Etiket: İnsanı

  • Türkiye’nin gönlü zengin 50 iş insanı açıklandı

    Bir iş ve ekonomi dergisinin gerçekleştirdiği Türkiye’nin en gönlü zengin iş adamları araştırmasında listeye ilk kez giren Gaziantepli Konukoğlu ailesi, 6. sırada yer aldı.

    Capital Dergisi’nce bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen ’Türkiye’nin Gönlü Zengin 50 İş İnsanı’ listesinde, SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Konukoğlu altıncı sırada yer aldı. Özlem Aydın Ayvacı’nın gerçekleştirdiği çalışmada, SANKO Holding’in, bu yıl ilk kez verilerini paylaşarak gönlü zenginler araştırmasına dahil olduğuna dikkat çekildi. İlk kez listeye giren İşadamı Zeki Konukoğlu, eğitimden sağlığa pek çok alana kaynak ayırdıklarını belirtirken, daha fazla imkanı olması halinde ise ilgileneceği sorunları şöyle açıkladı:

    “Bu kaynağı ülke olarak tavan yapmış motivasyon eksiğimizi gidermede kullanırdım. Maalesef millet olarak kötümser halimizden bir türlü kurtulamıyoruz. Mutluluğumuzu artırmak için daha refah, daha müreffeh bir ülke inşa etmeliyiz. Bunu sağlamak için de iyi yetişmiş politikacılara, devlet adamlarına, öğretmenlere, öğrencilere, mühendislere, ekonomistlere, velhasıl insana ihtiyaç var. Toplumda yüksek değerleri olan büyüğüne saygılı, küçüğüne sevgi dolu, yaşadığı topluma ve çevresine daha duyarlı bir toplum olmalıyız. Neden hızlanamıyoruz, neden gecikiyoruz.Bunun için eğitimli, donanımlı ve motive olmuş insana ihtiyaç var. Türkiye’nin en büyük eksiği motivasyondur. Toplum olarak motivasyonumuz çok düşük seviyede. Kime dokunursan bin dert dinliyorsun.”

    Bu ülkede her türlü kaynağın olduğunu, eksik olan tek şeyin motivasyon olduğunu yineleyen Konukoğlu, “Bu ülkenin taşı, toprağı, topu, tüfeği, sanayisi, esnafı, tüccarı, işçisi, köylüsü var. İhtiyacımız olan tek şey, sorunlarımızı çözebilmek için ulus olarak silkinme, iyi bir motivasyonu yakalamaktır” diye konuştu.

  • Bakan Veysel Eroğlu: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla hizmet ediyoruz

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu Kütahya’da yapılan, yapımı devam eden ve yapılacak olan yatırımlar hakkında bilgiler verdi.

    “Yapılan yatırımlar Kütahya için milattır” diyen Bakan Eroğlu, “Geçen geldiğimde verdiğim müjdelerin büyük kısmını tamamladık. Kütahya’ya 2,5 yılda 80 müjde verdim. 295 milyon TL’lik 55 müjdenin 40 tanesini kısa sürede tamamladık. Geriye kalan 15 müjde de seri şekilde devam ediyor. İnşallah bu sene tamamlarız. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüzün 18 müjdesi, Orman Genel Müdürlüğünün 10 müjdesi, Meteoroloji Genel müdürlüğünün 1 müjdesiyle geldim. 29 müjdenin bedeli ise 192 milyon TL. Felent Çayı’nın projesini bitireceğiz, gelirken 50 milyon TL’lik ek yatırım programına aldım. Hayırlı olsun. Genel Müdürümüz ile Bölge Müdürümüze talimat verdim, gerdanlık gibi olacak. Kütahya’ya has 15 köprü yapacağız ve tarihi eser gibi olacak. Kütahya’nın turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve tabiat turizmi potansiyelinin ortaya çıkarılarak geliştirilmesini sağlamak maksadıyla Kütahya Tabiat turizmi Master Planı ve Tabiat Turizmi hazırlandı. Kütahya’yı turizmde merkez haline getirmek istiyoruz. Doğa güzelliği ve havalimanı var, yollar çok iyi, ulaşımda bir sıkıntı yok. Tüm dünyanın konaklayabildiği, yayla turizmi, doğa turizmi merkezi olacak. Tavşanlı’nın içme suyu ishale hattını yapıyoruz, küçük bir sorun vardı çözüldü. 18 tane DSİ’nin baraj, gölet, dere ıslahı yatırımları var. Normalde bir ile bölge müdürlüğü vermiyoruz, ancak Kütahya’da Orman Bölge Müdürlüğü var. Kütahya’da muazzam bir çalışma yapılacak. Kütahya’ya kampüs şeklinde güzel bir Orman Bölge Müdürlüğü yapmak istiyoruz. Konuyla ilgili çalışmalar yapılacak” şeklinde konuştu.

