Etiket: İradeye

  • Vali Ahmet Hamdi Nayir: Milli ruha ve milli iradeye hiçbir kuvvet karşı koyamaz

    Kütahya’da 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 94. yıl dönümü törenlerle kutlandı.

    Zafertepe tören alanındaki kutlamalara Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir, Afyonkarahisar Valisi Aziz Yıldırım, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın, Kütahya Milletvekilleri Şükrü Nazlı, Vural Kavuncu, İshak Gazel ile Ahmet Tan, Kütahya Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hava Piyade Tuğgeneral Celal Başoğlu, Afyonkarahisar İkmal ve Garnizon komutanı Tuğgeneral Şahin Kılıçarslan, Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, DPÜ Rektör vekili Prof. Dr. Şükrü Şentürk, Vali Yardımcısı Hüdayar Mete Buhara, Aytaç Akgül, askeri erkan, daire müdürleri, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

    Törende Vali Ahmet Hamdi Nayir, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hava Piyade Tuğgeneral Celal Başoğlu ile Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu tarafından tören birlikleri denetlenerek, halkın bayramı kutlandı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören mehteran takımının gösterisi ve Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile devam etti.

    Kütahya İl Müftü vekili Veysel Kükrek’in duasının ardından Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Şube Başkanı Ahmet Asım Okat bir konuşma yaptı. Daha sonra Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir halka hitap etti.

    ‘Yeryüzünde, üzerinde bulunduğumuz bu kutsal topraklar kadar, ‘Vatan’ olmayı hak etmiş başka bir toprak parçası yoktur’ diyen Vali Nayir törene katılan herkese teşekkür etti.

    30 Ağustos Zafer Bayramı’nın anlam ve önemine değinen Vali Ahmet Hamdi Nayir geçmişten bugüne yaşanan süreç hakkında bilgiler verdi. Vali Nayir, “Sultan Alparslan’ın 1071 yılında Anadolu’yu Türklere açmasıyla başlayan süreç inanılmaz bir gelişme kaydetmiş ve Osmanlı ile 23 milyon kilometre karelik bir cihan hakimiyetini sonuç vermiştir. Bugün o topraklar üzerine 64 ülkenin var olduğunu düşünürsek coğrafi büyüklüğü anlamak mümkün olacaktır. Her zaman topraklarımızda gözü olanlar bu büyümeden rahatsız olunca bizi önce Avrupa’dan söküp atmaya çalışmışlar ve 18 inci ve 19 uncu yüzyıllarda yaptıkları güç birliği ile bunda da başarılı olmuşlardır. 20’nci yüzyılın başına gelindiğinde artık Osmanlı’ya Anadolu toprakları da çok görülür olmuştu. Emperyalist devletler tarafından, Birinci Dünya Savaşı sonunda, 30 Ekim 1918’de imzalatılan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Türk Milleti’nin elinden silahları zorla alınmış, sahip olduğu coğrafya her istikametten işgal edilmiş, bu necip ve aziz millet Anadolu’da küçük bir alana hapsedilmişti. İşgalciler, Türk milletinin topraklarını istila ile yetinmemiş, onu tarih sahnesinden tamamen silerek tutsak etmek istemişlerdi.Emperyalistler, ülkemize hâkim olmak için askerle işgal ederek zapt etmeyi, devleti yönetenlere de buyruklar vermeyi yeterli görmekteydiler. Oysa Mustafa Kemal’in 24 Ağustos 1924 tarihinde “Şehit Asker” abidesi temel atma töreninde dediği gibi.” Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Hâlbuki yüzyılların sonucu doğan Milli Ruh’a, güçlü ve sürekli bir Milli İrade’ ye hiç bir kuvvet karşı koyamaz.” Büyük asker çok doğru söylüyordu. Ülkemizi iki yılı aşkın işgal ettiler! Ama Türk milletini esaret altına alamadılar. Türk milletinin azim ve iradesini kıramadılar. Daha doğrusu Türk milletinin ruhunu zapt edemediler” dedi.

