Etiket: “İnsanın

  • İhlas Vakfı yurt içi ve yurt dışı kurban organizasyonları ile binlerce insanın duasını aldı

    “Kamu Yararına Çalışan Vakıf” statüsü kazanan İhlas Vakfı, hayırseverlerin 42 yıldan bu yana güven ve gönül rahatlığı ile bağışladığı kurban vekaletlerini bu yıl da maksimum hassasiyet göstererek yurt içi ve yurt dışında keserek ihtiyaç sahiplerine dağıttı.

    İhlas Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Av. Mehmet Okyay yaptığı açıklamada, yapılan bu hayırlı hizmetleri hayırseverlerin destekleriyle gerçekleştirdiklerinin altını çizdi. Okyay, yurt içinde 38 merkezde, yurt dışında da 11 ülkede kesimlerin yapıldığını vurgulayarak, “Kurban kesimleri vakfımızın görevlendirdiği arkadaşlarımızın kontrolünde dini vecibelere uygun olarak yapıldı. Kesimlerden elde edilen etler yurt içinde yurtlarımızda kalan öğrencilerimiz için kullanılırken, yurt dışında ise ihtiyaç sahiplerine, garip ve gurabaya dağıttık. Böylece onların dualarını da aldık” dedi.

    Kesimler, maksimum hassasiyet gösterilerek yapıldı

    Kurbanın vacip olan bir ibadet olduğunu ve çok büyük bir mesuliyet gerektirdiğini ifade eden Okyay, bu bilince uygun olarak hayırseverlerden vekaletlerini alırken, “Kurbanımı almaya, aldırmaya, kesmeye ve kestirmeye ve dilediğine vermeye seni umumi vekil ettim” sözünü duyduktan sonra vekaletlerin alındığını ifade etti. Okyay ayrıca kurbanlık hayvanların vekalet sahibi adına alınırken de yüksek derecede özen gösterildiğini söyledi.

    Kurbanlıklar alınırken ve kesilirken vekalet verenlerin isimleri zikredildi

    Okyay, büyükbaş kurbanlıkların 2 yaşını doldurmuş olmasına ve fıkıh kitaplarında yazılı kurbanlık hayvanlarda bulunması gereken özellikler dikkate alınarak satın alındığını belirtti. Kurbanların nasıl kesildiğini de anlatan Okyay, “Kesim esnasında umumi vekil olan arkadaşlarımız kasaba vekalet sahibinin ismini söyleyerek, vekil ederek kurbanların kesimi gerçekleştirildi” dedi.

    Muhtarlardan ve imamlardan ihtiyaç sahiplerinin isimleri alındı

    Yurt dışında Afganistan, Etiyopya (Habeşistan), Hindistan 3 bölgede, Kenya, Sudan, Somali, Somaliland, Uganda ve Romanya’da yapılan kesimlerden sonra elde edilen etlerin paketlenerek, kesim yapılan merkezlerdeki muhtarların ve imamların verdiği listelerdeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığı söyleyen Okyay, Afrika ülkelerinde bulunan medrese ve yetimhanelere de çuvallarla etlerin ulaştırıldığını vurguladı.

    Yurt içinde Afyonkarahisar ve 38 merkezde kesimler yapıldı

    Türkiye’de öğrenci yurtlarının bulunduğu şehirlerde ve Afyonkarahisar’da kesimlerin yurt müdürleri nezaretinde, dini vecibelere uygun olarak yapıldığını belirten Okyay, elde edilen etlerin yurtlarda barınan öğrencilere sarf edileceğini söyledi.

    “Dört bin öğrenci yurtlarımızda barınıyor”

    Açıklamasında İhlas Vakfı’nın öğrenci yurtlarına da değinen Okyay, “Yurt içinde 38 öğrenci yurdunda 3 bin 500 ve yurt dışında 17 öğrenci yurdunda 500 olmak üzere 4 bin öğrenciyi ’Müslüman yaşadığı ülkenin kanunlarına uyar suç işlemez, dinin emirlerine uyar günah işlemez’ düsturu ile anasına, babasına vatanı ve milletine hayırlı evlatlar olarak yetiştirilmesine gayret gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.

    Okyay açıklamasının sonunda İhlas Vakfı’nın hizmetlerine bağışları ve vekaletleri ile ortak olan hayırseverlere teşekkür ederek bayramlarını tebrik etti.

