Etiket: İnsanı

  • Kahramanmaraş’tan İdlib’e insanı yardım sevkiyatı

    Kahramanmaraş İHH İnsani Yardım Derneği, 2 tır gıda yardımından oluşan malzemeleri İdlib’e gönderdi.

    Kısa zaman için toplanan yardımlar Suriye’nin İdlib kentine Reyhanlı üzerinden yola çıkardıklarını ifade eden İHH İnsani Yardım Derneği Kahramanmaraş Şube Başkanı Yusuf Bülbül, “Yaklaşık 1 ay önce İdlib için başlatmış olduğumuz yardım kampanyasına Kahramanmaraş halkımız destek verdiler. Kendilerine teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun. Bu destekler sayesinde şuanda Kahramanmaraş’tan Suriye’nin İdlib kentinde yaşayan Suriyeli kardeşlerimize pirinç, un, şeker yağ, şehriye, mercimek tuz gibi çeşitli gıda maddelerinden oluşan kolilerimizi inşallah bugün ulaştıracağız. Ben tekrar bize destek veren tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

  • Başkan Asya: “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

    MUŞ (İHA) – Muş Belediye Başkanı Feyat Asya, ülkemizin her bir bölgesindeki insanların yaşam tarzlarındaki farklılıkları kültürel bir zenginlik olarak gördüklerini belirterek, “’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözü, bizim kültürümüzün en önemli değerleri arasındadır. Amaç, insanı ve tüm değerlerini yaşatmaktır” dedi.

    Avrupa Birliği’nin (AB) Kültürel Miras Yılı kutlamaları çerçevesinde Muş Alparslan Üniversitesinin ev sahipliğinde ‘Genç Nesiller Kültürel Mirasla Buluşuyor’ programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda bir konuşma yapan Başkan Asya, “2018 yılının Avrupa Kültürel Miras Yılı olarak ilan edilmesinin ardından AB Türkiye Delegasyonu tarafından kültürel mirasın korunması adına ilimizde böyle bir forumun gerçekleştirilmesinden son derece mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Bu organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve temsilcilere şükranlarımı sunarım. Bizler Muş’u anlatırken Sultan Alparslan’ın şanı ve şerefi ile taçlanmış, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir il olduğunu belirtiyoruz. Birçok medeniyetin izlerinin günümüze kadar taşınmasını, kültürel bir zenginlik olarak kabul ediyoruz. Aynı şekilde ülkemizin her bir bölgesindeki insanların yaşam tarzlarındaki farklılıklarını yine kültürel bir zenginlik olarak görüyoruz. Önemli olan bu kültürü uyum içinde yaşatmak ve genç nesillere aktarmaktır. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözü, bizim kültürümüzün en önemli değerleri arasındadır. Amaç, insanı ve tüm değerlerini yaşatmaktır. Herkesin fikrine ve yaşam tarzına saygı duyulursa, yeryüzünde barış hakim olur, insanlar da hep mutlu olur. ‘Kültürel miras’ dediğimizde genellikle aklımıza tek bir toplum ve bunun üyeleri arasındaki iletişim gelir. Ancak kültürler kesin sınırlarla ayrılamaz. Sanatçılar, yazarlar, bilim insanları, zanaatkarlar ve müzisyenler farklı kültürlerden olsa veya ayrı dönemlerde yaşasalar da birbirlerinden etkilenirler. Aynı durum normal vatandaşlar için de geçerli. Önemli olan bu süreçte uyumu sağlamaktır. Bu vesile ile nesilden nesile geçen geleneklerimizin, sözlü tarihlerimizin, sanatlarımızın, toplumdaki uygulamalarımızın, geleneksel zanaatkarlıklarımızın, tasvirlerimizin ve göreneklerimizin hep yaşatılması umuduyla hepinize saygılarımı sunarım” dedi.

