirleneyim. Olur mu öyle şey? Benim Rabb’imden temennim, eşim benden önce ölmesin. Ben eşimden önce öleyim. Çünkü eşim benden önce ölürse bana kim bakacak?” dedi.

    Gündemi ben oluştururum

    ERDOĞAN, bazı açıklamalarının günlerce tartışıldığı, söylediklerinin anlaşıldığı şekilde olmadığının ortaya çıktığı hatırlatılarak, bunu bilinçli yapıp yapmadığının sorulması üzerine, bu tartışmaların olmaması durumunda başbakan olamayacağını söyledi. Erdoğan, ”Gündem birilerinin elinde kalırsa, o zaman siz başbakan olarak onun peşine takılırsınız. Ben peşine takılmamalıyım. Bir şeyi yaparken, bunun enine boyuna tartışmasını yapmışsam, en yakın çevremdeki bazı arkadaşlarımla bunun görüşmesini yapmışsam, onlar bile bunun zamanlamasını bilmeyebilir, bir zamanı gelir ki onu gündeme oturturum, oturtmam lazım. Bu kabiliyeti sergileyemezsem o zaman böyle bir neticeyi de elde edemezsiniz” dedi.

    Uludere olayı kullanılıyor

    “BİZ AK Parti olarak yaşatmanın gayretindeyiz. Uludere’nin soykırım olduğunu söyleyen kişi Başbağları konuşmuyor, Yeditepe’yi, Bingöl’ü konuşmuyor. Buralarda askerlerimiz topluca şehit edildi. Bu ülkede TSK bazı imtihanlardan geçti. Yeditepe’yi yaşayan komutanla dalga geçtiler. Uludere’ye ilişkin görüntülerde sadece hareketler görünüyor. Burada 2 gerçek var: Bir kaçakçılığı meşrulaştıralım, iki terör adına yapılıyorsa buna göz yumalım. Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum.”

    Fotoğraf değil 1 milyon ilmekli halı

    Vanlı işadamı Mustafa Acar, Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’nla çekilen bir fotoğrafını internetten indirip, ipek duvar halısı yaptı. Acar, Başbakan Erdoğan’ın anneler gününü kutlamak için annesini ziyaret ettiği sırada annesinin elini öptükten sonra, “Kaldır ayaklarının altını öpeyim” demesinin kendisini çok duygulandırdığını; ülkenin 10 yılına damgasını vurmuş güçlü bir kişiliğin, bu anlamda tevazu gösterip bu sözü söylemesinin de kendisini etkilediğini, bu nedenle böyle bir halı yapmaya karar verdiğini ifade etti.

    Acar, ebatları 1 metreye 70 santimetre olan ipek halının yapımının da oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 6 kişilik ekiple 13 ayda tamamlanan ipek duvar halısında 200 farklı ton kullanıldığını, yüzleri ipekte düzgün görünmediği için Yeni Zelanda’dan getirilen yünleri kullandıklarını söyledi. Acar, fotoğrafı kare kare motiflendirdiklerini, milyona varan dokuma düzeneğine getirdiklerdikten sonra halının dokunmaya başlandığını ve her santimetrekarede 140 ilmek bulunduğunu da anlattı.

    “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz”

    “Meclisi fesih yetkisi kuvvetler ayrılığına aykırı” denmesinin üzerine Erdoğan, “Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı kalkmıyor. ABD’ye baktığınızda inceleme sistemi çok güçlü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde yetkiyi Meclis’e bağlanmıştı. Gazi o zaman kuvvetler ayrılığından bahsetmiyor. Gazi kuvvetler birliğinden bahsediyordu. Burası çok minidardır. Belki bunu savaş şartları nedeniyle yaptı ama uzun süre kullanıldı” şeklinde konuştu. Benim arzum parlamentonun gücünü daha da artırmak. Referanduma daha da açık yapıyı güçlendirmemiz lazım” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kuvvetler ayrılığı konusunad yaptığı açıklama hakkında ise Başbakan Erdoğan, “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz” dedi.

