Etiket: İndirdik”

  • Bakan Pakdemirli’den bir müjde de besiciye: “Küspeyi 90 liradan 60 liraya indirdik”

    Elazığ’dan besicilere müjde veren Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Küspemizi 90 liradan 60 liraya indirdik. Besicilerimiz yem alanında bir nefes alsınlar. Enflasyonla mücadele kapsamında da böyle bir destek vermeyi uygun bulduk” dedi.

    Programları kapsamında Elazığ’a gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, şeker fabrikasını ziyaret etti. Bakan Pakdemirli burada yaptığı açıklamada, “1956 yılında kurulan şeker fabrikasındayız. Ülkenin endüstriyelleşmesi döneminde yapılmış en önemli adımlardan bir tanesidir. Adnan Menderes’i bu vesile ile rahmetle anıyorum. Bu fabrikamızda 220 bin ton kapasite var. Ama 150 bin tonu kullanılabiliyor. Bunun da sebebi sulu tarımla ilgili Elazığ’da eksikliklerimiz olmasıdır. Sulu tarımın geliştirilmesi ve su projelerimizin bir an evvel bitirilmesinin öneminin anlaşılması anlamında bu ziyarette önemli diye düşüyorum. Bu ziyaretten sonra sulama ile ilgili projelerimize daha fazla önem göstermemiz gerektiğini kendim ve bakanlık olarak daha iyi anladık. Burada 27 bin şeker kotamız olmasına rağmen ancak 7 kiloda bir şeker üretildiğini düşünürsek, 20 bin ton civarında bir üretimimiz olabiliyor. Aslında bu fabrikanın da sürekli kullanılması için daha fazla pancar ve şeker üretilmelidir. Besicilere iyi bir haberim var. Besicilere yan destek kapsamında buradaki çıkan küspemizi 90 liradan 60 liraya indirdik. Besicilerimize özellikle bir yem alanında bir nefes alsınlar. Enflasyonla mücadele kapsamında da böyle bir destek vermeyi uygun bulduk” diye konuştu.

  • Bakan Zeybekci: “Bugüne kadar Katar’a 90 uçak indirdik”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (TÜMSİAD) düzenlediği iftar programına katıldı. Zeybekci, “Hedefimiz ihracatta 157 milyar doları aşmak” dedi.

    Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (TÜMSİAD) İstanbul’da bir otelde düzenlediği iftar programında konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye ekonomisi ve Katar krizi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

    İhracatın ve istihdamın zorunluluğuna değinen Bakan Nihat Zeybekci, bunu gerçekleştirebilmek için de her yıl en az yüzde 5,5 büyümenin gerekli olduğuna vurgu yaparak, “Değerli arkadaşlar ihracat yapmak zorundayız. Başka şansımız yok. Biz her yıl 1 milyon vatandaşımıza iş bulmak zorundaysak eğer ki öyle. Her yıl 1 milyon net iş üretmek zorundayız. Bunu yapmak için de Türkiye her sene ortalama olarak yüzde 5,5’un üzerinde 6-6,5-7 civarında büyümesi gerekiyor. Bizim acelemiz var. Biz herkesten farklı yapmak zorundayız. Çünkü geç kalmışız. Onun için bu büyümeyi yakalamamız gerekiyor. Bu büyümeyi yakalayacak yatırımlarım yapmak için de yeterli sermayemiz yok. Yeterli tasarrufumuz yok. İki yöntem var. Bir; ya borçlanarak büyümemizi gerçekleştireceğiz. Dış borçlarla, doğrudan yabancı sermaye girişimiyle ya da değerlendiremediğimiz yer altı, yer üstü zenginliklerimizi, alın terimizi ve akıl terimizi de içine koyarak ihracat yapacağız. Yaptığımız bu ihracatın sonunda sağladığımız finansmanla kendi kazandığımız öz para ile kimseye faiz veya hesap vermeden yatırıma dönüştüreceğiz. Onun için ihracata dayalı büyümeyi önemsiyoruz. İhracatımızı artıracağız. Ve bugüne kadar 2009 krizinden sonra gelmiş olduğumuz o 157 milyar dolarlık ihracatı sonrasında 142’lere kadar düşerek epeyden buralarda dolanıyoruz. Bu sene ihracatta bir seferberlik, bir kalkınma bir atılım yılı olacak. Ve yıl sonu itibariyle hedefimiz o 157,6 milyar doları aşmak, bunu kırmak” diye konuştu.

