Etiket: İltihabı

  • Orta kulak iltihabı uyarısı

    Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, kulakta sıklıkla rastlanan iltihapların birçok sağlık problemlerini de beraberinde getirdiğini söyledi.

    Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri’nden Opr. Dr. Yusuf Şentürk, kulakta sıklıkla rastlanan iltihaplar hakkında önemli bilgiler paylaştı. Opr. Dr. Yusuf Şentürk, “Kulak İltihapları dışarıdan boğaz yolu ile ya da içeriden kan vasıtasıyla gelen bir takım mikroplar kulağın her parçasında iltihaplara yol açabilirler. Bunlar arasında en çok görülenleri ve en çok ağrı verenleri orta kulak iltihabıdır. Orta kulakta iltihap olunca, kulak zarı gerilir, kulakta şiddetli ağrılar başlar. İltihabın şiddetine göre kirli salgılar yani irin toplanır. Bu durum kimi zaman kulak zarı kendiliğinden delinerek, irin akar kimi zaman ise kulağın arkasındaki kemikler arasına dolarak orada şiddetli iltihaplar yapabilirler. O zaman hastanın ateşi yükselir, ağrı artar, kulak arkasındaki kemiklere parmakla basılınca şiddetli ağrı duyulur. Bu iltihap çok tehlikelidir çünkü kulağın bu parçasına yakın olan beyin zarlarına geçerek, menenjit gibi tehlikeli hastalığa yol açabilir” dedi.

    Erken tanı önemli

    Erken tanının önemine dikkat çeken Dr. Şentürk şu bilgileri verdi: “Özellikle soğuk havaların bu rahatsızlığın oluşumuna zemin hazırlarken, bu hastalıkta da erken tanı, tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabiliyor. Çok çeşitli olan kulak hastalıklarında yapılacak tedavi de çeşitlidir. Her şeyden önce, hastalığın sebebini ortadan kaldırmak için de derhal doktora başvurmalıdır. Hastalığın cinsine, şiddetine göre, burun ve kulak damlaları, ağrı dindirici ilaçlar, antibiyotikler doktorunuzun uygun görüldüğü takdirde verilebilir. İlaç tedavisinin fayda etmediği durumlarda ise cerrahi operasyon gerektiren durumlarda ortaya çıkabilir.”

  • Orta Kulak İltihabı Çocuklarda Gelişim Geriliği Nedeni

    Okul öncesi dönemdeki çocuklarda oldukça sık görülen orta kulak iltihabı, işitme ve konuşma becerisini etkileyerek yaşam kalitesini düşürüyor. Bu durum çocuklarda öğrenme becerisini etkiliyor ve gelişim geriliğine neden olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Murat Koç, çocuklar için sosyal bir sorun haline de gelebilen orta kulak iltihabı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

    Bağışıklık sistemi düşük olan çocuklar daha çabuk etkileniyor

    Akut solunum yolu enfeksiyonları (ASYE), insan vücudunda burun ile akciğer arasındaki solunum sistemi organlarında aniden ortaya çıkarak, geçici iltihaba neden olmaktadır. ASYE, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları olarak ikiye ayrılmaktadır. Alt solunum yolları olarak kabul edilen gırtlağın altındaki bölgede; krup sendromları, akut bronşiyolit, akut bronşit ve zatürreye bağlı enfeksiyonlar görülmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarına (ÜSYE) ise % 80 oranında virüsler neden olmaktadır. Soğuk algınlığı, nezle, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı, bronşit ve zatürreye yol açan olan bu enfeksiyonlar, en çok bağışıklık sistemi düşük olan çocukları etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda okul öncesi dönemdeki her çocuğun yılda 5-8 kez bu enfeksiyonlar nedeniyle doktora götürüldüğü belirlenmiştir.

    Çocuğunuzun ateşi 3 günden fazla sürüyorsa…

    Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları söz konusu olduğunda akla ilk olarak soğuk algınlığı gelmektedir. Çocukların topluca uzun süre bulunduğu kreş ve okullarda hastalığa neden olan bu virüslerin bulaşma riski yüksektir. Eylül ve Nisan ayları arasında görülen soğuk algınlığına 200’den fazla virüsün neden olduğu belirlenmiştir. Bu virüsler, üst solunum yoluna genellikle ikincil olarak yerleşirler ve sinüzit, orta kulak iltihabı, lenf bezi iltihabı ve zatürreye neden olabilir. Bu virüslerin neden olduğu hastalığın en önemli belirtileri; yüksek ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve öksürüktür. Ağır seyreden hastalık nedeniyle küçük çocuklarda solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir. Yüksek ateş bazen 3 gün sürer ve ilk günün ardında burun akıntısı koyu bir hale gelir. 3 günden fazla devam eden ateş ise orta kulak iltihabının habercisi olabilir.

