Etiket: İnsanlık

  • Erdoğan: “Sahile Vuran Masum Çocuk Bedenleri İnsanlık Trajedisinin En Acı Sembolüdür”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hemen her gün gazetelere, televizyonlara yansıyan mülteci dramları, sahile vuran masum çocuk bedenleri yaşanan bu insanlık trajedisinin en acı sembolleridir” dedi.

    Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretinin 21 yıl aradan sonra Türkiye’den Şili’ye cumhurbaşkanlığı seviyesinde ilk ziyareti oluşturduğunu ifade etti. Erdoğan, “Bu yönüyle de benim için çok çok önemli, son derece anlamlıdır. Maalesef 2010 yılında Başbakan sıfatıyla Şili’ye gerçekleştirdiğim ziyareti beklenmedik bir gelişme nedeniyle yarıda kesmek zorunda kalmıştım. O zaman yarım kalan bu ziyareti bu kez Cumhurbaşkanı sıfatıyla tamamlıyorum” dedi.

    Ziyaretin Türkiye-Şili ilişkileri açısından çok farklı bir döneme rastladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ziyaretimi gerek heyetim gerekse yüzü aşkın iş adamıyla birlikte gerçekleştiriyoruz. 2016 yılı Türkiye ile Şili arasında diplomatik ilişkilerin de 90. yılını oluşturuyor. Bu bakımdan anlamlı derken bu akşam da yine kültürel etkinliklerle bu ziyaretimizi daha zengin hale getireceğiz. Tam 90 yıldır ikili ilişkilerimiz hamdolsun ciddi bir sorunla karşılaşmadan dostluk ve işbirliği çerçevesinde gelişiyor. İlişkilerimizin 90. yıl dönümü münasebetiyle yaklaşık iki hafta kadar önce Dışişleri Bakanı Heraldo Munoz’u ülkemizde ağırladık. Gerçekten bizim de dünya genelindeki tüm büyükelçilerimizi topladığımız bu buluşmada kendilerinin de semineri çok çok faydalı oldu. Bakan Munoz son dönemlerin en önemli meselelerinden biri olan kriz yönetiminde insani çözümler konusunda büyükelçilerimize çok değerli bir sunum yaptı. Aynı zamanda Dışişleri Bakanlığımızda ikili ilişkilerimizin tarihi belge ve fotoğraflarını içeren ‘Türkiye-Şili 90 Yıllık Dostluk’ temalı bir sergiyi de

    mevkidaşı Sayın Çavuşoğlu ile birlikte açtılar. Bu sergiyi Santiago’da yeniden düzenledik” dedi.

    ŞİLİ’YLE İMZALANAN ANLAŞMALAR

    Gerek Şili Devlet Başkanı Bachelet ile baş başa görüşmede, gerekse bakanların hazır bulunduğu heyetler arası görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönleriyle ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde ilişkilerimizi nasıl daha ileriye taşıyabileceğimizin değerlendirmesini yaptık. Ayrıca halihazırda dünya gündemini meşgul eden bölgesel ve uluslararası konuları da değerlendirme fırsatını bulduk. AGCID ile TİKA arasında imzalanan mutabakat zaptı ile kalkınma alanında işbirliğinin tesis edilmesi konusunda önemli bir adım attık. Az önce de burada üç tane anlaşma ve sözleşme imzalandı. Bunlar da Türkiye-Şili ilişkilerini geleceğe taşıma noktasında önemli adımlar” ifadelerini kullandı.

    “TİCARET HACMİNDEKİ İVME KAYBININ TELAFİ EDİLMESİNE ÖZEL ÖNEM VERİYORUZ”

