Etiket: İlişkin

  • ODTÜ’lü İrem’in akıl almaz ölümüne ilişkin görüntü ortaya çıktı

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencisi İrem Kütük’ün, üniversitede kamyonetin açık kasa kapağının başına çarpması sonucu hayatını kaybettiği olaya ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Kamyonetin kasasının açık olmasına rağmen şoförün aracı sürmeye devam ettiği görüldü.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ODTÜ’de okuyan İrem Kütük’ün ölümüne yönelik yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. Hazırlanan iddianamede kamyonet sürücüsü Tahir K.’nin (50) “taksirle ölüme neden olma” suçundan 6 yıla kadar hapsi istendi. İddianamede, Kütük’ün ODTÜ yerleşkesi içerisinde kaldırımda yürüdüğü belirtilerek, “Tahir K. idaresindeki ODTÜ’ye ait kamyonu ile olay yerinde seyir halindeyken kamyonun arkasındaki demir kapağı tutan mekanizmanın yerinden çıkması sonucu maktulenin başına çarparak maktulenin ölümünün araç dışı trafik kazası ile husulü mümkün künt kafa travmasına bağlı Çoklu açık çökme kırıkları ile gelişen beyin kanaması, beyin doku hasarı sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır” denildi.

    ODTÜ’deki güvenlik kamerası kayıtları iddianameye delil olarak eklendi. Güvenlik kamerası kayıtlarına göre, Kütük’ün saat 12.04 sıralarında üniversitenin A4 kapısından kaldırımda yürüyerek fakültesine doğru gittiği görülüyor. Saat 12.05 sıralarında ise kamyonetin üniversiteye giriş yaptığı görüntülere yansıyor. Kapağın kamyonetin yan tarafına takılı olduğu, bir müddet sonra da açıldığı görülüyor. Kamyonetin A4 kapısına saat 12.05.38’de giriş yaptığı, kasasının ise sağa sola hızlı bir şekilde hareket ettiği kameralarca kaydedildi. Kasanın kaldırımda yürüyen bir erkek öğrenciyi de teğet geçtiği görülüyor.

  • ABD’nin gözlem noktasına ilişkin Abdullah Ağar’dan önemli açıklamalar

    Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, ABD’nin Suriye’deki kontrol noktalarına ilişkin, “PKK ile DEAŞ arasındaki Rakka’da işbirliği zaten ispatlandı. ABD burada ne yapmaya çalışıyor? Terör örgütlerini Türkiye’den korumaya mı çalışıyor, yoksa Türkiye’yi terör örgütlerine karşı korumaya mı çalışıyor. Burada gözüken fiili durum oradaki terör örgütlerini ortaya koymuş olduğu istikrarsızlık düzenini Türkiye’ye karşı korumaya çalıştığına dair bir fotoğraf var” dedi.

    Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Suriye’nin kuzeydoğusundaki sınır hattında gözlem noktası kurulacağını açıklamıştı. Mattis buna gerekçe olarak, Türkiye’yi DEAŞ gibi radikal unsurlar veya Esad rejimi kaynaklı terör tehdidinden korumayı göstermişti. Konuya ilişkin açıklama yapan Ağar, ABD’nin, Irak’ın batısı ile Suriye’nin kuzeyini birlikte değerlendirdiği jeopolitik adayı PKK üzerinden kontrol etmeye çalıştığını belirtti. Adanın Türkiye için tehdit olan bir örgüt tarafından kontrol edilmesinin orta ve uzun vaade de Türkiye’nin bölünmesiyle eş bir tehdit oluşturabileceğini aktaran Ağar, “Türkiye bununla ilgili kaygılarını ABD’ye söyledi ve bir idareyi ortaya koydu. YPG/PKK, Tel Abyad bölgesinde baskın, sızma girişimleri ve tacizlerde bulundu. Bunun üzerine biz topçu atışları yaptık ve bu atışlar PKK’ya zayiat verdi. Zaiyat vermesinin hemen ardından PKK’lılar bunu kullanarak Orta Fırat Havzasında DEAŞ’a karşı yaptıkları sözde operasyonu durdurdu. Durdurulmasıyla beraber ABD, PKK’nın kendisine karşı kullanmış olduğu bu kozu, bir şekilde bize karşı kullanarak bir gerekçe üretti ve ’Türkiye’yi koruyoruz’ cümlesi altında, bu maske, mazeret altında kontrol noktaları oluşturmakla ilgili bir beyan üretti. Bu öncelikle Türkiye’ye bir hakarettir. Türkiye kendi sınırlarını kendi koruyabilecek kapasitede. Türkiye zaten şu ana kadar bunu fiili olarak gerçekleştirdi ve bununla ilgili sınırın ötesinden ortaya çıkan tehditleri etkisizleştirmek adına sınırın ötesinde dahi sınırı korumak adına operasyonlar yaptı. Bu kontrol noktalarının oluşmasıyla birlikte Türkiye ile ilgili ABD’nin iyiliği adı altında Türkiye’yi domine eden, Suriye’ye girmesini engelleyecek bir kuşağı oluşturmakta olduğunu görüyoruz. Çok hassas bir süreç aslında” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’ye yeni bir çözüm süreci dayatılıyor”

