Etiket: İlki

  • Dünyada bir ilki geçekleştirdi: Gözleriyle yan flüt çaldı

    ALS MNH Derneği İzmir Şubesi tarafından ALS hastalığına dikkat çekmek için ’Nefes varsa umut vardır’ sloganıyla düzenlenen müzik dinletisi tarihe bir olaya sahne oldu. ALS hastalığı sebebiyle el ve bacak kaslarını kullanamayan Alper Kaya, özel bir program sayesinde gözleriyle yan flüt çaldı ve dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen müzik dinletisine izleyiciler oldukça yoğun ilgi gösterirken, salon hınca hınç doldu. Çeşitli sanatçıların sahne aldığı gecede dünyada bir ilk gerçekleşti. 28 yıldır ALS hastalığıyla mücadele eden Alper Kaya, özel bir programla gözleriyle yan flüt çaldı. Dünyada ilk kez gerçekleşen bu gösterinin ardından salonu dolduran seyircilerden bazıları gözyaşlarına hakim olamazken, Alper Kaya dakikalarca ayakta alkışlandı.

    “ALS ile barıştım”

    ALS hastalığıyla yaşamayı öğrendiğini söyleyen Alper Gençliğimde de müzikle uğraşıyordum ve gitar çalıyordum. Ancak hastalığımla birlikte gitar çalmamı sağlayacak kaslarımı kaybettim. Bir süre boşluğa düştükten sonra yavaş yavaş bu hastalıkla yaşamayı öğrenmeye başladım” dedi.

    Dünyada bir ilk

    Yeniden müziğe dönmesini sağlayacak olan programı uzun araştırmalar neticesinde İspanya’da bulduğunu aktaran Kaya, “Birkaç yıl önce yeniden müzik yapabilir miyim düşüncesiyle bir araştırmaya koyuldum ve İspanya’da bir program olduğunu öğrendim. Benim gibi sadece kafasını gözlerini oynatan insanların müzik yapması için oluşturulan bu programın yapımcısıyla iletişime geçtim ve arkadaş olduk. Onunla beraber programı daha işlevsel bir hale getirdik. Fiziksel engelliler için yardımcı teknolojilerle müzik yapmanın mümkün olabildiğini göstermeye çalışacağız” diye konuştu.

    Farkındalık gecesine piyano dinletisiyle destek olan Cengiz İnal ise, “Böyle bir konseptin içinde olmak çok güzel ve böyle bir organizasyonda yer almaktan dolayı oldukça mutluyum. Burada çok güzel insanlarla tanıştım. Bu tarz organizasyonların daha da artması lazım” ifadelerini kullandı.

  • Ünlü sanatçı bir ilki gerçekleştirdi AVM’de klip çekti

    Diyarbakırlı ünlü sanatçı sevilen sanatçılarından Bedri Aysel’i bir ilki gerçekleştirerek kent için yazdığı yeni türküsünün klibini AVM’de çekti. Sevenleri tarafından büyük ilgi gören Aysel’i, hayranlarına mini bir konser de verdi.

    Ünlü ses sanatçılardan Bedri Aysel’i bir ilki gerçekleştirerek yeni yazdığı türkünün klibini, Diyarbakır’da Karavil Grup ve Ceylan Grup ortaklığında hayata geçen alışveriş merkezi kiralama ve yönetimi Apleona GVA Mülk Yönetim Hizmetleri Türkiye tarafından yapılan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyüğü olma özelliğini taşıyan Ceylan Karavil Park Alışveriş Merkezinde çekti. AVM’yi ziyaret eden vatandaşların şaşkın bakışları arasında kalan Aysel’i, zaman zaman kendisiyle fotoğraf çektirme yarışına giren hayranlarının arasında kaldı. AVM önünde başlayan klip çekimleri daha sonra içeride kurulan sahnede devam etti.