    Şili’nin siyasi ve kurumsal istikrarı ve güçlü ekonomik yapısıyla Latin Amerika’nın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, “Şili bölgede serbest ticaret anlaşmamızın bulunduğu ilk ve tek ülkedir. Bu yönüyle de çok çok önemli. Anlaşmanın 2011 yılında yürürlüğe girmesiyle ticaret hacmimiz aslında iki katına çıktı. Ancak 2015 rakamları bir önceki yıla göre 90 milyon dolarlık bir düşüş yaşandığını gösteriyor. Bu ivme kaybının telafi edilmesine özel önem veriyoruz. Zira Şili ve Türkiye burada kararlı bir adım atması halinde biz süratle 1 milyar doları aşabiliriz. Bu ivme kaybının telafi edilmesine Türkiye olarak büyük önem veriyoruz. Bu durumu değiştirmek üzere alacağımız önlemler konusunda da fikir alışverişinde bulunduk. Ziyaretimiz sırasında bize eşlik eden iş adamları Şilili muhataplarıyla son derece şu ana kadar faydalı ve verimli görüşmeler yaptılar. DEİK ile SOFOFA arasında imzalanan anlaşmayla Türkiye-Şili İş Konseyi’nin tesis edilmesindeki son adım da atılmış oldu. Bundan sonra ticaretimizin daha dengeli ve hızlı bir şekilde artacağına inanıyorum. Askeri işbirliği alanında ise Şili, bölgede ilişkilerimizin en ileri seviyede olduğu ülkedir. Özellikle savunma sanayi firmalarımız Şili Silahlı Kuvvetleri’nin projelerinde yer almayı, bu alanda Şili’ye katkı sunmayı istiyorlar. Nitekim bu konuda bugüne kadar önemli adımlar atıldı” dedi.

    “LATİN AMERİKA VE KARAYİPLER STRATEJİSİ AÇISINDAN ŞİLİ KİLİT ÜLKE”

    Türkiye’nin Latin Amerika ve Karayipler’e açılan stratejisinde Şili’nin kilit ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Açılım stratejimiz son 10 yıllık dönemde büyük bir ivme kazanmıştır. Stratejimizin çerçevesini, bölge ülkeleriyle ikili ilişkilerimizin en üst düzeye çıkarılması ve bölgesel örgütlerle kurumsal ilişkiler tesis edilmesi oluşturuyor. Her iki alanda da son dönemde önemli ilerlemeler kaydettik. Birkaç örnek vermek gerekirse bölgedeki diplomatik temsilcilik sayımız iki katından daha fazla artmış, bölgeyle ticaret hacmimiz ise 9 kat yükselmiştir. Bölgesel örgütlerin bir çoğuyla gözlemci üyelik, işbirliği ve siyasi danışma mekanizmaları oluşturmak suretiyle kurumsal ilişkiler tesis edilmiştir. Son olarak ziyaretimiz vesilesiyle BM Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu’na üyelik başvurusunda bulunduk. Bu adımların gelecek yıllarda daha da artacağına inanıyorum” diye konuştu.

    “SAHİLE VURAN MASUM ÇOCUK BEDENLERİ İNSANLIK TRAJEDİSİNİN EN ACI SEMBOLÜDÜR”

    Başta Türkiye’nin içinde yer aldığı bölge olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyük insani krizlerin yaşandığı söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Suriye ve Irak’taki çatışmaların neden olduğu mülteci krizini en yakından ve ilk elden hisseden ülkedir. Hemen her gün gazetelere, televizyonlara yansıyan mülteci dramları, sahile vuran masum çocuk bedenleri yaşanan bu insanlık trajedisinin en acı sembolleridir. Bu manzara karşısında ülkemiz 2,5 milyonu aşkın Suriyeli ve Iraklı sığınmacıya hiçbir ayrım gözetmeksizin ırkına, dinine, diline, mezhebine bakmadan sahip çıkmaktadır ve şu ana kadar yapmış olduğumuz harcama ise 9 milyar doları aşmış vaziyettedir” dedi.

    ERDOĞAN’DAN İSPANYOLCA TEŞEKKÜR

    Önümüzdeki dönemde Türkiye ile Şili arasındaki ilişkilerin her alanda derinleşerek kuvvetleneceğine inandığını belirten Erdoğan, kendisine ve beraberindeki heyete gösterilen yakın ilgi ve misafirperverlikten dolayı Şili Devlet Başkanı Bachelet nezdinde Şili halkına teşekkür ederek sözlerine son verdi. Erdoğan, son olarak İspanyolca “Teşekkürler” anlamına gelen “Gracias” kelimesini kullandı.

  • Polisten İnsanlık Dersi

    Adana’da polis, korsan gösteri sırasında kendisine molotof, el yapımı bomba ve havai fişek atan grubun arasından bir PKK yandaşını vurduktan sonra hastaneye götürdü.