  • Bolusporlu Dos Santos; “Bu kadar insanın vatanını bayrağını savunuyor olması beni çok etkiliyor”

    Boluspor’un Brezilyalı yıldızı eski Fenerbahçeli oyuncu Dos Santos, Bolu’da demokrasi nöbetinde vatandaşlara seslenerek, “Bu meydanda bu görüntüleri görmek çok güzel. Bu kadar insanın vatanını, milletini, bayrağını savunuyor olması beni çok etkiliyor. Bizler yabancılar olarak bu durumun yaşanmış olmasından dolayı çok üzgünüz” dedi.

    Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Bolu Belediye Meydanı’nda demokrasi meydanında nöbet tutan Bolululara Bolusporlu Yönetim Kurulu, teknik heyet ve futbolculardan geldi. Boluspor Başkanı Necip Çarıkçı, çok sayıda yönetici, Boluspor Teknik Direktörü Fuat Çapa ve Bolusporlu oyuncular katıldı.

    Vatandaşların büyük ilgi gösterdiği Boluspor kafilesi alkışlarla karşılandı. Binlerce kişiye konuşma yapan Boluspor Başkanı Necip Çarıkçı, “Gözü dönmüş kendi halkının üzerine kurşun sıkan, bu halkın uçağıyla bombalar yağdıran, tankıyla kendi insanını ezen bu hainlere devletimizden önce halkımız dur demiş, kendini darbenin önüne kalkan gibi siper etmiştir. Bu cesur girişim emin olun tüm dünya ülkeleri vatandaşları tarafından taktirle karşılanmış, her devlet böyle bir asil millete sahip olmak istemiştir. Geçmişte nasıl Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşında kadını, erkeği, yaşlısı, genci bir bütün olarak düşmana dur dediysek o neslin torunları olan bizler bugün aynı duruşu bu gözü dönmüş haşhaşilere karşı sergilemiştir” diye konuştu.

    “Duruşumuzla Türk milletinin nasıl millet olduğunu gösterdik”

    Boluspor Teknik Direktörü Fuat Çapa ise, “Olan olayları hepimiz çok iyi bir şekilde takip edebiliyoruz. Ama buradaki duruşu sadece Türkiye’de ki değil, Avrupa’da ki gurbetçilerde aynı şekilde gösteriyor. Bununda Avrupa’ya çok iyi bir mesaj olduğunu düşünüyorum ve Türkiye’de ki oynanan oyunların sadece Türkiye’de yaşayanları değil, Avrupa’da yaşayanları da ilgilendirdiğini düşünüyorum. Bizde zaman zaman burada bulunmaya çalıştık. Biz sadece konuşarak değil, aynı zamanda duruşumuz ile de Türk milletinin nasıl bir millet olduğunu gösterdik” dedi.

    “Bu yaşananlardan dolayı çok üzgünüz”

    Boluspor’un Brezilyalı oyuncusu eski Fenerbahçeli Dos Santos da, “Bir yabancı olarak burada bulunmak benim için çok önemli. Bunları görmekte çok güzel. Bu kadar insanın vatanını, milletini, bayrağını savunuyor olması beni çok etkiliyor. Bizler yabancılar olarak bu durumun yaşanmış olmasından dolayı çok üzgünüz. Çünkü bende Brezilya’da daha önce bunu yaşadım. Ama bende sizleri burada bu kadar güçlü bir şekilde ülkesini korurken gördüğüm için çok mutluyum. Bizlerde aynı sorunları yaşamıştık. Burada olmanız bizlere de güç veriyor. Bizler yabancıyız. Bu gücü burada görmek bizi gerçekten çok rahatlatıyor. Tüm Boluspor camiası adına burada bulunduğunuz için çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    Boluspor kalecisi Soner Şahin de, “Bizde Boluspor Kulübü olarak darbeye hayır diyoruz. Bu birlikteliğimiz olduğu sürece dahada büyüyerek sırtımız yere gelmeyecektir. Hepinizden Allah razı olsun. Bizde üzerimize düşen ne varsa yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Aldatılma ya da terk edilme karşısında insanın ilk tepkisi intikam almak olabiliyor

    İlişkilerde aldatılma ve terk edilme karşısında duyulan intikam isteğine ilişkin tespitlerde bulunan Uzman Psikolog Özge Genlik, aldatılma ve terk edilme kavramlarının anne ile olan ilişkiyle bağlantısına işaret ederek, partnerler arası bağlanma şekilleriyle ilgili bilgi verdi.