    Klip çekimlerine ilişkin konuşan Aysel’i, “Diyarbakır’a gelince benim heyecanım doruk noktasına ulaşıyor. Bugün Diyarbakır ile ilgili bir klibimiz var. Bu klibimizi Diyarbakır’da çekmek istedim çünkü sözleri Diyarbakırla ilgili. Diyarbekir diyarımdır benim öteki yarımdır. Eğer seni alırsam benim düğün bayramımdır. Bu klibimize sponsor olan Ceylan Karavil AVM ve ortaklarından Karavil ailelerine çok teşekkür ediyorum. Tabi Ceylan Karavil AVM’de başlayacak çekimlerimiz ama Diyarbakır’ın her yöresine gideceğiz. Gazi Köşkü, Kırklar Dağı, bedenler her tarafa gideceğiz. Diyarbakır’ın güzel yönlerini tanıtmaya çalışacağız” dedi.

    Klip çekimlerinin ardından Aysel’i hayranlarına mini bir konser verdi.

  • Bilecik, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Türe, Bilecik Belediyesinin Biyoçeşitlilik ve Biyokültürel İndeks Değeri çalışması ile Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiğini kaydetti.

    Bilecik Belediyesi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ve Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı işbirliğinde gerçekleştirilen Belediyesi Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Marka Değerleriyle Bilecik Sempozyumunun 4’üncü günü ikinci oturumunda ’’Bilecik’te Biyoçeşitlilik – Kültürel Miras ve Jeopolitik Zenginlik’’ konuları ele alındı. Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Türe moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda; Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kandazoğlu, CNN Yeşil Doğa Programı Yapımcısı Güven İslamoğlu ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tuba Yağcı konuşmacı olarak katıldı.

    Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kandazoğlu, burada yaptığı konuşmada, ülkemiz ve ilimizdeki biyoçeşitliliğin korunması ve bu konuda farkındalığı oluşturulması için yapılması gereken çalışmalara değindi. İnsanoğlunun var olduğu günden bu yana tabiatla iç içe olduğunu hatırlatan Kandazoğlu, şunları söyledi:

    ’’İnsanoğlunun doğa ile iç içe olması ve kendisinin doğadan faydalanması için yaptığı çalışmalar yüzyıllar öncesine dayanıyor. Avrupa’da bilim adamları çok önceden itibaren bu konuda çalışmalar gerçekleştirmeye başlamış, bitki ve bitki türlerine ilişkin bilgiler toplamışlar. Bizler de kurum olarak 2014 yılından bu yana bu konuda çalışmalar gerçekleştirmeye başladık. Şu ana kadar 33 ilimizde bu konuda envanterler oluşturduk, 43 ilimizde de bu çalışmalar devam ediyor ve önümüzdeki dönemde bu çalışmaları 81 ilimizde gerçekleştirmek istiyoruz.”

    ’’Bilecik biyoçeşitlilik ve biyokültürel değerleri yönünden birçok Avrupa ülkesinden zengin’’

    Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Türe ise konuşmasında, Bilecik’teki biyoçeşitlilik ve biyokültürel değerler hakkında bilgiler vererek, Bilecik Belediyesi eliyle bu konuda gerçekleştirilen çalışmaların önemine değindi. Bilecik Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Biyoçeşitlilik ve Biyokültürel İndeks Değeri çalışması ile Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Türe, şunları söyledi:

    ’’Ekoloji kelimesi aslında insanoğlunun ekonomiden sonra kullanması gereken ikinci önemli bir kavram olduğunu düşünüyorum. Çünkü ekoloji kelimesinin altında yatan önem aslında bir ülkenin enflasyon değerinden de daha önemlidir. Bu kelimenin günümüzde en azında günlük konuşma dilimiz arasına girmiş olması da aslında iyi bir durum.’’

    “Bilecik’in biyoçeşitliği gerçekten çok zengin”

    Canlı çeşitliliğinin korunması ve önemi hakkında bilgiler veren Türe, ’’Coğrafya insanoğlu için onun kaderidir. Çünkü insanoğlu bulunduğu coğrafyaya göre şekil alır. Yaşantısı ve her özelliği ona göre şekil alır. Bilecik’in biyoçeşitliği gerçekten çok zengin. Bu anlamda Bilecik çok ilginç bir yer. Aslında bizler araştırmacılar olarak aslında Türkiye’nin coğrafi iklim tanımlamasını yaparken bu çalışmayı Bilecik’te bir gün gezerek gerçekleştirebiliriz. Çünkü Bilecik gerçekten orman ve iklim tipleri açısından çok zengin bir yapıya sahip. Bunun altında yatan nedenlerden biri de Bilecik, çok kısa mesafelerle yükseltisi değişen bir coğrafyaya sahip.’’ dedi.

