Etiket: İlişkin

  • ABD Başkanı Trump polis reformuna ilişkin kararnameyi imzaladı

    ABD Başkanı Trump polis reformuna ilişkin kararnameyi imzaladı

    ABD Başkanı Donald Trump, siyahi George Floyd’un polis şiddeti sonucu ölümünün ardından başlayan protestolarla gündeme gelen polis reformu kapsamında polisin güç kullanımını düzenleyen kararnameyi imzaladı.

    ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gerçekleştirilen basın toplantısında polis reformuna yönelik kararnameyi imzaladı. Trump’ın imzaladığı yeni kararname, “polisin güç kullanımına yönelik ulusal standartlar oluşturulması” ve “görevini kötüye kullanan polislerin yakından izlenmesi” gibi yeni maddeler içeriyor.

    Trump, basın toplantısından önce Ahmaud Arbery, Botham Jean, Antwon Rose ve Michael Dean gibi polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden siyahilerin aileleriyle bir araya geldiğini ifade etti. Trump, polislerin hayatları risk altında olduğu durumlar dışında güç kullanamayacağını açıkladı. Polisin ölümcül olmayan yeni silahlar kullanmaya başlayacağını aktaran Trump, evsizler, uyuşturucu bağımlıları ve akıl hastası kişilerle ilişkilerde polise destek olmak için sosyal hizmet uzmanlarının devreye gireceğini ve bu kurumlara daha fazla kaynak ayrılacağını açıkladı.

    “Ülke genelinde kanun ve nizam sağlanmalı”

    Polislerin sokakların ve vatandaşların güvenliğini sağladığını ifade eden Trump, “Şeffaflığı artırmamız, polislerin eğitimine daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor. Suçu azaltmak ve polisler için standartları yükseltmek birbirine zıt şeyler değildir” diye konuştu.

    Trump, Minnesota’da siyahi George Floyd’un polis şiddeti ile öldürülmesinin ardından düzenlenen protestolardaki şiddet olaylarını da kınayarak, “Suçu ortadan kaldırmak ve polis merkezlerini yakmak dökmek gibi eylemlere şiddetle karşıyım” dedi. “Ülke genelinde kanun ve nizam sağlanmalı” diyen Trump, “Artık yağma veya kundaklama olmayacak. Yakıp yıkmadan yakalananlara ağır cezalar verilecek. Bunları hoş göremeyiz” şeklinde konuştu.

    “Gözaltı esnasında zanlının boynuna baskı uygulaması yasaklanacak”

    Trump, polis reformuna yönelik, “Gözaltı sırasında polisin hayatı tehlikede değilse zanlının boynuna baskı uygulanması yasaklanacak. Ölüme neden olan müdahalelerin önlenmesi amacıyla ölümcül olmayan silahların kullanılmasını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis şehrinde siyahi George Floyd’un 25 Mayıs’ta polis tarafından gözaltına alındığı sırada öldürülmesinin ardından başlayan protestoların tüm ülkeye yayılmasıyla polis kanununda yapılması gereken değişiklikler gündeme gelmişti.

  • Arısoy: “Talep edilen bedele ilişkin olarak tüketici hakem heyetlerine başvurun”

    Arısoy: “Talep edilen bedele ilişkin olarak tüketici hakem heyetlerine başvurun”

    Palen Doğalgaz firmasının abonelerinden ek teminat bedeli istemesi ile ilgili bir açıklama yapan Avukat Yakup Çağrı Arısoy, abonelere çağrıda bulunarak, tüketici hakem heyetlerine başvurabileceklerini söyledi.

    Ülkemizde doğalgaz abonelerinin hizmet alımı ve hizmet kullanımı ile fatura bedelleri konusunda 4628 Sayılı kanun kapsamında kurulmuş bulunan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun çok geniş bir alanda düzenleme yetkisi olduğunu lakin hem kayıp kaçak kullanım bedeli konusunda, hem de güvence bedeli konusunda tüketicinin yanında yer aldığının söylenemeyeceğini anlatan Avukat Yakup Çağrı Arısoy, açıklamasında şunları kaydetti;

    “Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan tanıma göre; Güvence Bedeli Dağıtım şirketinin, alacaklarını garanti altına alabilmek amacıyla, mekanik sayaç kullanan abonelerden abonelik sözleşmesinin imzalanması sırasında bir defaya mahsus olmak üzere aldığı bir bedeldir.