    Yüz felci ve menenjite de zemin hazırlayabiliyor

    Orta kulak iltihabı, çocukluk çağında en sık geçirilen hastalıklardandır. Okul öncesi çocukların % 85’i bir kez, % 50’sinin ise iki ya da daha fazla orta kulak iltihabı geçirdiği tespit edilmiştir. Çocuklarda östaki tüpünün kısa olması nedeniyle burun ve boğaz akıntılarının ve bakterilerin orta kulağa kolayca geçmesi sonucunda ortaya çıkan orta kulak iltihabı, 6-36 aylık arasındaki çocuklarda daha sık görülür. Geniz etinin östaki ağzını kapatması ve sık geçirilen viral enfeksiyonlar orta kulak iltihabına neden olur. Çocuklarda görülen üst solunum yolu enfeksiyonunun başlamasının ardından ateş ve ani işitme kaybıyla kendini belli eden orta kulak iltihabında, antibiyotik tedavisinin vakit geçirilmeden başlanması gerekir. Çocuklarda tedavi edilmeyen orta kulak iltihabı nedeniyle; yüz felci, menenjit ve beyin apsesi sorunları ortaya çıkabilir.

    Antibiyotik tedavisi sonuç vermiyorsa cerrahi yöntem ile başarı sağlanabilir

    Orta kulakta sıvı toplanması yani efüzyonlu otit söz konusu olduğunda, antibiyotik tedavisinden sonuç alınamazsa cerrahi müdahale yoluna başvurulur. Yapılan operasyonda kulak zarına atılan çizikten sonra takılan ventilasyon tüpü, orta kulağın havalanmasını sağlar. Aynı operasyonda orta kulak iltihabına neden olan geniz eti de alınır. Bu tüpler, 6-9 ay arasında işlevini yerine getirdikten sonra vücut tarafından atılır. Dış kulak yoluna atılan tüp, muayene sırasında doktor tarafından alınır. Vücut tarafından atılmayan tüpler ise lokal anestezi yardımıyla yapılacak işlemle vücut dışına çıkartılır. Tekrar eden tüp uygulamalarında ise T-tüpler kullanılır.

  • Diş ETİ İltihabı Kalp Hastalığı Riskini Artırıyor

    Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Mahmut Sarı, ağız ve diş bakımının kalp sağlığı üzerinde etkisinin olduğunu belirterek, bunun kalp hastalıklarının artmasında ciddi risk faktörü oluşturduğunu söyledi.

    Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Mahmut Sarı, bilimsel çalışmalarda diş ve dişeti hastalıkları ile kalp hastalıkları arasında ilişki tespit edildiğini belirtti. Sarı, “Yapılan birçok bilimsel çalışma, diş ve dişeti hastalıkları ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Araştırmalara göre, geçmişinde diş eti hastalıkları öyküsü olan kişilerde, kalp rahatsızlığı riskinin yüksek olması söz konusudur. Zira bu kişilerde kalp hastalığı için bir risk faktörü olan iltihap düzeyleri, diş eti sağlıklı bireylere göre yüksek oranlardadır. Burada kast edilen bildiğimiz cerahatli iltihap değil, tıpta inflamasyon denilen, yangı dokuların kızarıklığı ve şişliğiyle karakterize bir durumdur. Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi ve New York Presbyterian Hastanesi araştırmacılarının bulguları, hastalarda ağız sağlığının kontrol edilmesiyle iltihap eğilim seviyeleri yüksek olan kişilerin saptanabileceğini ortaya koymuştur. İltihap eğilim seviyeleri yüksek olan kişilerde aynı zamanda kalp damar hastalığı riski de yüksektir” dedi.

    “DİŞ HASTALIKLARI BİRÇOK HASTALIĞIN İPUCUNU VEREBİLİR”

    Dişeti enfeksiyonu bulunması durumunda kalp hastalığının oluşma riskinin yüzde 180’e kadar yükseldiğini kaydeden Sarı, benzer olarak ölümcül koroner kalp hastalığı için de yüzde 50 daha fazla risk oluşturduğunu ve ileriki yaşlarda felç riskini yüzde 300 artırdığını söyledi. Sarı, “Kalp hastalığı ile diş eti hastalıkları ilişkisinin dışında dişler başka birçok sistemik hastalığın tanısında ipuçları verebilir. Bunlardan biri de şeker hastalığı yani diyabettir. Kanayan diş etleri, ağız kuruluğu, çürükler ve mantar enfeksiyonları diyabetin ağızdaki belirtileri olabilir. Kandaki şeker düzeyi yükseldiğinde, ağzınızdaki bakteriler için doğal besin yeri oluşturur, bakteri üremesi artar. Bu bakteriler diş minelerine ve diş etlerine hücum ederek ağızda birçok soruna neden olurlar. Diyabet vücut direncini de düşürdüğünden, bu hastalarda diş eti sorunlarının tedavisi de kolay değildir. Diyabetin diğer komplikasyonlarının yanı sıra, bunu da önlemek için kan şekeri düzeylerini kontrol altında tutulmalıdır. Endokardit adı verilen kalp içi zarı iltihabının başlıca etkenin diş enfeksiyonları olduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Diş enfeksiyonu, diş kökünün ucundaki enfekte alan periodontal cep veya yarım doldurulmuş bir kanal olabilir. Bu nedenle, böyle kalp hastalığı olanlarda bütün bu odakların ortadan kaldırılması zorunludur. Kalp hastalarının diş hekimlerini bilgilendirmeleri gerekir. Anestezik madde seçimi ona göre yapılır. Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar alınıyorsa hekime danıştıktan sonra çekim yaptırılır. Endokardit ve kapak hastalığı olanlarda alınması gereken önlemler ise, girişimden önce antibiyotik verilmesi, müdahalenin yapılması ve bir süre ilaç alınması şeklindedir” diye konuştu.