    Belediye Başkanı Selim Yağcı’ya teşekkür

    Bilecik Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye’de bir ilk olan biyoçeşitlilik ve biyokültürel değer endeksi çalışması için Belediye Başkanı SelimYağcı’ya teşekkür eden Prof. Dr. Türe, ’’Günümüzde dünyadaki ülkelerin gelişmişlik düzeyi, o ülke ve şehirlerin biyolojik çeşitlilik ve biyokültürel değerlerinin varlığı ile ölçülüyor. Bu açıdan Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı’nın yakın ilgisi ve desteğiyle gerçekleştirdiğimiz bu çalışma ülkemizde bir ilk ve örnek bir çalışma. Çalışmanın verilerine göre bütün Türkiye’de rakamsal anlamda 5 karşılığında olan değer yalnızca Bilecik’te 4 olarak belirlendi. Bu açıdan Bilecik, gerçekten müthiş bir çeşitliliğe sahip.’’ ifadelerini kullandı.

    ’’Çevrenin bize ihtiyacı yok biz insanoğlunun çevreye ihtiyacı var’’

    CNN Yeşil Doğa Programı Yapımcısı Güven İslamoğlu ise konuşmasında, biyolojik çeşitlilik ve biyokültürel çeşitliliğin önemine değindi. Konuşmasında; ’’Çevrenin bize ihtiyacı yok, biz insanoğlunun çevreye ihtiyacı var’’ ifadelerini kullanan İslamoğlu; bu konuda her bir bireyin yapması gereken çalışmaları anlattı. Biyoçeşitliliğin önemini kavramak için öncelikle biyoçeşitliliğin ne olduğunu ve hayatımızdaki yerinin öğrenmesi gerektiğini hatırlatan İslamoğlu, bu konudaki görüşlerini fotoğraf ve viedo görselleri ile anlattı.

    “Bilecik topraklarında ağır metal ve kirlilik az”

    Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tuba Yağcı ise konuşmasında Bilecik’in biyoçeşitlilik zenginliğine dikkat çekti. Bilecik’teki biyoçeşitlilik ve gen çeşitliliği hakkında bilgiler veren Yağcı, şunları kaydetti:

    ’’Bilecik’teki biyoçeşitlilik zenginlik gerçekten güzel bir noktada. Bu zenginliği itibariyle birçok üniversiteden burada çeşitli araştırmalar yapıldı. 450 gün süren bu araştırma ve çalışmaların daha da artması gerekmektedir. Bu zenginliğin olmasına rağmen biyoçeşitlilik fuanasının çok eski olduğunu gördük ve lisans öğrencilerimizle birlikte bu konuda araştırmalar yaptık. İlimiz toprakları gerçekten hem manevi anlamda hem de maddi anlamda temiz. Yani ilimiz topraklarında ağır metal ve kirlilik az’’ ifadelerini kullandı.

    “Bize kalan zenginlikleri miras değil de emanet şeklinde düşünmemiz gerekir”

    Belediye Başkanı Selim Yağcı ise; oturum sonunda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    ’’Bugün de Bilecik’imizde çok güzel ve anlamlı bir buluşturmayı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadık. Bizler de Tuba hocamızın da dediği gibi bize kalan zenginlikleri miras değil de emanet şeklinde düşünmemiz gerekir. Bizler de eğer geleceğimizi ve çocuklarımızı seviyorsak ki seviyoruz. Onun için onlara daha güzel bir dünya bırakmak için çalışmalıyız. Bana göre insanoğlunun yaşamında temel baz alması gereken iki konunun olduğuna inanıyorum. Bunlardan birisi onun medeniyetini sağlaması için enerjiye ihtiyacı, hayatiyetini sağlaması için de temiz çevreye ihtiyacı var. Onun için bu ikisi arasında çok iyi bir dengeyi sağlamak lazım diye düşünüyorum. Bu açıdan bizlere böyle önemli ve güzel bilgileri sunan konuşmacılarımıza çok teşekkür ediyorum.’’