    “Sen şimdi çok yürüdün diye mahkeme başka bir şey mi söyleyecek?”

    CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun artık siyasette sona doğru yaklaştığını belirten Zeybekci, “Artık çok farklı bir noktaya geleceğiz. Türkiye’de siyaset, milli bir siyaset ve uzlaşı siyaseti haline gelecek. Onun için şuanda birileri yürüyorsa bence başına gelecekleri bildiği için yavaş yavaş araziye doğru gidiyor. Çünkü öyle absürd performanslar göstermediği sürece çünkü içeri girse, eve girse sorgulayacaklar bunu. ’Gel bakalım şu işi bir konuşalım diyecekler’ onun için eve girmiyor. Dolaşıyor şimdi arazide. Bu dokunulmazlıklar kaldırılırken o ucuz kahramanlığı yapan sen değil miydin? Dokunulmazlıklar kaldırılırken herkese meydan okuyupta hodri meydan diyen sen değil miydin? Şuanda bu içeri giren milletvekilinin bu dokunulmazlık dosyasını kaldırırken siz orada değil miydiniz? Mahkemelerin bu şekilde icra yapabileceklerini görmediniz mi? Onun için milletin siyasetini yapacaksan eğer mahkemenin verdiği bu kararla ilgili yapılacak tek bir şey varsa eğer o da yasamadır. Meclise gelirsin, davanı anlatırsın, teklifini verirsin. Diğer siyasi partiler seni desteklerse senin şuanda karşı durduğun şeyin çözümü ancak öyle olur. Sen şimdi çok yürüdün diye mahkeme başka bir şey mi söyleyecek? Mahkemedeki hakimlerin üzerine böyle psikolojik baskı kurmaya hakkı var mı kimsenin?” ifadelerini kullandı.

    “Bugüne kadar 90 uçak gitti. Kardeşlerimizin bütün ihtiyaçlarını karşıladık”

    Katar Krizi’nin kardeşler arasındaki yanlış bir diyalogtan kaynaklandığını ifade eden Zeybekci, “Körfezdeki bu yaşananları kardeşler arasındaki bir yanlış diyalog olarak görüyoruz. Ve problemin kendi mecrasındaki aktörler tarafından başka yerlerdekiler tarafından değil. Kendi mecrasındaki aktörler tarafından çözülmesini, onlar arasındaki diyalogla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Böyle çözüleceğine inanıyoruz inşallah Ramazan’ın son günlerinde. Ama bundan 2 hafta önce Pazartesi günü bakanlar kurulu sırasında ambargonun başladığı bilgileri bize geldi. O gün gece Türkiye olarak, Cumhurbaşkanı’mızın talimatlarıyla ve müsadeleriyle bir operasyonu derhal başlattık. Yani dünyanın en büyük hava filolarından birine sahip olmanın ne demek olduğunu o gün anlıyoruz. Türk Hava Yolları bugün dünyanın en büyüklerinden elhamdulillah. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Bey kardeşime 5 uçak dediğim zaman, 1 saat sonra 5 uçak hazırdı. Kargo uçağı, yolcu uçağı değil. Salı günü öğle vakti de Katar’daydık. Yani Türk ürünleri oradaydı. Bizden istedikleri özellikle süt ve süt ürünleri grubu ve yumurtaydı. Hepsini indirdik oraya ve bugüne kadar da 90 uçak gitti. Ve kardeşlerimizin bütün ihtiyaçlarını karşıladık” dedi.

  • Aybak: “2015’Te Suya Kesinlikle Zam Yapmadık, Aksine 5 Kuruş İndirdik”

    Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) Genel Müdürü Turgut Aybak, suya zam yaptıkları yönündeki algının doğru olmadığını, 5 kuruş indirim yapmalarına rağmen faturaların yüksek gelmesinin, yüzde 45 oranındaki atıksu bedeli ve su fiyatının enflasyona endeksli olmasından kaynaklandığını söyledi.

    MESKİ Genel Müdürü Aybak, Mersin’de bu yıl vatandaşın en çok şikayet ettiği konuların başında gelen yüksek su faturaları ve faturayı şişiren atıksu bedeli konusunda İHA muhabirine açıklama yaptı. Kamuoyundaki algının aksine MESKİ’nin 2015’te su fiyatında zam değil, 5 kuruşluk indirim yaptığına dikkat çeken Aybak, yüksek su faturalarının nedenini, kendilerinden önce yapılan anlaşmalarla faturalara yansıyan yüzde 45 oranındaki atıksu bedeli, su fiyatının enflasyona endeksli olması ve yaylalar ile tatil beldelerine yaz nüfusuna göre yaptıkları yatırımların karşılığını sadece 2 ay alabilmelerine bağladı.