  • Emine Erdoğan:”Türkiye’nin insani yardım vizyonu kredilere değil, tam anlamıyla insani yardıma dayanmaktadır. Türkiye’yi, insani yardım konusunda milli gelire oranla birinci yapan da bu hesapsız kitapsız cömertliktir”

    Birleşmiş Milletler (BM) 73. Genel Kurulu Görüşmelerine katılmak için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Emine Erdoğan, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) Washington DC şubesinin düzenlediği “Günümüzdeki İnsani Sınamalara Karşı Türkiye’nin Rolü” başlıklı paneline katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmaya “Somali’de, Yemen’de, Suriye’de, Gazze’de, Myanmar’da, baskı ve zulüm altında yaşayan tüm kardeşlerimi buradan selamlıyorum” dedi.

    Somali, Yemen, Suriye, Gazze ve Myanmar’da büyük acıların yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, “Yapabildiğimiz, konuşmaktan, sebepleri kritik etmekten çok daha öte şeyler olmalı. İnsani yardım, bu anlamda insanlık vicdanının en anlamlı fiilidir.” ifadelerini kullandı.

    “Bir başka millet için harekete geçtiğimizde, bizden farklı olan ile üst bir kimlikte buluşuruz. Bu da empati yeteneğimizi geliştirir. Böylece, adil ve barışçıl bir dünyanın temellerini atmış oluruz. Mevlana’nın ifadesiyle, bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez” açıklamasında bulunan Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü;

    “Öylesine büyük adaletsizlikler var ki, bu sorunları hesaplarla değil, verdikçe çoğalan merhamet, sevgi ve vicdan duygusuyla çözebiliriz.

    İşte bu nedenle Türkiye’nin insani yardım vizyonu, kredilere değil, tam anlamıyla ‘insani yardım’a dayanmaktadır. Türkiye’yi, insani yardım konusunda milli gelire oranla birinci yapan da, bu hesapsız kitapsız cömertliktir.

    Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki bir şehrimiz bunun en çarpıcı örneğidir. Kilis’te, Suriyeli mülteci sayısı yerel nüfusu aşmıştır. Kilis bu yönüyle, bombalardan kaçan kadınlar ve çocuklar sözkonusu olduğunda, bütün hesapların bırakıldığı, merhametin heryeri kapladığı sembolik bir anlama bürünür. Ekmeğin, sofranın, evin, şehrin paylaşıldığı bir evrene dönüşür.

    Türk insanının, tarihten gelen vakıf geleneği ile güçlendirdiği bu paylaşımcı karakteri, Türkiye’yi uluslararası toplumun yükünü sırtlayan bir ülke haline getirmiştir.

    AFAD, Kızılay, TİKA gibi kurumlarımızın yanısıra sivil toplum kuruluşlarımızın katkılarıyla, Türkiye’nin yardım eli heryere ulaşmaktadır. 3.5 milyon Suriyeli mülteciyi misafir etmek yanında Afrika’da, Gazze’de, Myanmar’da hep Türkiye vardır.

    2010’da Pakistan’a, 2011’de Somali’ye, 2012’de Myanmar’a gidip, yaşanan insani dramları yerinde görmüş biri olarak, uluslararası toplumun sınıfta kaldığını ifade etmek isterim. Keza, 2017’de Arakanlı Müslümanlara yapılan zulüm, içimizi titretmiş, fakat tüm dünya konuya gereken önemi göstermemiştir.

    Son Myanmar ziyaretimde gördüklerim, masum çocukların çaresizlikleri değil, dünyanın merhametsizlikten can çekişmesi halidir. Orada konuşup dertleştiğim kadınlar, dünyayı bekleyen gerçek tehlikenin vicdan yoksunluğu olduğunu göstermiştir.

    Böyle bir vasatta insani yardımlar, insanlık kandilini yeniden tutuşturma anlamı taşır.

    Türkiye, kimi afetlerde ev sahibi ülkeden daha önce afetzedelere ulaşabilen, dinamik ve esnek bir insani yardım yapılanmasına sahiptir. Dünyada afetlere müdahale noktasında en ileri ülke olduğumuzu söyleyebilirim.

