Etiket: incelenecek

  • Manisa’da yapay depremlerle zemin hareketleri incelenecek

    Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün çalışmaları kapsamında Eskişehir Teknik Üniversitesi’nden gelen uzman ekibin desteğiyle Spil Dağı’nın Manisa Turgut Özal Mahallesi tarafında bulunan ve halk arasında Şahin Tepesi diye bilinen bölgede yapay deprem ile fay hattının heyelan üzerindeki etkisi araştırılıyor. Araştırmalar sonunda zemin profili tespit edilerek bölge için önlem projesi hazırlanacak.

    Manisa’nın Şehzadeler ilçesi Turgut Özal Mahallesindeki Şahin Tepe’de meydana gelen heyalanların nedenleri uzman ekiplerce araştırılmaya başlandı. bölgedeki birçok evin zarar gördüğü heyelanlara neyin sebep olduğunu öğrenmek için Türkiye’de çok az kullanılan bir teknikle araştırma çalışmalarına başlandı.

    Yapay depremler oluşturulacak

    Projede yer alan Jeoloji Mühendisi Aykut Ali Ece yaptığı açıklamada, “Turgut Özal Mahallesinde akma yapısı şeklinde görülen heyelan ile ilgili Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün bünyesi kapsamında burada heyelan etüdü çalışması yapıyoruz. Bu çalışma kapsamında ilk önce jeofizik yöntemlerden elektrik tomografi uyguladık, kesit çıkarttık, o kesite göre sondajların yerleri belirlendi, yapılabilecek alanlarda ilgili metrajlarda sondajlar yapıldı. Buradaki çalışmamızın amacı sondaj yapamadığımız alanlarla beraber heyelanın üzerinde Manisa fayının da etkisi var mıdır, yok mudur diye tespitine yönelik sismik yansıma çalışma yapacağız. Bu işlerin hepsi Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün kontrolünde yapılmaktadır. Eskişehir Teknik Üniversitesi’nden de sismik yansıma konusunda uzman ekip ve hocalarımız ile birlikte ölçüm çalışmasının başlangıcı olan hazırlıkları tamamladık ve ölçüm çalışmalarına da başlayacağız. Spil Dağının eteklerinden bulunduğumuz noktaya kadar 25 tane ayrı noktada güzergah üzerinde patlatma dediğimiz bir yöntemle, gan adını verdiğimiz cihazla yapay depremler oluşturacağız ve yapay depremlere istinaden de zeminlerin davranışlarından zemin profilini tespit etmeye çalışacağız. Buradaki amaç mevcut heyelanın durumunun tespit edilmesi, önlemler ile ilgili de projenin hazırlanmasına yönelik Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün kontrolünde ve kapsamında bu işlemleri yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Çalışma sonrası önlem projesi hazırlanacak

    Jeofizik Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilcisi Jeofizik Yüksek Mühendisi Fatih Şenhisar ise, “Heyelan kaymasına yönelik önlem alınması için yapılan bir çalışma. 2006 yılında İl ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün yapmış olduğu çalışmanın bu bölgede bulunan evlerin heyelandan dolayı etkilendiği tespit edildi ve bununla ilgili jeolojik etüt yapıldı. Kaymanın önlenmesi için müdürlüğümüz tarafından ilk etapta çok elektrotlu jeofizik yöntemle bu heyelanın kayma düzlemi ve kesitini çıkartarak ne kadar etki yaptığını bularak onunla ilgili önlem yapılması çalışması yürütülüyor. Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Berkan hocamız eşliğinde Türkiye’de çok az yapılan bu yöntemi gerçekleştiriyoruz. Bu sismik yansıma yöntemi ile arazinin kesitini ve kayma düzlemini ortaya çıkararak buna yönelik önlemler alınacak, önlem projesi hazırlanacak ve daha sonra da bu çalışmanın neticesinde buradaki yerleşim yerlerini de rahatlatmış olacağız.” diye konuştu.