    Belediye Başkanı Selim Yağcı, sempozyum kapsamında söz alan konuklara teşekkür plaketi taktim ederek, yaptıkları bilgilendirme dolayısıyla konuşmacılara teşekkür etti.

  • Çiftçiler Kayseri’de ilki gerçekleştirdi

    Kayserili çiftçi Zafer Memiş, internetten araştırdığı protein değeri yüksek olan kinoa bitkisini 12 dekar alana ekti. Memiş, hasadını yaptığı kinoa bitkisinden dekar başına 100 kilo aldı.

    Kayseri’nin Bünyan ilçesine bağlı Akçatı mahallesinde astronot bitkisi olarak da bilinen kinoa bitkisini 12 dekar alana ektiğini söyleyen Zafer Memiş, “Bu bitkiyi yeğenim yurt dışında ekiminin yapıldığını söyledi. Yaptığı araştırma sonucu oldukça gelir getirecek bir ürün olduğunu söyledi. Bir kilo kinoa da bulunan protein miktarının 10 kilo ette bulunan proteine eşit olduğunu söylemesi üzerine internette de araştırdıktan sonra denemeye değer olduğunu düşündük. Dünya nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamak adına, alternatif ürün olarak yeni bir ürün olan Kinoa bitkisi yetiştiriciliğine öncülük yapmak amacıyla 12 dekara ekim yaptık. Dekar başına 100 kg aldık. Herkes ektiğinde herhalde burada yeni bir pazar ortaya çıkar” şeklinde konuştu

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü yetkilileri ise kinoa bitkisi hakkında şu bilgileri verdi:

    “Kinoa, yüksek dağlık alanlardan, deniz seviyesine kadar olan, ılıman, yağışlı, sıcak ve kuru, soğuk ve kuru, her iklime adapte olabilen çeşitleri olan, kendine döllenen bir bitkidir. Deniz seviyesinden başlayarak 4000 m rakıma kadar çok rahat yetişebilen bir bitkidir. Her yükseltiye uygun çeşitleri mevcuttur. Kinoa, çeşitlere göre farklılık göstermekle birlikte, ortalama, çimlendikten sonra – 1, -6’e kadar dayanır.

    Güney Amerika başta olmak üzere ABD ve Avrupa ülkelerinde yaygın olarak tüketilen ancak ülkemizde henüz çok kişi tarafından bilinmeyen kinoa vücut için gerekli tüm amino asitleri içermektedir. 2013 yılı Birleşmiş Milletler Tarım Örgütü tarafından “Uluslararası Kinoa Yılı” ilan edildi. Kinoa faydaları açısından tam protein olup, glüten içermez. Kalorisi düşük bir tahıl bitkisidir. Diğer tahıllardan yaklaşık 2 kat daha fazla besin lifi içerir. Demir minerali bakımından zengindir. B2 (Ribofilavin) içeren kinoa beyin ve kas hücrelerinde enerji metabolizmasına katkıda bulunarak vücudun enerji üretimini destekler ve halsizliğe iyi gelir. Kinoa’da yüksek miktarda bulunan magnezyum mineralinin damarları rahatlatan etkisi vardır ve bu özelliği ile kronik migrene karşı önerilen yiyecekler arasındadır. Daha birçok faydası olan bir bitkidir.

    Klasik Hububat (Buğday) Mibzeri ile ekim yöntemi kullanılarak yetiştirilen Kinoa makineli hasada uygun bir üründür. Klasik buğday biçerdöver ile rahatlıkla hasadı yapılabilmektedir Bitki boyu 50 cm ile 3 m arasında değişmektedir. Normal bakım koşullarında ortalama verim 150 – 400 dk/kg dır. Ülkemizde sulu şartlarda yapılan denemelerde 650 kg/dk ürün elde edilmiştir. Gün geçtikçe ülkemizde ve Dünyada talebi hızla artmaktadır.”

