Etiket: Irak

  • Irak Başbakanı Abadi Çin’de

    Irak Başbakanı Haydar El Abadi, resmi temaslarda bulunmak üzere Çin’in başkenti Pekin’e geldi.

    Irak Başbakanı Haydar El Abadi, Çin’e resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Pekin’e gelen Irak Başbakanı Abadi, Çin Halk Cumhuriyeti Premier’i Li Keqiang tarafından Halk Salonu’nda düzenlenen resmi törenle karşılandı. Abadi, temasları kapsamında Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping, Danıştay Başkanı ve Ulusal Halk Kongresi Başkanı ile görüşecek. Abadi’nin, Çin ziyareti sırasında ikili görüşmelerde bulunmasının yanı sıra iki ülke arasında işbirliği anlaşmaları imzalaması da bekleniyor.

  • TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Özhan’dan Rusya Ve Irak Değerlendirmesi

    TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı ve Malatya Milletvekili Taha Özhan, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Irak’a gönderilen askerler ile ilgili tartışmalarını değerlendirdi.

    AK Parti Malatya İl Binasında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan AK Parti Malatya Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Başkanı Dr. Taha Özhan, son dönemde sınır ihlali yapan Rus uçağının düşürülmesi ile gerilen iki ülke ilişkilerine değindi. Rusya ile Türkiye ilişkilerinin Rusya açısından çok değerli olduğunu belirten Özhan, aynı şekilde bu ilişkinin Türkiye açısından da önemli olduğunu ancak Türkiye’nin Rusya ile aynı pozisyonda olmadığını söyledi. Rusya’nın özellikle 2008’den bu yana bölgede ve bölge dışında verimli ilişki içerisine girebildiği tüm aktörler ile ilişkilerini bozduğunu belirten Özhan, “Gürcistan işgal girişimi ile başlayan Rusya’nın bölgesinde müdahil olduğu askeri ve siyasi nere varsa onun üzerinden elde ettiği hiçbir kazanım yok. Benzer şekilde de Orta Doğu’da en sorunlu aktör üzerinden Rusya vekalet savaşına girdi. Orta Doğu’nun en sorunlu aktörü olan ve baas rejimine destek verdi. Bu da Rusya’yı bir çıkmaz sokağa sürükledi. Rusya’nın son 7-8 yıldır siyasi ve ekonomik verimli ilişkiler kurabildiği tek ülke Türkiye’ydi. Maalesef görünen o ki Türkiye üzerinden Dünyaya açılan bir kapı olarak ilişkileri kodlamak yerine Suriye’deki katliamlara destek vermenin bir neticesi olarak gerçekleştirdiği sınır ihlalleri sonucunda bir uçak düşürülmüş oldu. Buradan da Rusya Suriye politikasını gözden geçirmek yerine Türkiye ile ilişkilerini sıkıntılı bir döneme sokma sürecine girdi” ifadelerini kullandı.

    İki ülke arasındaki ilişiklerin geleceğinin Rusya’nın ileride geliştireceği stratejiye bağlı olduğunu ifade eden Özhan, ”Rusya’nın belli bir stratejik hedefleri var ancak bu hedeflerden bir siyaset çıkmıyor. Son bir yıl içerisinde Rusya’nın sınır ihlali yaptığı ülke sayısı onlarca. Bu bir güç gösterisi bu bir stratejik bir şey değil. Yani Suriye’deki katil bir diktatöre verilen destekten ortaya çıkan hiçbir şey yok. Benzer şekilde DAİŞ’i bombalıyorum diye oradaki muhalefet zayıflatılmaya çalışılıyor” diye konuştu.

    Rusya’nın geçmişte Çeçenistan’da çok ciddi katliamlar yaptığına değinen Özhan, şimdi ise Rusya’nın Çeçenistan tecrübesinin aynısını baas rejimine tavsiye ettiğini ifade ederek, “Oysa Çeçenistan tecrübesi Rusya’yı hiçbir şekilde bir şey kazandırmadığı gibi ciddi anlamda ülkeyi çıkmaza sokmuştur. Ve halada o güvenlikçi perspektiften bir siyaset üretememektedir” şeklinde konuştu.