    “Kütahya bal üretim merkezi olabilir”

    2019 yılının Orman ve Su İşleri Bakanlığı açısından yatırımlarda hamle yılı olacağını kaydeden Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Kütahya’nın yüzde 56’sı orman. Gelir getirici tür kapsamında çok sayıda ceviz, badem gibi türler dikilecek. Dikmesi, masrafı bizden, geliri vatandaşa ait. 2 tane şehir ormanı ve arıcılık için Kütahya’da 18 tane bal ormanı kuracağız. Arıcılar lütfen burada sertifikalı, markalı bal üretsinler. Havza Esaslı Tabii Kaynaklar Yönetimi Eylem Planı kapsamında Kütahya için Mikro Havza Projemiz var. 2014 yılında 1 belde, 6 köyde 258 bin 735 dekar sahada Mikro Havza Projesi onaylanmış olup, 2014 yılında proje uygulamasına geçilmiştir. 2015 yılında Tavşanlı ilçesi Kayaboğazı Baraj havzasında toplam 15 köyde 267 bin 600 dekar sahada Mikro Havza Projesi yapılmıştır. 2015 yılında 2 bin dekar alanda toprak işleme yapılmış, bu sahaya 40 bin adet fidan dikilmiştir. 382 bin 252 dekar arazi tamamen modern sulama tesisleriyle sulanacak. Vatandaşlara yılda 161 milyon TL çiftçilerin cebine ek gelir olacak. 71 bin 232 kişiye ilave içme suyu temin edilecek. 11 bin 478 dekar arazinin taşkınlardan korunmasını sağlayacağız. 1 milyon 400 bin dekar arazide ağaçlandırma yapacağız. 110 milyon fidanı toprakla buluşturacağız. 32 bin 370 dekar arazide badem, ceviz, dut gibi gelir getirici türlerde ağaçlandırma yapacağız, kura çekip vatandaşa geliri sana ait diye vatandaşımıza vereceğiz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın mantığıyla hizmete ediyoruz” diye konuştu.

    Bakan Veysel Eroğlu, 2013-2014 tarihlerindeki Kütahya ziyaretinde sözünü verdiği 295 milyon TL’lik 55 yatırım arasında yer alan, Hasanlar Barajı, Gediz Göleti Ve Sulaması, Örencik Sulaması, Simav Söğüt Göleti Sualamsı, Hisarcık Güldüren Göleti Sulaması, Tavşanlı Şenlik Göleti Ve Sulaması, Tavşanlı Uluçam Göleti Ve Sulaması, Emet Konuş Göleti Sulaması, Hasanlar Sulaması, Kütahya Merkez Yoncalı Termal Merkezi Taşkın Koruma Sisteminin tamamlandığını açıkladı.

    Toplantı sonrası Vali Ahmet Hamdi Nayir ile yaya olarak Kütahya Belediyesi’ne geçen Orman ve Su İşleri Sayın Veysel Eroğlu vatandaşlar tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.

    Vatandaş ve esnafla buluşan Bakan Eroğlu daha sonra Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu’nun makamına geçti. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu kentte yürütülen çalışmalar hakkında Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu’ndan bilgi aldı, talepleri dinledi.

    Bakan Eroğlu, daha sonra AK Parti Kütahya İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Burada AK Parti Kütahya İl Başkanı Ali Çetinbaş ve partililerce karşılanan Eroğlu, kendisinin Kütahya’nın 5. milletvekili ve bakanı olduğunu ifade etti. (EFE)

  • Gazze’ye İnsani Yardım Götüren Mavi Marmara Baskını Protesto Ediliyor

    Gazze’ye insani yardım malzemesi götüren Mavi Marmara Gemisi’ne yönelik 2010 yılında gerçekleştirilen saldırının altıncı yıl dönümü, Beyoğlu’nda binlerce vatandaş tarafından protesto edildi. Ellerinde Türkiye ve Filistin bayrakları bulunan aralarında kadın ve Arap turistlerin de olduğu çok sayıda gösterici, İsrail’i protesto etti.