    “Adalet sistemi hız kazandı”

    ’Tutuklama sayısı artmaya başladığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Şu anda cezaevlerine giriş tutuklama sayısı artmaya başladı. Bunun nedeni, adalet sisteminin hız kazanmasıdır” dedi.

    Arınç’ın anlayışı yanlış

    Bülent Arınç ve İdris Naim Şahin’in açıklamalarının hatırlatılması üzerine Başbakan Erdoğan, “Ben herkesin yerli yerinde bazı kanaatlerini sergilerken, eğip bükmeden bunları konuşmamız lazım. Yani terör konusunda, terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz terörle mücadeleye devam edeceğiz, ama meclis içerisindeki uzantılarıyla müzakere de ederiz. Bizim değerlerimizde anlatmak, konuşmak ikna etmek var. Ama Meclis’te etkinliği olmayan uzantılarla görüşmeyiz, teröristleri kucaklayanlarla görüşmeyiz. Yani bizim yolumuz ’bana da işkence yapılsaydı dağa çıkarım’ değil. Dağa çıkışı engelleyebilirsek ne mutlu bize. Dokunulmazlık nasıl kalkar? Bu yasalarla belirlenmiştir. Bununla ilgili yargının attığı adımlar var. Bu fezleke olarak Meclis’e geldiğinde bu konularla ilgili olarak biz grup olarak çalışırız. Terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. İçerikle ilgili çok çalışma yaptık. Bir yere geldik. Ancak bakın bir yanlış başka bir yanlışla temizlenemez. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz. Bu adımı iyi atmamız lazım. Diyarbakır cezaevi hakkında görüşlerimiz çok önceden açıklanmıştır. O işkenceleri ben de gördüm. Biz bunu meydanlara taşımadık oralarda söylemedik.”

  • O alçak, Tekmanlı çıktı

    O alçak, Tekmanlı çıktı

    Muş Varto İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne 8 Temmuz 2010 tarihinde düzenlenen ve 4 polis memurunun yaralanmasına neden olan saldırıda yer alan teröristlerden biri yurt dışına kaçmak isterken sınırda yakalandı.

     

    “HİÇ DE PİŞMAN DEĞİLİM!”

     

    Erzurum’un Tekman ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu belirlenen ve üzerinden Almanya kimliği çıkan ‘Doktor Baran’ kod adlı C.S. yasa dışı yollardan Bulgaristan’a geçmeye çalışırken gözaltına alındı.Türkiye’nin Bulgaristan sınırına yakın Budakdoğanca köyüne gelen terörist, hudut askeri devriyeleri tarafından yakalandıktan sonra Edirne İl Jandarma Komutanlığı’na teslim edildi.

    Yapılan kimlik sorgusunda C.S.’nin, Varto Sulh Ceza Mahkemesi tarafından ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya örgüte katılmak’, Diyabakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘Silahlı terör örgütü’ne üye olmak’ suçlarından arandığı tespit edildi.

     

    Jandarmada verdiği ifadeye göre, terör örgütü üyelerine yataklık yapmak suçundan yattığı cezaevinden çıktıktan sonra sahte kimlikle Avrupa’ya kaçan C.S., çeşitli ülkelerde propaganda ve ideolojik eğitim aldı, daha sonra Kuzey Irak’a geçti. 2009 yılına kadar Kandil’deki terör örgütü kamplarında silahlı eğitim gören C.S. Türkiye’nin Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine geçti. Burada Varto İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne düzenlenen silahlı saldırının yanı sırada, Bingöl’ün Karlıva ilçesindeki HES şantiyesinin basılması, şantiyenin yakılması ve 4 işçinin kaçırılması, ilçeye bağlı Elmadüzü köyünden A.T. isimli şahsın kaçırılması, 2 Ekim 2011 tarihinde Bingöl Havaalanıinşaatının basılması, 4 işçinin tehdit edilerek propagandaya maruz bırakılması, şantiye idare binası ile bir aracın ateşe verilmesi olaylarında yer alan C.S. bölgeden ayrılarak İstanbul‘a geldi. Burada insan kaçakçılarıyla para karşılığı anlaşan C.S. Avrupa ülkelerine geçmeye çalışırken askerler tarafından yakalandı.

