Etiket: İnsanını

  • Erzurum bir gönül insanını daha kaybetti

    Erzurum bir gönül insanını daha kaybetti

    Erzurum’da ihtiyaç sahibi ailelerin “Raci Baba” diye tanımladığı Raci Solmaz, yakalandığı amansız hastalığa yenik düştü. Erzurumlu gönül insanı, Narmanlı Camii’nde yarın Cuma namazını müteakiben kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

    Erzurum’da ömrünü hayır ve hasenat işleri için harcayan, çeşitli STK’lar ve hayır kurumlarında görev yapan ve uzun yıllardır da Ebu İshak Vakfı’nın Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini yürüten Raci Solmaz, 64 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yaklaşık 60’a yakın dernek ve STK’yı çatısı altında toplayan Erzurum Sivil Toplum Platformu’nda da, geçtiğimiz yılın sonuna kadar Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Solmaz’ın vefat haberi Erzurum’da büyük üzüntüye neden oldu.

    “HİZMETLERİ SINIRLARIN ÖTESİNE UZANMIŞTI”

    Erzurum Sivil Toplum Platformu Başkanı (ESTP) Mustafa Güvenli, Raci Solmaz’ın vefatı dolayısıyla yayımladığı taziye mesajında; “Merhumun hayır hizmetleri sınırların bile ötesine uzanmıştı” dedi.

    Raci Solmaz’ın müstesna bir gönül insanı olduğunu ve ömrünü ihtiyaç sahipleri için adeta harç ettiğini vurgulayan Başkan Güvenli, “Merhum Raci ağabeyimiz, yöneticiliğini yaptığı Ebu İshak Vakfı ile ihtiyaç sahibi ailelerin ‘Raci Babası’ olmuştu. Kendisi, geçtiğimiz yıllarda Halep’e 42 TIR insani yardım malzemesi gönderilmesi sürecine de önemli katkılar sağlamıştı. İlaveten El Bab’daki çocukların eğitim ve öğretimi için kurulan Erzurum Ortaokulu’nda da çok büyük emekleri oldu. Erzurum için çok büyük bir değerdi ve ardında yeri kesinlikle doldurulamayacak bir boşluk bıraktı. Merhuma Allah’tan rahmet niyaz ediyorum, hepimizin ve Erzurum’un başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.

    ESTP Başkanı Güvenli, Raci Solmaz’ın cenazesinin, Narmanlı Camii’nde yarın Cuma namazının ardından kılınacak cenaze namazıyla toprağa verileceğini sözlerine ekledi.

  • Yıllar sonra su dolan çay bölge insanını sevindirdi

    Gaziantep’te zamanında su baskınlarına neden olan ve 7 yıl önce tamamen kuruyan Yavuzeli Çayı’nda 7 yıl sonra ilk kez bu kadar yüksek debide su akmasının sevinci yaşanıyor.

    Gaziantep’in Yavuzeli ilçe merkezinden geçen ve daha önce su seviyesinin yükselmesi nedeniyle zaman zaman su baskını, sel gibi felaketlere neden olan çay, son 10 yıldır yaz döneminde yaşanan sıcak havalar nedeniyle kurumaya başladı. 7 yıl öncesinde ise dere yatağındaki sular tamamen çekildi.

    Kış dönemlerinde su akıyor

    Şiddetli yağış olduğu dönemlerde bile su yüksekliği 7-8 santimetreye ulaşmayan Yavuzeli Çayı’nda, bölgede son haftalarda yağan yağışlarla birlikte su yüksekliği 20 santimetreye ulaştı. Kuraklık nedeniyle zor dönemler geçiren bölge insanı, şimdilik çamur da aksa çayın eski dönemlerdeki seviyelere ulaşmaya başlamasının sevincini yaşadıklarını ifade etti.

    Çayın eski günleri hatırlattığını belirten ilçe sakinlerinden Hayri Sağır, son dönemlerdeki yağışlardan memnuniyetini dile getirerek, önümüzdeki dönemlerde de bol yağış beklediklerini ifade etti. Sağır, “Gelen yağış ile deremiz tekrar doldu. Çok sevindik. Eski günlerimiz aklımıza geldi inşallah hep böyle devam eder” diye konuştu.

    Dere yatağında sarı renkte de olsa yeniden su akmasının sevincinin yaşandığı ilçede dere yatağında suyun ne kadar akmaya devam edeceği ise merak konusu oldu.

  • Balparmak AR-GE Merkezi 500 bilim insanını ağırladı

    Balparmak Ar-Ge Merkezi Laboratuvarı, dünyanın farklı bölgelerinden gelen kongre katılımcılarına ev sahipliği yaptı. Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Çalışmalarımızı Kongre kapsamında konuklarımız ve on iki binden fazla katılımcı ile paylaşma fırsatı bulduğumuz için gururluyuz” dedi.