    Ağar, bu kontrol noktalarının Türkiye’nin Suriye’deki operasyonu açısından bir tehdit oluşturacağını kaydetti. ABD sözcüsünün, “DEAŞ’ın Türkiye’ye sızmasına engel olmaya çalışıyoruz” açıklamasını anımsatan Ağar, sözcünün üstü kapalı olarak bir itiraf cümlesi kurduğunu ve o topraklarda DEAŞ olduğunu kabul ettiğini dile getirdi. Ağar, “PKK ile DEAŞ arasındaki Rakka’da işbirliği zaten ispatlandı. ABD burada ne yapmaya çalışıyor? Terör örgütlerini Türkiye’den korumaya mı çalışıyor, yoksa Türkiye’yi terör örgütlerine karşı korumaya mı çalışıyor. Burada gözüken fiili durum oradaki terör örgütlerini ortaya koymuş olduğu istikrarsızlık düzenini Türkiye’ye karşı korumaya çalıştığına dair bir fotoğraf var. ABD eğer Türkiye ile aynı eksende ise o terör örgütleriyle işbirliği yapmamalı, Türkiye’nin kendisine teklif ettiği gibi oradaki operasyonları birlikte yapmalı” ifadelerinde bulundu.

    Ağar, Türkiye’nin yeni bir çözüm sürecine dayatıldığını değerlendirdi.

  • Sefaköy’de 16 yaşındaki gencin ölümüne ilişkin dava başladı

    Sefaköy’de çıkan kavgada açılan ateş sonucu 16 yaşındaki gencin ölümüne ilişkin dava görülmeye başlandı.

    Sefaköy İnönü Mahallesi’nde 14 Aralık 2017 tarihinde çiğ köfte almak için arkadaşları ile dışarı çıkan ve ‘Demiroklar’ ile ‘Erenler’ isimli iki grubun tartışması esnasında sıkılan kurşunların isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden 16 yaşındaki lise öğrencisi Emircan Açıkgöz’ün davasının görülmesine başlandı. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanıklar, taraf avukatları ve hayatını kaybeden 16 yaşındaki gencin ailesi ile arkadaşları katıldı. 4’ü firari 36 sanığın yargılandığı davada kimlik kontrollerinin yapılmasının ardından sanıkların ifadelerine geçildi. Olay günü evinde olduğunu söyleyen tutuksuz sanık Akın Demirok, evde eşini beklerken silah sesleri duyduğunu, havai fişek sesi zannederek sesleri önemsemediğini ve olayla ilişkisi olmadığını söyledi.

    “Yanımdaki silahla ateş ettim”

    Olay günü Feyyaz Eren ve bir kişiyle daha bir evde oturduklarını söyleyen Cenap Alakuş ise, ardından evden çıktıklarını ve İnönü Mahallesi’ne gittiklerini anlatarak, “Olay günü evde oturuyorduk, sonra İnönü Mahallesi’ne gittik. Ben İnönü Mahallesi’ni fazla bilmem. Feyyaz bir telefon görüşmesi yaptı. Bir an sokağı dönerken her taraftan silah sesleri gelmeye başladı. O esnada ben de arabanın tekerinin patladığını görünce yanımdaki silahla önce yere, ardından da havaya ateş ettim” dedi.

    Olayla ilgili sanık Devran Demir ise ifadesinde, “Geçmiş olsun demeye Rıdvan Eren’e gitmiştim. Bir süre sonra Rıdvan Eren’e telefon geldi. Arayan kişi ‘Feyyaz Eren öldü’ dedi. Ben sonra eve geçtim. Olay yerinde ben yoktum. Karşı taraftan da kimseyi tanımıyorum” diye konuştu.

    Sanık Emrah Bal ise hazır olmadığını söyleyerek, herhangi bir savunma yapmadı.

    “Aile büyükleri sulh yapmıştı”

    Savcılıkta vermiş olduğu ifadeye katıldığını söyleyen tutuklu sanık Feyyaz Eren, Demiroklar ile husumetlerinin olaydan daha öncesine dayandığını söyledi. Eren, “Demiroklar ile husumetimiz kapımızın önünde uyuşturucu satmalarıyla başladı. Sonrasında benim bir arkadaşımı trafikte ben sanıp taciz etmişler. Benim işlettiğim lokantayı da silahla taradılar. Ailenin büyükleri bir araya gelerek sulh yaptılar” dedi.