    “Buradaki heyelan basit bir heyelan değil”

    Eskişehir Teknik Üniversitesi Jeofizik Profesörü Berkan Ecevitoğlu da yaptıkları çalışmayla ilgil şunları söyledi: “Burada yapılan iş tıptaki ultrasona benziyor. Nasıl ultrason ile bebeğin cinsiyetini anlıyorlar, bizde burada düşük frekanslı titreşim dalgası göndererek yere gan dediğimiz yere ateş eden silahla, dalgalar aşağı inip tabakada yansıyor ve geri geliyor, bizde bu heyelanın tabanını görmeye çalışıyoruz. Buradaki heyelan basit bir heyelan değil. Dağın eteğinden Manisa fayı geçiyor ve bu fay tek başına değil, önünde paralel uzanan ikinci faylar var. Bunlar tabi hem titreşiyorlar hemde yağan yağmurlar fay kırıklarından aşağı iniyor ve inince tabakayı su ile yüklüyor ve tabaka ağırlaşınca da kayma düzlemi üzerinde kayıp gelmeye başlıyor. Kayıp gelince yolda şişlikler oluşuyor ve bu evlerde hasar meydana geliyor. İşte o yüzden bu sismik yöntem ile bu heyelanı anlamaya çalışıyoruz ki ne kadar iyi anlarsak o kadar iyi önlem alabiliriz.”

  • (Özel) Jandarmanın ele geçirdiği İbranice kitap incelenecek

    Gaziantep’te jandarma ekiplerinin yaptığı operasyonda ele geçirilen ve İbranice el yazısı ile dini resim ve figürlerin yer aldığı kitap, incelenmek üzere müze yetkililerine teslim edildi.

    Gaziantep’te İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ve Şahinbey İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Şahinbey ilçesi Akyol Mahallesi’nde yaşayan Suriye uyruklu A.E.’ye yönelik düzenlediği operasyonla, 13. yüzyıldan kaldığı ve İbranice yazıldığı tahmin edilen 2 adet kitap ele geçirmişti. Gözaltına alınan Suriyeli şahıs, çıkarıldığı mahkemece adli kontrol kararı ile serbest bırakılırken, kitaplar ise Gaziantep Müze Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi.

    Kitaplar incelenecek

    Suriye’den getirildiği tahmin edilen kitaplar eski, yıpranmış görüntüsü ve İbranice yazısı ile dikkat çekiyor. Ayrıca İncil’de bulunan dini figür ile resimlerin benzerinin de yer aldığı kitapların el yazması bir İncil olup olmadığı yönünde araştırma yapılıyor. Müze Müdürlüğü ekiplerince koruma altına alınan kitap ile ilgili inceleme başlatıldı.

  • Çaykur Rizespor’da Hikmet Karaman döneminin hesapları incelenecek

    RİZE (İHA) – Çaykur Rizespor eski Teknik Direktörü Hikmet Karaman, kulübü ikinci kez TFF aracılığı ile icraya verdi. Bunun üzerine Çaykur Rizespor kulüp yönetimi de Karaman döneminin hesaplarını incelemeye aldı.

    Bu yıl Spor Toto Süper Lig’e yükselen Çaykur Rizespor’da yönetim, eski teknik direktör Hikmen Karaman’ın alacaklarından dolayı Rizespor hakkında ikinci kez icra takibi başlatmasının ardından harekete geçti. Çaykur Rizespor yönetimi, Karaman’ın görev yaptığı 3 yıllık süre içerisindeki hesaplarını incelemeye aldı.

