Etiket: İnisiyatif

  • Memiş: “Sağlıkta şiddet konusunda Cumhurbaşkanımızın inisiyatif alacağına canı gönülden inanıyorum”

    Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Sen Genel Başkanı Metin Memiş, sağlık çalışanlarına çok değer veren Cumhurbaşkanı’nın sağlıkta şiddet konusunda inisiyatif alacağını ve bu soruna çözüm bulunacağına canı gönülden inandığını söyledi.

    Sağlık-Sen Çankırı Şubesi 4. Olağan Genel Kurulu bir otelde divanın oluşturulmasının ardından saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Programın açılış konuşmasını Sağlık-Sen Çankırı Şube Başkanı Tuna Dinç gerçekleştirdi.

    Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Sen Genel Başkanı Metin Memiş, sağlıkta şiddet konusuna değinerek, “Şiddet konusu başlı başına bir mesele ama sağlıkta daha fazla bir şiddet var. Bu anlamda bakanlığımızla ortak politikalar ürettik. Güvenlik tedbirleri artırıldı, hukuki destek verilmeye başlandı. En son bizim önerimizle tutuklu yargılama ile ilgili düzenleme yapıldı. Ama savcıların yetkisinde olduğu için tutuklu yargılanmıyor. Bunlara bir zorunluluk getirin şiddet uygulayanlar tutuklu yargılansın istedik. Bu konuda Cumhurbaşkanımız inisiyatif almalı ve Cumhurbaşkanımızın mihmandarlığında 80 milyon insanımızla birlikte bu kutsal mesleği icra eden sağlık çalışanlarına karşı şiddete sıfır tolerans için ortak bir mücadele başlatmak gibi önemli bir zorunluluğumuz var. Sağlık çalışanlarına çok değer veren Cumhurbaşkanımızın bu konuda inisiyatif alacağını ve şiddet konusunda çözüm bulunacağına da canı gönülden inanıyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından faaliyet, denetim ve mali raporlar görüşülerek ibra edildi ve seçime geçildi. Tek listenin yer aldığı kongre sonrasında Tuna Dinç tekrar başkan seçildi.

  • Türk iş adamı Ahmet Reyiz Yılmaz’dan İsrail’in Türkiye Büyükelçisi’ne “İnisiyatif alın” çağrısı

    İsrail ile Türk şirketi arasında hukuka aykırı vergi krizi devam ederken, Türk şirketinin sahibi Ahmet Reyiz Yılmaz, İsrail Büyükelçisi Eitan Naeh’e “İnisiyatif alın” çağrısı yaptı.

    İsrail Maliye Bakanlığının ülkede 23 yıldır faaliyet gösteren Türk şirketini hedef seçerek yaklaşık 45 milyon dolar gibi büyük bir vergi talebi ile şirketin kapısını çalması ile ortaya çıkan İsrail Maliye Bakanlığı ile şirket arasındaki kriz devam ediyor. İsrail ile Türk şirketi arasında devam eden vergi krizinde İsrail Maliye Bakanlığının mahkemenin evrak talebini reddettiği öğrenildi. Bunun üzerine şirketin sahibi Ahmet Reyiz Yılmaz yazılı bir açıklama yaptı. Yılmaz yaptığı açıklamada, “İsrail Maliyesi mahkemeden evrak gizliyor. Bu çok ayıp bir şey. İsrail’de Maliye Bakanlığı İsrail mahkemesinden evrak gizliyor. Tuhaf bir durum var ortada. Mahkeme bir yazışma tutanağı istiyor, İsrail Maliye Bakanlığı vermem diyor. Bizden istenen evrağa İsrail Maliyesinin cevabı var. Bu cevaba göre Savunma Bakanlığının İsrail Maliye Bakanlığına 2004’te yazdığı yazıda da muafiyet yazıyor. Bizden istenilen vergi tamamen suni ve temeli olmayan asılsız bir iddiadan öteye geçmeyen, hukuk dışı bir eylemden ibarettir. Ne yazık ki bu iddia bir de İsrail mahkemesine taşınarak bizi zora sokacak adımlar atılmak istenmiştir. Şirket olarak biz İsrail’de mahkemeye belgeleri sunmamıza rağmen İsrail Maliye Bakanlığından istenen ve 2004 yılında muafiyetimizi gösteren İsrail Savunma Bakanlığına ait Maliye yazışmaları mahkeme tarafından istenmesine rağmen İsrail Maliye Bakanlığı bu yazıları vermeyeceğini bildirdi. Bu işin tadı kaçacağı kesindir. Böyle bir saçmalık olamaz” dedi.