    Türki askerinin Musul’a da askeri eğitim vermesiyle başlayan tartışmalara da değinen Özhan, bu durumun iki ülke arasında yapılan anlaşma gereği çok uzun yılladır sürdürüldüğünü söyledi. Son günlerde Türk askerinin Irak’a girdiği yönündeki söylemlerin doğru bir ifade olmadığını söyleyen Özhan, “Bu gayet meşru bir şeydir. Bir kere karşılıklı ilişkiler çerçevesinde hayata geçirilmiş bir uygulamadır. Ayrıca bu uygulama yenide değildir” ifadelerine yer verdi.

    Bölgede DAİŞ terör örgütü ile mücadele edilmesi için bu türden eğitimlerin devam etmesi gerektiğini ifade eden Taha Özhan, “Ama görünen o ki Türkiye ve Suriye muhalefetinden başka DAİŞ terör örgütü ile mücadele edilmesini isteyen pek kimse yok” diye konuştu. DAİŞ’i ağızlarından düşürmeyen ve DAİŞ ile mücadele edilmesini söyleyenlerin bu listenin başında olduğunu söyleyen Özhan, “Buna artık bir karar vermek gerekiyor. Türkiye DAİŞ ile mücadelede atılması gereken adımların atılmasını düşünüyor ama görünen o ki DAİŞ Bölgedeki bütün statüko güçleri başta baas güçlerinin koruyucu alanına dönüşmüş durumunda. DAİŞ ortadan kalkınca bölgede bu can çekişen rejimlerde ciddi sıkıntıya girecektir. Bundan dolayı çok sahte bir manzara ile karşı karşıyayız. Ama Türkiye pozisyonunu değiştirecek değil. Biz Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile hem de Irak merkezi hükümeti ile onların talepleri doğrultusunda bu eğitim faaliyetlerini sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

  • Kuzey Irak Türkiye’den Su Ürünleri İstiyor

    Türk su ürünleri sektörünün dünya genelindeki tanıtım faaliyetleri kesintisiz devam ediyor.

    Gıda temininde Türkiye’nin ana tedarikçi ülke olduğu Kuzey Irak’ta, Erbil kentinde 16-19 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenen Irak Agrofood Fuarı’na katılan Su Ürünleri Tanıtım Grubu standına Iraklılar yoğun ilgi gösterdi. 110 firmanın katıldığı Irak Agrofood Fuarı’nda STG standının en yoğun ilgi gören stantlardan biri olduğunu kaydeden Su Ürünleri Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Melih İşliel, “2015 yılında 16. Fuar katılımımızı Erbil Irak Agrofood Fuarı’na gerçekleştirdik. Bu fuara ikinci kez katıldık. Kuzey Irak’ta Türkiye’den yoğun bir şekilde su ürünleri talebi var. Fuara hem ithalatçıların, hem de halkın ilgisi yoğundu. Başarılı bir tanıtım etkinliğine imza attık” dedi.

    Türkiye’nin 2014 yılında Irak’a yaptığı su ürünleri ihracatının 15 milyon 25 bin dolar seviyesinde olduğuna işaret eden STG Başkanı İşliel şöyle konuştu: “Türkiye Irak’ın gıda tedariğinde birinci ülke konumunda. Türk ürünlerine yoğun bir ilgi var. Bu ilgiyi daha büyük çapta fırsata çevirmek istiyoruz.”

    Irak’ta özellikle dondurulmuş su ürünleri talebinin fazla olduğuna işaret eden İşliel, Irak’ta Türk kanatlı sektörünün yakaladığı ihracat başarısının kendilerine ilham verdiğini, Su ürünleri sektörü olarak 2023 yılı hedeflerine ulaşmada Irak’a da özel önem verildiğini ve gelişebilecek bir pazar olarak gördüklerini sözlerine ekledi.

    Su Ürünleri Tanıtım Grubu’nun Irak Agrofood Fuarı’ndaki standını Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Hükümet Sözcüsü Sefin Dizai, Irak Türkmen Milletvekili Aydın Maurouf ve Türkiye’nin Erbil Konsolos Yardımcısı Salih Çınar ziyaret etti. Fuarda STG’yi STG Yönetim Kurulu Üyesi Abdulkadir Yeniçıkmaz ve EİB Uzman Yardımcısı Barış Koçtürk temsil etti.

  • İhracatçılar Irak Pazarındaki Düşüşten Endişeli

    Türkiye’nin ikinci büyük pazar kapısı olan Irak’a ihracatın son dönemde giderek düşmesi ve Irak’ın 3’üncü sıraya gerilemesi ihracatçıları endişelendiriyor. Düşüşe çare arayan Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Tarım Bakanı Abdulstar Majid ile görüşerek, sıkıntıların giderilmesini istedi.

