Etiket: İlkleri

  • Uzun, “Türk Kızılayı Karabük Şubesi ilkleri gerçekleştiriyor”

    Türk Kızılayı Karabük Şube Başkanlığı’nın çabaları ile başlatılan “Kızılay’ın Dost Eli İyiliğe Mülteci” adı altındaki proje hayata geçti.

    Türk Kızılayı Karabük Şube Başkanı Mehmet Uzun, “Türk Kızılayı Karabük Şubesi olarak bir ilke imza atmış bulunuyoruz. Yaklaşık 3 aydır emek sarf ettiğimiz Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) projemiz olan “Kızılay’ın Dost Eli İyiliğe Mülteci” adı altında başlattığımız projemizi hayata geçirmiş bulunmaktayız” dedi.

    Türk Kızılayı Karabük Şube Başkanı Mehmet Uzun proje ile ilgili basın mensuplarına yaptığı açıklamada şöyle konuştu;

    “Projemizin amacı; Karabük İlimizde yaşayan ve ekonomik durumu iyi olmayan 40 bayan mültecimizi belirledik. Bu mültecilerimiz bir ay boyunca Karabük Halk Eğitim Müdürlüğümüzce görevlendirilen bir öğretmeniz eşliğinde öncelikle Türkçe dersi eğitimi alacaklar. Sonraki 8 ay boyunca da kendi el becerilerine yönelik bir çalışma yapacağız. Gelen mültecilerimizin ilk bir aylık ücretleri bizim BAKKA projemizden karşılanacak. Bizim diğer çalışma ortağımız olan İŞKUR ise; 8 ay boyunca gelen mültecilerimize günlük yol parası, harçlık olarak belli bir miktar para ödeyecek. Toplamda 300 bin TL nin üzerinde bir proje. Amacımız Karabük’te yaşayan mültecilerimize bu el becerilerini pekiştirerek ve kazandırarak ailelerine katkı sağlamalarına yardımcı olmak. 9 ayın sonunda da bu yapmış oldukları el emeği göz nuru işlerini sergilemelerine ve satmalarına yardımcı olarak kursumuza katılan mülteci kardeşlerimize eşit bir şekilde dağıtacağız. Elimizden geldiğince en güzelini yapmaya çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi Türk Kızılayı Karabük Şubesi olarak göreve geldiğimiz günden itibaren birçok güzel projeye imza attık. Bundan sonrada Türk Kızılayı Karabük Şubesi olarak ilklere imza atmaya devam edeceğiz.”

    “Kursiyerlerimizin çocukları için kreş odası hazırladık”

    “Kızılay’ın Dost Eli İyiliğe Mülteci” adı altında başlatılan projede kursiyerlerin çocuklarını da düşündüklerini ifade eden Başkan Uzun; “Gerçekten güzel bir proje başlatmış olduk. Bu kurs boyunca yapmış olduğumuz bir diğer çalışma ise; kursa katılan mülteci kardeşlerimizin çocukları için bir kreş odası hazırladık. Gençlik Kollarımızdan oluşan gönüllü gençlerimiz burada kurs gören mülteci kardeşlerimizin çocuklarına kurs bitim saatine kadar gönüllü olarak bakıyorlar. Onlar ile oyun oynayıp hoş bir vakit geçirmelerini sağlıyorlar. Bu da bizim için ayrı bir proje oldu” diye konuştu.

    Başkan Uzun son olarak; “Projemize iştirakçi olarak destek veren, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, Halk Eğitim İl Müdürlüğümüze, İŞKUR İl Müdürlüğümüze, BAKKA’ ya, İl Özel İdaremize ve Türk Kızılayı Karabük Şubesi çalışanlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

    Türk Kızılayı Karabük Şubesi’nde gerçekleştirilen programa; İl Milli Eğitim Müdürü Ali Köse, İŞKUR İl Müdürü Coşkun Güven, Halk Eğitim Merkezi Müdürü Dursun Yeşiloğlu, Karabük BAKKA Koordinatörü Sakin Eren, Türk Kızılayı Karabük yönetimi ile Kızılay gönüllüleri katıldı.