    2010 yılında Pakistan’da yaşanan sel felaketi sonrası Türkiye’nin, ilk yardım eli uzatan ülke olması, bunun ilk akla gelen örneğidir. Keza, Myanmar’da 2012 ve 2017 yıllarında sıcak biçimde yaşanan insani dramlar en çok Türkiye’de yankı bulmuştur. Devlet ve millet olarak yaptığımız seferberlikler, uluslararası toplumu harekete geçirmiş, dünya bu soykırıma nihayet kulak vermiştir.

    Bu noktada önemli bir noktaya işaret etmek isterim. İnsani yardım politikaları, yardım alanın bağımlılığını artıracak şekilde olmamalıdır. Bizim insani yardımdan anladığımız, yardım kolileri ve sırada bekleyen muhtaçlar değildir. Acil durumlarda afetzedelere yapılan katkının ötesinde krizlerin önlenmesi, kalkınma destekleriyle bağımlılıkların azaltılmasıdır. Bu anlamda insani yardım anlayışının, kalkınma merkezli çalışmalar içermesi son derece önemlidir.

    Suriye’de kanayan yaraya yaptığımız pansuman, Suriyeli mültecilere barınma yeri sağlamaktan ötedir. Yarıdan fazlasını kadınların ve çocukların oluşturduğu kamplarda kadınların meslek edinip hayata tutunmasını önemsiyoruz. Kuaförlükten bilgisayar becerilerine pekçok alanda mesleki kurslar veriyoruz. Gelişim ve hobi kurslarıyla, savaşlarda zarar görmüş kadınları hem rehabilite ediyor, hem de kendilerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Aynı şekilde çocukların eğitimden mahrum kalmaması kadar gençlerin üniversite eğitimlerine devam edebilmelerinin yollarını da açmaya çalışıyoruz.

    Keza, Afrika’ya yaptığımız insani yardımlar, kalkınma destekli yardımlardır. Yaygın ifadeyle, balık vermekten çok balık tutmayı öğretiyoruz. Afrika’nın kendi potansiyelini keşfetmesini sağlayacak eğitim ve ekipman desteği veriyoruz.

    Çeyrek asırdır, Bosna’dan Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye, Somali’den Gazze’ye, insanlığın vicdanını sarsan nice olaya şahit olduk. Binalarında mermi izleri hala duran şehirler gördük. Yerinden yurdundan edilmiş masum çocukların uykuya daldığı kampları ziyaret ettik. Yoksullukla savaşan sokaklardan geçtik. İçimiz acıdı, yüreğimiz yandı.

    Ama aynı mekanlar da, nerede bir çığlık olsa, sıcak yatağından kalkıp oraya koşan merhamet ve vicdan abidesi insanlar da gördük. Hayatını insani yardıma adamış nice güzel insan var dünyada. Her beş saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor ve her sabah güneş yeniden doğabiliyorsa, bu onların aydınlığıdır. Merhametin olduğu yerde en acı zehirler zararsız kalır. Merhamet, bütün kötülüklerin panzehiridir.

    İnsani yardım çabalarının bütün sessiz ve isimsiz kahramanlarını huzurlarınızda selamlıyorum. İyi ki varlar, iyi ki varsınız! Bu çatı altında buluşan bu topluluk da, varlığını insanlığa yardım fikriyle anlamlandıran güzel insanlardan oluşuyor. İnanıyorum ki, elele verir, merhameti, vicdanı çoğaltırsak, adaleti de tesis etmiş olacağız”

  • Nijerya’da seller binlerce insanı evsiz bıraktı

    Nijerya’da Nijer Nehri’nden kaynaklanan seller binlerce insanı evsiz bıraktı.

    Nijerya’nın Asaba ve Delta eyaletlerinde Nijer Nehri kıyısında yaşayan binlerce kişi Nijer Nehri’nin taşması nedeniyle evlerinden oldu. Nehir taşkınları birçok evi, iş yerlerini ve ibadet yerlerini sular altında bıraktı. Son iki haftada hayatını kaybedenlerin sayısı 141 olarak açıklandı.

    Geçtiğimiz hafta Nijer Nehri’nin Asaba’nın Infant Jesus bölgesini de kapsayan şiddetli yağış nedeniyle taşması, bölge sakinlerinin evlerini terk etmesine neden oldu.