    AKİB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Irak pazarının Ekim ayından bu yana yaşanan gerileme nedeniyle ihracatta 3’üncü sıraya inmesi, ihracatçıları harekete geçirdi. Üyelerden gelen şikayetler üzerine, AKİB Koordinatör Başkanı Bülent Aymen, Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Ateş ve AKİB Genel Sekreteri İsmail Çetin ile birlikte Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Tarım Bakanı Abdulstar Majid’i ziyaret ederek, sıkıntıların aşılması için gereken çabanın gösterilmesini istedi. Tarım Bakanı Majid’e son verileri aktaran Aymen, “Son 5 yıllık dönemde Türkiye ihracatında 2’nci sırada yer alması dolayısıyla ülkemiz ve ihracatçılarımız için büyük bir önem taşıyan Irak pazarında düşüş yaşanıyor. Öyle ki, yaşanan sorunların göstergesi olarak 2015 yılı Ekim ayı itibariyle Irak, gerçekleşen ihracatta 3’üncü sıraya kadar geriledi. AKİB üyelerinin Irak‘a ihracatında ise 2015 yılında yüzde 24 oranında düşüş kaydedildi. Sektör bazında incelendiğinde de ihracatta en yüksek paya sahip demir ve demir dışı metaller sektöründe yüzde 25, hububat bakliyat ve yağlı tohumlarda yüzde 33, yaş meyve sebzede yüzde 9, canlı hayvan ve su ürünlerinde yüzde 35, kimya sektörü ihracatında ise 2014 yılı aynı dönemine göre yüzde 10 azalma meydana geldi” dedi.

    Siyasi belirsizliklerin ihracatı olumsuz etkilediğinin ve özellikle tarım ürünleri ihracatındaki düşüşün ihracatçılar açısından kaygı verici olduğunun altını çizen Aymen, önümüzdeki dönemde alınabilecek tedbirler ve sorunlara ait çözüm önerilerini de Bakan Majid’e sundu.

    “SİYASİ İŞBİRLİKLER EKONOMİK ALANDA DA SÜRDÜRÜLMELİ”

    Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ateş de Türkiye kimya sektörü ihracatında 2015 yılı ilk 10 ayında yüzde 6 oranında düşüş olduğunu belirterek, AKİB’ten yapılan ihracatın ise bu oranın üstüne çıkarak yüzde 10 olarak gerçekleştiğini bildirdi. Ateş, siyasi işbirliklerinin ekonomik alanda da sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekerek, Irak’ın sektör ihracatında sahip olduğu payı kaybetmemesi adına girişimlerde bulunulması gerektiğini söyledi.

    AKİB heyetinin ziyaretinde, Tarım Bakanı Majid tarafından ülke üreticilerini desteklemek amacıyla 19 Kasım 2015 tarihi itibariyle mısır ithalatının 1 ay süre ile durdurulacağı bilgisinin verilmesinin ardından, heyet üyeleri süre uzatım talebinde bulundular.

    Görüşmede, AKİB tarafından üyelerin Irak’a ihracatına dair detaylı bir rapor hazırlanmasına karar verilirken, iki ülkenin ilgili Bakanlıkları arasında işbirliği ve koordinasyon konusunda somut adımlar atılması gerektiği ortak görüşüne varıldı. İki kurum arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Mersin’e davet edilen Tarım Bakanı Abdulstar Majid, daveti memnuniyetle kabul ettiğini ifade ederek, uygun bir tarihte Türkiye ve AKİB’i ziyaret etmeyi arzu ettiğini kaydetti.

  • Kafalarına sıktılar

    Paris’teki Gare du Nord’da bulunan 147 numaralı binada gerçekleştirilen infazda, örgütün üst düzey yöneticisi oldukları belirtilen Sakine Cansız Fidan Doğan ve Leyla Söylemez susturucu takılmış silahla öldürüldü.