  • (Özel Haber) Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde tarihin ilkleri sergileniyor

    İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilerek “Avrupa’da Yılın Müzesi” olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen dünyanın en eski şehir planı, günümüzdeki banyo küvetlerinin ilk hali, ilk mektup ve zarflar ile arkeoloji harikaları olarak adlandırılan ahşap masalar ve mobilyalar ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    Anadolu toprakları, binlerce yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Tarihi yapıları, köklü geçmişi ile bugünlere gelen Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilerek “Avrupa’da Yılın Müzesi” unvanını elde etti. Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Anadolu arkeolojik eserleri Paleolitik Çağ’dan başlayarak günümüze kadar kronolojik bir sırayla sergileniyor. Müzede sergilenen önemli eserler arasında dünyanın en eski şehir planı, günümüzdeki banyo küvetlerinin ilk hali, ilk mektup ve zarflar ile arkeoloji harikaları olarak adlandırılan ahşap masalar ve mobilyalar yer alıyor.

    Dünyanın en eski şehir planı

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görevli Arkeolog Belma Kulaçoğlu, dünyanın en eski şehir planının orijinal duvar resminin müzede sergilendiğini ifade etti. Kulaçoğlu, “1921 yılında kurulan Anadolu Medeniyetleri Müzesindeyiz. Paleolitik Dönem’den başlayarak günümüze kadar kronolojik bir sıra içinde bugün Türkiye adını verdiğimiz Anadolu topraklarından çıkan yaşayan medeniyetlerin eserlerini göreceğiz. Bu müzede dönemlerinin en önemli merkezlerinde yapılan kazılardan çıkarılan özel koleksiyonlar sergilenmekte. Bunlardan bir tanesi de Neolitik Dönemi tarihlenen ve dünyanın en gelişmiş Neolitik merkezlerinden biri kabul edilen Konya Çumra’daki Çatalhöyük’ten 1960’lı yıllarda yapılan kazılardan gelen eserler. Bu dönemde yapılan kazıların eserleri de Konya Müzesi’nde sergilenmekte. Gördüğünüz orijinal duvar resmi bugün dünyanın en eski şehir planlarından biri kabul ediliyor. Burada volkanik bir dağ olan Hasandağı’nın bir patlaması sırasında dikdörtgen planlı evlerden oluşan Çatalyöhük’ün bir tabakasının evlerini görüyorsunuz. Arkeoloji açısından ve insanlık tarihi açısından çok önemli bir eser. En eski şehir planlarından bir tanesi. Sadece arkeoloji değil mimarlık tarihi açısından da çok önemli. Bizim de göstermekten gurur duyduğumuz eserlerimizden bir tanesi” dedi.

    Günümüz banyo küvetlerinin atası

    Günümüz banyo küvetlerinin atası kabul edilen banyo kaplarının ilk örneklerinin de müzede sergilendiğini ifade eden Kulaçoğlu, şöyle devam etti:

    “Günümüzden 4 bin yıl kadar önce Anadolu’ya ticaret yapmak amacıyla Mezopotamya’dan tüccarlar geliyorlar. Anadolu halkı ile birlikte yaşıyorlar ve ticaret yapıyorlar. Ticaret merkezlerinden en bilineni Kayseri yakınlarındaki Kültepe Höyüğü. Antik dönemdeki adı Neşa ve Kaniş olarak geçiyor. Bu Kaniş Karum olarak iki bölümden oluşuyor. Bu Kaniş kısmı tepenin üstü, orada idareci insanlar yaşıyor. Alt kesimde etekteki yerleşimde de tüccarlar halkla birlikte ticaret yaparak yaşıyorlar. Türkiye’de bugün kazılarla bilinen 10 tane Karum pazar yeri var. 15 tane de Vabartum olarak adlandırılan daha küçük pazar yerleri var. Bu Kültepe, Acemhöyük, Alişar gibi merkezlerde de bu tüccarların yaşadığını biliyoruz. Nereden biliyoruz? Anadolu’ya gelen yazıyla birlikte biliyoruz. Kültepe ve Alişar’da yapılan kazılarda evlerde banyo kabı olarak adlandırdığımız kaplar ortaya çıkıyor. Bu kapları da yarıya kadar toprağa gömüyorlar ki içine girip çıkması kolay olsun diye. Günümüz banyo küvetlerinin atası kabul edilen banyo kaplarının ilk örnekleri de Türkiye’de yapılan kazılarda ortaya çıkıyor. Bu müzede sergilediğimiz iki banyo kabının bir tanesi Alişar’dan, bir tanesi de Kültepe Kaniş’ten.”

