Etiket: İmmünoloji

  • Türk İmmünoloji Derneği’nin 24. Ulusal Kongresi gerçekleşti

    21-29 Nisan Dünya Primer İmmün Yetmezlik (PİY) Haftası (Dünya Bağışıklık Yetmezliği Haftası) ve Dünya İmmünoloji Günü (Dünya Bağışıklık Günü) kapsamında Türk İmmünoloji Derneği tarafından düzenlenen 24. Ulusal İmmünoloji Kongresi’nde hastalığa farkındalığa dikkat çekildi.

    Bir yılda 8’den fazla enfeksiyon hastalıkları, alerji, egzama ve siğil, ağızda mantar ve pamukçuk, büyüme ve gelişme geriliği 300’den fazla çeşidi olan bu hastalıkların belirtileri arasında öne çıkıyor. Çocukluk çağında normal kabul edilen enfeksiyonların tekrarlaması, beklenenden ağır enfeksiyon geçirme ve damardan antibiyotik kullanma ihtiyacı bulunması durumlarında immün yetmezlik hastalıkları akla geldiği belirtiliyor. 1952’den beri dünyada ve ülkemizde sayıları hızla artan bağışıklık sistemi yetersizliklerine bağlı ’Primer İmmün Yetmezlik’ hastalıklarının hekimlerin, toplumun ve ailelerin desteğiyle erken tanı ve tedavisi hedefleniyor.

    10 klinik belirti

    Kongrede, Türkiye’de immün yetmezlik hastalıkları akraba evliliklerinin sık olması nedeniyle Avrupa ülkelerine göre daha sık rastlandığı ifade edildi. Organ hasarı, sık enfeksiyon nedeniyle hastane yatışları hasta ve ailelerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte. Bir yılda 8’den fazla enfeksiyon, 2’den fazla ciddi sinüs enfeksiyonu, 2’den fazla zatürre, yineleyen derin doku ve organ apseleri, 2 aydan uzun süren antibiyotik kullanımı, damar içi antibiyotik kullanımı, ağızda mantar, büyüme ve gelişme geriliği, ailede immün yetmezlik öyküsü, alerji ve egzama PİY’in 10 klinik belirtisi arasında yer aldığı bildirildi.

    ’’Sağlık Bakanlığının bu hastalıklara dikkatini çekmek istiyoruz’’

    Kongrede düzenlenen toplantıda konuşma yapan İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD İnfeksiyon Hastalıkları, Klinik İmmunoloji ve Alerji Bilim Dalı Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu, ’’Kronik hastalıklar ve cevap vermeyen tedaviler, romatolojik hastalıklar, geçmeyen egzamalarda mutlaka Primer İmmün Yetmezlik dediğimiz bu bağışıklık sistemi hastalıklarını aramak gerekiyor. Antikor eksikliği olan bu hastalara üç haftada bir damardan ilaç verilen IVIG tedavisi gerçekleşiyor, bu sayede hastaların ömürleri uzadı. Hastaların evde kendilerinin de uygulayabildiği bu tedavi yöntemi son 20 seneye damgasını vuran gelişmedir’’ şeklinde konuştu.

    Erken tedavi gereken ağır vakalarda bulunduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Camcıoğlu, ’’Ağır kombine immün yetmezliği olan hastalarda doğumdan itibaren kemik iliği nakli yapmak gerekiyor. Ancak enfeksiyon geçirmeden, doğar doğmaz klinik belirti olmadığı için tanı koyulamıyor. Enfeksiyonlar tekrarladıkça immünologlar teşhis koyuyor. Bu hastalıkla uğraşan uzman hekim sayısı da çok az. Hekimleri, toplumu ve aileleri bu konuda bilinçlendirmek gerekiyor . Eğitim ve iş hayatına, sosyal hayata ve yaşam kalitesine önemli ölçüde engel çıkaran PİY hastalıklarının Sağlık Bakanlığı’nın özürlü listesinde yer alması için de çalışmalar yapıyoruz. Hemotoloji hastalarının yer aldığı özürlü listesinde Primer İmmün Yetmezlik hastalarının da yer alması gerekir’’ diye konuştu.