     

    Kürdistan Enformasyon Bürosu

    Terör örgütü PKK’nın kurucularından Almanya sorumlusu Sakine Cansız, Kürdistan Ulusal Kongresi Paris Temsilcisi Fidan Doğan ile Leyla Söylemez, Paris’te Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda susturuculu silahla infaz edildi. Olay, 3 PKK’lıdan haber alınamaması üzerine kapının kırılarak içeri girilmesiyla ortaya çıktı.
    İkisi başlarından vurulmuş
    Öldürülen üç kadından ikisinin başından vurulduğu, diğerinde ise iki kurşun yarası olduğunu ifade eden yetkililer, “İnfaz olduğu anlaşılıyor. Nedeni henüz belli değil” değerlendirmesinde bulundu. Kadınlardan Fidan Doğan’ın Fransa’da oturduğu, Sakine Cansız ve Leyla Söylemez’in ise ülkeye misafir olarak dışarıdan geldikleri belirtildi.

     

    Bölücü örgüt sloganları
    Haberin duyulmasıyla birlikte binanın bulunduğu caddede toplanan terör örgütü yandaşları, cinayetlerin, “siyasi amaçlı” olduğunu iddia ederek, PKK lehine sloganlar attı. Fransız polisi, infazın gerçekleştirildiği bina etrafında ve başta büyükelçilik binası olmak üzere Türkiye’ye ait tüm temsilciliklerde güvenlik tedbiri aldı.

     

    Paris’te üç PKK’lı
    kadına “sessiz” infaz
    PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ile Leyla Söylemez, Paris’teki Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda susturucu silahla vuruldu.
    Terör örgütü PKK’yı 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kuran isimler arasında bulunan Sakine Cansız ile örgütün KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ve Leyla Söylemez Paris’te öldürüldü. Kimliği belirsiz kişi veya kişiler Gare du Nord’da bulunan biranın birinci katındaki Kürdistan Enformasyon Bürosu’na girerek susturucu takılı silahla örgütün sözde Almanya sorumlusu Sakine Cansız, Kürdistan Ulusal Kongresi Paris temsilcisi Doğan ile Leyla Söylemez’i öldürdü. Fransa İçişleri Bakanı Manuel Valls, saldırıların yapıldığı binada incelemelerde bulunup, yetkililerden bilgi aldı.

     

    Fransa için önemli!
    Olayı, “infaz” diye nitelendiren Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu, odadaki iki kişinin başından, diğerinin ise göğsünden vurulduğunu söyledi. Burcuoğlu, Kürt Enformasyon Merkezi’nden olayın, Türkiye’de devam eden görüşme sürecini baltalamak amacını taşıyan “provokasyon” olduğu yönünde açıklamalar yaptıklarını vurgularken, “Neden belli değil, hesaplaşma mı, başka birşey mi, haraç mı, kara para mı henüz bilmiyoruz. Fransa İçişleri Bakanı’nın bizzat olay yerine gitmesi Fransa açısından olayın önemini gösteriyor. Kim yapmışsa, kapıyı kilitleyerek çıkmış. Polis, kapıyı kırarak içeri girmiş” dedi. Büyükelçi Burcuoğlu, sadece Fidan Doğan’ın Fransa’da ikamet ettiğini, diğer iki kişinin “misafir” olduklarını söyledi.

     

    Aydar: İmralı’ya karşı
    PKK’nın Avrupa sorumlusu Zübeyir Aydar ile KONGRA-GEL Başkanı Remzi Kartal da olay yerine gelerek bilgi aldı. Aydar, “Bu saldırı, yeni sürece karşı karanlık güçler tarafından yapıldı” derken, bu güçlerin Türkiye’deki “derin devlet” le bağlantılı olduğunu öne sürdü. Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan da, saladırının “her iki taraftan barış görüşmelerini istemeyen aşırı uçtakilerin” işi olabileceğini söyledi. Fransa merkezli Kürdistan Dernekleri Federasyonu Başkanı Mehmet Ülker de, bu suikastla birlikte başlatılan barış sürecinin baltalanmak istendiğini belirtti. Ülker, “Böyle bir süreçte bu cinayetlerin işlenmesi düşündürücü. Örgüt içi infaz iddialarını kabul etmiyoruz. Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Örgüt içinde sürece karşı çıkan kimse yok” diye konuştu.

     

    Hepimiz PKK’lıyız
    Örgüte yakınlığı ile bilinen “nasname.com” adlı haber sitesindeki yorumda, “Öcalan ile anlaşabileceğini gören devlet, varılan anlaşmayı sabote edebilecek aykırı sesleri ortadan kaldırmak için MİT veya diğer gizli örgütlerini devreye sokmuş olabilir” denildi. Suikastın duyulmasının ardından terör örgütü yanlıları Paris Kürt Enstitüsü önünde toplanarak, “Onlar ölmedi”, “Hepimiz PKK’yız” ve “Katil Türkiye, işbirlikçi Hollande” sloganları attı.