    İlk mektup ve zarflar

    Kazılarda ortaya çıkarılan çivi yazılı tablet mektupların ekonomi, siyasi, veraset, aşk ve şikayet konularını içerdiğini aktaran Kulaçoğlu, “Milattan Önce 2000 başlarında Anadolu’ya Mezopotamya’dan insan kafilelerinin girdiğini görüyoruz. Bunlar Asurlu tüccarlar. Anadolu insanıyla birlikte ticaret yapmak amacıyla geliyorlar. Bu dönemin adı da Asur Ticaret Kolonileri dönemi olarak adlandırıyoruz. Bu tüccarlar yanlarında gelenler Anadolu’ya Mezopotamya’da bin seneye kadar önce kullanılmaya başlayan yazılarını da getiriyorlar. Anadolu’da artık yazılı tarih başlıyor. Anadolu’da hemen hemen 10 tane ticaret Karum adı verilen Pazaryeri olarak adlandırılan ticaret merkezi var. 10-15 tane de Vabartum diye daha küçükleri var. Bu merkezlerden en bilinenleri merkezi yönetime sahip olan Kayseri yakınlarındaki Kültepe Kaniş Höyüğü. Bu tüccarlarla gelen tabletler, tüccarların bir kısmı Anadolu’da kalıyor bir kısmı Mezopotamya’ya dönüyor. Oradan ailelerinden mektuplar getiriyor ya da ticari anlaşmaları içeren mektuplar getiriyorlar. Bunlarda Kültepe Kaniş’te arşivleniyor. Bu tabletler pişmiş topraktan yapılmış kil henüz yaşken şekil veriliyor kamıştan ya da ahşaptan yapılan uçları çiviye benzeyen ince aletlerle de batırılarak şekiller veriliyor. O yüzden adına da çivi yazısı deniyor. Çivi yazılı tabletler olarak da adlandırılıyor. Tüccar gelirken bu mektubu açık getirmiyor. Kuruduktan ya da pişirildikten sonra tekrar bir kil tabakasıyla kaplayıp ona zarf yapıyor. Onun üzerine de gönderen kişi mührünü basıyor. Siz o zarfı aldığınız zaman elinize Mezopotamya’dan bunu size kimin gönderdiğini biliyorsunuz o mühürden. Bu dönemde tabletlerin üzerinde silindir mühürler gözüküyor. Ondan önce damga mühürlerdi Anadolu’nun geleneksel mühür şekli. Bu zarflardan bazıları sebebini bilmediğimiz nedenle açılmamış. Arşivlerde açılmamış olarak bulunmuş. Bunların içinde özel mektuplar, listeler, ticaret anlaşmaları, ritüellerin talimatları var. Su dağ ağaç gibi olgular insan yaşamında tanrısallık atfediyorlar. Suyla ilgili bir törenin nasıl yapılacağı bu tabletlerde de anlatılabiliyor. Akat Kralı Sargon’un bir mektubu var. Yüzlerce konuyu içeren mahkeme kararları, cezalar, uygulamalar, boşanma belgeleri, ilk boşanma belgeleri de yazılı olarak elimize Kültepe’den geçiyor. Bunlar Asur ve Akat dilinde yazılmış mektuplar. Bunların içinde de Asurca ve Akatça olmayan Hint Avrupalı isimler görüyoruz. Buradan Hititlerinde bu dönemde peyder pey Anadolu’ya geldiğini ve Anadolu insanı ile birlikte tüccarlar ve Anadolu insanıyla birlikte yaşadıklarını anlıyoruz. Daha sonra siyasi güce eriştiklerinde Anadolu’nun ilk siyasi devletini kuran insanlar” dedi.