    Çaykur Rizespor Basın Sözcüsü Hasan Yavuz Bakır, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 26 Ocak tarihinde Hikmet Karaman’a 3 milyon 496 bin Dolar ödeme yaptıklarını ve Çaykur Rizespor’un kalan ödemeyi de mutlaka yapacağını söyledi. Bu duruma üzüldüklerini dile getiren Bakır, “Hikmet Karaman ilimizde görev yaptığı için bize cevap vereceğini düşünürken haciz dosyasıyla karşılaştık. Biz üzüldük. Avukatımızla beraber bir çalışma yaptık ve neticesinde yapılan sözleşmede bulunmayan 329 bin TL eşi ve çocuklarının bilet, tatil, uçak masrafları, sportif malzeme için 86 bin TL’lik ödeme yapıldığını gördük. Yine sözleşmede olmayan, bilerek ve bilmeyerek 50 bin Euro çeyrek ve yarı finalde mükerrer ödeme gerçekleştirildiğini, toplamda 225 bin Dolar bir fazla ödemenin yapıldığını gördük. Bu konuda konuşmak için kendisine yeniden yazılı bir mektup gönderdik. Avukatlar üzerinden yürütülen çalışmalarda yurt dışında olduğu, dönüşte görüşebileceklerini söylediler. Karaman’a seslenmek istiyoruz. Biz size defalarca çağrıda bulunduk. Bunu yaptığımızda çeklerin vadesi de gelmemişti. Fazla ödenen rakamı düşerek biz bir girişimde bulunarak müzakereyi başlatmak istedik ama TFF’den bize icra göndermiştir. Bu yapılan yanlış ödemeler sonrasında geçmiş üç yılın hesaplarını incelemeye aldık. Başkanımızın talimatıyla bu çalışmalar başlatıldı ve sürüyor. Başkanımız, ‘Bu vebalin altında kalamayız’ diyerek bu çalışmaları yakından takip ediyor” ifadelerini kullandı.

  • Lise öğrencisine cinsel taciz davasında kamera kayıtları incelenecek

    Mersin’de, 7 Ekim 2016 tarihinde, okul çıkışında evine gitmek için bindiği minibüste şoför ve yanındaki arkadaşı tarafından alıkonulan, bir önceki duruşmada cinsel taciz suçu da eklenen lise öğrencisi 15 yaşındaki N.B.Y. davası, sanıklara savunma için süre verilmesi ve minibüste kamera kaydı olup olmadığının araştırılması için 5 Nisan 2017 tarihine ertelendi. Lise öğrencisi için koruma kararı da çıkartıldı.

    Mersin’de 7 Ekim 2016 tarihinde, okul çıkışında evine gitmek için bindiği minibüste şoför ve yanındaki arkadaşı tarafından alıkonularak söz ve hareketlerle taciz edilen lise öğrencisi 15 yaşındaki N.B.Y.’nin davasında üçüncü duruşma bugün yapıldı. Mersin Adliyesi 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, lise öğrencisi N.B.Y. katılmazken, tutuksuz yargılanan sanıklar minibüs şoförü M.G. (26) ve olay anında yanında bulunan arkadaşı S.B. (30), CMK gereğince tayin edilen avukatları ile birlikte katıldı. Duruşmada, N.B.Y.’nin annesi Elife Y. ile ailenin avukatı Sema Tokgöz ve davaya müdahil olan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi avukatları da yer aldı. Duruşmayı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Üyeleri ile CHP’li kadınlar da izleyerek, N.B.Y.’ye destek verdi.

    Davaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da müdahil oldu

    Öte yandan, davayla ilgili haberlerin kamuoyuna yansıması üzerine harekete geçen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da kendi avukatını görevlendirdi. Üçüncü duruşmada, mahkeme heyeti Bakanlık Avukatı Merve Sarı’nın müdahillik talebini kabul etti.

    ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğa karşı cinsel taciz’ suçlamalarının yer aldığı davanın duruşmasında, sanıklar M.G. ve S.B.’nin avukatı, müvekkillerine savunmalarını yapabilmeleri için ek süre verilmesini talep ederken, lise öğrencisi N.B.Y.’nin ailesi tarafından müvekkillerinden, kızlarının psikolojisi bozulduğu gerekçesiyle para talep edildiğini öne sürerek, ”Takdir mahkemenindir” dedi.

    Kamera kayıtları için Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına karar verildi

    Mahkeme Başkanı, iki sanığın savunmalarını hazırlamaları için bir daha ki celseye kadar süre verilmesine karar verirken, sanık avukatının ‘para talep ettiler’ iddiasını ise reddetti. Hakimin, minibüste kamera olup olmadığını sorması ve sanıkların, ‘Kamera vardı fakat o gün çalışmıyordu’ yanıtını vermeleri üzerine, Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılarak, araç içindeki kamera kaydının incelenmesi için bilgi istenmesine karar vererek, davayı 5 Nisan 2017 tarihine erteledi.