    Suikastçılara kapıyı kim açtı
    PKK’nın Paris’teki enformasyon bürosunda yapılan suikast, Fransa’daki gazetelerin yanı sıra uluslararası yayın organında da geniş yer aldı. Suikastla ilgili ortaya çıkan detaylar, binanın kapısının üç kadın tarafından açılmış olabileceği ihtimalini artırdı. Le Monde, “örgüt içi hesaplaşma” olasılığını artıracak bir iddiaya yer verdi. Haberde suikastın gerçekleştiği enformasyon bürosunun direktörü Leon Edart’ın “Kurbanlar katillerine kapıyı açmış olmalılar” açıklamasına yer verildi. İtalyan gazetesi La Repubblica da “örgüt içi hesaplaşma” iddialarını güçlendirecek bir detay aktardı. Haberde, “Suikastın gerçekleştiği binanın birinci katına ancak şifreli bir sistemle girilebiliyordu” denildi. Le Figaro, İçişleri Bakanı’nın olayı “müsamaha gösterilemez” şeklinde nitelediği ayrıntısına yer verdi. Liberation ise bir polisin “Manzara infaz olduğunu düşündürüyor” açıklamasına yer verdi. BBC haberi manşetten duyururken, AFP suikastı “Üç Kürt kadın başından vurularak öldürüldü” başlığıyla duyurdu.

     

    Hollande: Ölenlerden biri
    bizimle sık sık görüşürdü
    Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, PKK’nın Paris’teki enformasyon bürosuna düzenlenen suikastla ilgili açıklamada bulundu. Latresne kentindeki havacılık merkezini ziyareti sırasında gazetecilere konuşan Hollande, “Dehşet verici bir olay. Öldürülen üç kişiden biri sık sık bizimle görüşmeye geldiği için hem benim hem de birçok siyasi aktörün tanıdığı bir isim. Şimdilik soruşturma başlatıldı. Olayın nedenlerini ve faillerini bilmemiz için sanırım en doğrusu beklemek” dedi. PKK’nın Paris’teki enformasyon bürosunda dün sabaha karşı işlenen cinayetlerde terör örgütünün kurucularından Sakine Cansız, Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan ile Leyla Söylemez silahla başlarından vurularak öldürülmüştü. Suikastın ardından binanın önünde toplanan PKK yanlılarının, “Katil Türkiye, işbirlikçi Hollande” şeklinde sloganlar attıkları bildirilmişti.

     

    Cumhurbaşkanı: Konuşmaması gerekenler var
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Afyon’da valiliği, belediyeyi ve garnizon komutanlığını ziyaret etti. Gül, ziyareti sırasında İmralı süreci hakkında açıklamalarda bulundu. Gül, “Dürüst davranır ve yapmaları gerekenleri yaparlarsa o zaman bu acılar sona erer. Türkiye’de herkes konuşabilir ama biraz da konuşmaması gerekenler var, konuşmak yerine iş yapması gerekenler var” uyarısında bulundu. Terörü kesinlikle gündemden çıkarmamız gerektiğini belirten Gül, “Ülkemizin en önemli konusu olduğu için, geleceğimizle ilgili olduğu için bu konuyu gündemimizden çıkartmak birinci önceliğimiz. Terörü bitirmek için bir çok yöntem vardır. Hepsi de kullanılır.Karşınıza silahla çıkana silahla cevap verirsiniz. Devletin görevi budur” diye konuştu.

     

    Erdoğan: İç hesaplaşma olabilir
    Paris’te 3 PKK’lı kadının öldürülmesi olayına hükümet kanadından açıklama geldi. Senegal’de bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Önce olayın aydınlanmasını beklemek lazım. Hemen yorum yapmak yanlış olur. İç hesaplaşma olabilir. Teröre karşı bizim vermiş olduğumuz bir mücadele var. Bunu arzu etmeyenler de var. Bunlar tarafından böyle provokatif bir girişim de olabilir. Sabırlı olup aydınlanmasını beklemekte fayda var” dedi. Saldırıyı yorumlayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da, “Kötü bir olay. Üzüntülerimi ifade ediyorum. 3 tane kadının böylesine sorgusuz sualsiz öldürülmesi, kimlikleri, üzerlerine atılı suçlar ne olursa olsun hiçbir zaman tasvip edilecek davranış değil. Gerçekten üzüntü duydum. Biz hukuk içerisinde terörle mücadele ediyoruz. Onu sağ yakalamak ve suçu varsa yargı önüne çıkarmak. Yargısız infazla böylesine bir vahşeti telin ediyorum. Bu olayın Türkiye’de böyle bir sürecin başlamasıyla ilgisi var mı bilgi sahibi değilim. Türkiye’de yeni başlayan süreci hem içeride hem dışarıda etkilemeye yönelik girişim olur mu derseniz bu da bir ihtimaldir. Kötü bir olay” diye konuştu.