    Mavi Marmara Gemisi’ne yönelik düzenlenen saldırının altıncı yıl dönümü, Tünel Meydanı’dan Galatasaray Meydanı’na kadar yürüyen kalabalık tarafından protesto edildi. Polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı anma ve protesto programı, Tünel Meydan’da başladı, Galatasaray Meydanı’nda son buldu. İstiklal Caddesi üzerinde açtıkları pankart ve dövizlerle İsrail’i protesto eden kalabalık, cadde üzerinde yer alan Rusya’nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde gelindiğinde “Katil Rusya Suriye’den defol” sloganları attı. Uzun süre konsolosluk önünde Suriye tepkisi gösteren eylemciler, daha Türkiye ve Filistin bayrakları taşıyarak “Filistin yalnız değildir” sloganlarıyla eylemlerine devam etti. Aralarında İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşuna mensup eylemcilerin de yer aldığı protesto ve anma programına, İHH Başkanı Bülent Yıldırım da katıldı. Atılan sloganlarda Filistin’e uygulanan ambargonun kaldırılması çağrısı yapılırken, İsrail’in, Mavi Marmara Gemisi’ne yaptığı baskın sonucu şehit olan 9 Türk vatandaşının adları okunarak temsili yoklama yaptı.

    Tekbir ve slogan sesleri arasında eylem şu aralar devam ediyor.

  • Şahin, Dünya İnsani Zirvesi’nde Savaş Mağduru Kadın Ve Çocukları Anlattı

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, belediye ile Kadın ve Demokrasi Derneğince (KADEM) İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya İnsani Zirvesi’nde, ’Savaş mağdurları, kadın ve çocuklar’ konulu panelde konuşma yaptı.

    Lütfi Kırdar Kongre Merkezi Rumeli A Salonunda Prof. Dr. Aşkın Asan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, KADEM Genel Başkanı E. Sare Aydın Yılmaz, Prof. Dr. Murat Ali Yülek ve Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir konuşmacı olarak yer aldı. Dünyada yaşanan adaletsizlikleri anlatan Fatma Şahin, Suriyeli göçmenler sorununu çözmek için kamu, kurum ve kuruluş ile sivil toplum örgütleriyle beraber çalıştıklarını vurgulayarak, sorunları 4 başlık altında topladıklarını belirtti. Sorunların hızlı çözümü için anketler yaparak araştırma yaptıklarını anlatan Şahin, “En önemli ilk başlığın eğitim olduğunu gördük. Çok hızlı bir şekilde yönetmeliğin değişmesi için Milli Eğitim Bakanımızın yanına gittik. Çok hızlı bir şekilde yönetmeliği değiştirdik. Okulların kullanımıyla ilgili kısımda tekli öğretim aslında ne kadar yüksek bir fedakârlık yapıldığını gösteriyor. Tekli öğretime geçmeye çalışan bir eğitim politikasından yeniden ikili eğitime geçiyorsunuz. Sabah 9’da okula giden çocuk sabahın 6’sında ezanla beraber evden çıkmak zorunda. Çünkü Suriyeli mülteci bir çocukla sırasını paylaşmak durumunda. İkili öğretime geçtik ve bu 3 bin rakamını şu anda 60 binlere çıkardık iki yılda” dedi.

    30 bin çocuğun hala sistemin dışında kaldığını dile getiren Şahin, hızlı bir şekilde okul yapılması gerektiğine işaret ederek, 8 bin dersliğe ihtiyaç olunduğunu aktardı.

    SURİYELİ YETİŞMİŞ BEYİNLERİN İSTİHDAMINA YÖNELİK KOTA UYGULAMASI

    Alınan her kararın sorunu bitirmediğini anlatan Şahin, “Kadınlar önce Türkçe öğrenmeyi çok talep etmediler, bir an önce döneceklerini düşünüyorlardı ama 5 yıl geçti. Bir nesil kayboluyor, hayatlar geçip gidiyor, çocuklar genç oluyor. O yüzden Türkçe öğrenme talebi arttı. Biz bunları hızlı bir şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Yani aldığımız her kararın yanında yeni bir destek sistemini hayata geçirmemiz gerekiyor. O yüzden çok kuvvetli projeler üretmeliyiz. Özellikle sizlere ihtiyacımız var başarmak ve sürdürülebilir açısından” şeklinde konuştu.