    Balparmak Ar-Ge Merkezi Laboratuvarı, dünyanın farklı bölgelerinden gelen kongre katılımcılarına ev sahipliği yaptı. Aralarında Dünya Arıcılar Birliği Başkanı Philip McCabe ile birlikte farklı uluslardan bilim insanı, arıcı ve sektör temsilcileri Balparmak Ar-Ge Merkezi’ni gezdi, tesisi ve yapılan çalışmaları da bizzat yerinde görme şansına sahip oldu.

    Balparmak 450 balın analizini yaptı

    Şirket açıklamasına göre Dünya Arıcılık Ödülleri 2017 kapsamında dünyanın pek çok yerinden gelen 450 bal numunesi, dünyada sadece bal ve diğer arı ürünlerini analiz eden en büyük merkez olma ünvanına sahip Balparmak Ar-Ge Merkezi Laboratuvarı’nda analiz edildi. Gelişmiş laboratuvar test cihazları ve uluslararası analiz metotları kullanılarak kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik, mikroskobik ve duyusal özelliklerinin belirlenmesi açısından en az 92 parametrede analiz edilen ballar, yapılan değerlendirmenin ardından yarışmada yer almaya hak kazandı.

    “Türk arıcılığında yeni dönem”

    Balparmak olarak, Türk arıcılığının ve Türkiye’nin en önemli değerlerinden biri olan Türk Çam balının dünya çapında tanıtılmasına liderlik ettiklerini belirten Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak;“Dünyanın bu en mucizevi besini olan balın doğallığını ve saflığını korumak ve onu kaliteli yaşamın vazgeçilmez bir unsuru haline getirmek, böylece balın değerini hem Türkiye’de hem de dünyada hak ettiği en yüksek düzeye çıkarmak için pek çok çalışma yapıyoruz. Bu çalışmalarımızı Kongre kapsamında konuklarımız ve on iki binden fazla katılımcı ile paylaşma fırsatı bulduğumuz için gururluyuz. Artık Türk arıcılığı için yeni bir dönem başlıyor. Balparmak olarak öncelikli görevimiz Türk Çam balını dünyaya tanıtmak” diye konuştu.

  • Tiyatro Sanatçısı Mehmet Esatoğlu: “Sanat Kendi Toplumunun İnsanını Değiştirmek Zorunda”

    KIRKLARELİ (İHA) – Tiyatro sanatçısı Mehmet Esatoğlu, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde sahnelenen ’Nerede Bu Adalet?’ oyununun ardından, sanatseverlerle söyleşi gerçekleşti. Esatoğlu, sanatın kendi toplumunun insanını değiştirmek zorunda olduğunu söyledi.

    Esatoğlu, tiyatronun insan hayatı için ne denli önemli olduğunu vurgulayarak, “Dünyanın neresinde güzel bir şey varsa güzel insanlar muhakkak var oluyor, Lüleburgaz’daki gibi. Tiyatro sanatı, insanı insana insanla ve insanca anlatan bir sanat. Salonlar ve caddeler yokken, medeniyet ve uygarlık yokken insanların tiyatroya ihtiyacı olmuş” dedi.

    İnsanoğlunun hayatındaki her şeyi hep oynaya oynaya anlatmaya çalıştığını söyleyen Mehmet Esatoğlu şöyle konuştu:

    “Biz de tiyatroda bu ülkeyi insanlara anlatmayı seçtik. Önceden tiyatro yaparken yüzlerini sadece batıya dönmüşlerdi. Batıda çok güzel sanatlar var tabi ama bu toprağın da bir dili var. O zaman bu toprağın estetiğini alacağız ve batının ileri tekniklerini kullanacağız. Bunları yoğurarak tiyatro yapacağız.”

    “SANAT KENDİ TOPLUMUNUN İNSANINI DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA”

    Esatoğlu, hayatın içinde karşılaşılan sorunların sanatla çözülebileceğini belirterek, “Sanat kendi toplumunun insanını değiştirmek zorunda. Kızmak, küfür etmek ve bağırmak çözüm değil. Birileri kendilerini patlatıyor. Biz sanatçı olarak şöyle bakıyoruz: Ne oluyor Türkiye’de? Dünyada ne oluyor? Bu insan niye kendini patlatıyor? Adama sövmek işin kolay tarafı. Tiyatro ve sanat bu noktada görevini az yapıyor bence. Memlekette yaşanan gerçekle tiyatro iletişim kurmak zorunda” diye konuştu.

    “HER YERE GİTMEK VE OYNAMAK ZORUNDAYIZ”

    “Tiyatroyu yapan arkadaşlar kafalarındaki kodlamaları silecekler” diyen Esatoğlu, “Bilgiç olmaktan önce kendi halkları ne yapıyor diye düşünecekler. Her yere gitmek ve oynamak zorundayız. Sanatçı da sorunları kendinde hissedecek. Akşamları oturup kendi dünyasına dalmayacak. Toplumun yaşadığı sorunları alacak sanatına dönüştürecek. Böyle bir tiyatroya ihtiyacımız var” ifadelerini kaydetti.