    Ulusal Acil Durum Yönetim Ajansı, Ocak ayından beri ülkede etkili olan yağmur fırtınaları nedeniyle 140’tan fazla kişinin hayatını kaybettiğini, şiddetli rüzgarlar ve seller yüzünden 19 bin 369 kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını ve 5 bin 732 konutun yıkıldığını ifade etti. Yetkililer 2012’de 363 kişinin hayatını kaybettiği, 2,1 milyon kişinin evlerinden olduğu ve 36 eyaletten 30’unda 7 milyon kişiyi etkileyen yağmur fırtınası ve sellerden sonra 6 yıl içinde meydana gelen en büyük felaket olduğunu bildirdi.

    Nijerya Cumhurbaşkanı sosyal medyada tepki topladı

    Nijerya’da meydana gelen seller nedeniyle oluşan felaketin neredeyse Florence kasırgasıyla aynı derecede olduğu kaydedilirken, Nijerya medyası ve uluslararası medyanın felaketten bahsetmemesi de sosyal medyada tepki oluşmasına neden oldu.

    Ülkede sel felaketinden etkilenen on binlerce kişi bulunurken Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari’nin selden bahsetmemesi ve ABD Başkanı Donald Trump’a Florence ile ilgili ’geçmiş olsun’ mesajı göndermesi eleştirilere konu oldu.

  • Emine Erdoğan’a Londra’da “İnsani Hizmet Takdir Ödülü” verildi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Myanmar’da yürüttüğü insani yardımlar nedeniyle İngiltere’de düzenlenen Londra’da düzenlenen Küresel Donörler Forumu’nda İnsani Hizmet Takdir Ödülü aldı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Londra’da düzenlenen Küresel Donörler Forumu’nun 2’nci gününde İnsani Hizmet Takdir Ödülü aldı. Myanmar’da yürüttüğü insani yardımlar nedeniyle ödül alan Emine Erdoğan ödül teslim konuşmasında anlamlı mesajlar verdi. Emine Erdoğan, “Bugün, 11 Eylül medeniyetler çatışması tezinin zeminini oluşturmuştur. 2001 yılından bu yana özellikle Ortadoğu acının, gözyaşının vatanı haline geldi. Bizzat gidip gördüğüm Myanmar’da yaşanan insanlık trajedisi ise 21’nci yüzyılın en büyük ayıbıdır. Orada şahit olduklarımı unutamayacağım” dedi.

    “Savaşı sona erdirecek bir ortak irade çıkmıyor”

    Erdoğan, “8’inci yılına giren Suriye İç Savaşında yüzbinlerce insan öldü, milyonlarcası evini terk etmek zorunda kaldı. Savaşı sona erdirecek bir ortak irade çıkmıyor. Dünyanın üstlenmesi gereken sorumluluk bir kaç ülkenin omuzlarına bırakıldı. Bunlardan biri de Türkiye’dir. 3.5 mülteciyi ülkemizde misafir ediyoruz. Ülkeleri düzelene kadar hepsi bizim gönül misafirimizdir” ifadelerini kullandı.

    “Ödülü Türk milletine armağan ediyorum”

    Türkiye’nin milli gelire oranla dünyada en çok insani yardımı yapan ülke olduğunu hatırlatan Emine Erdoğan, “Bu ödülü, insanlığa yarım eden Türk milletine armağan ediyorum. Yardım çığlıklarına din dil ırk ayırt etmeden geri dönene ülkeme ve milletime hediye ediyorum” dedi.

    “Hayırseverlik sadece maddi yardım değildir”

    Erdoğan konuşmasının devamında, “Herkesin sessizliğe gömüldüğü bir dünyada suskun ve paslı yürekleri sarsıyorsunuz. Bu çabanın tanklardan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Hayırseverlik yalnızca maddi yardım değildir. Merhamet politikaları için çabalamak, adaleti sağlamaktır. Çocukların yaşam hakkını korumaktır, onlara eğitim imkanı hazırlamaktır. Hayırseverlik insanlığın meselelerini korumak kadar, çevre ve hayvan haklarını da gözetmektir” diye konuştu.