     

     

    PKK bir tane mi?
    AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik ise Paris’te 3 PKK’lı kadının susturucu takılı silahla vurularak öldürülmesini olayını yorumlarken, “PKK’nın kendi iç hesaplaşması gibi görünüyor. Örgüt içinde benzerlerini daha önce de görmüştük. Terör örgütü PKK’nın kendi içinde infazlar yaptığı zaten bilinen bir şey. Kesin bir şey söylemek için bekleyip görmek lazım. PKK bir tane midir bundan emin değilim. PKK içinde farklı güçlere taşeronluk yapan gruplar olduğunu PKK’yı yakından tanıyan isimler de kabul ediyor. Bu süreci provoke etmek isteyenler olabilir. Herkes teyakkuz halinde çok dikkatli olmalı” diye konuştu.

     

    Demirtaş ve Kışanak cenaze töreni için Fransa’ya gidiyor
    DP Eşgenel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak, “Fransa hükümetinin bu katliamı hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde derhal aydınlatmasını bekliyoruz” dedi. Demirtaş ve Kışanak’ın mesajları özetle şöyle: “Paris’in en işlek bölgesinde alenen işlenen bu suikastların üstünün örtülemeyeceğinin bilinmesini istiyoruz. Dünyanın her yerinde Kürt’e sadece ölümü reva görenler bilmelidir ki halkımızın özgürlüğünün bedeli ne olursa olsun bunu ödemekten çekinmeyeceğiz. Hayatını halkının geleceğine adamış bu üç değerli Kürt kadın siyasetçinin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Kadın özgürlük mücadelesinin de neferleri olan arkadaşlarımızın katillerinin gizlenmemesi, cinayetin üstünün örtülmemesi için halkımızı bulunduğu her yerde protesto gösterileriyle bu katliamı lanetlemeye ve Kürt halkının şehitlerini sahiplenmeye çağırıyoruz.” Demirtaş, Twitter hesabı üzerinden takipçileriyle şu mesajları paylaştı: “Hassas sürece binaen AKP Paris’teki katliamın aydınlatılması için Fransa nezdinde girişimde bulunacağına, ‘örgüt içi infazdır’ deyip kapatıyor. Bu tutuma karşı şunu soruyorum: O halde bu açıklamayı yapanların bizzat bu katliamı planlamadığını nerden biliyoruz, telaşınız bundan mı yoksa.” Gültan Kışanak da Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Üç Kürt kadın alçakça katledildi. Bu Kürt kadınlarının mücadelesine bir saldırıdır. Kürt kadınları daha güçlü mücadele edecek” dedi.

     

    İŞTE İHTİMALLER

     

