Etiket: insanlar

  • (Özel haber) Şişli’deki bu kütüphanenin kitapları insanlar oldu

    Şişli’de 3 gün süren Yaşayan Kütüphane etkinliğinde toplumda çeşitli nedenlerle ayrımcılığa maruz kalmış bireyler yaşadıklarını anlattı. Etkinlik vatandaşlardan oldukça ilgi gördü.

    Şişli’de Yaşayan Kütüphane ile farklı toplumsal grupların birbirlerine yönelik ön yargılarının sorgulanarak aşılması, grupların duygularının anlaşılması ve grupların merak edilen hayat hikayelerinin okuyucularla buluşturulması hedefleniyor. Kendilerini dinleyen vatandaşlardan çok farklı tepkiler aldıklarını ifade eden Suriyeli Ahmet Elmasir, “Bazı insanlar ağlıyor bile. Buradaki insanların çoğu Suriye’de neler oluyor bilmiyorlar. Suriye’de çok ağır olaylar oluyor, her gün insanlar ölüyor. İnsanlara neler yaşadığımı anlattığımda çok şaşırıyorlar, bazen ağlıyorlar. Amcamı, kardeşimi ve arkadaşlarımı kaybettim. O sırada yaşamam için hiçbir sebep yoktu. İnsanlara anlatırken gözyaşlarımı tutamıyorum o acı hatıraları hatırladığım zaman” dedi.

    “Nefretin önüne geçebilmek için insanlara bir köprü oluşturmaya çalışıyoruz”

    Normal kütüphanelerden farklı olarak Yaşayan Kütüphanede konuşulduğunu ifade eden Şişli Belediyesi Toplumsal Eşitlik Birimi çalışanı Zelal Yalçın, “Toplumda dezavantajlı grupların, dışlanmış grupların ve daha çok ötekileştirilmiş grupların birbirlerini tanıyabilmelerini, insanların o kişileri daha iyi tanıyabilmelerini sağlayan bir etkinlik. Nefretin önüne geçebilmek için insanlara bir köprü oluşturmaya çalışıyoruz. Gelin sorunu tanıyın ve inanın birbirinizi seveceksiniz, biz buna inanıyoruz” diye konuştu.

    “Kendimi daha hümanist hissettim”

    Arkadaş grubunun tavsiyesi ile etkinliğe katıldığını dile getiren Şerife Armilya, “İlk olarak ateisti dinledim, sonra şizofreni dinledim. Bu program çok güzel bir program, onları anlamaya çalıştım. Onların hikayelerini hissettim. Kendimi daha hümanist hissettim. Bizim birçok farklılıklarımız olsa da insanız sonuçta” şeklinde konuştu.

    “Biz bunları dinledikçe birbirlerimizi anlayacağız”

    Yaşayan Kütüphanenin farklı şeyler yaşayan insanlarla bir araya gelerek empati yapılmasına büyük katkı sağladığını belirten Meltem Özkan, “Bir kitabı okumak ile yaşayan bir kitabı dinlemek çok farklı şeyler, biz burada o deneyimi yaşadık. Bize hikayelerini anlattılar, diğer belediyeler de bu etkinliği yaparsa, burada çok hikaye var ve biz bunları dinledikçe birbirlerimizi anlayacağız. Bu sebepten dolayı etkinliği çok önemli buluyorum” dedi.

    3 gün süren Yaşayan Kütüphane etkinliğine vatandaşların yoğun ilgisi üzerine etkinliğin devamı için çalışmalara başlandı.

  • Özel insanlar el becerilerini geliştiriyor

    Nevşehir Belediyesi Özel İnsanlar Eğitim Merkezi’nde öğrenim gören öğrencilere yönelik olarak düzenlenen el sanatları eğitimi, öğrencilerin el becerilerinin gelişmesine önemli katkılar sağlıyor.

    Kıratlıoğlu Mahallesi’nde 2014 yılında Nevşehir Belediyesi tarafından hizmete kazandırılan Özel İnsanlar Eğitim Merkezi’ne devam eden 18 ve daha üst yaş grubu 40 öğrenciye yönelik olarak çeşitli eğitimler düzenliyor

    Özel İnsanların ev tekstil ürünleri ile aksesuarlarını kullanarak kapı süsleme tekniklerini öğrenmeye yönelik olarak gerçekleştirilen eğitimde öğrenciler, doğadaki materyallerden yararlanarak kozalak ve taşları kapı süslemesinde kullanıyor.