    Duruşma sonunda adliye binası önünde toplanan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Üyeleri ve CHP’li kadınlar, ‘Kadın cinayetlerini durduracağı’, ‘Asla yalnız yürümeyeceksin’, ‘Direnen kadınlar kazanacak’ yazılı dövizler açarak, tepkilerini dile getirdi.

    Av. Tokgöz: “N.B.Y. için koruma kararı çıkartıldı”

    Burada bir açıklama yapan lise öğrencisi N.B.Y.’nin avukatı Sema Tokgöz, sanıkların duruşmada savunma ve vekil tayini için süre istediklerini belirterek, “Savunma hakkı kutsaldır. Süre verildi ve duruşma günü atandı. 5 Nisan’da tekrar 4’üncü celsemiz başlayacak. Eksiklikler giderilecek, emniyete yazı yazıldı, onların cevabı beklenecek. Artık karar aşamasına geliyor yavaş yavaş dosyamız” dedi.

    N.B.Y. için bir koruma kararı çıkartıldığı bilgisini de veren Av. Tokgöz, “Valilik nezdinde başvurup korumamızı çıkartacağız. Kızımızın annesi E. Hanım’ın okula giriş çıkışında çocuğu eve kadar takip etme ve çocukla göz göze gelme durumu oluştu. O yüzden biraz tedirginlik yaşadık, koruma kararı çıkarttırdık. Valiliğe başvurup korumamızı talep edeceğiz” diye konuştu.

    Anne Y: “Çocuğum takip edildiği için koruma istedim”

    Anne E.Y. ise sonucu bekleyeceklerini söyleyerek, “Koruma kararını ben istedim. Çocuğum okul civarı ve evimin yakınlarında servisten indiği yerde takip edildiği için tedirgin olduğum için istedim. İnşallah bundan sonra korumamız da olacak” dedi.

    Para talep ettikleri yönündeki iddialara da yanıt veren Anne Y., “Ben para talep etmedim. Sadece onlardan gelen bir teklif vardı. Çocuğun psikolojik tedavisini üstlenip bu davadan vazgeçmem için bir baskı oluşturulmak istendi. Reddettim, o kadar” şeklinde konuştu.

    Çığlık atarak kurtulmuştu

    Mersin’in Tarsus ilçesinde 11 Şubat 2015 tarihinde evine dönmek için bindiği minibüste cinsel istismara uğrayan ve işkence görerek vahşice katledilen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan cinayetinin bir benzeri olan olayda, lise öğrencisi 15 yaşındaki N.B.Y., 7 Ekim tarihinde saat 18.40’ta son ders zilinin çalmasıyla birlikte okuldan çıkarak, evine gitmek üzere şehir içi yolcu taşıyan bir minibüse binmişti. İddiaya göre, Zeytinli Bahçe Caddesi üzerindeki okulun önünden hareket eden ve içinde şoför M.G. (26) ile arkadaşı S.B.’den (30) başka kimse bulunmayan minibüs, yaklaşık 100 metre ilerledikten sonra ana güzergahından sağa saparak ara sokaklara girmiş, minibüsten inmek isteyen N.B.Y.’yi bir süre ara sokaklarda gezdiren ve minibüsten inmesine izin vermeyen iki sanık, N.B.Y.’nin sürekli bağırarak çığlık atması üzerine yeniden normal güzergahlarına dönmüştü.

  • Canlı bomba saldırısı öncesinde sanıkların kullandığı 4 valiz incelenecek

    Bursa’da 27 Nisan tarihinde 13 kişinin yaralandığı ve çevredeki iş yerlerinin zarar gördüğü canlı bomba saldırısının duruşması yapıldı. Bombanın taşındığı iddia edilen 4 valiz, incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

    Bursa’da 27 Nisan’da 13 kişinin yaralandığı canlı bomba saldırısıyla ilgili davanın görülmesine devam edildi. 13 kişiyi ’tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan 20’şer yıl, 11 esnafın ’malına zarar vermekten’ 2’şer yıl, ’terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7’şer yıl, ve ’terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak’ suçundan 15 yıl haklarında hapis cezası istenen sanıklar, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Mithat T., Tuba K., Emine K., İsa C. ve Ümmü Gülsün M. ile müştekiler, sanıkların yakınları ve avukatlar katıldı. Tutuklu 5 sanık ve Zekiye Z. hakkında bin 824 yıl hapis cezası isteniyor.