    “2015’TE SUYU 5 KURUŞ UCUZLATTIK AMA KAMUOYUNA FAHİŞ ZAM YAPMIŞIZ ALGISI VERİLDİ”

    Mersin’de 2014’teki su fiyatlarının 2013 sonu itibariyle belirlendiğini, kendilerinin ise MESKİ’de, 2014’ün 1 Nisan tarihi itibariyle görevi devraldıklarını anımsatan Aybak, “Mersin merkezde 2014 yılında suyun metreküp fiyatının kaç lira olacağı bizden önce belirlenmişti zaten. Dolayısıyla 2014 yılı içerisinde bizim Mersin’de suyla ilgili ne bir ucuzlatma ne de bir zam yapmamız söz konusuydu. 2015’te ise biz Mersin’deki su fiyatını 5 kuruş ucuzlattık. Ama buna rağmen, vatandaşımızın su faturalarından şikayetini, belki peş peşe 3 seçim yaşanıyor olması ve diğer partilerin su fiyatlarını kullanmak istemelerinden kaynaklandığını düşünüyoruz. Biz sanki suya fahiş bir zam yapmışız algısı kamuoyuna verilmeye çalışıldı. Oysa Mersin merkez için 5 kuruş indirim yapıldı, kesinlikle suya zam yapılmadı” dedi.

    “ATIKSU BEDELİ BİZE FATURA EDİLMEYE ÇALIŞILDI”

    Su bedelinin içerisinde yüzde 45 oranında atıksu bedeli olduğuna işaret eden Aybak, bu oranın da kendilerinden önce belirlenmiş bir oran olduğunu belirti. Karaduvar Atıksu Arıtma Tesisi ve Batı Havzası Kanalizasyon İnşaatı’nın finansmanın dış krediden sağlandığını anımsatan Aybak, “Karaduvar Atıksu Arıtma Tesisi ve Batı Havzası Kanalizasyon Tesisi’nin her ikisi de atıksuyla ilgili. Bizden önce bunların anlaşmaları yapılmıştı. Bu anlaşmalarda bir takım taahhütlerde bulunulmuş. Atıksuya kredi veren müesseseler, verdikleri kredinin geri dönüşlerini garanti edebilmek için atıksuyun içme suyunun belli bir oranında olmasını öngörmüşler. Anlaşma bu şekilde imzalanmış. Anlaşmada, ‘Su bedelinin yüzde 45’ini atıksu bedeli olarak şu hesapta kredimin teminatı olarak bloke edeceksiniz’ deniyor. Bu yüzde 45 oranı da bizden önce belirlenmiş bir oran. Atıksu bedeli, 2015 yılında çok konuşuldu ve bu iş yeni yönetime fatura edilmeye çalışıldı. Oysa oran da bizden önce belirlenmişti ve 2015 yılının tarifesinde Mersin merkez için kesinlikle zam yapmadık. Bu krediler ödenip bittiğinde bu atıksu bedeli ortadan kalkacak ama inşallah o günleri bizler görürüz, çünkü bu krediler 20-30 yıl vadeli” diye konuştu.

    “SU FİYATI AYLIK OLARAK ENFLASYONA ENDEKSLİ DEĞİŞİYOR”

    Suyun birim fiyatının Türkiye genelinde enflasyona endeksli olduğunu, enflasyon oranına göre artış ya da azalma olduğunu da aktaran Aybak, “Su fiyatı aylık olarak enflasyona endeksli olarak değişiyor. Yılın başında Meclis’ten bir kez suyun metreküp fiyatı geçiyor, sonrasında enflasyon oranında her ay kendiliğinde artıyor” ifadelerini kullandı.