    Metalik renklerle boyama tekniği konusunda da bilgi sahibi olan Özel İnsanlar, kurdela ve çiçeklerin boyanması çalışmasına da katılarak renkleri öğreniyorlar.

    Nevşehir Belediyesi Özel İnsanlar Eğitim Merkezi’ne devam eden öğrencilerin eğitimler boyunca ürettikleri ürünler, önümüzdeki yıl ortalarında düzenlenecek bir sergi ile vatandaşların beğenisine sunulacak.

  • ’Şehir ve çalışan insanlar’ resim sergisi

    Sevgili Dede ve Gülçin İpbüken, köyden kente taşınan hayatların, şehirdeki kanat sesleri ve eski İstanbul evlerini tuvallere taşıdı.

    Sergideki eserler, çalışan insanların yorgunlukla harmanlanmış tecrübelerine yeniden hayat veriyor. Tarihi İstanbul evlerinin resmedildiği eserlerde ise zamana karşı dimdik duran konakların zarafeti, geçmişi günümüze taşıyor.

    Sanatçıların, puantist ve klasik bir çizgide hazırladıkları eserler, 10 Ekim Pazartesi gününden itibaren Beşiktaş Belediyesi Sergi Salonu’da bir hafta boyunca ziyaret edilebilecek.

  • (Özel Haber) Deniz kaplumbağalarının doğasını insanlar bozuyor

    MEÜ DEKUYAM Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene, deniz kaplumbağalarının saldırgan canlılar olmadığını belirterek, “Fakat insanların yapmış olduğu yanlış davranışlar nedeniyle, canlıların yaban hayattaki şekillerinde değişiklik oluyor. Teknecilerin, turistik gezi yapanların bu hayvanları göstermek için yapmış oldukları yanlış davranış, diğer insanların zarar görmesine yol açtı. Burada kaplumbağalar suçlu değil, onları alıştıran insanlar suçlu” dedi.

    Son dönemde deniz kaplumbağalarının Bodrum yakınlarında insanlara saldırmasıyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Mersin Üniversitesi (MEÜ) Deniz Kaplumbağaları Uygulama Araştırma Merkezi (DEKUYAM) Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene, Bodrum yakınlarında yaşanan sıkıntıdan dolayı deniz kaplumbağalarının şu anda hedef haline geldiğini söyledi. Yapılan haberler üzerine insanların o bölgelerde denize girmede tedirginlik yaşadığını belirten Ergene, “Fakat deniz kaplumbağaları saldırgan canlılar değillerdir. Deniz kaplumbağaları son derece uysaldır. Fakat insanların yapmış olduğu yanlış davranışlar nedeniyle, canlıların yaban hayattaki davranış şekillerini değişikliğe uğratıyorlar. Bu nedenle canlılar doğalarından farklı davranış gösterebiliyorlar. Özellikle turistik amaçlı olarak kaplumbağalara yem veriyorlar, balık atıyorlar, yengeç atıyorlar. Bu da deniz kaplumbağalarında bir yanlış anlamaya sebep oluyor. Besin ve insan sanki özdeşmiş gibi algılanıyor ve insan ona besin veren bir canlı olarak geliyor. Dolayısıyla insan gördüğünde kaplumbağalar besin verecek gibi algılıyor ve teknelere yaklaşıyor. Dolayısıyla teknelere de yaklaşınca insanlar korkuyor. Çünkü oldukça büyük canlılar bunlar ama kesinlikle zararlı canlılar kesinlikle değillerdir. Bir panik yaşanıyor ve o panikle istenmeyen şeyler yaşanabiliyor. Özellikle bu tip turistik gezi yapan teknelerden veya turistik gösterim yapan arkadaşlardan ricam şu, hiçbir şekilde bu canlıların doğasını bozmaya yönelik davranışta bulunmamaları gerekiyor” diye konuştu.