    İsrail’in Türkiye Büyükelçisi Eitan Naeh’e de seslenen Ahmet Reyiz Yılmaz, “Sayın Naeh acilen sorumluluk almalıdır. Önümüzdeki günlerde özellikle Sayın İsrail Türk Büyükelçisi Eithan Naeh Bey tarafından kuvvetli politik adımlar atılmasını ve bu suni meselenin kapatılmasını bekliyor ve ümit ediyoruz. Türk Büyükelçimiz İsrail’de temaslarını sürdürmektedir. İsrail Maliye Bakanlığı son derece hukuk dışı bir tavır ile hareket etmektedir. Bu işler iki ülke ilişkilerine hiçbir katkı yapmaz. Mahkeme sizden bir belge istiyor, siz veremeyiz diyorsunuz? Neyi gizliyorsunuz mahkemeden. Bizim muaf olduğumuz bir vergiyi istiyorsunuz. Öte yandan daha önce mahkeme huzurunda İsrail Hükümet beyanlarını yok sayıyorsunuz, bir yandan da size İsrail Savunma Bakanlığından 2004 yılında bizim bu muafiyetimizin gerekçesini yazan yazıları mahkemeye veriyorsunuz. Bu mantık kabul edilemez. Sayın Büyükelçi bu işi çözer. İsrail Büyükelçisi Sayın Naeh bu konuyu çözecek politik kariyer ve güce sahiptir. Kendisi Netanyahu ile de yakın temas halindedir. Bu konuda İsrail Maliye Bakanına Büyükelçi olarak kendi görüşlerini de aktarması gerekir. Sonuçta İsrail Maliye Bakanı da ülkesini yönetmeye aday bir isim. Bu yanlışlıklar kendisi açısından da olumlu şeyler değildir. Benim kanaatim Sayın Büyükelçi Naeh bu meselede biraz inisiyatif alarak hareket ederse bu mesele mahkeme süreci kapatılarak sorun olmaktan çıkartılır” ifadelerini kullandı.

  • STK’lardan Beyaz Bayraklı Sivil İnisiyatif

    İzmir’de, 113 sivil toplum kuruluşu, Beyaz Sivil İnsiyatif adı altında çalışma grubu oluşturdu. Logosu beyaz bayrak olan inisiyatif üyeleri, ellerinde beyaz bayrak ve zeytin dalı ile açıklama yaparak “ülkede hiç bir insanın artık savaşı andıran şiddet nedeniyle ölmemesi, yaralanmaması ve engelli kalmaması için bu kötü gidişe “dur” demek istediklerini belirtti.

    İzmir’de gönüllülük ilkesi ile faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, ülke gündemini değerlendirmek üzere geçen Çarşamba günü toplantı yaptı. 61 sivil toplum kuruluşunun yöneticilerinin katıldığı toplantının sonucunda beyaz bayrak logosu ile Beyaz Sivil İnisiyatif adı altında çalışma grubu oluşturuldu. 113 sivil toplum kuruluşunun imzasının bulunduğu basın metnini, ellerinde beyaz bayrak ve zeytin dalı ile kamuoyu ile paylaşan inisiyatif üyeleri, ülkede hiç bir insanın artık savaşı andıran şiddet nedeniyle ölmemesi, yaralanmaması ve engelli kalmaması için bu çalışmayı başlattıklarını belirtti ve kamuoyunu bu kötü gidişe “dur” demeye davet etti.