    Suriyelilerin istihdamı konusunda da çalışmalar yaptıklarını anlatan Şahin, “İşsizlik bütün dünyanın sorunu fakat doktor gidiyor, iyi yetişmiş adamı kaçırıyoruz. Hiç olmazsa Suriyeli öğretmen Suriyeli çocuğu eğitsin, Suriyeli doktor Suriyeli hastaya baksın dediğimizde iki senemiz geçti. Daha yeni kariyer yapmışları sistemin içerisinde tutmak için çalışma yapıyoruz. Yani çok mücadele ediyoruz. Aldığımız her karar kendiliğinde alınmıyor. O kadar çok mücadele etmemiz gerekiyor fakat gözümüzün önünde biz yaşıyoruz. Ve iyi yetişmiş beyinler gidiyor. O yüzden akademik olarak iyi yetişmişleri sistemin içerisinde tutmamız gerekiyor. Kendi işsizimizi korurken, kendi esnafımızı korurken onları ‘nasıl entegre edeceğiz’ dedik ve bir kota sistemi yaptık. O kotayla Suriyeli mülteci çalıştıralım ki ben kendi işsizime de bir şey söyleyeyim. Veya kendi yoksuluma da ‘başkanım Suriyelilere destek veriyorsunuz’ dedikleri bir negatif algıyla da yeni kutuplaştırmalara, yeni milliyetçiliklere dönüşüyor. İşte entegrasyon, adaptasyon dediğiniz şey bir ve beraber yaşamadan geçiyor” dedi. Suriyeli mültecilerin göçüyle su, yol, konut ve daha bir çok alanda ihtiyacın artığını anlatan Şahin, Suriye’deki iç savaşın bitmesi için çok net bir duruş sergilenirken, dünya barışı içinde hızlı karar alan sistematik bir çalışma modelinin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

    Sare Aydın Yılmaz ise “Savaşın gölgesinde var olma mücadelesi-Suriyeli sığınmacı kadınlar” başlığıyla yaptığı sunumda, ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeli kadınların yaşadığı sorunları anlattı. Sığınmacıların durumlarını iyileştirmek ve sağlıklı bir entegrasyon süreci yaşamalarını sağlamak için yapılması gerekenleri aktaran Aydın, bu konuda herkesin üzerine düşen ulusal ve uluslararası sorumluluklara dikkat çekti.

    Her savaşta olduğu gibi Suriye’deki savaşta da en ağır bedeli kadınlar ve çocukların ödediğini ifade eden Aydın, “Ailelerini, eşlerini, yakınlarını savaşta kaybeden ülkelerindeki fiziksel, cinsel baskı ve zulümden çocuklarını ve kendilerini korumak için kaçan milyonlarca kadın kaçış sırasında ve sonrasında fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmakta, fuhşa zorlanmakta. Binlerce Suriyeli kadın bir savaş yöntemi olarak tecavüze maruz kalmakta. Bugün milyonlarca kadın sessizlik ve yılgınlık içinde kendilerine uzanacak bir yardım eli bekliyor. Bu kadınların durumlarını iyileştirmek için üzerimize düşen tüm ulusal ve uluslararası sorumlulukları bir an önce yerine getirmeliyiz. Hükumetlerin eğitim, ekonomi gibi alanlarda etkin ve hızlı yasal düzenlemelerle sığınmacıların sosyal uyumunu kolaylaştırması, sığınmacıların yerel halk tarafından fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik olarak istismar edilmesini önleyici düzenlemeler yapılması, karar alma mekanizmalarına sığınmacıların katılmasını sağlayarak etkin ve kalıcı çözümler geliştirilmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    Panelde, tecrübe paylaşımları yapılarak, kamu kurumları, yerel yönetimler ve uluslararası kuruluşlar için değişen ihtiyaçlar, çıkarılan dersler ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgilendirici bir kanal oluşturulması hedeflendi. Ana mesajı Suriye’de süren iç savaşa son verilmesi ve barışın sağlanması olarak belirlenen etkinlikte, eğitim, sağlık, sosyal uyum ve istihdam konusunda Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin yaklaşımı katılımcılara anlatıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve şehrin genel durumu ile belediyenin sosyal hizmet modelini anlatan kısa film gösteriminin gerçekleştirildiği panelde, savaştan dolayı ülkelerini terk ederek Türkiye’ye sığınan kadın ve çocukların sorunlarına da dikkat çekildi.