    “Aldatılma ya da terk edilme karşısında insanın ilk tepkisi intikam almak olabiliyor. Üzülmek ve öfke duymak son derece insani bir duygu ancak inceden inceye hesaplar yapmak ya da kendimize acı çektirmek doğru bir davranış mıdır?” sorusuna ilişkin çıkarımlarda bulunan Uzman Psikolog Özge Genlik, aldatılmanın deneyimlenmek istenen bir şey olduğunu belirterek şunları söyledi: “Aldatılma ya da terk edilme bir kişinin yaşamında deneyimlemek istediği eylemlerdir. Şöyle ki; aldatılan ya da terk edilen kadın veya erkek bunu kendisi isteyerek yaşamına çekmiştir buradaki çekirdek mekanizma bilinç dışı mekanizmada saklıdır, temeli anne-bebek bağlanmasında atılmaktadır. Aldatılma veya terk edilme kavramlarına yönelik kaygı/korku duyguları beraberinde sürekli ‘ya aldatılırsam, ne yaparım? Ya beni terk ederse vb. düşüncelerle desteklenen düşünce-duygu bileşimleri, annemiz veya bize birincil derece bakım veren kişi ile oluşturduğumuz bağlanma stili,aldatılma ya da terk edilme karşısında vereceğimiz davranışsal ve duygusal reaksiyonun en temel belirleyicileridir”.

    Aldatan ve terk eden kişinin kendisini aldattığını ifade eden Genlik, “Aldatan ya da terk eden kişi ise; kendi kendisini terk eder veya aldatır. Aldatılan ya da terk edilen bir başkası değildir. Kişi kendisini aldatır veya terk eder. Burada bilinçdışının hedefi kişinin anne-bebek bağlanmasını farkındalık zeminine taşıyarak şifalandırmasını sağlamaktır. Bir çifti biraraya getiren bağlanma mekanizmasının temeli, dünyaya merhaba dediği ilk anlarda annesi ile kurduğu bağda atılmaktadır. Annesiyle güvenli bir bağlama ilişkisi geliştirmiş bireylerin yakın ilişki partnerleri ile de güvenli bağlanma ilişkisi geliştirdikleri ve ilişkilerindeki olumsuz nitelikteki çatışmalara yüksek bir farkındalık ile yaklaşarak ilişkilerini iyileştirmeye odaklanıp en az oranda aldatma eğilimine ya da terk etme eğilimine yönelen kişiler olduğu araştırmalar tarafından desteklenmektedir” diye konuştu.

    Uzman Psikolog Özge Genlik bağlanma stilleriyle ilgili şunları aktardı: “Güvenli bağlanma stiline sahip kişiler, aldatılma ya da terk edilme durumlarına yönelik merceği kendi iç dünyalarına çevirerek; ilişki dinamiğinde kendi duygu ve düşüncelerini analiz etmeye yönelirler.”

    “Güvensiz bağlanma stiline sahip bireyler ise partnerlerini en fazla aldatma veya terk etme eğilimi gösteren gruptur. Partnerlerin ilişki süreçlerinde yaşanan en ufak olumsuzluğa yönelik çareyi bir başka kişide aradıkları gözlemlenmektedir. Güvensiz bağlanma stiline sahip bir kişi aldatıldığında veya terk edildiğinde “intikam almak” isteyecektir. Çünkü aldatılma veya terk edilme kendi benlik değerine yönelik bir tehdit unsurudur.”

    “Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler; kendilerinden çok partnerlerine güven duyan bireylerdir. Genelikle uzun süreli ilişki deneyimlemekten kaçınırlar çünkü partnerleri tarafından aldatılma korkuları vardır. Bu nedenle kısa süreli ilişkileri deneyimlemeye daha yatkın olan kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler aldatılma veya terk edilme söz konusu olduğunda kendilerini “suçlu” hisseder ve kendilerine acı çektirecek düzeyde “üzüntü” duygusunu deneyimlerler.”

    “Kaçıngan bağlanma stiline sahip bireyler ise; partnerlerinden ziyade kendilerine daha fazla güven duymaktadırlar. Partnerlerine sürekli olArak yönelttikleri sürekli “güvensizlik” duygusu ilişki zeminini de zamanla yıpratır. Partnerin sürekli telefonlarının karıştırılması, sürekli yapılan sorgulamalar vb. karşı tarafı tükenmişlik noktasına getirerek ilişikiyi besleyecek duygusal ve fiziksel yakınlık ihtiyaçlarını bir başkası ile giderme ihtiyacını doğurmaktadır. Araştırmalara göre; kaçıngan bağlanma stiline sahip bireyler en fazla tek gecelik ilişkiler tercih eden bireylerdir. Kaçıngan bağlanma stiline sahip birey aldatıldığında veya terk edildinde yoğun tepkiler göstermez çünkü ilişki fiziksel, duygusal, düşünsel ve sosyal yönden daima ,derinlikten çok uzak, yüzeyseldir.”