    Arkeoloji harikaları olarak adlandırılan ahşap masalar ve mobilyalar

    Yığma mezarlardan çıkarılan ahşap masa ve mobilyaların arkeolojik harika olduğunu söyleyen Kulaçoğlu, “Milattan Önce 1200’lerde Anadolu’ya batıdan Trakya üstünden ve Ege üstünden göç dalgaları girmeye başlıyor. Biz bunları Ege göçleri ya da deniz kavimleri göçü olarak adlandırıyoruz. Bu dönemde bir kaos ortamı var Anadolu’da. Hititler Güneydoğu Anadolu’ya çekilmiş, imparatorluk son bulmuş. Güneydoğu Anadolu’da Antep, Maraş, Adana gibi şehirlerde şehir krallıkları olarak yaşamlarını devam ettiriyorlar. Doğu Anadolu’da Urartu Krallığı var. Bu giren kavimlerden bir tanesi de Frigler. Onlar da Ankara’ya kadar geliyorlar ve Polatlı Gordion başkenti olmak üzere krallıklarını kuruyorlar. Batı Anadolu’da da ilk İyon ve Dor şehirleri kurulmaya başlıyor. Gordion’da yapılan kazılarda görülüyor ki yeni bir ölü gömme sistemi de Anadolu’ya girmiş Friglerle birlikte. Tümülüs olarak adlandırdığımız yığma tepeler. Mezar odasını ardıç ya da sedir gibi ağaçlarla yapıp içine ölüyü hediyeleriyle birlikte koyuyorlar ki ölümden sonraki yaşamada inanç var. Daha sonra üzerlerini çakıl taşları ve toprakla doldurarak tepe haline getiriyorlar. Gordion’da yapılan araştırmalarda 120’ye yakın büyüklü küçüklü tümülüs ortaya çıktı. Bunlardan en büyüğü Midas Tümüsülü olarak adlandırılan ama Midas’a ait olup olmadığı hala tartışılan büyük tümülüs. Burada 1957-1959 yılları arasında yapılan kazılarda bronz objelerin yanında bizim arkeolojinin harikaları olarak adlandırdığımız ahşap masalar ve mobilyalarda ortaya çıktı. Bu mobilyalar oyma ve kakma tekniğiyle yapılmış farklı renkteki küçük ağaç parçalarının açılan deliklere yerleştirilmesiyle motiflerin oluşturulduğu inanılmaz sabır isteyen bir teknik ve güzellikteki ahşap mobilyalar. Midas tümülüsünde bulunanlardan bir tanesi masa bir tanesi de servis masası. Milattan Önce 8’inci yüzyıla denk geliyor” diye konuştu.

  • Emet ilçesi eğitimde ilkleri yaşıyor

    Kütahya’nın Emet ilçesinde 7 ayrı okula resim atölyeleri açılması ve ilçede ilk defa öğrencilere piyano kursu verilmesi takdirle karşılanıyor.

    Emet Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü işbirliği ile açılan kurslara ilginin yoğun olması memnuniyetle karşılanıyor.

    Emet Kaymakamlığı ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan resim kurslarında, amacın resim yapma yeteneği olan gizli yetenekleri ortaya çıkarmak olduğu açıklandı. Emet Kaymakamı Hasan Çiçek, resim kurslarını ziyaret edip öğrencilere çeşitli hediyeler dağıttı. Daha sonra Usta Öğreticiliğini Hakan Demir’in yaptığı piyano kursunu ziyaret edip öğrencilerle sohbet eden Kaymakam çiçek, öğrencilerin sunduğu piyano dinletisine katıldı.