    Edinilen bilgiye göre, olay Seyhan ilçesi Barbaros Mahallesi’nde meydana geldi. Bölücü terör örgütü PKK yandaşları, Barbaros Mahallesi’nde yol kapatıp ateş yaktı. Polis, PKK yandaşlarının korsan gösteri yaptığı ihbarını alarak olay yerine gitti. Polisin ’dağılın’ uyarısına karşılık PKK yandaşları polise molotof, el yapımı bomba, havai fişek, silah ve taşla saldırdı. Bunun üzerine polis, önce biber gazı ve tazyikli su ile PKK yandaşlarını dağıtmaya çalıştı. Ancak PKK yandaşları polise el yapımı bomba atmaya devam edince polis gruba ateş etti. Bu sırada 16 yaşındaki A.Y. bacağından yaralandı. Yaklaşık 30 kişilik grup arkadaşlarını da bırakıp olay yerinden kaçarken, polis yaralı şahsı olay yerinden çıkartarak güvenli bölgeye gelen ambulansa kadar götürdü. Bu arada, polis A.Y’ye ilk müdahalesini de yaptı. Daha sonra polis A.Y’yi ambulansla Adana Devlet Hastanesi’ne götürdü. Polis, PKK yandaşının ailesi gelinceye kadar da yanında bekledi. A.Y., bir süre sonra hastanede ameliyata alındı. Ameliyattan çıkan A.Y.’nin sağlık durumunun iyi olduğu, erken müdahale sayesinde engelli olmaktan kurtulduğu öğrenildi.

    31 MOLOTOF BOMBASI ELE GEÇİRİLDİ

    Bu arada polis, Yüreğir ilçesine bağlı Dedekorkut Mahallesi’nde de bir evde PKK yandaşlarının korsan gösteri sırasında polise atmak için molotof bombası hazırladığı bilgisini aldı. Bunun üzerine Terörle Mücadele ekipleri eve baskın düzenledi. Baskını önceden fark eden 10 kişilik grup kaçarken, polis bir kişiyi yakaladı. Polis, evde yaptığı aramada 31 molotof bombası, 2 bidon benzin, bir eldiven ele geçirdi. Polis malzemelere el koyup imha ederken, zanlı ise yaşı küçük olduğu için Çocuk Şube Müdürlüğü’ne teslim edildi.

  • Iuc Başkanı Azizoğlu: “Terörizm İnsanlık Ailesinin Ortak Düşmanıdır”

    Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, “Terörizm, insanlık ailesinin ortak düşmanıdır” dedi.

    Türkmeneli Televizyonu’nda sunduğu ‘Coğrafyamıza Akademik Bakış’ programına bu hafta Erbil Başkonsolosu Mehmet Akif İnam’ı konuk eden Orhan Hikmet Azizoğlu, gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Nisan ayında yapmayı planladığı uluslararası akademik çalıştay çalışmaları için Erbil’de Arap ve Kürt üniversite rektörleri ve bakanlarla görüşmek için giden Azizoğlu’nun sunduğu programda, Erbil Başkonsolusu Mehmet Akif İnam ile bölgesel akademik ve güncel sorunların Türkiye ve coğrafyaya negatif katkıları ve Uluslararası Üniversiteler Konseyi’nin bölgesel çalışmaları ele alındı. Programda “Bu coğrafyada sorunlar, kargaşalar ve kaoslar asla bitmemekte fakat insani olmayan tarafı da aslında kaosları, kargaşayı oluşturanlar, iç savaşları meydana getirenler bizim coğrafyamızda yaşamayan milletler ve devletlerdir” diyen Azizioğlu, “Coğrafyamızda yaşayan uluslar etnik yapısı, mezhebi ne olursa olsun bu coğrafyadaki sakinlerin iradesi dışında cereyan eden fakat coğrafyanın lokal hangi alanın a oluşturulan terörizm ve etkileri coğrafyadaki tüm ülkeleri, ulusları hiçbir menfaat, yarar, küresel bir kazanım elde etmeden çok büyük bedeller ödemek zorunda bırakılıyor. Coğrafyadaki tüm uluslar, ülkeler, İslam coğrafyasını da ele alırsak en önemli birkaç ülkeden biridir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesinde kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm topluma rehberlik, önderlik yapan ve yol haritasını belirleyen sözü vardır; ’Yurtta sulh cihanda sulh’. Ve biz millet ve devlet olarak yüzyıla yakındır hiçbir komşumuzun iç işlerine müdahale etmeden, yaşamsal alanlarına girmeden mutlaka küçük ya da büyük katkılar sunmuşuzdur” dedi.