    Partnerin kişinin kendisini yansıtan ayna görevi gördüğünü söylen Genlik, “Aldatılma veya terk edilme durumlarına yönelik reaksiyonlarımız, bir zamanlar annemiz ile kurduğumuz bağlanma stiline göre şekillenmektedir. Seçtiğimiz partnerimiz bizi bize yansıtan bir ayna görevi görür. Kendimizi en iyi bir başkası ile kurduğumuz ilişki dinamiğinde tanıyabiliriz. Bu nedenle partnerimizde bizi rahatsız eden her türlü; duygu-düşünce-davranış durumunu, kendimizi şifalandırmak, kendimizi daha iyi tanımak olarak yeniden zihnimizde çerçeveleyebilirsek; alacağımız profesyonel bir psikolojik danışmanlık ile birlikte annemizle kurduğumuz ilk bağ zeminini “güvenli” olarak dönüştürme şansımız daima vardır” dedi.

  • Modern İnsanın Ömrü 85 Yıl

    Günümüzde insan ömrünün ortalama 85 yıl olduğu bildirildi.

    Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu tarafından Merinos AKKM Orhangazi Salonu’nda ‘Beslenme ve Kanserin Şifreleri’ konulu konferans düzenlendi. Kent Konseyi Başkanı Hasan Çepni, “Gelecekte her 4 kişiden birinin kanser olacağı düşünüldüğünde kanser konusunda bilinçlenmek büyük önem taşıyor. Gerek sağlıksız beslenme, gerekse çevre faktörleri sebebiyle görülme sıklığı giderek artan kanserin 2030 yılında 27 milyon kişinin daha kapısını çalması bekleniyor. Günümüzde ise dünyada her yıl 14 milyon kişiye kanser teşhisi koyuluyor, ülkemizde de her yıl yaklaşık 150 bin yeni kanser vakası görülüyor. Kanserin erken teşhis ve tedavisinde son yıllarda hızlı ilerlemeler kaydedilmesi umutları artırıyor” dedi.

    Opt. Dr. Ceyhun İrgil ise, her insanın farklı bir yapısı ve metabolizması olduğunu, sağlığın yolunun doğru beslenmeoen geçtiğini ifade etti. İnsanların şişmanlık ve açlık ikilemi arasında giden bir evrede yaşadığını söyleyen İrgil, geçmişte sadece etle beslenen insanların ortalama ömrünün 25 yıl olduğunu belirtti. Günümüzde ise bu sürenin ortalama 85 yıla çıktığını dile getiren İrgil, “Bazı insanlar kilo vermek için uğraşıyor, bazı insanları ise kilo alma derdinde. Her yıl televizyonlarda yeni bir diyet sezonu da açıldığında iş kontrol edilemez bir noktaya ulaşıyor. Diyet konusu ile sadece doktorların ilgilenmesi gerekiyor. Obezite, en büyük sıkıntılardan biri olmasının yanında ciddi ekonomik döngü yapan sektör haline de dönüştü. İnsanlar bilim ve tarihi araştırmayı bırakıp, sadece diyet kitaplarına saldırıyor. Şu an kullandığımız birçok gıda 1600’lü yıllardan sonra hayatımıza girdi. Eskiden olduğu gibi şimdi de çaylar bal veya pekmez ile içilmeye başlandı. İnsanoğlunun beslenme sürecine baktığımızda artık bitkilere önem verdiğimizi ve geçmiş alışkanlıklarımıza dönmeye başladığımızı görüyoruz” şeklinde konuştu.

    Söyleşide ‘Kanser Nedir?’ konulu sunum yapan Opt. Dr. Can Başaran, en küçük yapı olan hücrelerin belli bir ömrü olduğunu, ölmesi gerektiği zamanı bilmeyen hücrelerin ise kanser hücresi olarak tanımlanabileceğini belirtti. Her insanın vücudunda kanser hücresi bulunduğunu ifade eden Başaran, “Vücut kanserli hücreyi bağışıklık sistemiyle ortadan kaldırıyor. Üzüntüden kanser olunmaz, ama üzüntü bağışıklık sisteminizi çökerttiği zaman savunma hücreleri kanser hücresini ortadan kaldıramayabilir. Bir santimlik kitlede 1 trilyon hücre var. Bir yere tutunan kanserli hücre böylece çoğalır. Kanser bir hücreden başlar. Tedavi edilmez ise büyür. Kanserin sebepleri arasında sigara, radyasyon, virüsler, genetik yapılar, kimyasallar ve beslenme alışkanlıkları gelmektedir. En önemlisi kanserin işaretlerini bilemeyebiliriz. Vücudunuzda normal dışı durum varsa bu bir aydır devam ediyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır” diye konuştu.