    Çok önemli bir başka konunun ise MESKİ olarak yaptıkları yatırımların karşılığını alamamak olduğunu dile getiren Aybak, MESKİ’nin hem yatırım hem fiyatlandırma hem de işletme anlamında diğer su ve kanalizasyon idarelerine göre, ekstradan zorlukları bulunduğunu vurguladı. Mersin’de bazı yerleşim yerlerinin nüfusunun yaz ve kış aylarında değişmesini buna örnek veren Aybak, yaz aylarında yaylaların nüfusunun 10 katına çıktığına dikkat çeken Aybak, “Örneğin Fındıkpınarı’nın kış nüfusu 4-5 bin, yaz nüfusu 50 bin, Gözne, Silifke ve Erdemli’nin yaylaları hep aynı durumda. Vatandaşımızın yayla olarak çıktığı köy ve beldelerde siz bütün yatırımlarınızı yaz nüfusuna göre yapmak zorundasınız. Aynı şekilde Kızkalesi’nin kış nüfusu 4 bin, yaz nüfusu 60-70 bin. Kızkalesi’nin içme suyunu, kanalizasyonunu, arıtma tesisini siz 70 bin nüfusa göre yapmak zorundasınız. 70 bin nüfusa yapacağınız bir yatırımın maliyeti ile 4 bin nüfusa yapacağınız yatırımın maliyeti aynı değil. Çok büyük bedellerle ben oraya yatarım yapıyorum ama bu çok büyük bedelin karşılığını ben sadece Temmuz ve Ağustos aylarında 2 ay alabiliyorum” ifadelerini kullandı.

    “YAPTIĞIM YATIRIMIN KARŞILIĞINI 12 AY ALABİLSEM SU HEMEN YÜZDE 30 UCUZLAR”

    Temmuz ve Ağustos aylarında MESKİ’nin tahsilatının diğer aylardakinin 1,5 katı olduğunu da belirten Aybak, şöyle devam etti: “Ben yılın 12 ayı bu tahsilatı böyle yapabilsem, Konya, Kayseri, Gaziantep su ve kanalizasyon idareleri gibi yaptığım yatırımı 12 ay boyunca aynı doluluk oranıyla işletip de abonelerimden para alabilsem benim maliyetlerim çok düşer. Temmuz-Ağustos’taki yüzde 50 artış yılın 12 ayında da olsa bunun anlamı şudur; vatandaşın kullanacağı su hemen yüzde 30 ucuzlar. Ama böyle bir imkanımız yok maalesef. Ben iki-üç katı bedellerle yatırım yapıyorum ama bunun sadece iki ay karşılığını alabiliyorum. Geri tarafını nasıl finanse edeceksiniz bu yatırımın? İşte bu, su fiyatlarına istesek de istemesek de yansıyor.”

    Su ve kanalizasyon idarelerinin su satış gelirinin haricinde hiçbir geliri olmadığının da altını çizen Aybak, “Devlete, ‘Kızkalesi’nin yaz nüfusu 70 bin oluyor, yaz için bana destek verin’ deme imkanım yok. Sadece satacağım suyun fiyatından bütün bunları finanse etmek durumundayım. Suyun fiyatını da tam maliyet esaslı belirlediğimiz için böyle oluyor” şeklinde konuştu.

    “BELDELERDEKİ İNDİRİM SORUNUNU MİLLETVEKİLLERİNE AKTARDIK. YASAL DÜZENLEME ÇIKARSA İNDİRİMİ AYNEN YANSITIRIZ”

    Mersin’de su bedellerinde merkez dışında daha önce 49 çeşit tarife olduğu bilgisini veren Aybak, bu kadar tarifeyi takip etme olanakları olmadığı için bu 49 tarifeyi, Mersin merkezdeki 4 ilçeye bir, diğer 9 ilçeyi de 9 tarifeye dönüştürdüklerini anlattı. 6360 sayılı kanunla köy statüsünü kaybedip de mahalleye dönüşen yerlerden su fiyatının, ilçedeki su fiyatının dörtte biri olarak alınmasının hükme bağlandığını ifade eden Aybak, MESKİ olarak bu yerleşim birimlerinde suyun fiyatını dörtte bir olarak aldıklarını kaydetti.

    En çok eleştirinin ise yüksek su fiyatlarından yakınan beldelerden geldiğini belirten Aybak, şunları söyledi: “Bize en çok eleştiri beldelerden geliyor. Beldeler, ‘su fiyatımız yüksek’ diyor. Ama beldelerle ilgili kanunda bir indirim öngörülmüyor. Kanunda olsaydı biz onu da uygulardık. Ama biz bu sorunu bütün milletvekillerine aktardık. Meclis açılıp da çalışmalar başladığında beldelerle ilgili bir yasal düzenleme gelirse biz de bu düzenlemenin gereğini yerine getiririz, onların su fiyatlarında da Meclis’in vereceği indirimi aynen yansıtırız. Ama onun dışında şu anda ilçe tarifesine göre bir indirime gitmemiz söz konusu değil.”