    Toplumsal yaşantımızla, eğitim düzeyimizle batı toplumlarıyla paydaş, ortak olan bir yönü batılı olan Türkiye’nin tüm bu modern, çağdaş diye tanımlayabileceğimiz küresel kazanımlarını doğu toplumlarına, İslam coğrafyasına örnek teşkil edecek eğitici, öğretici konumunda olduklarını kaydeden Azizoğlu, şunları söyledi:

    “Fakat hiçbir zaman yaratılan kaoslarda etkin rol almadık. Hiçbir ulusun, milletin, devletin etnik, mezhepsel yaşam alanlarına müdahale etmedik. Fakat sorun çözücü konumunda olduğumuz için büyük devlet, büyük ülke, tarihin derinliklerinde kökü olan bir ülke ve İslam coğrafyasının, İslam dünyasının da dini, kardeşlik bağlarıyla bir birlikteliği olan ülke konumunda olduğumuz için pozitif katkı sunmak için elimizden gelen her şeyi yaptık her zaman. Suriye’de, Irak’ta sizin görev aldığınız Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ettiğiniz bu coğrafyada yine aynı hizmeti yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    Türkiye olarak her zaman hem kendi coğrafyamızda hem dünyanın bütün coğrafyalarında barışın, huzurun ve istikrarın hâkim olması için gayret sarf ettiklerini belirten Başkonsolos Mehmet Akif İnam ise, “Tabi özellikle kendi yakın coğrafyamızda komşu coğrafyamızda maalesef son yıllarda bazı sıkıntılar var. Suriye’de yaşanan sıkıntılardan dolayı, Irakta yaşanan sıkıntılardan dolayı çok sayıda kardeşimizi misafir etmek durumundayız. Bunun herhangi bir hesap kitap, siyasi sahipliğe yapıyor değiliz tamamen kardeşlik ve komşuluk hukukundan ve insani gerekçelerle yapıyoruz. Bu ülkemizde görünen boyutu bide tabi sınırlarımızın ötesinde de benzer faaliyetleri gösteriyoruz. Mesela siz iki buçuk üç milyon civarında misafirimizi ağırladığımızdan bahsederken ben burada yardımcı olmaya çalıştığımız misafirleri düşünüyorum. Özellikle 2014ün yaz aylarında DEAŞ bu bölgeye girmeye başladığında, Musul’u işgal etmeye başladığında Türkiye buraya insani yardımları gönderen ilk ülke oldu” dedi.

    İnam, şunları söyledi:

    “Bizim buradaki gelişmeleri ne kadar yakından takip ettiğimizi, hatta en başından beri ve kardeşlerimizin dertleriyle ne kadar yakından ilgilendiğimizin göstergelerinden bir tanesi sadece. O zamandan bu zamana tabi insani yardım boyutunda çok fazla çabamız oldu hala da devam ediyor. Türkiye devletiyle, sivil toplum kuruluşuyla, şirketleriyle, vatandaşıyla şu ana kadar yüzlerce kamyon dolusu insani yardım gönderdi. AFAD marifetiyle burada 3 tane kamp yapıldı, farklı büyüklüklerde. Yaklaşık 35 bin 40 bin arasında göçmeni ağırlıyoruz bu kamplarda. AFAD yaptıktan sonra yerel yönetimlere devretti. Aslında o anlamda tabi Türkiye’deki sayının yanı sıra Suriye’deki, Iraktaki yerlerinden edilmiş ya da mülteci olmuş kardeşlerimize de imkânlar ölçüsünde yardım etmeye çalışıyoruz. Bunlar zaten yapmamız gereken şeyler aslına bakarsanız herhangi bir şekilde bunun siyasi hesabı, beklentisi yok tamamen ilkeli yaklaşımımız çerçevesinde yani komşuluk bölgemizde de sulh olsun, istikrar olsun. Onların dertlerine çözüm bulma konusunda bizimde katkımız olsun anlayışıyla yapılmış şeyler ve bunu da devlet, millet işbirliğiyle yürütülmüş bir süreç söz konusu dolayısıyla biz bu anlamda kardeşlerimizin yanında olmaya her zaman devam edeceğiz. Ama insani boyutun bir parçası sadece tabi yaşanan sıkıntıların göze görülen en büyük kısmı olan insani sıkıntılar benim şimdi görev bölgem. Irak bölgesi Kuzey Irak’ta 2 milyona yakın yerlerinden edilmiş insan var. Musul’dan, Irak’ın başka bölgelerinden terör işgali nedeniyle kaçan bu kadar insan yerlerinden yurtlarından edilmiş kamplarla farklı yerlerde barınmaya çalışıyorlar. Onların yaşadıkları sıkıntıların bir diğer boyutu misafir oldukları bölge Irak Kürdistan bölgesi bu bölgenin de kendine has sıkıntıları var. Ekonomik güçlükleri var. Ama onlarda ellerinden geldiğince ev sahipliği yapmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla yani insani boyut görünen ve uluslararası kamuoyunda da yavaş yavaş angaje olmaya başladığı bir boyut, tek başına yeterli olmayan bir boyut. Çünkü bütün bu sıkıntıların çözüme kavuşması için sıkıntıların kaynağına gidilmesi gerekiyor. Tekrar aynı sorunların baş göstermemesi için gerekli tedbirlerin alınmış olması gerekiyor. Bu insani yardımları sağlamaktan daha da zor, daha da meşakkatli daha karmaşık bir süreç aslında Türkiye bu anlamda da üzerine düşeni yapmaya gayret ediyor.”

    Hem ikili temaslarında, hem uluslararası diğer platformlarda bu konudaki görüşleri paylaştıklarını hatırlatan İnam, “Maalesef tabi bu günlere gelinmesinin arkasında birlikte yaşama kültürüne pek uygun olmayan siyasetlerin icra edilmesi çok etkili oldu. Özellikle belli kesimlerin şimdi Irak üzerine konuşacak olursak belli kesimlerin siyasi hayattan dışlanması ve yeterli ilginin gösterilmemesi gibi sebepler arka arkaya gelince ülke genelinde bir sıkıntı oluştu. Bu sıkıntılar çözüm yoluna girmeyip daha da depreşince karşınıza bir DEAŞ gibi terör örgütü çıktı ve bunun gibi niceleri muhtemelen vardır ve potansiyel olarak hazır durumda bekliyordur. Dolayısıyla sorunun kaynağına giderek geçmişte yapılmış hataların yapılmaması gerekir. Bunda tabi siyasilere de çok büyük vazifeler düşüyor. Şu aşamada geldiğimiz nokta maalesef Irak ve komşu coğrafyalarda mezhepçi yaklaşım, kendinden olmayanı, kendisi gibi olmayanı dışlayıcı bir yaklaşım zemin kazanmaya, güç kazanmaya başlıyor. Tabi hayra alamet bir durum değil bugünkü sıkıntının temel sebebidir. O yüzden bunları giderici bir takım çalışmalar yapılması gerekiyor. Kolay değil tabi zor işler bunlar. Biz bu noktada tabi yapılması gerekenler sadece devletle, siyasilerin çabalarıyla olmuyor. Toplumun bütün kesimlerinin bir şekilde devreye girmesi gerekir. Ben o noktada da size de özellikle teşekkür etmek istiyorum. Uluslararası Üniversiteler Konseyi vesilesiyle akademik camiayı toparlayan, onları hayırlı işlere kanalize eden ve gerçekten de etkili faaliyetler gösteren olumlu sonuçlar alan bir kurumun başındasınız bizde hem bölgemizdeki faaliyetlerinizi hem de diğer coğrafyadaki faaliyetlerinizi yakından takip ediyoruz” dedi.

  • Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu: Gazze Ablukası İnsanlık Tarihinde Kara Bir Lekedir

    Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu, Gazze şeridindeki ablukanın insanlık tarihinin kara bir lekesi olduğunu kaydetti.