    ’’Başka hastalıklara davetiye çıkarıyor’’

    Kongrede bulunan 17 yaşındaki PİY hastası Zeynep İrem Tavşan ve bu hastalık yüzünden kızının 9 yaşından beri yürüyemediğini belirten anne Serpil Tavşan, hastalığın başka hastalıkları da beraberinde getirdiğini ifade etti. Otoimmün hastası olan Zeynep İrem Tavşan’ın şuan tiroid ve bağırsak problemleri de bulunuyor.

    Etkinlik sonunda, Dünya Primer İmmün Yetmezlik günü kutlamaları kapsamında hastalar tarafından 100 adet balon uçuruldu. Primer İmmün Yetmezlik hastalığı hakkında daha fazla bilgi almak için immunyetmezlik.com web sitesini ziyaret edilebiliniyor.

  • Dünya İmmünoloji Günü

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Allerji ve İmmünoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nerin Nadir Bahçeciler Önder, 29 Nisan Dünya İmmünoloji Günü dolayısıyla tüm canlı türlerinin en önemli ve hayati organ sistemi immün sistem ve immünoloji ile ilgili farkındalık ve bilinci artırmak amacıyla açıklamalarda bulundu.

    İlk olarak 29 Nisan 2005 tarihinde Avrupa İmmünoloji Dernekleri Federasyonu (EFIS) tarafından kutlanmaya başlanan immünoloji gününün amacı immün sistemin vücudumuzdaki fonksiyonlarının ve hastalıklarının halk tarafından da anlaşılmasını sağlamaktır. İmmünoloji Günü (World Day of Immunology) 2007 yılından itibaren tüm dünyada kutlanmaya başlanmıştır. Tüm bu gelişmeler ışığında Türk İmmünoloji Derneği de dünya ile paralel olarak, bağışıklık sistemimizi, görevlerini ve hastalıklardaki rolünü halka tanıtmak amacıyla, Türkiye’nin birçok kentinde toplantılar düzenlemekte bilgilendirme yapmaya devam etmektedir.

    YDÜ Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Allerji ve İmmünoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nerin Nadir Bahçeciler Önder, “Kuzey Kıbrıs’ta immünoloji dendiği zaman eğitimli olmasına rağmen pek çok insana bu sözcük bir şey ifade etmemektedir. Bu nedenle ’Dünya İmmünoloji Günü’ vesilesiyle bu konuda ülkemizde farkındalık ve bilinci arttırmayı amaçladık” dedi.

    TÜM CANLILARIN EN ÖNEMLİ VE HAYATİ ORGAN SİSTEMİ “İMMÜN SİSTEM”

    Bağışıklık sistemi, latince adı ile “immün sistem”, insanoğlunun ve hatta tüm canlı türlerinin en önemli ve hayati organ sistemi olmakla birlikte, bu alandaki farkındalık pek azdır. Öncelikle immün sistemin en önemli görevlerini anımsatmak gerekir. Sağlıklı bir insanın çevresi ile uyum içinde yaşamını sürdürebilmesi için sağlıklı bir immün sistemi olması koşuldur. İmmün sistemin temel görevleri ise kendinden olanı ve olmayanı ayırd etmek ve hafızadır.