  • Prof. Öke: “En Fazla Tüketilen İnsanın Kendisidir”

    İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mim Kemal Öke, öğrencilere mutluluğun formülünü anlattı.

    Öğrencilerin ufkunu açmak için eğitim seminerlerine devam eden Uludağ Üniversitesi İnegöl İşletme Fakültesi tarafından düzenlenen konferansın konuşmacısı Prof. Dr. Mim Kemal Öke oldu. Öke, öğrencilere mutlulukta 3A, mutsuzlukta ise 4 Y formülünü anlattı. Fakültenin çok amaçlı salonunda düzenlenen konferansı Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Başsavcı Osman Köse, İnegöl İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat, öğretim görevlileri ve öğrenciler takip etti.

    35 yaşında profesör olarak Türkiye’nin en genç profesörü unvanını alan Mim Kemal Öke, “21. yüzyılda ne okursanız okuyun bir şeyin uzmanı olmanız gerektiğini söylüyorlar. Doğrudur, ama eksiktir; siz sadece bir şeyi görmeye başladığınız zaman toplumda çok sıkıcı bir insan olursunuz. Yani, kendinizle konuşacak insan bulamazsınız. Resmin bütününü göremediğiniz takdirde siz yoksunuz. Beşeri bilimlerde en önemli şeylerden bir tanesi; bütünü görebilmeye çalışmaktır. Son dönemde sizleri telefonla arıyorlar, başsavcıyım, polisim, savcıyım diyerek işletiyorlar. İstediğiniz kadar bilim sahibi olun, disiplinler arası çalışmak çok önemli. Yeni bir yaklaşım tarzı var; uygarlıklar çalışmaları. Bizim sosyal bilimlerde en önemli kavram; uygarlaşmak. Medeniyetin neresindeyiz? Ecdadın gelmiş olduğu nokta, ilişkiler açısından baktığımız zaman hakikaten geçmişten çok mu daha iyiyiz? Komünizm gidince hani refah gelecekti? Fay hattı kırıkları var. Suriye’de neler oluyor? Hangi enstantaneyi ele alırsanız alın 21. asırda çekilen fotoğraf kareleri bize geçmişten çok daha kötü olduğumuzu gösteriyor. Geçmişe nazaran daha katıyız, daha kabayız, daha saldırganız, daha fanatiğiz. Çocuk, kadın istismarları… Bugünkü terör masumlara yönelik. Dünyanın neresinde bir çatışma olursa, bunu istismar eden sapıklar var. Adam öldürmekten hoşlananlar var ve onlara kucak açılıyor” dedi.

    21. yüzyılın kaygı çağının da ötesine geçmiş, absürt olduğunun altını çizen Öke, “Neredeyse kıyametin bütün alametlerini üzerinde taşıyacak bir çağdayız. Haçlı seferlerinde İslam’la savaşıyor, fakat İslam’dan nefret etmiyorlardı. Dünyada şimdi ciddi bir şekilde anti İslamizm var. İstanbul’daki Ahi Evren Camii’nin Karadenizli imamı, cuma namazına gelen cemaate; ’Ne iyi ettiniz de cumaya geldiniz. Diğer namazları hep kaçırıyorsunuz. Buralara milyonlarca turist geliyor, sizi görüp bir tanesi Müslüman oldu mu?’ diyor” diye konuştu.

    “MUTSUZ İNSAN ÇOK TEHLİKELİDİR”

    21. yüzyılda insanların mutsuz olduğuna işaret eden Öke, “Sapıklarımız artmış, delilerimiz, saldırganlarımız artmış. İnsanlar mutsuz. Mutsuz insan çok tehlikelidir. Mutsuz isyan eder. Mutsuz insan karanlığa gömülür, insanların arasına çıkmaktan hoşlanmaz. Onun tek koruyucusu vardır; antidepresan ilaçları. Ondan hiçbir iyilik bekleyemezsiniz. Orhan Gencebay ‘Batsın bu dünya’ dediği vakit intihar komandolarını kastetmemişti. Alıyor bombayı üzerine ve insanların arasına giriyor, intihar ediyor. Mutlu olmamın imkanı yoktur diyerek, mutlu insanları da beraberinde götürüyor. Korkunç bir şey” ifadelerini kullandı.