    Ayrıca Güvence Bedelinin tespitinde Doğal Gaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 7/4 maddesine göre; Merkezi sisteme dahil olan ve aboneler için belirlenen yakıcı cihaz türü haricinde ayrı bir yakıcı cihazı bulunmayan serbest tüketiciler için tahakkuk ettirilebilecek güvence bedeli üst sınırı üçüncü fıkra hükümlerine göre belirlenir. Denilmektedir. 3. Madde de ise; Dağıtım şirketinin, mekanik sayaç kullanan abonelerine her bir yakıcı cihaz türüne göre ayrı ayrı; merkezi sistem aboneliklerinde ise BBS üzerinden tahakkuk ettirebileceği güvence bedeli üst sınırı Kurul tarafından belirlenir. Ön ödemeli sayaç kullanan abonelerden güvence bedeli alınmaz. Denilmektedir. Kurulun 2020 yılı için belirlediği üst limit; kombi kullanıcıları için 563,9TL, merkezi sistem kullanıcıları için ise; 503TL olarak belirlenmiştir. Ancak tahsil edilen bu bedelin nasıl saklanacağı konusunda bir düzenleme yok. Bedelin alım amacının fatura ödenmemesi halinde firmanın zarar görmesini engellemek olduğunu dikkate alırsak, faturasını düzenli ödeyen kişiler bakımından bu bedel firmaya ait değil. Kendisine ait olmayan güvence bedelinin nasıl saklanacağı konusunda düzenleme olmaması ise tüketicinin ödediği güvence bedelinin haksız yere kullanılmasına ve enflasyon karşısında erimesine neden olabilir.

    Dolayısı ile Doğal Gaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 3. Maddesi kapsamında yer alan tüketicilerden güvence bedeli konusunda artırım yapma hakkında dair açık bir düzenleme yok iken, güvence bedelini alıp, birkaç yıl sonra enflasyon nedeni ile bu bedelin düşük kalmış olması iddiası ile tüketiciden yeniden bedel talebinin hakkaniyet dışı olduğu kanaatindeyim.

    Bu bilgiler ışığında tüketicilerin talep edilen bedele ilişkin olarak tüketici hakem heyetlerine başvuru yapmalarının yerinde olacağını düşünüyorum. Mevzuatta açıkça düzenleme yok iken, uzun kış mevsimi nedeni ile hatırı sayılır doğalgaz faturası ödeyen Erzurum halkına karşı doğalgazın taban fiyattan alınmasını beklerken, “EK” güvence bedeli talebini hem bir Erzurumlu hem bir hukukçu olarak hakkaniyet dışı görüyorum.”

  • Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünden, Anayasa Mahkemesinin kararına ilişkin basın açıklaması

    Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünden, Anayasa Mahkemesinin kararına ilişkin basın açıklaması

    Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünce, Anayasa Mahkemesinin akademisyenlerin bildirisiyle ilgili kararına ilişkin basın açıklaması yapıldı.

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı imzasıyla yayınlanan açıklamada, “Kendilerini ‘ülkemizin akademisyen ve araştırmacıları’ olarak tanımlayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğü için terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlara karşı çıkan bir grup öğretim elemanı, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, vatandaşlarını açlığa ve susuzluğa mahkum etmekle, yerleşim yerlerine ağır silahlarla saldırmakla, anayasal ve uluslararası hukuku ihlal etmekle, vatandaşlarına taammüden kıyım ve katliam yapmakla suçlamış; özellikle devletimizin bu bölgede katliam gerçekleştirdiği ve bilinçli bir sürgün politikası uyguladıklarını söyleyerek, haksız bir beyanat içerisine girmişlerdir” denildi.

    Bildirinin terör örgütlerine karşı etkin operasyonların gerçekleştirildiği bir dönemde imzalanmasının oldukça dikkat çekici olduğu belirtilen açıklamada, “Akademik özgürlük, bir ülkenin varlığını, güvenliğini ve bekasını tehdit etmenin aracı olarak istismar edilemez. Akademik özgürlüklere saygı duyan hiçbir demokratik ülke, ayrılıkçı teröre desteği ve kendi güvenliğine saldırıyı meşru göremez.

    Düşünce özgürlüğü; iftira, hakaret suçu ve yasadışı şiddeti teşvik etmeyi içermez. Özgürlüklerin kullanımı, beraberinde ödev ve sorumlukları getirdiği için, ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü veya kamu emniyeti menfaatlerine, düzensizliğin veya suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık veya ahlakın korunması, başkalarının şöhret veya haklarının korunması, gizli olarak elde edilen bilgilerin açıklanmasının önlenmesi veya yargı organlarının otorite ve tarafsızlığının sürdürülmesi için yasa tarafından öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olan formalitelere, koşullara, kısıtlamalara veya cezalara tabi tutulabilir, çerçevesi çizilebilir. Terörle mücadele ettiği için devleti suçlayan açıklamalar yapmak, dünyanın hiçbir ülkesinde ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmez.

    Özellikle askerimizin, polisimizin, güvenlik güçlerimizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da barışı ve huzuru sağlamak adına yapmış oldukları operasyonlara karşı durmak, ülkenin üniter yapısına aykırı terör örgütünü destekleyici ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni terör örgütüyle uzlaşmaya çağıran talihsiz basın açıklaması, bilginin yol göstericiliğinden uzaklaşılarak işlenen suçların en büyüğüdür.

    “Akademisyenler” başlığı altında hazırlanan ve bizleri rencide eden bu bildiri, sadece imzalayan bir grup öğretim elemanının kanaatini ifade etmekte olup, Atatürk Üniversitesi akademisyenlerinin, Türk Yükseköğretim sisteminde çalışmakta olan yüz elli binden fazla akademisyenin görüşlerini asla temsil etmemektedir. Devletimiz ve Yüksek Öğretim Kurumumuz, her türlü tehdidi büyük bir özgüven içinde bertaraf edecek güçtedir.”