    1- ÖRGÜT İÇİ HESAPLAŞMA MI?
    PKK’nın kurucuları arasında bulunan ‘Sara’ kod adlı Sakine Cansız 10 yılı aşkın süre DiyarbakırCezaevi’nde yattı. Cansız PKK’nın simge isimlerinden birisiydi. Örgütün hem kadın yapılanması hem de cezaevlerindeki direnişlerde önder rolü üstlendi. PKK nın kuruluş toplantısına katılan tek kadındı. Aynı zaman PKK’nın kuruluşundan bu yana örgütün bütün kadın yapılanmalarında görev almış, Abdullah Öcalan’a en yakın az sayıdaki kadın arasında yer almıştı. Cansız’ın Öcalan’ın tüm sırlarını bildiği öne sürülüyordu. Cansız radikal söylemlerde bulunmuyor ancak ‘güvercin’ tavrı da sergilemiyordu.
    Örgüt içinde zaman zaman Öcalan’a ters düştüğü bilenen Cansız, bir ara Suriye’de örgüt tarafından öldürülen eski merkez kadroda yer alan Mehmet Şener ile duygusal bir ilişki yaşamış, kendi aralarında nişan yapmışlardı. Cansız’ın, Şener’in öldürülmesinden sonra bir bunalım süreci yaşadığı öne sürülmüştü. Cansız, örgütün Öcalan’ın yakalanmasından sonra PKK’dan kopan ‘Botan’ kod adlı merkez yapılanmada yer alan Nizamettin Taş, Osman Öcalan, Halil Ataç gibi isimlerle de yakın düşüncelere sahipti.
    Ancak örgütle zaman zaman problem yaşamasına rağmen ilişkisini hiçbir zaman koparmadı. Cansız 1990’lı yıllarda örgütün dağ kadrosunda görev aldı ve genellikle Kuzey Irak’ta faaliyet gösterdi. Cansız 2000 yılından sonra ise Avrupa’ya geçti ve burada uzun yıllar faaliyet gösterdi. Bu faaliyetler sırasında da zaman zaman Kuzey Irak’a geçerek örgüt yönetimiyle ilişkilerini sürdürdü.
    Cansız, iltica başvurusu yaptığı ve yabancı pasaportu taşıdığı için Kuzey Irak’a gidip gelirken hiçbir sorun yaşamıyordu. Cansız’ın örgüt içi hesaplaşmada öldürüldüğü iddiası zayıf bir ihtimal olarak görülüyor.
    Çünkü Cansız örgüt yönetimi paralelinde faaliyet göstermekle birlikte Cemil BayıkMurat Karayılan, Duran Kalkan, Mustafa Karasu gibi yöneticilerle aynı pozisyondaydı. Örgütün kendisine yönelik bir eylemi olacağını öğrenme ihtimali yüksekti ve böyle bir durumda gerekliönlemi alabilirdi.
    Bir dönem Suriye’de de faaliyet gösteren Cansız, halen PKK’nın meclis üyeliğinin yanı sıra örgütün denetiminde faaliyet gösteren Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği (PAJK) üyesi olarak görev yapıyordu.

    Fidan Doğan, PKK’nın dış ilişkilerinde önemli bir noktadaydı. Leyla Sönmez  ise,  örgütün gençlik yapılanmasındaydı.

    2- İSTİHBARAT İÇİNDEKİ KONTROL DIŞI BİR GRUP MU?
    BDP ile İmralı’da arasındaki görüşmeler sürerken, hükümetin yeni bir Kürt açılımı yaptığı süreçte Türk istihbaratı içindeki kontrol dışı ya da taşeron olarak kullanılan bir birimin de Paris’teki infazları gerçekleştirmiş olabiliceği öne sürüldü. Olaydan sonra KCK’nın da yer aldığı örgütün birçok kanadı saldırıda ‘Türk Gladyosu’nu sorumlu tuttu.
    Yapılan açıklamada, saldırının uluslararası arka planı olduğu belirtilerek, olayı Türk Gladyosu’nun gerçekleştirdiği iddia edildi. Açıklamada, “Sakine yoldaşımız bilinçli olarak hedeflenmiş, bu katliamörgütlü, planlı ve çok ustaca gerçekleştirilmiştir.
    Olaya gerçekleşme biçiminden bu katliamın uluslararası düzeyde yetkinleşmiş profesyonel güçler tarafından gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Önderliğimiz tarafından gerçekleştirilen yeni sürecin gelişmesini ve Kürt sorununun çözüme kavuşmasını istemeyen kesimlerdir” denildi.
    Açıklamada, öldürülen üç kadından biri olan ‘Rojbin’ kod adlı Fidan Doğan’ın gençlik kadrosu içinde yer aldığı ve örgütün dış işlerinde önemli bir görevinin olduğu ifade edildi.
    Öldürülen ‘Ronahi’ kod adlı Leyla Söylemez’in ise yine gençlik örgütlenmesi içinde önemli bir konumda bulunduğu ve bu ölümlerin PKK için büyük kayıp olduğuna dikkat çekildi. PKK kaynakları, infazın Türk Gladyosu tarafından  yapıldığını ve planlama yapılan yerin Ankaraolduğunu öne sürdü. Kaynaklar, Türk hükümetinin süreçteki etkinliğini baltalamak için ‘Ergenekon’ benzeri yapılanmaların işi olabileceğini iddia etti.