    “Gülsüm siyah bir çanta bıraktı”

    Şüpheli sıfatıyla gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Kevser O, şahit olarak mahkemede dinlendi. Mithat T.’nin kız arkadaşı olan Kevser O., “Ümmü Gülsüm M., İstanbul’dan akşam saatlerinde geldi. Mithat’ın evine gelen Ümmü Gülsüm M., yanındaki kırmızı valizden çıkardığı siyah bir çantayı kaldığı odada bırakarak ayrıldı. Aynı gece de kampustan otobüse bindirip terminale yolladık. Eve dönünce çanta Mithat’ın odasında yerdeydi. Sorunca Gülsüm’ün yaz okulundan kalan eşyaları olduğunu söyleyerek beni geçiştirdi. Çantayı yatağın altına koyacaktık, sığmayınca masanın altına koyduk. Gülsüm’ün okulda işim var dediği halde neden hemen döndüğünü ve çantayı evde bıraktığını bilmiyorum” diye konuştu.

    “Sultan çok suskundu, az yemek yiyor ve kısık sesle konuşuyordu”

    Kendisini Sultan olarak tanıtan canlı bombanın yaklaşık bir hafta sonra eve geldiğini belirten Kevser O., şöyle konuştu:

    “Emine, Gülsüm’ün bıraktığı çantadan pijama aldı giydi, sonra taksiye bindiği gün üzerinde olan kıyafeti de gördüm çantada. Sonra Mithat’a sorunca çantanın Sultan’a ait olduğunu söyledi. Telefon ve ulaşım için kart istedi, ona telefon aldık. Ayrıca Mithat’ın üzerine bir de hat aldık. Telefonu ’Bir hafta kullanıp atacağım’ dedi. Yeni aldığımız telefonu verdi bana. Ben de ona kendi eski telefonumu verdim. Mithat bana ’Verdiğin telefonda senin bilgilerin var mı?’ diye sordu, ben de ’kontrol ettim yok’ dedim. Sultan, çok suskundu, az yemek yiyor ve kısık sesle konuşuyordu. Hastaneye gitmek için geldiğini söylemişti, midesinden rahatsız olduğunu söyledi.”

    “Sultan yerdeki pembe çantayı alıp gitti”

    Canlı bomba saldırısının olduğu günü de anlatan Kevser O, şunları söyledi:

    “Eve gittiğimizde kız evdeydi ve bilgisayardan bir şeyler bakıyordu. Ne baktığını görmedim. Bana, ’Hastaneye gittim, haftaya tekrar çağırdılar’ dedi. Yemek hazırlayacağımı söylediğimde ’Aç değilim, arkadaşla buluşacağım’ dedi. Sonra yerde pembe çanta vardı, onu da alıp gitti. O gittikten sonra siyah çantanın yerinde olmadığını fark ettim. Siyah çanta katlanabiliyorsa pembe çantaya sığardı. Patlamayı Mithat’ın yengesi arayınca öğrendim. Mithat’ın olayla ilişkisi olduğunu düşünmüyorum, öyle olsaydı gelmezdim. Sultan’ın kaldığı odada, kapının arkasında, kesik çöp kovası, bilgisayar bataryası ambalajı ve alüminyum folyo parçaları vardı. Hepsini polisler aldı.”

    “Kendimi fırında gibi hissettim”

    Duruşmada, patlama sırasında yaralanan bazı müştekiler de dinlendi. Müştekilerden Ayşen Ö., “Patlama sesini duydum. Kendimi fırında gibi hissettim. Olayın ardından psikolojim bozuldu. Vücudumdan yanık ve kırıklar oluştu. Kulağımdan ve yüzümden cisim çıkartıldı. Sağ ayağım ve yüzümde izler oluştu. Sinir zedelenmesi sebebiyle ayağımın üst kısmını hissetmiyorum. Her an patlama olacak diye dışarıya çıkamıyorum” dedi.