     

    Jandarmadaki sorgusu tamamlanan şahıs, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Edirne Devlet Hastanesi Selimiye Ünitesi’ne getirildi. Hastane çıkışında gazetecilerin sorularına karşı “Vicdanım sızlamadı, hiç de pişman değilim.” cevabını veren C.K. adliyeye sevk edildi.

     

  • Her Mehmetçik bir bayrak

    Erzurum 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15 ile 20 arasında hapis istemiyle hâkim karşısına çıkan Ahmet Güreş, PKK’nın İran’da ki faaliyetleri ile ilgili olarak şok itiraflarda bulundu.

     

    Urumiye’de teröristlerin kendisini alıkoyduklarını bir daha bırakmadıklarını ileri süren Güreş, Hakruk kampında zorla asker yapıldıklarını ve İran‘ın Şehidin kampında 2- 3 yıl kadar kaldığını anlattı.

     

     

     -İŞTE O “ŞOK” İTİRAFLAR…-

    PKK terör örgütünün İran’daki kolu PJAK üyesi Ahmet Güreş, İran Bazargan sınır kapısındaki yetkililerce, 24 Nisan2011 günü Gürbulak Hudut İlçe Emniyet Amirliği’ne teslim edildi. Siyasi iltica ile Fransa‘ya giden ve 2003 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılan 51 yaşındaki Kahramanmaraşlı Ahmet Güreş, 1994 yılında İran’a gittiğini söyledi. Diyarbakır‘da Fırat Dağıtım ve Gündem Denge Velat Dağıtım şirketlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen DVD’de “Gerilla” adlı klasörde örgüt mensupları arasında yer alan Ahmet Güreş’e ait örgütsel bilgiler ErzurumCumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameye eklendi. Kod adı “Şeho Tercan” olarak gösterilen Ahmet Güreş’in örgütten ödül olarak bir silah ve terfi aldığı belirtildi.

     

     

    -“İRAN’DA PKK’NIN RESMİ EVLERİ VAR”-

    Güreş’in itiraflarından bazı bölümler şöyle:

    “1994 yılında İran’a gittiğimizde beni havaalanında İran istihbarat resmi görevlileri karşıladı. Daha doğrusu, İran istihbaratı PKK örgütünden gelen tüm şahısları karşılıyor, ilgili yerlere götürüyordu.

     

     

    İran’da PKK’nın resmi evleri vardı. Irak’tan Türkiye’ye kaçak yollardan küçükbaş hayvan gelirdi. Büyük ve küçükbaş hayvanlardan örgüt yüzde 3 gümrük vergisi alırdı.

     

     

    1996 yılında örgütün Avaşin kampında ‘Ekrem’ kod isimli kişinin anlatıma göre, HakkâriYüksekova tarafında Kürtçe ismi ‘Vargeminan’ olan askeri karakola saldırı düzenlenerek termal kamera alınıyor. Termal kamera o dönemde örgütün İran Sorumlusu olan Mustafa Karasu’yu veriliyor. Bunu haber alan İran İstihbaratı bu kamerayı geri isteme talebinde bulunuyor. Bu termal kamera İran’a verilmeyince İran’lı yetkililer ‘hastanenizi kapatırız’ diye örgütü tehdit etti. Hastanenin kapanmaması için termal kamerayı İran İstihbarat Örgütüne teslim ettiler. Bildiğim kadarı ile İsrail malı olan termal kameranın aynısından İran’da da üretiliyor.

     

     

    ASKERLER TESLİM OLMAMAK İÇİN UÇURUMDAN KENDİNİ ATTI

    Benim PKK’nın Şehriban kampında bulunduğum dönemde Şemdinli bölgesinden Kuzey Irak’a yakın tarafta bulunan bir askeri karakola 1996 yılında ‘Ekrem’ kod isimli Hıdır Sarıkaya’nın talimatı ile bir saldırı düzenlendi. Ancak, bu saldırıyı kimlerin ayrıntılı olarak yaptığını bilmiyorum.

     

     

    Bu saldırıda 40 askerin kayıp olduğu söylenmişti. İran askerlerine verildiği belirtilmiş idi, daha sonra duyduğumuza göre, askerler teslim olmamak için uçurumdan aşağı atlayarak canlarını kıymışlar.