  • Ulusal Fotoğraf Kampları’nın ilki Gümüşhane’de başladı

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından bu yıl birincisi gerçekleştirilen Milli Parklar Ulusal Fotoğraf Kamplarının ilki Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Zigana köyü sınırlarındaki Limni Gölü Tabiat Parkı’nda 100’e yakın fotoğraf sanatçısının katılımıyla başladı.

    Toplam 3 gün sürecek olan ve Türkiye’nin dört bir yanından yüze yakın doğa ve kelebek fotoğrafçısının katılımıyla gerçekleştirilecek olan etkinlik ‘Gümüşhane Kelebekleri’ temasıyla yapılıyor.

    Geceyi Limni Gölü Tabiat Parkında bulunan bungalov evlerde geçiren sanatçılar sabah kahvaltısının ardından güneşin ilk ışıklarıyla eşsiz coğrafyaya sahip ve çok sayıda endemik bitki ve canlı barındıran bölgede fotoğraf turuna çıktı.

    Türkiye’de kayıtlı 416 kelebek türünden 213’ünü barındırması nedeniyle Türkiye’nin en zengin illeri arasında yer alan Gümüşhane’de gerçekleştirilen kampta fotoğraf sanatçıları ilk gün Zigana coğrafyasında, ikinci gün Kelkit ilçesi ve Tomara Şelalesinde ve üçüncü gün de Torul ilçesi sınırlarında Artabel Gölleri Tabiat Parkı’nı gezecek.

    “Gümüşhane’nin de kelebeklerini tanımış olacağız”

    Kampa İzmir’den katılan fotoğraf sanatçısı öğretmen Özlem Yıldız, Türkiye’nin dört bir yanında kelebek çektiğini, Kuzey Doğu’da kelebek çekmeyi çok sevdiğini belirterek, “Güzel bir etkinlik olacak. Gümüşhane’nin de kelebeklerini tanımış olacağız. Çok güzel bir coğrafya” dedi.

    “Coğrafi büyüklüğe göre Türkiye’nin en zengin ili konumundayız”

    Gümüşhane’de kelebek gözlemciliği ve fotoğrafçılığının duayenlerinden Vehbi Yalçın ise DKMP’nin düzenlediği ve ilkinin Gümüşhane’de gerçekleştirildiği foto safari kampına Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden çok sayıda fotoğrafçının geldiğini söyledi. Üç gün boyunca Gümüşhane coğrafyasını gezip şehrin kelebek zenginliğini farklı gözlerden görme imkanı olacağını dile getiren Yalçın, “Gümüşhane yüzölçümü olarak Türkiye’nin 53.şehri. Bizim bildiğimiz kayıtlara geçen 213 tür kelebek var. Toplam sayıda bizden önde 2 il var ama coğrafi büyüklüğe göre Türkiye’nin en zengin ili konumundayız” diye konuştu.

    Etkinliğe katılan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Doğa Koruma Daire Başkanı Fahrettin Ulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2017 yılı içerisinde başlattığı ‘Tabiat Turizmi Seferberliği’ başlattığını hatırlatarak bu kapsamda, bunu bir an önce eyleme dönüştürmek amacıyla ilk olarak foto safari düzenlediklerini söyledi.

    “Uluslararası bir marka haline gelmek için yoğun bir gayret içerisindeyiz”

    Türkiye’de 81 ilde Tabiat Turizmi Master Planlarının tamamlandığını kaydeden Ulu, ekoturizmde dünyada dönen paranın yaklaşık 400 milyar dolar olduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu pastadaki dilimini artırmak için neler yapılması gerektiğinin programlanması ve planlanmasını gerçekleştirdiklerini belirterek, “Dünyada tabiat turizmi konusunda elde ettiğimiz gelir itibari ile 19’uncu sırada yer almaktayız. Bugün itibari ile sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlandırdığı ilk 5 ülke arasına girmek ve bunda uluslararası bir marka haline gelmek ve bizim doğal güzelliklerimizi dönüştürmek için yoğun bir gayret içerisinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü olarak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Sayın Bakanımızın himayelerinde gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalarla amacımız özellikle doğal korunan alanları biraz daha insanımızın kullanımına sunmak, ama kullanırken de bu alanları nasıl korumamız gerektiğini ülkemizdeki ve dünyadaki gezi ile ilgili tüm insanlara anlatabilmek” dedi.