    30 Ağustos Başkumandan Meydan Muharebesi Zaferi’nin dünya tarihine de yön verdiğine dikkat çeken Vali Nayir, “Bizim yakın tarihimizin en önemli kırılma noktası, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk temel taşının atıldığı, devletimizin kurtuluşunun gerçekleştiği, 30 Ağustos Meydan Muharebeleri bu coğrafyada, üzerine bastığınız Mehmetçiğin kanıyla sulanmış bu topraklar üzerinde gerçekleşmiştir. Tarihte pek çok kesin sonuçlu meydan muharebeleri olmuştur. Fakat hiçbiri 30 Ağustos 1922’de, burada Türk milletinin kazandığı zafer kadar kesin sonuçlar doğurmamıştır. Zira 30 Ağustos Başkumandan Meydan Muharebesi Zaferi, dünya tarihine de yön vermiştir. Çünkü Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada atılmıştır. Türk ordusu, Mustafa Kemal ve onun silah arkadaşlarının önderliğinde, etrafını çeviren düşman çemberini süngüsü ile işte bu meydanda kırmıştır. Düşmana kahredici darbesini bu meydanda vurmuştur. Bu kazanılan zafer, esir edilmek istenilen Türk milletinin, varlık ifade eden “kutsal bir hamlesi” olmuştur. 30 Ağustos 1922 heyecanının, Dumlupınar ruhunun milletimizin karakterinde kalıcı olduğunu, zaman zaman üstü küllense de daima ateşini muhafaza ettiğini 15 Temmuz büyük ihanetinde bütün açıklığıyla hem biz gördük hem de bütün dünya gördü. Milletimiz, dış düşmanlara karşı verilen cansiperane mücadelenin daha fazlasını, demokrasimize ve milli iradeye kasteden içimizdeki hainlere de verileceğini gösterip tarih yazdı” diye konuştu.

    “Gazi Mustafa Kemal’in vasiyetinin gerçekleştiğini düşünüyorum”

    Vali Ahmet Hamdi Nayir törende gençlere de seslendi. Konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten de alıntılar yapan Vali Nayir, “Büyük Önder Mustafa Kemal’in 30 Ağustos Zaferi’nin ikinci yıl dönümü temel atma törenlerinde yaptığı konuşmasının son bölümünden bir alıntı ile sözlerime son vermek istiyorum. Mustafa Kemal o konuşmasında, “Gençler! Cesaretimizi kuvvetlendirip devam ettirecek sizlersiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetinin, vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz! Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizlersiniz.” demişti. Sizler burada bulunarak, Gazi Mustafa Kemal’in değerlerine sahip çıktığınızı gösterdiniz. Sizleri burada görmekten büyük mutluluk duymaktayız. Bu bağlamda sizi bu topraklarla buluşturan, sizlere bu imkanı sağlayan Sayın Bakanım Akif Çağatay Kılıç’a ve bu güzel törenimizde bizleri yalnız bırakmayan Gençlik ve Spor Bakan Yardımcımız Abdurrahim Boynukalın’a şükranlarımı arz ediyorum. Bu vesile ile aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Ebediyete intikal eden şehitlerimize ve gazilerimize Allahtan rahmet dilerim. Ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

    Törende Büyük Zafer Koşusu’nda dereceye giren sporcuların madalyaları Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir, Afyonkarahisar Valisi Aziz Yıldırım ve Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın tarafından takdim edildi.

    Ödül takdim töreninin ardından tiyatro sanatçısı Ahmet Yenilmez ile İlker Tepe ‘Atayurttan Anayurda’ adlı gösterisini sergiledi.

    Daha sonra Türk Halk Müziği’nin ünlü isimlerinden Esat Kabaklı bir konser verdi. Kabaklı birbirinden güzel türküleri tören alanındaki halkla birlikte seslendirdi.