    1999 yılında Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra, PKK ile Türkiye arasında üstü kapalı olarak bir ateşkes ilan edildi. Ancak, İran Devleti ile İstihbaratı bize ısrarla ‘Ateşkes yapmayın. Türkiye ile savaşın tehditlerinde bulundu ve hatta kamplarımızın da dağıtılacağı talimatı geldi. Bu tehdit nedeniyle Bin 500 örgüt üyesi Kuzey Irak’taki kamplara gitmek zorunda kaldı.

     

     

    “ÖRGÜT MENSUPLARINA YAPTIRILAN MEZARLAR, ŞİRİN GÖRÜNMEK İÇİN YIKILDI”-

    İran’daki Şehidan kampını boşaltmadık. İran İstihbaratı ‘ siz iş yapmıyorsunuz’ diyerek kampa karşı savaş başlattı. Açıkça ‘bize savaşmayacaksanız kampları boşaltın’ diyorlardı. Bunun üzerine kampta 300 kişiden 60 örgüt elamanı kaldı. Bende bu örgüt üyelerinin arasındaydım. Kamptan ayrılanları İran devletine ait resmi araçlar ile Kuzey Irak’a kadar bizzat götürdü. Yine o tarihlerde örgüt mensuplarına ait mermerden yapılan mezarlar İran tarafından Türkiye’ye şirin görünmek için yaktırıldı.

    PKK’nın Ermenistan Ülkesinde iki derneği ve birde satın aldığı iki katlı evi var. Burada Ermenistan İstihbarat Birimlerine ait binalara yaklaşık 5-6 metre mesafe uzaklığında bulunuyor. Bu evler genelde örgüt mensuplarının tedavilerine yönelik kullanılır. Tedavisi ağır olan örgüt üyeleri Ermenistan’da, durumu hafif olanlar ise Kuzey Irak’a gönderiliyor.

     

     

    -“AĞIR SİLAH VE MÜHİMMATLAR PKK’NIN NİZAMİYESİNE TESLİM EDİLİYOR”-

    ‘Ape’ Hüseyin kod isimli örgüt mensubu bize otomatik Docka silahlarını ne şekilde kullanılacağını ve uçaklara karşı nasıl isabet ettirileceği konusunda bilgi veriyordu. Buna göre tüneller kazılarak, zikzaklar yapılıyordu. İran ve Irak Hükümetleri bize silah ve malzeme konusunda yardımcı olurdu. Mesut Barzani’nin alt kadrosunda çalışanlar Barzani’nin talimatı ile bizzat gelerek görüşürlerdi. İran İstihbarat birimi bir kez 300 adet kaleşnikof, biksi, kanas, roketatar ve mühimmatı, el bombalarını getirerek örgüte teslim etti. Bu teslimatı Zinere kampına 10 kilometre yakınlarında PKK nizamiyesinde teslim yaptılar. Teslimat sırasında silah başına 500 dolar alıyorlardı.

     

     

    Bu kampın elektrik enerjilerini kendileri, üretirlerdi. Gıda ve yiyecekler ise İran Hükümeti ve Barzani tarafından karşılanıyordu.

    2005 yılında örgütten ayrılarak 2007 yılına kadar İran’da kaçak olarak yaşadım. İran’dan çıkış yolu bulamıyordum. Bu nedenle kaldım. Bu yaşadığım süre içinde imam nikâhlı İranlı bir kadınla evlendim. Benim araçta yakalattığım silah, bomba ve şarjörden bilgim yoktur. Silahlar bindiğim araç sahibine aittir. Beni Tahran’a götürecekti. Bu silahların ‘Mako’ isimli bayana ait olduğunu düşünüyorum. Ben İran’da PKK’ya üye olmaktan yargılandım. Silahlar ve diğer ele geçen malzemeler konusunda her hangi bir yargılama konusu olmadı. Ancak, bunlarla ilgili bana ceza verilmedi. Ailem bana banka yoluyla para gönderirdi. Ben ceza evinde bulunduğum sırada görevliler kart verirlerdi, bir tane de bana verdiler. Diğerini ise tanıştığım biri kredi kartı ile birlikte şifresini verdi. Bu kart İran Devleti bankalarına aittir. Ben ceza evindeyken bu kartları kullandım. İran Cezaevi içinde dükkânlar vardı. Bu kart ile alış-veriş yapardım.”