     

    3- YABANCI BİR ÜLKENİN İŞİ Mİ?
    Paris’teki infazlarla ilgili olarak uluslarası güçlerin rolü de tartışmaya açıldı. Ortadoğu’daki güç dengesini değiştirmeye yönelik hamlelerden biri olabiliceği öne sürüldü.
    Zira Ortadoğu’daki değişikliklerde devre dışı kalan, petrol paylaşımında masanın dışına itildiğine inanan bazı ülkelerin Kürt sorunun çözümü aşamasındaki bu hamleyle kozları eline geçirmek için çaba harcayabileceğine dikkat çekildi. İlk akla gelen ülke İran oldu. Öcalan-BDP görüşmelerinin olumlu sonuç vermesi halinde bölgede Türkiye’nin elinin güçleneceği kaygısını taşıyan İran, Suriye’den sonra sıranın kendisine geleceğini düşüyor. Bu nedenle on binlerce askeri seferber eden bir örgütün devreden çıkması ihtimali İran’ı rahatsız ediyor.
    Yakın tarihe bakıldığında İran’da yönetime karşı mücedele veren Kürt örgütlerinin liderleri Avrupa’da yönetim tarafından profesyonel suikastlarla ortadan kaldırıldı.
    Bunlar arasında İran KDP’sinin liderleri Abdurrahbam Kasımlu da sonra genel başkan olan Dr. Şerefkendi İran istihbaratı tarafından öldürüldü. Öcalan’la yapılan görüşmelerin ABD’nin bilgisi dahilinde sürdürüldüğü iddia edilyor. Senaryoya göre, PKK’nın silahlı güçleri, silah bıraktıklarındaPJAK ve PYD güçleriyle birlikte Kandil’e yerleştirilip Barzani’ye bağlı silahlı bir güç konumuna getirilecek. Buradan yola çıkarak İran da Suriye de Türkiye’nin PKK sorununun çözümünü istemiyor.
    İran’ın zaman zaman PKK ile ilişkilere girdiği de biliniyor. Öcalan’ın da ifadelerinde belirttiği gibi İran geçmişte Osman Öcalan ve Cemil Bayık üzerinden örgüt üzerinde etkili oluyordu. 1999 yılında Öcalan’ın talimatıyla örgütün silahlı güçlerini Kuzey Irak’a çekmesi üzerine İran PKK’ya desteğini çekti ve çatışma pozisyonuna girdi.
    Ancak buna rağmen İran örgütle ilişkisini kesmedi. Paris’teki infaz ekibinin zorlanmadan içeri girmesi akıllara saldırganların PKK’lılar tarafından tanıan kişiler olduğu izlenimini veriyor. İddiaya göre, gelenler, Cansız ve yanındaki iki kadın tanıyordu. Bu kişilerin İran istihbaratına çalışan ve örgütün İran’daki örgütlenmesi PJAK içinde faaliyet gösteren kişiler olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
    İran yönetimi ülkede faaliyet gösteren İran Kürdistan Demokrat Partisi ve Komala gibi örgütlere karşı PKK’nın PJAK’ı kurmasına göz yumarak sınırdan giriş çıkışlarına müdahale etmedi. İran zaman zaman PJAK’la çatışsa da faaliyetlerine göz yumdu. İran ajanlarının PJAK üzerinden PKK’ya yönelik bir eylem gerçekleştirmesi ve bunu Avrupa’da yapmasının zor olmadığı belirtiliyor.

     

    4- PKK İÇİNDE YÖNETİME GELMEK İSTEYENLER Mİ?
    Bu ihtimalin zayıf olduğu belitiliyor. Çünkü PKK bir konsey tarafından yönetiliyor. Konseyde yer alan isimler bir güç dengesi kapsamında yetki paylaşımında bulunuyor.
    Her ne kadar Murat Karayılan yürütme kurulu başkanı olarak öne çıkıyorsa da yönetim direkt olarak Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan avukatları aracılığıyla gönderdiği talimatlar doğrultusunda örgütü yönetiyor. Bu kadro halen Öcalan’ın belirlediği perspektif doğrultusunda örgütü yönetmeye devam ediyor.
    Örgüt içinde 1999 yılından sonra Öcalan’ın yakalanması ve örgütün silahlı mücadeleden politik mücadeleye yönelmesi istemlerini sesli bir şekilde dile getirilmesi nedeniyle iki başlı bir yönetim yapısı ortaya çıktı.
    Ancak bu uzun sürmedi. Yine Öcalan’ın talimatıyla yönetimi ele geçirmeye çalışan ekip tasfiye edildi.