    30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları tören birliklerin geçişi ile sona erdi.(EFE)

  • Milli iradeye sahip çıkmak için Ankara’ya yürüyor

    Malatyalı 67 yaşındaki Ömer Fişenkçi, milli iradeye destek ve demokrasi için Malatya’dan Ankara’ya yürüyor.

    15 Temmuz FETÖ darbe girişimini yürüyerek protesto edecek Malatyalı eski boksör Ömer Fişenkçi, 1987 yılında FETÖ içerisindeki bozuklukları gördüğü için ayrıldığını söyledi.

    Büyükşehir Belediyesi önünde Ankara yürüyüşünü başlatan Fişenkçi, “Malatya’ya hizmet etmek için bazı mücadelelerde bulundum. Merhum Necmettin Erbakan Hoca’nın özel korumalığını yaptım. Milli görüş teşkilatı içerisinde büyüyen ve yetişen biriyim. Allah nasip ederse Malatyalıların sesini duyurmak için yola çıkıyorum. Malatya’nın milli irade ve demokrasi yürüyüşünü gerçekleştireceğiz. Rahmetlik Hamido’nun elinin altında yetişen Küçük Ömer şu anda Malatya için yürüyecek” şeklinde konuştu.

  • Akademisyenlerden Taksim Meydanı’nda Milli İradeye Saygı ve Demokrasi Yürüyüşü

    15 Temmuz’da gerçekleştirilen kalkışma sonrası Türkiye’nin ve dünyanın heryerinde darbeye karşı yürüyüşler devam ediyor. İstanbul Taksim Meydanı’nda da dün akşam DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi üyeleri önderliğinde İstanbul’daki tüm üniversitelerin akademisyenleri cübbelerini giyerek yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından demokrasi şehitleri için meydana karanfiller bırakıldı.

    DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve İstanbul’daki tüm vakıf ve devlet üniversite rektörlerinin konuşma yaptığı eylem sonrası 246 demokrasi şehidini anmak adına yüzlerce akademisyen Taksim Meydan’ına karanfil bıraktı. “15 Temmuz tarihinde anayasal düzenimize, ülkemizin milli birlik ve bütünlüğüne karşı gerçekleştirilmeye çalışılan; yüce milletimizin asil ve engin bir anlayış ile kahramanca karşı koyduğu vatanımızı parçalama hedefli darbe girişimini şiddetle kınıyoruz” mesajının verildiği ‘Milli İradeye Saygı ve Demokrasi Duruşu’ yürüyüşünde, milli birlik ve bütünlük ilkesi ile devletin bekası için gelecek nesillerini yetiştirenler olarak çalışıp üretmeye devam edileceği belirtildi. Yürüyüşte konuşan DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı ve İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın, “DEİK Organizasyonu ile İstanbul’daki devlet ve vakıf olmak üzere bütün üniversitelerimiz demokrasi şehitlerimizi anmak üzere bu menfur saldırıyı kınamak ve demokratik duruşu sergilemek için hep beraber buradaydık. Çok yoğun bir katılım oldu. Akademisyenlerimiz, rektörlerimiz, rektör yardımcılarımız ve mütevelli heyetlerimizle birlikte bugün bütün dünya kamuoyuna bir mesaj verdik. ‘Türk milleti asla ve asla canı pahasına dahi olsa özgürlüğünden ve demokrasisinden fekadarlık yapmaz’ mesajını tüm dünyaya verdik. Bunun için burada 246 şehidimizin önünde hem duygularımızı dile getirdik hem de İstanbul’daki tüm üniversitelerimizin tüm akademik personel ve yönetim kadrolarıyla Taksim Meydan’ında tüm dünyaya bu mesajı hep beraber verdik. Üniversiteler geleceğin nesillerini yetiştirirler. Bugün burada gelecek nesilleri emanet edeceğimiz, arkadan gelen nesillere başı dik bir Cumhuriyet, başı dik bir özgürlük anlayışı, başı dik bir demokrasiyi teslim edeceğimiz nesiller yetiştireceğimizi ve bundan asla taviz vermeyeceğimizi bütün dünyaya haykırdık” diye konuştu.

    Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ise yaptığı konuşmasında, “Gelecek açısından kaygılarımızı sıfırlayamayız. Bu bir açık küresel saldırıdır. Bu, Türkiye’nin istiklaline, istikbaline ve geleceğine yapılmış bir saldırıdır. Eğer o gece o çalıntı sorularla edinilmiş makamların ve üniformaların içindeki o terörisler amaçlarına erişseydi Sayın Cumhurbaşkanımızı öldürerek halkın sokağa dökülmesini arzuluyorlardı. Bir iç savaş, bir kaos planıydı bu. Ardından PKK terör örgütünün de bir süredir hiçbir eylem yapmayarak pozisyon aldığı bir noktada onların da o bölgedeki faaliyetleri buna eşlik edecekti ve yeni bir Suriye üretmiş olacaktılar. Ama bu demokrasi şehitleri, canlarımız, biz ölmeyelim diye ölen bi insanlar, bu millet yılmaz liderleriyle buluşarak bu oyunu püskürttüler” dedi.

  • Milli İradeye Saygı Nöbetinde 11. Gün Geride Kaldı

    Milli iradeye karşı kalkışılan darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz akşamından beri tüm Türkiye’de olduğu gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine meydanlarda demokrasi nöbeti tutan Bayburtlular nöbetin 11. gününde de yine meydanları boş bırakmadı.

    Bakan Ağbal’dan Selam Var

    Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’nun da katılmayı planladığı ama Ankara’daki yoğun görüşmelerinden dolayı ertelemek zorunda kaldıkları nöbette meydanı dolduran vatandaşlara hitaben bir konuşma yapan Belediye Başkanı Mete Memiş şunları ifade etti: “Kanının asaletini Kop dağlarında, ruhunun ve kalbinin berraklığını Yakutiye Medreselerinde cihana ilan etmiş bir neslin evlatlarının yaşadığı Bayburt’umuza selam olsun. 11. gününde bulunduğumuz milli irade nöbetine katılmak üzere şehrimizi teşrif edecek olan çok kıymetli maliye bakanımız kahraman Bayburt’un evladı Sayın Nacİ Ağbal aslında şuanda aramızda olacaktı ama Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine Ankara’da toplantı halindeler. Gelemediğini ve sizlerle buluşamamasından duyduğu üzüntüyü dilere getirerek selamını iletmemizi istedi.”

    Vatanın Birlik ve Beraberliği Söz Konusu Olduğunda…

    “Siz bu vatanın birlik ve beraberliği söz konusu olduğunda can lazım olduğunda can, kan lazım olduğunda kan verdiniz. Bugünde hiç biriniz sağına, soluna önüne ve arkasına bakmadan evlerinizdeki bebelerinizi, yaşlı anne babalarınızı Allah’a emanet ederek bu milletin birliğine ve beraberliğine kastetmeye kalkışan paçavralara karşı bu meydanlara geldiniz. Allah sizden razı olsun. Siz Nene Hatunların torunlarısınız. Allah’a hamdolsun Bayburt olarak şunu bir kez daha ifade edelim ki bu ülkenin biriliğiyle bütünlüğüyle oynamak isteyenler Bayburtlunun şamarını yüzünüze yiyeceksiniz.”