    KENDİNDEN OLANI VE OLMAYANI AYIRT ETMEK

    Bir insanın hayatta kalabilmesi için koşul olan hayati bir fonksiyondur. Vücudumuza dış ortamdan gelen tüm mikropları (virüs, bakteri, mantar, parazit) ve allerjenleri tanıyarak çeşitli bağışıklık sistemi hücreleri (lökosit, nötrofil, lenfosit, makrofaj, v.b..) ve bu hücrelerin ürünleri (sitokinler, antikorlar) aracılığıyla girişlerini, yayılmalarını engellemek olarak açıklanabilir. Söz konusu mikroplarla karşılaşma durumunda immün sistem derhal mikrobu imha etmek veya zayıflatmak üzere harekete geçer. Böylelikle birey immün sistemi sayesinde ağır, ciddi enfeksiyon hastalıklarının semptomlarını yaşamadan hayatta kalır. İmmün sistemi zayıf olan bir kişi günlük olarak karşılaştığımız milyonlarca mikrop ile başedemeyeceğinden, süreç enfeksiyonlar sonucu organizmanın ölümü ile sonuçlanır. Allerjenler ise insan immün sisteminin tanıması gereken ve kendinden olmayan yabancılardır. İnsanoğlu her gün solunum yolu (küf, toz, polen) ve ağız yoluyla (gıda) milyonlarca allerjen ile karşılaşmasına rağmen, bu zararsız yabancıları immün sistem ayırd ederek onları kabul eder. Bu mükemmel sisteme “immün tolerans” denir. İşte immün sistemin temel görevi olan “kendinden olan ve olmayanı ayırd etme” özelliği olmadığında, insanoğlu çevresindeki en basit hastalık yapıcı bile olmayabilen mikroplarla ağır enfeksiyonlar geçirir ve bu mikroplarla başedemeyince yenilir veya iyi yabancılar olarak kabul edilen allerjenlerle karşılaşma durumunda “immün toleransı” olmadığından astım, saman nezlesi, gıda allerjisi gibi çeşitli allerjik hastalıklar ortaya çıkabilir.

    Buna ek olarak “kendinden olan ve olmayanı ayırd etme” özelliği sayesinde yabancı mikroplara (non-self) savaş açan, allerjenleri (non-self) tolere eden bu mükemmel sistem, kendi hücrelerine zarar vermeyecek şekilde programlanmıştır. Detaylandırılacak olursa, insan immün sistem hücrelerinin, kendi organlarından bazılarına karşı vermemesi gereken tepkiler vermesi, iyi çalışmayan bir immün sisteme işaret eder ve buna tıpta “otoimmünite” denir. Otoimmün hastalıklardan bazıları şunlardır: MS, Diabet, Hashimoto tiroditi, Lupus hastalığı, romatoid artrit v.b. Tüm bu temel bilgilerden anlaşılacağı gibi immün sistemin iyi çalışması, bizleri enfeksiyonlardan, allerjik ve otoimmün hastalıklardan korumaktadır. İmmün sistemin birinci görevi vücuda giren yabancıları tanıyıp, sağlıklı kalacak şekilde derhal verilmesi gereken tepkiyi organize etmektir. İmmün sistemin olmaması hayatla bağdaşmaz.

    HAFIZA

    Bu harika organ sisteminin ikinci en büyük görevi ise “hafıza”dır. Hafızanın görevi daha önce herhangi bir zamanda insan immün sisteminin rastladığı bir mikrobu kendisine unutturmayacak şekilde hafıza hücreleri üretmektir. Bu durumda birey aynı mikroplarla mükerrer karşılaşmalarında immün sistem hızla tepki vererek derhal onları uzaklaştırmaktadır. Aşı teknolojisi tamamen immün sistemin bu temel görevine dayandırılarak geliştirilmiştir. İmmün sistemin bu görevine “kazanılmış bağışıklık” denmektedir. Kısacası immün sistemin “hafıza” yeteneği olmasaydı, aynı enfeksiyonu örneğin “kızamık” aşılı olsak da olmasak da virüsle her karşılaştığımızda yeniden geçirmemiz söz konusu olacaktı.

    İNSANOĞLUNUN EN ÖNEMLİ VE HAYATİ ORGAN SİSTEMİ

    Sonuç olarak immün sistemimiz yetersiz ya da hiç olmamış olsaydı; geçirilen enfeksiyonlar, ağır allerjik hastalıklar ve çeşitli organ sistemlerimizi tutan otoimmün hastalıklarla baş edemeyecek ve dolayısıyla sağlıklı bir ömür sürdürmemiz mümkün olmayacaktı. Tüm bu özellikleri ile “immün sistem insanoğlunun en önemli ve hayati organ sistemidir.