  • Başkan Topbaş ‘Dünya İnsani Zirvesi’nde Konuştu

    İstanbul’da düzenlenen ‘Dünya İnsani Zirvesi’nde konuşan İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “İnsanların günlük ihtiyaçlarından geleceğine kadar her sorununun yerelden çok daha etkin çözüleceğine inancımız tamdır” dedi.

    İstanbul Kongre Merkezi’nde 60’a yakın devlet ve hükümet başkanının katılımıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ‘Dünya İnsani Zirvesi’nde küresel insani yardım sistemi masaya yatırılıyor. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı (UCLG) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, dünyada ilk kez düzenlenen tarihi zirvenin “Çatışmaları Önlemek ve Durdurmak Adına Siyasi Liderlik” konulu oturumunda konuştu. BM Genel Sekreteri Ban-ki Moon’un liderliğinde yapılan zirvenin sonuçlara gidecek bir süreci arkasından getirmesini dileyen Başkan Topbaş, “Burada sizlere iki şapkamla UCLG ve İBB Başkanı olarak hitap ediyorum. Yakın kolay, uzak zor idare edilir. 15 milyonu aşan nüfusuyla ve 8 bin 500 yıllık tarihiyle imparatorluklar şehri olan İstanbul, gerçek anlamda bir barış kenti. Farklı din ve kültürlerden insanlar İstanbul’da 563 yıldır burada huzur ve barış içinde yaşamakta. İstanbul’un huzur ve barışın sembol şehri olarak söyleyebiliriz. Bunun nasıl gerçekleştiği incelenmelidir” diye konuştu.

    Diğer taraftan dünyayı yöneten yerel yönetimlerde yaşayan 4 milyar insanı kapsayan UCLG’nin başkanı olduğunu hatırlatan Kadir Topbaş, yerel yönetimler olarak BM’nin kararlarında çözüm ortağı olmak için çalıştıklarını söyledi. Sorunların yerinden daha hızlı çözülebileceğinin altını çizen Başkan Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şu anda sadece 15 saniye içinde dünyada neler olduğuna bir baksak, internet üzerinden yüz milyonlarca işlem yapıldı. Amazonlar’da yüzlerce ağaç kesildi ve tonlarca buzul eridi. Tonlarca bombalar atıldı ve onlarca insan hayatını kaybetti bu 15 saniye içerisinde. Sorunların çözüm yollarını ararken, önce bataklığı kurutmak, yani nedenlerini ortadan kaldırmak zorundayız. Global köy haline gelen dünyada siyasi sınırların dahi anlamsızlaştığı bir iletişim gücüyle karşı karşıyayız. Kaderlerimiz birbirine bağlı, lokal bir olay bütün dünya insanlığını etkiliyor. Farklı kıtalarda ve ülkelerde de olsa ortaya çıkan olaylar mutlaka çözülmelidir.”

    Bu konuda yerel yönetimlere düşen sorumlulukların farkında olduklarını ifade eden Topbaş, özellikle yereli güçlendirmek suretiyle kentleşme sürecinin daha dengeli gelişmesini ve sorunların yerinde çözülmesini arzu ettiklerini kaydetti. Olumsuzlukların çözümünün yerel yönetimlerin ve politize olmamış sivil toplum kuruluşlarıyla çözülebileceğine inandığını dile getiren Topbaş, dünyada ortaya çıkan göçmen nüfusun bütün dünyayı tehdit eder boyuta getirdiğini söyledi. Bu nedenle işgallerin sona erdirilmesi, kan ve gözyaşının bitirilmesi, insanca yaşanacak ortamlar oluşturulması gerektiğini vurgulayan Topbaş, İnsanlara en yakın birimler olarak İBB ve UCLG’nin sorunları gayet iyi bildiğini ve daha müreffeh bir hayat ile gelecek hazırlamaya çalıştığını belirtti.