    “Ulucami’de 4 pencere doğraması ve 16 adet renkli cam zarar gördü”

    Ulucami Yaptırma ve Donatım Derneği Başkanı Mehmet Mustafa Gökbulut ise, “Patlamadan 15 dakika sonra Ulucami’ye geldim. 6 asırlık camiye tarihinde ilk defa böyle saldırı oldu. Caminin 4 pencere doğraması ile mihraptaki 16 adet renkli cam zarar gördü. Daha sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü tadilat yaptı. Ancak parçalar orijinali ile bir değil. Dernek olarak şikayetçiyiz” diye konuştu.

    Duruşmaya katılan diğer müştekiler de şikayetçi olduklarını söyledi.

    Bombanın jelatininde parmak izin çıkan tutuklu sanık Emine K’nin babası Ahmet K. ise, “Kızım Emine 2 sene önce Uşak’ta edebiyat bölümünü bitirdi. Sonra İstanbul ve Afyon’da kardeşimin yanında geldi. Ben jelatin paketindeki parmak iziyle alakalı bir şey bilmiyorum. Hediye için alınan paketi kullanmış olabilir. Kızım daha öncede cumhurbaşkanımızın seçildiği tarihlerde 2.5-3 ay ortadan kaybolmuştu. Ardından bana telefon açıp, İstanbul otogarında olduğunu söyledi. Bir süre Afyon’da kaldı. Biz kızımla, İstanbul’da Tuba’nın evinin önünde buluştuk. Sonra Tuba’nın evine gittik. Bizim tartışmamız ise aile içi meseleydi. Mesele büyüdü ve çocuklar dağılma noktasına geldi. Ardından kızım kaybolmuştu” açıklamasında bulundu.

    “Ben kızı Suriyeli sandım”

    Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinden SEGBİS yoluyla mahkemeye bağlanıp ifade veren Murat B., şunları söyledi:

    “Yolcuyu bana İsa getirdi. İsa’nın yanında çocuğu vardı. Ben kızın Suriye’den geldiğini düşündüm. İsa, taksicilik yapıyordu. Bana yolcu getiriyor ve karşılığında para alıyordu. Yolcuyu parka getirdiğini söyledi. Ayrıca bu yolcu için para almadı.”

    “Daha iyi iş bulmak için kimliğimin fotokopisini almıştı”

    Canlı bombanın üzerinden kimliği çıkan Sultan Y. ise, “Ablam, Emine Y.’nin amcasının iş yerinde çalışıyordu. Emine Y. benim yanıma geldi. Ben mağazada çalışıyordum. ‘Sana daha iyi iş bakalım’ dedi. Benden nüfus cüzdanımı istedi. Ardından fotokopisini çektirip bana verdi. Kağıt-kalem ile bana hangi okuldan mezun olduğumu falan sordu. Birkaç hafta sonra bana, ‘Senin bilgilerini verdim. Kolejden haber bekliyorum’ dedi. Ben de Diyanet’in mülakatına gireceğim için fazla önemsemedim. Ailem de şehir dışını istemedi. Ben Emine’ye bu konuları söylemedim. Daha sonra da zaten konuşmadık. Bir akşam beni emniyetten aradılar. Canlı bombanın üzerinden benim kimliğim çıkmış” şeklinde konuştu.

    İsa C.’nin söylediği Viranşehir meydanındaki şahsın araştırılmasına, İsa C.’nin 20-25 Nisan tarihleri arasındaki telefon görüşmelerinin incelenmesine, 4 valizin İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurumu’na gönderilerek üzerlerinde RDX+PETN bulaşıklıklarının bulunup bulunmadığının incelenmesine, ayrıca parmak izinin teknik olarak plastik, çanta, jelatin, alüminyum folyo gibi maddelerde kaç gün kalabileceği konusunda görüş bildirilmesine, gelmeyen bazı müştekilerin zorla getirilmesine, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.