    Sanık Feyyaz Eren, yeğeninin kombi işi yaptığını ve işi gereği bir eve gittiğini söyledi. Yeğenine burada silahlı saldırıda bulunulduğunu ve bu konuyla ilgili şikayetlerinin de olduğunu söyleyen Eren, ”Olay günü şoförümün ağabeyi aradı ve konuşmak istediğini söyledi. Biz söylenilen sokağa gittik. Sokağa girdiğimizde üzerimize yağmur gibi kurşun yağmaya başladı. Bu sırada Cenap silahını düşürdü. Canımızı kurtarmak için ateş ettik. Etrafta 30’a yakın dükkan var ama güvenlik kamerası görüntüleri yok. Hepsi toplanmış kayıtların. Ben ölen şahsı tanımıyorum. Aileme zarar gelmesin diye teslim olmadı. Ben olayla ilgili keşif yapılmasını istiyorum, çünkü polis işini yapmadı” dedi.

    Hayatını kaybeden Emircan Açıkgöz’ün babası Hacı Açıkgöz ise, ”Herkes suçu birbirinin üzerine atıyor. Ben görmedim, ben yapmadım diyor. Çocuğumu ben mi vurdum?” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Anne Emine Açıkgöz, “Benim yavrum size ne yaptı” diyerek feryat etti. Sanık ifadelerinin ve avukat savunmalarının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, 3 sanığın tahliyesine karar vererek, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi. Duruşmanın ardından acılı aile yakınları 3 kişinin tahliye kararına tepki gösterdi.

  • Muharrem İnce, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesine ilişkin, “Ben partinin cumhurbaşkanı adayıyım. Yerel seçim yaklaşmış, Genel Başkan ile görüşmemizden daha doğal bir şey olamaz. Ben kendi kişisel derdimin peşinde değilim. Ben ülkemin, partimin peşindeyim” dedi.

    IHAAW134611-SIY/16-11-2018

    – Muharrem İnce, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesine ilişkin, “Ben partinin cumhurbaşkanı adayıyım. Yerel seçim yaklaşmış, Genel Başkan ile görüşmemizden daha doğal bir şey olamaz. Ben kendi kişisel derdimin peşinde değilim. Ben ülkemin, partimin peşindeyim” dedi.

    16.11.2018 13:46:11 TSI
    NNNN

  • CHP’li Erol’dan disipline sevk edilmesine ilişkin açıklama

    CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, “Biz Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleriyiz. Buradan gelen bir geleneğimiz, kültürümüz var. Bu geleceğimize, kültürümüze sahip çıkmayı da kendimize siyasi ve ahlaki sorumluluk yola göstermiş, dedemizin peşinden bu doğrultuda siyaset yapan birisiyim” dedi.

    Erol, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek, Disiplin Kurulu’na sevk edilmesine ilişkin açıklama yaptı. Erol, gerekçenin grup başkanvekillerinden izin almadan televizyon programlarına katılmak olarak gösterildiğini söyledi. Erol daha önce Genel Merkez Disiplin Kurulu tarafından kınama cezası aldığını hatırlatarak, ’’Demek ki parti içerisinde bu konulara daha dikkat etmemiz gerekiyor” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi ile bağlarının Meclis’in ilk kuruluş yıllarına dayandığını söyleyen Erol, “Çünkü ailemizin büyük dedesi Diyab ağa Dersim milletvekilidir, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk milletvekillerindendir’’ ifadelerini kullandı.

    Kendilerinin ulusal değerler üzerine siyaset yaptıklarını, devlet gelenekleri ve Cumhuriyet gelenekleri üzerine siyaset yaptıklarını ifade eden Erol, “Biz Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleriyiz. Buradan gelen bir geleneğimiz, kültürümüz var. Bu geleceğimize, kültürümüze sahip çıkmayı da kendimize siyasi ve ahlaki sorumluluk yola göstermiş, dedemizin peşinden bu doğrultuda siyaset yapan birisiyim. 95 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin 34 yılına canlı şahitlik yapmış birisiyim. İlk üyelik kaydım 1984. 34 yıl içinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en Genç İl Başkanlığı’nı yaptım, 25 yaşında İl Başkanlığı, 22 yaşında Kurucu Gençlik Kolları Başkanlığı yaptım. Parti kültüründen, partinin ahlaki değerlerinden gelen birisiyim. Parti üyelik kaydımızı kesmeye çalışabilirler ama Cumhuriyet Halk partili onurunu, kimliğini asla bizim elimizden alamazlar. 34 yıllık süre içinde 8 başkan ile çalıştım ve o 8 başkan ile çalışırken de bu süreyi kendime onur ve şeref olarak gördüm’’ dedi.

    Erol şöyle konuştu:

    ’’Partimin vereceği karara saygılıyım. Cumhuriyet Halk partisi kimliği, onurunu, şerefini yaşamakta hangi kararla karşı karşıya kalırsak vazgeçmeyerek, siyasi mücadelemize Cumhuriyet Halk Partisi’nde devam edeceğimizi ve Cumhuriyet Halk Partili olmanın onurunu her fırsatta yaşadığımızı belirtmek isterim.’’