    Meseleleri ortaya çıkmadan çözmek gerektiğini ve sorunlar ortaya çıkmadan halkı bilgilendirmek zorunda olduklarını anlatan Topbaş, “Yerel aktörler olarak huzur ve barış ortamı sağlamak, yaşam standardını yükseltmek, ihtiyaçları önceden hissedip yerine getirmek vardır. Dünya yerel yönetimleri olarak BM, AB ve hükümetlerle yakın çalışmayı, bu konuda bize destek verilmesini arzu etmekteyiz. Yerel yönetimlerin finans noktasında ciddi ihtiyaçları var. Halk çözüm yeri olarak yerel yönetimleri görmektedir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığı döneminde yerel yönetimleri gücünü arttırdı ve İstanbul’da bu sayede ciddi yatırım ve hizmetler yapabildik. Dünya barışı da yerel yönetimlerden geçer. Çünkü biz yaşayan vatandaşlarımıza eşit mesafedeyiz. İnsanların günlük ihtiyaçlarından geleceğine kadar her sorununun yerelden çok daha etkin çözüleceğine inancımız tamdır” şeklinde konuştu.

    “YEREL YÖNETİMLER KRİZ ÇÖZÜMÜNDE AKTİF ROL ALMALI”

    İBB ve UCLG Dünya Teşkilatı Başkanı Kadir Topbaş, BM Habitat III Genel Sekreteri Joan CLOS ile birlikte zirve kapsamında düzenlenen “Kentsel Krizler için Küresel İttifak” konulu oturuma da eş başkanlık yaptı. Oturumun açılış konuşmasını yapan Topbaş, yerel yönetimlerin dünyada huzur ve barışın temin edilmesinde çok önemli olduğunun altını çizerek, “UCLG olarak BM ve hükümetlerin kararlarının ortağı olalım istiyoruz. Çünkü olayları yerinde biz görüyoruz, sorunları biz yaşıyoruz ve çözümleri biz biliyoruz.” diye konuştu.

    “Vatandaşlar, görev alanına girmese bile birçok şeyi en yakın ulaşabildiği belediyelerden istiyor. Yerel yönetimlerin halka yakınlığı hiçbir kurumla ölçülemez” ifadelerini kullanan Topbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yerel yönetimler bir kamu kuruluşundan öte yarı sivil toplum kuruluşu gibidir. İBB olarak yurtiçi ve yurt dışındaki bütün felaketlere arama kurtarma ve yardım ekibi gönderiyoruz. Reflekslerimiz çok hızlı ve riskleri de göze alarak yardım söz konusu olunca çok hızlı karar alabiliyoruz. İnsan her şeyi affeder adam yerine konmamayı affetmez. Hayata tutunmaya çalışan insanı iteleyemezsiniz, öteleyemezsiniz. Yoksa başka problemler ortaya çıkar. Öte yandan, hızla gelişen şehirler yoğun nüfusun baskı altında. Bunun mutlaka dengelenmesi lazım. Aksi halde şehirlerde yaşamak çok daha zor hale gelir.”

    Yerel yönetimler arasındaki kent diplomasisini çok önemsediklerini ve bunun dünya barışına, ülkeler arası ilişkilerinin düzelmesine büyük katkı sunduğunu aktaran Topbaş, “Bizler çözüm ortağı olarak vatandaşları aramıza alabiliyoruz. Teknolojinin en çok geliştiği 21. yüzyılda dünyada hala vahşi bir yaşam, kan ve gözyaşı var. İnsanlığın ölmemesi için her birimize önemli görevler düşüyor. Umarım ki bu toplantıda çok yaldızlı, güzel sözler söylemek yerine çözümler buluruz. Arkasından gideriz ve çözüm modelleri ortaya konulur. Krizleri önlemede küresel ittifak kilit rol oynamalıdır. Yerel yönetimler de bu alanda aktif rol almalıdır. UCLG kentsel sorunlara karşı küresel ittifakın yanında olmaya devam edecektir” şeklinde konuştu.

    Kadir Topbaş, UCLG’nin Ekim ayında Bogota’da gerçekleşecek toplantısında dünya barışına katkı sunan, kendi bölgesindeki çatışmaları önlenmesine yardımcı olan yerel ve bölgesel yönetimleri ilk kez ‘barış’ ödülüyle ödüllendireceğini de sözlerine ekledi.