    “Bu canlıların doğasını bozmamak gerekir”

    Bu canlıların doğasını bozmamak gerektiğinin altını çizen Ergene, “Bu canlıların doğasını bozduğunuz zaman sonuçlarının ne olacağını bilemiyorsunuz. Karşılaştığımız olayda bunun benzeri bir olay. Bu nedenle korumaya çalıştığımız, nesli tükenen bir canlıyı bu şekilde insanlara zarar veren bir organizma gibi göstermek doğru bir tutum değil. Bu canlılar son derece uysal canlılar. Yaban hayatın içerisinde bıraktığınız zaman zaten sizi gördüğünde hemen uzaklaşan ve kaçan canlılardır. Dolayısıyla mümkün olduğu kadar bu canlıları korumak istiyorsak onları doğasına bırakarak, doğasının içerisinde beslenmelerini sağlamamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Bu canlı normalde insan gördü mü kaçar”

    Deniz kaplumbağalarının normalde denizin açıklarında yaşadığını vurgulayan Ergene, “Zaten yumurtlamak için kumsala çıkıyorlar. Bu dönem de onların üreme dönemi. Üreme dönemi olduğu için bu hayvanlar yakın sularda bulunuyorlar. Kış aylarında bu hayvanlarla karşılaşma oranı çok çok azdır. Yaz ayı ve üreme dönemi olduğu için bu canlılar kıyılara yakın yerlerde bulunuyor ve dolayısıyla bizlerin de tatil zamanı yaz ayları olduğu için, o alanlarda karşılaşılabiliyor. Normalde bu canlılar insanı gördüklerinde kaçarlar. Bir tedirginlik söz konusu olur ve uzaklaşırlar. Ancak siz onları besin vermeye alıştırırsanız, son olayda da bu ortaya çıktı. Tabi kolay besin olduğu için avlanmadan kaplumbağa da besin bulabiliyor. Her canlı rahat elde edilen besine gider. Bir yanlış anlaşılma söz konusu. İnsanla, hayvan arasında bir yanlış diyalog gelişmiş. Tekneciler, turistik gezi yapanların bu hayvanları insanlara göstermek için yapmış oldukları yanlış davranış, diğer insanların zarar görmesine yol açtı. Burada kaplumbağalar suçlu değil, onları alıştıran insanlar suçlu” ifadelerini kullandı.

  • Oyuncu Çevik: “Demokrasi nöbeti Yenikapı’da taçlandıktan sonra bırakılacak gibi algılamasın insanlar”

    Kahramanmaraş (İHA) – Fetullahçı terör örgütü (FETÖ) tarafından yapılan darbe kalkışmasının önlenmesiyle 20 gündür Kahramanmaraş kent meydanında nöbet tutan hemşehrilerini ziyaret eden Diriliş Ertuğrul dizisinin Deli Demir karakterini canlandıran Oyuncu Mehmet Çevik, “Demokrasi nöbeti Yenikapı’da taçlandıktan sonra bırakılacak gibi algılamasın insanlar” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak’ın da yer aldığı demokrasi nöbetinde konuşan Oyuncu Mehmet Çevik, “Demokrasi nöbeti Yenikapı’da taçlandıktan sonra bırakılacak gibi algılamasın insanlar” dedi.

    Demokrasi nöbetinin her daim süreceğini kaydeden Mehmet Çevik, “Kahramanmaraş’tayız. Demokrasi nöbetinin 20. gününde, onların arasında olmaktan, onların çocuğu, sanatçısı olmaktan onur duyduğum halkımla beraber demokrasi nöbetine devam eden insanlardan biriyim. Elbette Türkiye’nin her köşesi benim için bir sanatçı veya yaşayan, yaşadığı, sorumluluğunu bilen, ülkesine bağımlı ve sorumlu bir sanatçı olarak diğer taraflara nasıl duyarlılığım varsa, benim ecdat toprağım, dede toprağım, baba toprağım, kendi toprağım Maraş’a da bir bu kadar sorumluluğum vardır. Geçmişten bugüne zaten kahramanlar diyarı, şehri diye anılan bir kentte olmaktan ve şu anda onlarla beraber olmaktan gerçekten gurur duyuyorum. Demokrasi nöbeti deyince belki yakın süreçte Yenikapı’da taçlandıktan sonra bırakılacak gibi algılamasın insanlar. İnsanlar beyniyle, yüreğiyle ve ülkeleri için 15 Temmuz’da şehit olmuş, gazi olmuş insanlara sorumluluğun bilincinde ve nerede olursa olsun o nöbeti kalplerinde ve beyinlerinde tutması gerektiğini düşünüyorum” dedi.