    Prof. Dr. Çomaklı açıklamasını şöyle sürdürdü; “Atatürk Üniversitesi olarak milletimize ve devletimize olan borcumuzun ödenemez olduğu bilinci içinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin her açıdan kalkınmasına katkı yapacak nesilleri yetiştirmek üzere çalışmalarımızı büyük bir inançla sürdürmeye devam edecek; dâima, devletimizin, milletimizin bağımsızlığını, bölünmez bütünlüğünü tehdit eden terör konusundaki haklı mücadelesinin yanında olacağız.

    Bu bağlamda, devletimizin millî bekâmız yolunda yaptığı ve yapacağı operasyonları sonuna kadar destekleyeceğimizi ‘kuvvetle’ vurguluyor, “teröre destek” olarak nitelediğimiz, açıkça ‘gaflet, dalâlet ve hatta hıyânet’ çizgisinde hazırlanıp yayınlanan, düşünce özgürlüğü adı altında terörü ve terör örgütünü teşvik edici bir içerikle devletin meşru savunma faaliyetlerini eleştiren bu bildiriyi nefretle kınıyoruz.”

  • Mersin’deki silahlı kavgaya ilişkin 9 kişi gözaltına alındı

    Mersin’de önceki gün iki grup arasında çıkan ve 5 kişinin yaralandığı silahlı kavgaya ilişkin 9 kişi gözaltına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, Mezitli ilçesi Merkez Mahallesi Mustafa Şahin Camii önünde cuma namazı çıkışı iki grup arasında çıkan ve 5 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı kavgaya ilişkin çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 9 şüpheliyi gözaltına aldı.

    Kız isteme meselesinden çıktığı belirlenen olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

  • AK Parti’li Muştu’nun şehit edilmesine ilişkin davaya devam edildi

    AK Parti İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Muştu’yu şehit eden PKK’lı teröristlere yardım ettikleri gerekçesiyle yargılanan sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilirken, duruşma 27 Mart’a erteledi.

    Van’ın Özalp ilçesinde AK Parti İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Muştu, 9 Ekim 2016 tarihinde çocuklarının gözü önünde PKK terör örgütü mensuplarınca uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit olmuştu. Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinde Muştu’nun cinayet davasında yargılanan 2 sanıktan A.D. avukatlarıyla birlikte hakim karşısına çıkarken, N.A. isimli sanık ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılmadı.

    “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan dava açılan sanık A.D., duruşmadaki savunmasında olayla ilişkisinin bulunmadığını ileri sürdü. Sadece sesinin benzetilmesinden dolayı yargılandığını savunan A.D., beratını talep etti. Duruşmaya katılan Muştu ailesi ve avukatları ise, sanıkların cezalandırılmalarını istedi.

    Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 27 Mart 2019 tarihine erteledi.

    Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmayı, maktulün ailesi, AK Parti Van İl Başkanı Kayhan Türkmenoğlu, AK Parti teşkilat üyeleri ile sanık yakınları izledi.

    Duruşmanın ardından Van Adalet Sarayı önünde açıklama yapan AK Parti İl Başkanı Kayhan Türkmenoğlu, Muştu’nun çok hain ve kalleş bir saldırı sunucu çocuklarının gözü önünde şehit edildiğini anımsattı. AK Parti camiası olarak şehitlerinin yanında olacağını ifade eden Başkan Türkmenoğlu, “Bugün şehit Aydın Muştu’nun duruşmasına katıldık. Bu duruşmada kardeşlerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Aydın Ahi ile Aydın Muştu’nun failleri olan teröristler öldürüldü. Buradaki duruşmada ise amacımız teröristlere yardım ve yataklık yapanların mutlak suretle cezalandırılmasıdır. Bizim adaletten istediğimiz budur” dedi.

    AK Parti olarak dava sürecini yakından takip edeceklerini dile getiren Türkmenoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tetiği çeken bir kişidir. Onun arkasında kimler varsa, hangi hainler varsa onların da yargılanmasını ve ceza almasını istiyoruz. Burada 6 yetim kardeşimiz var. Babasız olarak bundan sonraki yaşamlarını sürdürecekler. AK Parti camiası olarak her zaman bu kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Bundan sonraki süreci de yakinen takip edeceğimizi ifade ediyoruz.”

    Ailenin avukatı Zahir Soğanda ise 5 avukatla birlikte ailenin yanında müdahil olarak duruşmaya katıldıklarını, mahkeme heyetinin sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 27 Mart tarihine ertelediğini dile getirdi.

    “Lütfen PKK’ya destek vermeyin”

    Terör örgütü PKK’ya destek verilmemesi konusunda çağrıda bulunan Aydın Muştu’nun kızı Pınar Muştu da, “Benim gibi 6 kardeş yetim kalmasın. Savunduğum tek siyasi parti AK Parti’dir. Sonuna kadar da AK Parti’yi savunacağım. Çünkü babam o davada şehit oldu. Biz de bu yolda şehit olmak istiyoruz. Lütfen kimse PKK’ya destek vermesin” diye konuştu.