    Başbakanlık TİKA, Kütahya, Tavşanlı Belediyesi, Simav Belediyesi, Gediz Belediyesi ve Hisarcık belediyeleri ve Filistin Halkı Dostluk Derneği tarafından Filistin’in Gazze şehrinde yapılan Kütahya Bahçesi ve Su Arıtma Tesisi’nin tanıtım toplantısında konuşan Başkan Kamil Saraçoğlu, “Kütahya’dan Filistin’e Gazze’ye kardeşlik görevimizin bilinciyle ve muhabbetiyle uzanmış olan dost elinin bir örneğini sizlerle paylaşmak için bir araya geldik. Bilindiği üzere Ortadoğu kan gölüne dönmüş durumdadır. Dünya polisliğine soyunan devletler Müslüman coğrafyaları kan gölüne çevirmişlerdir. Filistin’de kardeşlerimiz, uzun süredir zulüm ve baskı altındalar. Filistin ümmetin kanayan yarasıdır. Gazze şeridindeki abluka insanlık tarihinin bir kara lekesidir. Ümmetin çektiği sıkıntılar birlik olamamanın neticesidir. Bir olmak, kardeşlik duygusuyla hareket etmek gerekmektedir. Bu sebeple Filistin Gazze bölgesinde Kütahya Bahçesi projesini başlattık. Filistin hükümeti tarafından tahsis edilen 10 bin metrekarelik alanda bahçe kurma çalışmaları gerçekleştirildi. Sahil toprağı olan bu arazide düzleştirme işlemleri yapıldı. Zemin 5 santimetre kalınlığında çamur tabakası ile kaplandı. Oluşturulan alana narenciye ağaçları dikildi. Ağaç altlarında da mevsimlik sebze ve meyve yetiştiriliyor. Şu anda lahana ekilidir. Oluşturulan bahçeyi sulama imkanı yoktu. Bu vesileyle bir su kuyusu açıldı. Kuyudan çıkan su içilebilir olmadığı için günlük 50 bin litre kapasiteli bir arıtma ünitesi kuruldu. Aynı zamanda bu ünitede arıtılan sular bölgeye gelenlere ücretsiz bir şekilde dağıtılıyor. Bölgeye ulaşma imkanları olmayanların da bu sudan faydalanması için bir adet tanker alındı. Bu alınan tankerle yine ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine su ulaştırılıyor. Bu proje kapsamında şu an 10 kişi çalışmaktadır” diye konuştu. (EFE)

  • Başkan Karaosmanoğlu, “İnsanlık Tarihinin En Önemli Olayı Bu Gecedir”

    Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Hz. Muhammed (S.A.V.)’nin doğduğu gün olarak kabul edilen Mevlid Kandili dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

    Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kandil mesajında, “Mevlid Kandili’nin olduğu bu gece Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’in âlemleri şereflendirdiği gecedir. Peygamberler zincirinin son halkası olan Peygamberimizin doğumu, insanlık tarihinin en önemli olayıdır” dedi.

    “Birbirimizi sevmeyi, doğruluğu, hoşgörüyü, şefkat ve merhameti Peygamber Efendimizin sünnetleriyle öğrenerek nesiller boyu devam ettirdik” diyen Başkan Karaosmanoğlu, “Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hala milletimizin gönlünde yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır. İslam dünyasının ve toplumların içinde bulunduğu problemler, Peygamberimizin (S.A.V) elçiliği ile bütün insanlığa gönderilen çağrının gerektiği gibi anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Peygamber Efendimizin insanlığın huzur ve mutluluğunu esas alan evrensel çağrısının anlaşılması, çocuklarımıza, gençlerimize sağlıklı bir şekilde aktarılması tüm Müslümanlara düşen mukaddes bir görevdir. Mevlid Kandili ve diğer mübarek gün ve geceler, bu çağrıyı gönlümüzde, zihnimizde, hayatımızda diri ve canlı tutmak adına fırsattır’’ ifadesini kullandı.

    Bu günlerin toplumsal birlik ve beraberliğin, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın arttığı günler olduğunu söyleyen Başkan Karaosmanoğlu, tüm İslam Alemi’nin her türlü dertten ve sıkıntıdan kurtulması, barış, huzur ve güven ortamının yeniden tesis edilmesi temennisinde bulundu. Başkan Karaosmanoğlu, “Tüm hemşerilerimin ve bütün İslam âleminin Mevlid Kandili’ni tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.