    Mahkeme heyeti, Ahmet Güreş’in tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

  • Eşi görülmemiş operasyon başlıyor

    Eşi görülmemiş operasyon başlıyor

    PKK’ya karşı alan hâkimiyetini tamamen sağlamak amacıyla bölge bölge büyük bir temizlik harekâtına başlıyor.

     

    TSKPKK’ya karşı alan hâkimiyetini tamamen sağlamak amacıyla bölge bölge büyük bir temizlik harekâtına başlıyor. Sabit noktada bekleme bitiyor, mutlak hâkimiyet, tam saha pres başlıyor. Başta Hakkâri ve Şırnak kırsalı olmak üzere, terör örgütü grupları ayrı ayrı çembere alınıp, izole edilecek.

     

    Terör örgütü PKK’nın son dönemde artan saldırıları sonrası Ankara, silahlı mücadelede benzeri görülmemiş çapta geniş yeni bir konsept için düğmeye bastı. Genel olarak, sabit noktada beklemenin bırakılarak hareketli hale geçildiği yeni harekat tarzı, “Mutlak hakimiyet, tam pres” diye de adlandırılıyor. Hürriyet gazetesinin haberine göre, buna göre, Türk Silahlı Kuvvetleribölgede, PKK’nın terör faaliyetlerinde üs olarak seçtiği bölgeler başta olmak üzere alan hakimiyetini tamamen sağlamak amacı ile bölge bölge büyük bir temizlik harekâtına başlıyor.

     

    Bunun için bölgede öncelikli 2 il, Hakkâri ve Şırnak kırsalı olmak üzere bölgeler temizlenmeye başlanacak. Ancak bunlar gerçekleşirken her belirlenen bölge ayrı ayrı çembere alınacak. Terör örgütünün gruplarının birbiriyle teması kesilerek, bulundukları yerde izole edilip etkisiz hale getirilmeleri planlanıyor.

     

    Her yerde olunacak

     

    Bir diğer önemli unsur da hareketli birliklerin PKK’nın bölgedeki hareketliliğinin önüne geçmek amacıyla her yerde olması. Bu çerçevede, uzman çavuştan üst rütbeli subaylara dek tecrübeli personel de bizzat harekâtlarda aktif olarak bulunacak.

    Ankara’da bulunan komuta heyetinin bir ayağı da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in talimatıyla sürekli bölgede olacak. Buna harekat bölgesinde fedakarca görev yapan personelin bizzat yanında bulunulması nedeniyle özellikle önem veriliyor. Planlamaya göre, kırsal bölgeler başta olmak üzere şu iller temizlik harekatında ilk aşamada yer alacak: Hakkâri, Şırnak,BatmanVanSiirtBingöl, Muş, TunceliDiyarbakır.

    Ancak ilk adım olarak, Hakkâri’de güneydoğu Irak– İran sınır köşesi Yüksekova– ŞemdinliDağlıca– Çukurca- Geçimli bölgesi ile Şırnak’ta yakın bölge olarak Beytüşşebap– Uludere ekseni 1’inci öncelikli yer alacak.

    Gerekirse sınır ötesi

     

     

    Aynı zamanda ABD’ye de anlık istihbaratın daha etkin hale getirilmesi ve teslimatı geciktirilen Süper Kobra taarruz helikopterleri için bir kez daha resmi girişimde bulunulacak. Harekâtların icrasında deneyimli polis özel harekat birimleriyle MİT istihbarat birimleriyle de koordineli olarak çalışılacak.

     

     

    Yetkililer, bir süreden beri sürekli kamuoyunda konuşulan sınır ötesi harekat için ise, “Hangi adım gerekiyorsa o adım atılacak. Devletin bu işin bitirilmesi konusunda kesin kararlılığı var” şeklinde açık kapı bırakan kritik bir değerlendirmede bulunuyorlar.