    “Zigana coğrafyası aslında iki farklı kültürün kesiştiği bir nokta”

    Kampa 15 bölge müdürlüğü ve 45 ilden katılımcı geldiğini ifade eden Ulu, “Burada 3 gün boyunca buradaki fotoğraf sanatçısı arkadaşlarımızla arazi programları, Gümüşhane’nin birçok noktasında fotoğraf sanatçısı arkadaşlarımız deklanşörlerine basarak bu eşsiz güzelliklerin tanıtımı noktasında bize çok farklı imkanlar sunacak. Ekoturizm’de asıl amaç doğal güzellikler, tarihi güzellikler yanında bizim geleneksel yaşamımızın yansıtılması. Zigana coğrafyası aslında iki farklı kültürün kesiştiği bir nokta. Ekoturizm’de önemli noktalardan bir tanesi de geleneksel kültürün ve yaşamın yansıtılması. Bölgeye daha çok nasıl turisti getirebilirizi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

    Etkinlikte daha sonra Gümüşhane Valisi Okay Memiş’in de katılımıyla açılış programı düzenlendi.

    Vali Memiş, burada yaptığı konuşmada, bir yıl önce göreve başladığında, bölgeyi gezerken Limni Gölü’nü gördüğünü ve toprak yoldan geldiğini hatırlatarak, turizmde altyapının çok önemli olduğuna işaret etti.

    “Sizlerin çektiğiniz fotoğrafları görmeyi büyük bir merakla bekleyeceğim”

    Limni Gölü Tabiat Parkı yolunun son bir yıl içerisinde betonla kaplandığını ifade eden Vali Memiş, Gümüşhane’nin bütün köylerinin birer turizm destinasyonu olduğunu belirterek, “Sizlerin çektiğiniz fotoğrafları görmeyi büyük bir merakla bekleyeceğim. Eminim çok güzel kareler yakalayacaksınız. Gümüşhane turizme yeni açılan ama o kadar da gelecek vadeden bir il. Sizleri burada daha sık görmekten büyük bir mutluluk duyarız” diye konuştu.

    Belediye Başkanı Ercan Çimen ise Gümüşhane adına mutlu bir gün olduğunu belirterek, Türkiye’nin her bir yerinden gelen fotoğraf sanatçılarının el değmemiş coğrafyadan güzel kareler çıkaracaklarını kaydetti.

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Doğa Koruma Daire Başkanı Fahrettin Ulu da kültürlerin kesiştiği Zigana coğrafyası ve Gümüşhane coğrafyasını en iyi şekilde nasıl tanıtılabileceği ve neler yapılabileceğini ortaya koymak için ülke genelinden fotoğrafçılarla birlikte buraya daha farklı bir bakış açısı sunmak için etkinliği düzenlediklerini söyledi.

    “Bu bir yarışma şeklinde olmayacak”

    Doğa Koruma ve Milli Parklar 12.Bölge Müdürü Ahmet Usta ise fotoğraf kampını bu yıl DKMP’nin Gümüşhane’de yapmayı uygun gördüğünü belirterek, kampın ana temasının Gümüşhane Kelebekleri olduğunu söyledi. Torul ilçesinde endemik bir tür olan “Torul Ensis” türü kelebeğin uçma zamanı olduğunu kaydeden Usta, “Bu bir yarışma şeklinde olmayacak. 3 gün boyunca korunan alanlarda her türlü fotoğraf çekimi yapılacak. Her yıl bir sivil toplum kuruluşuyla yapılacak” dedi.

    Açılış programının ardından katılımcılar daha sonra Zigana köyünde bulunan Zigana Doğa Okulunu ziyaret ederek burada incelemelerde bulundu.