    Emet’te eğitimde ilkleri yapmaya çalıştıklarını belirten Kaymakam Çiçek, ’’Şuan itibarıyla okullarımızda bir taraftan pozitif bilimler, diğer taraftan sosyal bilimlerle ilgili eğitim öğretim faaliyetlerimiz devam etmektedir. Ancak bizler kaymakamlık olarak bu bilimsel çalışmaların yanı sıra okullarımızda kültür ve sanat faaliyetlerinin çeşitlenmesinin ve yürütülmesinin de anlamlı olacağını değerlendirdik. Bu bağlamda fiziki yeterliliği olan okullarımızda resim atölyeleri açtık. Yine aynı şekilde müzikal faaliyetlerin yürütülmesi için Halk Eğitim Müdürülüğü kanalıyla 2 adet piyano alarak gençlerimizin hizmetine sunduk. Gerek resim atölyelerinin kurulmasında, gerekse piyano kurslarının açılmasında ki temel hedefimiz öncelikle genlerimizin ve çocuklarımızın yeteneklerini tespit etmek, onların yeteneklerini sergileyecekleri ortamı hazırlamaktır. Resim atölyelerimiz tüm donanımlarıyla her zaman eğitime hazırdır. Resim atölyeleri konusunda ve piyano kurları konusunda tatmin edici bir noktaya vardık. Bundan sonraki süreçte bu çalışmaların derinleşmesi için kaymakamlık olarak çalışmalarımız devam edecek. Bu projelerin hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm mesai arkadaşlarıma teşekkür ederim’’ dedi.

    Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü olarak pek çok hedeflerinin olduğunu belirten Emet Halk Eğitim Merkezi Müdürü Süleyman Avcı, ’’Kaymakamlık ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzün büyük destekleriyle 7 okulumuzda resim atölyeleri açtık. 229 öğrencimizi bu resim atölyelerimizde resim kurslarına tabi tuttuk. Yine Kaymakamlık ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzün gayretleriyle 2 adet piyano alarak, piyano kurslarını açtık. 129 öğrencimizi de kurslarımızda piyano eğitimlerine tabi tuttuk. Bu kursları açmaktaki amacımız, öğrencilerimizin güzel sanatlar fakültelerine katılmalarına destek olmak. Bunların tercihlerinde bir farkındalık oluşturabilmek ve tercih edebilecekleri alanda yeteneklerini ortaya çıkarabilmek’’ ifadelerini kullandı. (YD-EFE)

  • İşaret Dilini Öğrenerek İnegöl’ün İlkleri Oldular

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde, Halk Eğitim Merkezi tarafından ilk kez açılan işaret dili kursunu başarı ile tamamlayan kursiyerlere sertifikaları verildi.

    15 Şubat-6 Nisan 2016 tarihleri arasında Şefika Ceyhan tarafından verilen toplam 120 saatlik kursa katılan 40 kişiden 36’sı başarılı oldu. Aralarında öğretmen, imam, hemşire, esnaf ve gazeticilerin de bulunduğu kursiyerlere törenle sertifikaları takdim edildi. Kaymakam Ali Akça’nın da katıldığı törende konuşan HEM Müdürü Burhanettin Özdemir, “Bu kursumuzu ilk defa açıyoruz. Yılda 200 çeşit kurs açıyoruz. Halk arasında sağır ve dilsiz diye tabir ettiğimiz engelli vatandaşlarımız var. Pek çok iş kolunda bu kardeşlerimizin iletişim kurması gerekiyor. Çok önemli bir ihtiyacı gidereceğine inanıyorum. Yaklaşık 2 ay süren kursumuza ilgi büyüktü. Çok farklı alanlarda çalışanlar kursiyerimiz oldu. Bursa’dan haftanın üç günü gelerek bu eğitimleri veren Şefika Ceyhan hocamıza teşekkür ediyorum. Kurs öğretmenimiz Bursa’da üç işaret dili öğretmeninden birisi. Şu an ikinci kursumuz da 23 yaş engelli kursiyerlerimize, öğretmen ve velilere verilmeye devam ediyor” dedi.

    Konuşmaların ardından, kursiyerlere belgeleri takdim edildi.