    “ÜLKEMİZİN HAK ETMEDİĞİ TANIMLAMALARDA BULUNULUYOR”

    Konuşmasını, ellerinde beyaz bayrak ve zeytin dalı olan sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile birlikte yapan Beyaz Sivil İnisiyatif Komisyonu Başkanı Abdullah Cıstır, “Biz, yaşadığımız bu güzel ülkenin, içinde bulunduğu duruma ve her gün biraz daha azalan sevgi ve kardeşlik ortamına, her gün gelen ölüm haberlerine, insanların gitmeye korktuğu, ülkemizin doğu ve Güneydoğu bölgesine neden gidilemediğine, tüm yaşananlara rağmen sadece taziye mesajı yayınlayan sayın yöneticilerimize ve karar vericilere, tepkimizi gösterebilmek adına bir araya geldik. Bazı yerli, yabancı yayın ve düşünce kuruluşları, ‘Türkiye iç savaşa gidiyor’, ‘Türkiye, Orta Doğu gibi olacak’,‘kutuplaşmış bir ülke’ , ‘sınırları içinde istikrarsızlık var’, ‘istikrar arayışı kaosu getirdi’ şeklinde Ülkemizin kesinlikle hak etmediği tanımlamalarda bulunulmaktadır. Sayısı her geçen gün artan bu söylemler ülkemizdeki barış umutlarını baltalamaktadır. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yaşanan olaylar, rutin olaylar haline gelmeye başladı ve asla anlayamadığımız bir akıl tutulması ile üzülerek ifade ediyoruz ki, yaşanan olaylar ve ölüm haberleri sıradanlaşmaya başlamıştır.”

    “ŞİDDET SARMALI”

    Türkiye’nin, 7 Haziran seçimlerinden bu yana bir şiddet sarmalının içine düştüğünü, yaklaşık yedi aylık süreç içinde masum sivillerin bulunduğu yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini ve ülkenin doğusunun yangın yerine döndüğünü söyleyen Cıstır, “Diyarbakır, Suruç, Ankara ve Sultanahmet‘te masum insanların katledilmesi ile ülkemizin doğusu ve batısında da çok boyutlu bir şekilde yayılmış ve yüreğimizi yakan can kayıplarına ve telafisi son derece güç, maddi ve manevi kayıplara neden olmuştur. Büyük acı yaşadığımız bu süreç boyunca yaşamını kaybeden sivil halkımıza ve görevi başında şehit düşen güvenlik mensuplarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve metanet diliyoruz.”

    “BU GİDİŞE ‘DUR’ DEMEK İSTİYORUZ”

    Kaybedilen her canın içlerini yaktığını ifade eden Cıstır, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşanılan şiddet olaylarına tepki gösterenler, sokakta eylem yapan insanlar, kınama mesajı yayınlayan sivil toplum kuruluşları, siyasi otorite, siyasi partiler ve özel sektör yöneticileri giderek azalmaya başlamıştır. Maalesef bu, şiddetin kanıksandığı ve artık rutin bir olay olarak kabul edilmeye başladığının göstergesidir. Yaşanan olayların batıdaki yansımaları anlaşılamaz bir şekilde gelişmektedir. Patlayan bombalar, linç kültürünün yayılmasına neden olmuştur. Biz aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları, bu kötü gidişe ‘dur’ demek istiyoruz ve tüm kamuoyunu, ‘dur, güzel ülkemde neler oluyor’, ‘dur, sevgi ve kardeşlik nereye gidiyor’, ‘dur, hoşgörümüze ne oldu’, ‘dur, artık analar ağlamasın’, ‘dur, bu ateşe son verin’, ‘dur dur’, ‘dur artık, insanlık ölmesin’ demeye davet ediyoruz.”