    Unutturmayacağız…

    “Bu üç beş tane çapulcu, üç beş tane paçavradan adamlar karşılarında yiğit uzun adamı bulmuştu. Biz bu yola çıkarken kefenimizi giydik diyen Reis-i Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan’ı unutmuştular. Bunlar 80 ihtilalini yaptıklarında şapkasını alıp giden bir başbakan görmüştüler ya, bugünde zannettiler ki, ceketini alıp gidecek bir başbakan var. Onlar kefenimizle buradayız diyen Başkanımız Binali Yıldırım’ı unuttular. Bunlar darbe akşamı ben bu ülkenin Cumhurbaşkanının, Başbakanının, Türk Milleti’nin yanındayım diyen Devlet Bey’i unuttular. Bunlar, Bağdat’ın kapısını açan Bağdat’ın surlarına bayrağı diken Genç Osman’ın torunları siz değerli Bayburtluları unuttular. Ve bunlar Kocatepe’de büyük taarruzda ilk şehidimiz Yüzbaşı Agâh Bey’in torunları siz yiğit Bayburtluları unuttular. Bunlar 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtında askerlimiz için en çok nişan yüzüğünün bağışlandığı gelinlerin yurdu Bayburt’u unuttular. Bunlar bu toprakların vatan olması için canlarını veren azizi şehitlerimizi unuttular, unutturmayacağız. Ve biz Bayburtlular olarak diyoruz ki biz Bayburtluyuğ, biz birük, biz buyuğ, bu ülkeyi böldürmezük, biz birük beraberük.”

    Başkan Memiş’in konuşmasının ardından her akşam olduğu gibi Bayburt Belediyesi tarafından hazırlanan 3 bin kişilik ikramın dağıtıldığı milli iradeye saygı nöbeti Beyzade İlahi Grubunun gerçekleştirdiği ilahi dinletisi ile devam etti.

  • Suriyeliler ‘sivil iradeye’ sahip çıktı

    Adıyaman’da yaşayan Suriyeliler 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne karşı demokrasi nöbeti tutuyor.

    Beş yıl önce zalim Esed’in zulmünden kaçan ve Türkiye’ye sığınan Suriyeli muhacirler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’de demokrasiye sahip çıkıyor. Adıyaman şehir merkezinde yaşayan Suriyeli vatandaşlar Arapça ve Türkçe sloganlar eşliğinde demokrasi nöbetinin tutulduğu, Hükümet Meydanı’na geldi.

    Ellerinde Suriye ve Türk Bayrakları’nın yanında, “Ümmetin son kalesi yıkılmayacak inşallah” yazılı pankart açtı. Adıyaman Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu’nun da eşlik ettiği sloganlar sonrasında, Hüsrev Kutlu, Suriyelilerin vatan özleminin bitmesi için dua etti.

    Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu, Türkiyeliler ile Suriyelilerin bir ve kardeş olduğunu belirterek, aynı geleceği paylaştıklarını dile getirdi.

    Başkan Kutlu, “Türkiye Suriye kardeştir, birdir. Halklar birdir. Çünkü onların geleceği de bizim geleceğimizde aynıdır. Biz burada eğer demokratik düzeni muhafaza edemezsek, onlarda sıkıntıya girer. Ülkemize sığındılar. Eğer darbe gerçekleşseydi, belki burada da vatansız kalacaklardı. Onun için onlarda bizim milli irademize destek veriyorlar” dedi.

    Suriye Yenilik Eğitim Kültür Derneği Başkanı Amr Alnmr, Suriyelilerin Suriyeli olmadan önce Müslüman, Türkiyelilerin Türkiyeli olmadan önce Müslüman olduğunu söyledi.

    Başkanı Amr Alnmr, ““Elhamdülillah bu darbeyi Türkiye’yi uzaklaştırdı. Türkiye’de birlik ve beraberlik var. Bizim hasreti olduğumuz bu birliktelik yok. Çünkü bizde 5 yıllık bir darbe girişimi var. Suriye’de meydana çıkıyoruz ve her gün bizden yüzlerce insan ölüyor. Müslümanların son kalesi olan Türkiye’nin kaybedilmemesini istiyoruz ve bunun için Türkiye’nin yanındayız. İnşallah sonuna kadar Türkiye’nin yanında duracağız” diye konuştu.