    “TÜKETİM TOPLUMUNDA EN FAZLA TÜKETİLEN ŞEY İNSANIN TA KENDİSİDİR”

    “Y” harflerinden oluşan bir tablonun 21. asrın insanını çok güzel resmettiğini ifade eden Prof. Dr. Öke, “Birincisi yabancılaşma, yozlaşma, yalnızlaşma, yoksunluk, yoksulluk, yıkıcılık… Hepsi 21. yüzyıl insanını ifade ediyor. Tarihin değil, insanlığın sorunu. Tüketim toplumunda en fazla tüketilen şey insanın ta kendisidir. Çok enteresan bir şekilde 20. yüzyılın filozofu Friedrich Nietzsche; hiççilik, yıkılış manasında her şeyi imha ediyor, bu anarşizmin de ötesine geçiyor. İnsan her kötülüğü yapabilir. Korkunç bir dönemden geçiyoruz. Bu insanı nasıl kurtarabiliriz? İdealist bir kuşaktan geliyorum. 1980’lerde düşündüğümüz de karşımıza sihirli bir kelime çıktı; sistem. Ecevit de diyordu; bu düzen değişmeli, bu düzeni değiştirelim. Bunun için devrim yapacaktık, sokaklara çıkacaktık. Sisteme takmışlar. Kaçıncı defa sistem değişti. Bu mutsuzluk hep devam ediyor. Bütün dünyada devam ediyor. Kapitalizm, komünizm geldi gitti, her şey geldi gitti; düzen değişmedi. İnsan haklarını sabah-akşam tartıştılar. İnsanın insana zulmü… İnsanın haklarından bahsederken, insanın ne olduğundan bahsediyor muyuz? İnsan kim? Düşünce özgürlüğü deniyor sabahtan akşama. Peki özgürlük düşüncesi üzerinde duruyor muyuz? Sistemi değiştirmekle olmuyor. İnsanı değiştireceksin. Komünizmin Türkiye’ye gelmemesi için biz çok mücadele verdik. Keşke vermeseydik. Keşke Türkiye’ye gelseymiş. Dünyada komünizmi de biz bozardık. İnanın komünizmi bir bela olmaktan kurtarırdık. Ben son 15 yıldır insan üzerinde duruyorum. İnsan bozuk olursa, sistemi de bozar. Meyhanelerin önünden geçtiğinizde bir takım filozoflar var. Bir tanesi; ‘Ben kimim, ben bu dünyaya niye geldim?’ diye sorar. Soruyor musunuz? Öbür tarafta Allah sorar, dünyada ne yaptın diye. İnsan dediğiniz bedenden ibarettir. Beden bitti sen de bittin. Ekonomiye giriş dersinde; ekonomi, kıt kaynaklar ve sonsuz ihtiyaçlar… Böyle bir şey olabilir mi? Dünyada kıt kaynaklar varmış, yalanın daniskası. Şirke düşüyorsunuz; Allah’ın kurmuş olduğu dünyayı beğenmiyorsunuz. Allah, defolu dünya yarattı demek istiyorsunuz. Maide suresi var… Ben bir tane simit yiyorum, ikicisini yiyemem mesela… Yemeye gayret ederseniz obez olursunuz. Allah insana kanaat diye bir şey vermiştir ve kanaat insanın fıtratındadır. İhtiraslar sonsuz değildir, hepsinin bir sonu vardır. Dünyayı yıkanlar zaten akil adamlar olmuştur. Biz hep akıllılardan çektik. Akıl denen şey, ihtiraslarımızı meşrulaştırmak için kullandığımız bir aygıttan başka bir şey değil. Mevlana diyor ki; ’Sen neyin elbisesi olduğunu bil de ona göre davran’. Neyin elbisesiniz?” dedi.

    3A FORMÜLÜ

    Mutluluğun 3A reçetesini veren Öke, “Mutluluğun yolu 3A’dan geçer. Adem olarak kendinizi keşfedeceksiniz, yani insan olarak. Almaktan değil, vermekten dolayı mutlu olacaksınız. İkinci A alemdir. Alemlerle irtibat halinde olacaksınız. Üçüncü A da Allah’tır” diye konuştu.